Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

 Saussure, dil olgularını tümden “dil yetisi” olarak tanımlarken temel olarak “dil” ve “söz” olarak ikiye ayırır. Bu aslında birey ve toplumun dili arasında.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: " Saussure, dil olgularını tümden “dil yetisi” olarak tanımlarken temel olarak “dil” ve “söz” olarak ikiye ayırır. Bu aslında birey ve toplumun dili arasında."— Sunum transkripti:

1

2  Saussure, dil olgularını tümden “dil yetisi” olarak tanımlarken temel olarak “dil” ve “söz” olarak ikiye ayırır. Bu aslında birey ve toplumun dili arasında temel bir ayrımdır. (Vardar 1998)

3  Martin Heidegger, (1889— 1976) varoluşçuluğun önemli temsilcilerinden ve 20. yüzyılın en bilinen felsefecilerinden biridir. Heidegger, dili varoluş sorununun çözümlenmesi için önemli bir araç olarak görmüştür.

4  Bu konuda Üzer dilin öncelikle insanın kendini, sonra bütün nesneleri algılayıp anlamlandırabileceği gerçeklik olduğunu öne sürmektedir. Üzer’e göre dilin bu gerçekliği, insan gerçekliğine koşuttur ve örtüşür ve dil, insanın dünyası haline gelir. Ona göre “varlığın anlamına ilişkin soru, aslında dilin özüne ve anlamına yönelik soruyla aynı yolda ilerler.” Üzer bu noktada Heidegger’in “dil varlığın evidir” sözünü aktararak “varlık-anlam-dil” ilişkisine dikkat çeker. (Üzer 2010)

5  «Var olanların varlıklarına yönelik soru sorma yetisi”ni elinde bulunduran insan, hayatı iki farklı şekilde anlamlandırmaya çalışır. Heidegger’in ifadesiyle söylersek; insan, hayatı ve içerisindeki nesnelerle meydana gelen hadiseleri, ya var olmayı düşünerek otantik olma tarzında ya da var olmayı unutarak otantik olmama durumunda karşılar. Otantik olma, insanın kendi olanaklarının farkına vararak bilinçlilik düzeyinin sınırlarını keşfe yönelmesi ve varlığı kendi yapıp etmeleriyle yoklayarak anlamlandırmaya gayret etmesidir. Söz konusu farkındalığa yönelik gayret içerisinde en temel çıkış noktası “düşünme” ve “soru sorma” eylemidir. Dolayısıyla dil, var olanların iç yapısını ve özünü kavrayışta, en esaslı dayanak olarak belirir.»(Üzer 2010)

6  Bu makale "Die Sprache," adıyla Unterwegs zur Sprache (Pfullingen: Neske, 1959). İçerisinde yayınlanmıştır. Bizim alıntı yapmış olduğumuz eserde aktarıldığına göre Heidegger şu notu düşmüştür: "Bu seminer, 7 Ekim 1950 tarihinde Btihlerhohe’de Max Kommerell’in anısına düzenlenmiş ve 14 Şubat 1951 Stuttgart, Wtirttembergische Bibliotheksgesellschaft’da tekrarlanmıştır.”  Seminer notları derlenerek pek çok ayrı eserde yayınlanmıştır. Kullandığımız İngilizce versiyonu Albert Hofstadter tarafından çevrilmiştir.

7  Heidegger’in makalesinin özgün adı “Die Sprache” olarak anılmaktadır. Burada dikkat çeken ilk nokta İngilizce’deki Language ya da Türkçe’deki dil sözcüklerinin aksine Almanca’da bu sözcük konuşmak anlamına gelen Sprachen ile aynı kökeni paylaşmaktadır. Nitekim Heidegger girişini, bireyin ağzından tek bir cümle çıkmaksızın, hangi işle meşgul olursa olsun her daim konuştuğunu söyleyen ve insanı konuşan bir varlık olarak değerlendiren Humbolt’un sözleriyle yapmaktadır.

8  Heidegger’e göre bu metindeki amaç dil hakkında bir noktaya ulaşmak değil, nerede durduğumuzu ortaya koymaktır.  Bu çalışmada Heidegger, dil olgusuna olduğu gibi bakmak istediğini belirtir. «Dil ne şekilde dil olarak meydana gelir?» sorusunu sorar ve «Dilin konuştuğu» yanıtını verir.  Bu amacı gerçekleştirmek üzere, dilin bizim konuştuğumuz haline değil dilin kendi konuşmasına bakmayı hedeflemektedir. Heidegger’e göre Dil, dildir, konuşmadır ve dil konuşmaktadır.

9  Heidegger, konuşma ifadesinin ne anlama geldiğini öncelikle geleneksel tanımı ile ortaya koyar. Dili içsel duyguların duyulabilir olarak söze dökülmesi, bir insan etkinliği ve imge ve kavram olarak temsili biçiminde niteler.  Ancak Heidegger geleneksel kabul ve tanımların dilin dil olarak özünü açıklamakta yetersiz kaldığını belirtir.  Bu aşamada Heidegger, konuşmanın (dilin kendi konuştuğu durumların) nerede bulanabileceğini sorarak bunun yanıtını insanın gündelik yaşamda sıklıkla ortaya koyduğu deneyimlerden hareketle geçmişi konuşma alışkanlığı yerine saf konuşma olarak ele aldığı şiirde görmektedir.

10  A Winter Evening  Window with falling snow is arrayed,  Long tolls the vesper bell,  The house is provided well,  The table is for many laid.  Wandering ones, more than a few,  Come to the door on darksome courses.  Golden blooms the tree of graces  Drawing up the earth's cool dew.  Wanderer quiedy steps within;  Pain has turned the threshold to stone.  There lie, in limpid brightness shown,  Upon the table bread and wine.

11  Heidegger’in şiire dair analizi teker teker önce dörtlükleri ardından dizeleri ele almasıyla devam etmektedir.  Heidegger bu kısımda kendi felsefesini analize yansıtarak şiirin bir betimlemenin ötesinde bir yaratım olduğunu ve şiiri oluşturan dilin şiirdeki ögeleri yoktan (Das Nichts) var ettiğini (Das Sein) söylemektedir.

12  Heidegger’e göre Dil, sessizliğin çanı olarak konuşmaktadır. Sessizlik, dünya ve eşyanın varlıklarına devam etmeleri, katlanmaları ve dayanmaları sayesinde sessiz kalmaktadır. Dünya ve eşyanın devam sessizlik içerisinde devam etmesi farklılığın ortaya çıkmasıdır. Dil, dünya ve eşyanın ortaya çıkması ve oluşması biçiminde devam etmektedir.  Sessizliğin çanı insan kaynaklı değildir ancak insanın kendisi dilseldir.

13  Dil, konuşur. Dilin konuşması ise eşya ve dünyayı kendi özüne çevirir.  İnsan da konuşur. İnsanının konuşması dile yanıt vermesidir. Bu yanıtlama işitmektir. İnsan işitir çünkü sessizliğin emirlerini dinlemektedir.

14  Heidegger son olarak, burada dile yeni bir bakış açısı getirmediğini belirtir.  Ona göre bu noktada önemli olan dilin konuşması içerisinde yaşamayı öğrenmektir.  Bunu gerçekleştirebilmek için sürekli olarak yanıtlama becerimizi değerlendirmemiz gerektiğini söylemektedir.

15  Saussure’e göre dil, kavramları belirten bir göstergeler dizgesidir. (Saussure 2005:45)  Chomsky ise, bir dili her birinin sonlu sayıda öğeler kümesinden kurulu ve sonlu uzunlukta (sonlu ya da sonsuz) bir tümceler topluluğu olarak ele alır. Buna göre dil sonlu sayıda kuralla sonsuz sayıda tümce üretmeye yarayan bir düzenektir. Vardar (1999: 277) Vardar (2002:56)

16  Saussure’e göre, dil yetisi insanın, diğer canlılardan farklı bir biçimde evreni algılama biçimini türdeşleri ile paylaşmasını sağlayan, nedensiz ve uzlaşımsal kurallar dizgesi olan dili yaratmasına izin vermiştir. (Bkz. Saussure 2005)  Bloomfield’e göre dil, bir uyaran etkisinde kalan bir kimseye bir başkasına tepki verme olanağı sağlar. İnsanlar dil yoluyla becerilerini ayrı ayrı işler yapmak için paylaşabilir; insan toplumunun bütün etkinlikleri bu iş bölümü ile dile bağlanmıştır. Konuşan ve dinleyicinin fiziksel olarak oluşturduğu iki ayrı bütünlük - “iki sinir sistemi arasındaki boşluk” - ses dalgalarıyla yani dil yoluyla kapatılır. (Vardar 1999)

17  Chomsky’e göre insan beyni bir dil edinmeye planlanmıştır, “dil edinim mekanizması” (Language Acqusition Device) insanın girdileri ile karşılaştığı bir dili öğrenmesini mümkün kılar. (Huber 2008: 71)

18  Saussure’e göre dil, dil yetisinin hem toplumsal çıktısı hem de bireylerin bu yetilerini kullanabilmeleri için toplumca kabul edilen zorunlu uzlaşı bütünüdür. (Saussure 2005:17)  Saussure, dilin, konuşan kişinin bir işlevi olmadığını ve bireyin edilgen biçimde belleğine aktardığı bir ürün olduğunu söyler. (Vardar 1999:20)  Vardar’a göre her dil belirli bir topluluk içerisinde, o topluluğa ait uygarlık ve kültür doğrultusunda şekillenir ve işlevini bu çerçevede yerine getirir, buradan hareketle her dilin belli bir toplumu yansıttığı söylenebilir. Buna göre dil, toplum içerisinde işlev kazanan bir yapıdadır. ( Vardar 1998: 16)

19  “Söz” kavramından anlaşılan bir dili konuşanların, soyut dil dizgesini somut durumlarda yazılı ya da sözlü olarak kullanmalarıdır. (Huber 2008:71)  Saussure’e göre “söz” (parole) bireysel bir irade ve zeka edimidir. (Saussure 2005:44)  Chomsky ise benzer bir yaklaşımla “edinç” (competence) ve “edim” (performance) kavramlarını şu şekilde ayırır; insanların dil hakkında beyinlerinde geliştirdikleri bilgiye edinç denir, bu bilgiyi somut iletişim durumlarında kullanmasına ise edim denir. ( Huber 2008:73)

20  “Chomsky ve Saussure’ün ayrıldığı nokta dilbilimin inceleme nesnesini ele alma biçiminde yatar, Saussure’deki var olan dil kullanımlarından, sözlerden oluşan bütünce yerine Chomsky’nin yaklaşımında, dil edinci kusursuz olan “ülküsel konuşan / dinleyici” (ideal speaker / hearer) bulunur ve bu hayali birey bir dilin imkânları içerisinde üretilebilecek bütün doğru tümceleri oluşturabilir ve anlayabilir. Chomsky’e göre tümüyle uygun bir dilbilgisi, sonsuz tümceler topluluğu içerisinde her bir tümce için, o tümceyi ülküsel konuşan / dinleyicinin nasıl anladığını gösteren bir yapısal betimleme oluşturmalıdır.  (Vardar1999:279)

21  Bugün gerçekleştirilen sunumların ardından geldiğimiz noktada, dilin ve bireyin ilişkisini ele alırken, Heidegger’in dilin konuştuğu ifadesinden de hareketle bu iki sunumu birleştirmek istediğim bir nokta bulunmakta.  Babil Kütüphanesi

22  Babil Kütüphanesi, bugün «An Investigation of the Word» adlı denemesini sizlere kısaca sunduğum Jorge Luis Borges’e ait bir kısa öykü. Bu öykü yazılmış ve yazılacak bütün kitapları raflarında barındıran bir kütüphane içerisinde sayısız kütüphaneciden birinin ağzından yazılmış. Öyküye göre altıgen yapılı odacıklardan oluşan bu Kütüphane’deki kitaplar 22 harf, boşluk, virgül ve nokta yardımıyla yazılabilecek her türlü metni içermektedir. Ancak ortaya çıkan rakamın büyüklüğü sebebiyle anlam sahibi herhangi bir metinle karşılaşmak neredeyse imkansızdır.

23  Babil Kütüphane’sinde yer alan sayfa sayısı  10^5000  Gözlenebilir evrende bulunan atomların sayısı 10^80

24  Bu kütüphanede, doğumunuza ya da ölümünüze dair detaylar eksiksiz biçimde yer almakta.  Söylediğiniz ve söyleyeceğiniz her şey yine bu kütüphanenin sayfaları arasında bulunuyor.  Ancak Heidegger’in de bize düşündürdüğü önemli bir nokta var; bu sözler orada var evet ama pek çoğu henüz söylenmedi bunu da yapacak olan dili kullanan biz insanlarız.  Sayfa 8 Volume 14 on Shelf 1 of Wall 3 of Hexagon: 0mvuc75efusd94q8krtx4s7ula782hj9w1g6oyk78ccetcrxn0voyuqscp6sodrqes1kjpf6s0mtuw53mtpsrs4vgbe70u4jgjmzrdyxh5rgbdyytilw9jqpi0alvwi5xdtvaetovhr7b987lpp96v1vi20iw1yhbv52lc99msv16rhv72zela2wknuxwfbbme86tjgudk7nip7063t8nbgy6v0jtdxwuwiin12o1cuwpag45daom107o1fy13erwhmi7b2n2hft64y8gazrhnfb86z35vw6i3xt1uwcypo27812a6rk9te4sktr0r8vx6ek3bujzex6f3nba4qwkuiojg1gcj9wdbsmlo9rztagf7znwv77cocbia53imzf3f147fnix6shbu0pvu4ficz67yoso57693zxnzqgdn2z3gn2yw4uz09sfg5s65vs9lzoqvaazd5wuvzozahzf7vc5f31zo0hmzczhfrosly9gnimykxg37yf83o5imhddryx2gx3qyoy5ftfzeknrb6iyqfzy88u8kaptamoec4ts3usy1svjrjo3ny480qkgga4sjg3nqbnobfgigm8rcdyrwr5q58xgt7yljiiqs5x10 b5yksj6gilbbf2zu6hs4pszv74hznnuh09v9l68fp38kagwl386g72ohpoobwalrd1aglkkjr5il376zt3xahk7q81923sbfwyzztbyf44ewyvblubdyzfip4d7p38no9cx4rojfc6wgvlw1wc0pj6ehpx6iri4o9uppi3cy79fvod84g4d5191fiqm2tw2z8khohi15ezzppgstl0yvc9ywm93elzo1dhkkvn2j48l7f0duofvn87utni55gapmn8if2l6s27n2vqh7v5lobgbcrxtc9g05dpa4c6ejwa5jfjqzjgypqx99uvqdnf1netnq1ervcanmd6eo3jknsion7mog9ldfo0y1vm7obdvr0esx8umx6lxiikktk0cew2gxm33k0i5zh9vxiwwb55slaxqxqz34shx1gocx8202hsl9f4m7mq8gliwr978hj91j7wd3tzh3xjn3gc0xzbvnr535xhdas8eg9gyblbjm0mtdundxlwa1247fzhobnsfa6zaevlgz11bb5fjj0srwvyqtplmq1159qeonrz96w1zaa2rneyliuowm7srpodz186071fjkech4vt3r3jnajjjqqnc1v7m852iv4lc4j6tp ek8gnnj82e2naxn0h6njqq3zcfg4oleozu1fgjrpr4fpf1k82wehbdu6l7418wgoznpq0hmrdvyzujcr0i8dzavjeni46e8k7uolk4xx0twjfz51to71wbnuk67jjakauxp9jffo5b7nhb6069df1wgctkom5v5cq9p30lcm1e2t75mctpuofnaa1h1tdk7926vvf5frb3rc5s5irhbcc4ceskcinw09vox0ek6y8yrxf0l6g72v9p32rln71nepbisphlrl5jupkz6x57h7p9l9wrvu8fn4rsikl1uv3u0vzw0o7s5wefdzpfsxzrsmc70bg1pk63yu808l1kxjtatsamse4uaxi9y7ky2v4qa9fk1390zeetaee6b1qz2ff6b8wyro8qylh4lkyzfzq9rnpq99v59zhl6yho6rq1i43pxo4guzf70jkbclbcht84m38a kjwwuzb62e12q9fuscnjtdcp97x8nw8nmv42tyusrymhurvt2kh0xefou4404udzguwdqhzhx0xoca44roeh8rvr3u5qo7xwr6n9j74utdooz8td1bb2un7cwh6g7ogyw8kc2ji2p09wt0g72tff3yvoj8aukb 5zweqdik5atkmfuvfkjf4vqni6powv60af6o7yf5n7lp7bfm0j7l18pjqnfkywvo8ik6encxf36b9mp700e8ikr0q7n89lc2kkdrj3w3ro2tpmr7kt6to8he9creyrj4zowiyu6ata6thv1vk98xec1xklvgwmg49fgx70kf4x75l2uw14mxmpyaty5umv89avqeyothyt73p20dkxdj1nr5hx22ytacvqhs5of0zsb2j3zipnd3mvnq0hldtwzuvmmvnoi9yc3w8v9xknzt76ffapxv15md83k7od6dw2wwkhjqn3q76mne97c2fu8az8vvwld6pxt0fv3cz292bysfo71d2higsg971tx5id3014i3h45b6v51963zp9gbpuhk5qktgibkxmgjgy9u5wa5cysw9cv5fgnycdn96eej5plalumfudjkt6yq7oclp75njqhoc5l97ketk553up3fdgb30t09cloiqanpmhpa28hxggmo5wcxcyfvvi9ojiq5wtwx13sxv58g2vbdqbkzbb5m5zbqv1l64xujf58akys4r7xl92ssqezku7voxfykbruxd54iezglo0b8gq094xte5l9nocalu opt0z1apdsstlmw40xmdffsldzk5vwrdrlb5chxzm2zy3jvte699xrv90xu73wn97qdlorbfuncat8j1ajvz8xuiz59vbt89tb2v3104nlo46vopm601sx0tejwdockn6ypcrsr546snlbeskb6pdo7opry400iomjb3pj1g60n2ds6y55as3df8xuz78lwrhmob9ekjgtfo7f51p183fh55wp51a1gmpx35uzledrte03hzxl3qc9zhcx9gh1vmpoyndgifye3mqanq1uqkj9omev8n8sbnsfd1s6l9wx2yrdizwmvzgwsps4kcxf8cpmtnqe9od11kqv35tblgs0igwv6g6yik8808vl4y5in3vobqbkuudqlj529v9xuihh4mv8ajb4kmzepkq2op95ne3z421rm7bq2oyvmcv18y8fsn127pd3yomkpe5bm4vukc06rtqcmk8bjtpi92n6k0p3ipmnui65ar2hxa2oqs4g8xyfkgxuqe9s0zr6t72r35co0jvqdz9bo0i0ye3ef6951shh7nsuxl3xwfbxw01omnrbfgpj2cr4o7wgjkzgz78e01r7oqsimj53at6fdorthurxzxv0w91 1ddhkqpnupf3gt25qrf7fouqeccue12yvkejl0ydwsnesmb2fsyx1flkoodu2fw9pp2xktm1d4qx0xbzgcbw5ep2h8s9ktewymotpwsll1pppcp83eitiref43re0x49blwb2q4w59tadokur4t8v1qtakkrqkk2fu

25  TEŞEKKÜRLER

26

27  Vardar, B. (1998). Dilbilimin temel kavram ve ilkeleri. İstanbul: Multilingual.  Üzer, İ. (2010).“Varlığımız Dilimizdir Dilimiz Evimiz Ya Da Sanal Dünyadan Evimize Sızanlar”, Dil ve Edebiyat,S.13, Ocak, (s )  Saussure, F. (2005)Genel Dilbilim Dersleri. İstanbul: Multilingual.  Vardar, B. (1999) XX. Yüzyil Dilbilimi: Kuramcılardan Seçmeler. İstanbul: Multilingual.  Vardar, B. (2002) Açıklamalı Dilbilim Terimleri Sözlüğü, 1. Baskı. ed. İstanbul: Multilingual.  Huber, E. (2008) Dilbilime Giriş. İstanbul: Multilingual.  Piantadosi, S. (2015). Zipf’s word frequency law in natural language: A critical review and future directions. Psychonomic Bulletin & Review Psychon Bull Rev, Erişim ; 21 Ekim 2015,  Erişim 14 Ekim Çarşamba 13:42  libraryofbabel.info


" Saussure, dil olgularını tümden “dil yetisi” olarak tanımlarken temel olarak “dil” ve “söz” olarak ikiye ayırır. Bu aslında birey ve toplumun dili arasında." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları