Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Çocuğun kokusu cennet kokusundandır.” [Taberani] [] Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: “” Validenin duası herkesin.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Çocuğun kokusu cennet kokusundandır.” [Taberani] [] Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: “” Validenin duası herkesin."— Sunum transkripti:

1

2 Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Çocuğun kokusu cennet kokusundandır.” [Taberani] [] Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: “” Validenin duası herkesin duasından daha evvel kabul olunur.” “Bu neden böyle oluyor?” “Valide, babadan daha şefkatlidir de ondan. Şefkatlinin duası sakıt olmaz.” [İhyau Ulumi’d Din Cilt 2] [] Resülullah A.S.V. şöyle buyurdular: "Babanın duası perdeyi deler, kabul makamına ulaşır." (Tirmizi, birr 7; İbn Mace, dua 11; Ahmed b. Hanbel, II, ve Sünen-i Ebu Davud Şerhi) Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Çocuğun babası üzerindeki hakkı; onu güzelce terbiye etmek ve ona güzel bir isim vermektir.” [İbn Hibban] [] Adamın biri Abdullah b. Mübarek'e gelerek çocuklarından bazılarını şikâyet etti. Abdullah ona şöyle dedi: “Onlara hiç beddua ettin mi?” “Evet!” “O halde onları ifsad eden sensin!” [İhyau Ulumi’d Din Cilt 2] []

3 Allah Resûlü S.A.V.buyurdu: "Allahın hoşnutluğu babanın hoşnutluğunda, öfkesi de babanın öfkesindedir." İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî. Ana-babasını öfkelendiren, Allah’ı öfkelendirmiş olur. Hz. Peygamber (A.S.V.) şöyle buyurdu: Allah'ın rızası babanın rızasından geçer. Allah'ın memnuniyetsizliği de babanın memnuniyetsizliğinden geçer. Tirmizî, Birr 3 (1900). Hz. Peygamber (A.S.V.) şöyle buyurdu: "Baba cennetin orta kapısıdır. Dilersen bu kapıyı terk et dilersen muhafaza et" Tirmizî, Birr: 3, (1901). Tirmizî, hadise "sahih" dedi. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/486.

4 Allah Teala Hz. Musa'ya şöyle buyurmuştur: 'Ya Musa! Anne-babasına karşı iyi davranıp (onlara itaat edip) bana isyan eden kimseyi itaatkâr kullarımdan, Bana itaat edip de anne-babasına isyan eden kimseyi de asi kullarımdan yazarım'. [İhyau Ulumi’d Din Cilt 2] [] Hz. Yusuf, huzuruna giren babası Hz. Yakub için ayağa kalkmadı. Bunun üzerine Allah Teala kendisine şu vahyi gönderdi: 'Sen baban için ayağa kalkmayı bir küçüklük mü sanıyorsun? İzzet ve Celalim hakkı için yemin ederim ki bu hareketinden dolayı senin sulbünden bir tek peygamber bile göndermeyeceğim'. [İhyau Ulumi’d Din Cilt 2] []

5 Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Cennetin kokusu beşyüz senelik mesafeden hissedilir. (Fakat buna rağmen) anne-babaya karşı gelen evlat ile sıla-yı rahmi kesen kimse, onun kokusunu alamaz.” [Taberani] [] Ey Allah'ın Resûlü kime karşı iyilik yapayım? Hz. Peygamber (A.S.V.) şu cevabı vermiştir: "Annene, babana, kız kardeşine, oğlan kardeşine…. Bu iyiliği de, üzerine vacip olan bir hakkın ödenmesi.. Yani, sıla-ı rahmin yerine getirilmesi olarak yapacaksın. Nafile, ihtiyari, hasbi bir davranış, kendi isteğine bağlı bir davranış olarak değil.. Ebu Davud, Edeb: 129, (5140); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/481.

6 Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Anne-babasını razı ederek sabahlayan, kimse için cennette iki kapı açılır. Aynı şekilde onları razı ederek akşamlayan kimse için de böylesi vardır. Eğer birini razı ederse, bir kapı açılır. Kendisine zulmetseler de onları razı etmeye çalışmalıdır. Kim de ebeveynini kızdırdığı halde sabahlarsa ona da cehennemde iki kapı açılır. Onları kızdırarak akşamladığı zaman da yine kendisi için cehennemde iki kapı açılır. Eğer birini kızdırırsa bir kapı açılır. Kendisine zulmetseler de durum değişmez.” [Beyhaki] []

7 "Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü benim malım ve bir de çocuğum var. Babam malımı almak istiyor. Ne yapayım? diye sordu. Resûlullah (A.S.V.): Sen ve malın babana aitsiniz. Şunu bilin ki, evlatlarınız kazançlarınızın en temizlerindendir. Öyle ise evlatlarınızın kazançlarından yiyin. buyurdu. Ebu Davud, Büyü: 79, (3530); İbnu Mace, Ticarat: 64, ( ); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/482. Ana-babasının ihtiyâcını karşılamak veya onları insanlara muhtaç etmemek için çalışan kimse, Allah için, Allah yolunda çalışıyor demektir. Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Çocuk, babasının hakkını hiçbir şekilde ödeyemez; ancak onu köle olarak bulup da satın alarak azat ederse ödeyebilir.” [Müslim] []

8 Malik b. Rabia şöyle anlatıyor: Hz. Peygamberin yanında oturduğumuz bir sırada Beni Seleme kabilesinden bir kişi gelerek 'Ey Allah'ın Rasulü! Ebeveynimin benim üzerimde vefatlarından sonra takdim edebileceğim bir hakları var mıdır?' dedi. Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: 'Evet. Onlara salâvat getirmek (dua etmek), onlar için bağışlanma dilemek, sözlerini yerine getirmek, dostlarına ikram da bulunmak ve onların dost ve yakınlarıyla ilgiyi (ve ancak onların yolundan gelen sılayı rahmi) kesmemektir'. [Ebu Davud, İbn Mace, İbn Hibban, Hâkim] [] Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Kişinin babasının sevdiklerine (vefatından sonra onun dostlarına) sılayı rahim yapması, iyiliğin en alasıdır.” [Müslim] []

9 Âlimlerin çoğu 'Anne ve babaya itaat, şüpheli şeylerde de farzdır' demişlerdir; fakat haramlığı kesin olan konularda onların dediklerini yapmak farz değildir. Hatta annen ve baban kendilerinden ayrı yemek yemenden rahatsız oluyorlarsa, yemeği onlarla beraber yemen farzdır. Çünkü şüpheliyi terk etmek takvadandır. Ebeveyni razı etmek ise farzdır. İkincisi; mübah ve nafile olan yolculuklara, izinleri olmaksızın çıkamazsın. Müslümanların üzerinde farz olan haccı hemen yapmak sünnettir; çünkü hac geniş zamanlı bir farzdır. İlim talep etmek için başka memleketlere gitmek nafile ibadettir. Ancak talep ettiğin ilim namaz, oruç gibi farzların ilimleri ise ve memleketinde bu ilimleri öğretecek kimse de yoksa bu ilimleri öğrenmek için gitmen farz olur; Tıpkı yeni Müslüman olan birinin, memleketinde İslam nizamını öğretebilecek kimse olmadığında, İslam dinini öğrenmek için hicret etmesinin farz olduğu gibi... Bu gibi meselelerde anne ve babanın iznine gerek yoktur. [[İhyau Ulumi’d Din Cilt 2]]

10 Ana babasına iyilik yapan Peygamber duası almıştır. Zira, Allah Resûlü S.A.V.buyurdu: "Ana babasına iyilik yapana ne mutlu! Allah onun ömrünü artırsın!" İbn Enes radıyallahu anh. Taberânî. Ana-babasına hizmet edenin ömrü bereketli ve uzun olur. Onlara karşı gelenin, âsî olanın ömrü bereketsiz ve kısa olur. Hz. Peygamber (S.A.V.), savaşa katılma hususunda kendisiyle istişare etmek üzere gelen birisine şöyle sordu: “Annen var mı?” “Evet!” “O halde onun hizmetinden ayrılma; çünkü cennet annenin ayakları dibindedir.” [Nesai, İbn Mace, Hakim] [] Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Büyük kardeşin küçük kardeşler üzerindeki hakkı, babanın evladı üzerindeki hakkı gibidir.” [İbn Hibban] []

11 Kişi, Ana-babasını beğenmeyerek ben onların oğlu, kızı değilim derse..! Efendimiz, “Annem-babam onlar değildir diyene, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti olsun. Allah-ü teâlâ böyle diyenin farz ve nâfilelerini kabûl etmez” buyuruyor. Buhari, Menakıb 5. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 118 Anasına-babasına âsî olan mel’ûndur. Hz. Peygamber (A.S.V.) bir gün: "Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün" dedi. "Kimin burnu sürtülsün Ey Allah'ın Resûlü?" diye sorulunca.. Şu açıklamada bulundu: Anne-Babasından her ikisinin veya sadece birinin yaşlılığına ulaştığı halde cennete giremeyenin. Buyurdu. [Tirmizi, Daavat 110, (3539).]

12 Hz. Peygamber A.S.V. buyurdu.. Agâh olun, Haberdar olun.. Büyük günâhların en büyüklerini haber veriyorum. Bunlar Allah’a şirk koşmak, ana-babaya âsî olmaktır. Kitabu istitabeti'l-mürteddin ve'l-muanidin ve kıtalihim ve ismi men eşrake billahi ve ukubetihi fi'd-dünya ve'l-ahireti Îmânlı olup, Cehennemden en son çıkacaklar.. Allah yolunda olan ana-babasının İslâmiyet'e uygun olan emirlerine âsî olanlardır.

13 Hasan-ı Basrî hazretleri, Kâ'beyi tavâf ederken sırtında yük olan bir zât görüp der ki: -Niçin yükle tavâf ediyorsun? Adam: Bu yük değil, babamdır. Onu Şam'dan yedi defa getirip tavâf ettirdim. Çünkü, beni yetiştirdi. Bendeki hakkı büyüktür. Dedi. Hasan-ı Basrî hazretleri: - Kıyâmete kadar böyle arkanda taşısan, bir defa kalbini kırmakla bu yaptığın hizmet boşa gider. Bir defa da gönlünü yapsan, bu kadar hizmete karşılık olur.

14 Bir adam gelerek: "Ey Allah'ın Resûlü iyi davranıp hoş sohbette bulunmama en ziyade kim hak sahibidir?" diye sordu. Hz. Peygamber (A.S.V.): "Annen!" diye cevap verdi. Adam: "Sonra kim?" dedi, Resûlullah (A.S.V.) "Annen!" diye cevap verdi. Adam tekrar: "Sonra kim?" dedi Resûlullah (A.S.V.) yine: "Annen!" diye cevap verdi. Adam tekrar sordu: "Sonra kim?" Resûlullah (A.S.V.) bu dördüncüyü: "Baban!" diye cevapladı." Buhari, Edeb: 2; Müslim, Birr: 1, (2548). Bu ifade Buhari ve Müslim’de aynen gelmiştir. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/478.

15 Lokman suresi 14. Ayet.. “Biz insana, ana ve babasına iyi davranmayı emrettik. Özellikle de anası nice sıkıntılara katlanarak onu karnında taşımış.. Emzirmesi de iki yıl sürmüştür. İşte bu sebeple, Bana, ana ve babana şükret, diye tavsiye ettik.” İsra suresi 24. Ayet.. “Rabbim..! Onlar beni küçüklüğümde nasıl koruyarak büyüttülerse, şimdi sen de onlara öyle merhamet et..!”

16 İsra suresi Ayetler.. “Rabbin şöyle emretti: Sadece Allah’a ibadet edeceksiniz. Ana ve babanıza iyi davranacaksınız. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara “of!” bile deme..! Onları azarlama..! Onlara saygıyla hitap et..! Onlara merhamet ederek tevazu kanadlarını aç da, “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl şefkatle büyüttülerse, sen de onlara öyle merhamet et, de..!”

17 Ankebut suresi 8. Ayet.. “Biz insan’a ana ve babasına iyilik etmesini emrettik.” Anne ve babaya her konuda itaat etmek gerekir mi..? Bu ayetin devamında, şayet anne ve baba Allah’ı inkar etmeye ve O’na karşı gelmeye davet ederlerse, onların sözünün dinlenmemesi emredilmektedir. Demek oluyor ki, anne ve baba oğlundan Allah’a şirk koşmasını isterse sözleri dinlenmeyecek, ama onun dışındaki buyrukları, elden geldiğince yapılacaktır.

18 Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü.. Anne ve babamın vefatlarından sonra da onlara iyilik yapma imkanı var mı..? Ne ile onlara iyilik yapabilirim..?" diye sordu. Resûlullah (A.S.V.): "Evet vardır" dedi ve açıkladı: Onlara dua… Onlar için Allah'tan istiğfar.. Günahlarının affedilmesini talep etmek.. Onlardan sonra vasiyetlerini yerine getirmek.. Anne ve babasının akrabalarına karşı da sıla-i rahmi ifa etmek.. Anne ve babanın dostlarına ikramda bulunmak. Müslim, Birr Ayrıca bk. Ebu Davud, Edeb 120; Tirmizi, Birr 5

19 Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Anne-babaya yapılan iyilik, namazdan, sadaka, hac, umre ve Allah yolundaki cihattan daha üstündür.” [Ebu Yala, Taberani] [] Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Bir Müslüman’ın, vermek istediği sadakayı annesi-babası Müslüman iseler onlar için vermesinde hiçbir beis yoktur. Bu bakımdan o verilen sadakanın ecri, anne-babasına yazılır ve bir o kadarı da, onların ecirlerinden hiçbir şey eksilmeksizin, sadakayı veren kimsenin defterine yazılır.” [Taberani] [] Hz. Peygamber (S.A.V.) Buyurdular. Sadaka veren kimse, neden Müslüman olan ana-babasının ruhu için vermez.?

20 Bir kadın: "Ey Allah'ın Resûlü.. Annemin bir aylık oruç borcu vardı, onun yerine tutabilir miyim?" diye sordu. "Annene bedel tut!" dedi. Kadın: "Ey Allah'ın Resûlü, annem hiç haccetmedi, onun yerine hac yapabilir miyim?" diye sordu. Resûlullah (A.S.V.): "Evet, ona bedel haccet" buyurdu." Müslim, Sıyam 157, (1149); Tirmizi, Zekat 31 (667); Ebu Davud, Vesaya 12, (2877), Zekat 31, (1656); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/487.

21 Zeyd İbnu Erkam (R.A.) anlatıyor: Hz. Peygamber (A.S.V.) buyurdu ki: Kim ebeveyninden birine bedel haccederse, bu hacc’la onun borcunu ödemiş olur. Bu durum semadaki ruhuna müjdelenir. Bu hareketinden dolayı, Babası için bir hac, kendisi için yedi hac yazılır." Kişi, anne ve babasına karşı isyankar, serkeş bile olsa, bu iyiliği sebebiyle Allah'ın nezdinde, iyi kullar arasında yazılır. Ebu Davud, Menasik 25; Tirmizi, Hac 87. Ayrıca bk. Nesai, Menasik 2, 10; İbni Mace, Menasik 1

22 Allah Resûlü S.A.V.buyurdu: "Babalarınıza iyilik edin ki, oğullarınız da size iyilik etsin. Siz kendiniz namuslu olun ki, kadınlarınız da namuslu olsunlar.“ İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî. Hz. Enes'den (r.a.) rivayetle: iki çeşit günah vardır ki, cezaları ahirete bırakılmadan dünyada verilir: Zulüm ve ana babaya isyan.

23 Enes bin Mâlik hazretleri şöyle anlatır: Peygamber Efendimiz zamanında Alkame isminde bir genç vardı. Hep ibâdet ile meşgûl olur, yaz-kış oruç tutardı. Bu genç hastalandı. Hastalığı sanki ölüm hastalığıydı. Aynı zamanda dili tutulup bir şey söyleyemiyordu. Durumdan Resûlullah Efendimiz haberdâr edildi. Arkadaşlarıyla beraber gencin yanına gittiler. Kendisine Kelime-i Şehâdet telkîn ettikleri hâlde, genç söyleyemiyordu. Herkes olay karşısında şaşırmıştı.%

24 Peygamber efendimiz.. “Alkame'nin ana-babası var mı? diye sordu. “Evet, ihtiyâr bir annesi var.” dediler. Annesini buraya getirin..! Dedi. Annesi gelince, Peygamber efendimiz sordu: Alkame'ye ne oldu? Anne: Yâ Resûlallah.. Alkame çok iyidir. Hep ibâdet ile meşgûl olur. Ama ben ondan râzı değilim. Çünkü o, hanımının rızâsını, benim rızâmdan üstün tutmaktadır. Peygamber Efendimiz: Dilinin tutulması bu yüzdendir. Ona hakkını helâl et de dili açılsın..! Buyurdu. Anne: “Yâ Resûlallah, O benim hakkıma riâyet etmedi. Hakkımı helâl etmem.” dedi.%

25 Bunun üzerine Peygamber efendimiz, “Ey Bilâl! Eshâbı çağır, odun getirsinler. Alkame'yi yakalım. Çünkü annesi, ondan râzı değildir” buyurdu. Kadıncağız bunları işitince dedi ki: - Yâ Resûlallah, oğlumu benim gözümün önünde mi yakacaksınız..? Kalbim buna nasıl dayanır..? Resûlallah Efendimiz.. “Cehennem ateşi, dünya ateşinden çok daha kızgın ve yakıcıdır. Sen ondan râzı olmadıkça, onun hiçbir tâ'ati makbûl değildir.” buyurdular. Kadıncağız bunları işitince ağlamaya başlayıp dedi ki: - Yâ Resûlallah, ben ondan râzı oldum, hakkımı helâl ettim. O anda oğlunun sesini duydu. Kelime-i şehâdeti rahatlıkla söylüyordu.%

26 Alkame, aynı gün vefât etti. Cenâze hazırlıkları yapılıp defnedildi. Definden sonra Resûlullah efendimiz, Eshâb-ı kirâma hitâben buyurdu ki: “Hanımını annesinden üstün tutana, Allah-ü teâlâ ve melekler la'net eder.” A.Hambel ve Taberi rivayet

27 İbnu Ömer (R.A.) anlatıyor: Bir adam, Resûlullah (A.S.V.)'a gelerek: Ben büyük bir günah işledim, buna tövbe imkanım var mı?" dedi. Hz. Peygamber (A.S.V.): "Annen var mı?" diye sordu. Adam: "Hayır yok" dedi. Peki teyzen de mi yok? Adam: “O, var" deyince.. Resûlullah (A.S.V.): "Öyle ise ona iyilik yap!" "Teyze anne makamındadır.” dedi. İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

28 Mûsâ A.S. - Yâ Rabbî, Cennetteki arkadaşım kimdir..? diye Cenab-ı Hak’ka yalvararak sordu. Allah c.c., “Filân yerde bir kasap var. Senin Cennetteki arkadaşın odur.” dedi. -Mûsâ aleyhisselâm, tarif edilen yere gitti. Güneş batıncaya kadar kasabı karşıdan izledi. Akşam olunca, kasap, bir parça et alıp, çantasına koydu, evine giderken, Mûsâ aleyhisselâm hemen.. Ey genç, misâfir kabul eder misin? - Evet memnuniyetle... Beraber gittiler. Eve gelince, genç, bu etten güzel bir yemek pişirdi. Yemek soğurken, tavana asılı duran bir zembili indirdi. İçinde çok yaşlı, zaif, güçsüz bir kadın vardı. Onu zembilden çıkardı. Bakım ve görümünü yaptı.

29 Sonra pişirdiği yemekten azar azar yaşlıyı besledi. Tekrar zembile yerleştirdi ve yerine koydu.. Ancak kadın her lokmasının ardından dudaklarını kıpıtırdatıyor ve bir şeyler söylüyor, sonra ikinci lokmasını alıyordu. Bunları gören Mûsâ A.S. sordu: “Bu kadın kim, ona ne yaptın?” Kasap: “Bu benim annemdir. Çok yaşlandı. Takati kalmadı. Oturacak halde de değildir. Çarşıdan gelince, onu doyurup altını değiştirmeden kendim bir şey yemem.”

30 Hz. Musa A.S. “O esnâda annenizin dudaklarının kımıldadığını gördüm. Ne söylüyordu?” Kasap: Anne yüreği işite. Her seferinde "Yâ Rabbî, oğlumu Cennette Mûsâ Aleyhisselâma arkadaş eyle" diye duâ eder.” dedi. O ana kadar kendini bildirmeyen Hz. Musa A.S., “Mûsâ Peygamber benim ve Cennetteki arkadaşım da sensin.” dedi.

31 Soğuk bir kış gecesinde, Bâyezid-i Bistâmi hazretleri küçükken annesi ile yatsı namazını kılıp yatmıştı. Gece yarısına doğru annesi uyandı. Çok susamıştı. Oğluna seslendi… “Oğlum, bir bardak su verir misin?” Hemen yatağından fırlayan, küçük Bâyezid, su testisine baktı. Fakat içinde su yoktu. Annesine: “ Anneciğim, testide su yok ben hemen doldurup geleyim,” dedi. Koşarak dışarı çıktı. Her yer buz ile kaplıydı. Zorlukla testiyi doldurup geri döndü. Fakat, geri dönene kadar annesi tekrar uyumuştu. Annesini uyandırmaya kıyamadı.. Elinde su dolu bardak ile, annesinin baş ucunda beklemeye başladı. Hava çok soğuk olduğu için, bir müddet sonra soğuktan titremeye başladı. Buna rağmen, bardağı bırakıp yatmadı.

32 Annesinin uyandığında, "Hani su" diyerek üzüleceğinden korkuyordu. Annesini üzmemek için, her türlü sıkıntıya katlanmaya râzı idi. Elinde su bardağı saatlerce ayakta annesinin uyanmasını bekledi. Nihayet, annesi, "su, su" diye mırıldanmaya başladı. Hemen, "buyur anneciğim, suyun hazır" dedi. Annesi daha ilk sözünde suyun hazır olmasını anlayamadı. Oğluna sordu: Oğlum ne çabuk getirdin? Anneciğim, daha önce uyandığında, su istemiştin. O zaman su olmadığı için, testiyi doldurmaya gittim. Geldiğimde senin daldığını gördüm. Uyanmanı bekledim. Oğlunun bu kadar, sadakatli olduğuna çok sevinen annesi sevinçten ağladı.

33 Allah-ü Teâlâ kendisine böyle bir oğul ihsân ettiği için şükretti: Ve ellerini semaya kaldırarak.. “Yâ Rabbî ben oğlumdan râzıyım, sen de râzı ol,” dedi. Denilir ki; Annesinin bu duâsı sebebiyle, küçük Bâyezid-i Bistâmî.. Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri, oldu.


"Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Çocuğun kokusu cennet kokusundandır.” [Taberani] [] Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: “” Validenin duası herkesin." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları