Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Anlatımda kolaylık olsun diye verdiğim bazı çıplak resimler için özür dilerim. ● ● Dinin örtünme ve süslenme ile ilgili ölçüler ve kısıtlamalar getirmesi,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Anlatımda kolaylık olsun diye verdiğim bazı çıplak resimler için özür dilerim. ● ● Dinin örtünme ve süslenme ile ilgili ölçüler ve kısıtlamalar getirmesi,"— Sunum transkripti:

1

2 Anlatımda kolaylık olsun diye verdiğim bazı çıplak resimler için özür dilerim. ● ● Dinin örtünme ve süslenme ile ilgili ölçüler ve kısıtlamalar getirmesi, insanı nefsinden ve şeytandan korumak içindir. Çünkü, insanın saparak kendi dengesini, karşı cins dengesini ve toplumsal dengeleri bozma kabiliyeti (meyli) vardır. ● ● Örtünme ve çıplaklık denilince akla daha çok kadın gelir. Çünkü, kadın dişidir ve dişi cinselliğin merkezidir. ● ● Vahyin (dinin) cinsellikte daha çok kadına yönelik hükümler koyması ona verdiği önemin sonucudur. O, narin bir çiçektir, korunacaktır. Bir erkek ona sadece nikah bağı ile ve “emanet bilinci” ile yaklaşabilir. ● ● Kadının vücudundan (nikah bağı olmadan) “cinsel olarak” faydalanmak isteyenler ile, onu “ticari bir mal” gibi kullanmak isteyenler, kadını kişiliksiz ve çıplak olarak görmek ister. “Tesettür düşmanlığı”nın arkasında bu niyetlerinde olduğu unutulmamalıdır. ● ● Bir kadının tesettürü, kendini kötü niyetlilere karşı koruyan bir kalkan olarak görüp-görememesi, önemlidir. Bu seminerde; “çıplaklık ve örtünme” değişik boyutlarıyla ele alınmıştır. Not: Kadın kelimesini, “buluğ çağına girmiş her yaştan dişi insan” anlamında kullanıyoruz. (yani kızlar da dahil)

3 Dini Zorunluluk  Tesettür:Bir insanınYüce Allah’ın ve Peygamberinin ( Kur’an ve Sünnet’in) getirdiği kurallara uygun olarak örtünmesi / giyinmesi Dini Zorunluluk  Tesettür: “Bir insanın Yüce Allah’ın ve Peygamberinin ( Kur’an ve Sünnet’in) getirdiği kurallara uygun olarak örtünmesi / giyinmesi” olarak tanımlanabilir. Not: Not: Uyulduğunda sevap, uyulmadığında günah kazandıran örtünme şekli. Biyolojik Zorunluluk  Örtünme:Bir insanın vücudunun bir kısmını veya tamamına yakınını herhangi bir malzeme (deri, kumaş vs.) ile örtmesi Biyolojik Zorunluluk  Örtünme: “Bir insanın vücudunun bir kısmını veya tamamına yakınını herhangi bir malzeme (deri, kumaş vs.) ile örtmesi” olarak tanımlanabilir. Not: Not: Maksat; dış şartlardan vücudu korumak ve cinsel uzuvları gizlemek. Süslenme İsteği  Giyinme:Şekil, renk, desen, cins uyumu sağlanarak örtünmek ve aksesuar kullanarak görünümü değiştirmek Süslenme İsteği  Giyinme: “Şekil, renk, desen, cins uyumu sağlanarak örtünmek ve aksesuar kullanarak görünümü değiştirmek” olarak tanımlanabilir. Not: Not: Maksat; sadece örtünme olmayıp, örtünülen ile süslenmek. GİYİNME TESETTÜR ÖRTÜNME Not: tesettür örtünme Bazen tesettür yerine (eş anlamlı olarak) örtünme kelimesi kullanılmaktadır.

4 İsteme Hali: İsteme Hali: Bazı insanlar (bilhassa kadınlar değişik gerekçelerle) toplum içine soyunarak çıkar. Bu soyunma, üzerindeki örtüden bir miktarını çıkarmak veya giysiyi küçük/dar/şeffaf yaptırmak demektir. Yani, vücudunun bazı yerlerini görünür kılmaktır. Bu soyunma isteğe bağlı olduğundan (mahzur teşkil etmesi halinde) soyunan kişi kınanır. Biyolojik Hal: Biyolojik Hal: İnsan doğduğunda üzerinde derisinden başka bir şey bulunmaz. Bir diğer ifade ile insan “çırılçıplak” doğar. İnsanın bu hali (doğarken her yerinin görünür olması) doğumun bir parçasıdır ve bebek kınanamaz, onu örtmeyen yetişkinler kınanır. Çırılçıplaklık sadece bebekliğe hastır. Yetişkinlerin çırılçıplaklığı, olsa olsa bir hastalıktır. Zorunluluk Hali: Zorunluluk Hali: İnsan aklını kullanarak örtü malzemesi bulur/yapar ve örtünür. İnsan kendini yeterince örtecek giysi bulamadığında veya birilerinin yasaklarıyla “tam veya yarı çıplak” kalabilir. Örtünmeyi istediği halde örtü malzemesi bulamayan veya yasaklarla çıplak kalanlar kınanamaz, ona yardımcı olmayanlar kınanır. ÇIRILÇIPLAKLIK Örnek: Örnek: Denize gireceğim mayo giymeliyim veya baloya gideceğim dekolte giyinmeliyim veya erkekler beni fark etsin,… gibi Yerleri çıplaklar kampıdır. ÇIPLAK KALMA SOYUNMA - ÇIPLAKLIK

5 MÜSLÜMAN, TARİHİN HİÇBİR DÖNEMİNDE BUGÜNKÜ KADAR ÇIPLAK OLMADI. ● ● İnsanın yaradılışıyla beraber gelen özelliklerinden biri de “egosu”dur. ● ● Egosunu kontrol altında tutamayanlar, çevresindekilere “baskın olmak”, bir diğer ifade ile “birkaç adım öne geçmek” ister. Bu istek; insana “katma değer ürettirdiği” gibi, çoğunlukla insanı “yanlış yapmaya” sürükler. ● ● Bir insanın mantığı “ilgi görebilmek için farklı olmalıyım, şekli önemli değil” biçiminde hüküm yürütüyorsa, o kişi için her yol meşrulaşır… FARKLI GÖRÜNMEYİ ÇIPLAKLIKLA SAĞLAMAK İSTEYENLER ● ● Bilgi, beceri, kulluk bilinci,… gibi özellikleri olmayan ve illa da “beğenilme arzusu” taşıyan kadınların tek silahı “dişiliği”dir ve onu kullanır. ● ● O, modernliği, modayı, arkadaşları gibi olmayı,.... bahane ederek soyunur- süslenir. Avcı erkeklerin ilgisinden zevk almaya başladığında, ilginin kesilmesi korkusunu da duymaya başlar. İlginin devamı için de soyunmada, süslenmede sınır tanımaz… Çünkü, akıl hocası şeytan olmuştur.

6 ● TEŞHİRCİLİK ● Batıda önceleri “laiklik / modernlik ” adına başlatılan, daha sonraları da “cinsellik / feminizm” adına devam ettirilen TEŞHİRCİLİK, bugün de “moda / cinsellik” adına devam ettirilmektedir. Yani, batıda kadın çıplaktır ve çıplak vücudunu göstermekten de zevk almaktadır. ● ● Batının pek çok pisliği gibi çıplaklığı da “Batılılaşma” adına birilerince içimize sokuldu… Önceleri toplumun geneli tarafından bir tür ahlaksızlık olarak tanımlan teşhircilik, zaman içinde tüm Anadolu’ya yayıldı ve normalleşti… ● ● Bugünün kadınları; mini eteklerle, daracık kot pantolonlarla, ince-dar bluzlarla, açık göğüslerle, süslenmiş- açılmış saçlarla, boyanmış yüzleriyle vücudunu teşhir etmektedir… Kimi moda adına, kimi güzel görünme adına, kimi de koca bulma adına… Sanatcı geçinenler de “kendini pazarlayabilmek için gündemde kalma ” adına soyunmaktadır. Teşhirciliğin bir diğer boyutu da MEDYA’dır. Gerek TV ve gerekse yazılı basın (birkaçı hariç) hiçbir sınır tanımadan porno sayılabilecek görüntülerle film, dizi, sanat, canlı sohbet adı altında teşhircilik yapmaktadır. Hem de batıyı sollayarak…

7 Kadın, doktoruna “Denize gitmeme 26.5 günüm var; hemen (…) kg zayıflamam gerekiyor.” der. Doktor “26 yı anladım da buçuğu ne oluyor?”diye sorar. Kadın “Yola sabah çıkacağız, öğleye denizdeyiz; oradan yarım gün kalıyor.” der. Bir kadın spor olsun diye denize gidiyorsa, yüzmenin kilo ile ilgisi yoktur. Suyu bahane edip soyunacaksa (teşhircilik yapacaksa) fazla kilolar sorundur. Çünkü, kadın bu haliyle çirkindir ve röntgenciler için cazip değildir… İlgi görmemek ona sıkıntı verir. Etleri sarkmamış ve fazla kilosu olmayan kadınlar (çoğunlukla) mayo olarak “bikini” giyerler. Böylece daha seksi görüneceklerine ve “hava atabileceklerine” inanırlar. Niçin bu kadar çok soyunduklarını sorarsanız, güneşten daha fazla faydalanmak olduğunu söylerler… Bu sözler yalan değilse, onların birer cahil olduğunu gösterir. Yaşlandıkça ve kilo aldıkça vücudunun çirkinleştiğini kendi de kabul eden kadınlar, bu defa bikini yerine vücudu daha çok kapatan mayolar giyerler. Çünkü teşhir edecekleri “güzel et” kalmamıştır ve plaj sahnesinde gençler vardır. Mayo giymesinin sebebi ise, güneşe duyduğu ihtiyaç değil, örtünmeye karşı olmasıdır. GÜLELİM AĞLANACAK HALİMİZE Bütün yıl yiyip içip kilo alan bir kadın, denize giderken niçin zayıflamak ister? Uzman Dr. Taşkale, "Bilimsel olarak da ispatlanmıştır ki, sadece el ve yüzün günde 20 dakika kadar güneş ışınlarına maruz kalması D vitamini oluşması için yeterlidir.“ ( Zaman Gazetesi ) 1. PERDE 2. PERDE

8 Tesettürü önemsemeyen biri; toplum içine çıkarken giyeceği elbiseyi “örtünmeye yönelik” değil de “dikkat çekmek” üzerine seçer. Elbisenin çıplak izlenimi vermesini (vücut hatlarını göstermesini) tercih eder… O bir “örtülü çıplak”tır. Sadece geleneğin (çevrenin) etkisiyle başörtüsü takan birinden vahiy kaynaklı “tesettür” ve “davranış biçimi” beklenemez. Böyle biri; kot pantolon giyerek herkesin içinde kalça da sallar, göbeğini de açar… O bir “örtülü çıplak”tır. Birinin iç çamaşırlarını gösterecek biçimde giyinmesine ne demeli?... O bir “örtülü çıplak”tır. “Farklı görünmek” isteğiyle ortada dolaşanların çokluğu “kişiliği / imanı” oturmamış olanlarda “baskın etki” yapar. Tesir altında kalmış bir kadın, giyinirken birilerini taklit etmekten geri kalmaz… O bir “örtülü çıplak”tır.

9 Afrika’da bazı kabile kadınları süslenmek adına dudaklarını “tabak dudak” şekline sokarken, başkaları da boynunu uzatmak adına korseyle kendine işkence ediyor. Bunlar gelenek adına yapılıyor görünse de temelinde “süslenme anlayışı” yatıyor. Batılı kadınlar da süslenme adına kendilerini bir başka şekliyle işkenceye sokuyorlar. Kuaför denilen yerlerde saatlerce makine altlarında bekliyorlar. Ne adına? Katma değer mi üretiyorlar? Hayır… Sokakta birkaç saat “al benili(!)” olmak adına yapıyorlar. Anadolu’da yüzyılların birikimiyle oluşan kadın kıyafetlerinin özünde de süslenme vardır. Tümüyle “el işi-göz nuru” olan bu giysiler; çıplaklık üzerine değil, aksine örtünme esası üzerine üretilip kullanılmıştır. Türkiye’de ve Avrupa’da süslenmek (farklı görünmek) adına gençlerin çok çeşitli şekillerde giyindiklerini görmekteyiz. Süslenmenin bir diğer boyutu da “makyaj” yapmaktır. ŞİMDİ DE ONU TANIMLAYALIM.

10 Bir kadının yüzünde çirkinlik olarak kabul ettiği kısımları kimyasallarla kapatması, diğer kısımlarını ön plana çıkarmak için kimyasallar kullanması “makyaj yapması” olarak tanımlanır. ● ● Makyaj “olduğundan farklı görünmek” için yapıldığına göre… ● ● Makyaj, insanları aldatmaya yönelik bir eylemdir. Kendi yüzünü makyajlı olarak görmeye alışmış ve çevresini alıştırmış biri, makyaj yapmadan duramaz… Sürekli kullanılan kimyasallar ise yüzü daha hızlı yaşlandırır… Erken yaşlanmış yüz, estetik ve psikolojik yıkımı getirir. Makyajsız bir hayatın ihtiyarlığında “sevimli nene” olmak varken, bunca masraf ve çileye değer mi?

11 FARKLI OLMAYA ÇALIŞMA!... SEN HER ZAMAN KIRMIZI BİBERSİN. ÜF…. YUTTURAMADIM.

12 ÖRTÜNME GİYİNME TESETTÜR ÇIRILÇIPLAKLIK ÇIPLAK KALMA SOYUNMA HİSTERİ TEŞHİRCİLİK ÖRTÜLÜ ÇIPLAK SÜSLENME MAKYAJ

13 HAYVAN DENİLEN CANLI ● ● Hiçbir hayvan örtünmeye ihtiyaç duymadan bulunması gereken ortamda doğal haliyle rahatça yaşayabilir. Bir diğer ifade ile hayvanlara; tüy, kıl, kabuk, pul,…. yeterli olmaktadır. Yeter ki insan onun doğal ortamını bozmasın / değiştirmesin… ● ● Hayvanlar, yaradılışlarından gelen özellikleri itibariyle utanma, namus,…. gibi kavramlara sahip olmadıklarından “örtünme ihtiyacı” hissetmezler. Onlar içgüdülerinin dürtüleriyle; korunma, beslenme, çiftleşme için (doğal halleriyle) yaşarlar. İNSAN, DİĞER CANLILARDAN FARKLIDIR ● ● İnsan diğer canlılardan (hayvanlardan) deri yapısı olarak farklıdır. İnsan derisi atmosfer şartlarına (sıcak, soğuk, rüzgâr, radyasyon,… karşı) dayanıksızdır; o, örtünerek korunmalıdır. ● ● İnsan, diğer canlılardan beyin yapısı olarak da farklıdır. İnsanın ahlaki değerleri vardır ve o bazı uzuvlarını örterek gizlemek ister. ● ● Özetle: İnsan “korunmak ve uzuv gizlemek” için örtünür. İNSANFARKLIDIR

14 ÖRTÜNMETESETTÜRGİYİNME ● ● İnsan, iç dünyasındaki dürtülerini (isteklerini, kaprislerini) dışa vurmaktan çekinmeyen bir canlıdır. ● ● İnsan, çevresindekilere “farklı görünme, baskın görünme” arzusu taşıyan bir canlıdır. Bu arzusunu bastırabilenler vasat bir hayat sürerken, diğerleri örtünmeyi maksadı dışına taşıyarak “farklılık” aracı haline dönüştürmektedir. ● ● Örnek: (Özellikleri birbirine yakın) 50 TL olan kumaş ile 200 TL olan kumaşın elbise olarak örtücülükleri aynıdır. Farkları, markaları ve birinin diğerinden albenisinin fazla olmasıdır. ● ● Geçmişten bugüne; insan, içinde bulunduğu coğrafyanın şartlarına uygun (ince-kalın), kolay bulunabilirliğine uygun (post-yünlü-pamuklu-sentetik) gelişmişliğe uygun (post- örgü), maddi imkanlarına uygun (ucuz-pahalı ), geleneğe uygun (sade-desenli) giysilerle örtünmüştür.. ● ● Örnek: Kızılderili veya Eskimo avladığı hayvanın postundan giysi yaparken, bir başka coğrafyada dokumayı bilenler kolay buldukları emtia ile kumaş üretmiş ve ondan giysi yaparak örtünmüşlerdir. ● ● Yüce Allah’ın emirlerine uyarak örtünmek olarak tanımladığımız tesettüre gelince… ● vücutlarının neresini, ne şekilde ● Bir semavi dine inanıp onun kurallarına uymayı önemsemiş (dindar) kişiler; “vücutlarının neresini, ne şekilde” örteceklerine dinlerine bakarak karar vermişlerdir… ● ● Sapmalar olmamış mıdır? Elbette olmuştur… Bugün de “nefsi aklının önüne geçenler”de, sapma vardır. ● ● Korunmak için; “BİLMEK ve İMAN” gerekir. BUGÜNÜN İNSANI ÖRTÜNMEYİ GİYİNMEYE DÖNÜŞTÜRMÜŞTÜR. TARİHBOYUNCA

15 ● ● İnsan “örtünme ihtiyacını” kendine verilen “aklı ve doğayı” (hammaddeleri) kullanarak her zaman gidermiştir. Hatta bunda aşırıya kaçarak örtünmeyi süslenmeye dönüştürmüştür. Örnek: Yakın tarihe kadar Avrupa’da erkeklerin dantelli elbise giymeleri, peruk takmaları, makyaj yapmaları,…., kadınların pileli ve kat kat dış elbise giymeleri, …. gibi. ● ● Süslenmek için yapılan harcamalar, dün elitler (saray takımı, zenginler, sosyete) dediğimiz insanlar tarafından yapılırken, zamanla tabana yayılmıştır. Ve bugün dünyanın her yerinde insanlar giyime ve süse (ekonomik güçlerini zorlayarak) büyük paralar ayırmaktadır. ● ● Evet, kültür emperyalizminin girebildiği her yerde “modanın sundukları” ortak giyim tarzı olmuştur. Bugünün insanı esas ihtiyacının örtünmek olduğunu unutmuş, giyinmeyi putlaştırmıştır. ● ● Sonuç: Bugünün dar gelirli insanı süslenebilmek için beslenme harcamasını kısmakta ve eğitimine para bulamamaktadır.

16 ● ● Örtünürken Süslenmek (erkekler için): Kendi ekonomik gücüne uygun bir elbise varken sadece markalı giyeceğim diyerek pahalı bir elbiseyi alıp giymenin, kravat takmanın, göğüs cebine mendil asmanın, özel düğmeler kullanmanın, bele kuşak sarmanın, elbiseye özel desenler yaptırmanın,…., örtünmeye hiçbir katkısı yoktur. Bunlar sadece süslenmeye yönelik aksesuardır. Bunlar için yapılan harcama, bazıları için israftır…. (Kadınlar için daha vahim örnekler verilebilir) ● ● Bir devleti, bir kurumu, bir cemaati temsil eden biri veya birileri sadece örtünmemeli, vasatın üstünde (ancak makul sınırlar içinde) değeri olan giysilerle dış görünüş olarak da “temsil yeteneği” kazanmalıdır… Onlar bunu hak ederler. ● ● Hiçbir temsil görevi olmayan (sıradan) insanlar (ekonomik durumları iyi olsa bile) başkalarına nispet yaparcasına giyinmemeli… Bu demek değildir ki “yırtık, kirli, kaba,… kıyafetlerle” toplum içinde dolaşsınlar. Hayır bunu demek istemiyorum. Demek istediğim; ortalamaya yakın, temiz, kendisini anormal göstermeyen, giysilerle toplum içine çıkması, olmayanları kıskandırmaması… ● ● Bir bayanın başörtüsü üzerinden de örnek verirsek; toplumun ortalamasının takabildiği bir başörtüsü fiyatının onlarca misli pahalı bir başörtüsüyle toplumun içinde “bende var sizde yok” dercesine gezinmek, ne derecede doğrudur? “Benim neyim eksik, ben de süslenmeliyim.” “Yakıştı!.. Di mi?”

17 VAHYİN KONUMUZ ÇIPLAKLIĞA BAKIŞI NEDİR? MÜSLÜMANIN MEVCUT DURUMU NEDİR?

18 Sekülarizm: Özel hayat dahil, hayata dini sokmamak

19 ● ● Bir toplumun “ortak yaşam tarzını” şekillendiren en önemli unsurlardan biri dinleridir. Bu sebeple batı toplumlarını anlayabilmek için Hıristiyanlığın batı toplumuna etkisinin ne olup ne olmadığı bilmemiz gerekir. ● ● Rönesans’la birlikte kilise taassubuyla çatışmaya başlayan batılı, hayatının merkezine konulan kiliseyi oradan çıkarmış ve merkeze kendini koymuştur. ● ● Batılı, kilise taassubundan uzaklaştıkça bilim ve teknolojide ilerlemiş, sömürgelerden gelen hammadde ile de gittikçe zenginleşmiştir. ● ● Batı toplumunda; kimileri maddeyi putlaştırdığından, kimileri Hıristiyanlığın kendini tatmin etmediğini söyleyerek ateist olmaktadır. ● ● Kendini Hıristiyan kabul edenlere gelince: Onların inandıkları “Hıristiyanlık anlayışı”nın vahiyle gelen “Allah’ın dini Hıristiyanlık”la hiçbir ilgisi yoktur… Bugünkü Hıristiyanlık, papazların müdahalesiyle semavilikten çıkmış, dünyevi bir inanç (törenler silsilesi) haline dönüşmüştür. ● ● Bugün çoğunluğu “yalnızlaşmış” batı insanının “vahye dayalı” inanışı (bir çizgisi) yoktur. Bu inançsızlık “yaşam tarzını” seküler yapmıştır… Bir diğer ifade ile; o, tüm hayatını (yemek, içmek, gezmek, giyinmek, barınmak, cinsellik,…. gibi) bedeninin maddi ihtiyaçları üzerine inşa etmiştir… ● ● Bugünkü batılının hayat felsefesi “dünyayı dolu dolu yaşamak(!)” bunun için (çalışmak dahil) ne gerekiyorsa yapmaktır. BİRİLERİNİN BENZEMEYE ÇALIŞTIĞI MÜSLÜMANI DA BENZETMEYE ÇALIŞTIĞI BATI NEDİR? Geniş bilgi için laiklik konusuna bakılabilir.

20 ● ● Her toplumun bir “hayat tarzı” vardır ve içindekilerin çoğu buna uygun davranışlar sergiler. Çünkü, insan içinde bulunduğu toplumun değerlerini (isteyerek - istemeyerek) kendine ahlâk edinir. ● ● Batıdaki tarihi süreç (oluşan ekonomik ve sosyal şartlar) “kadını yalnızlaştırdı” ve üretim makinesinin parçası haline dönüştürdü. Hayatının büyük bölümünü iş yerinde erkeklerle birlikte geçirmek zorunda kalan kadın, ister istemez başkaları için süslenmeye, dişiliğini öne çıkaracak şekilde soyunmaya başladı… Çünkü erkekler onu hâlâ “kullanılacak et” olarak kabulleniyordu... ● ● Batıda; vahiy ahlakının yokluğu, mevcut Hıristiyanlığın yönlendirici çizgilerinin olmaması, zaman içinde “sınırsız cinsel özgürlük” anlayışının yaygınlaşmasına sebep oldu… Bu kokuşmuşluğun içinde büyüyen kadının “soyunmayı” kabullenmesi, erkeğinde bunu istemesi son derece normaldir. ● eşlerin birbirlerini aldatmasına ● Batı toplumlarında evlilikte koruyucu kalkan olamıyor. Çünkü; evlilikte “bir yastıkta kocamak” anlayışı yerine “evliyiz; ancak, bireysel özgürlüğümüz devam ediyor” anlayışı hakim. Bu da (çıplaklık ve başkaları için süslenmeden öte) “eşlerin birbirlerini aldatmasına” kadar giden sürecin kapısını açıyor. Sonuç olarak: HAYAT TARZI Sonuç olarak: Batılı için; “evin içinde ayakkabı ile gezmek, alkol içmek, yemeği sol elle yemek, nikahsız biri ile cinsellik yaşamak, sokakta yarı çıplak gezmek, plajda daha fazlasını yapmak, yabancı ile dans adı altında ten ve vücut teması yapmak, öpüşmek, nikahsız çocuk doğurmak, evin içinde köpek beslemek …vs.” gayet normaldir, bu onun “HAYAT TARZI”dır.

21 VE MAALESEF BATININ SEFİL HAYATI “KÜLTÜR EMPERYELİZMİ” OLARAK DÜNYAYI SARMIŞTIR. ● ● Onların hayat tarzını “modernlik” olarak bize takdim edenlerin “modernleşirsek kalkınırız” sözleri körü körüne iddiadan öte gidemez. ● ● Modernleşmek, batılı gibi seküler yaşamak ise; sokaklarımız, plajlarımız, kulüplerimiz modern(!) insanlarla dolu… Çoğu “eğitimsiz, erdemsiz, hedefsiz”… Sadece fiziksel yaşıyorlar.

22 BİRAZ GERİLERDEN BAŞLAYALIM… ● ● Osmanlı’nın son dönemlerinde başlayıp Cumhuriyet’le devam eden “batılılaşma çabaları” bu milletin imanı, kültürü ve tarihiyle hiçbir alakası bulunmayan yönetici tipinin doğmasına yol açtı. ● ● Bu “devşirme kafalılar” insanımızın Müslümanlıkla, Müslüman’ın İslam’la ilişkisini koparmak için elinden geleni yaptı. ● ● Onlar; batının icat ettiği sekülarizm, ırkçılık, kapitalizm vb. fikirleri milletin binlerce yıldan süzülerek gelmiş değerlerine “uysun / uymasın” empoze ettiler. ● ● Hedefleri millete “yeni bir kimlik” kazandırmaktı… Sonuçta; millet mevcut kimliğini de kaybetti, “kimliksiz kaldı”… ● ● İnsanımızın inanç boyutu boşalınca yerini; ihtiras, hırs, para, tüketim ve cinsel sapmalar aldı… Sonuçta, insanımız canavarlaştı… ● ● Hafızası silinmiş olanlar, hiçbir kural tanımadan (sorumluluk taşımadan) yaşamak ister… Onların kuralsız yaşamaları nefislerinin hoşuna gidiyor olabilir; ancak, topluma zarar vermelerine ne demeli? ● ● Onlar; sığ insanlardır, içinde bulunduğu topluma inat, yemeği sol elle yemek, soyunmak, alkol tüketmek, batı müziği dinlemek vs… Onlar için “modernleşme”dir. ● ● Gelinen noktada Anadolu insanı, bir yandan Müslüman olduğunu söylerken, diğer yandan İslam dışı bir hayat sürüyor. Hatta; bilerek- bilmeyerek İslam’ın ilkelerine karşı çıkıyor. BUGÜNE GELİNCE…

23 ● ● Batılılaşma adına “mevcudun atılıp, yerine yenisinin konulamamasının oluşturduğu boşluğu” kullananlardan biri de o dönemin medya yöneticileri olmuştur. ● ● Medya, milli ve manevi değerleri dışlayarak, ahlaksızlığı her fırsatta yayınlarına sokarak yıllarca yayın yaptı, beyinleri yıkadı. ● ● Medya, insanların cinselliğe ilgi göstereceğini bildiğinden çıplak kadını öne çıkararak; önce gözleri alıştırdı, sonra da “ahlaki değerleri” çıplaklıkla uyumlu hale dönüştürdü.. ● ● Bugün millet dediğimiz topluluk; çoğunluğunun Tv’deki çıplaklığı, yatak sahnelerini ve benzerlerini çoluk çocuk birlikte seyreden bireylerin oluşturduğu, bir “yığın”dır… ● AHLAKSIZLIK AHLAKI’ nı ● Sonuçta medya, “kendi kültürünü” bir diğer ifade ile AHLAKSIZLIK AHLAKI’ nı oluşturmayı başardı. ● ● Daha da vahimi, malum medyanın kendini Müslüman olarak tanımlayanlardan “izlenme / satın alma” desteği bulmasıdır… Not: Yakın zamanda doğan “alternatif medya” zararı sadece azaltmaktadır.

24 Yüce Allah, insandan “vahyin çizdiği sınırlara uygun” (tesettürlü) giyinmesini istemektedir. YASAKLANMIŞ DAVRANIŞLAR BÖLGESİ YARADILIŞA UYGUN DAVRANIŞ BÖLGESİ MÜSLÜMAN NASIL ÇIPLAKLAŞIR? İhlallerin sayısının artması ile çıplaklık alışkanlık haline dönüşür. Sınır direnci (iman) daha da zayıflar. Yasaklanmış bölgenin “yaşam tarzı”, bu insanın “davranışları” haline gelir. Çıplaklıkta bunlardan biridir. Doğru ve güzelden geriye sadece “kırıntılar” kalır. (….. yerini örtmek gibi) Çünkü insan; nefsinin ve şeytanın esiri olduğunun farkında değildir. Mantığı ona yaptıklarının doğru olduğunu söyler. Bu sebeple hatalarını “hata” olarak algılamaz. İnsan; içerden nefsinin, dışardan çevrenin/şeytanın telkini ile ufak ufak soyunarak tesettür sınırını ihlal eder.

25

26 ● değişime uğramış” ● Çoğu kişinin yaşam tarzı, içinde bulunduğu çevrenin değerlerine göre şekillenir. Çevre zamanla onu kendine benzetir… Kişi “değişime uğramış” davranışlarını (inandığı dinle çatışsa da) sürdürmeye devam eder… Örnek mi? Çıplaklığın, alkolün,….. yaygınlaşması. ● Sorunda buradadır. ● Böyle biri; yadırgandığında kabahati kendisinde aramaz, kendini savunur… Sorunda buradadır. ● kötü örnek Sorunda buradadır. ● Çıplaklığı ahlak haline getirenler başkaları için “kötü örnek” olduklarını kabul etmezler… Sorunda buradadır. YAŞAMAK… AMA NASIL? İNSANIMIZA NELER OLMUŞ?

27 O’na kul ol ki senden razı olsun, böylece kurtuluşa eresin… Seni yaratan yüce Allah’ın emirlerine uy!.. Gecikme. Onun “çıplaklık tuzağı”ndan çıkmanın yolu “tesettürdür”… Sana bu kötülüğü yaptıran odur… Şeytanın hilelerinden biri de sana çıplaklığı sevdirmektir. Ey!.. Şeytanın esiri olup çıplaklıkla günaha batan kadın...

28 SEKÜLARİZM LAİSİZM FLÖRT ÇIPLAKLIK FEMİNİZM ATEİZM “SAĞNAK YAĞIŞ GELİYOR” DİYE UYARANLARI DİKKATE ALMAYANLAR, SEL SUYUNDA BOĞULMASA BİLE ÇAMURUYLA KİRLENİR.

29 MÜSLÜMANNİÇİNÖRTÜNÜR?MÜSLÜMANNİÇİNÖRTÜNÜR? ● ● Bir Müslüman, “insanın dünyaya imtihan için getirildiğini, bu imtihanın sınırlarını çizmeye (yaratan ve nimetleri hazırlayan olarak) Yüce Allah’ın tek yetkili olduğunu” bilir ve kabul eder. ● ● Bir Müslüman, Yüce Allah’ın vahiy ile insanlığa indirdiği dinlerin (sonuncusu İslam’ın), insanlar için bir “yaşam tarzı” (yol haritası) olduğuna inanır. Bir diğer ifade ile; vahyin, kendi “dünya hayatı” ve “ahiret hayatı” için tek doğru yolu gösterdiğine inanır ve vahyin uyarılarına uyar. ● ● Bir Müslüman, dininin kendisinden “cinselliğini” değil, “kişiliğini” (ilmini, ahlakını, becerilerini, ….) öne çıkarmasını istediğini bilir. Bu sebeple Müslüman soyunmak yerine, tesettüre uygun giyinerek cinselliği geri plana atar, kişiliğini öne çıkarır. ● ● Bir Müslüman, vahiy karşıtı telkinlere (felsefi görüşler veya moda gibi eylemlere) kapılmadan, insanların beğenisine-kınamasına aldırış etmeden Yüce Allah’ın emirlerine uymak için “tesettüre uygun” giyinir. ● ● Bir Müslüman, çıplaklığı ile bir başkasının hata yapmasına (günah işlemesine) sebep olamaz… Olursa, bu da bir “hak” ihlali olur. KISACA TANIMLARSAK ….. Tesettür, “yüce Allah’ın emirlerine uygun olarak örtünmek” demektir. SONUÇTA ….. MÜSLÜMAN, VAHYE UYARSA SEVAP KAZANACAĞINI BİLİR.

30 ● Sokaklarda, tesettürü sadece başörtüsü olarak algılayıp “başını formaliteden örten” vücudunun geri kalan yerlerini ise, sokağın isteğine göre açan, kadınlar çoğalmaya başladı. Bu kişilerin “örtülü çıplak” hallerinin tesettürle bir ilgisi yoktur. ●Yine sokaklarda, başının (saçının) açıklığı dışında vücudunun diğer yerlerini tesettüre uygun örten kadınlar görmekteyiz. Başlarının açık olmasının gerekçesi (özenti, alışkanlık, kanun baskısı) her ne ise, inşaallah onu aşarlar da başlarını da kapatırlar… Duamız bu…. ● Yine sokaklarda, başının (saçının) açıklığı dışında vücudunun diğer yerlerini tesettüre uygun örten kadınlar görmekteyiz. Başlarının açık olmasının gerekçesi (özenti, alışkanlık, kanun baskısı) her ne ise, inşaallah onu aşarlar da başlarını da kapatırlar… Duamız bu…. ● BANA GÖRE ● SANA GÖRE ● ONA GÖRE

31 MÜSLÜMAN (Kadın – Erkek) NERELERİNİ ÖRTER? Setr-i Avret: Setr-i Avret: Vücudun (bir zaruret olmaksızın) gösterilmesi ve bir başkasınca bakılması dinen haram (yasak) olan yerlerine dini literatürde “avret”, bu yerlerin örtülmesine de “setr-i avret” (avret yerlerini örtmek) denir. (Setr-i avret, daha çok namaz için asgari örtülecek yerler için kullanılır.) Not: Avret yerleri kadın ve erkekte değişiktir ve nereleri olduğunu söyleyeceğiz. Tesettür: Tesettür: Daha çok namaz dışındaki zamanlarda avret yerlerinin örtülmesiyle ilgilidir. Not: Bir Müslüman kadının namaz dışındaki avret yerleri kavramı değişkendir, anlatacağız. Hanefilere göre; bir erkeğin, gerek namaz için (setr-i avret) ve gerekse namaz dışı asgariden (en az) örtmesi gereken yerler (tesettürü), “göbek ile diz kapağı” arasıdır…. (diz kapağı dahil) Not: Diğer üç mezhep, diz kapaklarını avret saymaz. ERKEK İÇİN AVRET YERLERİ (Örtülmesi Gereken Yerler) İslam, bir erkeğin örtünmesinde cins, şekil, renk şartı koymaz. Dinin Koyduğu Şartlar: ● Örtülecek yerlerin sınırları ● Dar ve şeffaf olmayacak ● Karşıyı tahrik etmeyecek ● Sade ve temiz olacak

32 NamazdaÖrtünme (Setr-i Avret) MüslümanlaraKarşıÖrtünme(Tesettür) YabancılaraKarşıÖrtünme(Tesettür) Müslüman Kadın Yanında Müslüman Olmayan Kadının Yanında Dinen Evlenemeyeceği (akraba) Erkek Yanında Dinen Evlenebileceği Erkek Yanında Müslüman Olmayan Erkeğin Yanında Müslüman kadının namaz kılabilmek için örtmesi gereken yerleri; yüz, el ve ayak dışındaki bütün vücududur. (Şematik şekilde gösterildiği gibi; saçlarıyla beraber başları, ayak hariç bacakları ve el hariç kolları ve vücudunun diğer kısımları örtülü olacaktır.) Not: Namazda kadınların yüzleri, ellerini ve ayaklarını açık olabilir. Müslüman bir kadının, diğer bir Müslüman kadına karşı avreti, asgari göbek ile diz kapağı arasıdır, örtecek. Yüzü, başı, saçı, göğsü (sadrı), ayakları, bacakları, elleri ve kolları hariç diğer yerleri avrettir, örtecek. Müslüman bir kadın, dinen nikah düşen erkek karşısında (akraba bile olsa) el, yüz, ayak dışında tüm vücudu avrettir, örtecek. Müslüman bir kadın, Müslüman olmayan bir kadın yanında (asgariden) şekildeki gibi örtülü olacaktır. Müslüman bir kadın, Müslüman olmayan erkek yanında şekildeki gibi örtülü olacaktır.

33 ● ● Allah insanları en güzel şekilde yaratmış, bu güzelliğin görünmesi için de (aşırıya kaçmamak kaydıyla) insanın süslenmesine izin vermiştir. Müslüman, giyinirken / süslenirken israf edemez. ● ● Müslüman, diğer din mensuplarına benzemeye çalışmaz. ● ● Bir insanın cinsiyeti, kendi seçimi olmayıp Yüce Allah’ın takdiridir. Bunu bilen Müslüman cinsiyetinden utanmaz, gereğini yapar. Müslüman, erkekse erkek gibi, kadınsa kadın gibi giyinir. ● ● Kur'an ve Sünnet, Müslüman kadın ve erkeğin giyinirken karşı cinsi tahrik etmeyecek şekilde örtünmesini ister. Bir diğer ifade ile, Müslümanlar vücut hatlarını gösterecek kadar dar ve ince (şeffaf) elbise giyemezler, kıyafetleriyle şereflerini alçaltamazlar…Müslüman, “örtülü çıplak” olamaz. Müslüman,“cinsiyetine”yabancılaşamaz. Müslüman,“edilgen”olamaz. Müslüman,“aşırıya”kaçamaz. SETR-İ AVRET (namaz için örtünme) VE TESETTÜR (namaz dışı örtünme) YALNIZCA VÜCUDUN ÖRTÜLMESİ GEREKEN KISIMLARINI ÖRTMEK DEĞİLDİR. YA NEDİR?

34

35 BİR MÜSLÜMAN KADIN "ÖRTÜNMESEM DE OLUR" DİYEMEZ.

36 SOKAKLAR “ÖRTÜLÜ ÇIPLAKLARIN” PODYUMLARINA DÖNÜŞTÜ. ● ● Başında başörtü var ama gerisi sanki açıkta; etekler yırtmaçlı, göğüs-kollar açık, iç çamaşırlar bile belirgin…Veya öyle bir pantolon giymiş ki çıplak halinden daha tahrik edici. ● ● Kimi örtülü kadınları uzaktan görürsünüz ve “maşallah örtünmüş” dersiniz. Yaklaşınca önce parfüm kokusuyla tanışırsınız. Yüzüne baktığınızda her yeri boyanmış, dudaklar rujlu, gözler sürmeli, kısacası allanıp pullanıp sokaklara çıkmış. Sanki “Hey erkekler ben buradayım bana bakın. Beni beğenmeniz için çok para harcadım ve ayna karşısında çok kaldım” demekte… ● ● Kimi kadınlar görürüz; toplum içinde ilgi görmek adına, soyunmasına-süslenmesine ek olarak ses yapan topuklu ayakkabılarıyla kırıtarak yürür… Örtünenler onları niçin taklit eder ki? ● ● TV müzik programlarına veya kapalı-açık konserlere katılan bazı başörtülü kadınlar görüyoruz. Kimi ıslık çalıyor, kimi dans eder gibi hareketler yapıyor, kimi yanındakilerle el ele omuz omuza sallana sallana tempo tutuyor, …..vs. ● ● Birileri “O da ne ki? Biz başörtülü bazı kızların üniversite kampusunda, yollarda, pastanelerde erkeklerle el ele, omuz omuza fingirdeştiklerini her gün görüyoruz” diyebilir. Yalan da değil… TESETTÜRÜSULANDIRMAKNEDİR?

37 HADİS

38 Müslüman kadın, “Ben Yüce Allah’ın dinine girmekle İslam’ın emir ve yasaklarına uymayı taahhüt ettim. Benim dinim “dişiliğimle” değil, “kişiliğimle” toplumda yer almamı istiyor. Ben vücudumu sergilemem, tesettüre uygun giyinirim” demelidir. O, CENNETİ HEDEFLERKEN GEÇİCİ DÜNYA ZEVKLERİNE TESLİM OLMAZ.

39

40 Allah’ın verdiği “hür irade” ile İnsanın İslam’ı kabul etmeme “”, edenin de ibadetlerini yapmama “ ” vardır. Biz bunu insanın elinden alamayız. Beni rahatsız etmemek şartıyla isteyen istediği gibi inanır ve giyinir. Allah’ın verdiği “hür irade” ile İnsanın İslam’ı kabul etmeme “inkâr imkânı”, edenin de ibadetlerini yapmama “günah işleme imkânı” vardır. Biz bunu insanın elinden alamayız. Beni rahatsız etmemek şartıyla isteyen istediği gibi inanır ve giyinir. İnancım ve onun gereğini yerine getirme talebim kabul görmelidir. Kimse beni inancımın emrettiğinin dışında giyinmeye zorlamamalı. Çünkü, ebedi ikinci hayatımı bu kısa dünya hayatı için feda etmem. Ne yapmam gerekiyorsa onu yaparım.

41 ● ● Ateist fikirlere sahip bir kısım kadın / erkek; dini kurallara uygun başörtülü bir Müslüman bayanı gördüklerinde rahatsız olmaktadır. ● ● Bu kesim, Müslüman bayanı dışlayabilmek için önce onu “öcü”leştirmek istemektedir. Bunun için de başörtüsünü “siyasi simge-çağdaşlığa karşı simge-kadının köleliğinin simgesi(!)” olarak tanımlıyor. ● ● Bazıları da “İslam’da başörtüsü yoktur” diyerek fetva veriyor(!)… ● ● Bazıları daha da ileri giderek “kamusal alanlar” ilan ediyor ve Müslüman kadını buralara sokmuyor/sokmak istemiyor. İTALYA’NIN Torino kentinde turistik bir sarayın bilet gişesinde türbanı ile çalışan Fas asıllı Y. Amellal’ı bir ziyaretçinin şikayet etmesi üzerine, iş arkadaşları ayağa kalktı. Ofisteki tüm kadın çalışanlar, Amellal’dan özür dilenene kadar işe türbanla geleceklerini açıkladı. Erkekler de eyleme destek verdi. Sarayın müdürü “Amellal yedi yıldır bizimle ve işini iyi yapıyor. Onun türbanı çok kültürlülüğün simgesi ve rahatsız olunmamalı” dedi. BAŞÖRTÜSÜKAVGASI Müslüman, tesettürü sadece “baş örtüsü” olarak görmez. Bununla birlikte, başörtüsü kavgasında taraf tutar…

42 Prof. Dr. Hayrettin Karaman

43

44 Bir Müslüman'ın fikir veya davranışını yanlış bulanlar; ona, “Kur’an ve Sünnetin şu şu ilkelerine göre yanlış yapıyorsun, dolayısıyla topluma zarar veriyorsun” deme hakkı vardır. Kendi fikir ve hayat tarzını “dayatma hakkı” yoktur. Müslüman, Müslüman olmayanlarla insanlık temelinde ilişki kurar. Müslüman inanç dayatmasında bulunmaz “tebliğ görevini” yapar. Kendine yapılacak dayatmalar için hazırlıklı olur. Müslüman’ın diğer Müslümanlarla ilişkilerinde fikir ve davranış farklılığı varsa, farklılık bilgiye dayalı “müzakere” ile giderilir. Bu durum “örfi iman”ın “tahkiki iman”a dönüştürülmesi açısından da önemlidir.

45 BU KESİM “Zamanla bize de taktıracaklar. Şimdiden karşı gelerek kendimi koruyorum” diyor. S özleşme Hiç kimse bir bayanın başını “kendi isteği dışında örtemez”. Hiç kimse bir bayanın başını “kendi isteği dışında açamaz”. Aksine davranışta bulunanlar cezalandırılır. imza imza Yıllardır süregelen “seküler propaganda”nın etkisinde kalan veya yaşadığı “sosyal çevre”nin alışkanlıklarını kazanmış bir kısım bayan; “başının açık” olmasını tercih etmekle kalmayıp, “başörtülü bayan”lara karşı tavır almaktadır. Bunlardan bazıları, tavırlarının sebebinin “din düşmanlığı değil, korku” olduğunu söylüyor…

46 MÜSLÜMAN BU KADAR HOŞGÖRÜLÜ İKEN Bu yüzyılın en önemli evrensel değerleri; “din ve vicdan hürriyeti”, “inandığı gibi yaşama hakkı” vb. insan hakları iken; çağın gerisinde kalmış “cins kafalar” şuur altlarındaki baskıcı, zulmedici, inkarcı duygularıyla hareket ederek, ellerindeki yetkileri “baskı aracı” olarak kullanmaktadır.

47 ● Çevremize baktığımızda; “bir şeylerin yanlış gittiği ”ni hissederiz de sebep ve çözümlerini aramayız. Ya, sonuçlarına katlanırız veya sonuçlar üzerinde gereksiz tartışırız. Oysa yapılması gereken; sebepleri arayıp bulmak ve yanlışları düzeltmektir. ● ● Bugün sorun saydığımız her meselenin temeline inildiğinde (tamamına yakınının) insan kaynaklı olduğunu görürüz. Çünkü insan yaptığı gibi daha çok yıkmaktadır. ● ● Yaşamının merkezine “nefsini” koyan insanlar “tek dünyacı” olur. (Bu kişilerin ahiret inancı yoktur veya zayıftır.) Böyleleri sadece iç güdüleriyle yaşarken şeytanın da oyuncağı olurlar. Sonuçta, kendilerine ve topluma zarar verirler. ● ● İnsanın “tek dünyacı” olmasının tek sebebi, yalnızca batının kültür emperyalizmi değildir. Ondan daha önemlisi Müslümanların kendilerini vahyin mesajıyla besleyememesidir. Bilgisizlikten, özentiden ve iman zaafiyetinden dolayı “batının emperyalizmi” ile “örfi din anlayışı” arasına sıkışıp kalan Müslüman, bugün huzursuzdur… Huzursuzdur çünkü, çelişkiler içinde yaşamaktadır.

48

49

50 BİTİRİRKEN Bu seminerin asıl muhatabı kendini Müslüman olarak tanımlayan- lardır.

51 Faydalandıklarıma teşekkürlerimle...


"Anlatımda kolaylık olsun diye verdiğim bazı çıplak resimler için özür dilerim. ● ● Dinin örtünme ve süslenme ile ilgili ölçüler ve kısıtlamalar getirmesi," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları