Yoksulluk ve Dezavantajlı Gruplar

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
Faaliyetin Süresi: 24 ay ( )
Advertisements

TÜRKİYE’ DE ÇEVRE SORUNLARI
AB ÜYELİĞİNİN TÜRK VATANDAŞLARINA FAYDALARI
Engellilik Tanımı ve Savunusu Yuvarlak Masa Toplantısı 4 Aralık 2012 Ankara.
Farklı Sistemlerde Kentleşme ve Kentleşme Politikası
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE YEREL KALKINMA
Farklı Sistemlerde Kentleşme ve Kentleşme Politikası
Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü
Kamu Yönetiminde Yeni Aktörler: Sivil Toplum Kuruluşları
T. C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI ÇED VE PLANLAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Y
24 Mart 2015 Haliç Üniversitesi Kağıthane Kampüsü
Sosyal Bilgiler TÜRKİYE NÜFUSUNUN ÖZELLİKLERİ.
ÇEKOİST IŞIL ÖZBAYIR NİLAY SEVİL ATICI
-MUHAMMED ETOVSKI SALİH ÜSTÜNDAĞ PES’12 DİJİTAL BÖLÜNME.
İŞLETME İLKELERİ Küresel Ortamda İşletmecilik ve Rekabet
İnsan Hakları Nedir? İnsan hakları, olmadığı koşulda, kişilerin insan olarak onurlarıyla yaşabilmelerinin mümkün olmadığı temel ilkelerdir. İnsan hakları.
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
Bu Sunu En İyi Ofis 2010 Yüklü Bilgisayarlarda Görüntülenir
1. Yoksulluğun Tanımı ve Kavramları
“PROJECT RED KAMPANYASI IŞIĞINDA KÜRESEL FON ÖRNEĞİ”
Yaşlı Bakım Ekonomisinin Gelişmesinde Üniversitelerin Rolü
BÖLÜM 11 ORTA ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE FİZİKSEL GELİŞİM.
Bölümün Amacı Bu bölümün amacı, örgütlerin çevrelerindeki değişimleri nasıl değerlendirmeleri gerektiği ve bu değişimlere nasıl yanıt verebilecekleri.
NÜFUS ÖZELLİKLERİ VE NÜFUSUN ÖNEMİ
Sağlıklı Yaşamak ve Medya Prof. Dr. Zeynep ŞİMŞEK (Harran Üniversitesi Tarımda İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi Müdürü)
EĞİTİM-YAYIM İHTİYAÇ ANALİZİ ARAŞTIRMASI PROJESİ
Mobil Pazar Çevresi ve Pazar Fırsatları
Öğretmenlik Mesleği.
EĞİTİMİN EKONOMİK TEMELLERİ
KIRSAL KALKINMA ve ÖRNEK PROJELER
TÜRKİYE’DE YOKSULUK HAZIRLAYANLAR : NADİYE ÇAVDAR SUNA ÖNCEBE
TC SAKARYA ÜNİVERSİTESİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ
EĞİTİMİN EKONOMİK TEMELLERİ
COĞRAFYA PROJE ÖDEVİ:.
Ü CRETSIZ AILE IŞÇISI Aile fertlerinden bir ya da bir kaçının sahip olduğu işletmelerde herhangi bir ücret almaksızın çalışan aile fertleridir. Bu kişiler.
GİRİŞİMSEL KARAR VERME SÜRECİ GİRİŞİMCİLİĞİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Yurdumuzda Nüfus.
Farklı Özellikleriyle Farklı Dezavantaj Grupları Doç. Dr. Yunus Emre Özer.
TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ Hazırlayan = Büşra Kocaman
Sağlık ve Kültür Doç. Dr. Melike KAPLAN.
Dezavantajlı gruplar, Yoksulluk ve suç, Uluslararası yaklaşımlar
KADIN SAĞLIĞI İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR
Konu: Kırsal kalkınmada çalışma alanları ve envanter çıkarımı
KIRSAL KALKINMADA CİNSİYET DENGELİ KALKINMA YAKLAŞIMLARI
Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü
ÜLKEMİZDE NÜFUS / Nüfusumuzun Özellikleri
Pazar Çevresi ve Pazar Fırsatlarının İzlenmesi
AYRIMCILIK.
ÇOCUK SAĞLIĞI KAVRAMI VE ÖNEMİ ÇOCUK SAĞLIĞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER BEBEK VE ÇOCUK SAĞLIĞINA İLİŞKİN GÖSTERGELER Doç. Dr. Ender DURUALP.
YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLERE İLİŞKİN ULUSLARARASI YASAL DÜZENLEMELER
Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü
Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü
İnsan Hakları Nedir? İnsan hakları, olmadığı koşulda, kişilerin insan olarak onurlarıyla yaşabilmelerinin mümkün olmadığı temel ilkelerdir. İnsan hakları.
Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü
Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü
DOÇ. DR. GONCA POLAT ARŞ.GÖR.CİHAN ASLAN TIBBİ SOSYAL HİZMET DERSİ
Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü
Kadın Girişimciler.
TÜRKİYE NÜFUSUNUN ÖZELLİKLERİ —Nüfus artışı yüksektir — Genç nüfus fazladır. — Aktif nüfus fazladır.(çalışabilecek nüfus). Çalışma çağındaki nüfustur.
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, tüm dünya emekçi kadınlarının kutladığı uluslar arası bir gündür.
Bu Sunu En İyi Ofis 2010 Yüklü Bilgisayarlarda Görüntülenir
EKONOMİK GELİŞMİŞLİK DÜZEYİNİN ÖLÇÜMÜ
Doç.Dr.Mehmet Merve ÖZAYDIN
DEMOGRAFI.
İŞLETME BİLİMİ VE İŞLETMEYİ TANIYALIM
Küresel Kamusal Mallar
DÜZGÜN İŞ (DECENT WORK)
NİŞANTAŞI ÜNİVERSİTESİ
EĞİTİMDE FIRSAT VE OLANAK EŞİTLİĞİ - EŞİTSİZLİĞİ
SOS407 – Kadın Çalışmaları
Sunum transkripti:

Yoksulluk ve Dezavantajlı Gruplar Doç. Dr. Yunus Emre Özer

Yoksulluk Bir toplumun veya toplumun bir bölümünün gelir düzeyinin ortalama yaşam düzeyinin çok altında; eğitim, sağlık, yeme-içme, barınma, giyinme gibi zorunlu gereksinimleri karşılayamayacak derecede düşük olması.

Yoksulluk Yoksulluk bir ülkeler/toplumlar arası olabileceği gibi aynı toplumda farklı katmanlar arasında da olabilmektedir. Yoksulluk ülkeler arasında gerçekleştiğinde bu durumu ifade etmek için gelişmiş/gelişmekte olan ülke ayrımı yapılmaktadır. Yoksulluk ülke içinde ortaya çıkmışsa bu sefer gelişmiş/az gelişmiş bölge ayrımı yapılmaktadır. Bunların dışında aynı bölgede yer alan az gelişmiş kentlerden, aynı kent içindeki az gelişmiş ilçelerden ve aynı ilçe içindeki az gelişmiş köylerden bahsetmek mümkündür.

Yoksullukla İlgili Zorunlu Gereksinimler Zorunlu gereksinim; yaşamın sürdürülebilmesi için zorunlu, tüm canlıların onsuz yapamayacakları beslenme, giyim ve barınma gibi gereksinimlerdir. Ancak bu kavram görelidir. Zaman içerisinde farklılaşma olabilmektedir. İnternet, cep telefonu ??? Zorunlu olmayan gereksinim; giderildikçe haz, giderilmedikçe elem veren, ancak yaşamın devamı için hayati önem taşımayan gereksinimlerdir.

Yoksulluk Birleşmiş Milletler genel anlamda yoksulluğu tanımlamak yerine farklı boyutlarına vurgu yaparak yoksulluğun, “sürdürülebilir bir yaşam için gerekli gelire veya kaynaklara sahip olamama; açlık ve yetersiz beslenme; sağlığın kötü olması; eğitim ve diğer temel hizmetlere sınırlı erişim ya da hiç erişememe; tedavi görememekten dolayı yüksek hastalanma ve ölüm oranları; evsizlik ve uygun olmayan barınma imkânları; güvenli olmayan çevre koşulları ve sosyal ayrımcılık ve dışlanma ile birlikte sivil, sosyal ve kültürel yaşama ve karar alma süreçlerine katılamama biçiminde ortaya çıktığını belirtmektedir

Yoksulluğu Sınıflandırmak Yoksulluğa ilişkin sınıflandırmalar yapılırken mutlak, görece ve sübjektif yoksulluk kavramları açıklanmaktadır

Yoksulluğu Sınıflandırmak Mutlak yoksulluk; Objektif olarak tanımlanmış mutlak bir asgariden daha azına sahip olmak Mutlak yoksulluk; gıda, temiz içme suyu, hijyen imkanları, sağlık, barınma, eğitim ve bilgiyi içeren çok sayıda temel insan ihtiyacını içeren ve sadece gelire bağlı olmayan aynı amanda hizmetlere erişimle de ilişkili olan bir kavramdır

Yoksulluğu Sınıflandırmak Göreli/nisbi yoksulluk; toplumdaki diğer bireylerden daha azına sahip olmak Temel ihtiyaçların mutlak olarak karşılanmasına rağmen, kişisel kaynakların yetersizliği nedeniyle toplumun genel refah düzeyinin altında kalınması ve topluma sosyal açıdan katılımın engellenmiş olması durumunu tanımlamaktadır. Göreli yoksulluk yaklaşımı yoksulluğu, karşılaştırmaya dayalı olarak tanımlamaktadır. Genellikle toplumdaki medyan veya ortalama gelirin belli bir oranına (%40-%60) sahip olamayanlar yoksul olarak kabul edilmektedir.

Yoksulluğu Sınıflandırmak Sübjektif yoksulluk; geçinmek için yeterince kaynağa sahip olmadığını hissetmek olarak tanımlanmaktadır. Yoksulların sesine kulak veren, yoksulların kendi algılamalarını ön plana çıkaran bir yaklaşımdır. Refahın/yoksulluğun temel unsur ve kaynakları yoksullarla karşılıklı görüşmeler yoluyla kendileri tarafından belirlenir. Böylece, toplumca kabul edilebilir bir yaşam düzeyinin ne olduğu, uzmanlar tarafından değil, bu durumu en iyi bilmesi gereken insanlarca belirlenmektedir. Nesnel ölçülere dayanmaması ve ölçümünün çok zor olması nedeniyle çok yaygın kullanılan bir tanım ve ölçüm yöntemi değildir.

Kentsel Yoksulluk Kentsel yoksulluk; kent özelinde yaşanan yoksulluk olarak ifade edilmektedir. Bir kentin sunduğu hak ve olanaklara o kent halkının ulaşıp ulaşamaması kent yoksulluğu düzeyini ortaya çıkarmaktadır Eğitim, sağlık, barınma, güvenlik, sosyal olanaklardan yararlanma gibi temel gereksinimlerin karşılanamaması kentsel yoksulluğu beslemektedir Toplumsal olarak da kent yaşamına katılamayan kişi kent yoksuludur ve kentlerde yüksek oranlarda kent yoksulu bulunabilmektedir Yeni tanımlamalarda yoksulluk; genel olarak kentlerde yaşayan yoksul kesimleri anlatan bir kavram olarak kullanılmaktadır. Diğer kentlilerle aralarında önemli eşitsizlikler ve kopukluklar olan bir toplumsal kesimi anlatmak üzere kullanılmaktadır.

Yoksullukla İlişkili Kavramlar Yoksullukla ilgili kavramların birçoğu temel insan hakları kapsamında düşünülmektedir. Yoksulluğun tanımı, kıstasları ve nedenleri değişebilir ama sonuçları bir çok yerde aynıdır.

Açlık, Ölüm, Yetersiz eğitim, Yetersiz beslenme, Kötü barınma, Çevre koşulları, Suç, Terör, Kronik hastalıklar, Sağlığın bozulması…..vb.

Neo-liberal ekonomik politikalarla beraber devletin sosyal rolünü azaltmaya yönelik girişimlerin, devletin dezavantajlı yoksul vatandaşlarını koruma yönünün azalmasına neden olduğu, işsizlik ve yoksulluğun giderek arttığı iddia edilmektedir.

1972 yılında, Birleşmiş Milletler Çevre ve İnsan (Stockholm) Konferansı sırasında Hindistan Heyeti adına söz alan dönemin Hindistan Başbakanı Indira Gandhi’nin, “Kim Kirletiyor: Zengin ve Güçlüler mi, Fakir ve Güçsüzler mi” sorusuna verdiği yanıt, oldukça ilginçtir. Açlık, barınma ve yoksulluk… “En büyük çevre kirliliği yoksulluktur”

Gelir dağılımındaki dengesizlikler ve giderek artan yoksulluğun bireyleri hızla toplumun dışına ittiği iddia edilmektedir. Bireyler bu süreçte yaşadıkları topluma yabancılaşarak toplum dışı kalmaktadırlar. Ötekileşen kesimlerin sürekli olarak artmasıyla ve toplumsal yapıyı zedeleyecek bir çoğunluğu oluşturması muhtemel hale gelmektedir. Bu da yoksunluk dediğimiz durumu ortaya çıkarmaktadır.

Çok Boyutlu Yoksulluk Oxford Poverty & Human Development Initiative ve UNDP tarafından geliştirilen bu yeni endeks ile yoksulluğun gelir dışında çok yönlü ve yoksunluklar temelinde hesaplanması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda bireylerin yoksunlukları 10 temel göstergede tespit edilip bu göstergelere göre çok boyutlu yoksulluk hesaplanmaktadır.

Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi (ÇBYE) aynı zaman zarfında insanların yüz yüze kaldığı ciddi yoksunlukları göstermek için tasarlanan yeni bir ölçüdür. ÇBYE çok boyutlu yoksunluğun hem etkisini hem de yoğunluğunu yansıtmaktadır (insanların aynı anda kaç yoksunluk yaşamakta olduğu). Bu ölçü yoksulluk içerisinde yaşayan insanların kapsamlı bir resmini çıkarmak amacıyla kullanılabileceği gibi hem ülkeler ve bölgeler arasında ve dünya çapında hem de etnik grup, kırsal/kentsel konumlar ve diğer kilit hane halkı ve toplum özellikleri açısından ülkeler içinde karşılaştırmaya olanak vermektedir. ÇBYE kendi türünün ilk küresel ölçüsünü ortaya koymak için teori ve verilerdeki son zamanlarda görülen ilerlemeleri kullanmakta ve geleneksel gelire dayalı yoksulluk ölçülerine de tamamlar niteliktedir. 2010 İnsani Gelişme Raporu (İGR) toplamda 5.2 milyar nüfusa sahip (gelişen ülkelerdeki nüfusun %92’sine tekabül eden) 104 ülke için tahminler ortaya koymaktadır. Çalışmaya dahil olan ülkelerdeki toplam nüfuslarının üçte birini oluşturan 1.7 milyar civarındaki insan çok boyutlu yoksulluk içerisinde yaşamaktadır.

Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi Bir yoksunluk tek başına yoksulluğu göstermeyebilir. ÇBYE’ye göre bir hanenin aynı zamanda çok sayıda göstergede yoksun olması gerekmektedir. Bir insan ölçülen göstergelerin en az %30’unda yoksun olduğunda çok boyutlu olarak yoksul olarak addedilmektedir.

Çok Boyutlu Yoksulluk Çok boyutlu yoksulluğun tespitinde kullanılan yoksunluklar şunlardır • Eğitim (Her gösterge eşit ağırlıktadır 1/6) 1. Eğitim suresi: Ailede beş yıllık eğitim alan kişi olmaması 2. Çocukların Eğitimi: Ortaokulu tamamlamayan kişi sayısı Sağlık (Her gösterge eşit ağırlıktadır 1/6) 3. Çocuk ölümü: Ailede çocuk ölümü meydana gelmesi 4. Beslenme: Ailede yetersiz beslenmeden dolayı sağlık sorunu yaşayan yetişkin veya çocuk olması Yaşam Standardı (Her gösterge eşit ağırlıktadır 1/18) 5. Elektrik: Hanede elektrik olmaması 6. Kanalizasyon: Hanede tuvalet olmaması, veya ortak tuvalet kullanımı 7. İçme suyu: Hanede temiz içme suyu olmaması, veya temiz su kaynağı 30 dakikalık yürüyüş mesafesi dışında olması 8. Evlerin zemini: Hane çamurlu, tozlu veya hayvan gübresinden bir zemine sahip olması 9. Yemek Pişirmede: Odun, kömür veya tezek kullanılması 10.Varlıklar: Hanede, Radyo Televizyon Bisiklet Motorsiklet Buzdolabı vb. en az ikisinden bulunmaması.

Çok Boyutlu Yoksulluk ve Türkiye Bu hesaplamalara göre 2012 yılında Türkiye’de çok boyutlu yoksulluk tanımına uyan 4.378.000 kişi nüfusun %6.6’sına tekabül etmektedir. 2012 Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi sıralamasında Türkiye 42. sıradadır.

Çok Boyutlu Yoksulluk ÇBYE göstergeleri uluslararası olarak karşılaştırılabilir verilerin olanak verdiği ölçüde BKH’lerden elde edilmektedir. ÇBYE’nin on göstergesi BKH göstergeleriyle aynıdır veya ilgilidir: beslenme (BKH 1), çocuk ölüm oranı (BKH 4), içme suyuna erişim (BKH 7), sağlık tesislerine erişim (BKH 7) ve geliştirilmiş pişirme yakıtı kaynağı kullanımı (MDG 9). Bu karar alıcılara zorlukların nerelerden kaynaklandığını ve neyin ele alınması gerektiğini görmeleri açısından yardımcı olur. Çok boyutlu olarak hesaplanan endekslerde parasal olmayan göstergeler kullanılarak insani gelişmenin veya yoksulluğun düzeyleri hesaplanır.

BM Binyıl Kalkınma Hedefleri- UN Millenium Development Goals 2000 yılında, 189 Birleşmiş Milletler Üyesi Devlet “Binyıl Zirvesinde” bir araya gelerek yoksulluk, açlık, hastalık, kadınlara karşı ayrımcılık, toprak kaybı ve okumamışlık ile savaşmak için 8 hedef ve 18 amacı benimsemiştir.

Mutlak Yoksulluk ve Açlığı Ortadan Kaldırmak Hedef 1 2015 yılına kadar günlük geliri bir doların altında olan nüfusu yarıya indirmek Hedef 2 2015 yılına kadar açlıkla karşı karşıya olan nüfusun oranını yarıya indirmek Göstergeler Günlük geliri 1 doların altında nüfusun oranı Yoksulluk açığı oranı En yoksul %20’lik kesimin toplam tüketimden aldığı pay Beş yaş altındaki çocuklar arasında düşük ağırlıklı çocuk oranı Asgari besleyici enerji tüketiminin altında kalan nüfusun oranı Amaç 1 Mutlak Yoksulluk ve Açlığı Ortadan Kaldırmak

Tüm Bireylerin Temel Eğitim Almasını Sağlamak Hedef 3 2015 yılına kadar dünyanın her yerindeki kız ve erkek çocuklarının ilk öğretimi eksiksiz olarak tamamlamasını sağlamak Göstergeler İlköğretimde Net Okullaşma Oranı 1. Sınıfa Başlayan Öğrenciler Arasında 5. Sınıfa Ulaşanların Oranı 15 – 24 Yaş Grubunda Okur Yazarlık Amaç 2 Tüm Bireylerin Temel Eğitim Almasını Sağlamak

Hedef 4 2015 yılına kadar dünyanın her yerindeki kız ve erkek çocuklarının ilk öğretimi eksiksiz olarak tamamlamasını sağlamak Göstergeler İlk, Orta ve Yüksek Öğretimde Cinsiyet Oranı 15 -24 Yaş Grubunda Okur Yazarlıkta Cinsiyet Oranı Tarım Dışı Sektörlerde Ücretli Çalışan Kadınların Oranı Parlamentoda Kadın Milletvekillerinin Oranı Amaç 3 Kadınların Durumunu Güçlendirmek ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Sağlamak

Çocuk Ölümlerini Azaltmak Hedef 5 2015 yılına kadar beş yaş altı çocukların ölümünü 2/3 oranında azaltmak Göstergeler Beş Yaş Altı Çocuk Ölüm Hızı Bebek Ölüm Hızı Bir Yaşındaki Çocukların Kızamığa Karşı Tam Aşılı Olma oranı Amaç 4 Çocuk Ölümlerini Azaltmak

Anne Sağlığını İyileştirmek Hedef 6 2015 Yılına Kadar Gebelik, Doğum ve Lohusalık Sırasında Meydana Gelen Anne Ölümlerinin 3/4 Oranında Azaltılması Göstergeler Anne Ölüm Oranı Eğitilmiş Sağlık Personeli Tarafından Yaptırılan Doğumların Oranı Amaç 5 Anne Sağlığını İyileştirmek

Hedef 7 2015 yılına gelindiğinde HIV/AIDS’in yayılımını durdurmuş olmak ve geriletmeye başlamak Hedef 8 2015 yılına gelindiğinde sıtmanın ve diğer salgın hastalıkların yayılımını durdurmuş olmak ve geriletmeye başlamak Göstergeler 15 – 24 Arasındaki Gebe Kadınlar Arasında HIV’in Yaygınlık Oranı 15 – 24 Yaşlarındaki Nüfus İçinde HIV/AIDS Hakkında Doğru Bilgilere Sahip Olanların Oranı Sıtma Yaygınlık Oranı ve Sıtmayla İlişkili Ölüm Hızları Tüberküloz Yaygınlık Oranı ve Tüberkülozla İlişkili Ölüm Hızları Amaç 6 HIV/AIDS, Sıtma ve Tüberküloz Gibi Diğer Salgın Hastalıkların Yayılmasının Önlenmesi

Çevresel Sürdürülebilirliğin Sağlanması Hedef 9 Sürdürülebilir kalkınma ilkelerini ülke politikaları ile bütünleştirmek Hedef 10 2015 yılına kadar güvenli içme suyu ve temel atık sistemine erişimi olmayan nüfusun 1/2 oranında azaltılması Hedef 11 2020 yılına kadar gecekonduda yaşayan en az 100 milyon kişinin yaşamlarında belirgin iyileşme sağlanması Göstergeler Ormanların Kapladığı Alan ve Koruma Alanları Katı Yakıt Kullanan Nüfus Oranı İyileştirilmiş Su Ulaşımı Sağlanmış Nüfus Oranı Güvenli Konuta Ulaşan Hanehalklarının Oranı Amaç 7 Çevresel Sürdürülebilirliğin Sağlanması

Kalkınma İçin Küresel Ortaklıklar Geliştirme Hedef 12 Ulusal ve küresel düzeyde iyi yönetim, kalkınma ve yoksulluğun azaltılmasını da içeren açık, kurallara dayalı ayrımcı olmayan bir ticari ve finansal sistem Hedef 13 Azgelişmiş ülkeler için borçların silinmesi ve yoksullukla mücadeleyi de kapsayan gelişmiş destek programları Hedef 14 Denize kıyısı olmayan ülkelerin ve kalkınmakta olan küçük ada ülkelerinin ihtiyaçlarını ele almak Hedef 15 Borçları uzun vadede sürdürülebilir hale getirmek için ulusal ve uluslararası önlemler almak Hedef 16 Kalkınmakta olan ülkeler ile işlbirliği içinde, gençler için uygun ve üretken iş imkanları yaratmak için stratejiler geliştirmek ve uygulamak. Amaç 8 Kalkınma İçin Küresel Ortaklıklar Geliştirme Hedef 17 Kalkınmakta olan ülkelerin ilaçlara makul fiyatlarla ulaşmasını sağlamak . Hedef 18 Başta bilişim olmak üzere yeni teknolojilerden yararlanmak için özel sektör ile işbirliği yapmak

Birleşmiş Milletler’in Kalkınma Görüşü Yoksullukla mücadele, mutlak yoksulluğun azaltılması, anne ve çocuk olum oranının düşürülmesi, cinsiyet ayrımcılığının ortadan kalkması gibi amaçlarda olduğu gibi doğrudan mali sistemin iyileştirilmesi, iyi yönetişim,yoksul ülkelere yardımların iyileştirilmesini de dolaylı olarak kalkınma sürecinin bir parçası olarak görmektedir. İnsan hakları ve çevrenin kalkınma eksenli yoksullukla mücadele ve çoğulculuk eksenli ayrımcılıkla mücadele alanlarında kesiştiği gözlemlenmektedir.

Rio+20 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı Rio+20 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı, Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde yapılan 1992 Birleşmiş Milletler (BM) Çevre ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCED) 20. yıldönümü ve 2002’de Johannesburg’da yapılan Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’nin (WSSD) 10. yıldönümünde 20-22 Haziran 2012’de yine Rio de Janerio kentinde gerçekleştirildi. Konferans bitiminde hazırlıkları “İstediğimiz Gelecek“ başlıklı Sonuç Bildirgesi kabul edilmiştir.

İstediğimiz Gelecek Sonuç Bildirgesi Yoksulluğun ortadan kaldırılması günümüzde dünyanın karşılaştığı en büyük sorundur ve sürdürülebilir kalkınma için zorunlu bir gereksinimdir. Bu bağlamda, insanlığı yoksulluktan ve açlıktan kurtarmak için söz veriyoruz. Yeryüzündeki beş insandan biri ve bir milyarın üstünde insanın hala yoksulluk içinde yaşıyor olmasından, salgın tehditlerini kapsayan sağlık problemlerinden ve yedide birinin veya % 14’ünün beslenememesinden dolayı son derece kaygılıyız. Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler Genel Kongresindeki devam eden insan güvenliği tartışmalarına önem veriyoruz. Dünya nüfusunun 2050 yılı itibariyle dokuz milyarı aşacağını ve üçte ikisinin şehirlerde yaşacağı tahminiyle, sürdürülebilir kalkınmanın başarılması, yoksulluğun ve açlığın ve önlenebilir hastalıkların ortadan kaldırılması için çabalamak gerektiğini biliyoruz.

İstediğimiz Gelecek Sonuç Bildirgesi Yoksulluğun ortadan kaldırılması Milenyum kalkınma hedeflerinin hedef yılı olan 2015’den üç yıl bu tarafa gelindiğinde, bazı bölgelerde bir ilerleme var iken, bu sürecin eşit bir dağılımda olmadığını görüyoruz ve özellikle az gelişmiş ülkeler ve Afrika başta olmak üzere, kadınların ve çocuklarında içinde bulunduğu etkilenmiş grubun çoğunluğunun artan yoksulluk için yaşamaya devam ettiğini biliyoruz. Gelişmekte olan ülkelerdeki sürdürülebilir, kapsamlı ve eşit ekonomik büyümenin yoksulluğun ve açlığın ortadan kaldırılmasında ve MKH’lerinin başarılmasında temel gereklilik olduğunun farkındayız.Bu bağlamda, gelişmekte olan ülkelerin ulusal çabalarının kalkınma çabalarının çevreyi hedef alan şekilde tamamlanması zorunluluğunu vurguluyoruz. BM kalkınma gündeminin içinde yoksulluğun ortadan kaldırılmasına öncelik verilmesi gereğini ayrıca vurguluyoruz. Sosyal hizmetlere evrensel olarak ulaşmanın öne çıkarılmasının kalkınma kazançlarını başarmada önemli bir kazanç sağlayabileceğinin farkındayız. Eşitsizliğe ve sosyal dışlanmaya değinen sosyal koruma sistemi yoksulluğun ortadan kaldırılması ve MKH’lerinin başarılması için zorunludur. Bu bağlamda, tüm insanların sosyal olarakkorunmasını sağlayan girişimleri şiddetle destekliyoruz.

Dezavantajlı Gruplar İçerisinde bulundukları toplumun temel ekonomik, kültürel ve sosyal kaynaklarından mahrum kalan veya mahrum bırakılan insan gruplarına “dezavantajlı gruplar” denir. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), dezavantajlı grupları şöyle tanımlamaktadır: Dezavantajlı gruplar, ekonomik durumları, cinsiyetleri, etnik veya dilsel kökenleri, dinleri veya (mesela sığınmacılar gibi) politik statüleri nedeniyle toplumsal ve ekonomik entegrasyon şansları diğer insanlara göre daha düşük olan kimselerden oluşur. Bunlar toprak mülkiyetine veya başka gelir getiren araçlara sahip olamayan ve genellikle sağlık, konut ve eğitim gibi temel toplumsal gerekliliklerden yoksun olan kimselerdir

Dezavantajlı Gruplar İşsizler Yoksullar Eğitimsizler Sosyal Güvenliği Olmayanlar Evsizler Ayrımcılığa Uğrayan Sosyal Gruplar Bağımlılar Engelliler Çocuklar

Dezavantajlı Gruplar Bu dezavantajlı gruplar çoğunlukla birbiriyle içiçe ve birbirini besleyerek şekillenirler. Örneğin,eğitimsizler genellikle işsiz; işsiz insanlar yoksul ve çoğu kez de sosyal güvenlikten yoksun olabilmektedir. Gelir dağılımındaki adaletsizlik, mutlak ve göreli yoksulluğa yol açarken, dezavantajlı grupların ortaya çıkmasının önemli bir nedenidir.

Dezavantajlılık sadece ırk, etnik grup, yoksulluk ya da cinsiyete göre tanımlanamaz. Bireysel olarak toplumdaki olanaklara erişmedeki yetersizlikler. Toplumun çoğunun eriştiği olanaklara erişimlerinin engellenmesi kişileri dezavantajlı grup yapmaktadır. Buna örnek olarak sağlık, eğitim ve bilgi vb.verilebilir. Bu olanaklara erişim konusunda bazı engellerden söz edilebiliir. Örneğin, kaynakların yetersizliği, bir gruba toplumun bakış açısı vb unsurlar. Dezavantajlı gruplar toplumda birden fazla engelle karşılaşabilir. Dezavantajlılıkla ilgili sorunların sosyal boyutu ihmal edilemez. Dolayısıyla soruna daha fazla maddi imkan sunmak ya da daha fazla devlet yardımı sunmakla çözüleceğini düşünmek yeterli değildir.

Yapısal nedenlerden kaynaklanan dezavantajlar “mutlak” olarak nitelendirebilecektir Kültür ve toplum tarafından inşa edilen dezavantajlar “göreli” olarak tanımlanabilecektir.

Dezavantajlılığı Doğuran Faktörler Doğuştan gelen ve değiştirilemeyen faktörler Toplum ve kültür içerisinde inşa edilen faktörler

Doğuştan Gelen Faktörler Doğuştan gelen ve değiştirilemeyen faktörlere örnek olarak deri rengi, bedensel engel ve biyolojik cinsiyeti gösterebiliriz. Bu faktörler, genellikle maddî temelli ve bedenseldir. Yapısal kökenlere sahip oldukları için değiştirilmeleri imkânsız veya çok zordur.

Toplum ve Kültür İçerisinde İnşa Edilen Faktörler Toplumdan topluma, kültürden kültüre değişebilen dezavantajlı grupları doğurabilir. Dini özellikler, etnik ve mezhepsel kökenler, anadili ve coğrafî köken gibi faktörler ilk akla gelen örneklerdir. Bu tür dezavantajlar toplumdan topluma, kültürden kültüre değişebildiği gibi aynı toplum ve kültür içerisinde zamanla dönüşüm de geçirebilir. Bu tür dezavantajlı gruplara en çarpıcı örnek göçmenlerdir.

Göç Edenlerin Karşılaşabilecekleri Sorunlar Dil sorunu Dışlanma Ayrımcılık Ekonomik güçlükler, maddi sıkıntılar Kutuplaşma Yerel hizmetlere ulaşmada yetersizlikler

Dezavantaj Faktörleri Cinsiyet: Erkek olmanın dezavantaj getireceği durumlardan söz etmek güçtür. Hem geleneksel toplumlarda hem de modern toplumlarda kadınların kamusal alandaki aktiviteleri çeşitli nedenlerle sınırlı olabilmektedir.

Bedensel durum: Bedensel kusurlara ya da engellere sahip olan bireylerin kültürel, sosyal ve ekonomik zeminlerde rekabet etmesi çok zordur. Bu bireyler sahip oldukları bedensel engellerin yanı sıra, kendilerine toplumun atfettiği değerlerle de baş etmek zorundadırlar.

Yaş: Dezavantajlı grupların oluşmasında yaş önemli bir faktör olarak yerini alır. Çocuklar ve yaşlılar, yani ekonomik olarak “bağımlı” sayılan ve üretime katılma şansları düşük olan insanlar dezavantajlı grupların bir kısmını meydana getirir.

Sosyal tabaka: Kültürel ve ekonomik bakımdan hangi toplumsal tabakada yer aldıklarına bağlı olarak kişiler dezavantajlı grup olarak sayılabilir. Örneğin çok düşük gelir düzeyine sahip kimseler mensup oldukları toplumsal tabaka nedeniyle önemli dezavantajlarla karşılaşabilirler.

Etnik ve dinsel köken: Bireylerin ister kendi tercihleriyle olsun ister doğuştan olsun, içerisinde bulundukları dini ve etnik grup, bireyleri dezavantajlı konumuna düşürebilir. Yine bireylerin bir toplum içerisindeki yasal statüleri de belirli bir takım dezavantajlılık konumu doğurabilir. Sığınmacılar, göçmenler, mülteciler gibi

Kentlerdeki Suç ve Güvenlik Kentlerdeki suç ve şiddet olaylarının kökenlerine bakıldığında, işsizlik, yoksulluk, evsizlik gibi bir dizi yoksunluk dikkati çeker. Ama tümü en doğrudan şekilde yoksulluk ile ilişkilidir. Ekonomik sorunların artışı, desteğe muhtaç kesimlerde giderek artış olmasına yol açmaktadır. Örneğin işsizlik, birçok cezai vakanın oluşumuna etki etmektedir.

Kentlerdeki Suç ve Güvenlik Yoksulluğun artışıyla tehdit algılaması yaygınlaşmıştır. Kent sokaklarına ilişkin tehlike önyargısı, diğer kentlileri içine kapalı kılmaktadır. Daha önemlisi, bu algılama dış dünyayı sürekli bir tehdit unsuru olarak görme eğilimindedir. Suç ve kentleşme arasındaki ilişkinin bir diğer boyutu ise kentte artan suç oranı ile birlikte özellikle gelir düzeyi yüksek sakinlerin kenti terk etme ve taşrada yaşama oranlarındaki yükselmedir. Güvelikli siteler vb.

Kentlerdeki Suç ve Güvenlik Kentleri güvensiz kılan sorunlardan biri “kentsel suç”tur. Kırda ilk kez işlenen suçlara rastlanırken, kentlerde tekrarlı suçlar ve mal aleyhine işlenen suçlar yoğunlukla görülmektedir. Güvenlik ihtiyacının kentsel alanlarda daha yoğun hissedilmesi kentleşme süreçleri ve nüfus hareketleriyle bağlantılı olarak ortaya çıkmıştır. Modern çağda insan haklarının gelişmesiyle birlikte “kentli hakları” ortaya çıkmış ve güvenlik olgusu çağın anlayışına uygun bir biçimde ele alınmaya başlanmıştır

Kent merkezlerinde güvenlik sorununun artık bir yerel yönetim sorunu olarak da ele alınması gerekmektedir. Belediye yasaklarına aykırılığın yanı sıra, şehrin estetik ve asayişini bozan, adil rekabet düzeninin kurulmasını ve tüketici haklarının korunmasını engelleyen işporta ile sürekli ve yoğun mücadelenin sürdürülmesine rağmen yasal düzenlemelerdeki eksiklikler ve yetersizlikler nedeniyle caydırıcı ve sonuç alıcı olunamamaktadır.