Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

On Üçüncü Bölüm Siyasi Tarih Doç. Dr. Giray Saynur Bozkurt Sakarya Üniversitesi.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "On Üçüncü Bölüm Siyasi Tarih Doç. Dr. Giray Saynur Bozkurt Sakarya Üniversitesi."— Sunum transkripti:

1 On Üçüncü Bölüm Siyasi Tarih Doç. Dr. Giray Saynur Bozkurt Sakarya Üniversitesi

2 Ege Sorunu ve Türk-Yunan ilişkilerini analiz edeceksiniz. 2 Kıbrıs Sorunu hakkında bilgi edinecek, Bu konuyu çalıştıktan sonra:.

3 1.KIBRIS SORUNU DÖNEMİNDEKİ GELİŞMELER 3. EGE SORUNLARI 4. TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİ 3  Olay Çalışması  Öğrenme Hedefleri

4

5 KIBRIS SORUNU Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla, İngiltere’nin, Kıbrıs üzerindeki fiili egemenliği, hukuki bir dayanağa kavuşturulduktan sonra, Türkiye ve Yunanistan, bu statüye sadık davranışlar sergilemiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ise, On iki Adaların Yunanistan’a verilmesiyle birlikte, Kıbrıs konusunda da bazı ulusçu beklentiler gündeme gelmiştir.

6 1951 yılında Makarios’un Kıbrıs konusunu BM’e götürmek için yapmış olduğu girişimler, Yunanistan tarafından hoş karşılanmamış ve Makarios’un ısrarlı tutumu karşısında Yunanistan, bu yöndeki bir girişimin başarısız kalacağı ve kendisinin de Kıbrıslılar ve diğer insanlar karşısında saygınlığını yitirebileceğini bildirmiştir.

7 Yunanistan’ın Kıbrıs’a ilişkin politikasının değişmesiyle birlikte bu ülke ile İngiltere arasında 1955’lere kadar süren bir görüşme süreci yaşanmıştır. İki ülke arasında, Kıbrıs konusunda görüşmeler sürerken İngiltere ve ABD’nin Ortadoğu’daki savunma ve işbirliği çabaları içerisinde Yunanistan ve Türkiye arasında ilişkiler sağlamlaştırılmaya çalışılmıştır.

8 1954 yılında Yunanistan’ın sorunu Birleşmiş Milletler’e getirme çabaları yoğunluk kazanmaya başladığında, Türkiye de sorunla resmen ilgilenmek gereğini duymaya başlamıştır. Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Yunan Hükümeti’ne, Türkiye’nin adadaki statünün korunmasından yana olduğunu, eğer adanın geleceğine ilişkin herhangi bir çaba göstereceklerse bu konuda Türkiye’nin de bir taraf olarak görülmesi gerektiğini ve sorunu Birleşmiş Milletler’e götürmenin Türk-Yunan ilişkilerini olumsuz yönde etkileyeceğine inandığını iletmiştir.”

9 Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin gelişmesine bağlı olarak Kıbrıs konusunda tarafların yaklaşımları belirgin bir değişim göstermiştir. 1980’lere kadar Türkiye ve Yunanistan kendi aralarındaki ilişkilerde Kıbrıs konusunu ikincil planda tutarak, bu soruna BM Genel Sekreteri’nin gözetiminde bulunan toplumlararası görüşmelerle bir çözüm bulunması girişimlerini desteklemişlerdir. Özellikle Türkiye, bu görüş üzerinde ısrarlı davranarak Kıbrıs konusunun iki ülke arasındaki diğer sorunlara çözüm bulunmasını güçleştiren etkisini ortadan kaldırmaya çalışmıştır.

10 1.Kıbrıs’ta 1967 Olayları, Türkiye-Yunanistan İlişkilerinde Bunalım ve Sonrası 1.1.Ada’da Olayların Yeniden Başlaması Kıbrıs’ta Türklerin Rumlara karşı açtığı mücadelenin liderlerinden olan Rauf Denktaş, bir süre önce adadan ayrılarak Türkiye’ye gelmişti. Bunun üzerine Makarios da, Denktaş’ın Kıbrıs’a dönmesini yasaklamış ve adaya geldiğinde tutuklanacağını açıklamıştı. Sonuçta, Türkiye’nin sert çıkışı ve aldığı önlemler üzerine,Rauf Denktaş 12 Kasım 1967’de serbest bırakıldı. Ancak bu arada Türk-Yunan ilişkileri iyice gerginleşti. Adadaki çarpışmalar yeniden başladı Rum güçlerinin Türk köylerine saldırması üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri alarma geçti. Türk uçakları Kıbrıs üzerinde uçmaya başladı.

11 1.2.Türkiye ile Yunanistan Arasında Gerginlik, Yunanistan’ın Gerilemesi Daha sonra yaşanan gelişmelerden sonra Yunanistan 29 Kasım 1967’de Türkiye’nin bütün isteklerini yerine getirdiğini kabul etmiştir. Bunun üzerine yapılan antlaşmada şunlar üzerinde karar kılınmıştır: Yunanistan, kırk beş gün içinde antlaşmalar dışında Kıbrıs’ta bulunan askerlerini BM temsilcileri kontrolünde geri çekecekti. Kıbrıs’ta 650 Türk, 950 Yunan askeri bulunacaktı. Ada’da, Zürih ve Londra Antlaşmaları esaslarına dönülecekti. Türklere karşı son Rum saldırıların yöneten Grivas adaya tekrar dönmeyecekti. Rumlar,Türklerin uğradığı zararlar ödeyecekti. Atina U-Thant’ın çağrısına uyarak,askerlerini birbuçuk ayda çekeceğine ve antlaşmanın diğer maddelerine kesinlikle uyacağına dair Türkiye’ye yazılı bir güvence verecekti. Barış Gücü’nün adada yetkisi ve sayısı çoğaltılacaktı.

12 1.3.Kıbrıs Türk Yönetimi’nin Kurulması Kıbrıs Türk toplumu liderleri 28 Aralık 1967’de “Geçici Türk Yönetimi’’ ni kurduklarını ilan ettiler. Bunu içinde bir yürütme kurulu meydana getirdiler. Kıbrıs Cumhuriyeti’ni meydana getiren antlaşmalarla bunların tanıdığı iki ayrı toplumun statülerini ve haklarını saptayan Kıbrıs Anayasası hükümleri saklı kalmak üzere kurulan bu yürütme kurulunun başkanlığına Dr. Fazıl Küçük, yardımcılığına da Rauf Denktaş getirildi. Kıbrıs Türk toplumu bu arada 24 Nisan 1971’de geçici Türk yönetiminin geçici niteliğini kaldırmıştır. Bu kararın Kıbrıs Rum yönetiminin uzlaşmaz tutumu karşısında sürekli ve köklü bir yönetim halinde çalışmak üzere alındığı açıklanmıştır. Bundan böyle de Türk toplumu, artık geçici değil, sürekli bir yönetime sahip olmuştur.

13 2.Kıbrıs Barış Harekâtı 2.1.Barış Harekâtının Sebebi İşte, Türk Barış Harekâtı, adanın Yunanistan’a ilhakını, Türklerin ilhaka karşı çıktıkları için yok edilmesini önlemeyi ve Kıbrıs’ın bağımsızlığını koruyup, adada her iki halk için geçerli olacak barışı gerçekleştirmeyi amaçlamaktaydı.

14 2.2 Tarafların Hareket Planları Rumların Planları Türk’leri imha ederek Enosis’i gerçekleştirmeyi amaçlayan Kıbrıs Rumlarının bu amaca yönelik iki planı vardır: Festos Planı: Bu plan iç güvenlikle ilgili olup, Ada Türklerini imhayı amaçlıyordu. Afrodit Planı: Bu plan adaya yapılacak çıkarma ve indirmelere karşı korumaya yönelik bir plandır. Rumlar, Türkiye’nin çıkarma yapacağı bölgeleri şöyle tespit etmişleri; Mağosa – Boğaz Larnaka Omofro Girne Baf ve Poli

15 2.2.2 Türklerin Planları Kıbrıs Barış Kuvvetlerinin Uyguladığı Plan (Yıldız – Atma 4 Planı) : Kıbrıs’a yönelik harekâta politik ve stratejik bir baskınla başlanacak. Harekât çık kısa sürede icra edilecek. Harekâtın icrası için müşterek bir planlama yapılacak. Yapılacak hava indirme harekâtı ile koordineli olarak Girne bölgesine mahdut hedefli bir çıkarma yapılacak ve bu çıkarma hava indirmesi birleşecek. Kıyı bölgesinin emniyete alınmasından sonra müteakip kademeler muharebe sahasına intikal ettirilecekti. Bu plan dört safhada uygulanacaktı; Çıkarma ve indirme safhası Birleşme safhası Kıyı başını genişletme safhası Siklet merkezi Doğuda olmak üzere Doğu ve Batı istikametinde taarruz safhası. Yapılan planlamaya göre bombardıman 20 Temmuz saat 05.00’de, indirme ve çıkarma harekatı 06:30’da başlayacaktı.

16 2.3. Kıbrıs Barış Harekatı İcrası Birinci Kıbrıs Harekâtı Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit, adadaki Yunan işgalini önlemek amacı ile müdahaleye karar verdikten sonra, diğer bir garantör devlet olarak İngiltere ile birlikte müdahale etmek amacı ile görüşme yapmak için, 16 Temmuz 1974 ‘ te İngiltere’ye gitti. Yapılan görüşmeler sonucu İngiltere’nin ortak müdahaleye yanaşmayacağını anladı. Ecevit’in İngiltere görüşmesine gitmesi harekâtı geciktirmişti. Daha fazla gecikme olmaması için Başbakan yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan harekât emrini verdi ve Türk birlikleri 20 Temmuz sabahı Girne bölgesinde Pladini Plajı denen bölgede adaya çıktı. Aynı anda Türk Hava Kuvvetlerine mensup uçak ve helikopterler Boğaz ve Ortaköy bölgelerine indirme harekâtı başlattı.

17 2.4 Birinci Barış Harekâtının Sona Ermesi Kıbrıs’ta ateşkes sağlanmasıyla birlikte Yunan hükümeti istifa etmiş, Karamanlis, Fransa’dan Atina’ya dönerek bir ulusal birlik hükümeti kurma çalışmalarına başlamıştı. Kıbrıs’ta ise Sampson çekilere, yerine eski Temsilciler Meclisi Başkanı Glafkos Klerides geçmiş ve yeni bir hükümet oluşturulmuştu. Bunun ardından Cenevre’de, İngiltere, Yunanistan ve Türkiye arasında 1. Cenevre Konferansı toplanmıştı.

18 Cenevre Konferansı 31 Temmuz günü 1. Cenevre Antlaşması imzalanmıştı. Kıbrıs’ın bağımsızlığının teminatçısı olan üç ülkenin imzaladığı anlaşmaya göre, adada iki otonom yönetimin varlığı kabul edilmişti. Kıbrıs Rumları ve Türk Birlikleri arasında BM örgütü tarafından bir güvenlik bölgesi oluşturulmuştu. Rumlar işgal ettikleri bölgelerden çekileceklerdi. Karma köylerin güvenliğini BM Barış Gücü sağlayacaktı

19 Cenevre Görüşmeleri ve 2. Barış Harekatı İkinci Cenevre görüşmelerinin başında, Türk tarafı Birinci Cenevre Antlaşmasının uygulanmasını istemişti. Bu amaçla bir gün içinde derhal bütün köylerin boşaltılması ve uygulanması istenen bütün maddeler için kesin takvim saptanması konusunda ısrar edilmişti.

20 2.6 İkinci Barış Harekâtı Birinci barış harekâtı ile ulaşılan bölge Türk ordusu için güvenceli değildi kişilik ordu dar bir bölgede sıkışıp kalmıştı. Diplomatik çabalar sonuç vermeyince 14 Ağustos 1974’te İkinci Barış Harekâtı başlatıldı.

21 2.7 Barış Harekâtının Sonuçları 20 Temmuz müdahalesi ile Yunanistan’daki askeri Cunta istifa etmiş ve sivil bir hükümet kurulması gerçekleşmiştir. Aynı şekilde Kıbrıs’ta 15 Temmuz darbesinin sonucu olarak başa geçen Nikos Sampson çekilerek, yerine Klerides geçmiş ve darbecilerin Rum toplumu içinde egemenliklerini sürdürmeleri engellenmiştir. Türkiye 1963 olaylarından beridir savunduğu Federasyon tezinin gerçekleşmesine olanak sağlamış eşitliğimiz BM kararları ile kabul edilmiştir. Adada yaşayan bütün Türkler kuzeyde toplanarak can güvenliklerini sağladılar ve coğrafi temele dayanan federasyonun temelini oluşturdular. Bunun bir devamı olarak kuzeyde toplanan Türkler, Türkiye cumhuriyeti ile işbirliği içinde Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni oluşturdular.

22 2.8. Barış Harekâtından Sonraki Siyasi ve Askeri Gelişmeler Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin Kuruluşu, 1977 ve 1979 Dorukları 13 Şubat 1975 yılında KTFD kuruldu yılında Viyana’da altı tur görüşme yapılmış ve bu gelişmelerde soruna federal bir çözüm bulunması konusu ele alınmıştı. Altıncı turdan sonra görüşmelerin çıkmaza girmesi üzerine bir buçuk yıl kadar sonra kilitlenmeyi çözmeyi amaçlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, BM genel sekreterine Makarios’la buluşma önerisi yapıldı. Zor da olsa bu görüşme 12 Şubat 1977’de yapıldı ve dört maddelik bir ilke antlaşması imzalanmıştı: 1.Kıbrıs Cumhuriyeti bağımsız, bağlantısız ve iki toplumlu olmalıdır. 2.Her toplumun yönetimi altındaki topraklar, ekonomik ve toprak verimliliği ile toprak mülkiyeti esasları ışığında görüşülmelidir. 3.Dolaşma, yerleşme özgürlüğü,mülkiyet hakkı gibi prensip meseleleri müzakereye açıktır. 4.Federal hükümetin görev yetkileri, devletin birliği ve devletin iki toplumlu mahiyetini koruyacak şekilde olacaktır. Makarios’un ölümünden sonra, yine Denktaş’ın önerisi ile yeni bir doruk antlaşması gerçekleşmiştir.19 Mayıs 1979 tarihinde bir antlaşma imzalanmıştır. Bu antlaşmalardan sonra görüşmeler Rumların BM genel kuruluna başvurdukları Mayıs 1983 yılına kadar kesintilerle devam etmiştir. Türk halkı 15 Mayıs 1983’te kendi bağımsız devletini ilan etmiştir.

23 2.9. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurulması Bağımsız devlet ilanı ile birlikte kabul edilen, KKTC’nin ilkeleri, yayınlanan “Bağımsızlık Bildirisi” ile açıklandı. Bunlar özetle şöyleydi: KKTC, BM ilkelerine bağlıdır. Bağlantısızlık dışında bir dış politika izlenmeyecektir. İki büyük devletle ve bütün ülkelerle ilişkilerinde, Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın ve dengenin korunmasını daima ön planda tutacak ve hiçbir askeri bloka katılmayacaktır. Bütün ülkelerle dostane ilişkiler kurmayı amaçlamakta ve egemenlik alanında hiçbir ülke aleyhinde, hiçbir düşmanca faaliyete izin vermemeye karalıdır. Tesis, garanti ve ittifak antlaşmalarına bağlıdır. İslam ülkeleri, bağlantısız ülkeler ve İngiliz Uluslar Topluluğuyla kabil olan en yakın bağları ve ilişkileri kurmaya çalışacaktır.

24 EOKA’nın Enosis'i hayata geçirmesi üzerine 1974 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs Harekatı sonrasında 1976’da Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulmuştur. 15 Kasım 1983’teKıbrıs Türk Federe Devlet Meclisi self determinasyon hakkını kullanarak oybirliği ile aldığı bir kararla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ilan etmiştir. KKTC'nin kuruluş bildirgesini kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş okudu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulması, Kıbrıs Cumhuriyeti, Yunanistan’ın ve pek çok devletlerin yanı sıra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de tepkisini çekti. Güvenlik Konseyi, 18 Kasım’da aldığı bir kararla bağımsızlık kararını kınadı. 13 Mayıs 1984’de Güvenlik Konseyi 550 sayılı kararı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanını ayrılıkçı bir hareket olarak tanımladı.

25 Kıbrıs Sorunu, dünyanın gündemine girdiğinden beri başta Birleşmiş Milletler bünyesindeki çalışmalar olmak üzere adanın birleştirilmesi gayesi ile birçok faaliyet yürütülmüştür. Fakat bunlardan bir sonuç alınmamıştır. Bunlardan biri olan 2004 Annan Planı referandumu da Kıbrıslı Türklerin "kabulü" ve Rumların "hayırı" ile gerçekleşmemiştir. 1 Mayıs 2004’te Kıbrıs Cumhuriyeti tüm adayı temsilen AB’ye girmişlerdir.

26 3.Ege Denizi Sorunu Türkiye ile Yunanistan arasında varolan ve karasuları, kıta sahanlığı, FIR hattı- hava sahası ve adaların silahlanması olmak üzere dörde ayrılabilecek sorunlar.

27 3.1.Karasuları sorunu 12 mil sorunu, sadece Türkiye'yi değil, Ege denizinin açık denizini bir uluslararası su yolu olarak kullanan her devleti ilgilendirmektedir. Çünkü 12 mil durumunda Ege'deki açık deniz oranı %56'dan, %26.1'e inecektir. Yunanistan, Ege karasuları sorununda karasularının azami sınırının 12 mil olabileceğini kabul eden 1982 BM Sözleşmesine atıfta bulunmaktadır. Türkiye ise, bu sözleşmeye taraf olmadığını vurgulamakta, Ege denizinin bir yarı-kapalı deniz olduğunun altını çizmekte ve Ege'de sınır saptaması yapılırken hakkaniyet ilkesine göre hareket edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Türkiye, ayrıca Yunanistan'ın karasularını 6 milin üstüne çıkarmasının casus belli (savaş sebebi) sayılacağını ifade etmektedir

28 3.2.Kıta sahanlığı sorunu Yunanistan, Türkiye ile herhangi bir anlaşma yapmadan kıta sahanlığını "eşit uzaklık" ilkesine göre tek taraflı bir biçimde saptayarak, bölgede yabancı şirketlere petrol arama izni vermeye başlamıştır. Böylece Yunanistan Ege denizi kıta sahanlığının tamamını kendisinin sayma eğilimine girmiştir. Türkiye'de, kıta sahanlığının Ege Denizi'nin en derin noktalarından geçen hatta göre sınırlandırılabileceği görüşünden hareket ederek 1 Kasım 1973'te, TPAO'ya, Anadolu'nun doğal uzantısı, yani kendi kıta sahanlığı saydığı yerlerde (ki bazı Yunan adalarının batısına düşüyorsa) petrol arama ruhsatı vermiştir. Yunanistan bunu 7 Şubat notasıyla protesto etmiş ve böylece sorun tırmanmıştır.

29 3.3.Fır hattı-hava sahası sorunu Yunanistan, 1931'de bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile hava kontrol sahasını 3 milden 10 mile çıkarmış ve Türkiye o dönemdeki iyi ilişkiler nedeni ile herhangi bir itirazda bulunmamıştır tarihli bir ICAO (International Civil Aviation Organization-Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü) toplantısında, Türk-Yunan karasuları çizgisinin batısında kalan hava trafiğinin Atina FIR'ının yetki alanına girmesi kabul edilmiştir. Bu hattın doğusunda ise İstanbul FIR'ı geçerli olacaktır. Haziran 1979'da NATO başkomutanı William Rogers'in hazırladığı plan çerçevesinde taraflar, 1980 yılında NOTAM'ları kaldırdılar. Böylece Ege Denizi yeniden sivil havacılığa açılmış oldu. Ancak Yunanistan'ın hava sahasını 10 mil olarak kabul etmesini yarattığı sorunlar halen devam etmektedir.

30 3.4.Adaların silahlandırılması sorunu Uluslararası antlaşmalar, bu adaları üç kategoriye ayırmaktadır. 1-Yunan adaları Limni ve Semadirek ile Türk adaları İmroz ve Bozcaada. Bu "Boğaz önü" adaları Boğazlarla birlikte, Boğazlar Rejimine ilişkin Lozan Sözleşmesinin 4. maddesiyle askerden arındırılmıştır. 2-Limmi, Sakız, Sisam ve Nikarya adlı Yunan adaları. Bunlar Lozan Barış Antlaşması'nın 13. maddesi gereğince ülkelerinde ancak polis ve Jandarma kuvveti bulunabilecek, deniz üssü ve istihdam kurmanın yasak olduğu adalardır. 3-Oniki ada, sayıları aslında 14 olan bu adalar da 1947 Paris Antlaşması'yla İtalya'dan alınıp Yunanistan'a verilmiş adalar olup, aynı antlaşmanın 14. maddesine göre üzerlerinde ancak asayişi sağlayacak kadar kuvvet bulundurulabilir.

31 TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİ

32 İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle savaş sırasındaki zoraki birliktelikler de sona erdi ve nimetlerin bölüşümü sürecinde anlaşmazlıklar ortaya çıkmaya başladı. SSCB’nin Batılı ülkelerle, özellikle ABD ile savaştaki birlikteliğini sağlayan faktör, tehlikeli ortak düşman olan Nazi Almanyası idi. Fakat bu tehlike ortadan kaldırıldıktan sonra savaş sonrası nimetlerin bölüşümü sorunları ortaya çıktı ve eski defterler de açılmaya başlandı. İdeolojik farklılıklar kendini daha fazla hissettirmeye başladı.

33 Atatürk döneminde Yunanistan ile başlayan yakınlaşma Kıbrıs sorununun ikili ilişkilerde önemli bir faktör haline gelmesiyle bozulmuştur. Kıbrıs’la birleşmeyi destekleyen grupların büyük bir zafer kazanarak Yunanistan’da 1952 seçimlerinde iktidara gelmeleri ve Yunanistan’da enosis (birleşme) düşüncesinin giderek daha fazla destek bulması, bunun yanında Türkiye’nin o dönemde NATO’ya üyeliğini dış politikasının en önemli gayesi olarak algılaması ve ABD’nin Kıbrıs’ın Yunanistan’a verilmesine olumlu yaklaşacağı şeklindeki kanaatler, Yunan politikasının değişiminde etkili olmuştur.


"On Üçüncü Bölüm Siyasi Tarih Doç. Dr. Giray Saynur Bozkurt Sakarya Üniversitesi." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları