Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

AKRABA, Aralarında 1)Kan, nesep, yani soy bakımından.. 2)Süt emme bakımından.. 3)Evlilik bakımından.. yakınlık bulunan kimselerdir... Sıla-i Rahm: Akrabayı,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "AKRABA, Aralarında 1)Kan, nesep, yani soy bakımından.. 2)Süt emme bakımından.. 3)Evlilik bakımından.. yakınlık bulunan kimselerdir... Sıla-i Rahm: Akrabayı,"— Sunum transkripti:

1

2 AKRABA, Aralarında 1)Kan, nesep, yani soy bakımından.. 2)Süt emme bakımından.. 3)Evlilik bakımından.. yakınlık bulunan kimselerdir... Sıla-i Rahm: Akrabayı, yani ana, baba, dede, çocuklar ve torunları; süt ve evlilik yoluyla olan yakınları (periyodik) ziyaret etmek, gözetmek ve onlara yardım etmektir. Kur’an-ı Kerim Nahl Suresi 90. Ayet.. Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

3 Günümüzde en çok gadre uğrayan İslami prensiplerden biri de akrabanın unutulmasıdır. Birileri, toplumumuzun temel direği olan bu dinamiğimize ısrarla saldırmaktadır. Her şeye rağmen, Türk toplumunun aile yapısı, bu üst üste gelen handikapları aşmamıza yardım etmiştir. Böyle acımasızca tahrip edilen bir cemiyetin tamirinde sıla-i rahimin rolü çok büyüktür. İnsanlar, birbirlerine alabildiğine yakın olmalı. Herkes en dar daireden en geniş daireye kadar yakınlarını ziyaret edip, ihtiyaçlarını gidermeli, dertlerini dinlemeli ve karabetin (yakınlığın) hakkını vermelidir.

4 İsra Suresi Ayetler.. Yakınlarına, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver, sakın saçıp savurma. Çünkü savurganlar şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür. Nur Suresi 22. Ayet.. İçinizden fazilet ve imkân sahibi olanlar, akrabalara, fakirlere, Allah yolunda hicret etmiş olanlara sadaka vermeme hususunda yemin etmesinler. Affedip müsamaha göstersinler. Siz de Allah’ın sizi affedip müsamaha göstermesini arzu etmez misiniz? Allah gerçekten gafurdur, rahîmdir. çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur.

5 Bakara suresi 177. Ayet.. İyilik yani takva, yüzlerinizi doğuya ya da batıya doğru çevirme değildir. Lâkin takvâ Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman eden, Sevdiği malını Allah’ı hoşnut etmek için Yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, isteyenlere ve boyunduruk altında bulunup hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren, Namazı hakkıyla ifa edip zekâtı veren, Sözleştiği zaman sözlerinde duran, Hele hele sıkıntı ve hastalık hallerinde, Savaşın şiddetleri esnasında sabreden kimselerin davranışlarıdır. İşte onlardır imanlarında samimi olanlar ve işte onlardır her türlü fenalıktan korunan takvâlılar!

6 Nisa Suresi 36. Ayet.. Yalnız Allah’a ibadet edip, O’na hiçbir şeyi şerik yapmayın. Anneye, babaya, akrabalara, Yetimlere, fakirlere, yakın komşulara, uzak komşulara, yol arkadaşına, garip ve yolculara, Ellerinizin altındaki, köle, cariye, hizmetçi, işçilere de.. Güzel muamele edin. Bilin ki Allah kendini beğenen ve övünüp duran kimseleri sevmez. Muhammed Suresi 22. Ayet.. Demek ki ey münafıklar..! Siz işbaşına geçecek olursanız, ülkede fesat çıkaracak, nizamı bozacak, akrabalık bağlarını parçalayacaksınız!

7 Bakara suresi 27. Ayet.. Bu fâsıklar o kimselerdir ki, Allah’a kesin söz verdikten sonra sözlerinden dönerler. Allah’ın riayet edilmesini emrettiği ilişkileri (iman, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri ) keserler ve yeryüzünde fitne ve fesat çıkarırlar. İşte bunlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Resûlullah A.S.V. buyurdular ki: "Sevabı en çabuk gelen hayırlı amel mahlukata iyilik ve sıla-i rahimdir. Cezası en çabuk gelen kötü amel de bağy, yani mahlukata kötü muamele, zulüm ve sıla-ı rahm'i kesmektir."

8 Resulullah (A.S.V.) buyurdular ki: "Fakirlere yapılan tasadduk bir sadakadır, ama zi-rahm'a yani akrabaya yapılan ikidir: Biri sıla-i rahim, diğeri sadaka.“ Yine buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse.. Sıla-i rahim yapsın.'‘ "İyilikler yapmak, kötü felaketleri önler. Gizli verilen sadaka, Rabbin gazabını söndürür. Sıla-i rahim ömrü artırır." Bir başka Hadis-i şerif’te.. Allahü tealadan korkun ve akrabanızı ziyaret edin. Onlara yardım edin..! Çünkü sıla-i rahm sizin için dünyada bereket, ahirette ise günahlara mağfirettir. Buyrulur..

9 Sıla-i rahmin birkaç derecesi vardır. En aşağı derecesi akrabalarımıza karşı tatlı sözlü, güler yüzlü olmak; karşılaştığımızda selâmlaşmayı, hal hâtır sormayı ihmâl etmemek; dâima kendileri hakkında iyi şeyler düşünmek ve hayır dilemektir. İkinci derece de ziyâretlerine gitmek ve çeşitli konularda yardımlarına koşmaktır. Bunlar daha çok bedenî hizmetlerdir. Özellikle yaşlıları zaman zaman yoklayarak, yapılacak işleri varsa onları takip etmek kendilerini sevindirecektir. Sıla-i rahmin üçüncü ve en önemli derecesi akrabalara malî yardım ve destek sağlamaktır.

10 Resulullah A.S.V. buyurdu: “Büyük kardeş baba makamındadır. Akrabalık haklarını yerine getirebilecek kadar soyunuzu öğrenmeye çalışınız. Çünkü akrabalarla iyi ilişkiler, yakınlar arasında sevgiye, malın artmasına ve ömrün uzamasına sebeptir.” Peygamber Efendimiz (A.S.V.) bir hadislerinde şöyle buyururlar: "Rahim [bir manası da akrabalık] kelimesi, Allah'ın Rahman isminden gelir. Allah da, Kim akraba haklarını yerine getirirse, Ben de o kimseye iyilik ve lütufla davranırım. Kim bunu yapmazsa, Ben de ona iyilik ve lütufta bulunmam. Demektedir.

11 Resulullah A.S.V. buyurdu: Ey ümmetim..! Beni Peygamber olarak gönderen Allahü tealaya yemin ederim ki, fakir akrabası varken, başkalarına verilen zekatı Allahü teala kabûl etmez. *Akrabanıza yardım ve iyilik ediniz. *Hallerini, hatırlarını sorunuz. *Muhtaç iseler ellerinden tutunuz. *Onları incitmekten çok sakınınız. *Babanızın emrinden sakın çıkmayınız. *Amcanızın derdiyle dertleniniz. *Dayınızın halinden gafil olmayınız. *Diğer akrabanızı akrabalık derecesine göre arayınız ve onlara yardımcı olunuz. *Böyle yaparsanız, Allahü tealanın ikram ve ihsanlarına kavuşursunuz.

12 (Enes bin Malik) Üç sınıf kimseye, yarın kıyamet gününde arşın altında yer verilir. Birincisi; sıla-i rahmi bırakmayan.. İkincisi; kocası mal bırakmadan vefat edip de, küçük çocukları olan ve bunları kimseye muhtaç etmemek için çırpınan kadın.. Üçüncüsü yetimleri doyurmak için yemek veren kimsedir. Müslüman olan ve sıla-i rahm’de bulunan bir kimseye, yetmiş nafile hac sevabı verilir.

13 Ebu Zer (R.A.) diyor ki: Dostum, yani Peygamberimiz bana yedi şeyi tavsiye etti: 1) Madden, kendimden aşağı seviyede olanlara bakıp benden daha iyi durumda olanlara bakmamamı. 2) Fukarayı sevip, onlara yakın olmamı. 3) Acı da olsa, hakkı söylememi. 4) Hiç kimseden asla birşey istemememi. 5) Sıla-i Rahimi yani yakınlarımı ziyaret etmemi. 6) Allah yolunda kınayanın kınamasından korkmamamı.. 7) 'La havle vela kuvvete illa billahi‘l aliyyil-azim' sözünü çokça tekrarlamamı.

14 Hz. Aişe R.A.a anlatıyor: Resûlullah A.S.V.'a vahiy olarak ilk başlayan şey uykuda gördüğü salih rüyalar idi. Rüyada her ne görürse, sabah aydınlığı gibi aynen vukua geliyordu. Bu esnada ona yalnızlık sevdirilmişti. Hira mağarasına çekilip orada, ailesine dönmeksizin birkaç gece tek başına kalıp, tahannüs'de bulunuyordu. -Tahannüs ibadette bulunma demektir.- Bu maksatla yanına azık alıyor, azığı tükenince, Hz. Hatice R.A.a'ya dönüyor, yine aynı şekilde azık alıp tekrar gidiyordu. Bu hal, kendisine Hira mağarasında, Hak gelinceye kadar devam etti. Bir gün ona melek gelip: "Oku!" dedi. A.S.V.: "Ben okuma bilmiyorum!" cevabını verdi. (A.S.V.) hadisenin gerisini şöyle anlatır: "Ben okuma bilmiyorum deyince, melek beni tutup kucakladı, takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı. Tekrar: "Oku!" dedi.

15 Ben tekrar: "Okuma bilmiyorum!" dedim. Beni ikinci defa kucaklayıp takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra tekrar bıraktı ve: "Oku!" dedi. Ben yine: "Okuma bilmiyorum!" dedim. Beni tekrar alıp, üçüncü sefer takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı ve: "Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin kerimdir, o kalemle öğretti. İnsana bilmediğini öğretti" (Alak Suresi 1-5. Ayetler) dedi." Resûlullah A.S.V. bu vahiyleri öğrenmiş olarak döndü. Kalbinde bir titreme, bir korku vardı. Hatice'nin yanına geldi ve: "Beni örtün, beni örtün!" buyurdu. Onu örttüler. Korku gidinceye kadar öyle kaldı. Sükûnete erince, Hz. Hatice R.A.a'ya, başından geçenleri anlattı ve: "Nefsim hususunda korktum!" dedi. Hz. Hatice de:

16 "Asla korkma! Vallahi Allah seni ebediyen rüsva etmeyecektir. Zira sen, sıla-i rahimde bulunursun. Doğru konuşursun. İşini göremeyenlerin yükünü taşırsın. Fakire kazandırırsın. Misafire ikram edersin. Hak yolunda zuhur eden hadiseler karşısında (halka) yardım edersin!" Sonra Hz. Hatice, A.S.V.'ı alıp Varaka İbnu Nevfel’e götürdü. Bu zat, Hz. Hatice'nin amcasının oğlu idi. İbranice okuma yazma bilirdi. İncil'den, Allah'ın dilediği kadarını İbranice olarak yazmıştı. Gözleri ama olmuş yaşlı bir ihtiyardı. A.S.V. gördüklerini O’na anlattı. Varaka da O'na:

17 Bu gördüğün melektir. O Hz. Musa'ya da inmiştir. Keşke ben genç olsaydım da sana yardım etseydim. Keşke, kavmin seni sürüp çıkardıkları vakit hayatta olsaydım..!" dedi. Resûlullah A.S.V.: "Onlar beni buradan sürüp çıkaracaklar mı?" diye sordu. Varaka: "Senin getirdiğin gibi bir din getiren hiç kimse yok ki, O'na husumet edilmemiş olsun..! O gününü görürsem, sana müessir yardımda bulunurum!" dedi. Ancak çok geçmeden Varaka vefat etti..

18 Resülullah S.A.V. Efendimiz buyurdu ki, “Rızkının çoğalmasını, ömrünün uzamasını isteyen kimse, akrabasını kollayıp gözetsin.” zira; 1. Akrabayı ihmal etmemek dini bir görevdir. 2. Allah Teala akrabasını görüp gözetenlerin rızkını artırır, ömrünü uzatır. Diğer bir söyleyişle onlar: * Hayatlarını Allah’a ibadetle ve O’nun hoşnut olduğu işleri yapmakla geçirirler. * Zamanlarını boşa harcamazlar. * Mutlu ve sağlıklı olurlar; yaşamanın zevkini tadarlar. * Allah onlara hayırlı evlatlar nasip eder. * Öldükten sonra bile hayırla anılırlar.

19 Akrabalık ne kadar uzak da olsa, bu bağ korunmalı ve akrabaya iyi davranılmalıdır. Ebu Eyyub el-Ensari R.A.’den rivayet edildiğine göre bir adam: - Ya Resulallah! Beni Cennete götürüp cehennemden uzaklaştıracak davranışı haber ver, dedi. Bunun üzerine Peygamber A.S. şöyle buyurdu: -“Allah’a ibadet edip ona hiçbir şeyi denk tutmazsın. Namazı kılar, zekatı verir ve akrabanı koruyup gözetirsin.” Demek akrabayı koruyup gözetmek yani sıla-i rahim, dinin temel esaslarından biridir.

20 Hz. Peygamber S.A.V. buyurdu. “Adamın biri, bir başka köydeki din kardeşini ziyaret etmek için yola çıktı. Allah Teala, adamı gözetlemek için onun yolu üzerinde bir meleği görevlendirdi. Adam meleğin yanına gelince, melek: - Nereye gidiyorsun? dedi. Adam, - Şu ileriki köyde bir din kardeşim var, onu ziyarete gidiyorum, cevabını verdi. Melek: - O adamdan elde etmek isteğidin bir menfaatin mi var? dedi. Adam: - Yok hayır, ben onu sırf Allah rızası için severim, onun için ziyaretine gidiyorum, dedi. Bunun üzerine melek: - Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor. Ben, bu müjdeyi vermek için Allah Teala’nın sana gönderdiği elçisiyim, dedi.”

21 Resulullah S.A.V.: “Ey insanlar..! * Selamı yayınız.. * Yemek yediriniz.. * Akrabalarınızla alakanızı ve onlara yardımınızı devam ettiriniz. * İnsanlar uyurken siz namaz kılınız. Bu sayede selametle cennete girersiniz” buyurdu. İmam-ı Kurtubi'ye göre sıla-i rahim yapılması gerekenler iki kısımdır: 1. Genel manada sıla-i rahim yapılması gereken kişiler: Bunlar dinen yakın olan kimselerdir. 2. Özel manada sıla-i rahim yapılması gereken kişiler: Bunlar da neseben yakın olan akraba kimselerdir.

22 Resulullah S.A.V. Mealen şöyle buyurdu: “Mahşer günü insanlar bir araya toplanır.. Mü’minler ayağa kalkarlar ve cennet kendilerine yaklaştırılır. Adem A.S.’a derler ki: Bize cennetin açılmasını iste! Adem A.S. Bu işin ehli olmadığını söyleyerek onları İbrahim A.S.’a, o da Musa A.S.’a, o da İsa A.S.’a, o da Hz. Muhammed A.S.’a yönlendirir. Muhammed S.A.V.’e giderler. Hz Muhammed A.S. hemen ayağa kalkar ve kendisine şefaat için izin verilir. Emanet ve rahim, yani akrabalık bağı gönderilir ve bu ikisi sıratın sağ ve solunda dururlar. Sizin ilk kafileniz şimşek gibi geçer. Sonrakiler rüzgar gibi, kuş gibi, koşucular gibi geçerler. Onları amelleri böyle süratli geçirir. bazıları da cehenneme yuvarlanır.” -Emanet ile sıla-i rahimin sırat köprüsünün iki yanına getirilmeleri, her ikisinin dindeki ehemmiyetinin ve mevkiinin büyüklüğü sebebiyledir. Bunlar, Cenab-ı Hakk’ın dilediği şekil ve suret içinde canlı birer varlık olarak orada duracaklar, sırattan geçenlerden haklarını isteyeceklerdir.

23 Ebu Davud’un Süneninde anlatıldığına göre; Her insanın iki ömrü vardır: 1. Ölümle sona eren dünya ömrü, 2. Ba'sü ba'del-mevt ile sona eren berzah ömrü. Birinci ömrün başlangıcı doğum, ikinci ömrün başlangıcı ise, ölümdür. İki ömrün toplamı sınırlıdır, artmaz ve eksilmez. Allah'a itaat edip sıla-i rahim yapan kimsenin dünya ömrü artar, berzah ömrü eksilir. Sıla-i rahim yapmayanın dünya ömrü azalır, berzah ömrü artar.

24 Resullah (S.A.V.) şöyle haber verdi.. "-Allah buyurdu ki: "Ben Rahmanım, o akrabalık da.. Rahimdir. Ona kendi ismimden bir isim verdim. Kim ona (akrabaya) iyilik yaparsa, ben de ona iyilik yaparım, kim ona (akrabaya) iyilik yapmayı terk ederse bende ona iyiliği terk ederim. Allah, akrabalık haklarını gözetene ve akrabasına iyilik yapanlara her iki dünyada iyilik ve İkram yapacağını beyan ediyor.

25 Hz. Peygamber (A.S.V.) diyor ki.. "Akrabalık alakasını kesen, cennete giremez“.. Ve yine buyurdular ki, “En makbul iyilik, baba dostunu koruyup gözetmektir.” (Hadis-i Şerif) "Kim bir günah işlemek üzere yemin ederse onun edilmiş bir yemini yoktur. Sıla-i rahmi kesmek üzere yemin edenin de edilmiş bir yemini yoktur.”

26 Nesebinizden sıla-i rahim yapacaklarınızı öğrenin. Zira sıla-i rahim akrabalarda sevgi, malda bolluk, ömürde uzamadır. Ömrün uzaması ile ilgili olarak Hz. Adem ve Hz. Davut arasındaki ömür teatisi, alış-verişi gösterilebilir. Kader levhalarında ömrünü az bulduğu Hz. Davut'a, kendi ömründen 40 sene veren Hz. Adem, Hz. Davut'un 80 yıl yaşamasına vesile olmuştur. Bunun dışında öteden beri ehlullah arasında ömrün birbirine verilmesi meselesi de herkesin bildiği bir konudur. Ancak, verenin ve alanın ruhi dokularının uyuşması gerekir.

27 Bu alışverişte kişilerin aynı frekansı paylaşmaları.. Allah'ın bu fiili ve kavli duaya meşietiyle, dilemesiyle, cevap vermesiyle gerçekleşebilir. Her isteyenin veremeyeceği gibi, her isteyenin de alamayacağı.. Bu alış-verişte netice itibarıyla "illet-i tamme"nin yani sebeplerin tamamının gerçekleşmesi.. Cenab-ı Hakk'ın o mevzuda iradesinin taallukuna bağlıdır. İhtimal sıla-i rahim yapılınca o illet tahakkuk ediyor ve Allah ömrü uzatıyor.

28 Sıla-ı rahim yapınız.. Çünkü, sevap cihetinden sıla-i rahimden daha çabuk sevap yoktur. En çok sevap sıla-i rahimdedir. Zulümden sakınınız..! Çünkü, en çabuk musibeti olan şey zulümdür.. Cezası çabuk olur. Anne- babanıza asi olmayın..! Çünkü, cennetin kokusu bin yıllık yoldan duyulur; anasına babasına asi olan bu kokuyu bile duyamayacak. -Yâ Rasûlallah.. Beni Cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz? Dedi ki, "Allah'a ibadet eder ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahm edersin"

29 Alimler sıla-i rahimde bulunmanın vacip olduğu görüşündedirler. Bunun, terk edilmesi, yani akraba ve yakınlarla olan ilgisinin kesilmesi, büyük günâh sayılmıştır. İbn-i Mesud (R.A.) birgün sabah namazından sonra şöyle demiştir: “Allah için! Akrabalık bağını koparmış biri varsa kalksın. Çünkü biz Rabbimiz’e dua etmek istiyoruz. Semanın kapıları akrabalık bağını koparan kimseye kapalıdır. o arkadaşımız duanın kabulüne engel teşkil ediyor..”

30 Sıla-i rahim konusunda dikkat edilecek hususlârdan biri de şudur: İyilik, karşılık bekleyerek yapılmamalı, sadece görüp gözeten yakınlara karşı sıla-i rahimde bulunulmamalı.. Aksine, unutan, akrabalık bağlarını koparanlara karşı da bu görev yerine getirilmelidir. Hz. Peygamber şöyle buyuruyor: "İyiliğe benzeri ile karşılık veren kişi, tam anlamıyla akrabasını görüp gözetmiş olmaz. Hakiki sıla, kişinin kendisi ile ilgiyi kesenleri görüp gözetmesidir"

31 Resul-u Ekrem (A.S.) bir gün ashabını uyarmış, akrabalarını ziyareti terk eden varsa meclisimizde oturmasın demişlerdi. Bu ihtardan sonra sahabilerden bir kişi, aceleyle ayrılmış ve biraz sonra sevinçle geri dönmüştü. Efendimiz o sahabiye sorar: “Neden aceleyle çıktın ve sonra sevinçle geri döndün?” şöyle cevap alır: - Ya Rasulallah. Siz akrabasını ziyaret etmeyen meclisimizde oturmasın ihtarını yapınca, daha fazla huzurunuzda kalamazdım. Tavırlarıyla beni daima kendinden uzaklaştıran bir teyzem vardı. Uyarınız üzerine onu ziyarete gittim. Kapısını çalınca teyzem şaşırdı. Ben de meclisinizde olanları ve ihtarınızı ona anlattım. Çok sevindi ve ellerini açarak bana dua etti, ben de ona dua ettim. Vedalaşıp hemen huzurunuza geldim. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Sen bu hareketinle çok güzel bir ziyaret yapmış oldun. Şunu iyi bilin ki, akrabalarıyla alakasını kesmiş olan kimsenin bulunduğu meclise Allah’tan rahmet inmez.” buyurdu.

32 Resulullah sallallahu A.S.V. buyurdu: “Allah Teala varlıkları yaratma işini tamamlayınca, akrabalık bağı, rahim ayağa kalkarak: - Huzurunda bu duruş, akrabalık bağını koparan kimseden sana sığınanın duruşudur, dedi. Allah Teala: - Pekala, seni koruyup gözeteni gözetmeme, seninle ilgisini kesenden rahmetimi kesmeme razı değil misin? diye sordu. Akrabalık bağı: - Evet, razıyım, dedi. Bunun üzerine Allah Teala: - Sana bu hak verilmiştir, buyurdu.

33 . Aişe R.Anh. şöyle dedi: Peygamber aleyhisselam’ın hanımlarından hiçbirini Hatice’yi kıskandığım kadar kıskanmadım. Üstelik onu Resul-i Ekrem’in yanında hiç görmedim. Fakat Resul-i Ekrem onu sık sık anardı. Bir koyun kesip etini parçaladığında, çoğu zaman Hatice’nin dostlarına gönderirdi. Bazan dayanamayıp Resul-i Ekrem’e: - Sanki dünyada Hatice’den başka kadın kalmadı..! derdim. Resul-i Ekrem: - “O şöyle şöyleydi” diye özelliklerini sayar ve “Çocuklarım ondan oldu”, derdi.


"AKRABA, Aralarında 1)Kan, nesep, yani soy bakımından.. 2)Süt emme bakımından.. 3)Evlilik bakımından.. yakınlık bulunan kimselerdir... Sıla-i Rahm: Akrabayı," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları