Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

SELAMLAŞMANIN ÖNEMİ İdris YAVUZYİĞİT idrisyavuzyigit.com

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "SELAMLAŞMANIN ÖNEMİ İdris YAVUZYİĞİT idrisyavuzyigit.com"— Sunum transkripti:

1 İ dris YAVUZYİĞİT

2 وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيباً لا تَدْخُلُوا الجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلا تُؤمِنوا حَتى تحَابُّوا ، أَوَلا أدُلُّكُمْ عَلَى شَئٍ إذا فَعَلْتُمُوهُ تَحاَبَبْتُم ؟ أفْشُوا السَّلام بَيْنَكُم

3 Sosyal bir varlık olan insan, toplumla birlikte yaşar. Belli bir yöredeki toplum, genellikle aynı inanç ve milletten oluşsa da büyük şehirlerdeki toplumlar farklı inanç ve milletlerden oluşabilirler. Toplum içinde yaşayan fertler ya birlikte yaşama ya da bir arada yaşama kültürünü öğrenmek ve uygulamak zorundadır. İslam Dini insanlar arası ilişkilerin doğru bir şekilde ilerleyebilmesi, birlik ve beraberlik içinde yaşam sürdürülebilmesi için bazı kriterler ortaya koymuştur. Bu kriterlerden birisi de insani ilişkilerin başlangıcını oluşturan selam’dır.

4 Selam müminlerin birbirleri ile karşılaştıklarında, "es-selâmü aleyküm" ve "selâmun aleyküm" (dünyâda ve âhirette selâmette ol, sıhhat ve âfiyet, dünya ve ahiret meşakkatlerinden beri olmak, mü'min kullardan dua, meleklerden istiğfar, peygamberlerden şefaat sizin üzerinize olsun) cümleleriyle birbirlerine dua etmelerine denir. Selâmın Bir başka anlamı da, "Allah seni esenliğe kavuştursun" demektir. Selamı alan kimse "Ve Aleyküm selâm" yâni (Bana ettiğin bu güzel duâ senin de üzerine olsun) diyerek karşılık vermelidir. Türkçemizde kullanılan merhaba, hayırlı sabahlar, günaydın, tünaydın gibi kelimelerle yada el işaretiyle, korna çalmak suretiyle veya telefonda alo gibi bir kelimeyle birbirimizi selamlıyoruz. Bunların kullanılmasında bir sakınca yoktur. Ancak bu kelimeler selamlamanın yerine geçmez. Kısaca Türkçede kullandığımız bu selamlama kelimeleri ve şekilleri, selamın bize kazandırdığı ecri kazandırmaz.

5 Selam, Allah’ın isim ve sıfatlarındandır. İnsanın işlemesi muhtemel kusurlarından münezzeh olan, yaratıklarını afet ve belalardan kurtaran, zulmetmeyen demektir. Sevgili Peygamberimiz bir hadisi şeriflerinde: “Şüphesiz ki selâm Allahın isimlerinden biridir. Onu yeryüzünde koymuştur. O halde onu aranızda yayınız”. (Buhârî, elEdebü lMüfred, s. 268, H.no: 1019) buyurmuştur. Allah’ın güzel isimleri arasında barış ve güvenlikle alakalı olan es-Selam'ın (HAŞR 23.) özel bir yeri olduğu muhakkaktır. Çünkü selam, Allah katında geçerli tek dinin özel adı (İslam aslında, alem olmaktan ziyade, sıfat ve ameldir; Allah katında geçerli olan din İslamiyet'tir; sadece sözlü değil fiilî teslimiyettir.) ile aynı kökten gelir.

6 İnsanlara İslam emredilmişse, bunun Hak Tealanın Selam ism-i şerifi ile ilişkisi aşikârdır. Bu bakımdan, barışçıl ve güvenilir insan, esenlik ve barış kaynağı güven ve huzur kaynağı anlamına gelen Selam ism-i şerifinin mazhar ve tecelligâhıdır. Zira mevlamız şöyle buyurmaktadır: اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَليمٍ “Ancak Allah'a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur)”. (ŞUARA 89) “Çünkü Rabbine kalb-i selîm ile geldi”. (SÂFFÂT suresi 84. ayet) Kalbiselim sahibi; Yaratıcısıyla, kendisiyle ve çevresiyle barışık, uyumlu, nifaksız, dedikodusuz, doğru-dürüst insan demektir. Kalpteki kanaatler, duygu, düşünce ve inanışlar mutlaka davranışa dönüşeceğinden, bu tip bir insan başka insanlara, hayvanlara ve doğaya zarar vermeyecek; bu özellikteki insanlar arttıkça dünyada barış ve esenlik hâkim olacaktır.

7 Allah mümin kullarını hem bu dünyada hem de kıyamet günü selamla karşılar تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُ سَلَامٌ وَاَعَدَّ لَهُمْ اَجْرًا كَريمًا “Kendisine kavuştukları gün, Allah'ın onlara iltifatı, «selâm» dır. Allah onlara çok değerli mükâfat hazırlamıştır.” (AHZÂB 44.) Bir başka ayette de: “Onlara merhametli Rabb'in söylediği selam vardır”. (YÂSÎN 58) قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ وَسَلَامٌ عَلٰى عِبَادِهِ الَّذينَ اصْطَفٰى اٰللّٰهُ خَيْرٌ اَمَّا يُشْرِكُونَ “ (Resûlüm!) De ki: Hamd olsun Allah'a, selam olsun seçkin kıldığı kullarına. Allah mı daha hayırlı, yoksa O'na koştukları ortaklar mı?” (NEML 59)

8 Cennet yurdunun bir imside selamdır وَاللّٰهُ يَدْعُوا اِلٰى دَارِ السَّلَامِ وَيَهْدى مَنْ يَشَاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقيمٍ “Allah kullarını esenlik yurduna (Cennete) çağırıyor ve O, dilediğini doğru yola iletir. (YÛNUS 25.) “Rableri katında onlara esenlik yurdu (cennet) vardır. Ve yapmakta oldukları (güzel) işler sebebiyle Allah onların dostudur”. (EN'ÂM 127.) Cennete girerken Mü’minler selamla karşılanırlar, cennet de birbirleri ile selamlaşırlar. Dünyada ve ahıretteki güzel ve huzurlu bir yaşam, Mü’min kulları üzerinde, sonsuz şefkat sahibi olan Allah’ın SELAM sıfatının tecellilerindendir. Dünyada güzel bir hayatla yaşayan, Allaha kulluk yapıp, işlediği Salih amellerden ecir kazanan Mümin, ahirette de hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak cennete girecektir.

9 Selam vermek mümin olmanın alametlerindendir يَا اَيُّهَا الَّذينَ اٰمَنُوا اِذَا ضَرَبْتُمْ فى سَبيلِ اللّٰهِ فَتَبَيَّنُوا وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ اَلْقٰى اِلَيْكُمُ السَّلَامَ لَسْتَ مُؤْمِنًا تَبْتَغُونَ عَرَضَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا “Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek «Sen mümin değilsin» demeyin. Çünkü Allah'ın nezdinde sayısız ganimetler vardır. Önceden siz de böyle iken Allah size lütfetti; o halde iyi anlayıp dinleyin. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır”. (NİSA 94.)

10 Okulda, çarşıda, pazarda, camide, selâmla kurulan yakınlık, dostluğa, kardeşliğe dönüşür. Aynı apartmanda yaşayan, aynı kurumda görev yapan kimi insanların birbirlerine selâm vermeden, iyi günler, iyi akşamlar, iyi görevler dilemeden, merhaba demeden yaşadığı ne yazık ki bir gerçek. Apartmanı paylaşan, birkaç dakika da olsa bir asansörde birbiriyle selâmlaşmayan asık suratlar, insanlara tebessüm etmenin, güler yüzlü davranmanın bir ibadet olduğunu bilmiyorlar mı? Selâm vermek, selâmünaleyküm demek güler yüzün, iyi niyetin kelimelerle bir ifadesidir aynı zamanda. Selâmdan uzak böylesi insanlardan oluşan bir toplum, sağlıklı bir iletişim kuramayacağı gibi, birlikte yaşamanın mutluluğunu da hakkıyla yaşayamaz.

11 Selam birbirlerini tanıyanlar arasında muhabbeti artırıcı bir özelliği olmasının yanı sıra, birbirlerini tanımayan insanların ise birbirlerine karşı muhabbet beslemelerine sebep olmaktadır. Selam verilmek suretiyle bireyler arasında sevgi meydana gelmektedir. Selamlaşmak dostluğun, birlikteliğin başlangıcıdır. Selamlaşmak sevgiyi, sevgi kardeşliği, kardeşlik birlik ve beraberliği doğurur. Müminlerin birbirlerini sevmesi ise İmanın alametidir. Peygamber Efendimizin bir hadisini sizlerle paylaşmak isterim. لا تَدْخُلُوا الجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلا تُؤمِنوا حَتى تحَابُّوا ، أَوَلا أدُلُّكُمْ عَلَى شَئٍ إذا فَعَلْتُمُوهُ تَحاَبَبْتُم ؟ أفْشُوا السَّلام بَيْنَكُم “Siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız.” (Müslim, Îmân 93)

12 ثَلَاثٌ يُصْفِينَ لَكَ وُدَّ اَخِيكَ: تُسَلِّمُ عَلَيْهِ إِذَا لَقِيتَهُ, وَتُوَسِّعُ لَهُ فِى الْمَجْلِسِ, وَتَدْعُوهُ بِاَحَبِّ اَسْمَائِهِ إِليْهِ Peygamberimiz sevginin anahtarının selam olduğunu şöyle ifade etmişlerdir: “Şu üç şey, mümin kardeşinle arandaki sevgiyi pekiştirir. Kardeşinle karşılaştığında selam verir, meclisinde ona yer gösterir ve onu en çok hoşlandığı isimlerle çağırırsın.” (Terğib ve Terhib, C.5, S.289) اَعْجَزُ النَّاسِ مَنْ عَجَزَ فِي الدُّعَاءِ وَاَبْخَلُ النَّاسِ مَنْ بَخِلَ بِالسَّلَامِ Ebu Hureyre (r.a.)’den Peygamberimiz (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: “İnsanların en beceriksizi dua yapmayanı, insanların en cimrisi de selam vermeyenidir.” (Terğib ve Terhib, C.5, S.299)

13 Selamı yaymak görevimiz ve cennete götürecek amellerimizden birisidir يَا اَيُّهَا النَّاسُ اَفْشُوا السّلاَمَ وَاَطْعِمُوا الطَّعَامَ وَصِلُوا ارْحَامَ وَصَلُّوا وَالنَّاسُ نِيَامٌ تَدْخُلُوا الْجَنَّة بِسَلاَمٍ “Ey insanlar, selamı yayın, yemek yedirin, akrabaya ilgi gösterin, herkes uykuda iken namaz kılın, selametle cennete girin." (Tirmizî, Kıyâmet 42. Terğib ve Terhib, C.5, S.290) يَا رَسُولَ اللّٰهِ اَخْبِرْنِى بِشَيْئٍ يُوجِبُ إلَى الْجَنَّةِ قَالَ طِيبُ الْكَلَامِ وَبَذْلُ السَّلَامِ وَاِطْعَامُ الطَّعَامِ selamlaşmak Ebu Şureyh, Resulüllah (sav)’e: “Ya resulellah! Beni cennete götüren bir şey söyle” dediğimde, Resulullah (sav): “Tatlı dilli olmak, selamlaşmak, ve yemek yedirmek” buyurdular. (Terğib ve Terhib, C.5, S.291)

14 Rabbimiz evlerimize girdiğimiz zaman aile fertlerimize selam vermemiz gerektiğini bizlere şöyle bildirmektedir. فَإِذَا دَخَلْتُم بُيُوتاً فَسَلِّمُوا عَلَى أَنفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِّنْ عِندِ اللَّهِ مُبَارَكَةً طَيِّبَةً كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُون “… Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selam verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar.” (NÛR 61.) Resul-ü Ekrem Efendimizden aktarılan bir hadiste ise ev halkına selam vermenin kişiye sağlayacağı kazanç şöyledir. قالَ لِي رسولُ اللّهِ: يَا بُنَيَّ إذَا دَخَلْتَ عَلى أهْلِكَ فَسَلِّمْ يَكُنْ سَلامكَ بَرَكَةَ عَلَيْكَ وَعَلى أهْلِ بَيْتِكَ. Hz. Enes (r.a) anlatıyor: "Resulullah (a.s) bana buyurdular ki: "Ey oğulcuğum, (Evine) girdiğin zaman âilene selam ver ki, selamın, hem senin üzerine hem de aile halkına bereket olsun!“ (Tirmizî, İsti'zân 10)

15 Peygamber efendimiz Kabir ziyareti yaparken ölüleri selamlamamızı ve dua etmemizi tavsiye etmiştir: اﻟﺴﻼمُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَوْمِ مُؤْمِنِينَ وَإنَّا اِنْشَاءَ اللّهُ بِكُمْ َﻻحِقُونَ “Ey müminler topluluğu! Allah'ın selamı üzerinize olsun. İnşallah biz de yakında size katılacağız.” (Müslim; Cenaiz, 35)

16 Selam sadece dünya hayatının değil cennet hayatının da esenlik ifadesidir. Kur’an-ı Kerimde ölüm esnasında ve cennette meleklerin inananlara, inananların birbirlerine selam verecekleri bizlere şöyle bildirilmektedir. اَلَّذينَ تَتَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰئِكَةُ طَيِّبينَ يَقُولُونَ سَلَامٌ عَلَيْكُمُ ادْخُلُوا الْجَنَّةَ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ “ (Onlar,) meleklerin, «Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin» diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir.” (NAHL 32.) وَسيقَ الَّذينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ اِلَى الْجَنَّةِ زُمَرًا حَتّٰى اِذَا جَاؤُهَا وَفُتِحَتْ اَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَا سَلَامٌ عَلَيْكُمْ طِبْتُمْ فَادْخُلُوهَا خَالِدينَ “Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varıp da kapıları açıldığında bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedî kalmak üzere girin buraya, derler”. (ZÜMER 73.)

17 وَاُدْخِلَ الَّذينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدينَ فيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْ تَحِيَّتُهُمْ فيهَا سَلَامٌ “İman edip de iyi işler yapanlar, Rablerinin izniyle içinde ebedî kalacakları ve zemininden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Orada (birbirleriyle) karşılaştıkça söyledikleri «selam» dır”. (İBRÂHİM 23.) دَعْوٰیهُمْ فيهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فيهَا سَلَامٌ وَاٰخِرُ دَعْوٰیهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمينَ “Onların oradaki duası: «Allahım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz!» (sözleridir). Orada birbirleriyle karşılaştıkça söyledikleri ise «selâm» dır. Onların dualarının sonu da şudur: Hamd, âlemlerin Rabbi Allaha mahsustur”. (YÛNUS 10)

18 İslam dini insanlar için ne yararlı ise onu emretmiş, nelerde zararlı ise insan hayatından çıkartılmak üzere yasak kapsamına almıştır. Müslümanlara emredilen selamlaşmanın yine insanlara faydası vardır. Selam öncelikle mütevaziliğin adıdır. İnsanların gönlünü kazanmanın en temel basamağıdır. Sevginin yerleşmesine vesiledir. İnsanların birbirlerinden güven içerisinde olmalarına bir sebeptir. Selam vermek Efendimizden bizlere aktarılan birçok hadislerinde teşvik edilen hususlardan olmuştur. Hz. Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır. سُئِلَ رسولُ اللّه: أيُّ الاسْلاَمِ خَيْرٌ؟ قالَ: تُطْعِمُ الطَّعَامَ، وَتَقْرَأُ السلاَمَ عَلى مَنْ عَرَفْتَ وَمَنْ لَمْ تَعْرِفْ. Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (r. anhümâ) anlatıyor: Bir adam, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: – İslâm’ın hangi özelliği daha hayırlıdır, diye sordu? Resûl-i Ekrem: “Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selâm vermendir” [Ebû Dâvud, Edeb 142, (5194).] buyurdu.

19 Selâmlaşmak, her şeyden önce bir nezaket kuralı, dostluk ve iyi niyet işaretidir. Selâmlaşanlar, karşılıklı olarak birbirlerine, sevgi, saygı, sağlık ve esenlik dileklerini sunmuş olurlar. Selam aynı zamanda bir medenilik işaretidir. İnsan medeni bir varlıktır. Karşılaştığı kimseye selâm vermemek, onu görmemezlikten gelmek, hiçe saymak demektir. Bu ise medeni ve zarif bir tutum değildir. Karşılaştıkları zaman selâmlaşmak insanlara mahsus güzel bir meziyettir. Peygamber Efendimiz: “ اَسَّلامُ قَبْلَ الْكَلامِ ”: “Konuşmadan önce selâm verilir.” buyurmuştur. Birbirleriyle karşılaşan kimselerin selâmlaşmaları, birbirlerine değer verdiklerinin işaretidir.

20 Selam ve selamlaşmak Yüce Rabbimizin bizlere Kuran-ı Kerimde emretmiş olduğu ilkeler arasındadır. Ayette şöyle buyrulmaktadır. وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيباً “Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” (NİSA 86.) Bu ayete istinaden alimler Selâm vermenin sünnet, selam almanın ise farz olduğuna dair görüş birliği yapmışlardır.

21 Bugün bizlerin birbirine vermiş olduğumuz Selamın şekli İslam Diniyle ortaya çıkmış değildir. Hz. Ebu Hureyre’den rivayetle Peygamber Efendimiz bir hadislerinde Selam’ın şeklinin Allah-u Teala tarafından Hz. Adem’e öğretildiğini şöyle bildirmektedir. « لما خَلَقَ الله آدم صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : اذْهَبْ فَسَلِّمْ عَلَى أُولئِكَ نَفَرٍ مِنَ الَمَلاَئكة جُلُوسٌ فاسْتمعْ ايُحَيُّونَكَ فَإنَّها تَحيَّتُكَ وَتَحِيَّةُ ذُرِّيَّتِك. فقال : السَّلام عَلَيْكُمْ، فقالوا : السَّلام ُ عَلَيْكَ وَرَحْمةُ الله ، فَزادُوهُ : وَرَحْمةُ الله » متفق عليه. “Allah Teâlâ Âdem sallallahu aleyhi ve sellem’i yaratınca ona: – Git şu oturmakta olan meleklere selâm ver ve senin selâmına nasıl karşılık vereceklerini de güzelce dinle; çünkü senin ve senin çocuklarının selâmı o olacaktır, buyurdu. Âdem aleyhi’s-selâm meleklere: – es-Selâmü aleyküm, dedi. Melekler: – es-Selâmü aleyke ve rahmetullâh, karşılığını verdiler. Onun selâmına “ve rahmetu’l-lâh”ı ilâve ettiler.”( Buhârî, Enbiyâ 1; İstizân 1; Müslim, Cennet 28) Hadis-i Şeriften şunu anlıyoruz ki, Yüce Allah’ın göndermiş olduğu bütün dinlerde selam ve selamlaşma vardır.

22 ليْسَ مِنَّا مَنْ تَشَبَّهَ بِغَيْرِنَا لَا تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ وَلَا بِالنَّصَارَى فَإِنَّ تَسْلِيمَ الْيَهُودِ الْإِشَارَةُ بِالْاَصَابِعِ وَإِنَّ تَسْلِيمَ النَّصَارَى بِلْأَكُفِّ Peygamberimiz (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Başka milletlere özenmeye çalışan bizden değildir. Yahudi ve Hristiyanlara benzemeyin. Yahudilerin selamı el kaldırma ile, hristiyanların da selamı baş sallamak iledir.” (Terğib ve Terhib, C.5, S.308)

23 Selam vermenin şeklini ve selam verme neticesinde bizlere verilecek olan müjdeleri yine Peygamberimizden öğrenmekteyiz. Bizlere kadar ulaşan bir hadis-i şerifte şu olay anlatılmaktadır. كُنَّا عنْدَ رسولِ اللّهِ فَجَاءَ رَجُلٌ فَسَلَّمَ فقَالَ: السّلاَمُ عَلَيْكُمْ. فَرَدَّ عَلَيْهِ رسولُ اللّهِ السّلاَمَ؛ ثُمَّ جَلَسَ، وَقالَ النَّبيُّ #: عَشْرٌ، ثُمَّ جَاءَ آخرُ فقَالَ: السّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّهِ. فَرَدَّ عَلَيْهِ فَجَلَسَ فقَالَ: عِشْرُونَ، ثُمَّ جَاءَ آخَرُ فقَالَ: السّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّهِ وَبَرَكَاتُهُ. فَرَدَّ عَلَيْهِ فَجَلَسَ فَقَالَ ثَلاَثُونَ. İmrân İbnu Husayn (r. anhümâ) anlatıyor: "Biz Resulullah (a.s) 'ın yanında iken bir adam gelerek selamı verdi ve: – es-Selâmü aleyküm, dedi. Hz.Peygamber onun selâmına aynı şekilde karşılık verdikten sonra adam oturdu. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem: – “On sevap kazandı” buyurdu. Sonra bir başka adam geldi, o da: – es-Selâmü aleyküm ve rahmetullah, dedi. Peygamberimiz ona da verdiği selâmın aynıyla mukâbelede bulundu. O kişi de yerine oturdu. Hz.Peygamber: – “Yirmi sevap kazandı” buyurdu. Daha sonra bir başka adam geldi ve: – es-Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh, dedi. Hz.Peygamber o kişiye de selâmının aynıyla karşılık verdi. O kişi de yerine oturdu. Efendimiz: – “Otuz sevap kazandı” buyurdular. [Ebû Dâvud, Edeb 143, (5195); Tirmizî, İsti'zân 2, (2690).]

24 إِنَّ الْمُؤْمِنَ إِذَا لَقِيَ الْمُؤْمِنَ فَسَلّمَ عَلَيْهِ وَاَخَذَ بِيَدِهِ فَصَافَحَهُ تَنَاثَرَتْ خَطَايَاهُمَا كَمَا يَتَناثَرُ وَرَقُ الشَّجَرِ Huzeyfe B. Yemani (r.a.) selam vermekle günahlarımızın döküleceği hususunda Peygamberimiz (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Bir mümin diğer bir müminle karşılaşınca selam verir, elini tutup musafahalaşırsa, ağacın yaprakları döküldüğü gibi günahları dökülür.” (Terğib ve Terhib, C.5, S.299) إِذا الْتَقَى الرَّجُلَانِ الْمُسْلِمَانِ فَسَلّمَ اَحَدُهُمَا عَلَى صَاحِبِهِ فَإِنَّ اَحَبَّهُمَا اِلَى اللّٰه اَحْسَنُهُمَا بِشْرًا لِصَاحِبِهِ فَإِذَا تَصَافَحَا نَزَلَتْ عَلَيْهِمَا مِأَةُ رَحْمَةٍ لِلْبَادِى مِنْهُمَا تِسْعُونَ وَلِلْمُصَافَحِ عَشْرَةٌ Ömer B. Hattap (r.a.) Peygamberimiz (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: “İki müslüman karşılaştıklarında biri öbürüne selam verince Allah katında en sevimli olanı arkadaşına daha samimiyetle davrananıdır. Musafahalaştıkları zaman Allah onlara yüz rahmet indirir, doksanı, önce selam verip musafaha yapana, onu da, diğerine verilir.” (Terğib ve Terhib, C.5, S.305)

25 Müslümanların bir birleri üzerindeki, haklarından biri de selamdır. خَمْسٌ مِنْ حَقِّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ رَدُّ التَّحِيَّةِ وَإِجَابَةُ الدَّعْوَةِ وَشُهُودُ الْجِنَازَةِ وَعِيَادَةُ الْمَرِيضِ وَتَشْمِيتُ الْعَاطِسِ إِذَا حَمِدَ اللَّهَ “Şu beş şey müslümanın müslüman üzerindeki hakkındandır. Selâmı reddetmek (Selâmı selâmla karşılamak), davete icabet etmek, cenazede hazır bulunmak, hastayı ziyaret etmek, aksıranı Allah'a hamd ettiği zaman teşmît etmek (ona rahmet dilemek)”. (İbn Mâce, Cenâiz, 1)

26 Hocaya sormuşlar hocam günaydın ile selamun aleykum arasında ne fark vardır? Hoca cevap vermiş: günaydın sadece hava raporudur. Havanın aydınlık olduğunu anlatır... Selamun aleykum'e gelince: “selam Allah'ın ismidir. Allah'ın selamı,rahmeti,bereketi,mağfireti, meleklerin duaları,istiğfarları peygamberlerin,allah dostlarının,şefaatçilerin şefaatleri, müminlerin duaları,istiğfarları üzerinize olsun. ALLAH sizi cennetine alsın” demektir...

27 Allah peygamberlerine ve Salih kullarına selam etmiştir وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلينَ “Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun”! (SÂFFÂT suresi 181. ayet) Saffat suresi 79. Ayette Nuh'a, 109. Ayette İbrahim’e, 120. Ayette Musa ve Harun’a, ve 130. Ayette de İlyas peygambere Allah Teala selam olsun! Demektedir. Hadislerde geçtiği üzere Allah, malının tamamını islam davası uğruna harcayan Efendimizin Eşi Hz. Hatice annemize Hira dağında efendimize yemek götürdüğü bir sırada selam etmiştir. Yine Hz. Ebu Bekir bir fakire üzerindeki son elbisesini hediye edip hasıra sarıldığında da Allah Hz Ebu Bekir’e selam etmiştir.

28 Selam vermenin adapları vardır. Efendimizden selam adabıyla ilgili gelen hadislerde şöyle buyrulmaktadır. يُسَلِّمُ الرَّاكبُ عَلَى الْمَاشِي ، وَالْماشي عَلَي القَاعِدِ ، والقليلُ على الكَثِيِرِ “Binitli olan yürüyene, yürüyen oturana, sayıca az olan çok olana selâm verir.” (Müslim, Selâm 1) Cuma günü minberde hutbe okurken, yüksek sesle Kur'ân okurken, ders okuturken, ezan ve kamet esnasında, yıkanmaktayken, Tuvalette iken, Sofrada yemek yerken ve su içerken, dua ederken ve namaz kılarken selâma cevap vermemek uygun görülmüştür. Tuvalet ve banyo gibi yerlerde bulunan kimselerle içki, kumar, Fal bakmak, Dinde olmayan şeyleri uydurmak gibi bir günahı işlemekte olan kimseye bu günahı işlediği esnada selâm verilmesi uygun değildir. Açıktan Kur'an okuyana selâm vermek mekruhtur. İlmî sohbet yapanlara, ilmî çalışmalarda bulunanlara, Kur'an dinleyenlere, ezan okunurken, kamet getirilirken selâm alınıp verilmez.

29 يُجْزِئُ عنِ الجَمَاعَةِ إذَا مَرُّوا أنْ يُسَلِّمَ أحَدُهُمْ وَيُجْزِئُ عَنِ الجُلُوسِ أنْ يَرُدَّ أحَدُهُمْ. “Bir cemaat giderken, yeri gelince içlerinden bir kişinin selam vermesi hepsi için yeterlidir. Oturanlar adına da bir kişinin mukabelesi yeterlidir." [Ebû Dâvud, Edeb 152, (5210).] إنَّ أوْلَى النَّاسِ بِاللّهِ مَنْ بَدَأهُمْ بِالسّلاَمِ. Ebû Ümâme (r.a) anlatıyor: "Resulullah (a.s) buyurdular ki: " İnsanların Allah katında en makbulü ve Ona en yakın olanı, önce selâm verendir" [Ebû Dâvûd, Edeb 133] قيلَ يَارَسُولَ اللّٰهِ: الرَّجُلَانِ يَلْتَقِيانِ أَيُّهُمَا يَبْدَأُ بِالسَّلَامِ قَالَ: أَوْلَاهُمَا بِاللّْٰهِ تَعٰالَى Rasulullah’a: “İki kişi karşılaşınca önce hangisi selam verir?” Diye soruldu. Rasulüllah (sav) de “Allah’a en yakın olanı” buyurdu." (Terğib ve Terhib, C.5, S.293) إذَا انْتَهَى أحَدُكُم إلى المَجْلسِ فَلْيُسَلِّمْ، فَإذَا أرَادَ أنْ يَقُومَ فَلْيُسَلِّمْ ،فَليسْت الأُولى بأَحَقِّ من الآخِرَة “Sizden biriniz bir meclise vardığında selâm versin. Oturduğu meclisten kalkmak istediği zaman da selâm versin. Önce verdiği selâm, sonraki selâmından daha üstün değildir.” (Ebû Dâvûd, Edeb 139)

30 اَلسَّلامُ اِسْمٌ مِنْ اَسْمَاءِ اللّٰهِ تَعَالى وَضَعَهُ فِى الْاَرْضِ فَاَفْشُوهُ بَيْنَكُمْ فَإِنَّ الرَّجُلَ الْمُسْلِمَ إِذَا مَرَّ بِقَوْمٍ فَسَلّمَ عَلَيْهِمْ فَرَدُّوا عَلَيْهِ كَانَ لَهُ عَلَيْهِمْ فَضْلُ دَرَجَةٍ بِتَذْكِيرَةِ إيَّاهُمْ السَّلَامَ فَإِنْ لَمْ يَرُدُّوا عَلَيْهِ رَدَّ عَلَيْهِ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنْهُمْ Abdullah İbn Mesud (r.a.) Peygamberimizin şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Selam Allahın isimlerinden yeryüzüne (insanların arasına) koyduğu bir isimdir. Selamlaşarak onu aranızda yayınız. Mümin kişi bir topluluğun yanından geçer ve onlara selam verir, onlarda selamı alırlarsa o kişi onlara selamı hatırlattığından dolayı toplumun sayısınca sevap alır. Eğer, o topluluk selamı almazsa, alan en hayırlısıdır.” (Terğib ve Terhib, C.5, S.294)

31 Selam büyüklere verildiği gibi küçüklere de verilmelidir. Çünkü Efendimiz böyle yapmıştır. Ashaptan Hz. Enes çocuklara rastladığı zaman kendilerine selam verirdi ve Peygamber Efendimizin (s.a.s.) çocuklara selam verdiğini insanlara bildirirdi. Kadınlara selam "Kadınlar cemaat halinde iseler onlara selam verilir." "Kadın tekse, ona kadın, kocası, efendisi, mahremi selam verir”; "Kadın kendisine şehvet duyulmayacak kadar yaşlı ise yabancı erkeğin ona selam vermesi müstehabtır, kadının da erkeğe selam vermesi müstehabtır. Bunlardan hangisi önce vermişse mukabele diğerine gerekli olur." "Eğer kadın, şehvet duyulan biri ise genç de olsa, yaşlı da olsa ona yabancı erkek selam vermez, erkeğe de kadın vermez. Şayet biri selam verecek olsa, mukabeleye müstehak olmaz ve hatta mukabele mekruh olur. Bu, cumhurun görüşüdür."

32 Gündelik ilişkilerde, iletişimin niteliğini belirleyen ilk söz ve davranış selamlaşmadır. Selamın alınışı ve verilişi, ilişkinin devamını belirleyici en önemli etkendir: Köyün birinde bir kadıncağız, kızını elek istemek üzere çok sevdiği komşusuna gönderir. Kızın canı sıkkındır. Komşu teyzeye gider, selamsız sabahsız, hâl hatır sormadan çatık kaşlı, gergin bakışlı bir ifade ve donuk bir sesle: Eleği ver! der. Bu tarza ve üsluba anlam veremeyen komşu teyze, aynı tarzda cevap verir: Elek yok diye çıkışır. Kız, hışımla kapıyı çarpar ve annesine koşar: Elek yokmuş der, sitemkârane. Anne şaşırır. Kırk yıllık komşusu ilk defa isteğini geri çevirmiştir. Hemen komşusuna gider, selam verir; hâl hatır, hoş beşten sonra müşfik bir sesle eleği niçin vermediğini sorar. Komşu teyze, bir yandan gülümserken bir yandan da eleği uzatır. Hoş geldin komşu, buyur der. Eleği kızına niçin vermediğini de şöyle açıklar: Eee komşu, elek istemenin de bir yol/yordamı var.

33 Selam Yüce Allah’ın göndermiş olduğu bütün dinlerde bulunan; Yüce Rabbimizin bizlere emrettiği, Sevgili Peygamberimizin teşvik ettiği; insanlar ve aile fertleri arasındaki ülfeti, sevgiyi, muhabbeti, dostluğu artıran; büyük-küçük, tanıdık-tanımadık herkese verilmesi gereken; verilip alındığında sevap elde edilen; imani bir sembol olan selam toplumsal birlikteliğimizin de anahtarıdır. Yüce Rabbimiz bizleri birbirlerini sevenlerden, birbirlerini sevmek, dostluk kurmak, muhabbeti artırmak için güzel işlerle meşgul olanlardan eylesin. Cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.

34 إِن الْمَلٰئِكَةَ تُسَلِّمُ عَلٰى اَهْلِ الطَّاعَاتِ وَلَا تُسَلِّمُ عَلٰى اَهْلِ الْعِصْيانِ فَمِنْهُمُ الظَّلَمَةُ لَيْسَ لَهُمْ نَصِيبٌ فِي سَلٰامِ الْمَلائِكَةِ وَآكِلُ لْحَرَامِ وَقَاطِعُ الرَّحِمِ وَالنَّمَّامُ وَآكِلُ اَمْوَالِ الْيَتَامَى لَيْسَ لَهُمْ نَصِيبٌ فِي سَلامِ الْمَلَائِكَةِ “Melekler ibadet ve itaatta bulunanlara selam verirler. Günahkarlara selam vermezler. Asilerden zalim olanlara meleklerin selamından nasip yoktur. Haram yiyen, akrabası ile ilişkiyi terk eden, söz taşıyan ve zulüm ile yetimlerin mallarını yiyenlere de meleklerin selamından pay ve nasip yoktur”.

35 Konya da yılları arasında yaşamış Hacıveyiszade Mustafa Efendi isminde âlim, zahid, herkes tarafından çok sevilen ve sayılan biri vardı. Bir çok faziletleri ve üstün meziyyetleri yanında, çoluk çocuk, kadın erkek, yaşlı genç, tanıdık tanımadık, karşılaştığı herkese selâm vermesiyle de meşhurmuş. Hatta onun bu selâmı, çocuklar için bir eğlence vesilesi bile olurmuş. Daha o, çocuklara selâm vermeden önce, çocuklar ona selam verirmiş. O da başlarını okşaya okşaya aleyküm selâm, aleyküm selâm diyerek gidermiş ve bu arada çocuklara çerez vermeyi de ihmal etmezmiş. Hacıveyiszade bir kere oğlu ile İstanbul’a gitmiş. Galata Köprüsünden geçiyorlarmış. Adeti üzere yine sağına, soluna, önünden geçen herkese selâm verince, herkes birbirine bakmaya başlamış, onun bu tutumu tuhaflarına gitmiş. Oğlu: Baba, burada selâm vermesek olmaz mı? demiş. Hacıveyiszade: Niye? diye sormuş. Oğlu: Bunlar içerisinde Müslüman olmayanlar da var. Hem pek alan da yok. deyince, Hacıveyiszade: Olsun babam, onlar almazlarsa ben geri alıveririm selâmımı, olur biter. Biz verelim de onlar almayacaksa yine almasın. demiş. (Mustafa Özdamar, Hacıveyiszade, İst., 1992, s.18) Öyle kimseler vardır ki, karşısındakinden bir çıkarı olduğu zaman selâm verir veya selâm alır. Bir çıkarı yoksa onu görmemezlikten, duymamazlıktan gelir. İşte bu tip menfaatperestler için ünlü Divan şairi Fuzuli asırlarca önce: Selâm verdim, rüşvet değildür deyû almadılar. der.

36 Günümüz insanı, yoğun bir tempo ile yaşıyor. Selâma, konuşmaya, hatır sormaya, ziyarete gitmeye nedense pek vakit ayıramıyor. Selâmın insanî ve İslâmî bir görev olduğunu unutuyor, ya da önemsemiyor. Böylece dostluğun sıcak ortamını yakalayamıyor. Daha bireysel bir yaşayışı tercih ediyor, bencilleşiyor, paylaşmayı bilmiyor. Daha az konuşuyor, dertleşiyor. Mutlulukların paylaşıldıkça artacağını, dert ve sıkıntıların ise azalacağı gerçeğinin farkına varamıyor. Selâm, sevgi, saygı ve insanlığın anahtarıdır. İnsanı insana yakınlaştıran, sevdiren, saydıran, anlaştıran iletişimin iki hecelik adı; selâm.

37 SELAM OLSUN Bu dünyadan gider olduk Kalanlara selam olsun Bizim için hayır dua Kılanlara selam olsun Ecel büke belimizi Söyletmeye dilimizi Hasta iken halimizi Soranlara selam olsun Tenim ortaya açıla Yakasız gömlek biçile Bizi bir asân vechile Yuyanlara selam olsun Azrail alır canımız Kurur damarda kanımız Yuyacağın kefenimiz Saranlara selam olsun Selâ verile kastımıza Gider olduk dostumuza Namaz için üstümüze Duranlara selam olsun Dünyaya gelenler gider Hergiz gelmez yola gider Bizim halimizden haber Soranlara selam olsun Miskin Yunus söyler sözün Yaş doldurmuş iki gözün Bizi bilmeyen ne bilsin Bilenlere selam olsun Yunus EMRE

38 Not: bu vaaz metni idris yavuzyiğit tarafından “Selam ve Selamlaşmanın Fazileti” Ahmet ÜNAL; “Esma-i Hüsna dan Hayata Yansıyan es-Selam” Prof. Dr. Murat Sülün; “Güzel Bir Geleneğimiz Selamlaşmak” Mustafa Kahraman; “Selamlaşmak İnsanları Kaynaştırır” Dr. Durak PUSMAZ; “Önce Selâm Sonra Kelâm” Rıfkı Kaymaz, “et Terğib ve’t Terhib” isimli eser makale ve vaaz örneklerinden istifade edilmek suretiyle hazırlanmıştır.www.guncelvaaz.com

39


"SELAMLAŞMANIN ÖNEMİ İdris YAVUZYİĞİT idrisyavuzyigit.com" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları