Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Emrah Altınok, Mayıs 2010 Neo-Kapitalist Kentsel Planlamanın Doğasını Anlamak: Bir Meta Olarak Kentsel Özel Mülkiyetin Yeniden Dağıtımı Bir Meta Olarak.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Emrah Altınok, Mayıs 2010 Neo-Kapitalist Kentsel Planlamanın Doğasını Anlamak: Bir Meta Olarak Kentsel Özel Mülkiyetin Yeniden Dağıtımı Bir Meta Olarak."— Sunum transkripti:

1 Emrah Altınok, Mayıs 2010 Neo-Kapitalist Kentsel Planlamanın Doğasını Anlamak: Bir Meta Olarak Kentsel Özel Mülkiyetin Yeniden Dağıtımı Bir Meta Olarak Kentsel Özel Mülkiyetin Yeniden Dağıtımı

2 Neo-Kapitalist Kentsel Planlamanın Doğasını Anlamak: Bir Meta Olarak Kentsel Özel Mülkiyetin Yeniden Dağıtımı 1.‘Das Kapital’ – Cilt 1 Ne Söylüyor?: Emek ve Sermaye Çelişkisi 2.Ekonomi Politik Bir Uyarlama: Bir Meta Olarak Kentsel Özel Mülkiyet 3.Neo-Kapitalist Sistemin Meşrulaştırma Aracı Olarak Planlama İçindekiler

3 BÖLÜM 1 ‘Das Kapital’ – Cilt 1 Ne Söylüyor?: Emek ve Sermaye Çelişkisi

4 ‘Das Kapital’ – Cilt 1 Ne Söylüyor?: Emek ve Sermaye Çelişkisi Ürün- Tüketilir / kullanılır Fazla ürün - Mübadele edilir (Meta) Ürünün kullanım değeri değişkendir, evrensel değildir. –Zamana göre –Miktara göre –Kişiye göre –Yere/coğrafyaya göre

5 Ürünün mübadele değeri de değişkendir, evrensel değildir. Ancak sadece –Zamana –Miktara –Kişiye –Yere - coğrafyaya göre değişkenlik göstermez. ÇÜNKÜ KULLANIM DEĞERİ YABANCILAŞMASI VARDIR.

6 KULLANIM DEĞERİ YABANCILAŞMASI KAPİTALİST KAR ARAYIŞINDAN KAYNAKLANIR. Örnek: –A ürününün kullanım değeri 2x, –B ürününün kullanım değeri de 4x ise; •Normal şartlar altında mübadele esnasında B veren 2A alır. •Peki B’nin sahibi ya 2A yerine 3A isterse?

7 B’nin –Kullanım değeri: 2A –Mübadele değeri: 3A Soru: Mübadelede neden bir ürünün gerçek kullanım değeri yerine daha fazlası talep edilir karşı taraftan?

8 Cevap: B’nin mübadelesi ile elde edilen fazla 1A ile, kişi üretemediği başka C’ler, D’ler alabilir. Mübadele ekonomisinde – kapitalist ekonomide kişiler her ihtiyaçlarını kendileri üretemezler. Üretenlerden satın alırlar. Soru: O halde kullanım değeri yabancılaşmasının olumsuz tarafı ne?

9 Cevap: Hem A ürününün kullanım değeri (2x), hem de B ürününün kullanım değeri (4x) değişken koşullar içinde belirlendi (Kullanım değeri zamana, miktara, kişiye, yere/coğrafyaya göre kendiliğinden oluşur ve sürekli değişir). Peki B’nin 2A değil de 3A ettiğine kim karar verdi? B’nin sahibi verdi.

10 Soru: Kişi bu malı için 3A değil 4A, hatta 500A bile isteyebilir mi? Mübadele değerinin belirlenmesinde hiçbir sınır yok mu? Cevap: Aslında var. O da malın faydasının ispatından geçer. Kapitalist ekonominin problemli taraflarından birisi de budur. Zira ürünün satılması için onun faydalı olduğunun ispatında devreye giren reklam yoluyla bu fayda çarpıtılabilir. Amaç her zaman minumum maliyet maksimum kâr olduğundan ürünün faydası azaltılarak maliyeti düşürülür. Olduğundan daha faydalı lanse edilerek kâr arttırılır. Bu yüzden kapitalist ekonomilerde gerçekte faydasız, tehlikeli ya da öldürücü olan ürünler bile talep görebilir.

11 SORU: O halde bir ürünün faydası ispat edildiğinde değerinin binlerce katına satılabilir; öyle mi? CEVAP: Aslında mübadele ya da satış değerini belirleyen tek faktör ürünün faydasının ispatı değildir. Bir çok faktör bu değerin saptanmasında devreye girer. Örneğin arz talep dengesi bunlardan birisidir.

12 Ancak bu çarpıtma yapılsa da eğer ürünü kimse almazsa belirlenen mübadele değerinin, karın hiç anlamı yoktur. Ürün rafta çürür. Diyelim ki herkes açlıktan ölecek durumda, ama ekmek de pahalı, kimse alamıyor, ekmekler çürüse de kapitalist bu ekmeği açlara dağıtmaz. Ne yapar? İmha eder krizinde herkes açlıktan ölse de domuz ve süt üreticileri fazla domuzları öldürdüler, sütü de yok ettiler.

13 B (4x)’in 2a (2x. 2) değil de 3a (+1 a kâr) ettiği durumun mübadele doğurduğu durum aşağıdaki grafikteki arz (supply) ve talepin (demand) eğrilerinin kesişim noktasıdır.

14 Mübadelede diyelim ki 5 yatak bir evle mübadele edildi; Bu 5 yatak = 1 ev’dir anlamına gelir mi? Farklı türde nesnelerin eşitliğinden söz edilebilir mi? (Aristo bunun imkansız olduğunu belirtmşitir. Ama bu arz talep dengesinde mümkündür. Eşitlik anı buydur. Ancak ortaya çıkan fiyatın altında başka bir şey yatar. Marx’a göre bu başka şey emektir. Üretim her koşulda emek gerektirir. Makine bile üretse o makineyi de insan üretir. Ve o makinenin de maliyeti vardır.

15 İkinci önemli unsursa zamandır. Mübadeleyi düzenleyen ilke emek-zamandır. Eğer iki ürünün üretilmesindeki emek-zaman oranı eşitse o ürünler iktisadi olarak eşittir. SORU: Emek ve zaman yeterli mi? Bilgi, yetenek, yaratıcılık, zeka, mesleki irtifa… bunlar ne olacak?

16 CEVAP: Bir avuç buğday bir avuç buğdaydır. Ama bunun bir avuç un olması emek ister. Bu durumda bir avuç un = bir avuç buğday + emek-zaman denebilir. Emek nesneye katışır, nesneleşir. Daha da açılabilir formül: Bir avuç un = doğadaki buğdayın kullanım değeri + onu yetiştirmek toplamak için harcanan emek-zaman + onu un yapmak için harcanan emek-zaman.

17 SORU: Mesleki irtifa yine emek-zaman içeriyor. Ama ya yaratılıştan gelen eşitsizlikler varsa? (Var mı? Adam aptaldır ama çok güçlüdür. Boksör olur yine para kazanır.) Bu eşitsizlikler ne olacak? Daha zeki adam daha az emek harcadı diye daha ucuza mı satacak ürünü?

18 Diyelim ki bilgisayar 10x kadar emek-zaman gerektiriyor, bir binayı yıkma işi ise 15x kadar emek-zaman gerektiriyor. Binayı yıkmak daha mı değerli? Bilgisayarı üreten daha zeki… bunun değeri arttırması gerekmez mi? Soru hala yanıtsız…

19 Aslında bir bakıma değil. Marx’ın emek zamanla örtüşmeyi yeterli görmesinin sebebi doğanın eşitsizlik sorununa çözüm arama arzusu olabilir. Adamın daha zeki olması onun suçu mu? Hatta ya daha zeki olma durumu koşullarla ilgili ise? Bu da ayrı bir tartışma konusu …

20 Değerin emek içerdiğini David Ricardo keşfediyor. Ama ‘soyut emek’, ‘faydalı emek’ ayrımını yapmadan. Farklı becerileri alet edevatı gerektiren faaliyetlere sanki eşitlermiş gibi muamele edilebilir. Yani faydalı emeğe soyut emek muamelesi yapılır.

21 SORU: Emek aslında zaman mıdır? CEVAP: Tam olarak değil aslında.. Emek ne içerir bir bakalım:

22 EMEK, BİR DEĞERDİR VE BU DEĞER: –Harcanan zamandır. –Harcanan efor-enerjidir. –O işi yaparken kullanılan zeka-yaratıcılıktır. –Sahip olunan bilgi-donanımdır. –Süreç içinde elde edilmiş deneyimdir (O işi yaparken harcanan zaman değil, o işi yapabilmek için gerekli yetenek ve bilgiye erişmek için harcanan uzun zamandır; süreçtir. Yani deneyim de bir çeşit zamandır.

23 EMEK DEĞER İÇERİYORSA VE EMEK 1.Zamansa, 2.Efor-Enerji ise, 3.Zeka-Yaratıcılıksa, 4.Deneyimse, ZAMAN, EFOR, YARATICILIK VE DENEYİM DE DEĞER İÇERİR DİYEBİLİRİZ…

24 ZAMAN DEĞER İÇERİR, ÇÜNKÜ: Zaman üretim için gereklidir. Hiçbir iş ya da ürün zaman harcanmadan üretilemez. EFOR-ENERJİ DEĞER İÇERİR, ÇÜNKÜ: Enerji için beslenmek gerekir. Bunun için de emek gerekir, mübadele gerekir, zaman gerekir. BİLGİ-DONANIM DEĞER İÇERİR, ÇÜNKÜ: O bilgi ve donanıma sahip olmak zaman ve emek gerektirir. Yani EMEK = O Ürünün Üretilmesi İçin Gerekli Zaman + Gerekli Enerjinin Kazanılması İçin Harcanan Zaman + O İş İçin Gerekli Bilgi-donanım Ve Deneyim Düzeyine Erişmek İçin Harcanan Zaman’dır. SONUÇ: EMEK = ZAMAN denebilir!!

25 EMEK = ZAMAN ! ZAMAN konusunda uyarılar: 1.Bir TV üretebilmek için 300 saat harcamış olabilirsin ama değeri buna göre belirleyemezsin. Değer, ortalama üreticinin toplumsal standart emek-zaman düzeyine göre belirlenir. 2.Bu ortalama emek-zaman değiştikçe fiyat da değişir. Teknoloji gelişir, süre düşer, fiyat da düşer. Elektrikli dokuma makinesi alamayan İngiltere’li üreticilerin harcadığı emek-zaman değişmediği halde ürünlerinin fiyatı düşmüştür! SORU: O HALDE YENİ FİYATI BELİRLEYEN BU SİHİRLİ ŞEY NEDİR? CEVAP: SOYUT-EMEK’tir. (Karl Marx) Harcanan gerçek emek kimin umrunda! Soyut Emek dominanttır.

26 MARX bu çelişkiye FAYDALI EMEĞİN YABANCILAŞMASI demiştir. Değerli bir metaya baktığımızda ona değerini veren nesneleşmiş emek-zamanı (soyut-emeği) onun üzerinden okuyamayız. Üretilmiş olan TV’yi parçalara ayır, içine bak, incele… Nafile, okuyamazsın… Bir nesne meta halini aldığında, o artık kendi nesnel nitelikleriyle değil, metalığıyla anılır. Size son derece basit ve anlamsız gelen bir metanın çok pahalıya satılabildiği örnekleri düşünün. Zira, Çıplak Kral’ın çıplak olduğu anlaşılırsa onun normal bir insandan farkı kalmaz. Faydalı Emek Soyut Emek’e dönüştüğü anda Meta yani fiyatı olan nesne ortaya çıkar. Bu meta artık doğasından kopartılmıştır.

27 SORU: PARA VE SERMAYE NEDİR? AYNI ŞEYLER MİDİR? CEVAP: HAYIR: PARA bütün metalara eşdeğer olabilen evrensel bir metadır. SERMAYE ise daha fazla para kazanmak için yatırılan paradır. Yani para metadan doğar. Sermaye ise paradan doğar. ŞİMDİ PARA VE META İLİŞKİSİNİ İNCELEYELİM:

28 PARA İKİ AMAÇ İÇİN KULLANILIR. BU AMAÇLAR TARİHSEL BİR DÖNÜŞÜMÜ DE BELİRLEMİŞTİR. 1. META ÜRETEBİLMEK İÇİN HARCANAN PARA: Meta üretimi sürecinde satılan metadan elde edilen paranın yeniden meta üretebilmek için kullanılması. M: Meta P: Para M  P  M

29 2. DAHA ÇOK PARA KAZANMAK HARCANAN PARA: Para kazanma sürecinde (kâr sağlama) sürecinde meta satın alabilmek için harcanan para. P  M  P 1 P 1 = P + Kâr Artık Değer

30 ARTIK DEĞERİN 3 BİÇİMİ 1.Kâr 2.Faiz 3.Rant P  M  P 1 döngüsünde P 1 bir sonraki döngüde kullanılır. Aradaki fark olan kâr (artık değer) yeniden bir döngüye başlamak için çekilen kredinin faizini öder.

31 Faiz Ödemesi Kredi Çekme Satın Alma Üretim Satış P2P2P2P2 RANT: Kira Ödemesi Yeniden Üretim Döngüsü İçin Ayrılan: P 2 > P ise Sermaye Birikir M 1 > M olmalıdır.Yani harcana her emek-zaman değer yaratmayabilir. Yani yeni üretilen malın (M1’in), satılmaya / alınmaya değer olması gerekir. P-M-P Döngüsünün Detayları

32

33 MARX’IN KATKISI: KAPİTALİZMİN GİZLİ YASASINI YAKALAYABİLMEK SORU: P2>P mümkün müdür? CEVAP: Enerjinin korunumu yasasını düşün. Bu örneğe uyarlayacak olursak para yoktan var olmaz diyebiliriz. Para varsa o mutlaka bir emek-zaman ya da metanın karşılığıdır. Üretilmemiş bir metanın ya da harcanmamış bir emeğin parasından söz ediliyorsa, mutlaka bir emeğin ya da metanın karşılığı tam ödenmemiştir!!! Ya maliyetten kısılmıştır, ya meta üretimi için alınan ham maddenin hakkı olan para tam ödenmemiştir, ya da emeğin ücretinden kısılmıştır. SERMAYE ANCAK BÖYLE BİRİKİR!!!

34 DÜŞÜN!!! Dünya nüfusu toplamda bir miktar emek-zaman üretir. Bu toplam emek zamanın bir evrensel meta (para) karşılığı vardır. Ancak bu karşılık hiçbir zaman eşit dağılmaz (Burada eşitlikten kasıt miktar değil hak edilendir). Kapitalist sistemde herkes hak ettiğini alamaz. Artan bu fazlayı yalnızca belirli kesimler (sınıflar) paylaşır. Yani sermaye eşitsiz dağıtılır. KAPİTALİZM BU TANIMIYLA ASLINDA SERMAYE BİRİKİMİNE DAYALI ÜRETİM SİSTEMİNİN TAKMA ADIDIR!!! YANİ “Ucuza al, pahalıya sat” demek, “Ederinin (esas kullanım değerinin) altında al, piyasa koşullarında belirlenenden fazlaya sat” demektir.

35 Satın Alma Süreci Satma Anı Satma SüreciFİYATZAMAN Kapitalistler altın alıyor, piyasadaki altın paylaşılıyor; paylaşıldıkça azalıyor, azaldıkça fiyat yükseliyor. 2.Fiyat bir zirveye ulaşıyor. Öyle bir fiyat ki bu, daha pahalı olsa kimse almayacak. Bu noktadan itibaren satışlar başlıyor (1’e almışlar 10’a satıyorlar). 3.Satıldıkça piyasaya altın sürmüş oluyorlar, altın elden çıktıkça piyasadaki altın artmış oluyor. Altın arttığından fiyatı düşüyor. Fiyat öyle bir noktaya geliyor ki, çoğunluk altın alabilir hale gelmiş oluyor. Bu yüzden tekrar alışlar başlıyor.

36 SORU: BU GRAFİK NASIL DEVAM EDER? SÜREKLİ BÜYÜME? Gerçek Kullanım Değeri

37 Eğer herkes 1’e alıp 10’a, 15’e, zamanla 25’e satsaydı satıcı olarak kar ederdi ama alıcı rolündeyken de zarar ederdi! Rekabet mekanizması buna izin vermez. Fiyatlar sürekli esas kullanım değerinin etrafında iner, çıkar, salınır. Eğer satıcı 1’e 10 dediği durumda başka bir satıcı 1’e 8 dediyse ilk satıcı satışı gerçekleştiremez. Ucuza veren satar. BİR İSTİSNA: Eğer 1’e 10 diyen 1’e 8 diyen olmasına rağmen satmayı başarırsa burada değer el değiştirmiş olur. Aslında bu durum diğer satıcılardan çalmak anlamına da gelebilir…

38 SORU: ÜRETİM EKONOMİ-POLİTİK ANLAMDA NEDİR? CEVAP: ÜRETİM = ÜRETİM ARAÇLARI + EMEK’tir. ÜRETİM ARAÇLARI: 1.Alet-edevat, makineler …vb (GEREÇLER) 2.Yapı stoğu (Fabrika vb.) 3.Hammaddeler, kaynaklar

39 SORU: ÜRETİCİ KİMDİR? CEVAP: 1.DOĞRUDAN ÜRETİCİ: hem emek gücü hem de üretim araçlarının sahibidir. Kendi kendine yeterli. Kapitalizmde sömürmenin yolu doğrudan üreticinin elinden üretim araçlarını almaktır. Böyle doğrudan üretici emeğinden başka hiçbir şey satamayacak hale gelir. BUNA MÜLKSÜZLEŞTİRME DENİR. Ortaçağ üretim biçimi olan ARTİZANAL ÜRETİM’den KAPİTALİST ÜRETİME geçiş MÜLKSÜZLEŞTİRME yoluyla gerçekleşmiştir.

40 KAPİTALİST SİSTEME GEÇİŞLE BİRLİKTE, Üretim araçlarıyla emek bir birinden zorla kopartıldı. İşte yalnızca emeğini satarak hayatta kalmaya çalışan bu sınıfa PROLETERYA denir. Yani SANAYİ DEVRİMİ “doğrudan üreticinin mülksüzleştirilmesi devrimi”dir. Toprak sahibi çiftçinin sanayi işçisine dönüştürülmesi. İngiltere örneği… Sömürge hareketleri: Hindistan, Amerika örnekleri…..

41 İNSAN DOĞASI SORU 1: Doğrudan üreticiyi mülksüzleştiren güçler bu gücü ilk nasıl elde ettiler? SORU 2: Toplum gerçekte aşağıdaki gibi ikiye mi ayrılır? SORU 3: Yoksa üçüncü bir sınıf daha var mı?

42 Yani, sömürücü, katil…. Bu sınıf baskın gelirse diğer ikisini de SATIN ALABİLİR. Sonuçta insan doğası önermesi Marksist yaklaşıma bir karşı önerme konumunda değil, destekçi bir önerme konumunda bile yorumlanabilir!

43 SORU: ARTIK EMEK NE DEMEKTİR? CEVAP: Artık emeği açıklamadan önce ZORUNLU EMEK açıklanmalıdır. Hayatta kalmak için harcanan emek ZORUNLU EMEKtir. Artık ürün için harcanan emekse ARTIK EMEKtir. Artık emeğin ortaya çıkışı araç, gereç, makine teknolojisinin gelişimiyle başlar. Öte yandan, yine artık emekle toplumsal, siyasi ve düşünsel ilerleme süreci de başlamıştır. Artık emeği egemenliği altına alan sınıf EGEMEN SINIF haline gelir.

44 PROLETERİN KENDİ ÜRETİM ARACI YOKTUR. Öte yandan tarih boyunca özgür olduğu savunulmuştur. ÜCRET KARŞILIĞINDA EMEĞİNİ SATMA ÖZGÜRLÜĞÜ (Kapitalist sistem içinde çalışma hakkı) Halbuki, kapitalist işçiyle ilgilenmez. Derdi yalnızca kârdır. İşçi ise ürünle ilgilenmez. Çünkü ürettiği onun değildir! Ne işe yaradığını bile bilmediği şeyi üretiyor olabilir. Bu EMEĞİN YABANCILAŞMASIdır.

45 SORU: EMEĞİN DEĞERİ NASIL BELİRLENİR? CEVAP: EMEĞİN DEĞERİ: işçinin üretme gücünün her gün yeniden üretilmesi – tazelenmesi için gerekli fiyat. Sermaye birikimi için bir işçinin ürettiği ürünün değeri onun emek değerinden fazla olmalıdır. Yani bir işçinin hayatını sürdürebilmesi için gerekli ortalama emek-zaman onun meta üretirken harcadığı emek-zaman’dan azdır. İşçi hiçbir zaman ürettiği emek-zaman değerini ücret olarak alamaz. Ona ancak hayatta kalacağı sınırda ödeme yapılır.

46 ÖRNEK: İşçi 8 saatin ilk 4 saatinde aslında hayatta kalmasına yetecek kadar emek-zaman üretir. Diğer 4 saatte de kapitalist için çalışır. Bu son 4 saat ARTIK EMEKtir. İlk 4 saatse GEREKLİ EMEKtir. Gerekli emek-zaman toplumsal ortalama değer üzerinden belirlenir. İşçi bu değeri 4 değil 6 saatte yakalayabiliyorsa ARTIK EMEK azalır, kâr düşer. Bu durumda işçiye 6 saatin değil 4 saatin ücreti ödenir. Hatta kayıp 2 saatlik ARTIK EMEK değeri ücretinden bile kesilebilir.

47 !!! METALAR ve ÜRETİM ARAÇLARI artık değer yaratmazlar. Sonuç ürüne değer katarlar ama bu değer ancak kendi değerleri kadardır. Artık değeri emek üretir. NASIL? Artık değer değişkendir. Çünkü onu emek yaratır. Emeğin üretkenliği değiştikçe artık değer de değişir. Bu sebeple EMEK = DEĞİŞKEN (DEĞİŞİR) SERMAYE’dir. O halde diğer taraftan ÜRETİM ARAÇLARI = DEĞİŞMEZ SERMAYE’dir.

48 SORU: ÜRETİM ARAÇLARI NEDEN ARTI DEĞER ÜRETMEZ? CEVAP: Örnekle açıklamak mümkün. = EMEK 2-HAMMADDE 3-MAKİNE Özetle: Saat = Emek + Hammadde (metalar) + Birim Makine Maliyeti’dir. ÜRETİM ARAÇLARI

49 Saatin fiyatı = Emeğin gerçek değeri + Üretim araçlarının maliyeti C: Üretim araçları (değişmez sermaye) V: Gerekli emek (değişir sermaye) S: Artık emek (artık değer, kâr) EMEĞİN GERÇEK DEĞERİ (toplumsal ortalama) = V+S FİYAT = C+V+S

50 C: Üretim araçları (değişmez sermaye) V: Gerekli emek (değişir sermaye) S: Artık emek (artık değer, kâr) ARTIK DEĞER ORANI= S/V KÂR ORANI= S/C+V Böylece şu sonuca varılabilir: Üretim araçlarının değeri her zaman sıfırdan büyük olacağına göre KAR ORANI < ARTIK DEĞER ORANI’dır.

51 KAPİTALİZMİN KAR ORANI DÜŞME EĞİLİMİ KURAMI (KAPİTALİZMİN İÇ ÇELİŞKİSİ) Karl MARX Üretim araçları da yine kapitalistler tarafından üretildiğinden her zaman üretim araçlarının değeri artma eğilimi taşır. O halde KAR ORANI = S / C+V olduğuna göre C arttıkça kâr oranı düşer. SORU: SERMAYE KAR ORANI DÜŞME EĞİLİMİNE KARŞI NASIL BİR ÇÖZÜM ARAR?

52 CEVAP: C: Üretim araçları (değişmez sermaye) V: Gerekli emek (değişir sermaye) S: Artık emek (artık değer, kâr) ise KAR ORANI = S / C+V olduğuna göre C artarken manüple edebileceği tek şey emeğin değeridir. Bu yüzden emeğe değişir sermaye denir. Sermaye emeğin değeriyle kar oranını arttırmak üzere sürekli oynar, değiştirir.

53 BÖLÜM 2 Ekonomi Politik Bir Uyarlama: Bir Meta Olarak Kentsel Özel Mülkiyet

54 “Ben, vatandaşlar, -çok iyi bildiğiniz gibi- o kelimeleri yazan adamım: mülkiyet hırsızlıktır. Sözlerimi geri almıyorum, Tanrı korusun.... ‘Mülkiyet hırsızlıktır’ dediğimde ortaya bir ilke koymuyorum, aksine varılan bir sonucu ifade ediyorum. Aradaki müthiş farkı kolaylıkla kavrayacaksınız.“ Pierre Joseph Proudhon

55 Adalet mülkün temelidir. T.C. “Bir kentte dilenciler varsa, o kentte mutlaka hırsızlar da vardır" Timur lenk ”Nazar etme ne olur calis senin de olur.” Minübüsçü "hırsızlık", mülkiyetin zorla ihlâl edilmesi olarak mülkiyeti varsaydığından, proudhon, gerçek burjuva mülkiyeti konusundaki kendisi için bile bulanık olan her türden fantaziler içinde karman-çorman olmuştur.... " Karl Marx lüksün içinde suç vardır. Roland Barthes efendi köle diyalektiği: guclerin denk olmadigi her iliski sonunda bir ‘efendi-köle’ iliskisi haline donusur ve boyle bir iliskide yalnizca ‘köle’ degil ‘efendi’ de bir tutsaktir – kendi gucunun yarattigi rolun tutsagi. sonunda yuzu giydigi maskenin seklini alir, hep guclu gorunebilmek icin cabaladigi ve rolune uygun dusmeyen butun isteklerini torpuledigi icin kendisi olmaktan cikar. en degerli seyini, ozgurlugunu – ve bununla baglantili olarak kimligini -, kaybeder. Georg Wilhelm Friedrich Hegel

56 1- EKONOMİK POLİTİK ANA KURAM - 1- EKONOMİK POLİTİK ANA KURAM - MARX: Sermaye birikim süreçleri, - kâr oranının zamanla düşmesi - ve ‘aşırı birikim krizi’ yaratması eğilimi taşır. 2- YARATICI YIKIM KURAMI - 2- YARATICI YIKIM KURAMI - SCHUMPETER Sermayenin krizi aşmasında ve sistemin devamlılığının sağlanmasında yıkma ve yeniden kurmaya dayalı bir gizil güç rol oynamaktadır. Bu güç kapitalizmin esas motoru olan “yaratıcı yıkım”ın kendisidir. 3- MEKAN-ZAMAN SABİTESİ (SPATIO-TEMPORAL FIX) KURAMI- 3- MEKAN-ZAMAN SABİTESİ (SPATIO-TEMPORAL FIX) KURAMI- HARVEY: Sermaye krize neden olan fazla kapasitesini dolaşıma sokabilmek için gerektiğinde devletin ve / veya neoliberalizmin küresel kurumlarının desteklerini de alarak makro ve mikro ölçeklerde sisteme müdahale müdahale eder. Bu müdahaleler yapısal uyum, zaman ve mekan sabitesi arayışının bir sonucudur.

57 Arrighi: GÜCÜN İKİ MANTIĞI Gücün Kapitalist Mantığı (Capitalist Logics of Power) - Karlı alan arayışı - Sermaye birikiminin ençoklaştırılması - Bireysel avantaj elde etme arayışı - Kimseye karşı sorumluluk taşıma zorunluluğu yok -Hareketler kanunlarla sınırlı -Sonsuz mekan ve zamanda hareket ediyor -Yer değiştiriyor, birleşiyor, kolayca yok oluyor… Gücün Kapitalist Mantığı (Capitalist Logics of Power) - Karlı alan arayışı - Sermaye birikiminin ençoklaştırılması - Bireysel avantaj elde etme arayışı - Kimseye karşı sorumluluk taşıma zorunluluğu yok -Hareketler kanunlarla sınırlı -Sonsuz mekan ve zamanda hareket ediyor -Yer değiştiriyor, birleşiyor, kolayca yok oluyor… Gücün Ülkesel / Bölgesel Mantığı (Territorial Logics of Power) - Diğer devletlere karşı güç arayışı - Diğer devletlere karşı gücün arttırılması - Genellikle belli bir vatandaş topluluğuna (seçkinler grubuna) ya da bir sınıfa karşı sorumluluk taşıyor - Hareketler siyasi ve askeri koşullarla sınırlı -Ülkeselleştirilmiş bir mekanda hareket ediyor -Uzun ömürlüler, göç edemezler, istisnalar hariç genellikle sabit coğrafyalarda hapsolmuşlar… Gücün Ülkesel / Bölgesel Mantığı (Territorial Logics of Power) - Diğer devletlere karşı güç arayışı - Diğer devletlere karşı gücün arttırılması - Genellikle belli bir vatandaş topluluğuna (seçkinler grubuna) ya da bir sınıfa karşı sorumluluk taşıyor - Hareketler siyasi ve askeri koşullarla sınırlı -Ülkeselleştirilmiş bir mekanda hareket ediyor -Uzun ömürlüler, göç edemezler, istisnalar hariç genellikle sabit coğrafyalarda hapsolmuşlar… GÜÇGÜÇ

58 Harvey: GÜCÜN İKİ MANTIĞI “Kapitalist Emperyalizm” GÜÇGÜÇ STRUCTURAL COHERENCE, ACCUMULATION BY DISPOSSESSION - Sonsuz sermaye birikiminin mümkün kılınabilmesi için gerekli düzenlemeler (STRUCTURAL COHERENCE, ACCUMULATION BY DISPOSSESSION) - Mali araçlarla parasal müdahaleler: 1.Hukuk, vergiler.. 2.Gelir dağılımı politikaları 3.Kamu mallarıyla ilgili hükümler 4.Doğrudan planlama (Örnek: IMF, DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) - Kurumsal araçlarla sermayenin güvenliğinin sağlanması STRUCTURAL COHERENCE, ACCUMULATION BY DISPOSSESSION - Sonsuz sermaye birikiminin mümkün kılınabilmesi için gerekli düzenlemeler (STRUCTURAL COHERENCE, ACCUMULATION BY DISPOSSESSION) - Mali araçlarla parasal müdahaleler: 1.Hukuk, vergiler.. 2.Gelir dağılımı politikaları 3.Kamu mallarıyla ilgili hükümler 4.Doğrudan planlama (Örnek: IMF, DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) - Kurumsal araçlarla sermayenin güvenliğinin sağlanması Karmaşık – çelişik bağ DİYALEKTİK İLİŞKİ Sermayenin zaman ve mekandaki moleküler birikim süreçleri KAPİTALİZM KAPİTALİZM Devlet ve İmparatorluk Siyaseti EMPERYALİZM EMPERYALİZM 3 ayrı ilişki biçimi: -Başat olma rekabeti -Bağımlılık -Birbirini destekleme ! ! Harvey’e göre ! GENELDE KAPİTALİZM BASKIN ve BELİRLEYİCİ ! SOFT POWER - Hegemon güç olmada kültürel rol (SOFT POWER / Hakim gücün kültürünün metalaştırılarak yaygınlaşması – Nye, Adorno, Harvey) KÜRESELLEŞME - KÜRESELLEŞME Tek başına ulus devlet yaklaşımı emperyalizm için uygun zemin hazırlamadığından (kaynaklara ulaşabilmek için benimsenen sömürgeci hareket artık çözüm olmaktan çıktığı için) devreye sermaye giriyor. Artık birlikte hareket etmek zorundalar… (İstisna: ABD) SOFT POWER - Hegemon güç olmada kültürel rol (SOFT POWER / Hakim gücün kültürünün metalaştırılarak yaygınlaşması – Nye, Adorno, Harvey) KÜRESELLEŞME - KÜRESELLEŞME Tek başına ulus devlet yaklaşımı emperyalizm için uygun zemin hazırlamadığından (kaynaklara ulaşabilmek için benimsenen sömürgeci hareket artık çözüm olmaktan çıktığı için) devreye sermaye giriyor. Artık birlikte hareket etmek zorundalar… (İstisna: ABD) HANTAL - Mekana bağımlı ancak HANTAL (Örnek: doğal kaynak arayışı ve savaşlar) - Eşitsiz coğrafi avantajlardan yararlanarak adaletsiz ve eşitsiz mübadele süreçleri yaratma -Uluslararası kolektif güç birikimine bağımlılık Yeni teknolojiler, örgütsel biçimler, altyapı düzenlemeleri (iletişim ağları, uluslararası hukuk yapıları) HANTAL - Mekana bağımlı ancak HANTAL (Örnek: doğal kaynak arayışı ve savaşlar) - Eşitsiz coğrafi avantajlardan yararlanarak adaletsiz ve eşitsiz mübadele süreçleri yaratma -Uluslararası kolektif güç birikimine bağımlılık Yeni teknolojiler, örgütsel biçimler, altyapı düzenlemeleri (iletişim ağları, uluslararası hukuk yapıları) SERİ - Mekana Bağımlı ancak SERİ -”Sermaye birikiminin kriz yaratıcı iç çelişkileri”ne karşı zaman ve mekanda çözüm arayışı SPATIO-TEMPORAL FIX CREATIVE DESTRUCTION (Örnek: SPATIO-TEMPORAL FIX arayışına bağlı mekansal sıçramalar (moleküler birikim süreçleri..), fazla kapasite krizinin aşılabilmesi için mekana müdahale (Örnek: 19. yy.da gerçekleştirilen yenileme uygulamaları), CREATIVE DESTRUCTION… - Eşitsiz coğrafi avantajlardan yararlanarak adaletsiz ve eşitsiz mübadele süreçleri yaratma SERİ - Mekana Bağımlı ancak SERİ -”Sermaye birikiminin kriz yaratıcı iç çelişkileri”ne karşı zaman ve mekanda çözüm arayışı SPATIO-TEMPORAL FIX CREATIVE DESTRUCTION (Örnek: SPATIO-TEMPORAL FIX arayışına bağlı mekansal sıçramalar (moleküler birikim süreçleri..), fazla kapasite krizinin aşılabilmesi için mekana müdahale (Örnek: 19. yy.da gerçekleştirilen yenileme uygulamaları), CREATIVE DESTRUCTION… - Eşitsiz coğrafi avantajlardan yararlanarak adaletsiz ve eşitsiz mübadele süreçleri yaratma

59 Krize neden olan aşırı birikimin bileşenleri nelerdir? -Mal fazlası (Property Surplus) Mal fazlası satılamıyor. -Sermaye fazlası (Capital Surplus) Fazla para zamanla değer yitiriyor. Bir sonraki süreç devalüasyon. -Üretken kapasite (işgücü) fazlası (Labor Surplus) Üretken kapasite fazlası işsizliğe yol açıyor.

60 Krizden kurtulmak ve birikimin sürekliliğini sağlamak için sermayenin başvurabileceği seçenekler: -GEÇİCİ ÇÖZÜMLER: Emeğin ücretini düşürmek, işten çıkarmak, daha fazla üretmek  SONUÇ: Yine kriz. -KALICI ÇÖZÜMLER: 1.Mekansal Sabite (Spatial Fix) a. Mekansal Düzenleme: Sermaye olmayanı kurduğu gibi, olanı yıkıp yeniden kuruyor (Creative Destruction). Bu da özellikle sermaye fazlasının kısa sürede emilimini sağlıyor. b. Coğrafi genişleme: Uzun ömürlü fiziki ve sosyal altyapı yatırımlarını (ulaşım, iletişim, eğitim, araştırma vb.) gerekli kılıyor. Bu sebeplerle mekansal sabite, zamansal sabiteye ihtiyaç duyuyor. 2.Zamansal Sabite (Temporal Fix) Teknoloji, bilim, yönetim, toplumsal harcamalar gibi alanlara yapılacak yatırımlar sermayeye uzun vadede geri dönüş sağlayan yatırımlardır. Ancak örneğin gömlek üretimindeki sermaye fazlası doğrudan otoyol ya da eğitime aktarılamaz. Bu noktada fiktif sermaye oldukça önem taşımaktadır. Gömlek üretimindeki sermaye fazlasına eşit miktarda fiktif sermaye otoyola ya da eğitime yatırılabilir. Bu yatırımlar sermayeye uzun vadede geri döneceğinden bir süre sonra fiktif sermaye kendisini amorti eder. Geri dönmezse aşırı yatırım sorunu ortaya çıkar ve bu da kalıcı bir kriz yaratabilir. 3. Zaman-Mekan Sabitesi (Spatio-Temporal Fix) Mekansal ve zamansal sabiteler birbirinden genelde ayrı işleyen süreçler değildir. Harvey’e göre bu iki süreç bir arada daha etkili bir kapitalist birikim olanağı yaratmaktadır. 4.Yapısal Tutarlılık / Uyum (Structural Coherence): Zaman-mekan sabitelerinin kurulamaması durumunda devlet ve sermaye gücü birlikte hareket edebilir. Bu durumda - hukuk sistemi - para sistemi - mülkiyet sistemi - ulaşım-iletişim sistemi - ve askeri sistem yeniden düzenlenebilir (Endonezya’da olduğu gibi bu süreç son derece yıkıcı ve vahşi olabilir).

61 Devlet İşlevleri Ara Girdiler Aşırı Yatırım Sorunu Spekülasyon, Deflasyonist Resesyon, Depresyon  Değer Kaybı-Ekonomik Eskime  ARAZİ / EMLAK / İNŞAAT PİYASASI KRİZİ SABİT SERMAYE SABİT SERMAYE (Birincil Akım) 1- Üretim Malları 2- Kurulu Ortam (Tesis, teçhizat, enerji kapasitesi, demir yolu, liman, otoyol, havaalanı, su, kanalizasyon… vb) SABİT SERMAYE SABİT SERMAYE (Birincil Akım) 1- Üretim Malları 2- Kurulu Ortam (Tesis, teçhizat, enerji kapasitesi, demir yolu, liman, otoyol, havaalanı, su, kanalizasyon… vb) SERMAYE PİYASASI - Finansal ve Kamusal Aracılar - Kredi Olanakları – Fiktif Sermaye SERMAYE PİYASASI - Finansal ve Kamusal Aracılar - Kredi Olanakları – Fiktif Sermaye TÜKETİM FONU TÜKETİM FONU (Birincil Akım) 1- Tüketim Malları 2- Kurulu Ortam (Konut, otoyol, su ve kanalizasyon…vb) TÜKETİM FONU TÜKETİM FONU (Birincil Akım) 1- Tüketim Malları 2- Kurulu Ortam (Konut, otoyol, su ve kanalizasyon…vb) Emtia Tüketimi ve İşgücünün Yeniden Üretimi Değer ve Artı Değer Üretimi Değer ve Artı Değer Üretimi Teknoloji, Bilim ve Yönetim - Eğitimli, kalifiye işgücünün üretimi - Taşınması güç yatırımlar - Zamanla değer kaybı riski Teknoloji, Bilim ve Yönetim - Eğitimli, kalifiye işgücünün üretimi - Taşınması güç yatırımlar - Zamanla değer kaybı riski Toplumsal Harcamalar -Eğitim, sağlık, refah, güvenlik (ordu, polis), ideoloji… vb. - Taşınması güç yatırımlar - Zamanla değer kaybı riski Toplumsal Harcamalar -Eğitim, sağlık, refah, güvenlik (ordu, polis), ideoloji… vb. - Taşınması güç yatırımlar - Zamanla değer kaybı riski Transferler Birincil Akım İkincil Akım Üçüncül Akım Kaynak: Harvey, 2003 fiktif sermaye: kredi olanakları (bono, tahvil, eurobond…) KRİZKRİZ Zaman-mekan sabitesi Fazla paraTasarruflar Tüketim malları İşgücü Fazla paraVergiler Zamansal Sabite YenilikYenilik

62 KAPİTALİZMİN İÇ ÇELİŞKİLERİ Fazla Kapasite Kriz Zaman-Mekan Sabitesi Arayışı Mülksüzleştirerek Birikim Yapısal Uyum Neoliberalleştirme MAKRO Sistemin Yeniden Organizasyonu MAKRO Sistemin Yeniden Organizasyonu GERÇEK GELİRİN YENİDEN DAĞITIMINDA ROL OYNAYAN SÜREÇLER SİSTEM REVİZYONU

63 BÖLÜM 3 Neo-Kapitalist Sistemin Meşrulaştırma Aracı Olarak Planlama

64 Varsayım 1: Bugün sermayenin krizi aşmak ve zaman-mekân sabiteleri kurmak için mekâna müdahale etme araçlarından birisi de operasyonel “kentsel planlama” uygulamalarıdır. Varsayım 2: Bu uygulamalar aynı zamanda birer “kentsel yaratıcı yıkım” süreçleri olarak okunabilirler. Varsayım 3: Fizik mekân ve toplumsal yapı üzerinde köklü dönüşümlere sebep olan yenileme uygulamaları “gerçek gelirin yeniden dağıtımı”nda önemli bir rol oynamaktadırlar. Varsayım 4: Operasyonel Kentsel planlama müdahaleleri, farklı gruplar için olumlu ya da olumsuz farklı dışsallıklar yaratırlar. Bu dışsallıklar gerçek gelirin eşitsiz paylaşımına yol açan bir takım gizli mekanizmaları da içerisinde barındırır.

65 Okuma Programlaması Çağdaş Marksist / Neo-Marksist Düşünce Felsefe Henri Lefebvre ( ) Theodor Adorno ( ) Louis Althusser ( ) Andre Gorz ( ) Michel Foucault ( ) Ivan Illich ( ) Jean Baudrillard ( ) Eugene D. Genovese (1930-) Slavoj Žižek (1949-) Okunan Politik Felsefe Alexandre Kojeve ( ) Eugene Kamenka ( ) Antonio Negri (1933-) Michael Hardt (1960-) Siyaset Bilimi Hannah Arendt ( ) Fredric Jameson (1934-) Ernesto Laclau (1935-) Nicos Poulantzas ( ) Politik İktisat Maurice H. Dobb ( ) Joan Robinson ( ) Paul A. Baran ( ) Paul M. Sweezy ( ) Charles Bettelheim ( ) Ernest Mandel ( ) Samir Amin (1931-) Samuel Bowles (1935-) Giovanni Arrighi (1937-) Herbert Gintis (1939-) John Roemer (1945-) Saskia Sassen (1949-) Uluslararası İlişkiler / Jeopolitik / Jeostrateji Antonio Gramsci ( ) Immanuel Wallerstein (1930-) Sosyoloji Herbert Marcuse ( ) Daniel Bell (1919-) Alvin W. Gouldner ( ) Jurgen Habermas (1929-) Pierre Bordieu ( ) Stuart Hall (1932-) Anthony Giddens (1938-) Marshall Berman (1940-) Manuel Castells (1942-) Michael W. Apple (1942-) Richard Sennett (1943-) Erik Olin Wright (1947-) Politik Sosyoloji Michael Young ( ) Stephen Lukes (1941-) Tarih Ernst Bloch ( ) Fernand Braudel ( ) Eric Hobsbawm (1917-) Robert J. C. Young (1917-) Raymond Williams ( ) Arno Mayer (1926-) Gabriel Kolko (1932-) Manfredo Tafuri ( ) Perry Anderson (1938-) Robert Brenner Antropoloji / Kültür Kuramı Maurice Godelier (1934-) Jonathan Friedman (1946-) Ekonomi Politik Coğrafya David Harvey (1935-)

66

67 Okuma Programlaması Çağdaş Liberal / Neo-Liberal Düşünce Felsefe Elie Halévy ( ) Friedrich Hayek ( ) Raymond Aron ( ) Milton Friedman ( ) John Rawls ( ) Ralf Dahrendorf (1929-) Robert Nozick ( ) Francis Fukuyama (1952-) Siyaset Bilimi Robert Putnam (1941-) İktisat Alexander Rüstow ( ) Bertil Ohlin ( ) Paul Samuelson (1915-) Gary S. Becker (1930-) Irwin Steltzer (1932-) John Williamson (1937-) Robert Lucas (1937-) Deepak Lal (1940-) Robert Reich (1945-) Ricardo López Murphy (1951-) Paul Krugman (1953-) Jeffrey Sachs (1954-) Yegor Gaidar (1956-) J. Bradford DeLong (1960-) Jason Furman (1970-) Uluslararası İlişkiler / Jeopolitik / Jeostrateji Charles P. Kindleberger ( ) Joseph Nye (1937-) Robert O. Keohane (1941-) Stephen Krasner (1942-) John J. Mearsheimer (1947-) Peter Beinart (1971-) Richard Ned Lebow Sosyoloji Franz Oppenheimer ( ) Oszkár Jászi ( ) Philip Rieff ( ) Daniel Patrick Moynihan ( ) Herbert J. Gans (1927-) Andrew Greeley (1928-) Yuri Levada ( ) Dean Hoge ( ) Saad Eddin Ibrahim (1938-) Kathleen M. Blee (1953-) Alan Wolfe André Béteille

68 ATÖLYE ÇALIŞMALARI İÇİN DÜŞÜNCELER PLANLAMA VE MÜLKİYET OLGUSU Liberal Formülasyon: Özel Mülkiyet Ortamında Otoriteryen Bir Müdahale Alanı Olarak Kentsel Planlama ve Eşitsizlik - Kentsel Özel Mülkiyetin Değeri (Kullanım ve mübadele değeri) - Kentsel Özel Mülkiyette Kullanım Değeri Yabancılaşması - Kentsel Özel Mülkiyette Arz-Talep Çelişkisi - Kentsel Özel Mülkiyette Artık Değerin 3 Biçimi: kâr, faiz ve rant - Kentsel Özel Mülkiyetin Eşitsiz Rant Dağılımı - Kentsel Özel Mülkiyete Planlama Eliyle Müdahaleler ve Mülksüzleştirme Yoluyla Birikim Sosyalist Formülasyon: Mülkiyetsiz Ortamda Kentsel Planlamanın Doğası Marksist Yaklaşım: - Kamu Adına Bir Devlet Hizmeti Olarak Planlama - Gücün Merkezileşmesi ve Tek Elden Dağıtımı Yoluyla Sosyal Adalet Neo-Marksist Yaklaşım: - Kamu Adına Kamunun Bir Hizmeti Olarak Planlama -Gücün Kolektifleşmesi ve Kolektif İnisiyatif Yoluyla Sosyal Adalet


"Emrah Altınok, Mayıs 2010 Neo-Kapitalist Kentsel Planlamanın Doğasını Anlamak: Bir Meta Olarak Kentsel Özel Mülkiyetin Yeniden Dağıtımı Bir Meta Olarak." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları