Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

GENEL MEYVECİLİK. 1. Giriş Türkiye, dünya üzerinde uygun iklim kuşağındaki konumu itibariyle bahçe bitkileri yetiştiriciliği açısından üstün ekolojik.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "GENEL MEYVECİLİK. 1. Giriş Türkiye, dünya üzerinde uygun iklim kuşağındaki konumu itibariyle bahçe bitkileri yetiştiriciliği açısından üstün ekolojik."— Sunum transkripti:

1 GENEL MEYVECİLİK

2 1. Giriş

3 Türkiye, dünya üzerinde uygun iklim kuşağındaki konumu itibariyle bahçe bitkileri yetiştiriciliği açısından üstün ekolojik avantaja sahiptir. Dünyada mevcut gen merkezleri arasında hem Yakındoğu ve hem de Akdeniz havzası içinde yer alan Türkiye, birçok tür ve çeşidin gen merkezi durumundadır. Nitekim, bugün dünya üzerinde kültürü yapılan 138 meyve türünden, subtropik meyve türleri de dahil olmak üzere 75 kadar tür ülkemizde yetiştirilebilmektedir.

4 Çok sayıda tür ve çeşit zenginliğinin oluşturduğu bu potansiyel, farklı iklim ve toprak koşullarına adapte olabilecek çeşitlerin seçimi, farklı iç ve dış pazar taleplerine uygun ürün sunumu ve hastalıklara dayanıklı çeşitlerin seçimine olanak sağlayarak farklı amaçlara hizmet verebilecek alternatifler yaratmaktadır.

5 Halkın büyük bir kısmının geçim kaynağı olan meyvecilikte Türkiye’nin üretim potansiyeli oldukça yüksek olmasına rağmen birim alandan elde edilen ürün bazında bir çok ülkeden oldukça geri durumdadır. Buna karşın birim alandan elde edilen ürünün maliyeti, modern üretim tekniklerinin yeteri kadar ve bilinçli bir şekilde kullanılmaması Türkiye meyveciliğinden gerekli beklentilere ulaşılmasını engellemektedir.

6 Son verilere göre; Türkiye yüzölçümünün % 5.5 ini meyve, zeytin ve bağ alanları oluşturmaktadır. Toplam üretim miktarı yıllara göre değişmekle birlikte yaklaşık ton civarındadır.

7 Mevcut meyve üretiminin tür gruplarına göre dağılımı ise; % 27.5 yumuşak çekirdekliler, %15.4 sert çekirdekliler (zeytin dahil), %12.9 turunçgiller ve % 6.2 sert kabuklular şeklindedir.

8 2. MEYVECiLiĞiN EKONOMiK ÖNEMi

9 Türkiye’ de yetiştirilen meyve türlerinin çoğu dünya pazarlarında yaygınlık kazanmış, aranan türlerdir. Oysa subtropik meyve türlerinden ancak muz ve turunçgiller, tropik meyve türlerinde de hindistan cevizi, kahve, kakao gibi bazılarının dünya pazarlarında ağırlıklı bir yeri vardır. Bunlardan yalnızca kahve, kakao v.b. birkaç tür Türkiye’ de yetiştirilmemektedir.

10 3. Meyveciliğin Memleket Nüfusunun Beslenmesindeki Önemi

11 İnsan beslenmesinde meyveler çok eskiden beri önemli bir yer tutmuştur. İlk insanın günlük besin maddeleri arasında hiç şüphesiz meyveler, türlü av ürünleri yanında tüketiliyordu. Eski ve orta çağ medeniyetlerinde de meyvelere kıymet verildiği o zamanki yüksek meyve fiyatlarından anlaşılmaktadır. Din kitaplarında meyvelere ayrı bir yer verilmiş olması da, meyvelerin beslenmedeki önemini belirtmek bakımından kayda değer.

12 Kültürün ilerlemesi ve insan beslenmesinin fizyolojik ve biyolojik temellerinin aydınlatılmasıyla meyvelerin insan beslenmesindeki değeri daha iyi açıklanabilmiştir.

13 Meyvelerin insan beslenmesindeki önemleri başlıca 4 nedenden ileri gelmektedir. 1.Sağladıkları kalori bakımından, 2.İçlerindeki tuz bakımından, 3.İçlerindeki vitaminler bakımından, 4.Görünüşleriyle iştah üzerine yaptıkları etkiler bakımından.

14 1-Meyvelerin Sağladıkları Kalori Bakımından Önemleri

15 Büyüyen, çalışan, iklim şartlarıyla savaşan, hastalıklara karşı korunan veya bu hastalıklardan kurtulmaya çabalayan her insanın günlük belli bir kalori toplamına ihtiyacı vardır. Araştırmalara göre çeşitli yaşta ve türlü faaliyette bulunan erkek ve kadınların günlük kalori ihtiyaçları başka başkadır. Bir çok faktörlere göre değişen insanın günlük kalori ihtiyacı alınan besin maddeleriyle temin edilmektedir.

16 İnsan vücudunun başlıca kalori kaynakları karbonhidratlar, proteinler ve yağlardır. Vücutta 1 gr. karbonhidratın yanmasıyla 4, 1 gr. proteinin parçalanmasıyla 4 ve yine 1 gr. yağın parçalanmasıyla da 9 büyük kalori meydana gelir.

17 Meyve türlerimizi bu üç temel besin maddesi bakımından inceleyecek olursak türüne ve yaş veya kuru olmalarına göre bu maddeler bakımından büyük farklar gösterdiklerini görürüz.

18 Genel olarak, yaş meyvelerin besin maddelerince fakir oldukları söylenmekte ise de bunlar arasında da besin değerleri bakımından çok yüksek olanların bulunduğunu belirtmek yerinde olur. Meselâ muz ve incir karbonhidratlarca zengin oldukları gibi zeytin ve avokadolar da yağca çok zengindirler. Bu nedenle meyveleri besin değerleri bakımından değerlendirirken, her meyveyi ayrı ayrı ele almak ve buna göre karar vermek en doğrusudur.

19 Günlük besin listeleri hazırlanırken meyvelerin bu özelliklerini dikkate almak gerekecektir.

20 2-İçlerindeki Tuzlardan Ötürü Meyvelerin Beslenmedeki Önemi

21 Meyvelerde, meyveye ekşilik veren asitler bulunur. Bu asitlerin şekerlere olan oranı ise meyve tadının meydana gelişinde en önemli rolü oynar. Meyvelerde en çok görülen asitler elma asidi ile limon asididir. Bununla birlikte, bazı meyvelerde ve mesela eriklerde benzoik asit vardır.

22 Meyvelerdeki bu organik asitler kalsiyum, sodyum, potasyum v.b. metallerle birleşerek tuzları teşkil ederler. İşte bu asit tuzlar vücutta okside olduğu zaman bir yandan karbondioksiti meydana getirir ve geriye de tuzlar kalır. Bu meyve tuzları insan sağlığı bakımından çok önemlidirler.

23 3-İçlerindeki Vitaminler Bakımından Meyvelerin Beslenmedeki Önemi

24 Meyveler önemli bir C vitamini kaynağıdır. C vitaminince en zengin olanlar sırasıyla çilek, papaya, limon, portakal, mango, altıntop ve mandarindir. Elmalar da çeşitlerine göre C vitaminince az veya çok zengin kaynakları teşkil ederler.

25 Bilindiği gibi bugün piyasada türlü şekilde yapma vitaminler vardır. İnsanın günlük vitamin ihtiyacı, yalnız vitamin bakımından düşünülürse, belki de bu yolla daha ucuza da sağlanabilir. Fakat meyvelerle alınan bu vitaminler yanında vücuda sağladıkları diğer besinler ve faydalar dikkate alınırsa günlük beslenmede meyvelere ayrı bir yer verilmesinin doğru olacağı ortaya çıkar.

26 3-Meyvelerin Görünüşleriyle İştah Üzerine Yaptıkları Etkiler

27 Meyveler, güzel görünüşleriyle insanda iştahın açılmasına yardımcı olurlar. Mide ve diğer sindirim salgılarının bol miktarda teşekkülüne ve dolayısıyla sindirimin daha kolay olmasına yardım ederler. Taze ve kuru meyvelerin dokularındaki ipçikler sindirim organlarında kas hareketlerini arttırır ve böylece sindirim organlarının sağlam ve hareketli kalmasını sağlar.

28 MEYVE VE SEBZELERİN BESİN DEĞERLERİ VE TÜKETİMİ

29 Meyve ve sebzeler soframızda çeşitlilik sağlar ve renk verirken içerdikleri besin maddeleri ve sindirime katılmayan maddeleri ile yaşamımızda önemli olurlar.

30 Besinler 4 ayrı grupta toplanmıştır. 1. Et ve et ürünleri 2. Süt ve süt ürünleri 3. Tahıllar ve kuru baklagiller 4. Meyve ve sebzeler

31 Besinlerin bileşiminde bulunan besin maddeleri proteinler, yağlar, karbonhidratlar, vitaminler ve madensel tuzlardır. Bunlar organizmada yapıtaşı olurlar, enerji verirler ve canlılık olaylarını düzenleyici görev yaparlar. İyi beslenme, bu besinlerin yeterli miktarda ve dengeli bir şekilde alınmasıdır.

32 İnsanın besin gereksinimi yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, çalışma şekli, kalıtım ve metabolizma özelliklerine göre değişir. Ancak alınması gerekli besin maddeleri arasındaki denge pek değişmez.

33 Beslenmede proteinler yapıtaşı, yağ ve karbonhidratlar enerji verici olarak görev yaparken, vitamin ve madensel tuzlar metabolizmayı düzenleyici rol oynarlar.

34 Meyve ve sebzeler beslenmede genel olarak vitamin ve madensel maddeler içermeleri nedeniyle önemli olurlar. Bunlar protein ve yağ bakımından fakirdir, karbonhidrat bakımından ortada bulunurlar.

35 Kuru meyveler, zeytin ve avokado, yağ ve proteince zengin olmakla birlikte miktarca fazla alınmadıkları için bu açıdan önemli olmazlar. Ancak fasulye, bezelye, mısır, birçok yaprak sebzeler özellikle lahana ve akrabaları proteince değerlidir. Vücudun sebze proteinlerinden yararlanma oranı da yüksektir (% 50-70).

36 Nişasta ise enerji verici olarak patates, tatlı patateste bol bulunur. Yerelmasında bol bulunan bir polisakkarit olan insulinin sindirilemediğinden insan beslenmesinde değeri yoktur.

37 MEYVE VE SEBZELERIN BESİN DEĞERLERİ

38 Bileşiminin büyük kısmını (% 75-95) oluşturan su zevkle, kolayca alınır ve su düzenine katılır. Meyve içi steril olduğundan, suyu da temizdir. Çeşitli şekerler enerji verir ve laksatif etki yaparlar. Organik asitler de asit-baz dengesini düzenler.

39 Bitkisel kökenli doymamış yağlar, hayvansal yağların aksine kanda kollesterolü azaltır. Sindirime katılmayan ve besleyici değeri olmayan selüloz, hemiselüloz, pektik maddeler ve lignin meyve ve sebzelerin ham lif maddeleridir. Besinlere kabalık verirler, bağırsak hareketlerini düzenler ve boşaltımı kolaylaştırır.

40 Gelişmişlik hastalıkları veya bozuklukları olarak görülen birçok rahatsızlık meyve-sebze gibi lifce zengin besinlerin yetersiz alınmasından ileri gelmektedir. Örneğin apandisit, kolon kanseri, rektum tümoru, fıtık, kabızlık, şişmanlık, varisler, hemoroid vb. Ham selülozca zengin meyve ve sebzeler, çilek, böğürtlen, ayva, armut, elma, bezelye, biber, havuç, turp ve lahanadır.

41 Meyve ve Sebzeler başlıca vitamin kaynaklarıdır. Ayrıca çok sayıda değerli vital maddeler (esensiel amino asit ve yağ asitleri) içerirler. İnsan vitamin gereksiniminin % 90’ nını meyve sebzelerden karşılar.

42 C vitamini bakımından gruplandırma: Çok zengin ( mg/100 g):Kuşburnu, kivi, frenk üzümü, trabzon hurması, biber, maydanoz, tere, lahana, ıspanak vb. yaprak sebzeler. Zengin (30-50 mg/100 g): Turunçgil meyveleri, çilek, böğürtlen. Orta (15-30 mg/100 g): Muz, ayva, kiraz, vişne, domates, kavun, kestane, marul, bezelye, fasulye, pırasa, soğan. Fakir (5-15 mg/ 100 g): Elma, armut, şeftali, kayısı, erik, incir, üzüm, nar, patates, havuç, hıyar, karpuz.

43 Aynı türe giren çeşitlerin de vitamin değerleri farklı olur. Sebzeler pişirilerek tüketildiğinde vitamin değerleri daha da azalır. Bu esnada suda eriyen C ve B grubu vitaminlerde kayıp fazla olur.

44 Meyveler asitce zengin olduklarından C vitaminini iyi korurlar. Bunlarda C vitamini kabuk ve yakın dokularda en fazladır. Işıklamanın iyi olduğu durumlarda vitamin değeri de yükselir.

45 Meyve ve sebzeler A vitaminine dönüşen maddelerce de zengindir. Sarı, turuncu renkli olan bu maddeler karotinlerdir. Beslenmede A vitamini gereksiniminin % 40’ ı meyve ve sebzelerden alınır.

46 Meyve ve sebzelerin A vitamini (retinol) miktarları: Çok zengin (>0.15 mg/100 g): Kayısı, Trabzon hurması, şeftali, vişne, erik, portakal, mandarin, kavun, pazı, ıspanak, biber, marul, maydanoz, soğan, kuşkonmaz, havuç, beyaz lahana, karnabahar, tere, kış. kabak. Zengin ( mg/100 g): Elma, muz.

47 Meyve ve sebzelerde B-kompleksi vitaminler de bulunur. Özellikle B1, B2, B12,B6, Niasin, pantotenik asit, biotin, kolin ve folik asit. Bunlardan özellikle folik asit kansızlıkta önemlidir ve koyuyeşil yapraklı sebzelerde bol bulunur. Örneğin, ıspanak, brokkoli, lahana, marul. Meyvelerde azdır.

48 Esensiyel yağ asitleri - linoleik, arachidonik kan basıncını, düz kas hareketlerini düzenler, enzim ve hormon kontrolünda rol oynar. Esensiyel aminoasitler bazı özel enzimlerin ve yapısal proteinlerin sentezinde kullanılır.

49 Bitkisel yağlarda da önemli miktarda E vitamini bulunur.

50 Mineral maddeler: Meyve, özellikle sebzelerde bulunur. Bunlardan en önemlisi kalsiyum ve demirdir. Kalsiyum, zeytin, turunçgiller, incir, çilek, pırasa, semizotu, ıspanak, taze fasulye, bamya da bulunur. Demir ise ıspanak, pırasa, semizotu, bezelye, bamya ve taze fasulyede fazla, meyvelerde az bulunur. Bu mineral maddeler organizmanın asit-baz dengesini etkiler. Meyve ve sebzeler tuzca fakir oldukları için de tuzsuz diyet hazırlamada kullanılırlar.

51 Meyve ve Sebzeler içerdikleri vitaminler (A, B, C) ve minerallerce (Ca, Fe) birlikte değerlendirilince beslenmedeki değerleri bakımından, Meyveler: 1.çilek, 2.domates, 3.portakal, 4.mandarin, 5.kayısı, 6.limon, 7.muz, 8.erik, 9.elma, l0.kavun, 11.armut. Sebzeler: 1.cibes (brokkoli), 2.ıspanak, 3.tere, 4.biber, 5.lahana, 6.karnabahar, 7.bezelye, 8.havuç, 9.turp, 10.marul, 11.taze fasulye, şeklinde sıralanırlar.

52 Sebzeler genel olarak düşük kalorili besinlerdir. Genel olarak 100 g da kalori verirler. Hıyar en düşük; kök sebzeler, fasulye, bezelye, tatlı mısır ve patates yüksek kalorilidir. Meyvelerin kalorileri ise arasındadır. Ancak, incir, üzüm, muz, kiraz, 60-90; kurutulmuş meyveler 300; kuru meyveler 600; kestane 200 kalori verirler. Bu nedenle yaş meyve ve sebzeler kalorice fakir diyet hazırlamada önemli yer tutarlar.

53 Meyve ve sebzelerde bulunan hoş kokulu maddeler de iştah açıcı etkiler yaparlar. Özellikle meyvelerin tüketimini arttırırlar.

54 Ancak sebzelerde bulunan bazı maddeler, bazı rahatsızlıklarda ise meyveler beslenmede sorun olurlar. Sebzelerde bulunan bu toksik maddeler çok miktarda alındığında metabolizmayı etkiler.

55 Örneğin baklagillerde, özellikle baklada bulunan toksinler, patates ve yeşil domateste bulunan solanin, aşırı nitrat gübrelemesi sonucu yapraklarda biriken nitrat. Bunlardan bazıları hormonları etkiler. Örneğin lahanalarda bulunan hipertiroidi yapan goitrin, baklagillerde bulunan E vitamini karşıtı maddeler. Ayrıca küflenen ürünlerde (özellikle kuru ve kurutulmuş meyveler) küflerin oluşturduğu mikotoksinler. Örneğin; aflatoksin.

56 Fazla asit içeren meyveler ise mide rahatsızlıkları bulunan kişiler için önerilmezler. Keza okzalik asitin fazla bulunduğu ıspanak, pazı, asma yaprağı, semiz otunda bulunan kalsiyum vücuda alınamaz. Bu sebzeler kalsiyumca zengin yumurta, yoğurt, süt vb. ile birlikte alınmalıdır.

57 MEYVE VE SEBZELERİN SATIN ALINMASI Her meyve ve sebze türünde aranan kalite özellikleri farklıdır. Satın alırken ürünü iyi tanımak ve kalitesini doğru olarak belirlemek gerekir. Ancak sıradan tüketicilerin bu konuda bilgileri sınırlıdır. Meyve ve sebzeler hasattan sonra canlı kalan, yaşayan varlıklardır. Birçoğu kolay bozulur ve dayanıksızdır ve ortam faktörlerinden etkilenirler. Bu nedenle satın alırken ve yemeğe hazırlanırken bu özellikleri göz önüne alınır. Birçoğu buzdolabında saklanmalıdır. Birçok meyve ve sebzenin pazarda bol bulunduğu bir mevsimi vardır. Ancak bazıları hemen hemen yıl boyunca bulunur. Örneğin, elma, domates, turunçgil meyveleri vb. Bir ürün pazarda en fazla bulunduğunda fiyatı en düşük ve genellikle de kalitesi en yüksektir.

58 SATIN ALIRKEN NELERE DİKKAT EDiLEBİLİR Meyve ve sebze evde gerekli·olduğunda satın alınır. Gereğinden fazla alınırsa tüketilmeden önce bozulur ve atılır. Meyvelerde iri boy yüksek kaliteli olmakla birlikte genelde orta boy ürünlerin seçilmesi daha doğru olur. Genelde kabuk yüzeyinde bulunan ve derine inmeyen bozukluklar yeme kalitesini düşürmez ancak fiyatı önemli derecede düşürür. Örneğin Valencia portakalında yeşil renklenme. Tüketici ambalajında veya açıkta satılan ürünlerde birim fiyatlar karşılaştırılır ve ucuz olanlar yeğlenir. En düşük fiyatlı ürün her zaman en ekonomik olmayabilir. İşlemedeki fire oranı birim maliyet fiyatının önemli bir öğesidir. Ürün alınırken evdeki saklama koşulları ve olanakları göz önüne alınır ve saklama süresi içinde tüketileceği öngörülür. Buna uygun tüketim programı yapılır. Ürünün uygun saklama koşulları bilinmeli ve buna uygun davranılmalıdır. Konserve ve dondurulmuş ürünler de tazeler kadar değerlidir. Örnegin, taze pişmiş bezelyenin 100 g‘ında 0.60, dondurulmuşta 0.57 ve konservede 0.56 mg aktif karotin bulunur. Ambalaj üzerinde bulunan bilgiler özenle gözden geçirilmelidir. Bunlar ürüne ilişkin gerekli bilgileri verirler. Ayrıca ailenin büyüklüğü, alışkanlıkları, ayrılan para miktarı, alınacak ürünün nasıl tüketileceği, hazırlama olanakları, becerileri vb. de tercihlerde önemli olur.

59 MEYVE VE SEBZE TÜKETİMİNDE ÖNEMLİ NOKTALAR Günde dört öğünde meyve ve sebze alınırsa birinde Vit. A, diğerinde Vit. C ve diğer ikisinde diğer besin maddelerince zengin olanlar yeğlenir. 1. Meyvelerin kabukla birlikte yenilmesi daha yararlıdır. Çünkü kabuk, meyve etine göre her bakımdan (2-3 katı) üstündür. 2. Meyve sebze tüketiminde ceşitlilik yararlı ve gereklidir. Aynı tür ve çeşitten fazla miktarda tüketmek yerine, değişik tür ve çeşitler yeğlenmelidir. 3. Sebzelerin beyaz ve yeşil kısımlarının besin değerleri de farklıdır. Yeşil kısımların besin değerleri her zaman 3-5 katı üstündür (Cetvel 1). 4. Et rengi sarı-turuncu olan meyveler karotince zengindir. 5. Açıkta yetiştirilen sebzeler, serada yetiştirilenlerden daha üstündür. 6. Taze olarak alınan meyve ve sebzeler bekletildikçe besin değerlerini yavaş veya hızlı kaybederler. Saklama ve sofraya hazırlamada besin değerini koruyacak şekilde çalışılmalıdır.

60 4. Meyvecilikle Geçinen Nüfus

61 Türkiye nüfusunun % 64’ üne yakın bir kısmı (1970 sayımı) tarımla uğraşmaktadır. Tarım nüfusu içerisinde ne kadarının meyvecilikle geçindiği üzerinde elimizde sayılar yoktur. Böyle bir istatistiğin hazırlanması çok iyi olurdu. Fakat, bu istatistiğin hazırlanması büyük güçlükler göstermektedir. Bunun nedeni, meyveciliğin memleketimizde çoğunlukla tek bir üretim dalı olarak ele alınmayıp diğer işlerle birlikte yapılmasıdır. Bu durum, çiftçi nüfusunda böyle olduğu gibi bir çok yerlerimiz de şehirli nüfusu için de böyledir. Yani bizde mesela, pamuk çiftçisi aynı zamanda portakal üreticisi olduğu gibi dişçi, avukat v.b. gibi meslek erbabı da büyük portakal, limon veya incir üreticisi olarak çalışmaktadır.

62 Yine, bir çok meyve bölgelerimizde şehirde oturan nüfusun yazın köylere çıktıkları yerlerde az veya çok geniş bir ölçüde meyvecilik yaptıkları (Erzincan, Malatya) görülmektedir. İşte bu nedenle nüfusun doğrudan doğruya geçimini meyvecilikten sağlayan kısmını ayırmak zorlaşmakta ve bu durum özel bir istatistik çalışmasını gerektirmektedir. Bununla birlikte, memleketimizin çeşitli yerlerine yayılmış olan meyveliklerin bu bölgeler halkının geçiminde birinci veya ikinci derecede önemli bir rol oynadığı bir gerçektir.

63 Bir kaç bölgeyi ele alarak inceleyecek olursak durumu daha iyi bir şekilde aydınlatmış oluruz. Mesela bugün Doğu Karadeniz bölgesinde çay yetiştiriciliği bu bölge halkının en önemli geçim kaynağından birisini teşkil etmektedir. Bu bölgede yalnız çay tarımının geliri ile geçinen bir çok çiftçiler bulunmakla birlikte bunların yanında aynı zamanda mısır yetiştiriciliği veya diğer tarım dalları ile de uğraşanlar vardır.

64 Trabzon'dan Ordu'ya kadar uzanan bölgede ise fındık yetiştiriciliği bu bölgenin tarım ekonomisinde baş rolü oynar. Fakat fındıkla birlikte mısır ve tütün yine önemli üretim dallarını teşkil eder.

65 Yine Ege bölgesinde zeytin, incir ve üzüm yetiştiriciliği tütün, pamuk, tahıllar ve daha bir çok tarla bitkileri ile iç içe girmiş bir durumdadır. Burada da yalnız meyvecilikle uğraşan işletmeler bulunabileceği gibi, bağ-bahçe bitkileri ile tarla bitkilerinin ve hayvancılığın bir arada götürüldüğü çok sayıda işletmeler de vardır.

66 Gerek Ege bölgesinde ve gerek Akdeniz kıyısında oturan türlü meslek sahiplerinin geniş ölçüde bağ-bahçe tarımı ile uğraştıkları görülmektedir. Bu bölgelerdeki büyük incir, zeytin ve turunçgiller işletmelerinin önemli bir kısmı bu gibi kimselere aittir. Hiç şüphesiz, bunların yanında meyveciliği kendisine meslek edinmiş büyük ve küçük işletme sahipleri de vardır. Bu nedenle nüfusun yalnız meyvecilikle geçinen kısmını ayırmak güçtür.

67 Nüfus sayısı ne olursa olsun, gerçek olan, meyvecilikle geçinen nüfusun daha refahlı bir hayat sürebildiğidir. Bunun nedeni, hiç şüphesiz, bu üretim dalının dönümden sağladığı yüksek gelirdir. Bu sonuca, tarla ürünlerinde dönümden elde edilen saf gelirle meyvecilikten elde edilen saf gelir mukayese edilerek varılmıştır. Durum, yalnız bizde değil diğer dünya ülkelerinde de böyledir.

68 Meyveciliğin diğer bir çok tarımsal üretim dallarına göre daha yüksek bir gelir sağlaması meyvecilik işletmelerinin özellikleriyle açıklanabilir. Bu sektör, entantif bir işletme dalıdır ve fazla bilgiye ve yakın ilgiye dayanır. Bunun sonucunda dönümden kaldırılan ve değerleri diğer tarla ürünlerine göre yüksek olan bir ürünle daha fazla bir saf gelir sağlanması da doğaldır.

69 Meyve işletmeleri çiftçi ailesinin bütün bireylerine emeğini değerlendirebilecek olanaklar da sağlamaktadır. Böylece, çiftçi ağır işleri bizzat kendi üzerine alarak diğer işleri de güçleri oranında ailedeki kadınlara ve çocuklara bölerek daha düzenli ve ekonomik bir çalışma olanağına kavuşmaktadır.

70 Meyve bahçeleri yalnız saf gelir ve aileye geniş bir çalışma olanağı sağlamakla kalmamaktadır. Bu işletmelerde araç ve gereçler için gerekli ağaçlar, çiftçinin yakacağı için odun ve çit veya ara bitkisi olarak dikilen çeşitli meyvesiz ağaçlarla kereste de elde edilmektedir. Ayrıca, bu işletmelerde ara tarımı olarak sebzelerin yetiştirilmesi arıcılık ve tavukçuluğun birlikte yapılabilmesi çiftçi nüfusunun daha iyi beslenmesini de sağlamaktadır. Fazla el emeğine ihtiyaç gösteren bu sektörün gelişmesi işsizlik sorununa da çözümler getirebilecektir.

71 5. Endüstriye Sağladığı Ham Madde Bakımından Meyveciliğin önemi

72 Meyveler birçok tarım endüstrisinin ham maddesini oluştururlar.Bunlar: Meyve suyu endüstrisi, Konserve endüstrisi, Pekmez endüstrisi, Reçel, marmelat endüstrisi, Şekerleme endüstrisi, Her türlü pasta endüstrisi, Alkollü içkiler endüstrisi, Kurutma endüstrisi, Derin dondurma endüstrisi ve Liyoflizasiyon.

73 Meyve suyu endüstrisi:

74 Bugün dünya üzerinde yetiştirilen taze meyvelerin önemli bir kısmı meyve suyu şeklinde tüketilmektedir. Meyve suları ya doğrudan doğruya meyveler sıkılarak taze halde sarf edilmekte veya tabii şekilde koyulaştırılarak veya konserve edilerek ve her zaman tüketime hazır bir durumda saklanmaktadır.

75 Meyve suyu endüstrisinde kullanılan başlıca meyveler elma, turunçgiller, üzüm, kaysı, şeftali, nar ve vişnedir.

76 Meyve suyu endüstrisi mevsimi dışında meyvelerin sularından yararlanma olanağı verir. Ayrıca, sofralık olarak kullanılmağa uygun olmayan, sağlam ve özürsüz meyvelerin değerlendirilmesini sağlar. Bu nedenle, büyük ölçüde meyve üreten ve aynı zamanda iç ve dış pazarlara standardizasyon tüzüklerine göre belli kalitede meyve göndermek zorunluluğunda bulunan memleketlerde, meyve suyu endüstrisi meyveciliğin en önemli bir kolu ve desteğidir.

77 Dünya üzerinde bugün meyve suyu endüstrisinde gerek üretim miktarları ve gerek ürünün kalitesi bakımından en ileri memleketler Amerika Birleşik Devletleri, İtalya, Fransa, İspanya ve İsrail'dir.

78 Türkiye'de, meyve suyu endüstrisi, son on yıl içerisinde büyük bir gelişme göstermişse de, birçok meyvelerde üretimin taze meyve pazarının ancak ihtiyacını karşılayacak bir durumda olması ve aynı zamanda meyve pazarlarında her kalitedeki meyvelerin satışına izin verilmesi yüksek fiyatlı meyvelerle meyve suları yapılması sonucunda meyve suyu fiyatları orta durumdaki bir alıcı için yüksektir. Fiyatların yüksek oluşunda bazen kuruluş yerlerinin iyi seçilmemiş olması etki yapmaktadır.

79 Türkiye, meyve üretimini düzenlediği ve gerekli teşkilâtı kurduğu taktirde, hemen ve hiç değilse bir kaç meyvede geniş ölçüde meyve suyu üretimine ve ihracatına başlayabilir. Bu meyveler arasında özellikle nar ve vişne suları en başta yer alabilir. Memleketimizin bu günkü taze üzüm miktarları ve bu üretimi geliştirme imkânları dikkate alınırsa üzüm suyu ve konsantratlarının yapımı bakımından bir güçlüğün olmadığı görülür.

80 Güney Doğu, Güney ve Batı Anadolu'da nar yetiştiriciliğine çok uygun alanlar vardır. Buralarda nar yetiştiriciliğinin geliştirilmesiyle dünya piyasalarına yeni ve az bulunan bir malla çıkılabilir.

81 Vişne sularında da durum nardakine benzer. Memleketimizin birçok bölgelerinde kıraçlar ağaçlandırılırken vişne yetiştiriciliğinden faydalanılabilir. Böylece bir yandan kıraç bölgeler ağaca kavuşurken öte yandan elde olunacak bol ürünle vişne suyu endüstrisi geliştirilebilir. Vişne suyunun da dünya piyasalarında rakipleri çok azdır. İleride yetiştiriciliklerinin geliştirilmesiyle bu meyvelere konsantre turunçgiller de katılabilecektir.

82 Konserve endüstrisi

83 Konserve endüstrisinin en önemli ham maddelerinden birisini meyvelerdir. Konserve endüstrisinde elde edilen büyük ilerlemeler sonucunda bugün dünya üzerinde meyve konserveleri geniş ölçüde tüketilmektedir. Özellikle ev kadınının dışarıda çalışma zorunluluğunun artmış bulunduğu memleketlerde konserveler günlük yemek listelerinin hazırlanmasında önemli bir yer tutmaktadır. Meyve konserveleri içerisinde bugün en fazla arananlar şeftali, armut, kaysı, ananas ve karışık meyve konserveleridir. Bunların yanında diğer yaş meyvelerden bir çoğunun da konservecilikte kullanıldıkları görülür.

84 Türkiye, yüksek kaliteli meyveleriyle, konserve endüstrisinin üretimle ilgili masrafları makul düzeylere ulaştırıldığı zaman önemli bir meyve konservesi üreticisi olabilir. Böylece taze meyve pazarının ihtiyacı dışında kalan yüksek kaliteli meyveler uygun fiyatlarla kıymetlendirilmek olanağına kavuşabilir. Meyve suları ve konserveciliğin bir arada düşünülmesi gerekir.

85 Pekmez Endüstrisi

86 Türkiye'de üretilen üzümün önemli bir kısmı pekmez endüstrisinde kullanılmaktadır. Pekmez endüstrisinin ham maddesi olan diğer bir meyve de dutdur. Her iki meyvede de üretim şartları elverişli ve geniştir. Bu bakımdan Türkiye'de pekmez endüstrisi geliştirilebilir. Ancak, bir yandan bal üretiminde görülen artışlar öte yandan da halkın şeker ihtiyacını kolaylıkla ve ucuza karşılaması pekmez endüstrisini daha şimdiden büyük ölçüde sarsmıştır. Ayrıca pekmez endüstrisi ileride elde bol miktarda ham maddenin bulunmasına karşılık meyve suyu, şarap ve rakı endüstrisinin lehine olarak bir gerileme kaydedecektir. Üzüm suyu, konsantreler ve şarap yapımındaki gelişmeler de, üzümü kullanan pekmez endüstrisinin rekabet şansını olumsuz yönde etkilemiştir.

87 Reçel ve marmelat endüstrisi

88 Bu endüstrinin ham maddesinin hemen hemen hepsini meyveler teşkil eder. Türkiye'de bugün daha çok iç pazarın ihtiyacını karşılayacak ölçüde bir reçel ve marmelat endüstrisi vardır. Bu endüstrinin gelişme olanakları yine meyve üretimi ile şeker fiyatlarına bağlı bulunmaktadır. Steril şartlara göre imalat yapıldığı taktirde bu endüstri kolu gelişebilecek ve Türk meyveleri için yeni tüketim olanakları sağlanmış olacaktır.

89 Şekerleme Endüstrisi

90 Meyveler şekerleme endüstrisinde de önemli bir ham madde kaynağı olarak dikkate alınır. Bu endüstri memleketimizde orijinal bir durum göstermektedir. Badem, Antep fıstığı ve fındık şekerlemeleri dünya pazarının en orijinal ürünleridir. Bunların yanında, kestane şekeri de yine orijinal bir ihraç malı karakterindedir. Kaysı, incir, portakal ve bunlara benzer taze meyvelerin şekerlendirilmeleri ile yapılan şekerlemeler de iyi birer ihraç malı olabilir. Burada en önemli noktayı standardizasyon, hazırlamada temizlik ve ambalajda kusursuzluk teşkil eder.

91 Türkiye'de bu endüstrinin gelişmesi için yeteri kadar meyve bulunabilir. İhraç mallarında şeker fiyatları da koruyucu bir aşamada tutulacak olursa bu endüstri kolaylıkla gelişebilir. Şekerleme endüstrisi yanında fındık, badem, turunçgiller v.b. meyveler kullanılarak çikolata endüstrisi de geliştirilebilir.

92 Her Türlü Pasta Endüstrisi

93 Meyveler memleketimizde pastacılıkta ve diğer hamur işi tatlılarının yapımında oldukça geniş ölçüde tüketilir. Pasta endüstrisinde meydana gelen gelişmeler, son zamana kadar bu bakımdan söz konusu olmayan birçok meyvelerin bu işte kullanılmalarına yol açmıştır. Muz, çilek, üzüm ve turunçgil meyveleri pastalarda önemli bir sarf yeri bulabilir. Bu yaş meyveler yanında badem, fındık, ceviz ve fıstık da pastacılığımızın geliştirilmesinde büyük ölçüde rol oynayabilir.

94 Alkollü İçkiler Endüstrisi

95 Meyvelerimiz bu endüstri dalına önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Şarap, likör ve rakı endüstrisinin temel ham maddesi meyvelerdir. Burada da hem iç pazar ve hem de dış pazar bakımından büyük gelişmeler sağlanabilir. İhracat şartları düzenlendiği ve geniş ölçüde kaliteli üretime girişildiği taktirde Türk şarapları, likör ve rakıları dünya piyasalarında kolaylıkla satılabilecektir. Bu üretim dalı için gereken ham maddeyi meyveciliğimiz bugün olduğu gibi gelecekte de, sağlayabilecektir.

96 Kurutma Endüstrisi

97 Hiç şüphesiz, bu endüstrinin de ana ham maddesini meyveler teşkil eder. Üzüm, incir, kayısı, erik, şeftali ve vişne kuruları iç ve dış pazarlar bakımından önemli birer besin maddesi olarak düşünülmelidir. Üzülerek söylemek gerekir ki, tarihinin çok eski olmasına karşılık, meyve kurutma endüstrisi, memleketimizde, bugün de arzu edilen aşamaya ulaşamamıştır. Bunun sonucunda ham maddenin çok iyi olmasına karşılık, meyve kurularımız dünya piyasalarındaki rekabette güçlük çekmektedir. Bu nedenle, meyveciliğimizin gelişmesinde önemli bir rol oynayacak olan bu endüstri dalının da en iyi şartlarla çalışır bir duruma getirilmesi gerekmektedir.

98 Derin dondurma endüstrisi

99 Meyveler derin dondurma endüstrisinin önemli bir ham maddesidir. Bu metotla, birçok meyveleri, pişirerek ve sterilize ederek konserve etmek yerine, tazeliklerine ait birçok özelliklerini koruyarak saklamak mümkün olmuştur. Son yirmi yıl içerisinde dünyada derin dondurulmuş meyve endüstrisinde alıcının istekleri karşısında büyük gelişme vardır. Türkiye'den taze olarak ihraçları güçlük gösteren bir kısım meyvelerde bu metottan faydalanılabilir.

100 Liyoflizasiyon (Derin dondurarak kurutma)

101 Bu endüstri de daha çok son on yıl içerisinde gelişmeye başlamıştır. Ham madde olarak bir kısım meyveler kullanılabilir. Tüketici bu ürünlere alışarak istekleri artarsa bu endüstri Türkiye gibi tüketici pazarlara uzak olan bir memleket için büyük önem kazanabilir.

102 Verilen bu bilgilerden anlaşılacağı gibi, meyveler, memleketimizde türlü endüstrinin ham maddesi olarak büyük bir değer taşımakta ve bu endüstri dallarının gelişmesi programlı bir üretime bağlı bulunmaktadır.

103 6. Meyveciliğin Türkiye Topraklarının Korunması ve Güzelleştirilmesindeki Yeri

104 Meyve ağaçları, yalnız yüksek verimleriyle sağlık ve refah kaynağı olmakla kalmazlar, aynı zamanda yurdu ağaçlandırarak ve güzelleştirerek burada yaşayanların yaşama ve çalışma güçlerini de artırırlar. Suyun ve yeşilliğin insana verdiği gönül ferahlığı bütün iyilik ve saadet duygularının kapısını açar.

105 Yurdumuzu gezdiğimizde, bahçe köylerimizde gördüğümüz gelişmişlik ve zenginlik, yalnız bahçe ürünlerinin kârlı oluşundan değil, yeşilliğin yarattığı güzelliğin insan ruhu üzerinde yapmış olduğu yükseltici ve uyarıcı etkilerden de ileri gelmektedir. Hele Türkiye gibi ormanları azalmış memleketlerde, bağlar ve bahçeler, bu bakımdan çok daha önem kazanır. İnsan eliyle meydana getirilen bu ağaçlar ormansızlaşmanın doğurduğu büyük zararları ve yoklukları bir parça olsun gidermeye yarar.

106 Memleketimizin birçok yerlerinde, ormanların harap olmalarıyla çıplak kalan tepeler ve yamaçlar, meyvelikler kurularak yeniden ağaca kavuşturulabilir. Böyle bir durum bizleri erozyonun bugünkü ve gelecekteki felâket tehdidine karşı koruyabilir. Bu gibi meyilli yerlerde teraslar üzerine kurulacak meyvelikler ileride kayalık haline gelecek olan memleket topraklarını rüzgâr ve yağmurlarla sürüklenip gitmekten kurtararak hem bir gelir kaynağı olacak ve hem de yurdun güzelleşmesini sağlayan yeşillikleri vücuda getirecektir. Bu nedenle, yurdun ağaçlandırılması ve güzelleştirilmesinde o bölge şartlarına en iyi uyan meyve ağaçlarını seçerek yeni ağaçlamalarda bunlara büyük bir yer vermek gerekir.


"GENEL MEYVECİLİK. 1. Giriş Türkiye, dünya üzerinde uygun iklim kuşağındaki konumu itibariyle bahçe bitkileri yetiştiriciliği açısından üstün ekolojik." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları