Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kur’ân Buluşmaları: 37 ÜMİT ŞİMŞEK. وَقَالُوا قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَل۪يلاً مَا يُؤْمِنُونَ Onlar, “Kalplerimiz örtülüdür”

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kur’ân Buluşmaları: 37 ÜMİT ŞİMŞEK. وَقَالُوا قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَل۪يلاً مَا يُؤْمِنُونَ Onlar, “Kalplerimiz örtülüdür”"— Sunum transkripti:

1 Kur’ân Buluşmaları: 37 ÜMİT ŞİMŞEK

2 وَقَالُوا قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَل۪يلاً مَا يُؤْمِنُونَ Onlar, “Kalplerimiz örtülüdür” dediler. Aslında, inkârları yüzünden Allah onlara lânet etmiştir, o yüzden pek azı iman eder.

3  غلف = أكنة = حجابا مستورا  Dediler ki: “Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtülü, kulaklarımızda ağırlık, seninle bizim aramızda da perde var. Artık ne yapacaksan yap; biz de yapacağız.”  Fussılet, 41:5

4  Sen Kur’ân okuduğun zaman, âhirete inanmayanlarla senin arana görünmez bir perde çekeriz.  Kalplerine, onu anlamalarını önleyen bir örtü geçirir, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Sen Kur’ân’da Rabbini tek olarak andığın zaman da onlar arkalarını döner, nefretle kaçar giderler.  İsrâ, 17:45-46

5  Biz onların kalpleri üzerine, işittiklerini anlamalarına engel bir örtü geçirdik, kulaklarına da ağırlık koyduk.  En’âm, 6:25; İsrâ, 17:46; Kehf, 18:57  Lânet: rahmetten uzaklaştırma, kovma  Onların kendi inkârları sebebiyle

6  فَقَل۪يلاً  Onlardan pek azı iman eder  Onlar pek az iman ederler  İman edilmesi gereken şeylerin tamamına inanmazlar  Az da olsa iman edenler bulunur  İradelerini ellerinden alan bir mühürleme yok

7  Onları cezalandırmamız, ahitlerini bozmaları, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve “Kalplerimiz örtülüdür” demeleri yüzündendir — ki, onların kalplerini inkârları sebebiyle Allah mühürlemiştir de onun için pek azı iman eder.  Ve inkârları ve Meryem’e pek büyük bir iftira atmaları yüzündendir.  Bir de “Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük” demeleri yüzündendir.  Nisâ, 4:

8 وَلَمَّا جَٓاءَهُمْ كِتَابٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْۙ وَكَانُوا مِنْ قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى الَّذ۪ينَ كَفَرُواۚ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ مَا عَرَفُوا كَفَرُوا بِه۪ۘ فَلَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الْكَافِر۪ينَ Kendilerinde olanı doğrulayan bir kitap Allah katından geldiğinde — ki daha evvel onunla kâfirlere karşı zafer kazanmak için dua edip duruyorlardı — işte o tanıdıkları kitap geldiğinde, onu da inkâr ettiler. Allah’ın lâneti işte böyle kâfirleredir.

9 بِئْسَمَا اشْتَرَوْا بِه۪ٓ اَنْفُسَهُمْ اَنْ يَكْفُرُوا بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ بَغْياً اَنْ يُنَزِّلَ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ۚ فَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ عَلٰى غَضَبٍۜ وَلِلْكَافِر۪ينَ عَذَابٌ مُه۪ينٌ Allah’ın dilediği kuluna lütufta bulunarak kitap indirmesini kıskandılar da, Allah’ın indirdiğini inkâr etmekle kendilerini ne kötü birşeye sattılar! Böylece onlar gazap üzerine gazaba uğradılar. Ayrıca o kâfirler için, alçaltıcı bir azap da vardır.

10  Allah katından geldi  Kendilerindeki kitabı tasdik etti  Gelen kitapla kâfirlere karşı fetih istiyorlardı  İstiftah: Müşriklere karşı zafer talebi  “O peygamberin gelme zamanı yaklaştı; geldiğinde sizi tıpkı Âd ve İrem kavimleri gibi öldürecek” diyorlardı. Peygamber Kureyş’ten çıkınca müşrikler iman etti, onlar inkâr etti

11  Kitap Ehlinden kâfir olanlar ile müşrikler, Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Allah ise dilediği kulunu rahmetiyle seçkin kılar. Gerçekten Allah pek büyük lütuf sahibidir.  Bakara, 2:105

12  Kitap Ehlinden bir güruh da birbirine şöyle dedi: “İman edenlere indirilmiş olan kitaba sabah iman edip akşam vakti onu inkâr edin ki, onlar da dönsünler.  “Sizin dininize uyanlardan başkasına da inanmayın.” Sen, “Doğru yol Allah’ın gösterdiği yoldur” de. Onlar yine birbirlerine der ki: “Size verilenin benzerinin başka birisine de verileceğine veya Rabbinizin huzurunda onların size karşı delil getireceklerine sakın inanmayın.” De ki: Lütuf Allah’ın elindedir; onu dilediğine bağışlar. Allah’ın lütfu çok geniştir; O herşeyi bilir.  O, dilediğini rahmetiyle seçkin kılar. Çünkü Allah pek büyük lütuf sahibidir.  Âl-i İmrân, 3:72-74

13  Onlara bir âyet geldiğinde, “Allah’ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe iman etmeyiz” dediler. Allah, peygamberliği kime vereceğini herkesten iyi bilir. Suç işleyenlere, kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden, Allah katından bir zillet ve şiddetli bir azap isabet edecektir.  En’âm, 6:124

14  Onlar, kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar da “Bu yalancı bir sihirbaz,” dediler.  “Tanrıları tek bir tanrı mı yapacakmış? Ne acaip şey bu böyle?”  İleri gelenleri “Yürüyün,” diyerek kalktılar. “Tanrılarınız hakkında sebat gösterin. Sizden istenen budur.  “Böyle birşeyi en son dinde bile işitmedik. Bu uydurmadan başka birşey değil!  “Aramızdan ona mı kitap inmiş?” Doğrusu onlar Benim kitabımdan kuşku içindeler. Fakat henüz azabımı tatmadılar.  Sâd, 38:4-8

15  Semud kavmi de uyarıcıları yalanladı.  Dediler ki: “İçimizden bir beşere mi uyacağız? O zaman sapıtmış ve çıldırmışız demektir.  “Aramızdan ona mı vahiy verilmiş? O şımarık yalancının biridir.”  Kamer, 54:23-25

16  Peygamberleri onlara “Allah size Tâlût’u hükümdar tayin etti” dedi. Onlar ise, “O bize nasıl hükümdar olabilir ki?” dediler. “Biz hükümdarlığa ondan daha lâyıkız; çünkü onun servetten fazla bir nasibi yok.” Peygamber dedi ki: “Allah onu size üstün kıldı, ilmini ve gücünü arttırdı. Allah egemenliği dilediğine verir. Ve Allah’ın lütfu geniş, ilmi sonsuzdur.”  Bakara, 2:247

17  Onları birbiriyle böylece imtihana uğrattık; onlar da “Aramızdan bunları mı Allah lütfuna lâyık gördü?” dediler. Şükredenleri en iyi bilen Allah değil mi?  En’âm, 6:53

18  “Kendilerini ne kötü birşeye sattılar!”  Alışverişin en kötüsü  Reddedilen: Allah’ın lûtfu  Satın alınan: dalâlet, azap, gazap  Verilen fiyat: kendileri  Siz Ondan başka kime isterseniz kulluk ededurun. De ki: Asıl hüsranda olanlar, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana düşürmüş olanlardır. Apaçık hüsran işte budur.  Zümer, 39:15

19  “Allah’ın dilediği kuluna lütufta bulunarak kitap indirmesini kıskandılar”  İnkârlarının sebebi cehalet değil  Hasedin maliyeti: Allah’ın takdirine itiraz / Allah’ın lütfunu red ve inkâr / Lütuftan mahrumiyet ve azaba liyakat

20  Allah Nuh’a emrettiği şeyi sizin için de dinin hükümleri cümlesinden yasalaştırdı. Aynı şeyi, “Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin” diye, sana da vahyettik; İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya da emrettik. Fakat senin kendilerini davet ettiğin şey müşriklere ağır geldi. Allah ise ona dilediği kimseyi seçer ve kendisine yönelenleri doğru yola iletir.  Onlar ise, kendilerine ilim geldikten sonra, sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer belirlenmiş bir vakte dair Rabbin tarafından daha önce verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında hüküm çoktan verilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris olanlar da hâlâ kitap hakkında derin bir şüphe içindeler.  Şûrâ, 42:13-14

21  Gazap üstüne gazap  Kendi peygamberlerine ve kitaplarına karşı inkâr ve isyanları  Hz. İsa’yı ve İncil’i inkârları  Âhirzaman Peygamberini ve Kur’ân’ı inkârları  İstiftah ettikleri peygamber, onların gazap sebebi oldu!  Alçaltıcı bir azap  Kibirlerine karşılık

22 وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ اٰمِنُوا بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا نُؤْمِنُ بِمَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرُونَ بِمَا وَرَٓاءَهُ وَهُوَ الْحَقُّ مُصَدِّقاً لِمَا مَعَهُمْۜ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ اَنْبِيَٓاءَ اللّٰهِ مِنْ قَبْلُ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ Onlara “Allah’ın indirdiğine iman edin” dendiğinde, “Biz yalnız bize indirilene inanırız” derler; ondan başkasını inkâr ederler. Oysa o, ellerinde olanı doğrulayan hakkın tâ kendisidir. De ki: Eğer mü’min iseniz, bundan önce Allah’ın peygamberlerini niçin öldürüyordunuz?

23  Emir:  Allah’ın indirdiği şeye iman edin  Yahudilerin cevabı:  Bize indirilsin, o zaman iman ederiz  Sürekli pazarlık:  Allah’ı açıkça görmeden sana inanacak değiliz. (Bakara, 2:55).  Vahyi Cebrail değil Mikâil getirsin. (Bk. Bakara, 2:97-98).

24  “Bize indirilene inanırız”  “Her fırka kendisininkiyle övünüp durur”  Hakikati tekelinde bilmek / Yoruma açık  “Eğer mü’min iseniz, bundan önce Allah’ın peygamberlerini niçin öldürdünüz?  Size indirileni onlar getirmişti  Kendi peygamberinize de inanmadınız  Kitabınızı doğrulayana da inanmadınız  Yolunu gözlediğiniz peygambere de inanmadınız

25  “Yalnız bize indirilene inanırız”  Şu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir; Ben ise hepinizin Rabbiyim. Onun için Bana karşı gelmekten sakının.  Fakat onlar işlerini parça parça ettiler; her topluluk kendisininkiyle övünüp durur.  Mü’minûn, 23:52-53

26  Hepiniz Ona yönelin, Ona karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın, Allah’a ortak koşanlardan olmayın.  O müşrikler ki, dinlerini parçalayıp bölük pörçük olmuşlardır; her topluluk kendisininkiyle övünür, durur.  Rum, 30:31-32

27  İnsanlar tek bir ümmet idi. Sonra Allah, müjde veren ve uyaran peygamberler gönderdi; onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hüküm vermeleri için, kitabı da hak ile indirdi. Oysa kitapta anlaşmazlığa düşenler, kendilerine kitap verdiklerimizden başkası değildi. Onlar da, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden ihtilâf ettiler. Allah ise, onların anlaşmazlığa düştüğü hakikate ulaşmaları için iman edenlere izin verdi. Zira Allah, dilediğini doğru yola ulaştırır.  Bakara, 2:213

28  Hep birden sımsıkı Allah’ın ipine sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Allah’ın üzerinizdeki nimetini de hatırlayın ki, siz birbirinize düşman iken, kalplerinizi kaynaştırdı da Onun nimeti sayesinde kardeş oluverdiniz. Siz ateşten bir çukurun kenarındaydınız; O sizi oraya düşmekten kurtardı. Doğru yola erişmeniz için, Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor.  İçinizden öyle bir topluluk bulunmalı ki, hayra çağırsın, iyiliği teşvik etsin, kötülükten sakındırsın. İşte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.  Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra anlaşmazlığa düşüp de parçalananlar gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır.  Âl-i İmrân, 3:

29  İnternet adresleri   utesav.org.tr  facebook.com/yazarumitsimsek


"Kur’ân Buluşmaları: 37 ÜMİT ŞİMŞEK. وَقَالُوا قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَل۪يلاً مَا يُؤْمِنُونَ Onlar, “Kalplerimiz örtülüdür”" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları