Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

IV. ÜNİTE AHLAK FELSEFESİ. A. AHLAK FELSEFESİ NEDİR? B. KÖTÜ, DOĞRU-YANLIŞ, GÜZEL-ÇİRKİN C. ERDEM-YAŞAM İLİŞKİSİ Ç. NE KADAR ÖZGÜRÜZ? D. AHLAKİ EYLEMİN.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "IV. ÜNİTE AHLAK FELSEFESİ. A. AHLAK FELSEFESİ NEDİR? B. KÖTÜ, DOĞRU-YANLIŞ, GÜZEL-ÇİRKİN C. ERDEM-YAŞAM İLİŞKİSİ Ç. NE KADAR ÖZGÜRÜZ? D. AHLAKİ EYLEMİN."— Sunum transkripti:

1 IV. ÜNİTE AHLAK FELSEFESİ

2 A. AHLAK FELSEFESİ NEDİR? B. KÖTÜ, DOĞRU-YANLIŞ, GÜZEL-ÇİRKİN C. ERDEM-YAŞAM İLİŞKİSİ Ç. NE KADAR ÖZGÜRÜZ? D. AHLAKİ EYLEMİN AMACI E. EVRENSELAHLAKİ İLKELER VAR MIDIR? 1. Evrensel Ahlak Yasasının Varlığını Reddedenler 2. Evrensel Ahlak Yasasının Varlığını Kabul Edenler F. ANADOLU BİLGELERİNDE AHLAK G. UYGULAMALI ETİK SORUNLARI

3 Temel Kavramlar: Ahlak, Etik, Ödev,Ahlak yargısı,Hazcılık İyi Kötü,Erdem, Bencilci ahlak, Ahlaki karar Özgürlük,Hazcılık,Vicdan,Sorumluluk, Ahlaki eylem Erdem bilğidir. Kimse bile bile kötülük etmez. Sokrates

4 Sokrates : Hiç kimse bilerek kötülük yapamaz. Aristoteles : Ahlaklı olmak ölçülü olmaktır. Kant : Bir eylem, arzu, haz veya yarar gözetilmeden, yalnızca ödevden dolayı yapılmışsa ahlaki bir eylemdir.

5 Ahlak Ahlak felsefesi, kelime olarak huy, karakter gibi anlamlara gelmesine rağmen yaygın olarak kullanımı Latince kökenli kelimesidir. Bununla birlikte ahlak, insanların toplum içindeki eylemlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzenlemek amacıyla kabul edilen ilkeler bütünüdür. Ahlak ve ahlak felsefesi(etik), genellikle aynı anlamda kullanılmasına rağmen birbirlerinden farklı kavramlardır. Ahlak felsefesi: ahlakı felsefi açıdan inceleyen ve açıklayan bir düşünce sistemidir. Ahlakın ne olduğunu, ahlaki eylemin nasıl oluştuğunu, insan eylemlerinin dayandıkları temelleri, iyi ve kötü eylemlerin nedenini inceler. Ahlak felsefesi ahlak üzerine sistemli bir şekilde düşünme, soruşturma, ahlaki hayata dair bir araştırma ve tartışma olarak tanımlanabilir. Kısaca ahlak iyi ve kötü eylemlerin pratikteki değeri, ahlak felsefesi ise iyi ve kötü eylemin teorisi şeklinde tanımlanır.

6 Açıklamalar Kavramlar Huy, karakter gibi anlamlara gelir………………………………………………………….. İnsanların toplum içindeki eylemlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzenler. İyi ve kötünün teorisidir………………………………………………………………………………… İyi ve kötü davranışların pratiğidir…………………………………………………………….. Ahlak üzerine sistemli bir şekilde düşünme, soruşturma, ahlaki hayata dair bir araştırma ve tartışmadır……………………………………………………………………………….

7

8 ……………….…:Yapılması istenmeyen, değersiz ve faydasız olan, iyinin karşıtı. ……………….…:Kişinin iradesini kullanarak seçim yapabilme durumudur. En geniş anlamda dışsal bir zorlama olmadan, serbestçe hareket edebilme. ……………….…:Ahlaki öznenin yapmış olduğu veya yapacağı eylemin sonuçlarına katlanabilmesi, sonuçlarını üstlenebilmesidir. ……………….…: Bireyin nasıl davranacağını belirleyen kurallar sistemidir. Bu kurallar, bize hangi amaçları, nasıl gerçekleştireceğimizi gösterir. ……………….…:Ahlaki bakımdan sürekli olarak iyi ve değerli olan davranışlardır. Ahlak felsefesinin yücelttiği,övdüğü, arzuladığı ve ön plana çıkarttığı değerlerdir. Örnek olarak bilgelik, adalet, cesaret,çalışkanlık, ölçülülük, dürüstlük, hoşgörü, doğruluk vb. verilebilir.

9 ……………….…: İnsana neyin iyi neyin kötü olduğunu söyleyen ayırt edici güçtür. İnsanı iyi davranmaya yönelten iç ses, bir çeşit iç mahkemedir. ………………….: Genel olarak insanın insan olma değerlerine ve yaşadığı topluma yararlı ve değerli olandır. Bu ise neticede yapılması istenilen ve beklenilen, kötünün karşıtıdır. ……………….…: Bireyin, kendi özgür iradesi ile bilerek ve isteyerek ahlak yasasına uygun olarak verdiği karardır. Özgür verdiğimiz bu karar ahlaki bir temele dayanmalıdır. ……………….…:Ahlak açısından değerlendirilebilen, ahlaki bir değere uygun düşen eylemdir. Bu eylem, ahlak yasalarına uygun ve bilinçli olarak yapılmalıdır. ……………….…:İnsanın, yaptığı iyi eylem sonunda duyacağı iç huzur. ……………….…:İnsanların gerçekleştirilmesinden kendilerini sorumlu tuttukları, üstlendikleri görev.

10 B. İYİ- KÖTÜ, DOĞRU- YANLIŞ, GÜZEL- ÇİRKİN Yargı, bir olgu veya kavramlar üzerine kurulu bir iddiayı dile getiren ifadelere verilen addır. Yargılar, olgular alanına ve değerler alanına ait olmak üzere ikiye ayrılır. Bu olgular bizim dışımızda bir gerçekliğe sahip, kişiden kişiye değişmez, nesnel yapıdadırlar. Bu yargılar bilim ve bilgiye dair önerme yargılarıdır. Değer yargıları ise kişilerin olgulara yüklediği niteliklere dayalı olarak ortaya çıkan yargılardır. Kişiye bağlı öznel olan bu yargılar bir değerlendirme çerçevesinde ortaya çıkar

11 Bu yargı çeşitlerinden; Estetik yargılar “güzel”, “çirkin”, Din yargıları “sevap”, “günah”, Ahlak yargıları “iyi”, “kötü” kavramları ile değerlendirilir. Bilim ve bilgi yargıları: doğru-yanlış

12 Ahlaki yargılar: iyi ya da kötü olarak nitelendirilen eylemlere dayandırılır. Bu eylemler iyinin yapılması ve kötünün yapılmamasını gerektirir. Bu nedenle kural koyucu (normatif) özellik taşır. Ancak bu yargılar zamandan zamana, mekândan mekana, kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle ahlaki yargılar değişiklik arz eden bir yapıya sahiptir. Ayrıca bu yargılar davranışla birlikte ortaya çıkar. Bu yönleri ile ahlak yargıları, din yargıları, bilim ve bilgiye dair önerme yargıları ve estetik yargılarından ayrılır.

13 Bilim ve bilgiye dair önerme yargıları: yapısı gereği olgusal alana ait deney ve gözleme dayalı, ispat edilebilir özellikler taşır. Bu yönü ile kişisel değerlendirme içerisinde yer almaz. “Su 100C de kaynar.” önermesi herkes tarafından kesin kabul gerektirir, doğru kavramı ile ifade edilirken “Su 80C de kaynar” önermesi ise yanlış olarak ifade edilir. Din yargıları: ise (o dine inanan kişilerce kabul edilir ve kişilere göre) değişmez bir yapıda olup, kutsal sayılan din kurallarına dayanır. Bu nedenle eleştirilemez bir yapıdadır. İnananların yaptığı davranışlar kutsal metne dayalı olarak değerlendirilir. Bu değerlendirmede kullanılan kavramlar günah ve sevap kavramlarıdır. Estetik yargılar: beğeniye dayalı yargılardır. Yani bir sanat eseri hakkında güzeldir veya çirkindir şeklinde beğeniye dayalı yargılardır. Bu özelliği ile estetik yargılar sübjektif özellik taşırlar.

14

15 Her sabah kahvaltı sonrası, günlük bir gazete okumak…………. Trafikte önceliğin kendisinde olmasına rağmen sürücünün bir başka sürücüye yol vermesi………….. Öğrencinin Hak etmediği halde kendisine yanlışlıkla yüksek not veren öğretmenini uyarması……………….. Bir esnafın; müşterisini, henüz hiç satış yapmamış komşu esnafa yönlendirmesi……………………. Okula sürekli otobüsle giden öğrencinin, biletini kaybettiği için yürüyerek gitmesi……………….. Öğrencinin paraya ihtiyacı olmasına rağmen bulduğu cüzdanı polise teslim etmesi…………………..

16 Erdem Nedir Testi: Bu test, ahlaki değerlerinizin ne kadar erdemli olduğunu ölçmek için hazırlanmıştır. Testi etkili kılmak için aşağıya doğru mümkün olduğunca yavaş gidin. Test sadece bir sorudan ibaret. Haydi başlayalım: Çok okunan bir gazetenin foto muhabirisiniz. Yaşadığınız bölgede fırtına sonrası sel baskınları yaşanıyor. Siz yüksekçe bir köprüden bu korkunç afetin fotoğraflarını çekmektesiniz. Çevrenizdeki her şeyi sel suları sürükleyip götürüyor. Birdenbire yolda sularla boğuşan bir otomobil görüyorsunuz. Fotoğraf makinesini otomobili sürmeye çabalayan adama tutup görüntüyü yaklaştırdığınızda onu tanıyorsunuz. Bu adamın ünlü bir kişi olduğunu görüyorsunuz. Ünlü bir kişiyi fark etmekle aynı anda suların onu yutmak üzere olduğunu da fark ediyorsunuz. İki seçeneğiniz var: 1.Tedbir olarak yanınızda getirdiğiniz dağcı ipini atarak onu kurtarmayı denemek: Böylece ünlü kişiyi kurtarmış olduğunuz için bir kahramanlık madalyası alabilirsiniz. 2. Yılın fotoğrafçısı seçilmenizi sağlayacak bir “O An” fotoğrafı çekebilirsiniz: Bu yüzden bir anda mesleğinizin zirvesine çıkabilirsiniz. Eğer bu ikilemden birini seçmek için sonuçta kazanacağınız çıkarları karşılaştırmışsanız, sizin ancak adınız “Erdem” olabilir.

17 erdem Ne yapmalıyım?”sorusuna verilen cevap genellikle “Doğru olanı yapmalısın.” olmuştur. Doğru olanı yapmak, doğru eylemde bulunmaktır. Doğru eylemde bulunmak için bir insanın sahip olması gereken niteliklere ise erdem adı verilir.

18 NE KADAR ÖZGÜRÜZ? David Hume : “Özgürlük istek doğrultusunda bir eylemde bulunma ya da bulunmama gücünü ifade eder.” John Locke : “Düşüncenin, isteğin ve iradenin olmadığı yerde özgürlük olmaz.”

19 Bir davranışın ahlaki olması,birtakım şartları taşımasına bağlıdır. Bu şartlardan biri kişinin davranışta bulunurken iradesi ile seçim yapabilmesi, yani özgürlük, diğeri ise özgür olarak yapılan seçimin sonuçlarının üstlenilmesi yani sorumluluktur. Bir yerde seçim hakkı bulunmuyorsa, zorlama var demektir ki, bu durumda özgürlükten söz edilemez.

20 Özgürlük iradi olarak seçim yapabilmekle ortaya çıkar. Bu durum eylemde bulunan kişinin, iradesi ile başka bir şekilde davranabilecekken öyle davranmamasıdır. İşte, irade özgürlüğü başlığı altında ifade edilen şey, bu inançtır. Çünkü burada bir "karar verme“ söz konusudur ve bu karar verme olgusu, eylemde bulunan kişinin özgürlüğünün işaretidir.

21 “ özgürlüğümüz neye bağlıdır” bu soruya felsefe tarihinde birçok farklı cevaplar verilmiş, bu cevapların oluşturduğu temel görüşler: determinizm, indeterminizm, otodeterminizm, Libertaryanizm ve fatalizmdir.

22 Determinizm: göre insanlar ahlaki eylemlerde bulunurken özgür değillerdir. İndeterminizm: göre ise insan eylemlerini belirleyen, etkileyen, sınırlandıran hiçbir etki mevcut değildir. Bu nedenle kişi sınırsız bir özgürlük içerisindedir. Bu da kişiyi eylemlerinden ötürü sorumlu kılar. Odeterminizm: göre ise eylemi belirleyen birtakım ekenler olsa da özgürlük kişisel olarak elde edilebilir. Fatalizm: ise her şeyin önceden doğaüstü bir güç tarafından belirlenmiş olduğunu ve kimsenin bu belirlenmiş yazgıyı değiştiremeyeceğini savunur.Bu yazgıdan ötürü kişi özgür değildir, dolayısıyla sorumluluk ve ahlaktan söz edilemez.

23 Her şey daha önceden bizim dışımızdaki bir güç tarafından belirlenmiş olup asla değiştirilemez. Bu nedenle insan özgür değildir. Davranışlarından da sorumlu tutulamaz. Ahlak ve eğitim, insanın günlük yaşayışındaki hareketleri belirleyen yasalarla doludur. Bu yasalar bana şöyle yap, bunu yapma, şu şekilde konuşmalısın gibi bir takım buyruklar verir. Fakat ben bu buyruklardan seçtiklerimi, karar verdiklerimi yapar, sonuçlarna da katlanırım. Çünkü beni hiçbir yasa sınırlandıramaz. İnsan eylemleri bir takım kurallar çerçevesinde ortaya çıkmaz. Bu nedenle de tam anlamıyla açıklanamaz. Eylemleri belirleyen kurallar olmadığından insan özgürdür. Bundan dolayı insan davranışlarından sorumludur Kendimi her yerde her zaman sınırlanmış olarak görüyorum. Eylemlerimi yaşadığım toplum, eğilimlerim, yasalar gibi bir takım etkiler ortaya çıkarıyor. Seçim diye bir şey göremiyorum hayatta. Evrende rastlantısallık olduğundan insanın eylemlerini hiçbir şey etkileyemez. Eylemler dahi rastlantısaldır. Bu nedenle insan sınırsız özgürlük içerisindedir.

24 D. AHLAKİ EYLEMİN AMACI Aristoteles; erdemlilik ve mutluluk, Demokritos; ölçülülük ve mutluluk, Epiküros; haz ve mutluluk, Aquino'lu Thomas; devletin ve Tanrının yasalarına uymak, Bentham; fayda, Kant ise ödev olarak belirtmiştir.

25 Sokrates’e göre mutluluk insan eylemlerinin en son hedefi, insan eylemlerinde en yüksek iyidir.Bu en yüksek iyiyi önceleyen, temelinde yer alan şey bilgisel doğruluktur. Çünkü Sokrates'e göre, kimse bilerek kötülük yapmaz. Bu da bilgi ile ahlakı özdeş kılar.Ahlaka, “iyi” ye bilgi ile ulaşılabilir. Platon:da mutluluğu bilgelikte bulur. İdealar âleminde bulunan en yüksek iyi; aynı zamanda var olan her şeyin temelidir. Aristoteles’e göre, sürekli ve kalıcı mutluluk için akıl önemlidir. Aristoteles erdemi pratik aklın hayata geçirilmesi olarak görür.

26 Farabi’ ye göre “en yüksek iyi” erdemdir ki, bu da bilgi ile mümkündür. Bilgi; akıl ile ortaya çıkar, akıl da iyi ile kötü ayrımını yapabilir. Mutluluk, aynı zamanda iyidir. Tanrının bilgisi iyi olan olduğundan bu bilgiye ulaşmak bizi mutlu kılacaktır. Aristippos’ 'a göre ise, eylemimizin amacı en yüksek iyi ve değer olan haz(hedon)dır. Haz ise mutluluktur. Buradaki haz, bedensel hazdır. Epikuros’a göre de en yüksek iyi “haz”dır. Fakat bu haz bedensel değil; zihinsel, entelektüel hazlardır. Anlık hazlar değil de sürekliliği olan hazlar insanı mutlu eder.Bu da davranışımızın amacını oluşturur.

27 Metinden hareketle verilen görüşlerin hangi filozoflara ait olduğunu karşısındaki boşluğa yazınız. *En yüksek iyi HAZ “ dır. Fakat bu haz bedensel değil; zihinsel, entelektüel hazdır……….. *Mutluluk; hiçbir şey karşısında tasa duymamayı, hiçbir şeye aldırış etmemeyi gerektirir. Bu da dünyaya boş vermek, ona sırtımızı dönmekle olur…………….. *Ahlakın amacı olan MUTLULUK, insanın aklını kullanarak ölçülü yaşamasıyla ruhsal dengesini zorlayan istek, tutku ve duygularını bastırabilmesi ve dizginleyebilmesi ile elde edilir………………… *Sürekli ve kalıcı MUTLULUK için akıl önemlidir. Erdem pratik aklın hayata geçirilmesidir…………………………….. *Ahlaki eylem için herkesi kapsayacak bir yasanın olması gerekir. Bu yasa bir buyruk (emir) tur. Bu buyruk doğada var olan yasaların niteliğini ve zorunluluğunu taşımaz. Bu buyruk hiçbir amaca yönelik olmayıp, amacı kendisinde bulunan bir yapıdadır………………

28 *Mutluluk insan eylemlerinin en son hedefi, insan eylemlerinde en yüksek iyidir. Bu en yüksek iyiyi önceleyen, temelinde yer alan şey bilgisel doğruluktur. Çünkü, kimse bilerek kötülük yapmaz *Eylemimizin amacı en yüksek iyi ve değer olan haz (hedon)dır. Haz ise mutluluktur. Buradaki haz, bedensel hazdır………………. *Mutluluk, toplum içerisinde, toplumsal yarar çerçevesinde gerçekleşebilir. Davranışın yarar sağlaması mutluluğu sağlayan etken olurken, bu yarar bireysel olarak düşünülemez…………………….. *Mutluluk, aynı zamanda iyidir. Tanrı’nın bilgisi iyi olan olduğundan bu bilgiye ulaşmak bizi mutlu kılacaktır…………….. * Mutluluğu bilgeliktir. İdealar âleminde bulunan en yüksek iyi; aynı zamanda var olan her şeyin temelidir

29 E. EVRENSELAHLAKİ İLKELER VAR MIDIR? I. Kant: “ Aynı zamanda genel bir yasa olmasın isteyebilecini bir maksime (kurala) göre hareket et.” R W Emerson :Evrensel şekilde davranış ve eylemlerde bulunan birisi ahlaklıdır.” Konfüçyüs : “Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma.” J.P. Sartre : “İnsan ne isterse o olur.”

30 Ahlak yasası, bireyin nasıl davranacağını belirleyen kurallar sistemidir. Vicdanımızın davranışlarımızı yargılaması bu yasalar(kurallar) ile oluşur. Bu noktada şöyle bir sorun ile karşı karşıya kalırız: *Acaba bu ahlak yasaları, herkesin davranışlarını belirleyecek güçte, evrensel bir nitelik taşır mı? *Yoksa evrensellikten uzak, bireysel bir nitelikte midir? Burada söz konusu olan evrensellik, kişiden kişiye, zamandan zamana ve durumdan duruma değişmeme özelliğini ifade eder.

31

32 1. Evrensel Ahlak Yasasının Varlığını Reddedenler Evrensel ahlak yasasını reddedenler, insanların davranışlarında temel alabilecekleri ortak bir ilkenin olamayacağını iddia ederler. (geneli yansıtmayan,bireysel, sübjektif) Bu görüşü savunan akım ve filozoflar şunlardır: hazcılık, egoizm, anarşizm, F. Nietzsche ve J. P. Sartre. Hazcılık (Hedonizm): Bu görüşe göre ahlaki eylem ile kişinin gerçekleştirmek istediği amaç hazdır. Haz ise mutluluktur. Bir eylem, haz getiren veya hazzı amaçlayan bir eylem ise doğru eylemdir. İnsan, doğası gereği acıdan kaçınıp, hazza yönelen varlıktır. Bu sebeple davranışlarının amacı haz olmalıdır. Haz bireysel olduğunda evrensel bir nitelik taşımaktan uzaktır. Bu görüşün en önemli temsilcisi Epiküros ve Aristippos’tur.

33 Egoizm (Bencilci Ahlak): Egoizmin en önemli temsilcisi olan Hobbes'a göre insan eylemlerinin biricik ve temel amacı hayatın korunması ve sürdürülebilmesidir. Kişinin eylemleri ne olursa olsun, ona iyi veya kötü diyen, kişinin kendisidir. Bu tam bir ahlaki sübjektivizmdir, Kişi daima yararına olanı yapar, bu yaptığı başkalarına zarar verse dahi bu durum değişmez. Buna göre, bir kişinin, bir başkasına yaklaşması, aslında kendi iyiliği içindir. Anarşizm : Bu görüşe göre insan özü itibarı ile iyidir, bu durumun devamı için insanın özgürlüğü en önemli şarttır. Özgürlük için her türlü baskıdan kurtulmak gerekir. Bu yüzden her türlü kuralı, yasayı reddetmek gerekir. Bu görüşün en önemli temsilcileri: Proudhon, Stirrner, Bakunin'dir.

34 F. Nietzsche: Nietzsche özellikle m o d e r n B a t ı i n s a n ı n ı n değerlerlerinin çöküşüne dikkat çeker. Değerlerin bu şekilde yok olmasına ahlaki nihilizm denir. Nietzsche'ye göre insanlar güçlüler ve zayıflar olarak ikiye ayrılırlar. Egemen ahlakı belirleyen bireyin güçlü veya zayıf olmasıdır. Mevcut ahlak sistemi zayıf ve güçsüz karakterli insanların oluşturduğu bir ahlaksa, bu ahlak 'köle ahlakı' olarak nitelendirilir.

35 Bunun karşısında o, güçlü ve kendine güvenen, sağlıklı insanlar içerisinde ortaya çıkmışsa efendi ahlakı olur. Köle ahlakı(sürü ahlakı), kölenin efendisine duyduğu hınç neticesi ortaya çıkar. Böylece acıya değer yükler, bedeni hor görür, eşitliği savunur ve başarıyı aşağılayarak yerine çileyi geçirir Köle ahlakı karşısında ise efendi ahlakı vardır. Bu ahlak üstün insan ahlakıdır. Ve bu üstün insan çağının her türlü kokuşmuş değerlerini karşısına alan ve reddeden bir protestocudur. Kendi değerini kendisi yaratabilen insan kendi ahlakını kendisi oluşturur. Bu durum evrensel bir ahlak yasasının varlığının reddidir. J. P. Sartre ( ): Evrensel ahlak yasasını reddeden filozoflardan biri olan Sartre, varoluşçuluk akımının en önemli temsilcisi olarak tanınır. Sartre, ateist varoluşçu (egzistansiyalist) bir filozoftur.

36 Sartre'a insan değişen bir yapıdadır. Bu nedenle İnsan, varlığa sahiptir ama bir özü yoktur. Bu özü verecek bir Tanrı, bir güç de yoktur. Bu durumda insan alternatifsiz bir hâlde özgürdür, özgürlüğe mahkûmdur. Bu yüzden insan belirlenmemiştir. Özünü de kendisi yaratacaktır. İnsan “Her ne ise o değildir.”ve”Ne değilse o dur.” Kendisini yaratma bakımından tamamen özgür olan insan ne olmak istiyorsa o olacaktır. İstediği her şey olabilme potansiyeline sahiptir. Ahlakını seçerken kendi kendini de kurmuş olur. Bu durum herkesi kapsayabilecek bir ahlak anlayışı değildir.

37 DOĞRU-YANLIŞ TABLOSU *Hazcılığa göre temele konulan ilke hazdır ve bu haz bireysel olarak ortaya çıkar. Kişiden kişiye farklılık arz eder, bundan dolayı sadece o kişinin eylemleri için geçerlidir ve evrensel bir nitelik taşımaktan uzaktır………… *Egoizmin en önemli temsilcisi olan Hobbes'a göre insan eylemlerinin biricik ve temel amacı hayatın korunması ve sürdürülebilmesidir. Kişinin yöneldiği ne olursa olsun, ona iyi veya kötü diyen, kişinin kendisidir. Bu tam bir ahlaki sübjektivizmdir…………. *Anarşizme göre insan özü itibarı ile iyidir, bu durumun devamı için insanın özgürlüğü en önemli şarttır. Bu özgürlüğün engellenişi bir baskı hâli ortaya çıkarır ki bu insanın doğasını bozar. Bu yüzden her türlü kurala uygun davranmak gerekir………….

38 *Nietzsche, var olan değerleri olduğu gibi bir kenara bırakıp yeni değerler yaratılmasının gerekliliğini savunur. Bu durumu gören insan için artık değerler hazır olarak bulunan şeyler değil, hep yeniden yaratılması gereken şeylerdir……… *Nietzsche'ye göre üstün insan kendi değerini kendisi yaratan, kendi ahlakını kendisi oluşturan insandır. Bu durum evrensel bir ahlak yasasının var olduğu anlamına gelir……. *Ahlaki noktada da davranışları bir güç tarafından belirlenmemiş olan insan, Sartre'a göre kendi değerlerini oluşturabilecek güce sahiptir……… *Sartre'a göre insana öz veren Tanrı, insanın kaderini çizmiştir. Bu yüzdem insan artık değişmez bir hâlde olup özü belirlenmiştir…………

39 2. Evrensel Ahlak Yasasının Varlığını Kabul Edenler Evrensel ahlak yasasının varlığının kabul edilmesinden kastedilen, bütün insanların davranışlarında temel alabilecekleri ortak bir ilkenin var olduğudur. Bu yaklaşımın temel soruları; “Evrensel ahlak yasasının temeli nedir? Evrensel ahlak yasası nasıl oluşur?” vb. Sübjektif özelliklere dayalı evrensel ahlak anlayışı: Sübjektif özelliklere dayalı olarak ahlakı temellendiren filozoflara göre ahlak yasalarını belirleyen insan yaşamı ve doğasıdır.

40 Objektif özelliklere dayalı evrensel ahlak anlayışı: Bu anlayışa göre evrensel olan ahlak kişiden ve kişisel özelliklerden bağımsız olarak vardır. Ahlak yasalarını belirleyen insan yaşamı ve doğası değil, insan yaşamını belirleyen evrensel ahlak yasalarıdır. Faydacı ahlak (utilitarizm): Bu görüşe göre “fayda” davranışlarımızın temel ilkesidir. Bu ilke “olabildiğince çok insanın, olabildiğince çok mutluluğu" biçiminde dile getirilir. Söz konusu olan ilke toplumdan bağımsız ele alınamayacağı için evrensel bir ahlak yasası sayılır. Bu görüş J. Bentham ve J.S. Mill tarafından savunulur.

41 Bentham Bentham'a göre insanın doğasında acıdan kaçıp, hazza yaklaşmak isteyen bir yapı vardır. Haz bize mutluluğu sağlar iken, acı bu mutluluğa engel olur. Ama buradaki haz toplumun faydası ön planda düşünülerek seçildiğinde bizi mutluluğa ulaştırır ki bu, ahlaki eylemin temelinde yer alması gereken bir şeydir. Buna göre kişi mutluluğa kendi başına ulaşamaz, ancak toplum içerisinde ve toplumsal yarar çerçevesinde gerçekleşebileceği iddia edilir.

42 J.S.Mill’e göre, mutluluk yarar ile elde edilebilir. Bütün diğer şeyler, söz konusu amaca ulaşmak için araç olabilirler. Söz konusu olan noktada birey ve toplumsal fayda çakıştığında J.S.Mill, toplumsal faydanın seçilmesi gerekliliğini savunur. Sezgici ahlak: Evrensel ahlak yasasını kabul eden H.Bergson’a, göre hayat sürekli akış hali içerisindedir. Akıl bunu kavramaktan aciz olup bu durumun kavranmasında tek doğru kaynak sezgidir. Bu akış hâlinde nasıl davranacağımızın bir kuralı olmadığından iyi ve kötünün ne olduğunu sezgilerimizle bilebiliriz. Sezgilerimizle ortaya çıkan ahlak, özgürleştirici ahlaktır. Sezgide kural yoktur, örnekler vardır. Geçmişten gelen birçok erdemli insan bizler için örnek teşkil eder.

43 Sokrates: Her şeyin kişiden kişiye değişen bir yapıda olduğunu (rölativizm) savunan Sofistlerin bu görüşü, toplumdaki bütün değerlerin reddini gerektiriyordu. Bu durumu Sokrates, durum ahlakı olarak görülüp şiddetle karşı çıkmıştır. Çünkü Sokrates'e göre kişiler, durumlar değişmiş olsa da değerler, yasalar değişmez, çünkü değerler, yasalar kişilerden bağımsızdırlar.

44 Sokrates e göre davranışlardaki amaç mutluluktur. Bu mutluluğu insana kazandıracak her türlü katkıda bulunan değer, eylemler “erdem”in kapsamına girer. Bu haliyle erdem bilgidir. Bu özelliğiyle erdem diğer bilgi türlerinden ayrılır, diğer bilgi türleri insanı mutluluğa ulaştıramaz iken erdem insanın kendisini bilmesi ile ortaya çıkan, yaşamı iyi bir yaşam haline getirip, mutlu kılan bilgidir. Bu yüzden Sokrates sık sık “kendini bil” sözünü tekrarlar. Zira kişi kendisini tanımadıkça, kendisi için neyin iyi, neyin kötü, neyin yararlı, neyin zararlı olduğunu bilemez. Kişi yeteneklerini, yaşamın amacını bilirse eğer, bu bilgiye uygun olarak akıllıca davranıp, mutluluk amacına ulaşabilir. Buna göre bilgi bizim seçimimizi, davranışımızın temelini oluşturur. Bu sebeple de hiç kimse bilerek kötülük işlemez, çünkü her türlü kötülüğün nedeni, günahkâr bir irade değil, bilgi eksikliğidir.

45 Platon: Evrensel ahlak yasasını kabul eden Platon, varlık ve bilgiyi olduğu gibi, ahlak anlayışını da idealar âlemi anlayışıyla temellendirmiştir. Çünkü idealar, Platon için insanın ahlaksal eylemlerinin amacıdır. Bu anlamda insanın ahlaksal yaşamının amacı; mutluluğa ulaşmak, iyi ideasını gerçekleştirmek Tanrı ile bütünleşmektir. Platon, bu erdemleri bilgelik, cesaret, ölçülülük ve adalet olarak sıralar. Platon, ahlak anlayışını değişimin olduğu duyular alemi yerine idealar alemine ve bilgiye dayandırarak kişiden kişiye değişmeyen, nesnel ahlakın varlığını savunmuştur. Bu nedenle Platon evrensel ahlak yasasını kabuleden bir filozoftur.

46

47 Farabi: Evrensel ahlak yasasını kabul edip, bunu da objektif olarak temellendiren Farabi, Türk İslam düşüncesinin önemli şahsiyetlerindendir. Farabi'ye göre ahlak felsefesinin amacı, insanın mutluluğu yakalaması için insana yol göstermektir. Bu da ahlaki davranışın ne olduğunun bilinmesi ile ortaya çıkar. Ahlaki davranış için üç tür erdemin varlığından söz etmektedir: 1. Akıl erdemi: Bu erdem; faal akıl bilgisine götüren güçtür.Akıl bilgisidir. 2. İrade erdemi: Bu erdem; devletin ve bireylerin yönetilmesi sırasında faydaya ve iyiye hizmet ederek ahlaki olur.Yargı melekesi sayesinde iyiyi ve kötüyü tayin ederek, pratik davranışlarımıza yardım eder. 3. Beden erdemi: Bu erdem sayesinde insan, bedenine zararlı olan şeylerden korunarak, sağlıklı kalmayı becerir.

48 Spinoza: Spinoza'ya göre varolan her şey aynı zamanda Tanrının kendisidir. Her şey tanrının yasaları ile işleyen bir makine gibi olduğundan özgürlükten, dolayısıyla da ahlaktan söz edilemez. Fakat Spinoza her şeye rağmen insanın özgür olabileceğini savunur. Bu da insanın, kendi doğasının zorunluluğuna ayak uydurması ve Tanrı'nın evrenle bir ve aynı şey olduğunun bilgisini elde etmesiyle mümkün olur. Bu bilgi; bizi güçlü ve erdemli kılan, özgürlüğe ulaştıran gerçek bilgidir. Spinoza'ya göre bu bilgi, Tanrı'yı bilmek, her şeyin onun özünden zorunlu olarak türemiş olduğunu kavramaktır. Bu bilgi aynı zamanda erdemin zirvesidir. Bu bilgi ile bu erdem bizi özgürlüğe ulaştırır.

49 I. Kant: Felsefe tarihinde Kant'a kadar olan bütün görüşlere karşı çıkarak insan eylemlerinin belirli bir amaç ile temellendirilemeyeceğini söyler. Etik genel geçer bir yasaya dayandığı takdirde biricik ve evrensel bir etik olabilir. Bu yasalar bizim dışımızda var olan bir güçten değil, bizim içimizde var olan irade ile gerçekleşir. Bu otonomidir. Otonomi “Yasası kendi içinde olmaktır.” ki, bununla birlikte özgürlük ortaya çıkar. Bu, ahlaki eylemin temel şartıdır. Bu ahlak yasasına uymak bizim için zorunluluk değil, bir ödevdir.

50 Ödev; yapmayı, yerine getirmeyi kendi isteğimizle üstlendiğimiz, sorumluluğunu üzerimize aldığımız bir buyruktur. Bunu şöyle ifade edebiliriz: Bir eylem, bir beklenti, bir çıkar içerisinde yapılmış ise bu eylem, koşullu eylemdir ki ahlaki bir eylem olarak nitelendirilemez. Fakat bir eylem ödev duygusu içerisinde, hiçbir çıkar veya beklenti içerisine girmeden koşulsuz buyruk ile yapılmış ise ahlaki olarak nitelendirilir. Eylemin yapılış anındaki kişide bulunan niyet önemlidir. Bu niyet amacı ifade eder.Buradaki niyet sadece ödeve uygun olarak, amacı kendisi için olan bir niyettir. Bu yüzden Kant'ın ahlak felsefesine ödev ahlakı veya iyi niyet ahlakı da denilir.

51 Koşullu Buyruk (Hipotetik İmperatif) Belirli bir amaca ulaşmak için ne yapılması gerektiğini söyleyen buyruktur. Hep bir koşula bağlı olarak ortaya çıkan, söz konusu amaca ulaşmak istemeyenleri ilgilendirmeyeceği için, tümel ve zorunlu olmayan buyruktur İnsanın arzu ve isteklerine bağlı olan bu buyruk, eylemin muhtemel sonuçlarını dikkate alarak ortaya çıkar. Koşulsuz (Zorunlu) Buyruk (Kategorik İmperatif) Bir koşula bağlı olmadan, bütün insanlar için geçerliliği olan buyruktur. İnsanın arzu ve isteklerine bağlı olmayan bu buyruk, eylemin muhtemel sonuçlarını dikkate almadan, zorunlu olarak ortaya çıkar. I.Kant koşulsuz buyruğun temelinde üç maksim veya ilke olduğunu söyler: 1. “Öyle davran ki, davranışın temelindeki ilke, tüm insanlar için geçerli olan evrensel ilke veya yasa olsun.” 2. “İnsanlığı, kendinde ve başkalarında, bir araç olarak değil de, her zaman bir amaç olarak görecek şekilde davran!” 3. “Öyle davran ki, iraden, kendisini herkes için geçerli olan kurallar koyan bir yasa koyucu olarak hissetsin!”

52 “Arkadaşların tarafından sevilmek istiyorsan yalan söyleme” buyruğu buna örnek olabilir. Bu buyruk içerisinde, kişinin arkadaşları tarafından sevilmek gibi bir i s t e ğ i y o k s a, y a l a n söyleyebilir gibi bir anlam barındırır. Arkadaşları tarafından sevilmenin koşulu yalan söylememektir “Yalan söyleme” buyruğu koşulsuz buyruğa örnek gösterilebilir. Bu buyrukla kişi; fayda, çıkar vs gibi bireysel amaçları gerçekleştirmeyi amaçlamaz. Yalan söylenmediğinde ortaya çıkacak sonuç önemli değildir. Durum değişse bile bu buyruk değişmez. Çünkü bu buyruk bir emirdir.

53 KONTROLTABLOSU Tabloda verilen açıklamaları dikkatlice okuyunuz. Karşılarındaki boşluklara uygun olan filozofun adını ve Evrensel Ahlak Yasası'nın temellendirme biçimini yazınız. * Mutluluk yarar ile elde edilebilir. Bu sebeple yarar, arzu edilir tek amaçtır. Söz konusu olan noktada birey ve toplumsal fayda çakıştığında toplumsal faydanın seçilmesi gerekir ……Filozof……………….Ev.Ah. Yasasının Temellendirilmesi……… *Kişi mutluluğu kendi başına değil, ancak toplum içerisinde ve toplumsal yarar çerçevesinde elde edebilir ……Filozof……………….Ev.Ah. Yasasının Temellendirilmesi……… *Temelinde sezginin bulunduğu ve bütün insanlığı kucaklayan ahlak açık ahlak olarak adlandırılır. ……Filozof……………….Ev.Ah. Yasasının Temellendirilmesi……… *Evrende her şey, taşma (südur) yolu ile zorunlu varlık olan Tanrı'dan oluşmuştur. Gerçek varlık aslında Tanrı'dır. Bu yüzden en yüksek iyi dediğimiz, Tanrı'nın ve evrenin oluş sürecinin bilinmesidir. ……Filozof……………….Ev.Ah. Yasasının Temellendirilmesi………

54 *Evren Tanrı ile doludur. Evren Tanrı'nın kendisidir. Bu bilgi ile bu erdem bizi özgürlüğe ulaştırır. Tam bir erdem sahibi olan kişi sadece Tanrı'yı ve bilgisini ister ki bu da Tanrı'yı sevmektir …Filozof……………….Ev.Ah.Yasasının Temellendirilmesi……… *Bir eylem ödev duygusu içerisinde, hiçbir çıkar veya beklenti içerisine girmeden koşulsuz buyruk ile yapılmış ise ahlaki olarak nitelendirilir ……Filozof……………….Ev.Ah. Yasasının Temellendirilmesi……… *İnsanın ahlaksal yaşamının amacı; “en yüksek iyi” olarak, mutluluğa ulaşmak, iyi ideasını gerçekleştirmek, Tanrı ile bütünleşmektir ……Filozof……………….Ev.Ah. Yasasının Temellendirilmesi……… *Kişiler, durumlar değişmiş olsa da değerler, yasalar değişmez,çünkü değişmez olan bilgi bizim seçimimizi, davranışımızın temelini oluşturur. Bu sebeple de hiç kimse bilerek kötülük yapmaz ……Filozof……………….Ev.Ah. Yasasının Temellendirilmesi………

55

56 ANADOLU BİLGELERİNDE AHLAK: İnsanın mistik yönüne ve gönül terbiyesine işaret eden Anadolu bilgeliği maddenin ve dünyanın geçiciliğini işleyen ahlak ve düşünce sistemidir. Bu sistemi kendisine yol edinen, hayatına uygulamaya çalışan Anadolu bilgeleri, tek gerçekliği Tanrı olarak görür. Her şeyin, varlık sebebi olan Tanrının iyi bilinmesi gerekir. Tanrının evrenle olan ilişkisini anlamaya çalışan Anadolu bilgeleri, Tanrı'ya ve yaratılmışlara sevgi ve aşk duyar. Bu sevgi ve aşk eylemlerinin temelini oluşturur. Bu aynı zamanda evrensel bir ahlak yasası anlamına gelir.

57

58 Hoca Ahmet Yesevi (12. yy.): Ahmet Yesevi; her şeyin ilahî aşkın tecellisi olduğunu, bu nedenle de her şeyi gönülden sevmek gerektiğini söyler. Ancak bu şekilde Tanrı'ya ulaşılabileceğini belirtir. O'na göre aşksız, Tanrı'yı anlamak mümkün değildir. Çünkü aşksız kişi gerçek insan değildir. Irk, dil, din, renk, mezhep ayrımı yapmaksızın tüm insanlığa sineyi açmak, onlara hoşgörülü olmak gerekir. Çünkü insan kâinatın özüdür.

59 Mevlana Celâlettin Rumi ( ): Anadolu bilgelerinden olan Mevlana Celalettin Rumi'nin felsefesi bir anlamda sevgidir, aşktır. Nasıl evrenin görevi, Tanrı'nın kudret ve güzelliğini bildirmek ise insanın görevi de bu kudret ve güzelliği en saf şekliyle idrak etmektir. Bunu görebilmesi, Tanrı'nın katına yükselebilmesi için tek yol Mevlana'ya göre “aşk” tır. O hâlde bütün insanlara farklılıkları ve seviyeleri itibarıyla bir göz ile bakmalı, hoşgörü ve bağışlama temele alınmalıdır. Bu bakış açısı da evrensel ahlak yasasına temel teşkil eder.

60 Hacı Bektaşi Velî (13. yy.): Varlığın birliğinden yola çıkan ünlü Türk mutasavvıfı olan Hacı Bektaşi Velî'ye göre var olan her şeyin temeli Tanrı'da dır. Tanrı'ya duyulan sevgi ve bilgi ile ahlak ortaya. Hacı Bektaşi Velî her şeyi olduğu gibi ahlakı da Tanrı ve sevgi ile temellendirilir

61 Yunus Emre(14. Yy.): Yunus Emre'nin dünyasını oluşturan iki temel esas aşk ve ahlaktır. Tanrı'ya duyduğu aşkla insanın, Tanrı'nın emir ve yasaklarına uyması gerekir. İnsanın, kendisine uygun olmayan davranışları terk edip, ilahi yaradılışa yönelmesi; ahlakın temelini teşkil eder.

62 B İ L İ Y O R M U Y D U N U Z ? MEVLANA MÜZESİ`Nİ, 10 AYDA 1,3 MİLYON TURİST ZİYARET ETTİ UNESCO`nun 2007 yılını Mevlana yılı ilan etmesinden sonra Konya Mevlana Müzesi ziyaretçi akınına uğradı. `Ne olursan ol yine gel` diyerek tüm dünyaya sevgi ve hoşgörü mesajı veren Mevlana`nın kabrinin de bulunduğu müzeye 2008`in ilk 10 ayında 1 milyon 370 bin 871 yerli ve yabancı turist geldi. Müzeyi en çok ziyaret eden yabancı turistler ise Ruslar ve Polonyalılar oldu.

63 UYGULAMALI ETİK SORUNLARI *Yeryüzü, bize atalarımızdan miras kalmadı,çocuklarımızdan ödünç aldık. *Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.

64 *Hayvanlar olmadan insanlar nedir ki? Eğer bütün hayvanlar kaybolup giderse insanoğlu büyük bir ruh yalnızlığı içinde ölecektir. Hayvanlara ne olduysa insanlara da aynısı olur. Her şey birbirine bağlıdır. *Yerkürenin başına gelen, yerkürenin çocuklarının da başına gelecektir.

65 Uygulamalı etik ahlakın kural ve ilkelerinin pratik ahlaki problemlere uygulanmasına denir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere uygulamalı Felsefenin bir alanı olan etikte teorik olarak görülen ahlaki ilkelerin pratik problemlere uygulanması esastır. Felsefenin bir alanı olan etiğe son zamanlarda verilen önemin arttığına tanık olmaktayız. Özellikle günlük hayatımızı etkileyen bilimsel alandaki gelişmelerin hızındaki artış, yaşam ilkelerimizi de etkilemekte, ortaya çıkan gelişmeler insanın ilişkilerinin daha da karmaşık bir hâle gelmesine yol açmaktadır. Bu hızlı değişim, birtakım problemleri de beraberinde getirmektedir. Bu problemlerin çözümü noktasında uygulamalı etiğin önemi ortaya çıkmaktadır.

66 6

67 ALIŞTIRMALAR: 1. En geniş anlamda zorlamanın yokluğuna………….denir. 2. Bir olgu veya kavramlar üzerine kurulu bir iddiayı dile getiren ifadelere………………..….denir. 3. Platon'a göre ruha ait ortaya çıkan erdemler…………………………………… dir. 4. Neyin iyi, neyin kötü olduğu kişiye ve duruma göre değişir ki buna ……………. adı verilir. 5. Ahlaki kural ve ilkelerin, somut ahlaki problemlere uygulanması sonucu ortaya çıkan alana …………………….. adı verilir. 6.Dürüstlük,sevgi,adalet birer………………..dir. 7.Sokrates,Aristoteles,Farabi ……………. Olmayı ahlakın temeli sayar. 8,Kişinin içinde var olduğu sayılan yargılama gücüne ………………..denir. 9.Nietzshe değerlerini kendi yaratan özgür insana……………..insan denir. 10.Ahlakın zamanda zamana,toplumdan topluma değişmesi……………………..olduğunu göterir. 11.İlk çağ filozoflarının çoğu…………….ahlaki ahlaki erdemin temel ölçütü saymıştır. 12.Kant’ın ahlakına genel olarak ……………………….ahlakı denir.

68 1.Aristippos'a göre eylemimizin amacı en yüksek iyi ve değer olan faydadır. ( ) 2. İnsanın, yaptığı iyi davranış sonunda duyacağı iç huzura mutluluk denir. () 3. Belirli bir amaca ulaşmak için ne yapılması gerektiğini söyleyen buyruğa koşulsuz buyruk denir.() 4. Çevreyi, biyosferi ve canlı çeşitliliğini korumayı hedefleyen etik çeşidi biyoetiktir.() 5. Anadolu Bilgelerine göre ahlak, Tanrı'ya duyulan aşk ve sevgiye dayanır.() 6.Spinoza evrensel ahlak yasasını kabul etmez.() 7.Farabi evrensel ahlak anlayışını kabul etmez() 8.Hobbes benciliğin en önemli temsilcisidir.() 9.Vicdan yaptıklarının sonuçlarını üstlenmektir.() 10.Anarşizme göre insan özünde iyidir.() 11.Otodeterminizm, insanın özgür olamayacağını savunur.( ) 12.Kant mutluluğu ahlak ahlak görülerine temel ölçüt olarak almıştır.( )

69 1. İnsanın davranışlarında bir seçimin söz konusu olmadığı, insan ve eylemlerini rüzgâr karşısındaki kuru bir yaprak gibi olduğunu savunan görüş aşağıdakilerden hangisidir? A) İndeterminizm B) Libertaryanizm C) Determinizm D) Otodeterminizm E) Kaderiye 2. Ahlakı, topluma ve sezgiye dayalı olarak ikiye ayıran ve sezgiye dayalı açık ahlaka önem atfeden filozof aşağıdakilerden hangisidir? A) Platon B) Aristippos C) J. P. Sartre D) H. Bergson E) J. Bentham 3. Var olan bütün değerler kişiden kişiye değişen bir yapıdadır. -Değerler, yasalar kişilerden bağımsızdırlar. Yukarda verilen yargılar, ahlak felsefesinin hangi sorusu ile ilgilidir? A) Ahlaki eylemlerimizde yöneldiğimiz bir amaç var mıdır? B) Evrensel bir ahlak yasası var mıdır? C) Ahlakın kaynağı nedir? D) Ahlak eylem gerçekleştirmek mümkün müdür? E) Ahlaki eylemin amacı nedir? 4-Ahlaki bakımdan sürekli olarak iyi ve değerli olarak kabul edilen davranışlardır. -Bireyin nasıl davranacağını belirleyen kurallar sistemidir. Yukarıda verilen tanımlar, aşağıdaki hangi kavram çiftine uygunluk taşır? A) Erdem – Vicdan B) Kötü-Ahlak yasası C) Cesaret- Erdem D) Özgürlük – Vicdan E) Erdem- Ahlak yasası

70 5. Aşağıdakilerden hangisi I. Kant'ın ahlak anlayışına uygundur? A) Ahlaki değerler dâhil bütün değerler kişiden kişiye değişir. B) İnsan eylemlerinin amacı mutluluk olmalıdır. C) Egemen ahlakı belirleyen bireyin güçlü veya zayıf olmasıdır. D) Evrensel ahlak yasası aşkla, sevgiyle temellendirilmelidir. E) Bir eylem ödev duygusu içerisinde yapılmış ise ahlaki olarak nitelendirilir.

71

72

73 YUKARIDAN AŞAĞIYA 2. Bireyin kendi özgür iradesiyle ahlak kurallarına bilerek, isteyerek uyması durumu. 3. Davranışların asıl amacının haz olduğunu savunan görüş. Hazcılık. 4. Yapmayı yerine getirmeyi kendi isteğimizle üstlendiğimiz, sorumluluğunu üzerimize aldığımız buyruk. 5. İnsanların toplum içindeki davranışlarını, eylemlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzenlemek amacıyla kabul edilen ilkeler topluluğu. 8. İnsanın insan olma değerlerine ve yaşadığı topluma yararlı ve değerli olan. 9. Ahlaki öznenin yapmış olduğu veya yapacağı eylemin sonuçlarına katlanabilmesi, sonuçlarını üstlenebilmesi durumu

74 SOLDAN SAGA 1. “Ahlaki olan, yararlı olandır.” görüşü. 6. Ahlak açısından değerlendirilebilen, ahlaki bir değere uygun düşen eylem. 7. Ahlakı, felsefi açıdan inceleyen ve açıklayan düşünce sistemi. 10. Yapılması istenmeyen, değersiz ve faydasız olan. 11. Kişinin iradesini kullanarak seçim yapabilme gücü. 12. Olgu veya kavramlar üzerinde kurulu bir iddiayı dile getiren ifadeler. 13. Kişinin kendi iç mahkemesi. 14. Ahlaki bakımdan her zaman, sürekli olarak iyiyi isteyebilme. 15. Bireyin nasıl davranacağını belirleyen kurallar, yasalar sistemi.


"IV. ÜNİTE AHLAK FELSEFESİ. A. AHLAK FELSEFESİ NEDİR? B. KÖTÜ, DOĞRU-YANLIŞ, GÜZEL-ÇİRKİN C. ERDEM-YAŞAM İLİŞKİSİ Ç. NE KADAR ÖZGÜRÜZ? D. AHLAKİ EYLEMİN." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları