Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

PATOLOJİK PSİKOLOJİ DERSİ Dr.Ayhan Çakıcı Eş Psk. Danışman.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "PATOLOJİK PSİKOLOJİ DERSİ Dr.Ayhan Çakıcı Eş Psk. Danışman."— Sunum transkripti:

1 PATOLOJİK PSİKOLOJİ DERSİ Dr.Ayhan Çakıcı Eş Psk. Danışman

2 SOMATOFORM BOZUKLUKLAR Somatoform ortak özellikleri genel tıbbi bir durumu düşündüren ve genel tıbbi bir durumla, bir maddenin doğrudan etkileriyle ya da başka bir mental bozuklukla(Ör:Panik Bozukluk) tam olarak açıklanamayan fiziki semptomların varlığıdır. Kaygının neden olduğu bedensel (somotoform) bozukluklar herhangi bir neden olmadan kendini gösterir.

3 Bedensel hastalıkların oluşumunda duygusal belirleyicilerin önemi büyüktür. Bu tür hastalıklarda duyguların boşalımını sağlayan yollar kapanmış olduğundan, gerilim iç organlar yoluyla olur. Bu süreç bilinç dışında oluşur. Bu tür kişiler, hiçbir belirti taşımayan bedensel hastalıklardan yakınırlar. Diğer bir deyişle, onların hiçbir bedensel rahatsızlıkları yoktur. Bu tür rahatsızlıklarda ortaya çıkan belirtiler, duygulara normal olarak eşlik eden bedensel tepkilerin abartılmış biçimleridir. Somatoform Bozuklukları 7 başlık altında inceleyeceyiz.

4 1.Somatizasyon Bozukluğu Somatizasyonu stresin ya da duygusal sorunların fiziksel yakınmalarla ifade edilmesi olarak tanımlayabiliriz. Ruhsal sıkıntı ve gerginlik uygun biçimde ifade yolu bulamadığında kişi bunun için bedenini kullanmakta ve sıkıntısını 'bedenselleştirmekte’ yani bedeniyle ifade etmektedir. Kişinin mesleki, sosyal ve özel hayatındaki işlevselliğini etkilemektedir.

5 Somatizasyon bozukluğu 30 yaşından önce başlar ve yıllar süren kronik bir seyir gösterir. Bedensel yakınmalar için genellikle ruh sağlığı uzmanlarına başvurulmadığı için, kişinin yakınmalarının düzelmemesi ve kronikleşmesi söz konusudur.Bu durum çok miktarda ilaç kullanımına ve gereksiz tedavi masraflarına yol açmaktadır. Bir başka önemli konu da, kişinin bu belirtileri bilinçli olarak ortaya çıkarıp çıkarmadığıdır. Kesinlikle bilinçli bir çabanın ürünü değildir, kişi bunları isteyerek yapmamaktadır.

6 Somatizasyon bozuklukları aşağıdaki tanı ölçütlerini karşılaması gerekmektedir. a) Dört ağrı semptomu: En az dört ayrı yer ya da işlevle ilişkili ağrı öyküsünün bulunması. Ör:Baş, karın, sırt, eklem ağrıları, ya da idrar yapma sırasında ağrı olması gibi. b) İki gastrointestinal semptom: Ağrı dışında en az gastrointestinal semptom öyküsünün olması. Ör:Bulantı, şişkinlik, kusma, birçok yiyeceğin dokunması ve barsak bölgesi bozuklukları, mide yanması ve kabızlık gibi.

7 c) Bir cinsel semptom: Ağrı dışında en az bir cinsel ya da üreme organlarıyla ilgili semptom öyküsünün olması. Ör: Cinsel ilgisizlik, aşırı kanama, gebelik boyunca kusma, idrar kaçırma, idrardan yanma, kasıklarda ağrı gibi. d) Bir ağrı ile sınırlı olmayan ve nörolojik bir durumu düşündüren en az bir semptom ya da defisit öyküsünün bulunması (koordinasyon ya da denge bozukluğu gibi konversiyon semptomları, yutma güçlüğü, boğazda düğümlenme duygusu, hallüsinasyonlar, dokunma ya da ağrı duyumu yitimi, çift görme, körlük, sağırlık, bayılma dışında bilinç yitimi)

8 2.Farklılaşmamış Somatoform Bozukluğu Bu bozukluğun Somatizasyon bozukluklarından farkı burada bir alanda bozukluğu söz konusu olmasıdır. Bir ya da daha fazla fiziki yakınma olabilir. Bu bozukluğun süresi en az 6 aydır. Çocuklarda genelde cinsel istismardan dolayı gece işemesi veya kusma şeklinde kendini gösterbilir.

9 3.Ağrı Bozukluğu Bu bozuklukta, bir ya da daha fazla anatomik bölgede görülen ağrı klinik açıdan değerlendirilmeyi gerektirecek kadar şiddetlidir. Daha önce yaşanılan bir ağrının tekrarı şeklinde, öğrenilmiş davranış sergilenebilir. Ör:Sevmediği biriyle evlenen, sevmediği bir işte çalışan veya kendini yetersiz gören kişilerde görülme olasılığı oldukça yüksektir.

10 4.Konversiyon Bozukluğu Kişinin çare bulamadığı veya çözüm getiremediği bir olay sonrasında ani bir şekilde, ciddi bir fiziksel veya nörolojik hastalığı taklit edercesine veya varmış gibi bir takım semptomlar göstermesidir. En sık görülen türü sara nöbeti geçirir gibi kasılıp bayılmasıdır. Ciddi bir felç yaşantısı yaşanması, geçici körlük, ayağın tutmaması ve buna benzer şekillerde görülebilir. Bu bir rol yapma değildir. Kişi bunu hastalıktan kaynaklanan bir durum olarak algılar.

11 Kişi bu semptomlardan ikincil bir kazanç sağlar, fakat bu bilinçaltı düzeydedir. Kişi bunu ilgi çekmek maksadıyla yapmaz. Örneğin bayıldığında, yaşadığı ve içinden çıkamadığı bir durumdan uzaklaşma ihtiyacı içindedir.

12 5. Vücut Dismorfik Bozukluğu Görünümündeki hayali bir kusur ile uğraşıp durma vardır. Kişinin hafif bir anomali varsa bile, kaygısının buna göre belirgin olarak aşırı olması. Örneğin burnu düzgün olduğu halde, sürekli çirkin olduğunu düşünmesi ve bu düşüncelerin sürekli olarak tekrarlanmasıdır.

13 6. Hipokondriazis Hipokondriazis hastaları vücut fonksiyonları ile yüksek oranda ilgilidir. Herhangi bir geçerli fiziksel hastalığı olmamasına rağmen kişi fiziksel semptomlar ile yüksek oranda ilgilidir. Sağlığı ile ilgili kaygıları yaşamını yönlendirir, aktivitelerini kısıtlar, çevre ilişkilerini bozar. Hipokondriazis hastaları somatik işlevler ile ilgilerinin psikolojik olduğunu göremezler. Ör:Hızlı yürümeden astım olduğuna ya da kalp hastası olduğunu, vücudundaki her belirtiden bir hastalığı olduğunu düşünüyor olmak.

14 ‘Hastalık hastalığı’ diye bilinen bu hastalık kişinin vücut belirtilerini yanlış yorumlayıp ciddi bir hastalığa yakalandığı korkusu ile yapılan yeterli tıbbi değerlendirmelerin sonuçlarına güvenmeyip hastalık düşüncelerini devam ettirmesidir. Hipokondriaklar sıklıkla başvurdukları hekimin yetersiz olduğuna kanaat getirirler. Sürekli yakınan Hipokondriaklar özel yaşamında mutsuz, iş hayatında başarısız olmaya başlar. Bir süre sonra çevrelerindekiler kişinin şikayetlerinin gerçekçi olmadığını görür ve kişiyi dinlemekten vazgeçerler.

15 7.Başka Türlü Adlandırılamayan Somatoform Bozukluk Bu kategoriye herhangi bir özgül bir somatoform bozukluk için tanı ölçütlerini karşılamayan somatoform semptomlarını karşılar. Örnek: Gebe olduğuna ilişkin yanlış inanış(Psödosiyezis).

16 ÇOCUK VE ERGENLERDE RUHSAL BOZUKLUKLAR Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu: Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) aşırı hareketlilik, kısa dikkat süresi ve ataklıkla (yetersiz dürtü kontrolü) karakterize bir bozukluktur. DEHB çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları bölümlerine yapılan başvuruların en sık nedenlerinden biridir. Okul öncesi çocuklukta başlayıp yetişkin yaşamda da değişik bulgularla seyredebilen süreğen bir bozukluktur.

17 Tedavi edilmediği takdirde, belirtileri çocuğun eğitim ve yaşantısının hemen her alanını olumsuz etkilemekte, yoğun ruhsal, sosyal ve okul sorunları ortaya çıkmaktadır. DEHB, okul yaşı çocuklarının yaklaşık %3- 5’inde gözlenir. Sıklık konusunda ergen ve erişkinlerdeki bilgilerin sınırlı olduğu belirtilmektedir. Erkeklerde sıklığı kızlardan fazla olduğu bildirilmektedir.

18 Kızlarda DEHB’nun daha çok dikkatsizlik ve bilişsel zorluklarla seyretmesi, ataklık ve saldırgan davranış sorunlarının daha az olması nedeniyle, gözden kaçtığı ya da önemsenmediği düşünülmektedir. Erkeklerin saldırganlık, ataklık ve davranım bozukluklarını daha sık göstermeleri nedeniyle polikliniklere getirilmeleri daha sık ve erkendir.

19 a. Genetik nedenler b. Beyin hasarı c. Nörotransmitterler d. Gıda-katkı maddeleri ve toksik maddeler e. Psikososyal etkenler

20 a.Genetik Nedenler: Genetik ilişki ile veriler, ilk defa bu çocukların yakınları ile yapılan çalışmalardan elde edilmiştir. DEHB olan çocukların birinci derecede akrabalarında bu bozukluğa 4-5 kat daha sık rastlanmaktadır. Özellikle birinci ve ikinci derece akrabalar ile yapılan aile çalışmaları hiperaktif çocukların ailelerinde antisosyal kişilik bozukluğu, histeri, alkolizm ve madde kullanımının daha sık olduğunu ortaya koymaktadır.

21 b. Beyin Hasarı: Hastalık tanımlandığından beri bu çocuklarda perinatal dönemde gizli ya da açık minimal derecede santral sistemi hasarı olduğu belirtilmektedir. Bu hasara yol açan toksik, metabolik, mekanik ve dolaşımla ilgili nedenler olabileceği gibi, erken bebeklik döneminde SSS’ni etkileyen enfeksiyonlar da söz konusu olabilir.

22 Prematüre doğum oranın da sık olduğu ve prenatal dönemde gelişmekte olan sinir sistemine fiziksel hasarın bulunduğu bildirilmiştir. Silik nörolojik belirtiler ve birlikte bazı öğrenme bozukluklarının olması, özgün olmayan EEG bozukluklarının ve epilepsinin gelişme olasılığının normalden daha fazla olması beyin hasarını kanıtlar niteliktedir.

23 c.Nörotransmitterler: Tedavide kullanılan ilaçların etkilerinden yola çıkarak nörotransmitterler de irdelenmektedir. En sık kullanılan ilaçlar olan amfetaminler hem dopamin hem de norepinefrini etkilediğinden her iki sistemde de işlev bozukluğu olabileceği ileri sürülmüştür.

24 d. Gıda ve Katkı Maddeleri: Her ne kadar boya maddeleri ve koruyucular gibi gıda katkı maddelerinin, şekerlerin bu bozukluğa neden olabileceği öne sürülse de bunlarla ilgili bilimsel kanıtlar yoktur.

25 e. Psikososyal etmenler: Bozukluğun gelişiminde temel bir etkiden çok hazırlayıcı ve ortaya çıkışını hızlandırıcı etkilerden söz edilebilir. DEHB olan çocukların sıklıkla parçalanmış ailelerden geldiği, anne-babanın sürekli geçimsizliği ve anne-babada psikiyatrik bozukluklar ile tek ya da ilk çocuk olma oranının kontrollerden daha fazla olduğu bildirilmektedir.

26 Yetiştirme yurtlarındaki çocukların dikkat sürelerinin kısa olduğu ve aşırı hareketli oldukları gözlenmiştir. Bu belirtiler uzun süreli duygusal yoksunluktan kaynaklanmakta ve çocuğun evlat edinilmesi gibi durumun düzelmesiyle ortadan kalkmaktadır.

27 TEDAVİ DEHB semptomlarını azaltmanın en etkili yollarından biri ilaçtır. Fakat bu, ancak kapsamlı bir tedavi planının parçası olduğu zaman geçerlidir. 'Kapsamlı bir tedavi planı' psikolojik, eğitici ve sosyal bazı tedbirler içermektedir. Bu kapsamlı tedavi ebeveynlere ve öğretmenlere tavsiyelerde bulunulması ve bilgi verilmesini içermeli ve şart olmasa da, psikolojik tedaviyi de kapsayabilmektedir (örneğin davranışsal terapi).

28 DEHB'yi iyileştiren bir ilaç olmasa da, dikkat genişliğini artırmakta, dikkat dağılımını azaltmakta ve odaklanmayı geliştirmektedir. İlaçlar birisine yeni davranışlar öğretmemekte fakat bir insanın yeni öğrenmeye başladığı becerilere odaklanmasını sağlayabilmektedir.

29 Kaynak Psikolojik Danışma Kuramları / Ersin Altıntaş ve Mücahit Gültekin Aktüel Yayınları.


"PATOLOJİK PSİKOLOJİ DERSİ Dr.Ayhan Çakıcı Eş Psk. Danışman." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları