Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

NAMAZ. NAMAZ DİNİN DİREĞİDİR.. Namaz, kelime olarak dilimize Farsçadan geçmiştir. Arapçası “salat”tır. Salat; dua etmek, hayır duada bulunmak,ibadet.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "NAMAZ. NAMAZ DİNİN DİREĞİDİR.. Namaz, kelime olarak dilimize Farsçadan geçmiştir. Arapçası “salat”tır. Salat; dua etmek, hayır duada bulunmak,ibadet."— Sunum transkripti:

1 NAMAZ

2

3 NAMAZ DİNİN DİREĞİDİR.. Namaz, kelime olarak dilimize Farsçadan geçmiştir. Arapçası “salat”tır. Salat; dua etmek, hayır duada bulunmak,ibadet yapmak, bağışlanma dilemek ve rahmet gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise belirli vakitlerde Peygamberimizin öğrettiği şekilde yerine getirilen özel ibadetin adıdır.

4 Namazın farz olması için kişinin; 1. Müslüman olması, 2. Ergenlik çağına girmiş olması, 3. Akıl sağlığının yerinde olması gerekir

5 N AMAZıN Ş ARTLARı

6 D ıŞıNDAKILER : 1-Hadestentahâret: Manevi kirlerden temizlenmektir. Su varsa abdest veya boy abdesti (gusül) alarak, su olmadığı durumlarda ise teyemmüm yapılarak gerçekleştirilir. 2- Necâsettentahâret: Namazdan önce bedende, elbisede ve namaz kılınacak yerde bulunan pisliği temizlemektir.

7 3- Setr-i avret: Avret, sözlükte örtülüp gizlenmesi gereken yer anlamına gelir. Dinî bir terim olarak, bakılması haram; örtülmesi farz olan uzuvlara “avret yeri” denir. Namaz kılmak isteyen kişi örtünmelidir. Erkek ve kadınlarda örtülmesi gereken yerler birbirinden farklıdır. Erkekler diz kapağı ile göbek arasını örtmelidir. Kadınlar ise el, yüz ve ayaklar dışında kalan tüm bedenini örtmelidir.

8 4- İstikbâl-i kıble: Namazda kıbleye yönelmek yani namazı Mekke’de bulunan Kâbe’ye doğru kılmaktır. Mescid-i Haram’dan başka yöne doğru kılınacak namazlar geçerli değildir. Hac esnasında Kâbe’yi gören kişi bizzat ona yönelmelidir. Uzakta olanların Kâbe tarafına yönelmeleri yeterlidir. Kıblenin ne taraf olduğunu kestiremeyen kimse, soracağı birisini de bulamazsa çevre şartlarına göre kıbleyi belirlemeye çalışır. Kişi, namaz esnasında yanlış tarafa yöneldiğini anlarsa hemen doğru tarafa döner ve namazını tamamlar. Yeniden kılması gerekmez.

9 5-Vakit: Farz namazlar ile bunların sünnetleri, vitir namazı, teravih ve bayram namazları için vakit şartı vardır. Ayette şöyle buyrulur: “Şüphesiz namaz, müminler üzerine vakitleri belli olarak farz kılınmıştır.”  Sabah namazının vakti, gece ile gündüzün birbirinden ayrıldığı şafak vaktinden, güneşin doğmasına kadar olan süredir.  Öğle vakti, güneşin gökyüzünde en dik olduğu noktadan biraz batıya yönelmesiyle başlar ve ikindi namazının vaktine kadar devam eder.  Cuma namazı öğle namazının vaktinde kılınır.

10 İkindi namazı vakti, öğle namazı vakti çıkınca başlar, güneş batınca son bulur. Ancak bu namazı, güneşin sararma anına kadar geciktirmek doğru değildir. Akşam namazı vakti, güneşin tam olarak batmasıyla başlar ve şafağın kaybolmasıyla sona erer. Mezhep imamlarının çoğunluğuna göre şafak, ufuktaki kızıllıktır. Yatsı namazı ise kırmızı şafağın kaybolma anı ile sabah namazının başladığı şafak vakti arasında kılınmalıdır. Teravihle vitir namazlarının vakti de aynıdır ama bunlar yatsıdan sonra kılınır.

11 6- Niyet: Namazda niyet Allah için samimiyetle namaz kılmayı istemek ve kılınacak namaza yönelmektir. Niyet, kalp ile yapılır. Ancak dil ile söylenmesi de uygundur. Niyet namazın hemen öncesinde yapılır ve ardından başlangıç tekbiriyle namaza geçilir. Örnek olarak sabah namazının farzı için niyet ederken “Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının farzına.” denir. Namaz imama uyularak kılınıyorsa “Uydum hazır olan imama” ifadesi niyetin sonuna eklenir.

12 İ ÇINDEKILER 1- İftitah (Başlangıç) tekbiri: Kişinin ayakta, kendisinin duyabileceği bir sesle “Allahüekber.” diyerek namaza başlamasıdır. Bu tekbirle namaza girilmiş ve dış dünya ile ilişki kesilmiş olur. Peygamberimiz namaza başlanacağı zaman tekbir getirilmesi gerektiğini şöyle belirtir: “Namaza kalktığın zaman tekbir getir!”

13 2- Kıyam: Gücü yetenin namazı ayakta kılmasıdır. Ancak namaz kılan kişi hasta ise ve hastalığı ayakta durmasına imkân tanımıyorsa oturduğu yerden namaz kılar, rükû ve secdeyi imkân ölçüsünde yapar. Oturmaya da gücü yoksa hastalığı sırt üstü yatmasını gerektiriyorsa başını öne eğerek yaptığı işaretler (ima) ile namazı kılar.

14 3- Kıraat: Namazda Kur’an’dan bir miktar okumak farzdır. Bu Fatiha suresinin okunmasıyla yerine getirilmiş olur. Kıraatin farz oluşu Kur’an-ı Kerim’de şöyle belirtilir: “Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun!” Hz. Peygamber de bir hadisinde, namazda bir miktar da olsa Kur’an okunması gerektiğine şöyle dikkat çekmiştir. “Kıraatsiz namaz olmaz.”

15 4- Rükû: Namazda ayaktayken “Allahu Ekber” deyip eğilmeye denir. Rükûda baş ve sırt düz tutularak eller diz kapaklarına konulur. Bu esnada baş ve sırtın yere paralel olması sağlanır. Rükûda üç defa “Sübhanerabbiye’l-azîm.” (Yüce Rabbim her türlü eksiklikten münezzehtir.); Rükûdan doğrulurken “Semiallahü li men hamideh.” (Allah, kendisine hamd edeni işitir.);

16 Ardından da “Rabbenâleke’l-hamd.” (Rabbimiz! Her türlü övgü (hamd) sanadır.) deriz. Bunları söylemek sünnettir.

17 5-Secde: Sözlükte itaat, teslimiyet ve tevazu içinde eğilmek, yere kapanmak anlamlarına gelir. Secde yapılırken alın, yüz, burun, eller, ayaklar ve dizler yere konulur. Yedi organ üzere yapılan secde tam ve mükemmel olmalıdır. Bunlar iki el, iki ayak, iki diz ve yüzdür. Secdede üç defa “Sübhânerabbiye’l-a’lâ.” sözü söylenir. Bu ifade, “Allah, bütün eksikliklerden uzaktır.” anlamına gelir.

18 6- Kâde-i ahîre: Namazın sonunda selam vermeden önce bir miktar oturmaktır. Oturmanın süresi Tahiyyat duası okumak kadardır. İki rekâtlı namazlarda ikinci, dört rekâtlılarda ise dördüncü rekâttan sonraki oturuşlar son oturuştur yani kâide-i âhiredir. Bu oturuş, terk edildiğinde namazı yeniden kılmak gerekir.

19 N AMAZı B OZAN Ş EYLER  Namazda konuşmak, birinin selamını almak, ağlamak namazı bozar. Ancak Allah korkusu veya cennet cehennemi hatırlama, okunan ayetlerin anlamlarından etkilenme gibi durumlarda ağlamak namazı bozmaz.  Namazda iken bilerek veya unutarak yemek- içmek. Dişler arasındaki nohuttan büyük maddeyi yutmakla da namaz bozulur.

20  Namaz kılarken başka bir işle meşgul olmak: Dışarıdan bakan kimseyi “şu adam sanki namazda değil” diyebilecek duruma götüren uzun meşguliyete amel-i kesîr denir.  Özür yokken göğsünü kıbleden çevirmek, Hanefî ve Şafiîlerde namazı bozar.  Örtülmesi farz olan yerin açılması.

21  Namaz kılmakta olan kimsenin abdestinin bozulması.  Kendi işiteceği kadar gülmek. Yanındakilerin işiteceği kadar gülmek abdesti de bozar.  Namazın içindeki farzlarından birini veya özürsüz olarak bir şartını terk etmek.  Cemaatle namaz kılarken, bir rüknü imamdan önce yapmak.

22  Okunan Kur’an âyetlerinin bir kelimesi kasten değiştirilir ve bununla anlam bozulursa, bu okuyuşla namazın bozulacağında görüş birliği vardır. Kur’an’ı, manası bozulacak şekilde yanlış okumak da namazı bozar.

23

24 Peygamber Efendimiz namaz vakitlerine çok dikkat ederdi. Namazlarını vaktin başında kılmaya dikkat eder, başkalarına da böyle yapmalarını tavsiye ederdi. Günün birinde Peygamberimize “Amellerin en faziletlisi hangisidir?” diye soruldu. Rasulullah “Vaktinde kılınan namazdır.” buyurdu. “Sonra hangisidir?” denildi. “Anne ve babaya iyi davranmaktır.” buyurdu... (Müslim, İman 137.)

25

26 Namaz, alemlerin Rabbı olan Allah'a ibadet ve kulluğun tayin ve tespit olunmuş en mükemmel şeklidir. Namaz, Allah Teala'nın gördüğümüz, görmediğimiz, bildiğimiz, bilmediğimiz, bitmez tükenmez nimetler ve ihsanlarına karşı şükranlarımızı sunmaktır. Namaz, işlediğimiz günahlardan arınmak, işleyeceklerimizden de korunmak için kalbimiz, dilimiz ve bütün varlığımızla yaptığımız kulluk görevidir. N AMAZıN Ö NEMI

27 Namaz geçmiş ümmetlere de farz kılınmış bir ibadettir. Dini bir görev olan namaz, imanın işareti, kalbin ışığı, ruhun kuvveti, bedenin koruyucusu ve sevgili Peygamberimizin ifadesiyle "Mü'minin mi'racıdır." Manevi bir yükselme ve mi'raç sırrına erme vesilesi olan namaz, insanı ruhen ve ahlâken yükselten onu Allah'a yaklaştıran bir ibadettir.

28

29


"NAMAZ. NAMAZ DİNİN DİREĞİDİR.. Namaz, kelime olarak dilimize Farsçadan geçmiştir. Arapçası “salat”tır. Salat; dua etmek, hayır duada bulunmak,ibadet." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları