Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Bakara Sûresi: 193-194 Kur’ân Buluşmaları: 81 ÜMİT ŞİMŞEK.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Bakara Sûresi: 193-194 Kur’ân Buluşmaları: 81 ÜMİT ŞİMŞEK."— Sunum transkripti:

1 Bakara Sûresi: Kur’ân Buluşmaları: 81 ÜMİT ŞİMŞEK

2 وَقَاتِلُوهُمْ حَتّٰى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدّ۪ينُ لِلّٰهِۜ فَاِنِ انْتَهَوْا فَلَا عُدْوَانَ اِلَّا عَلَى الظَّالِم۪ينَ Onlarla, fitne ortadan kalkıncaya ve din Allah için oluncaya kadar savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur. Bakara: 193

3  Savaş konusunda iki farklı anlayış:  1. İslâm yeryüzünde hakim oluncaya kadar savaş. Müslüman olmayanlar İslâm’a girer yahut cizye vermeyi kabul ederlerse onlarla savaşılmaz.  2. Barış esastır. Karşı taraftan bir tecavüz veya hak ihlâli gibi sebepler olmadıkça barış içinde yaşanır. Bakara: 193 | savaş

4  “Savaşçıların” görüş ve delilleri:  İslâm devleti evrensel değerler üzerine kurulmuştur; bütün toplumlara ve bütün çağlara hitap eder ve bu değerleri bütün dünyaya yapmak ister; belli bir bölge veya toplumla sınırlanamaz.  Başkalarının hıyanetinden ise hiçbir zaman emin olunamaz.  “Onlarla savaşın” ifadesindeki “onlar” müşriklerdir. ./.. Bakara: 193 | savaş

5 ./..  Âyette geçen “fitne” şirk anlamındadır. Yeryüzünde şirk ortadan kalkıncaya ve İslâm bütünüyle hakim olup da sadece Allah’a ibadet edilinceye kadar savaşmak gerekir.  İnsanlar, ya İslâma girmek veya cizye vermeyi kabul etmek suretiyle kurtulabilirler.  “Zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur” / zalimler: Lâ ilâhe illâllah demekten kaçınanlar (“Şirk büyük bir zulümdür” – Lokman, 31:13). Bakara: 193 | savaş

6  Onlarla, fitne ortadan kalkıncaya ve din bütünüyle Allah için oluncaya kadar savaşın. Eğer vazgeçerlerse, hiç şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını görüyor.  Enfâl, 8:39  Haram aylar çıktığında, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, yakalayın, kuşatın, geçecekleri bütün yolları tutun. Eğer tövbe eder, namazı dosdoğru kılar ve zekâtı verirlerse, onlara ilişmeyin. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.  Tevbe, 9:5 Bakara: 193 | savaş

7  Bana, Allah’tan başka ilâh bulunmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik edip namazı kılıncaya ve zekâtı verinceye kadar insanlarla savaşmam emredildi. Bunları yaptıklarında kanlarını ve mallarını – İslâmın hakkı müstesna olmak üzere – benden korumuş olurlar; hesapları ise Allah’a aittir.  (Mütevatir hadis) Buharî, İman: 17, 28, Salât: 28, Zekât: 1, İ’tisam: 2, 28; Müslim, İman: 32-36; bkz. Ebû Dâvud, Cihad: 95; Tirmizî, Tefsir: 88; Nesâi, Zekât: 3; İbni Mâce, Fiten: 1-3 Bakara: 193 | savaş

8  Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, Allah’ın haram ettiğini haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, onlar kendi elleriyle cizye verip de küçük düşünceye kadar savaşın.  Tevbe, 9:29  Diğer grubun delil olarak dayandıkları barışa dair âyetlerin, Müslümanların zayıf olduğu zamanlara münhasır olduğunu ve neshedildiğini öne sürerler. Bakara: 193 | savaş

9  “Barışçıların” görüş ve delilleri  İslâm’da asıl olan barıştır; savaş arızîdir.  “Onlarla savaşın” ifadesindeki “onlar” Bakara 190’da geçen ve “Müslümanlarla savaşanlardır”.  Âyette geçen “fitne” şirk mânâsından başka, “Müslümanları dinlerinden döndürmeye yönelik tertipler ve saldırı tehlikesi” gibi anlamlara da gelir. ./.. Bakara: 193 | savaş

10 ./..  “Zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur” / zalimler: Müslümanlara zulmedenler ve Müslümanlarla savaşanlar  Savaş sebebi: İslâma ve Müslümanlara yönelik fiilî düşmanlık, özgürlüğün kısıtlanması, zulüm  “İnsanlarla savaşmam emredildi”: O zamanın ve o bölgenin insanları. Müslümanlara zulmetmekten hiçbir zaman geri durmayan, antlaşmalara riayet etmeyen Arap müşrikleri.  Savaşın gayesi “insanları zorla Müslüman etmek” olamaz; imanın özgür iradeye dayanması gerekir. Bakara: 193 | savaş

11 ./..  “Din Allah için oluncaya kadar”: İnsanlar özgürce inançlarını seçebilecekleri ve herhangi bir baskı sebebiyle değil, sırf Allah rızası için İslâm’ı kabul edebilecekleri bir ortama kavuşuncaya kadar.  Farklı âyetler arasında nesih söz konusu değildir; farklı şartlar için farklı tavırlar öngörülmektedir.  Resulullah (s.a.v.) zamanında da, Hulefâ-i Râşidîn zamanında da savaş hiçbir zaman insanları zorla İslâm’a sokmak için yapılmamıştır. Bakara: 193 | savaş

12  Kendilerine savaş açılan mü’minlere, zulme uğramaları yüzünden, savaş izni verildi. Hiç şüphe yok ki Allah onları muzaffer etmeye kadirdir.  Onlar, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden başka hiçbir sebep yok iken, haksız yere yurtlarından çıkarılmışlardır. Eğer Allah insanların kötülüğünü birbirinin eliyle savuşturmasaydı, manastırlar, havralar, kiliseler ve mescidler — ki buralarda Allah’ın adı çok anılır — yıkılıp giderdi. Allah’a yardım edene Allah elbette yardım eder. Çünkü Allah karşı konulmaz kuvvet sahibi ve herşeyin mutlak galibidir (Kavî, Azîz).  Hac, 22:39-40 Bakara: 193 | savaş

13  Âyette iki önemli husus:  1. Savaş izni zulüm sebebiyle verilmiştir.  2. Diğer din mensuplarının özgürlüklerine de vurgu yapılmıştır; dolayısıyla, onları İslâm’a girmek için zorlamak söz konusu değildir. Bakara: 193 | savaş

14  Size ne oluyor ki Allah yolunda savaşmıyorsunuz? Oysa çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar, “Ey Rabbimiz! Ahalisi zalim olan bu beldeden bizi çıkar. Bize yüce katından bir dost gönder; yüce katından bir yardımcı gönder” diye dua edip duruyorlar.  İman edenler Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler ise tâğutun yolunda savaşırlar. Siz de şeytanın dostlarıyla savaşın. Gerçekte, şeytanın hilesi pek zayıftır.  Nisâ, 4:75-76 Bakara: 193 | savaş

15  Sizinle din uğrunda savaşmamış ve sizi yurdunuzdan çıkarmamış olanlara iyilik yapmaktan ve âdil davranmaktan Allah sizi men etmez. Aslında Allah adalet edenleri sever.  Allah ancak sizinle din uğrunda savaşmış, sizi yurdunuzdan çıkarmış ve çıkarılmanıza destek olmuş kimseleri dost edinmekten sizi men eder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin tâ kendileridir.  Mümtehine, 60:8-9 Bakara: 193 | savaş

16  Haram aylar çıktığında, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, yakalayın, kuşatın, geçecekleri bütün yolları tutun. Eğer tövbe eder, namazı dosdoğru kılar ve zekâtı verirlerse, onlara ilişmeyin. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.  Müşriklerden biri senden sığınma hakkı isteyecek olursa, ona bu hakkı ver, tâ ki Allah’ın kelâmını dinlesin. Sonra da onu güvende olacağı yere ulaştır. Çünkü onlar bir cahiller güruhudur.  O müşriklerin Allah ve Resulü katında nasıl bir ahdi olabilir ki? Mescid-i Haram yanında antlaşma yaptıklarınız ise müstesnadır. Onlar size dürüst davrandıkları müddetçe siz de onların hakkına riayet edin. Muhakkak ki Allah kötülükten sakınanları sever.  Tevbe, 9:5-7 Bakara: 193 | savaş

17  Antlaşmayı bozan müşrikler hakkında inen bu âyetler, Peygamberimizin Müslümanları Hz. Ebubekir’in emirliği altında hacca gönderdiği bir sırada nazil oldu. Bunun üzerine Peygamberimiz Hz. Ali’yi bu âyetleri tebliğ etmekle görevlendirdi. Hz. Ali de hac için toplanan insanlara bu sûrenin otuz kadar âyetini okuyarak şu dört hususu tebliğ etti: (1) Bu yıldan sonra Kâbe’ye hiçbir müşrik yaklaşmayacak. (2) Hiç kimse çıplak olarak Kâbe’yi tavaf etmeyecek. (3) Mü’minlerden başkası Cennete giremeyecek. (4) Müşrikler tarafından bozulmamış olan antlaşmalar, süreleri doluncaya kadar yürürlükte kalacak.  Buhârî, Tefsir 9: 2- 4; Müslim, Hacc: 435; Ebû Davud, Hacc: 66; Tirmizî, Tefsir 9:5-7; Nesâî, Hacc: 161. Bakara: 193 | savaş

18  Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi birden iman ederdi. Yoksa insanları imana gelinceye kadar zorlayacak mısın?  Yunus, 10:99  Onlara karşı gücünüzün yettiği her türlü kuvveti ve savaş için eğitilmiş atları hazırlayın — tâ ki, bunlarla Allah’ın düşmanını ve sizin düşmanınızı ve bunlardan başka Allah’ın bildiği, sizin ise bilemediğiniz düşmanlarınızı korkutasınız. Siz Allah yolunda ne harcarsanız, hiçbir haksızlık yapılmadan onun karşılığı size ödenir.  Onlar barışa yanaşacak olursa sen de yanaş ve Allah’a tevekkül et. Şüphesiz O herşeyi işitir, herşeyi bilir.  Enfâl, 8:60-61 Bakara: 193 | savaş

19  İki görüşün birleştirilmesi  Prof. Dr. Hayreddin Karaman, iki görüşü şöyle birleştiriyor:  Bize göre bu iki görüşü/yorumu şöyle bir noktada buluşturup birleştirmek mümkündür: İslâm'da savaşın sebebi başkalarının zararına maddî menfaat, nüfuz ve hâkimiyet sağlamak değildir. Sebep haksızlıktır, hukukun çiğnenmesidir (din ve vicdan özgürlüğünün ortadan kaldırılması, insanların yurt ve yuvalarının ellerinden alınması, zayıfların sömürülmesidir). Bu husus birçok âyette vurgulanmıştır. Eğer bu sebep sulh yoluyla ortadan kaldırılabilseydi, amaca barış yolundan ulaşmak mümkün olsaydı savaş "israf, zulüm ve mânâsız" olur, dolayısıyla gayr-i meşrû hale gelirdi. ./.. Bakara: 193 | savaş

20  Gerek Hz. Peygamber (s.a.v.) devrinde ve gerekse sonraki İslâm devletlerinde fetihler, barış yoluyla dünyada hakkın ve adâletin korunmasının mümkün olamaması vakıasına dayanmaktadır. Tarihi gerçek şudur ki, Müslüman olmayan topluluklar, kendi kavimlerinden veya dinlerinden olmayanlara hak ve özgürlük tanımamışlar, güçlenip fırsat bulduklarında saldırmışlar, akla, hayale, vicdana sığmaz zulümler yapmışlardır. Bu böyle olduğu müddetçe hakka ve adâlete bağlı bir gücün (İslâm devletinin), savaş yoluyla da olsa önceden tedbir almasında, zulme fırsat tanımamasında zarûret vardır. Eğer bir gün insanlık, savaşmadan, güç kullanmadan hakkı teslim edecek, kime karşı olursa olsun zulmü engelleyecek bir olgunluğa ulaşır ve buna göre uluslararası bir örgüt oluşturursa, Müslümanların buna katılmayıp savaşa devam etmeleri için bir sebep kalmayacaktır.  Bakara: 193 | savaş

21 اَلشَّهْرُ الْحَرَامُ بِالشَّهْرِ الْحَرَامِ وَالْحُرُمَاتُ قِصَاصٌۜ فَمَنِ اعْتَدٰى عَلَيْكُمْ فَاعْتَدُوا عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا اعْتَدٰى عَلَيْكُمْۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ Haram ay, haram aya karşıdır; hürmetler karşılıklıdır (kısas). Size tecavüz eden olursa, siz de maruz kaldığınız tecavüzün misliyle karşılık verin. Allah’tan korkun; şunu da bilin ki Allah müttakîlerle beraberdir. Bakara, 2:194 Bakara: 194

22  Haram aylar  Savaşmanın haram olduğu, sevap ve günahlara daha fazla karşılık verilen aylar  Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Receb  Hz. İbrahim zamanında teşrî kılındığı kabul ediliyor Bakara: 194 | haram aylar

23  Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı gün Allah’ın yazdığı şekilde, on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Dosdoğru hesap işte budur; bu aylarda kendinize zulmetmeyin. Müşrikler sizinle nasıl topluca savaşıyorlarsa, siz de onlarla topluca savaşın. Şunu da bilin ki, Allah kötülükten sakınanlarla beraberdir.  Tevbe, 9:36 Bakara: 194 | haram aylar

24  Sana, Haram Ayda savaşmanın hükmünü soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük günahtır. Lâkin insanları Allah yolundan alıkoymak, Onu inkâr etmek, Mescid-i Haramın ziyaretini engellemek ve oranın ahalisini oradan çıkarmak ise, Allah katında daha da büyük günahtır. Çünkü fitne, öldürmekten de kötüdür. Onlar, sizi dininizden çevirinceye kadar sizinle savaşmak için ellerinden gelen hiçbir şeyi esirgemezler. Fakat sizden her kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, işte öylelerinin dünyada ve âhirette bütün işleri boşa çıkmıştır. Onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.  Bakara, 2:217 Bakara: 194 | haram aylar

25  Ey iman edenler! Allah’ın nişanlarına, Haram Aylara, hac kurbanlarına, kurban olarak işaretlenmiş hayvanlara, Rablerinin lütfunu ve rızasını arayarak Kâbe’ye gelenlere tecavüz etmeyin....  Mâide, 5:2  Hürmetli Beyt olan Kâbe’yi, haccın yapıldığı haram ayı, gerdanlıklı ve gerdanlıksız kurbanları, Allah insanların din ve dünyalarına bir dayanak yaptı. Böylece siz de bilmiş olursunuz ki, Allah gökte olanı da bilir, yerde olanı da; çünkü Allah herşeyi hakkıyla bilendir.  Mâide, 5:97 Bakara: 194 | haram aylar

26  Kısas  birşeyin ardınca gitmek, izini sürmek / eşitlemek / bir fiile misliyle karşılık vermek  haddi aşmadan, aşırı gitmeden, misliyle ceza  Tafsilât: 73. bölüm ( âyetler) Bakara: 194 | kısas

27  “Uğradığınız tecavüzün misliyle karşılık verin... Allah’tan korkun”  “Meşru olan mukabele-i mutlaka değil, mukabele-i bilmisildir” – Elmalılı  Kötülüğün karşılığı, ona denk bir kötülüktür. Fakat kim bağışlar ve barış yolunu seçerse, onun ödülü Allah’a aittir. O ise zalimleri hiç sevmez.  Şûrâ, 42:40 Bakara: 194 | kısas

28  Ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, hiç kuşkusuz, bu sabredenler için daha hayırlıdır.  Nahl, 16:126  (Af, şahsî haklarda söz konusudur; kişi kendisine ait olan bir hakkı affedebilir, hattâ buna teşvik edilmiştir.) Bakara: 194 | kısas

29  Müşrikler hakkında dahi adalete riayet edilmesi gerektiğine dair bir örnek:  Ey iman edenler! Mü’min kadınlar hicret ederek size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Siz de onların inanmış kimseler olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri göndermeyin. Ne onlar o kâfirlere helâldir, ne de o kâfirler onlara. Yalnız, müşrik kocalarının onlara vermiş oldukları mehirleri kendilerine iade edin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde mü’min kadınları nikâhlamanızda hiçbir sakınca yoktur. Kâfir kadınları ise nikâhınızda tutmayın; onlara verdiğiniz mehri geri isteyin. Kâfirler de mü’min kadınlara verdikleri mehri geri istesinler. İşte Allah’ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Çünkü Allah herşeyi bilir, herşeyi hikmetle yapar.  Mümtehine, 60:10 Bakara: 194 | kısas

30  “Allah’tan korkun; şunu da bilin ki Allah müttakîlerle beraberdir”  müttekîler: Allah’ın emir ve yasaklarını ihlâl etmekten sakınanlar / haddi aşmaktan sakınanlar / düşmandan gelecek tehlikelere karşı hazırlıklı bulananlar ... Müşrikler sizinle nasıl topluca savaşıyorlarsa, siz de onlarla topluca savaşın. Şunu da bilin ki, Allah müttakîlerle beraberdir.  Tevbe, 9:36 Bakara: 194 | kısas

31  Allah size yardım ederse, kimse size üstün gelemez. Eğer Allah sizi yardımsız bırakacak olursa, Ondan başka size yardım edecek kim var? Onun için, mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.  Âl-i İmrân, 3:160  Nusret ve zafer, ancak Azîz ve Hakîm olan Allah katındandır.  Âl-i İmrân, 3:126  Aldığınız her türlü tedbir, başvurduğunuz her türlü çare, Allah’ın rahmetini celb etmek ve nusretine hak kazanmak içindir. Onun için, şartlar ne olursa olsun, Onun çizdiği sınırlara riayet etmek ve hiçbir zaman haddi aşmamak gerekir. Bakara: 194 | kısas

32  İnternet adresleri   utesav.org.tr  facebook.com/yazarumitsimsek


"Bakara Sûresi: 193-194 Kur’ân Buluşmaları: 81 ÜMİT ŞİMŞEK." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları