VE AHLAK BİLGİSİ 6.SINIF 5.ÜNİTE

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
Hüsn-ü Zan Su-i Zan.
Advertisements

İSLAM DİNİNİN SAKINMAMIZI İSTEDİĞİ DAVRANIŞLAR
6. SINIF 4. ÜNİTE KÖTÜ DAVRANIŞLARDAN KAÇINALIM HAZIRLAYAN: YASİN YAKAR HASANCALI İLKÖĞRETİM OKULU DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMENİ.
KASIM AYI DEĞERİMİZ DOĞRULUK
Hz.muhammed’in ahlakı.
AİLE VE AKRABALIK İLİŞKİLERİ
HZ. MUHAMMED GÜVENİLİR BİR İNSANDI
GÜZEL AHLAK.
HASED-GIYBET.
Sözünde Durmak Dürüst ve Güvenilir Olmak
ADALET.
İlköğretim DKAB Dersi 4. Sınıf 5. Ünite Sunusu
Sevgi, Dostluk ve Kardeşlik
6. SINIF 5. ÜNİTE KÖTÜ DAVRANIŞLARDAN KAÇINALIM
Temel Eğitici Nitelikleri
4. SINIF II. ÜNİTE: TEMİZ OLALIM
KUL HAKKI BAŞKALARINA ZARAR VERMEK:
İSLAM DİNİNİN SAKINILMASINI İSTEDİĞİ DAVRANIŞLAR
KAZA VE KADERE İMAN AHİRET GÜNÜNE İMAN RABİA DOĞAN ERCİYES ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAK. DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİL. EĞİTİMİ ÖĞRT.
GÖNÜL KÖPRÜSÜ.
AİLEM VE DİN pedagojiformasyon.com.
DEĞERLER EĞİTİMİ MART HAKSIZ KAZANÇTAN UZAK DURMAK.
HZ. MUHAMMED (s.a.v.) HAKKI GÖZETİRDİ
TOPLUMSAL DAYANIŞMA İBADETİ OLARAK SADAKA
CEYHUN YILDIZ 7/C&955 KONU:VARLIKLAR ALEMİ.
İSLAMIN SAKINILMASI İSTEDİĞİ DAVRANIŞLAR…
İslam Dininin Sakınılmasını İstediği Davranışlar…
İSLAM DİNİNİN SAKINMAMIZI İSTEDİĞİ DAVRANIŞLAR
NİSAN AYI DEĞERİ SIDK:DOĞRULUK SADAKAT: GÜÇLÜ DOSTLUK
YAŞAM KİTABIM.
Başkalarına Zarar Vermek- Kul Hakkı
3. Sempatik ve Esprili Konuşmak
KUR’AN’ IN ANA KONULARI
Sorumluluk Bilinci.
3. Kardeşler Arasındaki İlişkiler
2. Çocukların Anne Babaya Karşı Sorumlulukları
GÖRGÜ VE NEZAKET KURALLARI
Kur'an Doğru Bilgiye Önem Verir
Kötü Davranışlar Karşısında Duyarsız Kalmayalım
4. İbadetlere Devamlılığı
1. Anne Babanın Çocuklara Davranışı
İSLAM’IN SAKINMAMIZI İSTEDİĞİ DAVRANIşLAR
1. Özel Hayata Saygı Peygamberimizin, “Sizden biriniz, kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmaz.” (Buhari,
Şeytanın kötülüğünden korunma konusunda Kur'an'ın öğütleri
Rasulullah (sav) buyurdular ki ;
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Hazırlayan: İsmail TÜRKMENOĞLU
SEVGİ -SAYGI.
İlahi Kitaplara İman -Allah Niçin Vahiy Göndermiştir?
4. Kendimize Karşı Sorumluluklarımız :
Peygamberlere Gelen İlahi Mesajların Ortak Amaçları
İnsan İradesi ve Kader İnsanı diğer varlıklardan ayıran en temel özellikler, -akıl -irade AKIL, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan ayırt.
4. Küçükleri Sevmek, Büyükleri Saymak
ADALETİN DİNİMİZDEKİ YERİ
Hazırlayan: Mustafa KUMCU Mobilya ve İç Mekan Tasarımı Öğretmeni
KURABİYE HIRSIZI.
ÖĞRENME ALANI: AHLAK 6. SINIF 5. ÜNİTE
HZ. MUHAMMED (s.a.v.) HAKKI GÖZETİRDİ
HZ. MUHAMMED (s.a.v.) HAKKI GÖZETİRDİ
Haydar Akın Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
3.1. İnsanın Özgürlüğü ve Sorumluluğu
Bugün neler öğreneceğiz?
MANEVİ TEMİZLİK KALP TEMİZLİĞİ
Bugün neler öğreneceğiz?
Bugün neler öğreneceğiz?
Bugün neler öğreneceğiz?
EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2. DÖNEM DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ PERFORMANS GÖREVİ KONU: GIYBET VE İFTİRA HAZIRLAYANLAR : BEYZA NUR AKKIR İREM NUR ARSLAN.
6. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ BİLGİ YARIŞMASI
6. SINIF 4. ÜNİTE KÖTÜ DAVRANIŞLARDAN KAÇINALIM HAZIRLAYAN: YASİN YAKAR HASANCALI İLKÖĞRETİM OKULU DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMENİ.
Sunum transkripti:

VE AHLAK BİLGİSİ 6.SINIF 5.ÜNİTE ANASAYFA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI HİKAYELER DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ 6.SINIF 5.ÜNİTE KONULAR DOĞRU - YANLIŞ ÖZET HAZIRLAYANLAR pedagojiformasyon.com

HAZIRLIK ÇALIŞMALARI Gıybet ve iftira toplumlara ne gibi zararlar verir? Kendinizle alay edilmesini ister misiniz? Başkalarının kusurlarını araştırmanın doğuracağı olumsuz sonuçları nelerdir? Ana-baba ve büyüklerimize saygımızı nasıl göstermeliyiz? ‘ Yalancının mumu yatsıya kadar yanar ’ atasözünden ne anlıyorsunuz?

Sakınmamız Gereken Davranışlar

İSLAM’IN SAKINMAMIZI İSTEDİĞİ DAVRANIŞLAR Toplumlar halinde yaşayan insanların birbirlerine karşı birtakım hakları ve görevleri vardır. Dinimiz, insanların hem dünyada hem de ahirette mutlu ve huzurlu olmaları için gönderilmiştir. Dünyada huzurlu, kardeşçe, birlik ve beraberlik içinde yaşamamız için uyulması gereken birtakım kurallar vardır.

YALAN SÖYLEMEK VE HİLE YAPMAK Başkalarını aldatmak için söylenen her türlü söze yalan denir. Hile ise insanları aldatmaya yönelik davranışlara denir. Yalan, toplumdaki güveni yok eder. Dayanışmanın temeli olan doğruluğu ortadan kaldırır. İslâm dini, yalanı yasaklamış ve büyük günahlardan saymıştır. Kuranı Kerim’de "....Yalan sözden katiyen sakının."(Hac Suresi 30) ayetiyle yalan söylemememiz gerektiği bildirilmiştir. “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun.” (Maide suresi, 8) YALAN

Hadis-i Şerif Öğreniyoruz “Hiç Şüphe yok ki ……………….. İyiliğe götürür. İyilik de ………………. götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında doğru sözlü diye yazılır. ………………… Kötülüğe götürür. Kötülük de ……………… götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında çok yalancı diye yazılır.” CEHENNEME YALANCILIK DOĞRULUK CENNETE

Yalan söz insana hiçbir zaman fayda sağlamaz, gizli de kalmaz. Bir Hadis: “Yalan üç yerde günah değildir: Savaşta İki Müslümanı barıştırmak için, birinden diğerine iyi söz getirmek Eşlerin arasını düzeltmek için”

HAYATA YÖN VEREN SÖZLER “Cümleler doğrudur sen doğru isen Doğruluk bulunmaz sen eğri isen” YUNUS EMRE “Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek Sözüm odun gibi olsun doğru olsun tek” M. Âkif ERSOY “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” Atasözü

HİLE Hile: İnsanları kandırmak, onları bilmedikleri bir konuda aldatmaktır. Alışverişte hile yapmak, bir oyun oynarken hile yapmak gibi. Bir ayet: "Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar, insanlardan ölçüp alırken eksiksiz alırlar. Kendileri onlara ölçerek veya tartarak sattıkları zaman eksik verirler" (Mutaffifin, 83/1-3). Bir Hadis: Resûlullah (sav) pazarda buğday satan bir adamın yanına uğradı. Elini buğday yığınının içine daldırdı, parmakları ıslandı. Bunun üzerine satıcıya: - “ Bu ıslaklık nedir?” diye sordu. Satıcı: - “ Ey Allah’ın Resulü yağmur ıslattı, dedi.” Peygamber Efendimiz ise: - “ İnsanların aldanmaması için o ıslak kısmı buğdayın üst kısmına çıkarsaydın ya. Kim bizi aldatırsa bizden değildir.” buyurdu. (Müslim, İman 164)

Her ne şekilde olursa olsun hile yapmak ve insanları aldatmak kesinlikle yasaktır. Toplumda buna benzer hilekârlığa sıkça baş vurulmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır: Malın kötüsünü tezgahın altına veya arka kısmına koymak, Süte su katmak, Son kullanma tarihi geçmiş malların buna rağmen satılmaya devam etmesi, Bazı doktorların ilaç firmalarıyla anlaşarak hastasına bilerek yanlış ilaç vererek hastasının hayatını tehlikeye atması, Yüksek kalitede olan mallara düşük kaliteli malları karıştırarak satmak, Para veya kıymetli kağıtların sahtesini yapıp piyasaya sürmek Bir öğrencinin okuldaki yazılısında kopya çekmesi Bunlar gibi pek çok aldatıcı davranış ne yazık ki toplumumuzda çok yaygındır. Ancak bu hilelere başvurmak hem günahtır hem de insanları aldattığı için kul hakkıdır. Dolayısıyla cezası çok büyük olan bu tür aldatıcı davranışlardan hem kendimiz uzak durmalı hem de sevdiklerimizi uzak tutmalıyız.

GIYBET ve İFTİRA Gıybet: Gıybet, bir kimsenin yüzüne karşı söylendiğinde üzüleceği eksiklerini ve hatalarını arkasından konuşmaktır. Dinimizde, başkalarının gıybetini yapmak ve kusurunu aramak yasaklanmıştır. Bu konuda Yüce Allah, Kuran'da şöyle buyurmaktadır: “...Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz, diğerinizi arkasından çekiştirmesin, gıybetini yapmasın. Çünkü gıybet etmek ölü birinin etini çiğnemek kadar tiksindirici ve kötüdür..'‘ (Hucurât sûresi, 12) İftira: iftira ise, kelime anlamıyla bir kimseyi yapmadığı bir kötülükle suçlamak demektir.

Bir hadis-i şerif: Hz. Peygamber (sav) gıybet ve iftira konusuyla ilgili Müslümanlara; “- Gıybet nedir? diye sordu. Oradaki Müslümanlar ise; “- Allah ve Resûlü daha iyi bilir “ dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz; “- Din kardeşinizin arkasından onun duyduğunda hoşlanmayacağı sözler söylemenizdir.” buyurdu.” Sahabîler arasındaki bir kişi Hz Peygamber’e, “- Ya Resûlullah söylediğimiz şeyi o kardeşimiz gerçekten yapıyorsa ne olur?” diye sorunca Peygamber Efendimiz; “- Söylediğin şey bahsedilen kişide varsa, gıybet etmiş olursun; eğer yoksa iftira etmiş olursun” buyurdu. Gıybet ve İftira etmek ahlaken doğru değildir. Hiçbir Müslüman’a yakışmaz. Bunu yapanlar toplumda huzursuzluğa sebep olurlar. Gıybet ve iftira etmek, aynı zamanda kul hakkına girmektir ki, Kul hakkına girenler başkalarının âhını alırlar ve mutlaka cezasını görürler.

Ayet Öğreniyoruz “Kim ……………… veya …………….. bir günah işler de sonra onu, bir ………………. üzerine atarsa muhakkak ki büyük bir ……………….. ve apaçık bir günah yüklenmiş olur. (Nisa suresi, 112. ayet) İFTİRA KASITSIZ KASITLI SUÇSUZ

HIRSIZLIK Hırsızlık: Hırsızlık, başkasına ait olan bir şeyi ondan habersiz, gizlice almaktır. Hırsızlıkta haksız kazanç vardır. Bu da başkasına haksızlık yapmak ve onun hakkını yemektir. Bir ayet: Hırsızlıkla ilgili Allah (celle celâluhû) şöyle buyuruyor: “Birbirinizin mallarını haksız bir şekilde yemeyin…” (Nisâ suresi, ayet 29) İslamiyet, her ne şekilde olursa olsun, bir kimsenin başkasına ait mala el uzatmasını yasaklamıştır. Bu bakımdan, hırsızlık, çalıp- çarpma, gasp, haksız kazanç, rüşvet, hileli kazanç, eksik tartı ve ölçü hepsi haramdır. Başkalarının kapılarını dinlemek, evlerinin içini gözetlemek de göz ve kulak hırsızlığıdır. Öğrencilerin kopya çekmesi de haksız kazançtır, bir başka çeşit hırsızlıktır. Kopya şahsiyeti zedeler, kişinin kendine güvenini yitirmesine yol açar.

Örnek olay Van'da İlginç Hırsızlık Olayı Van'da, kimliği belirsiz bir kişi, alış veriş için markete giden bedensel engelli bir vatandaşın motosikletini çaldı. Hırsızlık olayı Van'ın İki nisan Caddesi üzerinde bir alış veriş merkezinin oto parkında meydana geldi. Bedensel engelli Cafer Erdoğan, alış veriş için bir markete gitti. Yarım saat sonra dışarı çıktığında motosikletinin yerinde olmadığını gördü. Olayı polise bildirdi. Polis, alış veriş merkezine 200 metre uzaklıktaki Hafiziye Mahallesi Fırat 2. Sokak'ta motosikleti terk edilmiş olarak buldu. Motosikletinin bulunmasına sevinen Cafer Erdoğan, markete alış veriş için gittiğini, yarım saat sonra çıktığında aracı yerinde görmediğini söyledi. Hırsızların artık her yere el attığını söyleyen Erdoğan, motosikletine binip evine gitti. Mahalle çocukları ise, parkta oynadıkları esnada bir kişinin motosikleti çalıştırmaya uğraştığını, yardım için yanına gittiklerinde gencin olay yerinden kaçtığını belirterek polise haber verdiklerini ifade ettiler. (İHA, İnternet haber 13.12.2006)

KISKANÇLIK Kıskançlık: Kıskançlık yani haset, bir arkadaşımızın veya başkalarının başarılarını çekememek, başkasında olan bir şeyin onun elinden gidip yalnızca kendisinde olmasını istemek demektir. Başkalarının yaptıkları, başardıkları işler karşısında eziklik duymaktır. Başkalarının üstünlüklerini çekememek, kötü bir huydur, duygusal bir rahatsızlıktır. Kıskançlık, insanı ya saldırgan yapar ya da kıskandığı kişiye akıl almaz zararlar vermesine yol açar. Ama sonunda yine de kıskanç olan kişinin kendisi zarar görür. Bir Ayet: Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah (cc) kıskançlıkla ilgili şöyle buyurmaktadır: “ Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanları kıskanıyorlar mı?” (Nisâ suresi, 54)

Kıskançlıktan kaçınınız; çünkü ateşin odunları yakıp bitirdiği gibi kıskançlık da güzel amelleri yer, bitirir.(Hadis) Ateş için odun ve otları yakıp kül etmek ne kadar tabii ve kolay ise, kıskançlık duygusunun da kişinin yaptığı iyilikleri öylece tüketmesi gayet kolaydır. Çünkü kıskanan kişi kıskandıklarının gıybetini, dedi-kodusunu yapar, ona zarar vermeye çalışır. Ama zarar eden yine kendisi olur. Böylece hem dünyada hem de ahirette kaybı çok büyük olur. Hazırlayan: İlknur ÇELİK- F.Zehra TEZCAN

ALAY ETMEK Alay Etmek: Bir insanı hor görmektir ya da bir insanla söz, yazı veya hareketle eğlenmek, onu aşağılamak demektir. Alay etmek, İslam’ın hoş görmediği davranışlardandır ve ruhsal bir rahatsızlıktır. Yalancılık ve kıskançlık gibi alay etmek de insanı içten içe çökertir. Alay ettiği kişilerin düşmanlığına sebep olur. Herkes ondan uzak durmak ister. insan kendini büyük görmezse, alay etme alışkanlığından kurtulabilir. Bir Ayet: Yüce Allah (cc) Hümeze suresinde şöyle buyurmaktadır: “ İnsanları arkalarından (kötü sözlerle onlarla alay ederek) çekiştiren, küçük düşüren, kaş göz hareketleriyle (taklitlerini yaparak) onlarla eğlenenlerin vay haline…” (Hümeze Suresi, 1)

Allah (cc) insanlarla alay etmeyi ve onları taklit ederek küçük düşürmeyi kesinlikle yasaklamış ve böyle yapanları cezalandıracağını belirtmiştir. Ve insanlarla alay etmeyi Hucurât suresinde şöyle yasaklamaktadır: “Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın…” (Hucurat suresi, 11) Peygamber Efendimiz (sav) de alay etmekle ilgili şöyle buyurmuştur: “ Müslüman kardeşini hor görmesi kişiye kötülük olarak yeter…” (Müslüm, Birr 32) Bir başka hadisinde ise şöyle buyurur: “ Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi siz de başkasına yapmayın.” Alay etmek, İslâm’ın yasakladığı davranışlar arasındadır ve insanlar arasında düşmanlıklara sebep olan kötü bir davranıştır. Alay etmek insanların kalbini kıran bir davranıştır. Kalp kırmak da kul hakkına girmektedir. Onun için bu kötü davranıştan her zaman kaçınmalıyız.

BÜYÜKLENMEK (KİBİR) Kibir: Kelime olarak büyüklük, büyük olma, kibirlenme, büyüklük taslama ve kendini başkalarından üstün tutma gibi anlamlara gelir. Kısaca, insanın kendini diğer insanlardan üstün görerek gurura kapılmasıdır. Bir ayet: Allah (cc) Kur’an’da büyüklenen insanlarla ilgili şöyle demektedir: “… Doğrusu Allah, kendilerini büyük görüp hakkı kabul etmeyenleri sevmez.” (Nahl suresi, 23. ayet) Büyüklenme hissi insanın bu dünyasını ve ahiretini mahveden bir davranıştır. Büyüklenen insanlar çevreleri tarafından sevilmezler. Böyle insanlar dinimiz tarafından da hoş görülmemişlerdir. Kibir, İslam'da kötü huyların başında gelir. Tehlikeli bir davranış olan kibir, insanlar arasında nefret oluşturur. Zira kibirli insan, kendisi için sevip istediğini öteki Müslümanlar için istemez. Bu durum da insanlar arasında sevgi ve saygı yerine nefretin, onun varlığını kabul etmemenin yerleşmesine neden olur. Bu durum da toplumu uçuruma sürükleyebilecek kadar kötü ve çirkin bir durumdur.

Konuyla ilgili GURURLANMA ilahisi dinletilebilir. Büyüklenen kişi, hem çevresinde hem de toplumda sevilmez. Çünkü böyle bir kişi, herkese tepeden bakar. Kendi dışındaki insanları hakir görür. Hep kırıcı ve yıkıcı bir tavır içinde olur. İlk büyüklük taslayan şeytandı. Bunun sonucu olarak Cennet’ten çıkarıldı. Bu olay Kur’an’da şu şekilde anlatılır: … Ve o zaman meleklere: "Âdem'e secde edin!" dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis secde etmemekte inat etti, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu. (Bakara suresi, ayet 34) Demek ki, kibir ve gurur kesinlikle Allah’ın yasakladığı davranışlardandır. Bizlerde tüm hayatımız boyunca gurur ve kibirlenmekten uzak durmalıyız. Konuyla ilgili GURURLANMA ilahisi dinletilebilir.

KÖTÜ ZANDA BULUNMAK Zan: Bir konu ya da kişi hakkında kesin bir bilgiye sahip olmadan yargıda bulunmak demektir. Zan ikiye ayrılır: İyi zan ve Kötü zan. İyi Zan: Hakkında bilgi sahibi olmadığımız şeyler hakkında iyi ve güzel düşünmektir. Kötü Zan: Yine Hakkında bilgi sahibi olmadığımız şeyler hakkında kötü ve çirkin düşünmektir.

İnsanlar, kusursuz değildir İnsanlar, kusursuz değildir. Bazen en yakın dostumuz bile, bize karşı kırıcı ve incitici davranışlarda bulunabilir. Ancak bu gibi olayları büyütüp o dostumuz hakkında kötü düşünmemiz dostluk bağlarını koparabilir. Bu doğru bir davranış değildir. Yüce Allah, kötü zandan kaçınmak gerektiğini Kuran-ı Kerim’de şöyle belirtmiştir; "Ey iman edenler! Zandan çokça kaçının. Çünkü zannın bir kısmı (kötü zan, kötü düşünmek) günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin." (Hucurât Suresi, 11 ve 12. ayet) Burada kaçınmamız istenen zan, kötü zandır. Sadece iyi zanda bulunmalı ve bilmediğimiz konularla kişiler hakkında kesinlikle kötü düşünmemeliyiz. Aksi halde Allah'ın sevmediği davranışı yapmış oluruz. Bir hadis: Sevgili Peygamberimiz insanlar hakkında kötü zanda bulunmayı şu sözleriyle yasaklamıştır: “Zandan sakının. Çünkü zan, sözlerin en yalan olanıdır.”

BAŞKALARININ ÖZEL HAYATINI ARAŞTIRMAK Dinimiz, kişilerin özel hayatlarına onurlarına, kişi hak ve özgürlüklerine büyük önem vermiştir. Bu hak ve özgürlükleri de korumuştur. İnsanların özel hayatlarını araştırmayı yasaklamıştır. Peygamber Efendimiz Veda Hutbesinde: "...canlarınız, mallarınız, namuslarınız, kutsaldır. Her turlu tecavüzden korunmuştur...«buyurmuştur. Kur’an-ı Kerim’de "...Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın...(Hucurat 12) buyrulmaktadır. Başkalarının kusurlarını araştırıp, dedikodusunu yapmak yerine, onları örtmeliyiz. Her insanın özel bir yaşamı vardır. Özel yaşam kişilere ait olduğu için gizli kalmalıdır. Başkalarına ait özel yaşamları araştırmak, öğrenmeye çalışmak inanan insana yakışmayan bir davranıştır. Peygamberimiz, bir hadisinde: "Bir kul, bir kulun kusurunu örterse, Allah da onun kıyamette günahlarını örter." buyurmaktadır. (BUHARİ EDEB)

ANNE-BABA VE BÜYÜKLERE SAYGISIZLIK Anne baba ve büyüklerimiz bizim varlığımızın sebebidir. Onlar bizim en kıymetli varlıklarımızdır. Bizi dünyaya getiren, besleyip büyüten anne ve babamızdır. Anne ve babamızın, üzerimizde sayılamayacak kadar çok hakları vardır. Kur’an-ı Kerim’de İsra Suresinin 23. ve 24. ayetlerinde Allah şöyle demektedir: "Rabbiniz sadece kendisine kulluk etmenizi, anne ve babanıza iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine of! Bile deme. Onları azarlama. İkisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerine kanat ger ve Rabbim! küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara öyle rahmet et diyerek dua et.« Sevgili Peygamberimiz de bir sözünde şöyle buyurmaktadır. "Ana ve babanıza iyilik edin ve ihsanda bulunun ki çocuklarınız da size itaat etsin ve saygı göstersin."

“Onları esirgeyerek alçak- gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, simdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et.” (İsra suresi 23-24) Peygamberimiz buyuruyor ki: “Büyüklerine hürmet etmeyen ve saygıda bulunmayan bizden değildir.”

ANNE VE BABAMIZ HAKKINDA DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN HUSUSLAR ŞUNLARDIR: Allah’a isyanı ve günahı gerektiren hususlar dışında emrettikleri her konuda anneye ve babaya itaat etmek. Anne ve babaya nezaketle ve saygı dolu bir dille hitap etmek. İçeri girdikleri zaman hemen toparlanıp ayağa kalkmak. Sabah akşam uygun zamanlarda ellerini öpmek. Anne ve babanın kişiliklerini, şeref ve itibarını korumak. Kendi arzuladığımız şeylerden onlara da ikram edip sunmak. Anne ve babaya sık sık dua edip, bağışlanmalarını Allah’tan dilemek. Bütün dünyevi iş ve amellerinde onların fikirlerine danışmak. Anne ve babanın yanında misafir bulunuyorsa kapıya yakın oturup onların verecekleri emirleri yerine getirmede acele etmek. Onları sevindirecek işlerde bulunmak ve memnun kalacakları işleri yapmak. Karşılarında yüksek sesle konuşmamak. Konuşurlarken onları dinleyip, sözlerini kesmemek. İzin vermedikleri takdirde evden çıkmamak.

BÜYÜKLERE SAYGI Aile büyüklerimize karşı gösterdiğimiz sevgi ve saygıyı diğer büyüklerimize de göstermeliyiz. Büyüklerimiz, yılların birikimi ile birçok bilgi ve tecrübeye sahiptirler. Onların öğütlerine önem verip, bilgilerine saygı göstermeliyiz. Dinî bayramlarda ziyaretlerine gidip, onların hayır dualarını almalıyız. Hasta olduklarında ziyaret etmeli geçmiş olsun dileklerimizi iletmeliyiz. Otobüs, tren, vapur gibi toplu ulaşım araçlarında onlara yer vermeli, cadde geçişlerinde onlara yardımcı olmalıyız. Sevgili Peygamberimiz: "Küçüklerine merhamet etmeyen, büyüklerine de saygı göstermeyen bizden değildir." (Buhari C.II S.316) buyurmuştur.

FELAK SURESİ VE ANLAMI Kul euzü birabbil felak. Min şerri ma halak. Vemin şerri ğasikin izâ vekab. Vemin şerrin neffâsâti fil ukad. Vemin şerri hâsidin izâ hased. Anlamı: De ki, yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbi’ne (Allah’a ) sığınırım.

Her Kötü Davranış, Manevî Hayatımıza Düşen Bir yıldırım Gibidir..! Kıskançlık İftira Gıybet Hile Hırsızlık Kötü zan Yalan Alay TAKVA ŞEMSİYESİ

ÖZET İslâm, kişilerin hem bu dünyada hem de ahirette mutlu ve huzurlu olması için birtakım kurallar koymuştur. Kişi ve toplumun huzurunu sağlayan bu kurallara uymak hiç şüphesiz insanlığın yararınadır. Dinimiz, güzel ahlakı teşvik etmiştir. Nitekim, Peygamberimiz: "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." buyurmuştur. Kötü alışkanlık ve davranışlardan sakınmak için millî ve manevî değerlerimize bağlı kalarak dinimizin emirlerine uyup, yasaklarından kaçınmalıyız. Yaşadığımız toplumda kötü alışkanlıklardan ve bu alışkanlıklara sahip arkadaş gruplarından uzak durmalıyız.

DOĞRU-YANLIŞ 1-Alçakgönüllülük, dinimizin istemediği kötü davranışlardandır. DOĞRU ( ) YANLIŞ ( ) 2-Başkalarının özel hayatını araştırmak her Müslümanın görevi olmalıdır. DOĞRU ( ) YANLIŞ ( ) 3-Başkalarının mal ve eşyalarını izinsiz almaya, kişiler hakkında zanda bulunmak denir. DOĞRU ( ) YANLIŞ ( ) 4- Müslüman, inanmayanlara karşı böbürlenebilir, büyüklük taslayabilir fakat Müslümanlara karşı hoşgörülü olmak zorundadır.

5- Allah’ın affetmediği davranışlardan birisi kul hakkıdır 5- Allah’ın affetmediği davranışlardan birisi kul hakkıdır. Bu yüzden başkalarının haklarına saygılı olalım. DOĞRU ( ) YANLIŞ ( ) 6-Bir kişi hakkında hoşlanmayacağı şekilde arkasından konuşmaya iftira denir. DOĞRU ( ) YANLIŞ ( ) 7-Kötü davranışları olan arkadaşlıklarımıza bu davranışların iyi olanlarını göstermeliyiz. 8-Kötü alışkanlıkları tanımak ve zararlarını bilmek amacıyla onları bir müddet denemek gerekir. DOĞRU ( ) YANLIŞ ( )

HİKAYELER MAHCUP EDEN YALAN HİLE KİŞİLİK SİYAH DUVAR CAMİDE NARGİLE KURABİYE HIRSIZI

MAHCUP EDEN YALAN HİKAYELER Önümdeki orta yaşlı hanım, çocuğu ile kendisine, güçlükle yol açıp sahanlıktan çıkmış ve biletçinin önünde durmuştu. Çantasından çıkardığı yirmi bin lirayı biletçiye uzatıp; -Bir Beşiktaş, dedi. Biletçi, yanındaki çocuğu işaret ederek: -Ona da bilet alacaksınız, deyince hanım sinirli bir ifadeyle; -Bu kadarcık çocuğa bilet mi olurmuş ? Diye haykırdı. Herkes kulak kesilmişti. Biletçi sakin bir tavırla gülümseyerek; -Ne yapalım hanımefendi, yedi yaşından yukarı çocuklar bilete tâbidir, kanunu ben koymadım ki, dedi.

Kadın iyice kızmıştı. -Şu çocuğa baksana; daha beş yaşında, ne bileti alacağım ? Kanunu senin kadar biz de biliriz, diye bağırdı. Biletçi yine sakin; -Peki yenge, kızma senin dediğin olsun, beş yaşındaysa bilet kesmeyiz dedi ve biletle birlikte paranın üstünü uzatırken, örgülü saçlı, temiz giyimli çocuğun tiz sesi duyuldu: -Anne, anne! Niye öyle söylüyorsun, ben geçen gün sekiz yaşıma basmadım mı ? Hanım öfkeyle kolundan sarstığı çocuğun başına bir tokat atarak; -Sus bakayım, sen ne bilirsin hangi yaşa bastığını, diye bağırdı. Otobüste bir kahkahadır kopmuştu. Neye uğradığını anlayamayan zavallı çocuğun gözlerinden inci gibi yaşlar dökülüyordu. Anne ise yalanından dolayı çok utanmıştı.

HİKAYELER HİLE “Ülkenin birinde bir padişah varmış. Padişah bir gün süt banyosu yapmak istemiş. Onun için ülkeye tellallar çıkartmış. Herkesten birer kova süt getirmelerini istemiş. Halktan bir adam kendi kendine demiş ki, - “Nasıl olsa herkes bir kova süt getirir. Ben de bir kova su götürsem kimse anlamaz.” Adam kovayı boşaltmak için gitmiş. Bir de bakmış ki orası suyla dolmuş.”

HİKAYELER CAMİDE NARGİLE Eserleriyle Osmanlı Türk-İslâm tarihine damgasını vuran, Türk mimarlık tarihinin yüz akı Mimar Sinan, en büyük ve en muhteşem eseri Süleymaniye camiinin inşasını tamamladıktan sonra bazı bakımlardan bu ulu mabedi testlere tâbi tutuyordu. Bunlardan biri de cami içinde sesin dengeli bir şekilde dağılıp dağılmadığını, mihrapta Kur'an okuyan imamın sesinin en arkalardan ve diplerden duyulup duyulmadığının denenmesi idi Bunun için Mimar Sinan nargile kullanıyordu. Nargileyi mihraba koyuyor, içindeki suyu fokurdatıyordu. Bu fokurtu cami içinde ahenkli bir şekilde dağılıyor mu, her yerden net olarak duyuluyor muydu, bunu kontrol ediyordu. Her devirde eksik olmayan iftiracılardan biri, Anadolu halkının evliya olarak bildiği bu büyük insanı Kanuni'ye şöyle şikayet eder: - "Efendimiz, Mimar Sinan yeni yaptığı caminin mihrabında nargile fokurdatıyor." Kanuni hiç ihtimal vermedi buna. Sinan'ın samimi bir Müslüman olduğuna, böyle bir şey yapmayacağına güveni tamdı. Ama usulen de olsa olayın üzerinde durmadığı takdirde yanlış anlamalara ve dedikodulara meydan vermiş olabilirdi. Bu sebeple bir gün aniden camiye geldi. Camiyi gezip dolaşırken mihraptaki nargileye gözü tesadüfen takılmış gibi yaptı ve; - "Bu da ne oluyor? Camide nargile kullanan mı var?“ diye haykırdı. Sinan sakin, kendinden emin cevap" verdi: - "Hâşâ hünkarım, beytullahta (Allah'ın evi) nargile içecek kadar din, iman yoksunu değiliz elhamdülillah. Burada bulundurmamızın sebebi, onu fokurdatmak suretiyle caminin ses düzenini kontrol etmektir. Dikkat buyurursanız nargilede tütün bile yoktur." Her şeyin tahmin ettiği gibi çıktığını gören hükümdar, Sinan'ın sırtını sıvazladı ve camiden ayrıldı.

HİKAYELER KİŞİLİK Sınıf, öğrencilerin gürültü patırtısıyla sallanırken sert görünümlü Öğretmen kapıda beliriyor. Sınıfa bir bakış atıp kürsüye geçiyor. Tebeşirle tahtaya kocaman bir (1) rakamı çiziyor. -"Bakın" diyor. -"Bu, kişiliktir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey..." Sonra (1)'in yanına bir (0) koyuyor: -"Bu, başarıdır. Başarılı bir kişilik (1)'i (10) yapar". Bir (0) daha... -"Bu, tecrübedir. (10) iken (100) olursunuz". Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor: Yetenek... Disiplin... Sevgi... Eklenen her yeni (0)' ın kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatıyor Öğretmen... Sonra eline silgiyi alıp en baştaki (1)'i siliyor. Geriye bir sürü sıfır kalıyor. Ve Öğretmen yorumu patlatıyor: -"Kişiliğiniz yoksa, öbürleri hiçtir". Sınıf, mesajı alıp sessizliğe gömülür...

HİKAYELER SİYAH DUVAR Aynı kalp rahatsızlığıyla aynı kaderi paylasan iki yaşlı adam aynı odayı da paylaşıyorlardı. Tek fark, biri cam kenarında diğeri ise duvar dibinde yatıyordu. Cam kenarındaki yaşlı adam her gün camdan bakarak arkadaşına dışarıyı anlatırdı. -"Bugün deniz sakin, yine de hafif rüzgar var sanırım; çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin, iki salıncak dolu, iki salıncak bos. Dünkü sevgililer yine geldi, aynı yere oturup konuşmaya başladılar, el ele tutuştular, ne kadar da yakışıyorlar birbirlerine. Erguvan ağaçları ne kadar güzel açmış, her yer mor bir renk almış. Erik ağaçları da beyaz çiçekleriyle onlara eşlik ediyor. Denizin üzerindeki martılar bugünkü yemeklerini arıyorlar, ne güzel de dalıyorlar suya" Günler böyle geçip gidiyordu ta ki cam kenarındaki yaşlı adam kalp krizi geçirene kadar… İste o anda duvar kenarındaki adam düğmeye bassa kurtaracaktı arkadaşını ama şeytana uydu, bunca zamandır sadece dinleyebiliyordu, artık görebilirdi de. İste bunun için düğmeye basmadı ve hemşireyi çağırmadı. Aynı kaderi paylaştığı kişiyi ölüme gönderdi, ama o bunun haklı bir savunma olduğunu düşünüyordu. Ertesi gün hastabakıcılar ölen yaşlı adamın yerine kendisini koymaya gelmişlerdi. Hemen yatağının yerini değiştirdiler. işte o, günlerdir bakmak istediği manzarayı nihayet görecekti. Başını kaldırdı ve pencereden baktı. "Simsiyah bir duvar“

HİKAYELER KURABİYE HIRSIZI Bir gece genç bir kadın havaalanında uçağının kalkmasını bekliyordu. Daha epeyce zaman vardı. Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket de kurabiye alıp, kendisine oturacak bir yer buldu ve kitabını okumaya başladı. Kendisini okumaya öyle kaptırmıştı ki, yanında oturan adamın aralarındaki paketten birer birer kurabiye aldığını paket yarıya geldiğinde fark edebildi. Görmezden gelmeye karar verdi. Gözü bir yandan da saatteydi, "kurabiye hırsızı" yavaş yavaş kurabiyelerini tüketirken Her kurabiyeye uzandığında adam da uzatıyordu elini. Sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca " Bakalım şimdi ne yapacak?" dedi kendi kendine. Adam yüzünde bir gülümsemeyle son kurabiyeyi aldı, ikiye böldü. Yarısını ağzına atıp, diğer yarısını kadına uzattı. "Aman Allah'ım , ne cüretkar ve kaba bir adam" diye düşündü kadın. Hayatında bu kadar sinirlendiğini hatırlamıyordu. Uçağının kalkacağı anons edildiğinde eşyalarını topladı ve dönüp ‘‘kurabiye hırsızı’’ na bir kere bile bakmadan, çıkış kapısına yürüdü. Uçağa bindi, koltuğuna oturdu. Bitmek üzere olan kitabını almak için çantasını açtı ve çantanın içinde duran bir paket kurabiyeyi gördü. Adamın onunla kurabiyelerini paylaştığını, özür dilemek için çok geç olduğunu anladı üzüntüyle. Kaba ve cüretkar olan "kurabiye hırsızı" asıl kendisiydi.