Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

YALAN VE ZARARLARI (felaketin başlangıç noktası) Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook Grup: VAAZ DOSYALARI Emin.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "YALAN VE ZARARLARI (felaketin başlangıç noktası) Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook Grup: VAAZ DOSYALARI Emin."— Sunum transkripti:

1 YALAN VE ZARARLARI (felaketin başlangıç noktası) Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook Grup: VAAZ DOSYALARI Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook Grup: VAAZ DOSYALARI

2 BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM يَا اَيُّهَا الَّذينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَديدًا يُصْلِحْ لَكُمْ اَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظيمًا «Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.» (Ahzab suresi 70-71) يَا اَيُّهَا الَّذينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَديدًا يُصْلِحْ لَكُمْ اَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظيمًا «Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.» (Ahzab suresi 70-71)

3 YALAN NEDİR Yalan kelimesinin Arapça karşılığı olan kezib (kizb) eski sözlüklerde “doğruluğun (sıdk) karşıtı, bir konuda gerçeğe aykırı haber veya bilgi vermek, söz vakıaya uygun olmamak” diye tanımlanır. Haberin doğruluğu vakıaya uygunluğu, yalan olması aykırılığı ile bilinir. (Lisânü’l-Arab, “kźb” md.; Ahmed b. Muhammed el-Feyyûmî, s. 201)

4 ALİM EL-KİNDİ’NİN YALANI TARİF EDİŞİ “Olmayanı olmuş, olanı olmamış gibi gösteren söz” şeklinde tanımlar (Resail, I, 169). Kezib kelimesi ayet ve hadislerle diğer İslâmî kaynaklarda “gerçeğe aykırı konuşmak” anlamında masdar, “gerçeğe uygun olmayan söz, haber” anlamında isim olarak kullanılır. “Olmayanı olmuş, olanı olmamış gibi gösteren söz” şeklinde tanımlar (Resail, I, 169). Kezib kelimesi ayet ve hadislerle diğer İslâmî kaynaklarda “gerçeğe aykırı konuşmak” anlamında masdar, “gerçeğe uygun olmayan söz, haber” anlamında isim olarak kullanılır.

5 ORGANİZE YALAN قَالُوا يَا اَبَانَا اِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِنْدَ مَتَاعِنَا فَاَكَلَهُ الذِّئْبُ وَمَا اَنْتَ بِمُؤْمِنٍ لَنَا وَلَوْ كُنَّا صَادِقينَ «Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yûsuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın" dediler.» (Yusuf suresi 17) وَجَاؤُ عَلٰى قَميصِهِ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ اَنْفُسُكُمْ اَمْرًا فَصَبْرٌ جَميلٌ وَاللّٰهُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ «Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah'tır.» (Yusuf suresi 18) -Yûsuf’u kuyuya atan kardeşlerinin babalarını onu kurdun parçaladığına inandırmak için gömleğine sürdükleri kan için kezib (uydurma, sahte) kelimesine yer verilmiştir ve Yusuf AS kardeşleri yalanla O’nu sıkıntılara mahkum etmişlerdir. Ama kazanamamışlar ve sonunda kazanan Doğru olan Yusuf as’dır. قَالُوا يَا اَبَانَا اِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِنْدَ مَتَاعِنَا فَاَكَلَهُ الذِّئْبُ وَمَا اَنْتَ بِمُؤْمِنٍ لَنَا وَلَوْ كُنَّا صَادِقينَ «Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yûsuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın" dediler.» (Yusuf suresi 17) وَجَاؤُ عَلٰى قَميصِهِ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ اَنْفُسُكُمْ اَمْرًا فَصَبْرٌ جَميلٌ وَاللّٰهُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ «Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah'tır.» (Yusuf suresi 18) -Yûsuf’u kuyuya atan kardeşlerinin babalarını onu kurdun parçaladığına inandırmak için gömleğine sürdükleri kan için kezib (uydurma, sahte) kelimesine yer verilmiştir ve Yusuf AS kardeşleri yalanla O’nu sıkıntılara mahkum etmişlerdir. Ama kazanamamışlar ve sonunda kazanan Doğru olan Yusuf as’dır.

6 ALİMLER YALAN KONUSUNDA ŞÖYLE DEMİŞLERDİR Alimler, bazı hadislerde kezibin kötü niyet taşımayan yanlış davranışlar için de kullanılmasını kanıt göstererek bu kavramın - kasıt unsuru taşısın taşımasın- gerçeğe aykırı her türlü bilgiyi ve haberi kapsadığını, ikisi arasındaki farkın sorumluluk noktasında söz konusu edildiğini belirtirler. Çünkü yalancı söylediğinin yalan olduğunu bilir, hata eden ise sözünün doğru olduğunu zanneder. (İbnü’l-Esîr, IV, ).

7 Bir kimsenin sözü aslında gerçeği ifade etse bile o kişi yalan söylediğini düşünüyorsa yalancı sayılır. اِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ اِنَّكَ لَرَسُولُ اللّٰهِ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اِنَّكَ لَرَسُولُهُ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّ الْمُنَافِقينَ لَكَاذِبُونَ «(Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, "Senin, elbette Allah'ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz" derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.» (Münafikun suresi 1) اِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ اِنَّكَ لَرَسُولُ اللّٰهِ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اِنَّكَ لَرَسُولُهُ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّ الْمُنَافِقينَ لَكَاذِبُونَ «(Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, "Senin, elbette Allah'ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz" derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.» (Münafikun suresi 1)

8 MUNAFİKUN SURESİNİN 1. AYETİNİN ANALİZİ Münafıkların Hz. Peygamber’e söyledikleri, “Şahitlik ederiz ki sen gerçekten Allah’ın elçisisin” sözleri, “Allah biliyor ki sen O’nun elçisisin” ifadesiyle doğrulanmış, “Fakat Allah da münafıkların yalancılar olduğuna şahitlik eder” mealindeki ayette sözlerini inanarak söylemedikleri için münafıkların yalancı olduğu bildirilmiştir. (Ragıb el-İsfahani, s. 270).

9 HALİS MÜNAFIK KİMDİR عن ابن عمرو بن العاص رَضِيَ اللّهُ عَنهما قال : قَالَ رَسُولُ اللّهِ : أرْبَعٌ مَنْ كُنَّ فيهِ كَانَ مُنَافِقاً خَالِصاً. وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْهُنَّ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنَ النِّفَاقِ حَتّى يَدَعَهَا : إذَا أُؤْتِمِنَ خَانَ، وَإذَا حَدّثَ كَذَبَ، وإذَا عَاهَدَ غَدَرَ، وَإذَا خَاصَمَ فَجَرَ. أخرجه الخمسة.» الُجُورُ « الكذب والفسق، والمراد به هنا الفحش.​ İbnu Amr İbni'l-As (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:"Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, husumet edince haddi aşar.» (Buharî, İman,2) عن ابن عمرو بن العاص رَضِيَ اللّهُ عَنهما قال : قَالَ رَسُولُ اللّهِ : أرْبَعٌ مَنْ كُنَّ فيهِ كَانَ مُنَافِقاً خَالِصاً. وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْهُنَّ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنَ النِّفَاقِ حَتّى يَدَعَهَا : إذَا أُؤْتِمِنَ خَانَ، وَإذَا حَدّثَ كَذَبَ، وإذَا عَاهَدَ غَدَرَ، وَإذَا خَاصَمَ فَجَرَ. أخرجه الخمسة.» الُجُورُ « الكذب والفسق، والمراد به هنا الفحش.​ İbnu Amr İbni'l-As (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:"Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, husumet edince haddi aşar.» (Buharî, İman,2)

10 KURAN-I KERİMDE YALAN KELİMESİNİN TÜREVLERİ VE İÇERDİĞİ ANLAMLARI Kur’ân-ı Kerîm’de kezib ve türevleri 280 yerde geçmektedir ve bunların çoğu “bir şeyi yalana nisbet etmek” anlamında tekzib masdarın dan türeyen fiil ve isimlerdir. Esasen kişiyle ilgili olan tekzîb “kişinin yalancı olduğunu ileri sürme, onu yalancılıkla suçlama”, olay ve haberle ilgili olan ise “onu yalan sayma” mânasına gelir ve bu yönüyle inkârla örtüşür. Kur’an’da, genellikle eski peygamberlerin inkârcı kavimlerinin ve putperest araplar’ın Allah’ın dini, peygamberi ve kitapları, kıyamet, ahiret uhrevî yargılama ve adalet, cehennem ve azap, Allah’ın nimetleri, hakikat ve doğruluk gibi genelde imana ilişkin konulardaki yalanlayıcı, reddedici tutumlarıyla bunun kendileri için doğuracağı zararlar anlatılır. Kur’ân-ı Kerîm’de kezib ve türevleri 280 yerde geçmektedir ve bunların çoğu “bir şeyi yalana nisbet etmek” anlamında tekzib masdarın dan türeyen fiil ve isimlerdir. Esasen kişiyle ilgili olan tekzîb “kişinin yalancı olduğunu ileri sürme, onu yalancılıkla suçlama”, olay ve haberle ilgili olan ise “onu yalan sayma” mânasına gelir ve bu yönüyle inkârla örtüşür. Kur’an’da, genellikle eski peygamberlerin inkârcı kavimlerinin ve putperest araplar’ın Allah’ın dini, peygamberi ve kitapları, kıyamet, ahiret uhrevî yargılama ve adalet, cehennem ve azap, Allah’ın nimetleri, hakikat ve doğruluk gibi genelde imana ilişkin konulardaki yalanlayıcı, reddedici tutumlarıyla bunun kendileri için doğuracağı zararlar anlatılır.

11 YALANCININ RUH HALİ Muhammed b. Kâ‘b : “Bir yalancı ancak alçak ruhlu olduğu için yalan söyler” (İbn Hibbân, s. 51)

12 ALİM RAGIP EL- İSFAHANİ YALANI ŞÖYLE TARİF EDER İnsanın yalancılığı karakter haline getirmesinin insanlıktan çıkması demek olduğunu söyler.

13 ALİM İBN HAZM’A GÖRE YALAN İbn Hazm’a göre yalan her türlü kötülüğün aslıdır ve Allah’ı inkâr etme de onun bir türüdür. Yalan korkaklık ve bilgisizlikten doğar. Korkaklık ruhu alçaltır; korktuğu için yalan söyleyen kişi artık değer verilen ruhsal yücelikten uzak kalmıştır. (el-Aħlâķ, s. 60).

14 ALİM MAVERDİ’YE GÖRE YALANIN TARİFİ Yol açtığı kötü sonuçlar yüzünden yalanı bütün kötülüklerin toplamı, bütün çirkinliklerin temeli, düşmanlığa kadar varan bir dizi kötülüğün başı diye nitelemiştir. (Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn, s. 253).

15 ALİM MAVERDİYE GÖRE YALANCILIĞIN SEBEPLERİ Yalancılığın sebepleri menfaat elde etme, zararı önleme, söze tatlılık, zarafet katma ve düşmana zarar verme düşüncesi şeklinde sıralar. (Edebü’d-dünyâ ve’d- dîn, s ).

16 ALİM MAVERDİ YALANCILARIN BAZI ÖZELLİKLERİ ŞÖYLE SIRALAMIŞTIR Yalancı doğru sözlerle kendisinin yalanları arasında fark görmez, söylediklerinin şüpheyle karşılandığını görünce hemen sözünden döner. Nihayet insan tabiatı yalandan hoşlanmadığı için yalancının ruh hali dışına yansır. (Edebü’d- dünyâ ve’d-dîn, s ). Yalancı doğru sözlerle kendisinin yalanları arasında fark görmez, söylediklerinin şüpheyle karşılandığını görünce hemen sözünden döner. Nihayet insan tabiatı yalandan hoşlanmadığı için yalancının ruh hali dışına yansır. (Edebü’d- dünyâ ve’d-dîn, s ).

17 YAZIK ONA HZ MUHAMMED SAV NEDEN KİME YAZIK ONA YAZIK ONA BUYURMUŞTUR: قَالَ رَسُولُ اللّهِ : وَيْلٌ لِلّذِي يُحَدِّثُ بِالْحَدِىثِ لِيَضْحَكَ مِنْهُ الْقَوْمُ، فَيَكْذِبُ. وَيْلٌ لَهُ، وَيْلٌ لَهُ.​ "Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona!» (Ebu Davud Edeb,40) HZ MUHAMMED SAV NEDEN KİME YAZIK ONA YAZIK ONA BUYURMUŞTUR: قَالَ رَسُولُ اللّهِ : وَيْلٌ لِلّذِي يُحَدِّثُ بِالْحَدِىثِ لِيَضْحَكَ مِنْهُ الْقَوْمُ، فَيَكْذِبُ. وَيْلٌ لَهُ، وَيْلٌ لَهُ.​ "Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona!» (Ebu Davud Edeb,40)

18 DEVAMLI YALAN SÖYLEYEN ALLAH KATINDA YALANCILARDAN YAZILIR عن اِبْنِ مسعد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ : قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ، وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الْجَنَّةِ، وَإِنَّ الرَّجُلُ لَيَصْدُقُ، وَيَتَحَرَّى الصِّدْقَ حَتَّى يِكْتَبَ عِنْدَ اللّهِ صِدِّيقَا، وَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ، وَإِنَّ الْفُجُورِ يَهْدِي إِلَى النَّارِ، وَإِنَّ الرَّجُلُ لَيَكْذِبَ وَيَتَحَرَّى الْكَذِبَ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللّهِ كَذَّابَا.​ İbnu Mes'ud (r.a.) anlatıyor: "Rasulullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Sıdk insanı birr'e (Allah'ı razı, edecek iyiliğe) götürür, birr de cennete götürür. Kişi, doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah'ın indinde sıddîk (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah'ın indinde çok yalancı(KEZZAP) diye kaydedilir.» (Buharî, Edeb,78/ 69) عن اِبْنِ مسعد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ : قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ، وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الْجَنَّةِ، وَإِنَّ الرَّجُلُ لَيَصْدُقُ، وَيَتَحَرَّى الصِّدْقَ حَتَّى يِكْتَبَ عِنْدَ اللّهِ صِدِّيقَا، وَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ، وَإِنَّ الْفُجُورِ يَهْدِي إِلَى النَّارِ، وَإِنَّ الرَّجُلُ لَيَكْذِبَ وَيَتَحَرَّى الْكَذِبَ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللّهِ كَذَّابَا.​ İbnu Mes'ud (r.a.) anlatıyor: "Rasulullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Sıdk insanı birr'e (Allah'ı razı, edecek iyiliğe) götürür, birr de cennete götürür. Kişi, doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah'ın indinde sıddîk (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah'ın indinde çok yalancı(KEZZAP) diye kaydedilir.» (Buharî, Edeb,78/ 69)

19 YALANCININ KALBİ SİMSİYAH OLUR وعن مالكٍ أنّهُ بلغهُ أن ابن مَسعودٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال : َ يَزَالُ الْعَبْدُ يَكْذِبُ وَيَتَحَرّى الْكَذِبَ فَيُنْكَتُ في قَلْبِهِ نُكْتَةٌ سَوْدَاءُ حَتّى يَسْوَدَّ قَلْبُهُ فَيُكْتَبُ عِنْدَاللّهِ مِنَ الْكَذَّابِينَ.. İmam Malik'e ulaştığına göre, İbnu Mes'ud (r.a.) şöyle demiştir: «Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde "yalancılar" arasına kaydedilir.» (Muvatta kelam 18) وعن مالكٍ أنّهُ بلغهُ أن ابن مَسعودٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال : َ يَزَالُ الْعَبْدُ يَكْذِبُ وَيَتَحَرّى الْكَذِبَ فَيُنْكَتُ في قَلْبِهِ نُكْتَةٌ سَوْدَاءُ حَتّى يَسْوَدَّ قَلْبُهُ فَيُكْتَبُ عِنْدَاللّهِ مِنَ الْكَذَّابِينَ.. İmam Malik'e ulaştığına göre, İbnu Mes'ud (r.a.) şöyle demiştir: «Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde "yalancılar" arasına kaydedilir.» (Muvatta kelam 18)

20 ÇOCUĞU KANDIRMAKTA YALANDIR Abdullah b. Amr (r.a.) diyor ki; Peygamberimizin evimizde bulunduğu bir günde, annem, “yavrum gel, sana bir şey vereceğim” diye beni çağırdı. Peygamberimiz anneme: “Çocuğa ne vermek istedin” diye sordu. Annem: Hurma vermek istedim, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Eğer bir şey vermeseydin sana bir yalan günah yazılırdı” buyurdu.» (Ebu Davud Edeb 45)

21 YALAN ŞAHİTLİK Hz Peygamber (SAV),bir gün sabah namazını eda edip cemaate döndüğü vakit ayağa kalktı da üç defa şöyle söyledi: “Yalan yere şahitlik etmenin günahı, Allah’a şirk koşmaya denk kılınmıştır.” Daha sonra şu ayeti okudu: «Bu böyle. Kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse, bu, Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında bütün hayvanlar size helâl kılındı. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının, yalan sözden kaçının. Allah'a yönelen, O'na ortak koşmayan kimseler (olun). Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir.» (Hac suresi 31-32) Hz Peygamber (SAV),bir gün sabah namazını eda edip cemaate döndüğü vakit ayağa kalktı da üç defa şöyle söyledi: “Yalan yere şahitlik etmenin günahı, Allah’a şirk koşmaya denk kılınmıştır.” Daha sonra şu ayeti okudu: «Bu böyle. Kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse, bu, Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında bütün hayvanlar size helâl kılındı. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının, yalan sözden kaçının. Allah'a yönelen, O'na ortak koşmayan kimseler (olun). Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir.» (Hac suresi 31-32)

22 YALANCININ AZABI NASILSIR? «Rüyamda bir kişi bana geldi ve 'Kalk!' dedi. Onunla birlikte kalktım. Bir de gördüm ki iki kişinin yanındayım. Onlardan biri ayakta, diğeri oturmuş... Ayakta olanın elinde çengeller vardı. O çengelleri oturan kişinin ağız boşluğundan geçiriyor, dudakları omuzlarına yetişinceye kadar çengelleri çekip uzatıyordu. Sonra tekrar çekiyordu. Sonra çengeli çıkarıp ağzının öbür tarafına takıyor, onu çektiği zaman, öbür tarafı eskisi gibi oluyordu. Beni kaldırana 'Bu manzara nedir? dedim. Bana dedi ki: 'Şu oturan kişi yalancıdır. Kıyamete kadar kabrinde bu şekilde azap görecektir.» (Buhari, İ gazali)

23 ALLAH KIYAMETTE KİMLERLE KONUŞMAZ? Üç sınıf vardır. Kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz ve onlara (rahmetle) bakmaz: 1.Sadakasıyla minnet eden (başa kakan) 2.Yalan yemin ile malını satan 3.Kibir ve gururdan ötürü eteğini yerlerde sürükleyen.» (Müslim, İ.Gazali) Üç sınıf vardır. Kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz ve onlara (rahmetle) bakmaz: 1.Sadakasıyla minnet eden (başa kakan) 2.Yalan yemin ile malını satan 3.Kibir ve gururdan ötürü eteğini yerlerde sürükleyen.» (Müslim, İ.Gazali)

24 AKILLI KİMSE NE YAPMALIDIR? Ebû Hâtim el-Büstî, Allah’ın, insanın organlarından sadece dile kendi birliğini ikrar etme yeteneği verdiğini, böylece onu bütün organlardan daha değerli kıldığını ifade ederek akıllı kimsenin dilini yalana alıştırmaması gerektiğini söyler

25 ONLAR YALAN ŞAHİTLİK YAPMAZLAR وَالَّذينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا «Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.» (Furkan suresi 72) وَالَّذينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا «Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.» (Furkan suresi 72)

26 MÜMİNİN YALANCI OLURMU? عن صفوان بن سلَيْمٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال : قُلْنَا يَا رَسُولَ اللّهِ : أيَكُونُ الْمُؤْمِنُ جَباناً. قَالَ : نَعَمْ. قُلْنَا : أفَيَكُونُ بَخِيً؟ قَالَ : نَعَمْ. قُلْنَا : أفَيَكُونُ كَذّاباً؟ قَال : َ ​ Safvan İbnu Süleym (r.a.) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü! dedik, mümin korkak olur mu?" "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine: "Evet!" buyurdular. Biz yine: "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır! buyurdular.» (Muvatta, Kelam 19) عن صفوان بن سلَيْمٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال : قُلْنَا يَا رَسُولَ اللّهِ : أيَكُونُ الْمُؤْمِنُ جَباناً. قَالَ : نَعَمْ. قُلْنَا : أفَيَكُونُ بَخِيً؟ قَالَ : نَعَمْ. قُلْنَا : أفَيَكُونُ كَذّاباً؟ قَال : َ ​ Safvan İbnu Süleym (r.a.) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü! dedik, mümin korkak olur mu?" "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine: "Evet!" buyurdular. Biz yine: "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır! buyurdular.» (Muvatta, Kelam 19)

27 MÜSLÜMAN ŞÜPHELİ BİLGİLERDEN UZAK DURMALIDIR و َلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه عِلْمٌ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ اُولٰئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُلًا «Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.» (İsra suresi 36) و َلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه عِلْمٌ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ اُولٰئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُلًا «Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.» (İsra suresi 36)

28 YALANIN CAİZ OLDUĞU YERLER BU KONUYU BUHARİ VE MÜSLİMDE RİVAYET EDİLEN HADİSLE AÇIKLAYALIM: Ümm-ü Gülsüm’den (r.a.) rivayet edilen hadiste Efendimiz (SAV) şöyle buyurmuştur: «İnsanların söylediklerinden hiçbir şeyde yalana ruhsat verildiğini işitmedim; ancak şu üç durum müstesna: 1) Harpte, 2) İnsanlarını arasını bulmada, 3) Kadının kocasına, kocanın da karısına karşı — ailenin düzeni için söylediklerinde.» «Halkın arasını düzelten ve bunun için hayır niyetiyle söz ulaştıran veya hayır kasdıyla yalan söyleyen, yalancı değildir.»(Buharî, Sulh: 2; Müslim, Birr: 101.) BU KONUYU BUHARİ VE MÜSLİMDE RİVAYET EDİLEN HADİSLE AÇIKLAYALIM: Ümm-ü Gülsüm’den (r.a.) rivayet edilen hadiste Efendimiz (SAV) şöyle buyurmuştur: «İnsanların söylediklerinden hiçbir şeyde yalana ruhsat verildiğini işitmedim; ancak şu üç durum müstesna: 1) Harpte, 2) İnsanlarını arasını bulmada, 3) Kadının kocasına, kocanın da karısına karşı — ailenin düzeni için söylediklerinde.» «Halkın arasını düzelten ve bunun için hayır niyetiyle söz ulaştıran veya hayır kasdıyla yalan söyleyen, yalancı değildir.»(Buharî, Sulh: 2; Müslim, Birr: 101.)

29 AMEL YÖNÜNDEN HANGİ KUL DAHA HAYIRLIDIR Hz. Musa (as) dedi ki: 'Yarab! Amel yönünden kullarından hangisi daha hayırlıdır?' Allah Teâlâ 'Yalan söylemeyen, kalbi fısk ve fücur taşımayan ve zina etmeyen kul' dedi.»( İbn Ebu Dünya)

30 EY OĞUL! Lokman Hakîm oğluna şöyle dedi: 'Ey oğul! Yalandan sakın! Çünkü yalan serçenin eti gibi tatlıdır; Fakat pek kısa bir zamanda sahibi kendisinden bıkar!'

31 VELHASIL; YALANCININ MUMU YATSIYA KADAR YANAAAR!!! VAKTİYLE İSTANBUL'DAKİ Fatih Medresesi'nin her odasında dört beş talebe beraber kalırmış. Bu talebeler memleketlerinden getirdikleri fasulye, bulgur, mercimek, nohut vesaireyi beraber pişirirler, beraber yerler ve her hafta içlerinden birisi nöbet tutarak bu işleri yaparmış. Geceleri ders çalışmak için yaktıkları mumların parasını da aralarında toplayıp, o haftaki nöbetçi talebeye verirlermiş. Bu talebelerden birisi çok açıkgöz imiş. Her gece şamdanın dibinde kalan kırıntı mumlan toplar, eritir ve onlardan uydurma bir mum yaparak parayı cebine atarmış. Fakat onun yaptığı mum, yeni mumlar gibi uzun müddet odayı aydınlatmaz ve erkenden sönermiş. İşin farkına varan arkadaşları, bir gece yine yatsı namazından sonra karanlıkta kalınca arkadaşlarını sıkıştırmışlar: "Biz sana para verdik, ne diye mum almadın?" demişler. Beriki: "Aldım işte, ne yapayım mumlar küçülmüş, bu kadar yanıyor." İçlerinden birisi: "Tabii o kadar yanar. Çünkü sen hilekâr bir adamsın, yalancının mumu yatsıya kadar yanar..." demiş. Bu söz, yalancıların, sahtekârların er ya da geç ortaya çıkacakları mânâsında kullanılır. VAKTİYLE İSTANBUL'DAKİ Fatih Medresesi'nin her odasında dört beş talebe beraber kalırmış. Bu talebeler memleketlerinden getirdikleri fasulye, bulgur, mercimek, nohut vesaireyi beraber pişirirler, beraber yerler ve her hafta içlerinden birisi nöbet tutarak bu işleri yaparmış. Geceleri ders çalışmak için yaktıkları mumların parasını da aralarında toplayıp, o haftaki nöbetçi talebeye verirlermiş. Bu talebelerden birisi çok açıkgöz imiş. Her gece şamdanın dibinde kalan kırıntı mumlan toplar, eritir ve onlardan uydurma bir mum yaparak parayı cebine atarmış. Fakat onun yaptığı mum, yeni mumlar gibi uzun müddet odayı aydınlatmaz ve erkenden sönermiş. İşin farkına varan arkadaşları, bir gece yine yatsı namazından sonra karanlıkta kalınca arkadaşlarını sıkıştırmışlar: "Biz sana para verdik, ne diye mum almadın?" demişler. Beriki: "Aldım işte, ne yapayım mumlar küçülmüş, bu kadar yanıyor." İçlerinden birisi: "Tabii o kadar yanar. Çünkü sen hilekâr bir adamsın, yalancının mumu yatsıya kadar yanar..." demiş. Bu söz, yalancıların, sahtekârların er ya da geç ortaya çıkacakları mânâsında kullanılır.

32 ÖZETLE YALAN ZARARLARI  1) Yalan, Allah’ın gazabını celp eder.  2) Yalan, rızkı eksiltir.  3) Yalan, cehennemliklerin özelliklerindendir.  4) Yalan, münafıkların alametlerindendir.  5) Yalanı devamlı söylen kimse, Allah katında yalancı yazılan kimsedir.  1) Yalan, Allah’ın gazabını celp eder.  2) Yalan, rızkı eksiltir.  3) Yalan, cehennemliklerin özelliklerindendir.  4) Yalan, münafıkların alametlerindendir.  5) Yalanı devamlı söylen kimse, Allah katında yalancı yazılan kimsedir.

33  6) Yalan yeminle malını satan kimse ile Allah ahirette konuşmayacaktır.  7) Yalan toplumları ve fertleri felakete sürükler.  8) Yalan şeytanın çerezidir.  9) Yalan söyleyenlerin kabir azabı ve ahiret azabı şiddetlidir.  10) Yalan söyleyen Allah’ı kızdırır ve şeytanı sevindirmiş olur.  6) Yalan yeminle malını satan kimse ile Allah ahirette konuşmayacaktır.  7) Yalan toplumları ve fertleri felakete sürükler.  8) Yalan şeytanın çerezidir.  9) Yalan söyleyenlerin kabir azabı ve ahiret azabı şiddetlidir.  10) Yalan söyleyen Allah’ı kızdırır ve şeytanı sevindirmiş olur.

34  11) Yalancılar; alçak ruhlu kimselerdir.  12) Yalancılar; insanlıklarını kaybeden kimselerdir.  13) Yalancılar; korkak kimselerdir, her şeyden ve herkesten korkarlar.  14) Yalan, bütün kötülüklerin ve çirkinliklerin başıdır.  11) Yalancılar; alçak ruhlu kimselerdir.  12) Yalancılar; insanlıklarını kaybeden kimselerdir.  13) Yalancılar; korkak kimselerdir, her şeyden ve herkesten korkarlar.  14) Yalan, bütün kötülüklerin ve çirkinliklerin başıdır.

35 DUAMIZ ALLAHIM! BİZLERİN YALANDAN DOLANDAN VE YANLIŞA SAPMAKTAN KORU VE MUHAFAZA EYLE ALLAHIM! YALAN SÖYLEMEKTEN VE YALAN YOLLARA SAPMAKTAN BİZLERİ MUHAFAZA EYLE ALLAHIM! GAFLETTEN, DALALATTEN VE SAPKINLIĞA DÜŞMEKTEN BİZLERİ RAHMETİNLE MUHAFAZA EYLE (Not: Bu sunum vaaz; Diyanet.KM, Diyanet İ. Ansiklopedisi yalan mad. Ve değişik dökümanlar dan faydalanarak hazırlanmıştır.) ALLAHIM! BİZLERİN YALANDAN DOLANDAN VE YANLIŞA SAPMAKTAN KORU VE MUHAFAZA EYLE ALLAHIM! YALAN SÖYLEMEKTEN VE YALAN YOLLARA SAPMAKTAN BİZLERİ MUHAFAZA EYLE ALLAHIM! GAFLETTEN, DALALATTEN VE SAPKINLIĞA DÜŞMEKTEN BİZLERİ RAHMETİNLE MUHAFAZA EYLE (Not: Bu sunum vaaz; Diyanet.KM, Diyanet İ. Ansiklopedisi yalan mad. Ve değişik dökümanlar dan faydalanarak hazırlanmıştır.)


"YALAN VE ZARARLARI (felaketin başlangıç noktası) Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook Grup: VAAZ DOSYALARI Emin." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları