Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kur’ân Buluşmaları: 39 ÜMİT ŞİMŞEK. قُلْ مَنْ كَانَ عَدُواًّ لِجِبْر۪يلَ فَاِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلٰى قَلْبِكَ بِاِذْنِ اللّٰهِ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kur’ân Buluşmaları: 39 ÜMİT ŞİMŞEK. قُلْ مَنْ كَانَ عَدُواًّ لِجِبْر۪يلَ فَاِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلٰى قَلْبِكَ بِاِذْنِ اللّٰهِ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ"— Sunum transkripti:

1 Kur’ân Buluşmaları: 39 ÜMİT ŞİMŞEK

2 قُلْ مَنْ كَانَ عَدُواًّ لِجِبْر۪يلَ فَاِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلٰى قَلْبِكَ بِاِذْنِ اللّٰهِ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُؤْمِن۪ينَ De ki: Kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki, senin kalbine Kur’ân’ı Allah’ın izniyle, daha öncekileri doğrulayıcı ve mü’minler için hidayet ve müjde olarak o indirmiştir.

3 منْ كَانَ عَدُواًّ لِلّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَرُسُلِه۪ وَجِبْر۪يلَ وَم۪يكَالَ فَاِنَّ اللّٰهَ عَدُوٌّ لِلْكَافِر۪ينَ Kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mikâil’e düşman ise, Allah da o kâfirlerin düşmanıdır.

4  Sordukları sorulara doğru cevap alan Yahudilerin “Bunu da doğru cevaplandırırsan sana iman ederiz” diyerek sordukları son soru:  “Sana vahyi kim getiriyor?”  “Cebrail.”  “Cebrail bizim düşmanımızdır; o savaş ve azap ile ilgili şeyler indirir. Bizim meleğimiz Mikâildir; o ucuzluk ve bolluk getirir. Sana vahyi o getirseydi iman ederdik.”  Taberî, İbni Kesîr

5  Abdullah b. Selâm bir peygamberden başka kimsenin bilemeyeceği üç soruyu Resulullahtan (s.a.v.) sorup cevabını aldı. Resulullah “Bunları bana Cebrail haber verdi” buyurunca, Abdullah b. Selâm “O Yahudilerin düşman olduğu melektir” dedi ve Kelime-i Şehadeti getirerek Müslüman oldu.  Buharî, Tefsir 2:6

6  Yahudiler ara sıra kendilerine uğrayan Hz. Ömer’den ümitli olduklarını söyleyince, Hz. Ömer onlara Cebrail hakkındaki düşüncelerini sordu.  “O bizim düşmanımızdır; çünkü sırlarımızı Muhammed’e haber veriyor. Ayrıca o savaş ve azap meleğidir. Bizim meleğimiz ise bolluk ve rahmet meleği Mikâildir” dediler.  Bu iki meleğin Allah katındaki derecelerini sorunca da “Cebrail Rabbin sağında, Mikâil solundadır; aralarında düşmanlık vardır” cevabını verdiler.  Hz. Ömer: “Dediğiniz doğru ise ikisi birbirine düşman olmaz; siz de eşekten daha ahmaksınız demektir. Onlardan birine düşman olan ikisine de düşman olur, ikisine düşman olan da Allah’a düşman olur.”  Resulullahın yanına varınca “muvafakat” ile müjdelendi.  Taberî, İbni Kesîr

7  Cebrail (a.s.)  Kur’ân’da adı en çok geçen melek; çeşitli isimlerle anılır: Cibrîl, Ruh, Ruhu’l-Kudüs, Ruhu’l-Emîn  Muazzam kuvvetler, üstün bir akıl ve dirayete sahip (Necm, 53:5-6)  Çok şerefli bir elçi, pek kuvvetli, Arş’ın Sahibi yanında itibarlı, orada sözü dinlenir ve kendisine güvenilir (Tekvir, 81:19-21)  En önemli görevi: Peygamberlere vahiy ulaştırmak

8  Cebrail (a.s.) / devam  Hz. Meryem’e insan suretinde görünerek Hz. İsa’yı müjdeledi (Meryem, 19:17-21)  Sahabeye zaman zaman insan suretinde göründü  Kadir Gecesinde meleklerle beraber yeryüzüne iner (Kadir, 97:4)

9  Mikâil (a.s.)  Bu âyette ve hadislerde adı geçer  Dört büyük melekten biri  Rızıkların dağıtılmasıyla ilgili görevleri var  Sa’d b. Ebî Vakkas: Uhud Gününde Resulullahın sağında ve solunda beyaz elbiseli iki adam gördüm; onu yaman şekilde çarpışarak koruyorlardı. Onları daha önce görmemiştim, sonra da görmedim. (Müslim, Fedâil: 46-47).  Bedir’de mü’minlerin yardımına gelen melek ordusunun kumandanlarından (Müsned, 1:147).

10  Elçinin durumu: Cebrail’e düşmanlık = Allah’a düşmanlık  Peygambere itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, Biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. ▪ Nisâ, 4:80  Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin ▪ Nisâ, 4:59; Mâide, 5:92; Nur, 24:54; Muhammed, 47:33; Tegabün, 64:12

11  Senin kalbine indirdi  Hiç şüphesiz, o Âlemlerin Rabbi katından indirilmiştir.  Onu Ruhu’l-Emin indirdi.  Senin kalbine indirdi, uyarıcılardan olasın diye,  Apaçık bir Arapça lisan ile. ▪ Şuarâ, 26:  İman, ilim, akıl etme, hatırlama mahalli

12  Mü’minler için müjde  müjde-iman-İslâm-ihsan  Tâ sîn. Bunlar Kur’ân’ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.  Mü’minler için bir hidayet ve müjdedir.  O mü’minler ki, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler. Onlar âhirete de kesin şekilde inanmışlardır.  Neml, 27:1-3

13  De ki: Onu, iman edenlere sebat vermek, hakka teslim olanlara [Müslümanlara] da hidayet ve müjde olmak üzere, Rabbinden hak ile Ruhu’l-Kudüs indiriyor.  Nahl, 16:102  Onun evvelinde, bir öncü ve bir rahmet olarak, Musa’nın kitabı vardır. Bu ise, zulmedenleri uyarmak ve muhsinler için de müjde olmak üzere Arap lisanıyla indirilmiş, kendisinden öncekileri doğrulayıcı bir kitaptır.  Ahkaf, 46:12

14 وَلَقَدْ اَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكَ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۚ وَمَا يَكْفُرُ بِهَٓا اِلَّا الْفَاسِقُونَ Biz sana apaçık âyetler indirdik; yoldan çıkmış olanlardan başkası onları inkâr etmez.

15  Âyet  Delil / mucize / Kur’ân sûrelerinin bölümleri / tekvinî âyetler  Buradaki mânâsı: Kur’ân âyetleri / اَنْزَلْـنَٓا  Allah’tan geldiği açık olan ve Resulullahın risaletini açıkça gösteren âyetler

16  Fâsıklar / yoldan çıkmış olanlar  Sözleştikten sonra Allah’ın ahdini bozan, Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi kesen, yeryüzünde fesat çıkaranlar (Bakara, 2:27)  Genellikle büyük günah işleyenler hakkında kullanılır  Her kâfir aynı zamanda fâsıktır / her fâsık kâfir değildir

17 اَوَكُلَّمَا عَاهَدُوا عَهْداً نَبَذَهُ فَر۪يقٌ مِنْهُمْۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ Onların her söz verişinde, içlerinden bir topluluk o sözü bozup bir kenara atmadı mı? Doğrusu, onların çoğu iman etmiyor.

18  Ümmî bir peygamberin elinde zuhur eden bir kitap, Yahudi ulemasını köşeye sıkıştırıyor, dönekliklerini tekrar tekrar yüzlerine vuruyor  Onların çoğu iman etmiyor  Az da olsa, aralarında iman edenler var  İçlerinden iman edenlerin olması onlar için de aşağılayıcı bir durum: ümmî bir peygambere tâbi olan ve kendileriyle mücadele eden âlimler

19  Allah katında yaratıkların en kötüsü, bir daha iman etmeyecek şekilde kâfir olanlardır.  Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, ancak her seferinde de pervasızca ahidlerini bozan kimselerdir.  Savaşta onları ele geçirdiğin zaman öyle cezalandır ki, arkalarındakiler darmadağın olsun — belki böylece ibret alırlar.  Enfâl, 8:55-57

20 وَلَمَّا جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْ نَبَذَ فَر۪يقٌ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَۗ كِتَابَ اللّٰهِ وَرَٓاءَ ظُهُورِهِمْ كَاَنَّهُمْ لَا يَعْلَمُونَ Onlara ne zaman Allah katından, ellerindekini doğrulayan bir peygamber geldiyse, kendilerine kitap verilenlerden bir topluluk, Allah’ın kitabını, sanki hiç bilmiyormuş gibi arkasına atıverdi.

21  Kendilerine kitap verilenler  Ehl-i Kitap / Hıristiyan ve Yahudiler  Ehl-i mektep  Onlardan bir kısmının yerleşmiş âdetleri:  Peygamberleri inkâr etmek  Kendilerine indirilen kitabı tasdik edeni inkâr etmek  Allah’ın kitabını bir kenara atıvermek  Bildiğini saklamak

22 وَاتَّـبَعُوا مَا تَتْلُوا الشَّيَاط۪ينُ عَلٰى مُلْكِ سُلَيْمٰنَۚ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمٰنُ وَلٰكِنَّ الشَّيَاط۪ينَ كَفَرُوا يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَۗ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَۜ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ اَحَدٍ حَتّٰى يَقُولَٓا اِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْۜ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِه۪ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِه۪ۜ وَمَا هُمْ بِضَٓارّ۪ينَ بِه۪ مِنْ اَحَدٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْۜ وَلَقَدْ عَلِمُوا لَمَنِ اشْتَرٰيهُ مَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ۠ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا بِه۪ٓ اَنْفُسَهُمْۜ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

23 Onlar, Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurduğu şeye uydular. Oysa Süleyman hiçbir zaman kâfir olmadı. Fakat insanlara büyüyü ve Babil’de Hârut ile Mârut’a indirileni öğreten şeytanlar kâfir oldular. Oysa o iki melek “Biz imtihan için gönderildik; sakın kâfir olmayın” demeden kimseye birşey öğretmezlerdi. Onlar ise, bu iki melekten, karı ile kocanın arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Gerçi Allah’ın izni olmadıkça onlar hiç kimseye zarar veremezler. Fakat onlar, kendilerine yarar değil, zarar getirecek şeyleri öğreniyorlardı. And olsun, o büyüye müşteri olan kimsenin âhirette hiçbir nasibi olmadığını onlar da biliyordu. Ruhlarını ne kötü birşeye sattılar! Keşke bunu da bilselerdi.

24  Hz. Süleyman b. Davud (a.s.)  Kur’ân’da 16 yerde adı geçer  Peygamber-hükümdar  “Ne güzel bir kuldu; hep Allah’a yönelirdi” (Sâd, 38:30)  “Onun için katımızda bir yakınlık ve güzel bir âkıbet vardır” (Sâd, 38:40)  Rüzgâra hükmederdi (Enbiyâ, 21:80; Sebe’, 34:12)  Hayvanların dilini anlardı (Neml, 27:16 v.d.)  Cinlere hükmederdi (Sebe’, 34:12-14 ; Sâd, 38:37-39)

25  Yahudilere göre Süleyman (a.s.)  Kral  Yaşlılığında putlara tapmış  Günahkârlığı yüzünden zaman içinde herşeyini kaybetmiş

26  Süleyman aleyhisselâm’ın iktidarı hakkında cinler tarafından üretilen asılsız haberler (bugünkü medyanın pîrleri)  Süleyman aleyhisselâm yalan haberlerle insanları aldatan cinlerinin sırlarının yazılı olduğu kâğıtları ele geçirerek tahtının altına gömmüştü. Vefatından sonra şeytanlar bunu ortaya çıkarıp “Süleyman’ın büyüsü” diye yaydılar. ▪ Müstedrek, 2:291, no. 3050

27  Hârut ve Mârut  Haklarında anlatılan efsaneler İsrailiyat  Bazı kıraatlerde “melikeyn”  Babil’de bulundular  Günah olduğu uyarısında bulunarak insanlara sihir öğrettiler

28  Mûbikat-ı Seb’a  Helâk eden yedi şeyden sakınınız:  Allah’a şirk koşmak  Sihir yapmak  Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymak  Faiz yemek  Yetim malı yemek  Düşmana hücum edildiği sırada savaştan kaçmak  Namuslu mü’minelere iftira atmak  Buharî, Vesâyâ: 23; Müslim, İman: 145

29  İblis tahtını su üzerine kurar, sonra askerlerini etrafa gönderir. Ona en yakın olanlar, fitnesi en büyük olanlardır. Onlardan biri gelir, “Ben şunu şunu yaptım” der. İblis ona “Sen hiçbir şey yapmamışsın” diye cevap verir. Sonra bir başkası gelir, “Adamı karısından ayırıncaya kadar onun yakasını bırakmadım” der. İblis onu yanına çağırır ve “Sen ne kadar iyisin” der.  Müslim, Münâfikîn: 67; Müsned, 3:314

30  Bunlar bu tarik ile karı ile koca beynini bile ayırabilecek fesatlar çeviriyorlar; bunu yapabilecek olan sihirlerle içtimaiyatta ne büyük fitneler çıkarılabileceğini kıyas ediniz. Karı ile kocasını ayıranlar, bu kadar kuvvetli bir rabıta-i içtimaiyeyi kıranlar, bir heyet-i içtimaiyeye neler yapmazlar? Komşular, hemşehriler beyninde neler yapmazlar? Efrad-ı milleti birbirine mi düşürmez, hükûmet ile tebaasının arasını mı açmaz, ihtilâller mi çıkarmazlar?  Elmalılı, 1:449

31  Şeytan, Arap yarımadasındaki namaz ehlinin kendisine ibadet etmesinden ümidini kesmiştir. Fakat onları birbirine düşürmeye çalışacaktır.  MÜSLİM, Münâfikîn: 65

32  Akşama ve sabaha erdiğinde İhlâs ile Muavvizeteyn’i üçer defa okumak, her türlü kötülükten korunman için yeter.  Ebû Dâvud, Edeb: 101; Tirmizî, Daavât: 116; Nesâî, İstiâze: 1

33  بسم الله الذي لا يضر مع اسمه شيء في الأرض ولا في السماء وهو السميع العليم  (Sabah-akşam üçer defa)  Ebû Dâvud, Edeb: 101

34  Kim sabaha erişince Âyetü’l-Kürsî ile beraber Mü’min Sûresini baştan üçüncü âyetin sonuna kadar okursa, akşama kadar bunlar sayesinde korunur. Kim akşama erdiğinde bunları okuyacak olursa, o da sabaha kadar bunlar sayesinde korunur.  Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân: 2

35  Kim evinden çıkarken “Bismillâh, tevekkeltü alâllah, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” derse, kendisine “Hidayet olundun, kifayet olundun, korundun” denir.  Şeytan da diğer şeytana, “Hidayet olunmuş, kifayet olunmuş ve korunmuş kişiye sen ne yapabilirsin ki?” der.  Ebû Dâvud, Edeb: 103

36 وَلَوْ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَمَثُوبَةٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ خَيْرٌۜ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ۟ Eğer onlar iman edip de sakınmış olsalardı, Allah katından onlara erişecek olan mükâfat, elbette daha hayırlı olurdu. Keşke bilmiş olsalardı!

37  Allah katından onlara bir peygamber gelmişti (101)  Mükâfatın en hayırlısı Allah katındadır.  Âl-i İmrân, 3:195  Kim dünya mükâfatını isterse, Allah katında hem dünyanın, hem de âhiretin mükâfatı vardır. Ve Allah herşeyi işitir, herşeyi görür.  Nisâ, 4:134

38  İnternet adresleri   utesav.org.tr  facebook.com/yazarumitsimsek


"Kur’ân Buluşmaları: 39 ÜMİT ŞİMŞEK. قُلْ مَنْ كَانَ عَدُواًّ لِجِبْر۪يلَ فَاِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلٰى قَلْبِكَ بِاِذْنِ اللّٰهِ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları