Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

GİRİŞ : Bir önceki Psikolojik Harp sunumuzda CIA uzmanlarının, ABD’nin hegemonya mücadelesinde dünyanın ezilen halklarının kendilerine karşı direnmelerini.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "GİRİŞ : Bir önceki Psikolojik Harp sunumuzda CIA uzmanlarının, ABD’nin hegemonya mücadelesinde dünyanın ezilen halklarının kendilerine karşı direnmelerini."— Sunum transkripti:

1

2 GİRİŞ : Bir önceki Psikolojik Harp sunumuzda CIA uzmanlarının, ABD’nin hegemonya mücadelesinde dünyanın ezilen halklarının kendilerine karşı direnmelerini etkisiz hale getirmek için uygulamaya soktukları yöntemle ilgili olarak “Sessiz Yanıltmalar” adlı bir belgeden söz etmiştik. Hatırlamak amacıyla belgeyle ilgili olan ve belgeyi ortaya çıkaran David Icke’nin “Brilliant Book” adlı kitabından ilgili bölüme burada da yer verelim: “Bu belge seçkin dünya yönetim hiyerarşisinin dogmatik ve otoriter zihniyetini açıkça göstermektedir. Benim elimde bulunan sürüm, Amerika’da ikinci elden satılan bir fotokopi makinesinin içinde bulundu ve kitlesel zihin kontrolünün politikasını anlatıyor. Bu uzun ve ayrıntılı belge 1979 tarihliydi fakat 1950’lerden beri uygulanan politikanın anahtarlarını vermekteydi. Belge, ‘Sessiz Savaş, 1954 yılında uluslararası seçkinlerin bir toplantısında açıklandı’ demektedir. Bildenberg Grubu ilk defa 1954’te toplandı.”

3 Peki nedir bu “Ayaklanmaları Bastırma Harekatı” veya “Modern Mücadele Yöntemi” gibi cilalı sözlerle üstü örtülmeye çalışılan psikolojik harp yöntemleri? Hedefi nedir? Amacı nedir? İşte uzmanlarından alıntılar: Psikolojik harbin duayenlerinden sayılan CIA uzmanı David Galula’nın “Ayaklanmaları Bastırma Harekatı” adlı kitabın 103. sayfasından bir bölüm “…psikolojik harbin gayesi, asiyi muhtelif gruplara ayırmak, halk kütleleri ile asi liderlerinin arasını açmak ve ekseriyete sahip olmaktır.” Yine bir psikolojik harp uzmanı olan Tuğg. Sabri Yirmibeşoğlu’nun “Modern Mücadele Yöntemi Özel Harp Uygulaması” adlı kitabın 46. sayfasından bir bölüm: “Askeri yönden psikolojik harp; vurucu hava gücü, topçu ve havan gibi önemli neticeler doğuracak bir silahtır. Her alanda asıl hedefin insanların beyni olduğu kabul edilmekte ve beyinler etki altına alındıktan sonra, mücadelenin kazanılmasının son derece kolay olacağına inanılmaktadır.”

4 Neymiş efendim? 1) Psikolojik Harp, “vurucu hava gücü, topçu ve havan gibi önemli” imiş ve mücadelenin ağırlığını oluştururmuş çünkü: “beyinler etki altına alındıktan sonra, mücadelenin kazanılmasının son derece kolay”laşırmış. 2) İnsanların beynini etki altına almak. 3) “asiyi muhtelif gruplara ayırmak” ABD’ye göre asi, vatanını savunan yurtseverler, mazlumlar ve ezilmeye karşı çıkan halklar oluyor. Bunun okunması böyle. 4) “halk kütleleri ile asi liderlerinin arasını açmak” Burada asi liderde Mustafa Kemal gibi, Yörük Ali Efe gibi, Karayılan gibi öncüler ve Kuvayı Milliye gibi örgütler oluyor. Halkla bunların arasını açmak ve böylece halkı lidersiz, lideri de halksız bırakarak mücadeleyi de ışıksız ve enerjisiz bırakmak hedeflenmektedir.

5 Peki halk düşmanlarının psikolojik harp uzmanları olacakta halk kuvvetlerinin bu savaşa cevap verecek politikaları, kadrosu ve stratejileri olmayacak mı? Elbette olacak. 68 Gençlik Hareketi önderlerinden Hasan Yalçın bu uzmanlardan biriydi. Aslında uzmanların da uzmanıydı. Türkiye halkına ve öncülerine Psikolojik Harbi, yöntemlerini ve bu yöntemlere karşı mücadeleyi öğreten uzmanların uzmanı olan Hasan Yalçın; Teori dergisinin 63. sayısında yazdığı bir yazıda Psikolojik Harbin niteliğini ve hedefini şöyle açıklar: “Öte yandan psikolojik savaş sıradan insanın bilgisiz ve bilinçsiz oluşu temeli üzerinde iş görür. Yığınları bilinçsiz bırakmayı amaçladığı gibi, bu bilgisiz yığınları devrim karşıtlığına sürüklemek ister.” Teori sy. 63 sf. 32 Halk hareketi ve halk hareketinin öncüleri, liderleri “…mücadele boyunca üstelik sürekli olarak psikolojik savaşla karşı karşıya kalacaktır. Kaçınılmazdır bu. Psikolojik savaş yöntemleri zaten ister milletler, ister sınıflar söz konusu olsun ezilenlere karşı geliştirilmiştir. Psikolojik savaşın bilgisine sahip olmayan, bu bilgiye dayanarak taktikler geliştirmeyen parti, o savaşı göğüsleyemez, püskürtemez, başarı kazanamaz” Teori sy. 63 sf. 31 Şimdi bütün bu bilgilerin ışığında Doğu Perinçek ve Apo görüşmesine bakalım ve psikolojik harbin boyutlarını somut bir pratik içinde görelim: Nadir Eyinnen

6 DOĞU PERİNÇEK’İN APO İLE GÖRÜŞMESİ 1. GÖRÜŞMENİN ZAMANI VE NEDENİ: Görüşme Ne Zaman Oldu? Perinçek, 1989 Ekim ayında ve 1991 Nisan ayında Abdullah Öcalan ile iki kez görüştü. Perinçek, o zaman İP Genel Başkanı değil, 2000’e Doğru dergisinin Genel Yayın Yönetmeni idi. Türkiye’nin hemen hemen bütün önde gelen gazetecileri, Güneri Cıvaoğlu, Fatih Altaylı, Hasan Cemal, Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar ve diğerleri de, Apo ile görüşmeler yaptılar. En son MİT Müsteşarı Emre Taner’in Apo ile görüşmesi basına yansıdı (Hürriyet, Nisan 2005) Sistemin istihbarat servislerinin ve gazetecilerinin Apo ile görüşmesine ses çıkaran yok. Ama Batı işbirlikçisi sistemin denetimi dışında, Türkiye için, Türkiye halkı için, görüşme yapılınca, yıllardır sistemin bütün güçleri seferber edilerek kapsamlı bir propaganda kampanyası yürütülüyor. Görülüyor ki, bir tek Doğu Perinçek’in görüşmesi, ABD merkezli sistemi rahatsız etmiş. Süper NATO merkezli psikolojik savaşın boyutları, Doğu Perinçek’in mücadelesinin etkisini ve büyüklüğünü gösterir.

7 Perinçek, Apo İle Niçin Görüştü? Perinçek’in amacı, Batı devletlerinin, özellikle ABD’nin Körfez Savaşı öncesi ve başlangıcında, Kürt sorununa müdahale zeminlerini daraltmaktı. Nitekim görüşme bu eksen üzerinde cereyan etmiştir. Görüşmeden sonra yayınlanan çeşitli yazılarda “Apo Perinçekçi olmuş” yorumları yapıldı. Apo’nun bu görüşmelerdeki vurguları şöyleydi: Bende Kürtlük aşkı yok. Türkiye’nin Aydınlanma hareketinin bir parçasıyız. Başlangıçta TC düşmanlığı yok. Bulgaristan’ın Türklere baskısı. Eski Genelkurmay Başkanı Üruğ’a suikast. Mustafa Kemal’in Kürtlere müracaatı. Avrupa bana tapulansa da. Amerika gitsin okyanusun ötesine. Tıpış tıpış Sevr’e yürüyorlar. Amerika varsa özgürlük olamaz. Sevr’in hortlatılmasında AT, Özal ve diğerler var. Evet Keloğlan’la birleşeceğiz, Özgürlüğe sarılan Türkiye özlem. Birliği devrimle gerçekleştirmek vb. Özetle Perinçek, ABD’nin Yeni Dünya Düzeni projesiyle bölgemizde milliyetleri ve mezhepleri birbirine düşürmek istedikleri koşullarda, Türkiye’nin ve halkın birliğine hizmet eden bir çaba gösterdi. Abdullah Öcalan, yakalandıktan sonra verdiği ifadede görüşmeyi şöyle özetledi: “Perinçek, bize ABD’nin ve Avrupa’nın peşinden gitmeyin. Bu yoldan bir yere varamazsınız. PKK’yi dağıtın, Türkiye’nin bütünlüğü içinde yer alın telkinlerinde bulundu.” (Apo’nun ifadeleri ve Hürriyet, 18 Mart 1999).

8 Perinçek, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndaki siyasetini uyguladı Büyük Devrimci Önder Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı başlarında İngiliz emperyalizminin Kürt sorununu kullanmasına karşı hangi siyaseti izlediyse, Perinçek de o siyaseti izledi. Perinçek de Atatürk gibi, Kürtlerin “Kürdistan Teali Cemiyeti” gibi Batı güdümlü ayrılıkçı örgütlerde değil, Müdafaai Hukuk Cemiyeti gibi milli ve devrimci örgütlerde Türklerle birlikte örgütlenmesini savundu. Mustafa Kemal’in çeşitli Kürt liderleriyle ilişkilerinde ve yazdığı yazılardaki tavrı ne ise, Perinçek’in tavrı da, odur. Bu tutum, “Amasya Tutanağı”nda, Erzurum ve Sivas Kongresi Nizamname ve Beyannameleri’nin birinci maddelerinde ifade edilen saptama ve politikalara dayanır. Türk ve Kürdü birleştirmek; Türkiye’ye yönelik tehditleri göğüsleme ve Cumhuriyet Devrimi’ni tamamlama görevinin gereğidir. Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı aynı zamanda Kürtleri kazandığı için başarmıştır. Ucuz Değil Doğru Ve Cesur Politika Bugün de izlenmesi gereken politika budur. Perinçek, halk kitlelerini avlamaya yönelik ucuz politikaların adamı değildir. Arkadaşlarıyla birlikte gereğinde tehlikeleri üstlenir ve çözüme yönelik doğru ve cesur politikaları üretir ve izler.

9 Erdal İnönü-Deniz Baykal’ın yönetimindeki SHP, PKK ile seçim ittifakı yaptı. Çeşitli partilerin başkanları, Apo’nun dört-beş kademe altındaki yöneticilerle görüşmeler yapar. Mehmet Ağar, “Abdullah Öcalan’a çok iş düşüyor” diyerek, Apo’yu federasyonlaşmada muhatap haline getirir. Devlet Bahçeli, İran’daki Azerileri kışkırtıp, ABD’nin Türkiye’yi İran ile karşı karşıya getirme ve Kürdistan’ı büyütme politikasında rol üstlenir. ANAP, DYP, CHP, DSP, MHP ve AKP, iktidar dönemlerinde Çekiç Güç’e oy verir, Habur kapısını açık tutar ve ABD ile birlikte Kukla Devlet’i kurarlar; Apo ile birlikte AB üyeliğini savunurlar. Bunlar sistem içindeki uygulamalardır ve hücuma uğramaz. Ama sistemin dışındaki girişimler, sistemin psikolojik savaş kampanyasının hedefidir. Halkımızın her kesimi üzerindeki baskılara ve eşitsizliklere karşı mücadele etmek görevimizdir. Perinçek’in önderlik ettiği Parti’nin Güneydoğu bölgesi halkımıza yapılan baskılara karşı çeşitli düzlemlerde yürüttüğü mücadeleler de eleştiri konusu olmaktadır.

10 İşçi Partisi, Körfez Savaşı öncesinde veya sonrasında, Kürt halk kitleleri üzerindeki baskı ve eşitsizliklere karşı kararlı olarak mücadele etti. Türkiye’nin birliğinin ve bağımsızlığının eşitlik ve özgürlük sağlanarak, sağlam bir temele oturtulacağını savundu. Türkiye, Kürt kitlelerinin taleplerini karşılamalı ve kendi Kürdünü kazanmalıydı. Bu tavır doğrudur. Doğu Perinçek’in önderlik ettiği İşçi Partisi, her zaman halk kitleleri üzerindeki baskı ve eşitsizliklere karşı mücadele etti. Bu mücadeleyi, ABD emperyalizmine karşı bütün milletimizin birliği açısından yürüttü. Eğer Türkiye Perinçek’in Tutumunu Benimseseydi… Eğer Türkiye Körfez Savaşı öncesinde Perinçek’in politikasını benimseseydi, Türkiye halkı birleştirilebilir, bölücülük etkisiz hale getirilebilir ve bugünkü bölünme ve parçalanma tehdidi çok daha zayıf olurdu öncesinde Kürtlerin hak ve hukukunu tanımayan hükümetler, daha sonra ABD ve AB’nin dayatmalarıyla İkiz İhanet Yasalarını bile çıkardılar. Türkiye’nin vereceği demokratik hakları Batı devletleri sağlamış oldu. Kürt halk kitleleri böylece Türkiye’ye değil, Batı’ya bağlandı.

11 2. ÜÇ AYRI AKLAMA KARARI Apo görüşmesinin 2000’e Doğru’da yayınlanması üzerine açılan ceza davalarında, iki ayrı aklama kararı ve bir takipsizlik kararı verilmiştir. (İstanbul 2 Nolu DGM’nin, tarih, E 1989/277, K 1990/148 ve tarih, E 1991/216, K 1991/454 tarihli kararları ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Hazırlık 1997/1777, K 1997/237 sayılı takipsizlik kararı) 3. PERİNÇEK APO’NUN SHP LİSTESİNDEN DÖRT MİLLETVEKİLLİĞİ ÖNERİSİNİ REDDETTİ SHP’nin PKK İle Seçim İttifakı 1991 genel seçimlerinde Erdal İnönü-Deniz Baykal’ın yönetimindeki SHP, PKK ile seçim ittifakı yaptı. Ama hiç kimse bu konuda bir kampanya yürütmedi; yürütmez. Çünkü o ittifak, ABD merkezli sistemin içindeydi. Bu ittifakın içine 1991 seçiminde Doğu Perinçek’in genel başkanı olduğu Sosyalist Parti’yi de katmak istediler. Ancak Doğu Perinçek bunu reddetti.

12 Öneri Nasıl Yapıldı? PKK’nin Avrupa temsilcisi, 1991 genel seçimi öncesinde Perinçek’i Ankara’daki evinden telefonla arayarak, Apo’nun Perinçek’in Partisine, SHP’nin bir protokolla HEP’e verdiği 21 milletvekilliğinden dördünü önerdiğini belirtti. Hatta bu öneride, Diyarbakır, Şırnak ve Mardin gibi illerin birinci sıra adaylığı da belirtildi. Perinçek, öneriyi parti organlarında tartışmaya bile gerek görmeden anında reddetti. Perinçek açısından bu öneriyi kabul etmenin herhangi bir tehlikesi de yoktu. Perinçek ve arkadaşları, SHP listelerinden milletvekili olacaklardı. Ama Perinçek’ler için mesele, milletvekili veya bakan olmak değil, Türkiye’nin bağımsızlığına, bütünlüğüne ve emekçilere bağlı bir çizgide ısrar etmekti. Öcalan’ın Milliyet, Sabah ve Gündem gazetelerine açıklaması: Bizzat Apo, “1991 yılı sonunda, Milliyet ve Sabah gazetelerine yaptığı açıklamalarda, Perinçek’e dört milletvekili önerdiğini ve parlamentoya girerek, SHP listesinden seçilecek 21 milletvekilinin başına geçmesini rica ettiğini” açıklamıştır (Milliyet ve Sabah, 7 Aralık 1991).

13 Apo: “Perinçek Tenezzül Etmedi”! Apo, Perinçek’e dört milletvekili önerisini, 3 Mayıs 1993 tarihli Gündem gazetesinde de anlatmış ve bu öneriyi reddettiğini birkaç kez vurgulayarak dile getirmiştir: “Sayın Doğu Perinçek de buraya geldi. İlk pratik politika önerim şu oldu. Dedim ki, bir devrim merkezi var, onun parlamenter sözcüsü ol. Bu güzel bir şey. Eğer bir parlamenter sözcüsü olsaydı, Kürt-Türk birlikteliği de çok iyi gelişebilirdi. Kim kardeşlik istemiyor. Bize ikide bir milliyetçi diyorsunuz. Seni kendi ülkesinde ve devrimin bir merkezinde milletvekili adayı önerecek kadar Enternasyonalizme yatkınlık gösteren bir hareket mi milliyetçidir, yoksa buna tenezzül etmeyen, kendini çok üstte gören bir anlayışın sahibi mi milliyetçidir? Ve ben fazla anlamlı bulamadım... Tenezzül etmediler.” (Gündem, 3 Mayıs 1993) Yine Öcalan, Hasan Cemal’e 14 Nisan 1993 günü yapılan söyleşide, “Doğu Perinçek’in SHP listesinden milletvekilliği önerisini reddettiğini” belirtmektedir (Hasan Cemal, Kürtler, s.39)

14 Perinçek, SHP-PKK seçim ittifakına niçin katılmadıklarını Anayasa Mahkemesi’nde anlattı. Perinçek, Apo’nun SHP listesinden dört milletvekilliği önerisini niçin reddettiğini ve PKK ile SHP arasındaki seçim ittifakına niçin katılmadığını, 12 Mayıs 1992 günü Anayasa Mahkemesi’nde yaptığı savunmasında da anlatır. Anayasa Mahkemesi tutanağından aynen alıntılıyoruz: “Bugün koalisyonu paylaşan Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin listeleri içinde milletvekillikleri bize teklif edilmiştir. Bakın şimdi çok önemli bir şeyi açıklayacağım. PKK Genel Sekreteri Abdullah Öcalan, Milliyet ve Sabah gazetelerine açıkladığı için ve gazetelerde yazıldığı için bunu söylüyorum. Orada diyor ki, “Sosyalist Parti”ye, bize SHP’den verilen milletvekilliklerinden 4 tanesini vermek istedik. Reddettiler bizi. Demek ki, SHP seçimlere girerken PKK’ya 21 tane milletvekilliği vermiştir. PKK da bunun 4 tanesini Sosyalist Parti’ye önermektedir. “Gelin 4 tane de size verelim, ayrı parti olarak girmeyin, hepimiz SHP olarak girelim” demiştir. Sosyalist Parti bunu reddetmiştir. Demiştir ki, “ben ayrı, bağımsız bir partiyim, fikirlerim var, hiç kimsenin sırtından da Meclis’e girmem, ayrı kimliğimle ve kişiliğimle toplumun karşısına çıkarım”. Ben bunu niçin söyledim?... Bunu şunun için söyledim: En yasadışı olan PKK bile Türkiye’de yasal politik hayatın içine girmiştir. O kadar içine girmiştir ki, Parlamentoda sandalye pazarlığı yapabilmektedir. İktidar partileriyle anlaşmalar yapabilmektedir. İktidar partisi olacaklardan milletvekillikleri alabilmektedir ve o aldığı milletvekilliklerini sağa sola dağıtabilmektedir. Teklif de edebilmektedir.”

15 4. REKOR KIRAN FOTOĞRAFLAR Perinçek’in Abdullah Öcalan İle Görüşme Fotoğrafları Bu fotoğrafların gizli saklı bir tarafı yoktur. Perinçek, 2000’e Doğru Genel Yayın Yönetmeni olarak Apo ile görüşme yaptı ve görüşme dergide yayımlanacağı için fotoğraflarla da görüntülendi. Görüşme sırasında hem 2000’e Doğru muhabiri hem de PKK görevlileri fotoğraf çektiler. 2000’e Doğru, kendi çektiği fotoğrafları yayımladı. Basında kampanya halinde çıkan fotoğraflar ise, ilginçtir PKK’nin çektiği fotoğraflar. Perinçek, ne zaman Türkiye’yi savunan bir meseleyi kamuoyu önüne getirse, ne zaman ABD emperyalizminin planlarını bozsa, Apo ile görüşme fotoğrafları, basında boy gösterir. Bu görüntüler, son on yılda en çok yayımlanan fotoğraf ünvanını kazanmış bulunuyor. MİT Fotoğraflar Karşılığında PKK’ye Ne Verdi? Daha önemlisi, fotoğrafların MİT’e PKK tarafından teslim edilmiş olmasıdır. Perinçek’in Apo ile görüşmesinin fotoğrafları 2000’e Doğru dergisinde çıkmıştı. Hatta Apo’nun Perinçek’e karanfil uzatan bir Fotoğrafı da derginin kapağında yayınlanmıştı.

16 Nitekim bütün gazeteciler, Güneri Cıvaoğlu, Fatih Altaylı, Hasan Cemal, Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar ve diğerleri kendilerinin Apo ile görüşme fotoğraflarını yayımladılar. Ancak Şeriatçı-Ülkücü gazetelerde yayınlanan fotoğraflar, 2000’e Doğru’nun çektikleri değil. Bunlar, PKK’nin MİT’e gönderdiği fotoğraflar. Bu fotoğraflar karşılığında MİT’in PKK’ye ne verdiği araştırılmalıdır. Fotoğraf bombardımanının arkasında MİT içindeki CIA ekibinin bulunması, yapılan işin karakteri gereğidir. Türkiye düşmanı güçler, Sevr tehdidine karşı en kararlı tavrı alan İşçi Partisi’ni yıpratabilmek için ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Yüzlerce kez yayınlanan bu fotoğraflar, İşçi Partisi’nin ve Doğu Perinçek’in hiçbir açığının, hiçbir lekesinin bulunmadığının en güzel kanıtıdır. Bütün MİT dosyaları karıştırılmış, CIA’dan yardım istenmiş, İşçi Partisi’nin bir açığını bulmak için özel araştırma birimleri kurulmuş, telefonlar yıllarca dinlenmiş, ancak bir şey bulunamamış ve bir dergi röportajında çekilip, benzerleri yayımlanmış fotoğraflara muhtaç kalmışlardır.

17 Çinli bir filozofun çok sık tekrarladığım bir sözü var. Diyor ki: “Hiçbir şey bilmiyorsanız düşmanın hareketlerini gözleyin, o size ne yapacağınızı söyler!” Doğu Perinçek’i seversiniz ya da sevmezsiniz; İşçi Partisi’ni desteklersiniz ya da desteklemezsiniz. Bunun çok fazla bir önemi olmadığı gibi bir hükmü de yoktur. ABD ve Amerikancılar kime saldırıyorsa o halkın dostudur, halkın yanındadır, halkın önderidir. İki kere ikinin dört etmesi gibi büyük bir gerçektir bu. Düşmanın silahıyla sadece halkı vurursunuz düşmanı değil. Düşmanın silahlarını bırakacaksınız. Düşmanın proğramı kendisine hizmet içindir. Kendi proğramları olmayanlar, başkalarının proğramının parçası olurlar. Küreselleşme, AB, BOP vb. düşmanın proğramlarıdır. Düşman gibi düşünmeyi bırakacaksınız. Kendi proğram ve politikalarınız olacak.


"GİRİŞ : Bir önceki Psikolojik Harp sunumuzda CIA uzmanlarının, ABD’nin hegemonya mücadelesinde dünyanın ezilen halklarının kendilerine karşı direnmelerini." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları