Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ÖZERKLİK VE YEREL ÖZERKLİK KAVRAMLARI

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ÖZERKLİK VE YEREL ÖZERKLİK KAVRAMLARI"— Sunum transkripti:

1 ÖZERKLİK VE YEREL ÖZERKLİK KAVRAMLARI

2

3 Özerlik Nedir ? Özerklik: Kelime anlamı itibarı ile yönetim açısından dış baskı ve denetimden bağımsız olma durumunu anlatır. Özerklik: Bir yerel topluluğun yerel nitelikte olan işlerini kendi başına organları eli ile görebilmesi ve buna olanak verecek kaynaklara sahip olabilmesidir.  Özerklik: Kanunlarla belirlenen sınırlar içinde kalmak koşulu ile, bu idarelerin kendi icraatlarına hakim olacak kuralları kendi seçilmiş organları aracılığı ile koyabilme hak ve yetkisine sahip olmalarıdır.

4 Yerel özerklik kavramı Avrupa yerel yönetimler Özerklik Şartı 3
Yerel özerklik kavramı Avrupa yerel yönetimler Özerklik Şartı 3. maddesinin 1. fıkrasında açıklanmıştır. Buna göre, yerel makamların , kanunlarla belirlenen sınırlar çerçevesinde, kamu işlerinin önemli bir bölümünü kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme hak ve yetkisine sahip olmalarıdır. Şartın tanıdığı yerel özerklik ilkesi, yerel yönetimlere kendi temel kurallarını koyabilme, kendi işlerini istedikleri gibi yürütebilme, merkezi yönetimin yerel işlere karışmasını önleyebilme, kendi yerel kaynaklarını yaratabilme ve yerel topluluk üyelerinin genel refahı ve mutluluğuna katkıda bulunabilme hak ve yetkisini sağlamaktadır .

5

6 Yerel Özerkliğin Gereklilik Nedenleri
Merkezden yönetim kamu hizmetlerinin üretilmesinde yoğun bürokrasi nedeniyle gecikmeye neden olması. Yerel halkın ihtiyaçlarının tam olarak tespit edilememesi. Yapılanların yerel halkın tercihlerine ve önceliklerine uygun düşmemesi Kamu kaynaklarının israf olarak kullanılması Merkezi yönetimin taşra teşkilatında görev yapan memurlara fazla inisiyatif tanımaması.

7 Yerel Özerkliğin Koşulları
      -Yerel yönetimler karar alırken, üst makamların ön iznine veya onayına bağlı kalmadan hareket edebiliyorlarsa,       -Yerel yönetimlerin personeli merkezi yönetimin etkisinden uzak kalıyorlarsa, merkezi yönetimin yerel yönetimlerin personelini azletmek veya isteğine göre atamak yetkisi yoksa;       -Yerel yönetim organları seçimle işbaşına geliyorlarsa;       -Yerel yönetimler, yetki ve görevlerini gereği gibi yerine getirebilmek için yeterli parasal olanaklara sahip iseler yerel özerklikten söz etmemiz mümkün olur. 

8 Yeni Düzenlemelerin Yerel Özerklik Adına Getirdikleri
5393 sayılı Belediye Kanunun Yerel Özerkliğe Yaklaşımı 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun Yerel Özerkliğe Yaklaşımı 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun Yerel Özerkliğe Yaklaşımı

9 5393 sayılı Belediye Kanunun Yerel Özerkliğe Yaklaşımı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının yerel yönetimleri düzenleyen 127. maddesinde yerel özerklik ibaresi yer almamaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında yer alan “yerinden yönetim” ibaresi “Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir” şeklinde kullanılmıştır sayılı Belediye Yasası, belediyeyi tanımlarken özerklik kelimesini kullanmakta, idari ve mali özerkliğe vurgu yapmaktadır sayılı yeni Belediye Kanununa göre belediye: “Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi”dir. Yerel özerklik açısından ele alınabilecek bir konu da belediyelerin karar organlarından biri olan Belediye Encümeninin oluşumudur. Encümen, bilindiği gibi karma bir yapıya sahiptir ve atanmışlarla seçilmişlerden oluşmaktadır. Benzer durumun yeni Kanunda da devam ettiği görülmektedir. Bu durum Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı hükümleri ile çelişmektedir. Yerel yönetimlerin karar organlarının seçimle iş başına gelmiş olması bu kuruluşlara demokratik ve özerk kuruluşlar niteliğini kazandırmaktadır. Belediye Encümenlerinin bu karma yapısının değiştirilerek sadece seçilmiş üyelerden oluşması özerklik açısından daha yararlı olacaktır.

10 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun Yerel Özerkliğe Yaklaşımı
Büyükşehir Belediyesi Kanunu Büyükşehir belediyesi tanımını yaparken; en az üç ilçe veya ilk kademe belediyesini kapsayan, bu belediyeler arasında koordinasyonu sağlayan; kanunlarla verilen görev ve sorumlulukları yerine getiren, yetkileri kullanan; idarî ve malî özerkliğe sahip ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişisi olarak tanımlamaktadır. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına uygun bir şekilde ve 3030 sayılı eski Büyükşehir Belediyesi Kanunundan farklı olarak idari ve mali özerkliğe vurgu yapmakta ve yasal hükme bağlamaktadır. Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyelerin görev, yetki ve sorumluluklarını 5216 Sayılı Yasa liste usulü ile saymıştır. Büyükşehir belediyesinin imar denetim yetkisi adeta hiyerarşik bir yetkiye dönüşmüştür. Büyükşehir belediyesi, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin imar uygulamalarını denetlemeye yetkilidir. Denetim sonucunda belirlenen eksiklik ve aykırılıkların giderilmesi için ilgili belediyeye üç ayı geçmemek üzere süre verilir. Bu süre içinde eksiklik ve aykırılıklar giderilmediği takdirde, büyükşehir belediyesi eksiklik ve aykırılıkları gidermeye yetkilidir. Büyükşehir belediyelerinin, kurulma amaçlarına uygun olarak, yörenin ortak ve yerel ihtiyaçlarını gidermek için bazı görevleri doğrudan üstlendiği; ilk kademe ve ilçe belediyelerinin yürüttüğü görevlerle ilgili olarak da koordinasyonu sağlamak amacıyla birtakım tasarruflarda bulunduğu görülmektedir. Ancak ilçe ve ilk kademe belediyeleri üzerinde kurulan böylesi bir vesayet ilişkisi, Derdiman’ın da belirttiği gibi ilçe belediyelerinin kamu tüzel kişisi olarak özerklik sınırlarını ciddi bir biçimde daraltmaktadır. Öyle ki aralarındaki ilişki vesayetten öte hiyerarşik ilişkiyi çağrıştırmaktadır. Bu da 5216 sayılı Yasanın önemli eksiklerinden birini oluşturmaktadır. Büyükşehir belediye yönetiminin asıl karar organı olan Büyükşehir belediye meclisi ilçe belediye başkanları ve ilçe belediye meclisi üyelerinin içinden seçilen üyelerden oluşmaktadır. Bir yerel yönetim birimi olarak Büyükşehir belediye meclisinin üyelerinin doğrudan halk tarafından seçilmemesi Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir.

11 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun Yerel Özerkliğe Yaklaşımı
Kanun İl özel idaresini, il halkının mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi olarak tanımlamaktadır. Yasada il özel idarelerinin idari ve mali özerklikleri hüküm altına alınmakta ve özerklik kapsamı belirlenmektedir. İl özel idarelerinin organları il genel meclisi, il encümeni ve validir. Ancak, 5302 sayılı Kanun valiyi il genel meclisi doğal başkanı olmaktan çıkarmış, bununla birlikte, ayrı olarak öngördüğü il genel meclis başkanını da bir organ olarak görmemiştir sayılı kanun il özel idarelerinin tüm faaliyetlerini yürütmek için sekreterya hizmetleri de dahil organların kararlarının uygulanması için gerekli takipleri yapmak üzere il genel idaresinden ayrı bir il özel idare teşkilatı kurmuştur. il özel idaresi teşkilatının; genel sekreterlik, mali işler, sağlık, tarım, imar, insan kaynakları, hukuk işleri birimlerinden oluşacağını ve ilin nüfusu, fiziki ve coğrafi yapısı, ekonomik, sosyal kültürel özellikleri ile gelişme potansiyeli dikkate alınarak norm kadro sistemine ve ihtiyaca göre oluşturulacak diğer birimlerin kurulması, kaldırılması veya birleştirilmesinin il genel meclisinin kararıyla olacağını hükme bağlamıştır.

12 YEREL ÖZELLİĞİN KAPSAMI 1.İdari Özerklik
İdari özerklik kısaca;yerel yönetimlerin kendi seçilmiş organlarıyla,merkezi yönetimin müdahalesi olmaksızın serbestçe karar alıp uygulayabilmesidir. Bu tanımdan anlaşıldığı üzere,idari özerkliğin iki önemli koşulu vardır. Bunlardan biri,yerel yönetim organlarının seçimle iş başına gelmesi;diğeri ise,bu organların serbestçe karar verip uygulayabilmesidir. Yerel yönetim organlarının merkezi yönetim tarafından atama yoluyla mı, yoksa seçimler yoluyla mı ,işbaşına geldiği idari özerkliğin önemli göstergelerinden biridir. Atama yoluyla işbaşına gelmesi ve merkezi yönetim tarafından görevden alınması,yerel yönetim organlarını,merkezi yönetimin güdümüne sokar ki bu,özerkliğe yönelmiş önemli bir tehtid oluşturur. Demokratik ülkelerde,yerel idare organlarının seçimle işbaşına gelmesi,yerinden yönetim sisteminin temel ilkesi olarak kabul edilse de,özellikle gelişmekte olan ülkelerde veya demokrasinin yerleşik olmadığı ülkelerde,organların seçimle ya da ,yargı kararıyla işbaşına gelmesi yeterli olmamaktadır.

13 Zira, merkezi yönetim yerel yönetimin organlarını görevden almak veya istediğine göre atamak yetkisine sahip bulunursa,yerel yönetimler merkezi yönetimin bir türlü yetki genişliğine sahip yürütme organı durumuna düşer. İdari özerkliğin bir diğer önemli koşulu ise,serbestçe karar alabilme ve uygulayabilmedir. İdari özerkliğin koşulları arasına halk katılımını da eklemek gerekir;Çünkü yerel yönetimlerin kendi kendilerine yönetilmelerinin altında,seçilmiş organların serbestçe karar alıp uygulama gereğinin yanında,halkın yönetimine katılımıda yatar. İdari özerklik,denetimle yakından ilgili kavramdır.Yerel Yönetimler üzerinde merkezi yönetimin uyguladığı vesayetin amacı,hukuka uygunluk ve yurt çapına hizmetleri eşit oranda yaymak için koordinasyonu sağlamaktır. Merkezi yönetim karşısında yerel yönetimlerin sahip olduğu hak ve yetkilerin miktarı,yerel yönetimlerin idari açıdan özerkliğini belirler.Merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında 3 farklı ilişki modelinden bahsedilebilir.Bunlardan birisi, ”Nispi özerklik”bu modelde,yerel yönetimlere özerklik verilmekle birlikte,merkezi yönetim gerçeği de kabul edilir.Yerel yönetimlere,belli bir çerçeve içinde hareket etmesine izin verilir.Yerel yönetimler merkezi yönetimle aynı politikaları takip edebileceği gibi farklı politikalarda takip edebilir.Gelirlerinin çoğunu öz gelirleri oluşturur. ”Ajans modeli”nde ise;yerel yönetimler merkezi yönetimin politikalarını uygular.Gelirlerinin çoğunu merkezi yönetimin yardımları oluşturur. ”Etkileşim modeli”nde ise;yönetim ilişkileri ise karmaşık bir yapı arz eder.Merkezi yönetim ve yerel yönetimlerde sorunlar,karşılıklı iletişim ile çözümlendiği için görev alanlarını birbirinden ayırmak zordur.

14 2.Mali Özerklik Mali özerklik;Yerel yönetimlerin,merkezi yönetime muhtaç olmadan,kendilerine verilen görev ve sorumluluklarını yerine getirebilecek kadar,serbestçe harcayabilecekleri yeterli gelir kaynaklarına sahip olmasıdır. Yerel yönetimlerde etkinlik,sosyal adalet ve tarafsızlık,bu idarelerin görevlerini yerine getirebilecek düzeyde gelir kaynaklarına sahip kılınması ile sağlanabilir. Mali kaynak yetersizliği,yerel yönetimlerin bazı girişimlerinin devlet tarafından engellenmesine veya yaşatılmasına hatta durdurulmasına yarayan bir araç olabilmektedir. Merkezi yönetim ile yerel yönetim arasında mali kaynakların bölüşümünde,uygulamada şu yöntemlerden bahsedilebilir: - Yerel yönetimlere sınırsız yetki verilmesi - Merkezi yönetim tarafından toplanan vergilerin bazılarından pay verilmesi - Munzam kesir ve munzam vergi yoluyla gelir sağlama - Merkezi yönetim tarafından toplanan vergilerden bazılarının yerel yönetimlere devredilmesi

15 Mali kaynakların çoğunluğunun;yerel yönetimlerin özgürce,kapsam,vergi matrahı ve oranlarını belirleyebildikleri ve toplayabildikleri kaynaklar olarak ifade edilebilecek olan öz gelirlerden oluşması,mali özerkliğin en temel koşulu olarak kabul edilir. Özgelirlere örnek olarak;yerel vergi gelirleri(ticari etkinliklerden alınan vergi,emlak vergisi gibi)şerefiyeler, harcamalara katılma payları ve harçlar verilebilir. Mali özerkliğin diğer bir koşulu yerel vergi,harç ve hizmet karşılıkları gibi gelirlerden oluşan özgelirlerin oranlarını belirleyebilmedir.Yerel yönetimlerin özerkliklerini gerçekleştirmenin,merkezi yönetimin aşırı baskısından ve denetiminden kurtarmanın vazgeçilmez bir koşuludur;çünkü yerel yönetimlerin zaman içinde artan ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri ancak aynı paralelde gelirlerinin artmasıyla mümkün olabilir. Mali özerkliğin diğer koşulu;bahsedilen gelirlerin yanında,belli bir şart koşmadan ulusal gelirden pay verilmesi ve yardım yapılmasıdır.Diğer gelirlerine rağmen,yurt çapında yerel yönetimler arasında eşitliği sağlamak için yardım yapılması gereklidir. Yerel yönetimlerde mali özerkliğin sağlanması için,mali kaynakların;daha ziyade yerel gelirden karşılanması,bu gelirlerin oranlarının belirlenmesi ve şartsız olarak yardım yapılması,yerel yönetimlerin önemli koşulları olmakla birlikte yeterli degildir. Sonuç olarak yerel yönetimleri merkezin baskısından uzaklaştırmada ve yerel özerkliği sağlamada mali özerklik oldukça önemli bir etkiye sahiptir.

16 Sonuç Özerklik elbette yerel yönetimlerin tabiatında olan ve yerel yönetimleri geliştiren bir faktördür.Ancak, özerkliği bağımsızlık olarak degerlendirmek veya amacının dışında kullanmak büyük bir hatadır.Özerklik, amacının dışında kullanılırsa, kendinden beklenen yararlar sağlanamaz ve tam tersine sonuçlar verir.O halde, özerk kurumlarda denetim; bu tehlikelerin önüne geçmek, kamu hizmetlerinde birliği, bütünlüğü sağlamak ve hizmetleri sürekli kılmak için, önemli bir temel şart olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm bunlardan anlaşıldığı üzere, özerklik denetimin bir arada yürümesi temel prensiptir. Bu bağlamda, temel problem, özerklik ve denetim dengesinin nerede oluşacağıdır. Dengenin oluşacağı yer genel anlamda, özerkliği tehdit etmeyecek noktaya kadar denetim ve kamu menfaati, yasalar dışına çıkmayacak noktaya kadar özerlik şeklinde formüle ederek cevap verebiliriz. Ülkemizde ise, idari vesayet,merkezi yönetim tarafından siyasi bir baskı aracı olarak kullanılmış, siyasal nüfuz ve etkilere sürekli açık tutulmuştur.Hatta, idari vesayet uygulamaları, genişleyerek adeta hiyerarşik bir denetime dönüşmüş, birçok merkezi yönetim birimi , yasal boşluklardan yararlanarak , yerel yönetimleri, tıpkı kendi yönetimlerinin bir kademesi gibi, denetleme yoluna gidebilmiştir. Özerklik koşullarının hemen hiç birisinin, ülkemizde tam olarak uygulanmadığı görülmektedir.

17 Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve Türkiye

18

19 Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı
Avrupa Konseyi bünyesinde 15 Ekim 1985 tarihinde imzaya açılan ve Türkiye tarafından da 21 Kasım 1988'de imzalanan Şart, giderek artan görev ve sorumlulukların karşılanması için yerel yönetimlere esneklik tanınması, yerel yönetimlere görevlerini en iyi şekilde gerçekleştirecek yönetim yapısını sağlanması ve yerel yönetimleri merkez müdahalesinden korunmasını amaçlamaktadır. Yerindenlik ilkesinin kavram olarak kullanılması ve yaygınlaşarak yerellik ilkesinin yerini alması da Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ile olmuştur.

20 Şart 3 ana bölümden oluşmaktadır:
Birinci bölümde, özerk yerel yönetim kurumunun yer alması gereken anayasal ve yasal zeminden söz edilmektedir. . İkinci bölümde, muhtelif hükümler başlığı altında, şart’ı onaylayan ülkelerin yükümlülükleri, şartın kapsayacağı makamlar ve her akit tarafın şartın hükümlerine uygunluk sağlamak amacıyla mevzuatında yaptığı değişiklik ve aldığı önlemler konusunda Avrupa Konseyi’ne bilgi vermesi zorunluluğunu içermektedir. Üçüncü bölümde ise, şartın yürürlüğe girmesi ve uygulanması ile ilgili kurallar yer almaktadır

21 Şart’ın ana konularını oluşturan 1
Şart’ın ana konularını oluşturan 1. Bölümde, özerk yerel yönetimlerin anayasal ve hukuki dayanağı (madde 2), özerk yerel yönetim kavramı (madde 3 / 1, 2), özerk yerel yönetimin kapsamı (madde 4 / 1, 2, 3, 4, 5, 6), yerel yönetim sınırlarının korunması (madde 5), Yerel makamların görevleri için gereken uygun idari örgütlenme ve kaynaklar (madde 6 / 1, 2), Yerel düzeydeki sorumlulukların kullanılma koşulları (madde 7 / 1, 2, 3), Yerel makamların faaliyetlerinin İdari denetimi ( Madde 8 / 1, 2, 3) Yerel makamların mali kaynakları (madde 9 / 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8), Yerel makamların birlik kurma ve birliklere katılma hakkı (madde 10 / 1, 2, 3),özerk yerel yönetimlerin yasal korunması (madde 11) düzenlenmiştir.

22

23 Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Karşısında Türkiye’nin Tutumu
Türkiye, şartı imzalamadan önce anayasası ve yerel yönetimlerini düzenleyen yasalar arasında temelde çelişkili noktalar olup olmadığını ve mevzuat ile şart arasında bir çelişkinin ortaya çıkıp çıkmadığını ortaya koymaya çalışmıştır. Türkiye, şart’ın 12. maddesinin 1. fıkrası uyarınca aşağıdaki madde ve paragrafları kabul etmiştir. (Resmi Gazete, 21 Mayıs 1991, Sayı:20877) Bu madde ve paragraflar : 2. Madde, 3. Maddenin 1. ve 2. paragrafları, 4. Maddenin 1., 2., 3., 4. ve 5. paragrafları, 5. Madde 6. Maddenin 2. paragrafı 7. Maddenin 1. ve 2. paragrafları, 8. Maddenin 1. ve 2. paragrafları, 9. Maddenin 1., 2. ve 3. paragrafları, 10. Maddenin 1. Paragrafıdır

24 Türkiye’nin çekince koyduğu madde ve paragraflar ise sırasıyla şu şekildedir:
Yerel makamları doğrudan ilgilendirilen planlama ve karar süreçlerinde kendilerine danışılması (Madde 4, Paragraf 6) Yerel yönetimlerin iç örgütlenmelerin kendilerince belirlenmesi (Madde 6, Paragraf 1) Yerel olarak seçilmiş kişilerin görevleriyle bağdaşmayacak işlev ve faaliyetlerinin kanun ve temel hukuk ilkelerine göre belirlenmesi(Madde 7, Paragraf 3), Vesayet denetimine ancak, vesayetle korunmak istenen yararlarla orantılı olması durumunda izin verilmesi (Madde 8, Paragraf 3) Yerel yönetimlere kaynak sağlanmasında hizmet maliyetlerindeki artışların mümkün olduğunca hesaba katılması (Madde 9, Paragraf 4) Yeniden dağıtılacak mali kaynakların yerel makamlara tahsisinin nasıl yapılacağı konusunda, yerel yönetimlere önceden danışılması (Madde 9, Paragraf 6) Yapılacak mali yardımların, yerel yönetimlerin kendi politikalarını uygulama konusundaki temel özgürlüklerini mümkün olduğu ölçüde ortadan kaldırmaması (Madde 9, Paragraf 7) Yerel yönetimlerin haklarını savunabilmeleri için uluslararası yerel yönetim birimleriyle işbirliği yapabilmeleri, uluslararası birliklere katılabilmeleri (Madde 10, Paragraf 2 ve 3), Yerel yönetimlerin iç hukukta kendilerine tanınmış olan yetkileri serbestçe savunabilmek için yargı yoluna başvurabilmeleri (madde 11)

25

26 Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, anayasa tartışmaları, yerel demokrasi ve özerklik meselesi bağlamında gündeme gelmiş; genel seçimler öncesi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Hakkâri’deki konuşması sırasında, “Türkiye’nin, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı imzalamasına rağmen birçok maddeye koyduğu çekinceleri kaldıracağız” ifadesi ile yeniden tartışma konusu olmuştur.

27

28 Batıdaki Özerklik Modelleri
İSPANYA MODELİ FRANSA MODELİ Bazı kesimlerce Türkiye için önerilen bir diğer yerel özerklik modeli İspanya’daki özerklikler devletidir. İspanya Anayasası İspanya’yı bir üniter devlet olarak tanımlamaktadır, ancak devlet özerk bölge yönetimleri sebebiyle federal bir sisteme benzemektedir tarihli İspanyol Anayasası’nın 2.maddesi, “Anayasa, İspanyol ulusunun parçalanmaz birliğine, bütün İspanyolların ortak yurdunun bölünmezliğine dayanır; ulusu oluşturan milliyetlerin ve bölgelerin özerklik hakkını ve kendi aralarında dayanışmasını tanır ve güvence altına alır” demektedir. Anayasa “ulusal egemenliğin” İspanyol halkına ait olduğunu da belirtmektedir. Dolayısıyla İspanyol Anayasası ulusal birlik ve ulusal egemenlik ilkesiyle birlikte “ortak ve bölünmez yurt” ilkesine yer vermekte ancak, ulusal bütünlük vurgusu içinde “milliyetlerin” ve “bölgelerin” özerklik hakkını tanımaktadır. Böylece tarihi, kültürel ve sosyal koşulların oluşturduğu 17 bölge özerk olarak konumlanmıştır. Fransa, 1982 yılına gelinceye kadar katı merkeziyetçi bir yapıya sahipken, 1982 reformları ile yerel yönetimler merkezi yönetim karşısında güçlendirilmiştir. Ayrıca, 2003 yılında Anayasa’nın 1. maddesinde üniter devlet yapısına eklenen desantralizasyon tanımı ile bu sürecin yasal dayanağı da sağlanmıştır. 1982’ye kadar kendisine verilen görevleri yerine getiren bir kamu kurumu niteliğinde olan ‘bölge’, 1982 reformu ile bir yerel yönetim birimi haline getirilmiştir. Bu tarihten itibaren Fransa’da yerel yönetimler üçlü bir yapıya sahip olmuştur: ‘Belediyeler’, ‘iller’ ve ‘bölgeler’. İller ve bölgeler hem merkezi idarenin taşra teşkilatının örgütlendiği hem de yerel yönetim birimine sahip olarak birimlerdir

29 Türkiye için hangi model?
Türkiye için en uygun model Fransa modeli olarak görünmektedir. Fransa, üniter devlet ilkesinden vazgeçmeden demokratikleşme ve yerel yönetimleri güçlendirmek adına aşamalı bir şekilde adem-i merkeziyetçiliğe geçmeyi başarmıştır. Günümüzde Türkiye ile Fransa yerel yönetimleri arasındaki farklılıklara bakıldığında, Türkiye’de il genel meclisi kararları valinin onayı ile kesinlik kazanmasına rağmen Fransa’da kararlar, onaya gerek olmadan yürürlüğe girmektedir; Türkiye’de belediye başkanı doğrudan halk tarafından seçilirken Fransa’da belediye başkanı meclis tarafından kendi içinden seçilmektedir; Fransa belediyeleri, nüfus dikkate alınmadan büyük ve küçük belediyeleri içine almakta, oysa Türkiye’de belediye kurulabilmesi için nüfusun 2000’i geçmesi gerekmektedir; Türkiye’de yerel yönetim birimlerinden biri olan köy yerel yönetimi Fransa’da bulunmamaktadır, Fransa’da belediye sayısının çokluğu da bundan kaynaklanmaktadır; Fransa’da bir yerel yönetim birimi olan bölge yerel yönetimi Türkiye’de yerel yönetim birimleri arasında sayılmamaktadır. 

30 SONUÇ Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik şartı’na uygun olarak yapılacak yeni yasal düzenlemeler yerel yönetimlerimizin daha demokratik bir yapıya kavuşması için bir zorunluluktur. Türkiye yukarıda da ifade ettiğimiz gibi şart’ın çekince koyduğu bazı madde ve paragraflarındaki yükümlülükleri zaten yerine getirmektedir. Bununla birlikte, yerel yönetimlerimizin daha demokratik bir yapıya kavuşturulması, yerel demokrasimizin gelişmesi için de bir zorunluluk teşkil etmektedir.

31 HAZIRLAYANLAR  Yasin Aksu Ceren Okuyucu


"ÖZERKLİK VE YEREL ÖZERKLİK KAVRAMLARI" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları