Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

N İ TEL ARA Ş TIRMA METODOLOJ İ S İ. Bilimsel Yöntemin Aşamaları Yöntem, e ğ itim araştırmalarında veri toplamak üzere kullanılan yaklaşımlardır. E ğ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "N İ TEL ARA Ş TIRMA METODOLOJ İ S İ. Bilimsel Yöntemin Aşamaları Yöntem, e ğ itim araştırmalarında veri toplamak üzere kullanılan yaklaşımlardır. E ğ."— Sunum transkripti:

1 N İ TEL ARA Ş TIRMA METODOLOJ İ S İ

2 Bilimsel Yöntemin Aşamaları Yöntem, e ğ itim araştırmalarında veri toplamak üzere kullanılan yaklaşımlardır. E ğ itim araştırmalarında kullanılan yaklaşımları iki felsefi görüşe ba ğ lı olarak sınıflandırabiliriz. Bunlar; pozitivist görüş ile sübjektivist görüştür. Objektivist ya da pozitivist felsefi görüş düalist olarak bilinir. Bu görüşe göre do ğ ru tektir. Bu görüşe göre bilim, dünyaya dönük sistemli bilgiye yol açan bir etkinliktir. Bu felsefi görüş deterministi savunur. Yani evrende meydana gelen her olayın bir sebebi oldu ğ unu, bilim insanın görevinin olaylar arasındaki bu nedenleri açıklamak oldu ğ unu savunur. Ayrıca, bu görüşün savunucuları daha çok deneysel çalışmayı benimserler. Sübjektivist felsefi görüş ise, olayları do ğ ru-yanlış, geçerli-geçersiz olarak sınıflandırmaz. Yani düalist de ğ ildir. Daha çok insanların iç dünyalarına inerek, onların olaylar ve durumlar hakkındaki düşüncelerini etraflıca ortaya çıkarmaya çalışır.

3 Sosyal gerçekler bireylerin yapılandırmasıyla oluşur. Bu felsefi görüşe göre araştırmalarda kullanılan yöntemler sadece normatif araştırma yöntemlerine göre de ğ il, yorumlayıcı paradigma yöntemlerini de içerecek şekilde kullanılmalıdır. Katılımcı gözlemi, rol-oynama, episodlar, betimlemeler gibi yorumcu yaklaşımlar kullanılmalıdır. E ğ itim alanında çalışan araştırmacılar yukarıda sıralanan bu iki yaklaşımdan birini kabul eder ve araştırmalarını seçtikleri yaklaşıma göre yürütmeye çalışırlar. Hâlbuki Metron ve Kendall’ın belirtti ğ i gibi e ğ itim bilimlerinde ve sosyal bilim alanında çalışan araştırmacılar nitel ve nicel veriler arasında seçim yapma yapaylı ğ ından kurtulmalı ve daha çok her bir yaklaşımın zayıf ve güçlü yanlarını da düşünerek iki yaklaşımın bir arada kullanımını tercih etmelidirler (Aktaran: Balcı, 2001).

4 İ lgili alan literatürüne bakıldı ğ ında genel olarak dört araştırma türünden söz edilmektedir. Bunlar; betimsel, nedensel, genelleme ve kuramsal araştırmalardır.(Bunlar daha sonra tartışılacaktır). Bir bilimsel araştırma süreci temelde sekiz basamaktan oluşur. Bunlar; 1-) Araştırma probleminin teşhisi ve tanımlanması: Problem net olarak belirlenir, çünkü problemin iyi belirlenmesi çözümüne o denli yardımcı olur. Belirlenen problem konuyla ilgili deney ve gözlemlerin yapılmasına imkân tanımalıdır. Problem bilim adamının gözlemlerine dayanarak ortaya çıkar. 2-) Problemle ilgili var olan literatürün incelenmesi 3-) Araştırma soru veya denencelerin tespit edilmesi: Hipotez, bir problemin deneme yolu ile yapılan çözümüdür. Veya o probleme önerilen geçici çözüm yoludur. Zihinsel bir faaliyet olup yaratıcı yetenek gerektirir. Hipotezler zamanla gerçekleşebilece ğ i gibi de ğ iştirilebilirlerde. Hipotezler bir tek ifadeden ibaret olabilece ğ i gibi birçok ifadenin karmaşık a ğ ıda olabilirler. Bilim adamlarına göre hipotez kurulabilmesi dogmatik bir olay olup bilimsel bir sanat olarak kabul edilir.

5 Bilimsel araştırmada ortaya konulan hipotezler; a. Problemle ilgili bütün gerçekleri açıklamalı, b. Gerçek ve problem arasında ilişki kurmalı, c. Yeni tahminlere yol açmalıdır. Araştırma sürecinde, hipotez yeniden gözden geçirilir. Hipotez kontrollü deneylerle ispatlanırsa gerçek olur. Hipotez fazla sayıda deney ve gözlemlerle desteklenirse teori olur. E ğ er yeni gerçekler hipotezi desteklemiyorsa o zaman hipotez bu gerçeklerde dikkate alınarak yeniden düzenlenir veya terk edilir. 4-) Araştırma sorularını yanıtlamak, ya da araştırma denencelerini sınamak için araştırma deseninin oluşturulması 5-) Verilerin toplanması: Veri, özel bir problemle ilgili gerçeklerdir. Gerçek: Ço ğ unlu ğ un kabul etti ğ i gözlemdir. Hemen herkesin üzerinde görüş birli ğ i etti ğ i temel bir bilgidir. Örne ğ in; güneşin etrafımızı aydınlattı ğ ı herkesçe kabul edilen bir gerçektir.

6 Gözlem: Varsayımların (gerçek oldu ğ una dair kuvvetli inanç bulunan ifadeler) deneylerle açıklanması metodudur. Problemle ilgili olayların do ğ al şartlarda incelenmesidir. Gözlemler yararlı olabilmek için bu görüşü ya desteklemeli veya çürütmelidir. Yani gözlemler hipotezi desteklerse onu kuvvetlendirmiş olur. Tersi olursa hipotez yeniden gözden geçirilmeli veya yeni bir hipotez kurulmalıdır. Çözüme ulaşabilmek için belki de çok çeşitli hipotezleri denemek gerekecektir. İ ki tip gözlem vardır. a-) Nitel Gözlem: Duyu organları yardımı ile yapılır. Ölçmeye dayanmadı ğ ı için araç yardımına gerek yoktur. Örnek; renk, koku, sıcak, so ğ uk vb. b-) Nicel Gözlem: Mutlaka ölçü aracı kullanılır. Olayı tanıtmanın yanında ölçümlerini de verir. Nitel gözleme göre daha do ğ ru ve sa ğ lıklıdır. Örnek; Büyümekte olan bu bitkinin 5 cm. uzaması veya 50 gr. kütle artışı göstermesi gibi. Bu gözlemler ne kadarlı sorulara cevap olur. 6-) Verilerin çözümlenmesi 7-) araştırma problemi hakkında sonuçlar çıkartmak üzere bulguların yorumlanması 8-) Sonuçların raporlaştırılması

7 Bilimsel Araştırma Araştırma, bilimsel gelişmenin en önemli yönüdür. Bununla birlikte insanlar çevresindeki oluşumları ulaşmada sadece araştırmadan yararlanmamaktadırlar. Bu oluşumları anlamada, bazen bir sezgi, kavrayış ve yaratıcılık olabilece ğ i gibi rastlantısal yolla da do ğ rulara ulaşabilmektedirler. Ancak günümüzde bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin asıl kayna ğ ını araştırma faaliyetleri oluşturur. İ nsanların içinde oldukları çevresinde meydana gelen oluşumları anlayabilmeleri ve karşılaştıkları problemlere çözüm bulmaları bilimsel araştırma kısaca araştırma yolu ile olur. E ğ itimcilerin e ğ itim ortamı içerisinde vuku bulan problemlere gerçekçi çözüm bulabilmeleri ancak araştırma yolu ile olur. Ö ğ retmenlerin ve e ğ itimcilerin hem karşılaştıkları problemlere çözüm bulabilmeleri hem de mevcut bilgi yapısını anlayıp yorumlayabilmeleri için araştırmacı kimlikle yetiştirilmiş olmaları gerekir. Bunun yanında gelişen bilim ve teknolojik ça ğ daki bilgi kümesinin do ğ rulu ğ unun sorgulanması için araştırma önemli rol oynar. E ğ itim kurumlarının ça ğ a uygun olabilmeleri için kendilerini sürekli yenilemeleri gerekmektedir.

8 Bireyler tabiattaki olayları anlamada ve problemleri çözmede üç kavramdan yararlanırlar. Bunlar deneyim, muhakeme ve araştırmadır. Deneyimler, bir konuyu açıklamada veya problemi çözmede bireyin veya toplumun ilgili konu hakkında kazanmış oldukları tecrübelerdir. Muhakeme; tümevarım, tümdengelim yöntemlerini kullanarak bir problemi çözme veya do ğ ruyu arama olarak tanımlanabilir. Bununla birlikte, deneyim, muhakeme araştırma teorik olarak birbirinden ba ğ ımsız düşünülmemelidir. Bu kavramlar araştırılan problemlerin çözümünde birbirlerini tamamlayan niteliklerdir. Deneyim ve muhakeme bireylerin iç dünyası ile ilgili olup, her bireyin kendine özgü deneyim ve muhakeme etme tarzı vardır. Bilimsel bilgileri elde etmede, bilimsel olayları yorumlama deneyim, muhakeme etme her zaman do ğ ru güvenilir olmayabilir. Bunun için “bilimsel araştırma” veya kısaca araştırma kavramı üzerinde durulması gerekir.

9 Bilimsel çalışmalarda araştırma kavramı bilim adamları tarafından çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır. Kerlinger’e (1986) göre araştırma, do ğ al olaylar arası ilişkiler hakkında hipoteze dayalı önermelerin sistemli ve kontrollü, deneysel ve eleştirisel olarak incelenmesidir. Arıkan(1995) ise, araştırmayı bir amaca ve bir sorunu çözmeye yönelik belli aşamalar içerisinde bir düzen halinde yapılan bilimsel çalışmalar olarak tanımlamaktadır. Cohen, Manion ve Morrison (2000) ise araştırmayı sosyal, fiziksel olgulara hakkında bilimsel bilgi elde etmek amacıyla sistematik, planlı bazen de kontrollü olarak yapılan çalışma olarak tanımlamaktadır. Araştırmayı deneyim(tecrübe)den ve muhakemeden ayıran üç önemli özellik vardır. Bunlar; 1-) deneyim gelişigüzel bir durumda oluşan olaylarla ilgilenirken araştırma, tümevarımcı ve tümden gelişimci yaklaşıma dayalı sistemli ve kontrollü veri toplama işidir. 2-) Araştırma ampirik (deneysel) dir. 3-) araştırma kendi düzelticidir. Araştırma ile tecrübe arasındaki en belirgin farkı Çepni (2005), tecrübenin daha çok kişisel yoruma açık ve sübjektif olması şeklinde belirtmektedir.

10 Araştırmacıların ve araştırma sürecine katılan bireylerin her birini kendine özgü deneyimi ve muhakeme etme tarzı olması nedeniyle, bilimsel bilgileri elde etme sürecinde veya bilimsel olayları yorumlamada sadece bu il kavramdan faydalanmak yeterli de ğ ildir. Bunların yanında, 'araştırma' kavran üzerinde de detaylı olarak durulması gerekmektedir. Bilimsel çalışmalarda araştırma kavramı bilim adamları tarafından çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır. Kerlinger'e (1986) araştırmayı, do ğ al olaylar arası ilişkiler hakkında hipoteze dayalı önermelerin sistemli, kontrollü, ampiri (deneysel) ve eleştirel incelenmesi olarak tanımlamaktadır. Arıkan (1995) is araştırmayı, bir amaca ve bir sorunu çözmeye yönelik, belirli aşamaları içerisinde ve bir düzen dâhilinde yapılan bilimsel çalışmalar olara tanımlamaktadır. Araştırma kavramı da de ğ işik bilim adamları tarafından fark şekillerde tanımlanmaktadır. Tanımlamalardaki bu farklılıklar, her bilir adamının (sosyolog, ekonomist, fen ve matematik bilimcisi vs.) kendi alanını do ğ asına uygun terimler seçip, bu terimlerden tanım yapma yolun gitmesinden kaynaklanabilmektedir.

11 Kerlinger (1986) araştırmayı deneyimden ayırt etmek için üç önem özellik ileri sürmektedir. Bunlar; İ nsanlar sık sık çevresindeki oluşumları anlama ve tanıma ve çevresini aydınlatma çabası içindedirler. İ nsanların içinde oldukları çevresinde meydana gelen oluşumları anlayabilmeleri ve karşılaştıkları problemlere çözüm bulmaları bilimsel araştırma kısaca araştırma yolu ile olur. E ğ itimcilerin e ğ itim ortamı içerisinde vuku bulan problemlere gerçekçi çözüm bulabilmeleri ancak araştırma yolu ile olur. Ö ğ retmenlerin ve e ğ itimcilerin hem karşılaştıkları problemlere çözüm bulabilmeleri hem de mevcut bilgi yapısını anlayıp yorumlayabilmeleri için araştırmacı kimlikle yetiştirilmiş olmaları gerekir. Bunun yanında gelişen bilim ve teknolojik ça ğ daki bilgi kümesinin do ğ rulu ğ unun sorgulanması için araştırma önemli rol oynar. E ğ itim kurumlarının ça ğ a uygun olabilmeleri için kendilerini sürekli yenilemeleri gerekmektedir. Bu da ancak araştırma çalışmalarının ortaya koydu ğ u bilimsel verileri de ğ erlendirmekle olur. Ülkemizde bir

12 çok alanda oldu ğ u gibi e ğ itim-ö ğ retim alanında da etkili araştırmalar yürütebilecek elamanların yetiştirilmesinde bu güne kadar geç kalınmıştır. Bundan dolayı, bu gibi araştırmaları yürütebilecek elamanlara duyulan ihtiyaç gün geçtikçe daha da artmaktadır. Bu süreçte, e ğ iticilere büyük görevler düşmektedir. Bu görevleri; a-) İ lgili alandaki ö ğ rencilere bilgi edinme yollarını ö ğ retip, bu bilgileri projelerinde uygulayabilme becerileri kazandırmak. b-) Ö ğ retmenlere çalıştıkları kurumlarda küçük çapta da olsa, kendi arkadaşları ile kendi işini etkileyen faktörler üzerinde projeler yürütebilme becerisi kazandırmak olmak üzere, iki grupta toplayabiliriz. Araştırma, herhangi bir olay, olgu ya da nesneyi anlamak, geliştirmek ve sonuçta bilimsel bilgi üretmek amacıyla bir takım bilimsel prensipler tarafından yönlendirilen, planlı ve sistematik olarak yürütülen bir incelemedir. Araştırma, sorunlara ba ğ ımlı sonuca ulaşma sürecidir. Bunu verilerin planlı ve sistematik yoldan toplanması, analizi ve yorumu ile gerçekleştirir.

13 E ğ itimde araştırma da aynı şekilde, formal e ğ itimsel çerçeve içinde ö ğ renme, ö ğ renim, ö ğ retim sorunlarına aynı ilkelerin uygulanması işidir. Öte yandan e ğ itim hem kuramsal ve hem de uygulamalı bir alan oldu ğ undan e ğ itimin özünde karşılaşılan problemler uygulamaya dönüştürülmesi ve uygulamada ortaya çıkan sorunların görülmesi ile çözümlenebilir. E ğ itimde yapılan araştırmalar sayesinde ö ğ retmen ile ö ğ renci arasında ilişkiler yeniden belirlenmiş, ö ğ renciyi sınıf içinde başarıya götürücü yöntem ve tekniklerin a ğ ırlık kazanmasına neden olmuştur. Yeni geliştirilen programla ö ğ renciyi merkez alan yaklaşımlara yer verilirken, aynı zamanda sınıf içinde ö ğ retmeni öne çıkaran otoriter tutumdan vazgeçilerek daha demokratik sınıf yönetimi anlayışı a ğ ırlık kazanmıştır. Anacak, e ğ itimde yapılan araştırmalar sayesinde ö ğ rencilerin ö ğ renmesini kolaylaştıran ve ö ğ renmenin kalıcı izli olmasını sa ğ layan yöntem ve tekniklere yer verilebilir.

14 Bu da ancak araştırma çalışmalarının ortaya koydu ğ u bilimsel verileri de ğ erlendirmekle olur. Ülkemizde birçok alanda oldu ğ u gibi e ğ itim-ö ğ retim alanında da etkili araştırmalar yürütebilecek elamanların yetiştirilmesinde bu güne kadar geç kalınmıştır. Bundan dolayı, bu gibi araştırmaları yürütebilecek elamanlara duyulan ihtiyaç gün geçtikçe daha da artmaktadır. Bu süreçte, e ğ iticilere büyük görevler düşmektedir. Bu görevleri; ilgili alandaki ö ğ rencilere bilgi edinme yollarını ö ğ retip, bu bilgileri projelerinde uygulayabilme becerileri kazandırmak. Ö ğ retmenlere çalıştıkları kurumlarda küçük çapta da olsa, kendi arkadaşları ile kendi işini etkileyen faktörler üzerinde projeler yürütebilme becerisi kazandırmak olmak üzere, iki grupta toplayabiliriz. Bu ünitede bilim ve araştırma kavramları irdelenmiş ve araştırmalarda kullanılan yöntemlerin kökenleri tartışılmıştır.

15 2. Bilgi Edinme Yolları Bilim sistematik düşünme yoluyla do ğ a hakkında bilgi kazanmaktır. Acaba bilginin elde edilmesinde aklın rolü mü daha önemlidir yoksa aklın dış dünyadan duyumlar yoluyla edindikleri mi? Bilgide temel ve belirleyici olan akıl mı yoksa deneyim midir? Bilgide aklın ve deneyin rolü/yeri/işlevi nedir? Bireyler tabiata var olan gerçe ğ i araştırmada ve ortaya çıkarmakta çeşitli yöntemlerden yararlanırlar. Bunlar genel olarak, deneyim, uzmanlardan yararlanma, mantıksal çıkarım ve araştırmadır. Bireylerin çevresinde yer alan bilgi birikimini anlamalarında Frankfort- Nachmias ve Nachimas (1986), otoriter yaklaşım, mistiksel yaklaşım ve rasyonel yaklaşım olarak sınıflandırmaktadır.

16 2.1.Otoriter Figürü Yaklaşım: Otorite, belli bir konuda/konularda karar verme yetkisi ya da yeterli ğ i oldu ğ u kabul edilen kişi yada kurumlardır. Yönetsel hiyerarşi, bilgelik, yaşlılık, uzmanlık, din duygusu gibi çeşitli inanışlar belli bir kişi ya da kurumların otorite figürü olarak benimsenmesini sa ğ layabilir. İ nsanlar bilgi ararken, bilgi edinirken bu alanda uzman sayılan ve otorite olarak kabul edilen kişilerin görüşlerinden yararlanır. Örne ğ in aile ve aile ilişkileri, boşanma vb. konularda bilgi alırken bu anlamda otorite olan avukatlara başvurulur. Ancak, bu yolla elde edinilen bilgi de her zaman güvenilir de ğ ildir. Bazen otorite olarak kabul etti ğ imiz kişiler de bizi yanıltabilirler.

17 2.2.Mistiksel Yaklaşım: İ nsanlar bazen karşılaştıkları olaylara, sorunlara ilişkin çözüm bulmak amacıyla medyumlara, din adamlarına danışarak veya falcılardan yardım alarak bilgi edinirler. Ancak bu tür bilgiler sadece dini ö ğ retilere dayanan geçersiz inançlardır. Örne ğ in fala inanarak, bir kişinin gelece ğ i ile ilgili karar vermesi. 2.3.Rasyonel Yaklaşım: Rasyonalizm mantıksal düşünme yoluyla bilgi edinme yöntemidir. Rasyonel yaklaşımla var olan bilgiden hareketle mantıksal çıkarım yoluyla bazı sonuçlar ede edilebilir. Rasyonel yaklaşım iki türlüdür. Bunlardan ilki tümevarımcı yaklaşım ve di ğ eri ise tümden gelimci yaklaşımdır. Her iki yaklaşımdan akla dayanarak gerçe ğ e ulaşabilece ğ imizi ifade etmektedir. Birinci yaklaşım Aristokrat ikincisi ise Fransız Bacon görüşüne dayanmaktadır. Tümdengelim yaklaşımında tümel önermelerden hareket ederek mantıksal çıkarım sonucunda tikel önermelere varılır.

18 Bütün kargalar siyahtır. [Tümel önerme] Bu bir kargadır. [Tikel önerme] Bu karga siyahtır. [Sonuç çıkarma] Tümevarımcı yaklaşımda ise, sınırlı sayıda deneyim ve gözlemlerden hareketle olayın bütüne ilişkin bir genellemeye varılır. Örnek: Bu karga siyahtır. [Gözlem] Bu bir kargadır. [Gözlem-deneyim] Bütün kargalar siyahtır. [Tümel önerme] Tümdengelim yaklaşımında gözlem ve deneyin yeri yoktur. Yeni sonuçlar ancak mevcut bilgilerden bulunur. Tümevarımsal yaklaşımda ise, bilimsel bilginin temeli gözlem ve deney olarak kabul edilir.

19 2.4.Bilimsel yaklaşım(Araştırma yolu ile): Cohen, Manion ve Morrison (2000) ise araştırmayı sosyal, fiziksel olgulara hakkında bilimsel bilgi elde etmek amacıyla sistematik, planlı bazen de kontrollü olarak yapılan çalışma olarak tanımlamaktadır. Araştırmayı deneyim (tecrübe)’ den ve muhakemeden ayıran üç önemli özellik vardır. Bunlar; 1-) Tecrübe rastlantısal olarak karşılaşılan olaylardan kazanılırken araştırma da veriler sistemli ve kontrollü elde edilip yorumlanır. 2-) Tecrübe sübjektiftir. Araştırma deneyseldir. Bununla birlikte, deneysel çalışmalarda bile araştırmacılar verilerinin geçerlili ğ ini sa ğ lamak için di ğ er araştırmacıların tecrübelerinden faydalanırlar. 3-) Tecrübe yolu ile kazanılan bilgilerin de ğ işiminde tutuculuk mevcutken (kişiler tecrübeleri ile edindikleri bilgilerin do ğ rulu ğ unun eleştirilmesini kabullenmekte zorluk gösterirler) araştırma yolu ile kazanılan bilgiler gelişim ve de ğ işime açık bir tarzda algılanır (araştırma sonucu elde edilen bilgileri kritik edilmesi bilgilerin güçlenmesi ve gelişmesi için araç olarak algılanır). Araştırma ile tecrübe arasındaki en belirgin fark ise tecrübenin çok kişisel yoruma açık ve sübjektif olmasıdır.

20 ARAŞTIRMADA GEÇERL İ K Bilimsel çalışmaların niteliklerini belirleyen en önemli durumlardan biri bu çalışmalarda kullanılan ölçme araçlarının geçerlik ve güvenirlik dereceleridir. Bir bilimsel araştırmada di ğ er şartlar ne kadar uygun olursa olsun kullanılan ölçme aracı ya da araçlarının geçerlik ve güvenirlik düzeyleri kabul edilebilir oranda de ğ ilse elde edilen sonuçlara güvenilemeyecektir. Bu nedenle bilimsel araştırmalarda kullanılan ölçme araçlarının geçerlik ve güvenirlik düzeyleri araştırma sonuçlarının kullanışlılı ğ ı açısından kabul edilebilir olmalıdır. Böyle olmadı ğ ı durumlarda yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara güvenilemeyecektir. Dolaysıyla boşuna zaman ve enerji harcanmış olacaktır. Bu tür sonuçlara dayanarak yapılan yordamalar da düzeltilmesi mümkün olmayan hatalar yapılacaktır. Bilimsel bir araştırmada amaç, belli sorulara cevap aramak yada hipotezlerin test edilmesidir. Verilen cevapların, yada hipotezlerin test edilmesinin amacı ise hipotezlerin "geçerlili ğ i" ve "güvenirli ğ i"dir. Özde bu kavramlar araştırmanın belli parçalarının de ğ erlendirilmesinde, özelliklede de ğ işkenlerin ölçümünde kullanılır. E ğ er bir ölçme, tanım yada sınıflama, istedi ğ imiz biçimde sınıflama yada ölçmeyi gerçekte başarırsa -ölçer yada sınıflarsa geçerlidir denir. Bir matematik başarı testi gerçekten de ö ğ rencilerin matematik başarılarını ölçerse geçerlidir. Çünkü ölçülmek istenen budur.

21 Güvenirlik ise iyi bir operasyonel tanım her zaman aynı sonucu verirse güvenilirdir. Bir terazi aynı miktar demiri her zaman aynı a ğ ırlıkta gösterirse güvenilirdir. Bir operasyonel tanım yada ölçme oldukça güvenilir olabilir, ama hala geçerli olmayabilir. Örne ğ in terazi her zaman %10 fazla tartıyorsa, her zaman aynı oranda fazla tarttı ğ ından güvenilirdir, ancak geçerli de ğ ildir. Bu çalışmada ise sadece geçerlik kavramının önemi, tanımları ve çeşitleri üzerinde durulmuştur. GEÇERL İ K (VALIDITY) Geçerlik kavramı çeşitli yazarlar tarafından farklı biçimlerde tanımlanmıştır. Örne ğ in; Özgüven (1994. s,97), "bir ölçme aracının ölçmek üzere hazırlandı ğ ı amacını ölçme derecesi", Tekin(1993. s,42), bir ölçme aracının ölçmeyi amaçladı ğ ı özelli ğ i başka herhangi bir özellikle karıştırmadan do ğ ru olarak ölçebilme derecesi", Hakan ve di ğ erleri(1991. s,267).

22 "bir ölçme aracının ölçtü ğ ü niteliklerde bir de ğ işme olmadı ğ ı sürece birbirine yakın ölçüler verme özelli ğ i", Karasar (1986. s, 158), "ölçmek istenen şeyin ölçülebilmiş olma derecesi, ölçülmek istenenin başka şeylerle karıştırılmadan ölçülebilmesi" Demirel ve Ün(1987. s,68), "bir ölçme aracının ölçmek istenen niteli ğ i ölçme derecesi", ve Yıldırım(1983. s, 134), "ölçe ğ in kullanış amacına uygunluk niteli ğ i", şeklinde tanımlamaktadır. Bu tanımlar incelendi ğ inde; ölçme aracının ölçmek istedi ğ i şeyleri tam ve do ğ ru olarak, başka şeylerle karıştırmadan ölçmesine o aracın geçerli ğ i olarak de ğ erlendirildi ğ i anlaşılmaktadır. Bir testin geçerli ğ i ile güvenirli ğ i arasında yakın bir ilişki vardır. Geçerlikte güvenirlik ön koşuldur. Yani bir test geçerli olmak için güvenilir olmak zorundadır. Geçerlik bir derece sorunudur. Ya hep ya hiç sorunu de ğ ildir. Bir test hepten geçerli veya hepten geçersiz olmaktan ziyade, daha çok veya daha az geçerli olabilir. Bu nedenle özel bir amaç dışında bir testin geçerli ğ ini, "yüksek", "orta" veya "düşük" olarak nitelememek gerekir. Çünkü geçerlik, daima belli bir amaç için geçerliktir. Ayrıca geçerlikte bir de "ölçüt ölçüsü" sorunu vardır. Bir test için ölçüt ölçüsü ne olmalıdır? Ölçüt ölçüsü testin kullanılış amacına göre farklılık göstermektedir. Bilindi ğ i gibi geçerlik, bir ölçme aracının kullanıldı ğ ı amaca hizmet derecesidir.

23 Bir testin geçerli ğ i, o testten elde edilen puanlarla belli bir ölçüt ya da ölçütler takımı arasındaki ilişki bakımından açıklanır. Bu geçerli ğ in istatistiksel açıdan belirlenmesidir. Bu işlemde ölçüt ya da ölçütler takımı olarak neyin alınmış oldu ğ u ya da alınması gerekti ğ i, testin kullanılış amacına ba ğ lıdır. Test puanlarıyla ölçüt ya da ölçütler takımı arasındaki ilişki katsayısına geçerlik katsayısı adı verilir. Bu sayı (-1,00) ile (+1,00) arasında de ğ işir (Tekin,1993. s,41- 42). Karasar (1984. s, 159), geçerli ğ i; içerik, uygulama (deneysel) ve yapı geçerli ğ i olmak üzere üç türde incelerken Tekin (1993. s,43) ise kapsam, yordama, yapı ve görünüş geçerli ğ i olmak üzere dört türde incelemektedir. Burada Tekin'in yaklaşımı esas alınmıştır.

24 İ ç ve Dış Geçerlilik İ ç geçerlilik, eser veya dokümanın yahut söylenen bir şeyin anlamı ile ilgili oldu ğ u, bunlardan yanlış anlam çıkarılmaması durumudur. İ ç geçerlilik, deneme sonucu olarak ba ğ ımlı de ğ işkende meydana geldi ğ i görülen gelişim, de ğ işme ve farkı etkileyen faktörün cidden deneysel de ğ işken veya de ğ işkenler olup olmadı ğ ı konusudur. Yani elde edilen farkın gerçekte fark anlamına alınması veya alınmaması işidir. Araştırmacı, ayarlamaya tabi tutu ğ u faktörlerin, sadece deneysel de ğ işken veya de ğ işkenlerin, ölçüt, yani ba ğ ımlı de ğ işken üzerine sistemli bir etki yapıp yapmadı ğ ını; başka bir ba ğ ımsız de ğ işken yada faktörün işe karışmadı ğ ını ba ğ ımlı de ğ işkende bir etkileşim, bir gelişme görülmüş ise bunu sadece deneysel de ğ işkenin etkisiyle meydana geldi ğ ini tayin etmek bilmek zorundadır. Bu araştırmacının en önemli amaçlarından biridir. Bu amaca yaklaşma derecesi, iç geçerlik seviyesinin de ölçüsü olmaktadır.

25 Örne ğ in, tedavi edilmekte olan bir grup hastanın iyileşmesi halinde, bunun gerçekten kendilerine verilmekte olan ilaçlar nedeniyle olma olasılı ğ ı, "ilaç-iyileşme" nedensel ba ğ ının iç geçerlilik ifadesidir. Araştırmada uygulanan kontroller, aslında iç geçerlili ğ in artırılmasına yöneliktir. Kontrollerin en iyi gerçekleştirilebildi ğ i laboratuar araştırmalarında, iç geçerlikler de en üst düzeyde bulunur. Dış- geçerlik ise araştırma sonuçlarının genellenip genellenemeyece ğ i meselesidir. Bulunan, tanımlanan ve ölçülen sonuç, gelişme ya da farkın gerçekte bir anlamı olup olmaması, varsa bunun seviyesi ve di ğ er durumlara genellenebilme olasılı ğ ı dış geçerli ğ in derecesini göstermektedir. Herhangi bir deneyde bulguların istatistiksel bakımdan anlamlı olması onların pratik hayatta geçerli bir de ğ er taşımasını gerektirmez. Bulunan gelişim, fark ve etkinin büyüklü ğ ü de onun evrene ve di ğ er durumlara genellenebilece ğ ini garantileyemez. Örne ğ in, bir laboratuar araştırması ile etkinli ğ i saptanan bir gübre türünün köylünün tarlasında (alanda) da benzer sonuç verme olasılı ğ ı," gübre ürün" nedensel ba ğ ının dış geçerlik ifadesidir. Alanda yapılan araştırmaların dış geçerli ğ i daha yüksek olur. Deney ortamının gerçek yaşam'dan ayrı nitelikleri taşıması oranında, dış geçerli ğ in korunması güçleşir.

26 İ ç Geçerlili ğ i Etkileyen Faktörler: 1)Zaman: Denenen ba ğ ımsız de ğ işken dışında kalan önemli bazı de ğ işkenler, zamanla denenen de ğ işken gibi etkili olabilmektedir. Bu ise, ba ğ ımlı de ğ işkende meydana gelen de ğ işikli ğ in (ya da de ğ işmezli ğ in) gerçek nedenini bulmaya güçleştirebilir. Zaman uzadıkça bu tür istenmedik de ğ işkenlerin kontrol edilebilme olasılı ğ ı azalır. Olgunlaşma: Araştırma katılanların (deneklerin), zamanla fizyolojik ve psikolojik yönlerden de ğ işmesi (olgunlaşması, yorulması vb.) ba ğ ımlı de ğ işken üzerinde görülebilecek deney öncesi, deney sonrası ayrılı ğ ın (yada ayrımsızlı ğ ın) önemli bir nedeni olabilir. Özellikle fizyolojik ve psikolojik de ğ işmelerin hızlı oldu ğ u ça ğ elemanlarıyla yapılan araştırmalarda, bu faktöre çok dikkat etmek gerekir. Deney Öncesi Ölçme: Deney öncesinde, ba ğ ımlı de ğ işken üzerinde yapılacak bir ölçme, denekleri uyarıcı, onları güdüleyici bir rol oynayarak, deney sonu ölçmeyi de, önemli derecede, etkileyebilir. Duyarlı ğ ı yüksek konularda, özellikle dikkat etmek gerekir.

27 Ayrı Ölçme Araç ve Süreçleri: Karşılaştırılmak üzere, aynı ölçütlere göre yapılması gereken (deney öncesi- deney sonrası; deney-kontrol grupları gibi) ölçmelerde, ayrı araç ve süreçlerin kullanılması ve izlenmesi karşılaştırmaları anlamsız kılabilir. Olabildi ğ ince aynı işlemler uygulanmalıdır. Merkeze yönelme: Birinci ölçmede, çok iyi ve çok kötü (uçlarda) puan almış deneklerin sonraki ölçmelerde, genellikle, tüm grubun ortalamasına do ğ ru kaydıkları görülmektedir. Bu uçlarda bulunmada, şans faktörünün oldukça etkili olmasındandır. Ancak, aynı bireylerin, her zaman çok iyi yada çok kötü şansları olmaları beklenemez. Bu nedenle de, sonraki ölçmelerde, önce çok iyi alanları biraz daha "az iyi", çok kötü olanları da biraz daha "az kötü" olmaktadırlar. Denek grupların uç de ğ erli elemanlardan oluşturulması halinde, deney öncesi ve deney sonrası durumlar arası gerçek ayrılı ğ ın nedeninin belirlenmesi kolay olmalıdır.

28 6)Yanlı Gruplama: Örneklem' e giren elemanların (deneklerin), karşılaştırılmak üzere oluşturulan gruplara atanmalarındaki yanlılık, daha başlangıçta, ayrı özellikte grupların do ğ masına neden olabilir. Örne ğ in, deneme ve kontrol gruplarından birinin daha zeki deneklerden oluşması, ö ğ retim yöntemi deneme sonuçlarının karşılaştırılmasını olanak dışı bırakabilir. Bu nedenle, örnekleme giren elemanlar, ya eşleştirilerek yada yansız atama ile gruplara ayrılmalıdır. 7)Denek Kaybı: Araştırma süresince, bazı deneklerin ölüm ve benzeri zorunlu nedenlerle yada isteyerek deneyden ayrılmaları, arta kalan grupların özelliklerini de ğ iştirebilir, denkliklerini bozabilir. Bu durum, karşılaştırılmak istenen gruplardan, ayrı sayı ve nitelikte deneklerin ayrılması ile ortaya çıkar. Böylece, deney sonu ölçmeler, gruplardaki bu de ğ işmenin getirdi ğ i durumu yansıtabilir.

29 8)Gruplandırma-Olgunlaşma Etkileşimi: Yanlı gruplandırma sonucu oluşan ayrı nitelikteki grupların, araştırma süresince, olgunlaşmaları da de ğ işik olabilir. Bu etkileşim, her iki etmenin ayrı ayrı yapamayacakları bir durum ortaya çıkarır ki, nedensel ilişkinin yorumunu da çok güçleştirir. Dış Geçerlili ğ i Etkileyen Faktörler: 1)Ölçme- Ba ğ ımsız de ğ işken etkileşimi: Ölçme işlemiyle güdülen grupların,ba ğ ımsız de ğ işkenden etkilenmeleri de de ğ işik olabilir. Bu etkilenme, ölçme veba ğ ımsız de ğ işkenin ayrı ayrı yapamayacakları bir nitelik ve niceliktedir. Etkileşim, ençok deney öncesi ölçme ile olmakta ise de, deney sonrası ölçmenin de dış geçerli ğ i azaltıcı etkileri yok denemez. Örne ğ in hastanelerde tedavi gören hastaların sa ğ lık alışkanlıklarında bir de ğ işme olup olmadı ğ ı gözlenirken, hastaneye girişte uygulanan güdeleyebilir bir anket, uygun sa ğ lık alışkanlıkları kazanma konusunda, hastaları ve böyle bir anket almayan hastalara oranla, daha duyarlı davranmalarına neden olabilir.

30 2)Yanlı-Seçim-Ba ğ ımsız De ğ işken Etkileşimi: Araştırmaya katılan deneklerin seçiminde, yansızlık kuralına uymama yada yeter sayıda örnek almama gibi nedenlerle, örneklemin evreni temsil yetene ğ i sa ğ lanamayabilir. Ba ğ ımsız de ğ işkenin temsili olmayan bir grup üzerinde bıraktı ğ ı etkinin, evrendeki gerçek durumdan de ğ işik olma olasılı ğ ı yüksektir. 3)Deneme Tepkisi: Deneme ortamının yapay olarak yarattı ğ ı fizik ve psikolojik etkiler sonucu, deneklerin, normal koşullarda göstermeyecekleri bazı tepkiler vardır ki bunlara denenme tepkisi denir. Bu tepki ile denenmek istenenba ğ ımsız de ğ işkene gösterilen tepki arasında bir ilişki yoktur. Yalnızca deney grubuna seçildikleri (denendikleri) için üretimi artıran bir grup işçinin davranışı, bu konuda klasik bir örnektir. Havvthorne etkisi olarak da bilinen bu olay, deneysel bulguların genellenebilirli ğ inin ( dış geçerli ğ inin ) endişe ile karşılanmasına neden olan en önemli etmenlerden biridir.

31 4)Ba ğ ımsız De ğ işkenlerin Etkileşimi: Birbiri ardından, de ğ işik de ğ işken ve düzeylerinin etkisine giren deneklerin, her yeni duruma, ötekilerden ba ğ ımsız olarak tepkide bulunma olasılı ğ ı yok gibidir. Böyle bir durumda, ba ğ ımsız de ğ işkenlerin sırası ve uygulanma zamanları ba ğ ımlı de ğ işkenin de ğ işik biçimlerde etkilenmesine neden olabilir. Bu ise, sonucun yorumunu güçleştirir. İ ç ve Dış Geçerlik Dengesi: Araştırmalardan anlamlı bir sonuç çıkarabilmek için iç geçerli ğ in varlı ğ ı zorunlu fakat yeterli de ğ ildir. İ ç geçerlikten fazla ödün vermeden, dış geçerli ğ in de sa ğ lanabilmesi gerekir. Aslında, iç ve dış geçerliklerin sa ğ lanması biraz da birbirine ters işleyen süreçleri gerektirir. Örne ğ in,, iç geçerli ğ in en iyi kontrol altına alınabildi ğ i laboratuar araştırmalarında, dış geçerli ğ in korunamayaca ğ ı görüşü yaygındır. Çünkü iç geçerli ğ i sa ğ lamak amacıyla uygulanan kontrollerin artırılması, deney ortamının do ğ al ortamdan uzaklaşması sonucunu da birlikte getirebilir.

32 Bu durum ise, bulguların, deney dışındaki benzer durumlara genelebilme olana ğ ını (dış geçerli ğ i) azaltır. Aynı şekilde, dış geçerli ğ in daha iyi sa ğ landı ğ ı alan denemelerinde de iç geçerli ğ in gerektirdi ğ i kontrolleri gerçekleştirme güçlü ğ ü vardır. Araştırmacı geliştirece ğ i modeller ve izleyece ğ i yöntemlerle, iç ve dış geçerli ğ i olumsuz yönde etkilemesi olası etmenleri kontrol altında tutmaya çalışmalıdır (Karasar; 2002, 106).

33 6.6.Etnografik araştırmalar Etnografı, incelenmesine karar verilen belirli insan topluluklarının ve/veya segmentlerinin "ilişkilerini" ve "davranışlarını", bulundukları do ğ al ortamında "inceleyen", "gözlemleyen", "belgeleyen" ve "yorumlayan" bir bilim dalıdır. Etnografi, yukarıda da belirtti ğ imiz gibi, antropolojinin en yaygın olarak kullandı ğ ı sosyal araştırma yöntemlerinden birisidir. Bu araştırma yönteminde antropologlar, "hedef kitle ile belirli bir zaman süresi geçirirler" ve "onlarla ve onlar gibi yaşarlar." Bir başka yazar ise Etnografik çalışmaları, "bir toplulu ğ un portresi olarak tanımlamaktadır. Bir başka deyişle, "ele alınan hedef kitlenin (toplulu ğ un) geleneklerinin, inançlarının, tutumlarının ve davranışlarının saha çalışmaları yöntemi ile toparlanmasıdır." Etnografik yöntem "kültür ve günlük hayatın anlamına" odaklı bir çalışma yöntemidir. "Kişilerin söylediklerinden çok bilinçaltında yer eden (buz da ğ ının altında yatan), davranışlarını yönlendiren gerçek motifleri su yüzüne çıkartır. Alvesson ve Skoîdberg, etnografik araştırmaları ikiye ayırmışlardır; tümevarımsal (inductive) ve yorumlamacı (interpretive). Tümevarımsal Etnografik veriye önem verir ve iyi araştırma için yöntemlere odaklanır. Yorumlamacı etnografi ise, yorumlara önem verir. Aşa ğ ıda, bu yorumlamacı etnografi yöntemlerine yer verilmiştir.

34 6.6.1.Katılımcı Sözlem (Participant observation): Etnografik yöntemler temelinde katılımcı gözlen yöntemini içermektedir. Bu yöntemde araştırmacı, topluluk hayatına do ğ rudan katılır, insanların gerçeklerini, onlarla konuşarak ve onları gözlemleyerek, do ğ rudan onlardan ö ğ renir. Sözleme katılım derecesine göre bu yöntemin farklı şekillerinden sözedilebir; tamamıyla katılımcı, gözlemci olarak katılımcı, katılımcı olarak gözlemci ve tamamıyla gözlemci. Hammersîy ve Atkinson, iki uçta kalan yöntemlerin toplanan bilginin kalitesi açısından sınırlı kalabilece ğ ini, di ğ er iki yöntemin arasındaki farkın ise sorgulanabilir nitelikte oldu ğ unu belirtmektedirler. İ deal yaklaşım, araştırmacının hedef kitle üstündeki etkisini en aza indirecek ve elde edilecek bilginin derinli ğ ini en yükse ğ e çıkartacak şekilde olmalıdır. Bu yöntem, duruma göre gizli bir noktadan gözlem ile araştırmacının aktif bir katılımcı olarak hareket etmesine kadar geniş bir yelpazeden seçilebilecektir.

35 6.6.2.Katılımcı Olunmayan Gözlem (Non-Participant observation): Bazı durumlarda, dışarıdan birisi, üzerinde çalışılan davranışın özüne zarar verebilecektir. Bu durumlarda, katılımcı olarak gözlem yapılması mümkün olmayacaktır. Örne ğ in, küçük topluluklardaki davranışlar veya alışılmış ve tekrarlanan insan-obje ilişkileri gibi. Bebeklerinin bezlerini de ğ iştiren ailelerin gözlemlenmesi, bebek bezi tasarımları için oldukça yararlı bilgiler sa ğ lamıştır. Di ğ er yandan, Paco Underhill kurdu ğ u büyük bir gözlemci ekibiyle, alışveriş ma ğ azalarında müşterileri gözlemlemiş, ne giydiklerinden neye dokunduklarına, yaşlarına, cinsiyetlerine, nereleri gezdiklerine kadar her hareketleri not edilmiştir. Bu çalışmalar, insanların alışveriş alışkanlıklarından, ma ğ aza içi gezme planlarına kadar pek çok konuda perakendecilere yararlı bilgiler sunmuştur. Görüşme interviews). Katılımcı gözlem nadiren di ğ er bir takım veri toplama yöntemleri olmadan uygulanmaktadır. En çok kullanılan ek yöntemler, hem formal hem de formal olmayan görüşmelerdir. İ nsanlara yaptıkları bir şeyi neden yaptıklarını sormak, yerleşmiş davranışların anlaşılması için gerekli bir unsurdur. Ancak bu verinin di ğ er girdilere göre ayrıcalıklı tutulmaması gerekmektedir.

36 Etnografik görüşmelerin temel görüşlerinden birisi yönlendirici olmayan sorulara odaklanmaktır. Sorular, görüşme yapılan kişinin, belirlenen geniş bir alan hakkında konuşmasını sa ğ layacak şekilde tasarlanmalıdır. "Günlük alışkanlıklar (daily routine)" ve "hayat hikâyesi (life history)" tipik görüşme tekniklerindendir. Bu teknikler, uç noktadaki bir Budist tarikatının üyelerinin tüketim alışkanlıklarının ve kültürleşmede tüketimin rolünün incelenmesi için tüketici araştırmalarında kullanılmıştır. informal Görüşmeler ve Gayrı Resmi Konuşmalar (informal Interviews and Casual Conversations). Etnograf iden elde edilebilecek en zengin verilerin ço ğ u, araştırmacı ile görüşmeye katılan kişi arasındaki informal konuşmalardan sa ğ lanmaktadır, informal görüşmelerin özünde, araştırmacının elinde yazılı bir soru listesi bulunmamaktadır. Bunun yerine araştırmacı, daha önce belirledi ğ i soruları, uygun zaman geldikçe sormaktadır. Bu görüşmelerin informal olmasının di ğ er bir sebebi ise, çok farklı çevrelerde gerçekleşebilecek olmasıdır. Örne ğ in, görüşmeye katılan kişilerle birlikte bir iş üzerinde çalışırken, kahve içerken veya televizyon seyrederken gibi. Amaç, görüşmeye katılan kişinin tartışmayı kontrol etmesine olanak vererek, mümkün oldu ğ unca deneyime yakın olabilmektir. Görüşme sırasında her şey tartışmaya açıktır. Görüşmeci, bir soruyu eleştirebilir, düzeltebilir, bu konunun hassas oldu ğ unu belirtebilir veya istedi ğ i şekilde soruyu cevaplayabilir.

37 6.6.3.Görüşmeci Günlükleri (Informant Diaries): İ nformal görüşmeler içinde bir yol da, görüşmecilerden araştırılan konuyla ilgili bir günlük tutmalarını istemektir. Daha sonra, bu günlü ğ e kaydedilen tecrübeler ve deneyimler üzerinden konuşulmaktadır. Görüşmeci günlükleri, di ğ er veri toplama yöntemleri ile birlikte kullanıldı ğ ında, önemli farklılıkları ortaya koyabilmektedir. Örne ğ in, Lever çocukların oyun oynamalarını hem günlükler hem de soru formu kullanarak incelemiştir. Her iki yöntem farklı seviyelerde cinsiyet stereotipi göstermiştir. Lever, soru formlarıyla "genellikle ne yapıldı ğ ının" sorulmasının, günlüklerle "gerçekte ne yapıldı ğ ının" sorulmasına göre daha fazla cinsiyet farklılı ğ ına sebep oldu ğ unu, bunun da veri toplama yönteminin do ğ asındaki zihinsel işlemlerin seviye farklılı ğ ındankaynaklandı ğ ısonucuna varmıştır.

38 6.3.Özel Durum Çalışması Özel durum araştırması, e ğ itim dünyasında eski bir bakış açısı ancak yeni bir araştırma yöntemi olarak de ğ erlendirilebilir. E ğ itim hariç birçok disiplinde uzun yıllar kullanılmasına ra ğ men e ğ itimde yaygın olarak kullanılması ancak 1980'lerden itibaren görmek mümkündür. Özellikle sosyal bilimlerde (sosyoloji, tarih, psikoloji, antropoloji, e ğ itim),özel durum araştırması çeşitli konuları araştırmak için yo ğ un bir şekilde kullanılıp, ço ğ unlukla nitel araştırma metodolojisi içerisinde görülmekte ve nitel araştırma metodolojisinin en önemli özelliklerinden birisi olarak de ğ erlendirilmektedir (Stake, 1995). En belirgin niteli ğ i ise, güncel bir olgu, olay, durum, birey ve gruplar üzerine odaklanılıp, derinlemesine incelemeye çalışmasıdır (Bassey. 1999;Stake, 1995; Yin, 1994). Bu yöntemde araştırma yapmadan önce bir durumun özel oldu ğ unun tespit edilmesi gerekir. Bunun içinde üç çalışma prensibinden yararlanılabilir: Nicel araştırmada yer alan survey (tarama) yönteminin metotlarından olan, anketten ve görüşmeden yaralanılabilir. Elde edilen veriler ışı ğ ında özel bir durum tespit edilmişse, bunun derinlemesine incelenmesi için araştırma yapılır.

39 Alanda (okul, sınıf vb.) ön inceleme için gözlem yapılırken özel bir durum ortaya çıktı ğ ı düşünülürse bunun için de derinlemesine araştırma yürütülebilir. Araştırmacının İ nformal etkileşimi sonucunda ona bir yerde özel bir durumun varlı ğ ından söz edildi ğ i zaman araştırma yapılabilir. Özel durum araştırmasını pek çok araştırma yönteminden ayırıcı özelli ğ i onun e ğ itimin çeşitli konularını anlamda özellikle "nasıl" ve "niçin"soraları yöneltti ğ inde tercih edilen bir yöntem olmasıdır. Bu sorularla artırmacının, araştırılan konu üzerinde hakimiyeti azdır (Yin,1994).Di ğ er bir anlatımla, araştırmacının araştırılan olgu, olay ve durumu ön yargılara sahip olmadan etraflıca incelemeye çalışmasıdır.Di ğ er birçok yöntemlerden farklı olarak araştırmacının özel konunun içine girmesi ve onu derinlemesine incelemesidir. Yin'e göre özel durum araştırması araştırılmak, istenen konuya farklı durumların da etkide bulunması ve bunların da bütün bir çerçeve içerisinde incelenmesidir. Yin’in özel durum araştırması pozitivist ya da nicel araştırma içinde görülmektedir (Bassey, 1999).

40 6.3.1.Özel Durum Araştırmasının Özellikleri Özel durum araştırmasının özellikleri Hitchcock ve Hughes (1995;317) tarafından şöyle sıralanmıştır: 1-) "Özel durum içerisindeki olayların zengin ve canlı bir şekilde tanımlanması, 2-) Özel durum içerisindeki olayların kronolojiksel olarak hikâyelendirilmesi, 3-) Olayların tanımlanması ile analizleri arasındaki içsel bir tartışmanın kurulması 4-) Belirgin bireysel aktörler yada aktör grupları ve onların algıları üzerine odaklanılması, 5-) Özel durum üzerindeki belirgin olaylar üzerine odaklanılması, 6-) Özel durum içerisinde araştırmacının bu durumun bir parçası olarak katılımı, 7-) Araştırılan konunun zengin bir biçimde ortaya konulmasını sa ğ layacak özel durumu sunma yolu".

41 Hitchcock ve Hughes (19959'e göre, geleneksel yöntem ile özel durum araştırması arasında 1940'lardan sonra ateşli tartışmalar başlamış, buna ba ğ lı olarak nicel araştırmacılar arasında istatiksel yöntemlerin sonuçlarının genelleme yapılabilme özelli ğ inden dolayı özel durum araştırmasına ilgi azalma göstermiştir. Eleştirilerin di ğ er kısmını ise Yin (1994) ve Stake (1995) geleneksel önyargılar olarak de ğ erlendirmektedir. Bunlar: 1-) Özel durum araştırmacısının, araştırma bulgularının ya da sonuçlarının e ğ ilimli ve ön yargılı görüşlerle etkide bulunabilinece ğ inin söz konusu olmasıdır. Oysaki e ğ ilim ve ön yargılar deneysel yöntemlerde, di ğ er araştırma stratejilerinde, örne ğ in survey yönteminde kullanılan anketlerde de bulunmaktadır. Her iki durumda da karşılaşılan problemler farklı de ğ il, fakat özel durum çalışma yaklaşımında bu sorunla oldukça fazla karşılaşılmakta, az sıklıkla üstesinden gelinmektedir. 2-) Özel durum çalışmaları hakkındaki di ğ er bir genel endişe ise, bilimsel genelleme ile ilişkili olarak az bir seviyede temel teşkil etmesidir. Örne ğ in; oldukça fazla sıklıkla sorulan soru: Araştırma bulguları nasıl genellenecek? Bu soruya tek bir boyuttan yanıt vermek oldukça güçtür.

42 Özel durum çalışmaları, sistematik ve planlı bir şekilde yapılıyor, e ğ itimi geliştirmeyi amaçlıyor, bu yönde önerilerde bulunuyorsa ve bulgularını mevcut bilgiler üzerine kurarak yeni yorumlar getirebiliyorsa, bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar e ğ itim- ö ğ retim açısından anlamlı ve de ğ erlidir. Durum çalışması yaparken izlenebilecek belli başlı aşamalar sekiz başlık altında sıralanabilir: Bunlar; 1-) Araştırma sorularının geliştirilmesi, 2-) Araştırmanın alt problemlerinin geliştirilmesi, 3-) Analiz biriminin saptanması, 4-) Çalışılacak durumun belirlenmesi 5-) Araştırmaya katılacak bireylerin seçimi, 6-) Verilerin toplanması ve toplanan verinin önermelerle, veya alt problemlerle ilişkilendirilmesi, 7-) Verinin analiz edilmesi ve yorumlanması, 8-) Durum çalışmasının raporlaştırılması.

43 6.4.Özel Durum Çalışması Desenleri Bütüncül Tek Durum Desenleri Tek durum desenlerinde, isimlerden de çıkarılabilece ğ i gibi, tek bir analiz birimi, bir birey, bir kurum, bir program, bir okul vb.) vardır. Bütüncül tek durum desenleri, şu üç durumun var oldu ğ u alanlarda kullanılabilir: a-) Birincisi, e ğ er ortamda iyi formüle dilmiş bir kuram varsa, bunun teyit edilmesi veya çürütülmesi amacıyla bu desen kullanılabilir. Örne ğ in; bir araştırmacı e ğ itim alanında genel kabul gören Piaget'in bilişsel gelişim kuramının, gerçekte Piaget tarafından vurgulandı ğ ı şekliyle işlemedi ğ ini ya da farklı bir kültürde farklı bir biçimde işledi ğ ini bir durum çalışması ile ortaya koyabiliyorsa, bu alana önemli bir katkı olabilir. b-) İ kincisi, genel standartlara pek uymayan aşırı aykırı veya kendine özgü durumların çalışılmasında kendin. Bütüncül tek durum deseni kullanılabilir. Bu özellikleri gösteren durumların tek başına bir çalışmaya konu olması do ğ aldır. Çünkü benzer özellikleri gösteren bireyler çok sayıda ( hatta bazen birden fazla) olmayaca ğ ı için, bu bireylerin içinden bir örneklemin seçilmesi mümkün olmayabilir.

44 c-) Son olarak, daha önce hiç kimsenin çalışmadı ğ ı veya ulaşamadı ğ ı durumlar, bütüncül tek durum deseni kullanılarak çalışabilir. Böyle durumların çalışması da daha sonra ki araştırmacılar için daha önce bilinmeyen belirli bir konunun su yüzüne çıkması ve daha sonra yapılacak araştırmalara temel oluşturması ya da yol göstermesi açısından önemlidir Tek Durum İ ç içe Geçmiş Deseni Tek bir durum içinde ço ğ u kez birden fazla alt tabaka veya birim olabilir. Bu durumda birden fazla analiz birimi söz konusu olacaktır. Buradaki ayrım, bir durum çalışmasının ilgili durumu, bütüncül ve tek bir ünite olarak ele almasına veya bir durum içinde birden faza alt birime yönelmesine ilişkindir. Birinci durumda bütüncül tek durum deseni kullanırken, ikinci durumda iç içe geçmiş çoklu durum deseni kullanılır. Bir kurumu veya okulu çalışmak isteyen bir araştırmacı, ço ğ u durumda bu okulu bir bütün ve tek bir analiz birimi olarak düşünmek yerine, okulu oluşturan alt birimleri analiz ünitesi olarak kullanabilir, (örne ğ in ilk kısım, orta kısım gibi ya da her kısım içinde zümreler gibi). Bu duruda araştırmacı, iç içe geçmiş çoklu durum çalışması yapacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken bir durum söz konusudur. E ğ er araştırmacı kurumun bütününü tek bir durum olarak alıyor ve çalıyorsa, yani analiz birimi kurum ise, araştırma problemini ve verisini buna uygun olarak toplamak zorundadır

45 . Birinci durumda bütüncül tek durum deseni kullanırken, ikinci durumda iç içe geçmiş çoklu durum deseni kullanılır. Bir kurumu veya okulu çalışmak isteyen bir araştırmacı, ço ğ u durumda bu okulu bir bütün ve tek bir analiz birimi olarak düşünmek yerine, okulu oluşturan alt birimleri analiz ünitesi olarak kullanabilir, (örne ğ in ilk kısım, orta kısım gibi ya da her kısım içinde zümreler gibi). Bu duruda araştırmacı, iç içe geçmiş çoklu durum çalışması yapacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken bir durum söz konusudur. E ğ er araştırmacı kurumun bütününü tek bir durum olarak alıyor ve çalıyorsa, yani analiz birimi kurum ise, araştırma problemini ve verisini buna uygun olarak toplamak zorundadır. Kurumun bütününü analiz birimi olarak alıp örne ğ in zümrelerden veri toplayan, fakat kurumun bütününe ilişkin sonuçlar üretmeyen bir durum çalışması, desen olarak yanlış planlanmış demektir. Oysa böyle bir çalışmadaki analiz birimi zümrelerdir ve araştırma probleminin bu do ğ rultuda oluşturulması gereklidir. Bütüncül

46 6.4.3.Çoklu Durum Deseni Çoklu durum desenleri bütüncül olarak da gerçekleştirilebilir. Bu desende, birden fazla kendi başına bütüncül olarak algılanabilecek durum söz konusudur. Her bir durum kendi içinde bütüncül olarak ele alınır ve daha sonra birbirleriyle karşılaştırılır. Örne ğ in okullarda örgütsel ö ğ renme konusunda çalışmak isteyen bir araştırmacı, sosyo- ekonomik düzeyi düşük bir devlet okulunu, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek bir devlet okulunu ve bir özel okulu seçebilir. Her bir okulda örgütsel ö ğ renme konusunda geliştirdi ğ i boyutlara bakan araştırmacı, daha sonra bu okulları birbirleriyle karşılaştırabilir. Burada önemli olan nokta, tıpkı deneysel çalışmalarda oldu ğ u gibi, araştırmacının her üç okulda da aynı şeylere bakıyor, aynı boyutlar hakkında verisini topluyor olmasıdır. Bu tür desenlerde araştırmacının, tek bir problem durumundan yola çıkarak alana ya da okullara standart bir araç\a gitmesi (örne ğ in standart görüşme ve gözlem formları ) ve her üç durumda da karşılaştırabilir veriyi toplaması önemlidir. Aksi takdirde durumlar arasında karşılaştırma yapmak mümkün olmayacaktır.

47 İ ç içe Geçmiş Durum Deseni Bu desende de bir öncekine benzer bir biçimde birden fazla durum söz Konusudur. Ancak ele alınan veya araştırmaya dâhil edilen her bir durum kendi içinde çeşitli alt birimlere ayrılarak çalışılabilir. Yukarıdaki örnekte vurgulanan üç okul türünde, zümrelerin ne derece etkili çalıştı ğ ını araştırmak isteyen bit araştırmacı için analiz birimi, her okuldan seçece ğ i zümreler olacaktır (yani her okuldan matematik zümresi, sosyal bilgiler zümresi gibi ). Yukarıdaki desende sözü edilen sorun alanları, bu desen için de geçerlidir. Karşılaştırmayı olanaklı kılabilmek için araştırmacı, veri toplarken ve veriyi analiz ederken olabildi ğ i ölçüde standart veri toplama yöntemler kullanmak zorundadır. Ancak bu yolla durumlar arasında bir karşılaştırma yapmak mümkündür.

48 Teori Oluşturma Araştırma Dizaynı : Teori oluşturma tasarımı : Bir teori oluşturma amacıyla gerçekleştirilen çalışmalara teori oluşturma araştırma dizaynı denir. Örnek : Kariyer sahibi 18 bayanın, mevcut kariyerlerini elde etmek için kritik önem taşıyan etkiler nelerdir? Bu araştırma da araştırmacı mülakat verileri sonucu görsel olarak ifade edilen bir model oluşturmuştur. Bu modelde sosyal şartların, kişisel altyapının sabrın ve iş yaşantısında di ğ er kişilerle olan sıkı ba ğ lantının etkili oldu ğ u saptanmıştır. Örnek : Araştırmacı temel e ğ itimin yetişkinler için neyi ifade etti ğ ini araştırmıştır. Araştırmacı 45 yetişkin ö ğ renciyi halk e ğ itim merkezlerinden seçerek mülakat gerçekleştirmiştir. Elde edilen verilerle araştırmacı yetişkinlerin deneyimlerini detaylandırmıştır. Araştırmacı 2 temel kategori ve bunların alt kategorilerini elde edilen verilerle belirlemiştir. Bu belirlenen 2 ana kategoriden birincisi bireylerin ilk izlenimleri, ikincisi ise rutin işlerdir.

49 1. Ana kategori olan İ lk İ zlenimlerin alt kategorileri ; Alt Kategori => Ö ğ retmenle buluşma Alt Kategori => E ğ itim ortamında meşguliyet 2. Ana kategori olan Rutin İ şlerin ; Alt Kategori => İ mza atmak Alt Kategori => Oturmak Alt Kategori => Kitaplarla çalışmak Alt Kategori => Zamanlamayı ayarlamak Alt Kategori => Ö ğ retmenle arkadaşlık kurmak olarak belirlenmiştir. İ ki kategoriyi kullanarak araştırmacı iki adet teorik model geliştirmiştir. Bu modeller ö ğ renci olma ve yazar olmayla ilgili kompleks faktörleri açıklamaktadır. Bu örne ğ i göz önünde bulundurarak Teori Oluşturma Dizaynını tanımlamak istersek, sistematik nitel bir prosedür olarak teori oluşturmayı hedefler ve bir sürecin, bir olayın veya önemli konuların etkileşiminin daha geniş kavram boyutunda ifade eder.

50 Teori Oluşturma Araştırmalarının Tarihsel Gelişimi : 1960 yılında Glasser ve Strauss adlı iki sosyolog tarafından geliştirilmiştir. Teori oluşturma araştırmaları, bu araştırmacıların California Sa ğ lık Merkezinde, ölümcül hastalı ğ a yakalanmış bireyler üzerinde yaptıkları araştırma literatürde yer aldıktan sonra di ğ er araştırmacılar tarafından, araştırmanın metodolojisi büyük ilgi görmüş ve bu araştırmayı ne şekilde yaptıkları Glasser ve Staruss’a yöneltilmiştir. Bu yo ğ un ilgiye cevap olarak 1967 yılında “ The Discovery of Grounded Theory ” adlı kitaplarını yayınlayarak di ğ er araştırmacılara teori oluşturma araştırmalarının ne şekilde gerçekleşti ğ ini açıklamışlardır. Glasser ve Strauss’ a göre kitap raflarından indirilerek geçerlili ğ i test edilen bir teoridense, veri toplama sürecinde ortaya çıkan ve gerçek verilerle oluşturulan teori daha fazla de ğ er arz etmektedir.

51

52 Sosyologlar Barney Glaser ve Anselm Strauss tarafından geliştirilen kullanılan gömülü teori, sosyolojide kullanılarak geliştirilmiştir. sosyal bilimlerdeki genel bir araştırma metodudur. Nitel bir araştırma türüdür. (Brian, 1995). Temellendirilmiş kuram araştırması adıyla da Sosyolojideki kuram üretmedeki yaygın ve dominant olarak yararlanılan rasyonel ya da "hipotez-tümdengelim" yaklaşımına alternatif olarak üretilmiştir. Yani nicel araştırmaya alternatif olarak üretilmiş, yaygınlaşması için çaba sarf edilmiştir. Çünkü 1960'larda sosyologlar, araştırmalarında soyut teorileri test etmişler, araştırılan kişi ya da durumları iyi bir şekilde ortaya koyacak teori üretmeyi ihmal etmişlerdir. Bu araştırma modeli fazla kullanılmayan, fakat e ğ itimin çeşitli konularını e ğ ilimsiz ve ön yargısız bir biçimde inceleyen bir yaklaşım olarak görülebilir. Onun nitel araştırma paradigması kapsamında de ğ erlendirilmesinin nedeni ise, nitel araştırmayla ortak özellikleri taşıyan araştırılan kişilerin sosyal dünya hakkında oluşturdukları kavramları ve anlamları, araştırılan durumlar içerisinde karmaşıklı ğ ıyla incelemeye ve yerel seviyede kuram üretmeye çalışması gibi özellikler sayılabilir. (Ekiz, 2003; 48).

53 Glaser ve Strauss'a göre, nitel araştırma yoluyla kuram oluşturma yaklaşımı, sosyal bilimler alanındaki araştırmalara yeni bir bakış açısı getirmiştir. Glaser ve Strauss'a göre, 'geleneksel kuramlar' gerçekleri hep aynı gözle görür ve bu nedenle sürekli bir de ğ işme içinde olan sosyal olguları açıklamada yetersiz kalır. Gömülü teori; toplanan verilerden yola çıkarak daha önceden bilinmeyen birtakım sonuçları birbiri ile ilişkisi içinde açıklayan bir modelleme çalışması anlamına gelmektedir. Bu da araştırmacının esnek olmasını, toplanan verilere göre araştırma sürecini yeniden biçimlendirmesini ve gerek araştırma deseninin oluşmasında gerekse toplanan verilerin analizinde tümevarıma dayalı bir yaklaşım izlenmesini gerektirir. (Yıldırım ve Şimşek, 2000; 19). Gömülü teori aslında adından da anlaşılaca ğ ı gibi ne diyorsa odur. Ancak gömülü teori incelendi ğ inde gözlemlenen deneylere yaklaşımın oldukça serbest ve ayrıntılı düzenlenmemiş oldu ğ u görülür. Bu da teorilerin geliştirilmesi için uygun bir zemin sa ğ lar. Bu yaklaşım gömülü teorinin oldukça baştan savma bir kullanımıdır.

54 Gerçekte gömülü teorinin kullanımının asıl sebebi uygulamalarda, deneylerde ve gözlemlerde (muhtemelen küçük örneklerde) teoriye zemin hazırlamaktır ve buradan bazı teorik kavramlar ve hipotezler geliştirmektir. Gömülü teori ilkelerine göre iyi bir nitel sosyal bilimler araştırması, araştırmanın süreci boyunca, kavramları sürekli geliştirme ve bulgulara karşı yorumun sürekli kontrolünü içerir. Gömülü teoriyi kullanan araştırmacı, yeni bakış açısı ve fikirlerle başlar. Fakat araştırmayı geliştirmek, görüşleri de ğ iştirmek ve araştırma ürününü anlamak için yeni delil ve bilgiyle teoriyi beslemelidir. Sistematik b ilgi derlemesi ve analizi vasıtasıyla, gömülü teori keşfedilir, geliştirilir ve geçici do ğ rulanır. Gömülü teori öyle bir teoridir ki, olayların meydana gelişleri ve insanlar çalışmayla uyuşmayabilir. Ve bu teori: Gözlem temellidir. Çalışmayı sürükleyen ve yönlendiren açıklamalar ortaya koyar. Hemen ortaya çıkmış deliller üzerinden sınırlı açıklamalar ortaya çıkarır. (Wisker, 2001; ).

55 Gömülü teori, tembellik ve belirsiz yorumlar için bir bahane de ğ ildir. Veriler kanıtlanmak zorundadır. Nitel araştırmanın temeli olarak gömülü teori, veri ve analizlerin zengin olabilece ğ i, hatta herhangi bir proje için herhangi bir anda araştırma altındaki özel bir alandan bile zengin olabilece ğ i araştırmaya fırsat verir. (Strauss and Corbin, 1990). Bu yaklaşımın amacı, araştırılan durumla ilişkili olarak kuram keşfetmek ya da üretmektir. Herhangi bir durum içerisinde bulunan ya da çalışan kişilerin nasıl etkileşim içerisinde oldu ğ unu uygulamalarını nasıl yaptıklarını ve bu durum içerisinde bulunan sürece nasıl entegre olduklarını ortaya çıkarmaya çalışır. Böylece araştırmacı temel olarak birinci elden veriyi toplar. Bunun için araştırma yapılan alanı ziyaret eder, gözlem ve görüşme yapar, elde etti ğ i verileri kategorilere ayırır ve geliştirir. Sonuçta kuram hakkında kuramsal önermeler ya da hipotezler sunar. Gömülü teori, bugünkü araştırmalarda do ğ rudan kuram elde etmek amacıyla fazla kullanılmayan, fakat araştırılan konuyu önyargısız olarak incelemek, ortaya koymak için sadece veri toplama aracı olarak kullanılmaktadır. Gömülü terinin bir metot olarak kullanılmamasının nedeni, yararlanılmasının oldukça zor olması ve veri analizlerinin fazla zaman almasıdır (Ekiz, 2003; 48-49)

56 Tarih geçmişte gerçekten olan olaylardır. Tarihsel yöntem ise geçmişi yeniden canlandırmak için verilerin toplanmasında geliştirilen bir araştırma yöntemidir.Tarihsel araştırma yapan bireyler topladıkları veriler hakkında yorumlar yaparlar, kısacası geçmişi yorumlarlar (YÖK, 1997). E ğ itim araştırmaları yönünden bu metodun en önemli faydası mevcut e ğ itim sistemlerinin oluşma süreci hakkında bizlere faydalı bilgi vermesidir. Bu yolla e ğ itimin her boyutunun tarihi temelleri tespit edilmiş olur ve yapılacak yeni atılımlar, bu tarihi temeller ışı ğ ında ortaya koyulur ve gerçekçi olur (Çepni,2005;59). Tarihi araştırma yönteminde takip edilen basamaklar bir bilimsel yöntemde takip edilen basamaklar gibidir. Yani bir problem durumu oluşturulur, oluşturulan problem durumundan araştırılabilecek problemler belirlenir, hipotezler kurulur, veriler toplanır ve hipotezler veriler ışı ğ ında test edilir. Bununla birlikte, tarihi olaylardaki kanıtlar genellikle geçmişte yazılan kaynaklarda oldu ğ u için, genel olarak tarihi doküman ve belgeler üzerinde çalışmalar yo ğ unlaşır. Bu süreçte önemli olan güvenilir ve orijinal kaynaklara ulaşmaktır (Çepni,2005;59).

57 Tarihsel araştırmada işlem yolu olarak aşa ğ ıdaki basamaklar takip edilir: 1-) Seçilen konu hakkında geniş ve geneli kapsayan bir literatür taraması yapılır. 2-) Toplanan makaleler analiz edilerek, araştırılacak boyutlar tespit edilir. 3-) Araştırılacak boyutlar için özel durumlar tespit edilir. Genel olarak araştırmacılar bu basamakta araştırılan konuya katkı sa ğ lar. 4-) Araştırılacak örnek olayın kaynakları tespit edilir. Bunlar genellikle arşivlerden toplanır. 5-) Kaynaklarda kullanılan dil analiz veya tercüme edilir. 6-) Toplanan bilgiler sistematik bir yapıya getirilir. 7-) Varılan özel tespitlerle literatürdeki tespitler karşılaştırılır. 8-) Genel sonuçlara uyan veya uymayan durumlar tespit edilir.

58 9-) Uymayan sonuçlar ilgili alana orijinal bir katkı olarak sa ğ lanmış olur. Tarihsel yöntem sadece tarihçilerin kullandı ğ ı yöntem olarak kabul edilmemelidir. Bir olayın geçmişten günümüze kadar izlemiş oldu ğ u süreçleri araştırmak isteyen bütün araştırmacıların bu yöntemi kullanması gerekir. Tarihsel yöntem özellikle sosyal araştırma yapmak isteyen bir birey, o konu hakkında geçmişte yapılan çalışmaları yani literatürü taraması gerekir. Bir konu hakkında yapılan literatür taraması yine yöntemin kapsamı içindedir (Çepni,2005;60). Tarihsel araştırma, yalnız tarih konuları ile profesyonelce ilgilenen tarih uzmanlarının de ğ il, e ğ itimciler de dahil olmak üzere bütün sosyal bilimcilerin araştırmalarının bir kısmında ya da bazen bütününde kullandı ğ ı yöntemdir. Mesela literatür taraması bile bir nevi tarihsel araştırmadır. Çünkü araştırmacı kendisinden önce neler yapıldı ğ ını araştırmak durumundadır (Dilek,2006). Tarihsel araştırma faaliyeti problemi veya çalışma sahasını tespit ve sınırlamayı; -bazı durumlarda- hipotez oluşturma (sorular oluşturma); toplama, organize etme, do ğ rulama, geçerli kılma, analiz ve verilerin seçimi; -e ğ er uygunsa- hipotezi test etme ve rapor yazmayı kapsar. Bu sıralama bizi geçmiş hakkında yeni bir anlayışa sahip olmaya ve bu anlayışın günümüz ve gelecekle olan ilgisine yönlendirir. Tarihsel araştırmanın önemi aşa ğ ıdaki gibi sıralanabilir (Dilek,2006):

59 1-) Güncel problemlerimizin çözümlerinin geçmişte araştırılması 2-) Günümüze ve gelece ğ in trendlerine ışık tutar 3-) Geçmiş hakkında sahip oldu ğ umuz hipotez, teori ve genellemeler 4- ) ilgili olarak verilerin yeniden de ğ erlendirilmesi 5-) Geçmişi gelece ğ i tahmin ve günümüzü geçmişi açıklamak için kullanma yetene ğ i her tür akademik çalışma için yararlıdır. 6-) E ğ itim tarihini ö ğ retim yoluyla geliştirilmesi gereken yeterlikler 7-) E ğ itimde de ğ işimin dinamiklerini anlama 8-) E ğ itim ve onun yönlendirdi ğ i kültür arasındaki ilişkiyi daha iyi anlama 9-) Güncel e ğ itim problemlerini daha iyi anlama 10-) E ğ itim problemlerinin analizinde tarihsel kanıtın işlev ve sınırlılıklarını anlama 11-) Tarihsel kanıtı yerleştirme, analiz etme ve de ğ er biçme yetene ğ ini geliştirme 12-) Ö ğ retmenlik mesle ğ i hakkında saygınlık ve sorumluluk hissi

60 E ğ itime dair ideallerin veya kurumların tarihsel araştırmasını yapmak günümüz e ğ itim sisteminin nasıl oluştu ğ u hakkında bize fazlasıyla yardımcı olur. Bu şekilde bir anlayış ilerleme için sa ğ lam bir temel oluşturur. Tarihsel araştırmalar e ğ itimde teori ve pratiklerin nasıl geliştirildi ğ ini gösterir. E ğ itimcileri yeni ortaya çıkan pratikleri de ğ erlendirmek için eskilerini kullanmada (karşılaştırma yapma) etkin kılar. Yeniden gündemde olan trendler tarihsel bakış açısıyla daha iyi anlaşılabilir (ilerlemecili ğ in çeşitli versiyonları gibi). Siyaset ve e ğ itim, okul ve toplum, yerel ve merkezi hükümet, ö ğ retmen ve ö ğ renci arasındaki ilişkileri daha iyi anlamamıza katkıda bulunur (Dilek,2006). E ğ itimde tarihsel araştırma, bir kişi, grup, hareket, fikir veya kurumla ilgili olabilir. Tabi ki bir kişinin araştırmaya konu olabilmesi için onun e ğ itimde bir harekete, fikre ve kuruma katkıda bulunmuş olması gerekir.

61 6.10.Tarihsel araştırmalarda konu seçimi: Tarihsel araştırma yöntemi e ğ itim araştırmalarının hepsinde kullanılmaz. Dolayısıyla araştırıcı için araştırma problemini dikkatli bir şekilde tanımlamak ve bu yönteme uygunlu ğ u hakkında de ğ er biçmek, çalışmaya başlamadan önce düşünülmesi gereken en önemli noktadır. Ancak bu noktadan sonra, uygun veri kaynaklarının seçimi, toplanması, sınıflandırılması, verilerin işlenmesi ve sonuçta araştırılmakta olan konunun verilerinin dengeli ve nesnel bir şekilde de ğ erlendirilmesi ve sentezi aşamaları sırasıyla gelmelidir (Dilek,2006). Seçilen tarihsel problem çok geniş bir sahayı içermemelidir. Çünkü problemin anlaşılması için belli sınırlılıkların olması gerekmektedir. Geniş bir sahaya yayılan araştırmada verileri de ğ erlendirmek ve konular arasında mantıksal ba ğ lantılar kurmak zorlaşmakta, araştırmacıyı bilimsel olmayan bir takım argümanlara taşıma riski artmaktadır. Bir araştırma konusu belirlenirken aşa ğ ıdaki soruların sorulmasında fayda vardır: Olaylar nerede meydana geldi? Hangi insanlar bu olayların içindedir? Olaylar ne zaman meydana geldi? Hangi tür insan etkinli ğ i olayların içindedir?

62 Problemin dikkatli bir şekilde tayin edilmesiyle araştırma için uygun olan durumlarda hipotezin seçilmesi eşit derecede önem taşımaktadır. Ampirik araştırmada oldu ğ u gibi, hipotez, verilerin analizinde araştırıcıya yön verir. Başka türlü olsa içinden çıkılamayacak hal alan bilginin seçimini ve yapısını sınırlar. Hipotezsiz bir tarihsel araştırma ço ğ unlukla gerçekleri toplamaktan başka bir fonksiyonu olmayan amaçsız bir faaliyet haline dönüşebilir. Tarihsel verileri oluşturan materyalleri araştıran araştırmacı, dikkatini bir hipoteze veya spesifik sorulara yo ğ unlaştırmadı ğ ı müddetçe, verileri sentezleyerek yeni bir bilgi ortaya çıkarma veya yeni bir anlayış geliştirme konusunda çok az bir şansa sahiptir. Spesifik hipotez oluşturulduktan sonra bile, araştırmacı tarihsel dokümanları toplarken kontrolü elden bırakmamalıdır. Çünkü araştırmacı kendisine ilginç gelen bütün bilgileri toplama e ğ ilimindedir. Fakat bunların birço ğ unun yaptı ğ ı araştırmaya hiç katkısı olmaz ya da çok az katkısı vardır (Dilek,2006).

63 Tarihsel araştırmada problemin seçiminde, araştırıcının kişili ğ i di ğ er yöntemlerle yapılan araştırmalara nazaran çok daha etkilidir. İ lgi, motivasyon, tarihe olan merak ve e ğ itim geçmişi gibi kişisel faktörler problemin seçimini büyük ölçüde etkiler. Ampirik araştırmalarla gölgelenmesine ra ğ men, tarihsel araştırma e ğ itimde hala büyük bir öneme sahiptir. Çünkü tarihsel araştırma geçmişi kullanarak günümüz e ğ itim trendlerini anlamamız ve açıklamamız için çok önemli bir rol üstlenir (Dilek,2006). E ğ itimde tarihsel yöntemin kullanıldı ğ ı araştırmaların ço ğ u büyük e ğ itimcilerin ö ğ retisini ve yaşamını konu alan biyografilerdir. De ğ işim için gerekli dinamiklerin farkına varılması, e ğ itimdeki yaklaşımların dayandı ğ ı temelleri ve koşulları anlamak ve günümüz e ğ itim sistemine olan etkilerini analiz etmekle mümkündür. E ğ itim tarihi araştırması yapmanın di ğ er önemli bir noktası da karşımıza yeniymiş gibi çıkarılan bir çok yaklaşımın e ğ itim tarihinin belli bir döneminde denenmiş olabilece ğ i gerçe ğ idir (Dilek,2006).

64 Tarihsel araştırmalarda veri toplama: Tarihsel araştırmaları di ğ er araştırmalardan ayıran en önemli özellik, onların hali hazırda mevcut verileri kullanmasıdır. Tarih kimya ya da fizik gibi do ğ rudan gözlem bilimi de ğ ildir. Tarihçiler, jeologlar gibi, geçmiş olayları bunların bıraktı ğ ı izler yardımıyla yorumlar ve insanın geçmiş eylem ve düşüncelerinden kalan kanıtlan kullanırlar. Tarihçi, gözlemi kullanan bilim adamından daha alt seviyede de ğ ildir. Prosedürdeki fark, tarihçini kendi gözlemini yapmadı ğ ı, fakat bir başkasının gözlemine ba ğ ımlı oldu ğ udur. Öyle ki, başkasının gözlem raporlarını analiz ederek, bunların do ğ rulu ğ unu araştırmak gibi zahmetli bir işe kalkışır. Di ğ er bilim adamları gibi, verilerini inceler ve hipotezler oluşturur. Bu hipotezleri test etmek için yeni kanıtları veya eskilerini yeniden inceler. Yeni bulguların ışı ğ ında hipotezlerden ya tamamıyla vazgeçilir ya da kısmen de ğ iştirilir (Dilek,2006). Tarihsel veriler, tarihsel araştırmanın yaşam kayna ğ ı olan birinci elden kaynaklar ile birinci elden kaynakların yoklu ğ unda veya verileri desteklemek için kullanılan ikinci elden kaynaklardır.

65 Birinci elden kaynaklar: Çalışılan periyodun kalıntıları; binalar, araç-gereçler, foto ğ raflar, mobilyalar, paralar, vs. Yeniden yapılandırılacak olaylarla do ğ rudan fiziksel ilişkisi olan kaynaklar; yazılı ve sözlü tanıklık ifadeleri, el yazmaları (manuscripts), arşiv kayıtları (belgeler), kanunlar, dosyalar, mektuplar, resmi yayınlar, biyografiler, vasiyetler, gazete ve dergiler, kataloglar, filmler, haritalar, tablolar, nüfus kütükleri, araştırma raporları, ithaflar, vs. İ kinci Elden Kaynaklar: İ kinci elden kaynaklar çalışılan dönemle ilgili do ğ rudan fiziksel ilişkisi olmayan eserlerdir. Bunlar, birinci elden kaynaklar veya başkalarının çalışmalarından istifade yoluyla yazılan eserlerdeki veriler olabilece ğ i gibi, belge, kalıntı ve di ğ er kaynakların kopyaları ve tercümeleri de olabilir. E ğ itim araştırmasında literatür taraması, konuya hazırlık aşamasıdır. Oysa tarihsel araştırmada literatür taramasından veri kayna ğ ı olarak da faydalanılır

66 Tarihsel araştırmalarda de ğ erlendirme: Tarihsel araştırma yapan kişilerin ço ğ u verilerini doküman ve kayıtlardan elde eder. Bunların araştırmanın amacına hizmet edip etmeyece ğ i dikkatli bir şekilde de ğ erlendirilmelidir. Tarihsel veri ve kanıtları de ğ erlendirmeye tarihsel eleştiri (tarih tenkidi/tarihî kritik) denir. İ ki çeşit eleştiri vardır: Dışsal eleştiri (haricî kritik): Dışsal eleştiri verilerin otantikli ğ i veya samimiyeti ile ilgilidir. Bu yüzden içindeki ifadelerden ziyade, kayna ğ ın kendisine yöneliktir. Yani dokümanın sahte, hileli, eksik, çarpıtılmış olup olmadı ğ ına bakar. Dokümanın yaşını, yazarını, el yazılarını, imzaları, stilini, telaffuzları, isimleri, vs. test etmek gerekmektedir. İ çsel eleştiri (Dahilî kritik). Araştırmacı dokümanın otantikli ğ ine karar verdikten sonra, içindeki bilginin do ğ rulu ğ unu ve verisel anlamda yeterlili ğ ini test etme aşamasına içsel eleştiri denir. Doküman veya belge verdi ğ i bilgiler açısından samimi olabilir, fakat do ğ ru bilgiyi vermiyor olabilir. Bunu anlamak için de kayna ğ ın veya belgenin yazarlarını de ğ erlendirmek gerekmektedir. Bir tarihsel olayı veya olguyu gözlemleyip bunu belgelendiren kişinin e ğ itim düzeyi, kişili ğ i, ait oldu ğ u kültür, korkuları, üzerindeki baskılar vb. faktörler verdi ğ i bilgilerin do ğ rulu ğ u üzerine bir takım de ğ erlendirmeler yapmamızı sa ğ lar. Bu durum belki bakanlık dokümanlarında açı ğ a çıkmayabilir, fakat o dönem için durum tespiti yapan bazı raporlarda hissedilebilir.

67 Biyografiler çalışılırken önyargıların mevcut olma ihtimali her zaman yüksektir. Bu ön yargılar üç grupta toplanabilir; görüşülen kişiden kaynaklanan önyargılar, araştırmacıdan kaynaklanan önyargılar ve araştırmacı ve görüşülen kişi arasındaki iletişimden kaynaklanan önyargılar. Bu ön yargıların önüne nasıl geçebiliriz hakkındaki düşüncemizi görüşme teknikleri kısmında ifade edece ğ iz (Dilek,2006) Tarihsel araştırmalarda rapor yazma: Veriler toplandıktan ve verilerin otantikli ğ i ve do ğ rulu ğ u için dışsal ve içsel eleştiriler yapıldıktan sonra, araştırmacı bu verileri araştırma probleminin ışı ğ ı altında bir araya getirme ve işleme göreviyle karşı karşıyadır. Bu sürece sentez adı verilir. Araştırmacı için en zor kısım budur. Belli bir hayal ve mantık gücü ve bol kaynak gerekmektedir. Bundan sonra araştırmanın hipotezi test edilir ya da araştırma sorularına cevap aranır. Final raporun yazılması sentez süreci kadar önemli ve zordur. Belli bir yaratıcılık, yüksek standartta nesnellik ve sistematik analiz gerektirmektedir (Dilek,2006). Tarihsel araştırmalarda karşılaşılan problemler şunlardır:

68 Problemi geniş bir şekilde tanımlamak, Do ğ ruluk derecesi yüksek birinci elden kaynaklar yerine, kolay bulunabilecek ikinci elden kaynaklan kullanma e ğ ilimi, Veriler hakkında yetersiz eleştiri; kaynakların otantikli ğ ini ve do ğ rulu ğ unu tespit edememe; kayna ğ ın do ğ rulu ğ unu araştırmaktan ziyade, başkalarının do ğ ru kabul etti ğ ini benimseme, Mantıksal analizin zayıflı ğ ı: Anlamımı yitirecek şekilde basitleştirme; olayların sebeplerinin düşünülenden daha fazla ve kompleks oldu ğ unun farkına varamama, Yetersiz kaynaktan yola çıkılarak yapılan genellemeler; yüzeysel benzerlikler üzerine temellendirme. Kelimeleri incelenen dönemde kabul edildi ğ i şekliyle yorumlayamama, Önemli gerçeklerle di ğ erlerini birbirinden ayırama, Kişisel önyargı ifadeleri, bir fikre veya kişiye eleştirisiz bakış açısı (aşırı hayranlık ya da husumet duygusu), geçmişe duyulan aşırı hayranlık veya yeninin de ğ işimin gelişim oldu ğ u düşüncesi, Zayıf bir yazı stili veya a ğ dalı bir şekilde kullanılan dil, Araştırılan dönemin e ğ itim sistemi ile toplum arasında ba ğ lantı kuramamak.

69 Test Bir araştırmada, konu ve yöntem belirlendikten sonra sıra veri toplama basama ğ ına gelir. Gerçekte kullanılacak veriler büyük ölçüde araştırmanın yöntemine ba ğ lıdır. Örne ğ in laboratuar ve gerçek alan araştırmalarında veri elde etme, yöntemin bir parçasıdır. Oysa tanıma ve istatistik yöntemini kullanan bir araştırmalarda ayrıca bir veri toplama faaliyetine gerek vardır. Bir araştırma veri olmadan yürütülemez. Veri, araştırmayı sonuca götürmeye yarayan her türlü bilgi, belge kayıt veya istatistiklerdir. Veriler, bir anlamda işlenmemiş kanıtlardır. Bunların çeşitli bilimsel yollarla işlenip de ğ erlendirilmesi sonucu, incelenen sonuca cevap bulunmaya çalışılır. 1.1 Soru hazırlama teknikleri Soru hazırlamada dikkat edilecek en önemli hususları sıralamak gerekirse öncelikle soruların konuyla ilgili olması, sorunun amacının belirlenmesi gerekmektedir.

70 Anket Anket; herhangi bir konuda durum saptaması yapmak amacıyla bu grubu oluşturan kişilerin bilgilerini, görüşlerini ve tutumlarını ortaya çıkarmak için daha çok posta yoluyla hazırlanan bir veri toplama aracıdır. Hızla de ğ işen ve gelişen teknoloji sayesinde anket uygulama yöntemleri de artmaktadır. Bunlar; Posta Posta yoluyla yapılan anketin maliyeti telefon yönteminden daha ucuzdur. İ nternet Telefon Karşılıklı görüşme Karma anket

71 2.1 Hazırlanışı ve Soru Türleri İ yi bir anket hazırlamak çok zaman alan ve u ğ raş gerektiren bir iştir. İ yi bir anket hazırlayabilmek için konunun, amacının, evren ve bunu temsil edecek örneklemin çok iyi bilinmesi; anketi cevaplandıracak kişilerin e ğ itim, ekonomik, sosyal ve politik özelliklerinin iyice kavranması gerekmektedir. Soruların özellikle cevaplayıcıların özellikleriyle, inanışlarıyla, şahsiyeti ve çalıştı ğ ı yer ile zıt düşmemesi ayrıca anlayış kavrayış ve ilgi seviyelerine uygun olması gerekmektedir. Anketteki sorular kategorilere ayrılmalıdır. E ğ er bu yapılmazsa karmaşık bir yapıya sahip olur. Kategoriler şu şekilde olabilir (Judd, vd. 1991, akt: Balcı, 1995): Soru Türleri 1)Olgusal sorular: Kişilerin yaş, e ğ itim düzeyi, gelir düzeyi, medeni durumu, cinsiyeti, do ğ um yeri, din ve mesle ğ ine ilişkin bilgileri içerir. Davranış soruları: Bu sorular kişilerin kişisel ve toplumsal etkinlikleri yapıp etmeleri ile ilgilidir.

72 2)Tutum ve inanç soruları: Bir kimsenin belli bir anda ve belli bir konuda ne düşündü ğ ünü ya da ne duydu ğ unu saptamaya yönelik sorulardır. Tutumlar en iyi çoklu sorularla ölçülebilir. Tutum ölçeklerinde genelde kapalı uçlu sorular kullanılır ancak kodlanmış açık uçlu sorular da yararlı olabilir. 3)Bilgi soruları: Kişilerin belli bir konuda ne bildikleri, bun ne ölçüde bildikleri, bu bilgileri hangi kanaldan ve ilk kez ne zaman ö ğ rendikleri vs. ortaya çıkarılmak istendi ğ inde bu sorular uygun olur. Ayrıca anketlerde sorulacak bir soru ona ba ğ lı başka bir sorunun sorulmasına ba ğ lı olabilir. Örne ğ in, "Tuttu ğ unuz takımın maçlarını her hafta izler misiniz?" E ğ er kişi takım tutmuyorsa bu soruyu cevaplayabilmesi imkânsızdır bunun için kişiye ön soru olarak, "Takım tutuyor musunuz?" sorulmalıdır. Soruların yanlı ifade içermemesine de dikkat etmek gerekir. Örne ğ in, "Fen Bilgisi ö ğ retmeninizi seviyorsunuz de ğ il mi?" 1-Az 2-Orta 3-Çok

73 Bu soru biçimi yanlıştır. Çünkü yanlı ifade (de ğ il mi) içermektedir. "Fen Bilgisi ö ğ retmeninizi ne kadar seviyorsunuz?" şeklinde olmalıydı Şekil Bakımından Sorular Anketteki sorular şekil bakımından üç türlü olabilir. 1)Kapalı uçlu sorular: Anket formlarındaki soruların ço ğ u kapalı uçludur. Katılımcıya cevaplaması için belirli cevapların verildi ğ i esnek olmayan bir stildir. Katılımcının bu seçeneklerden birini seçmesi veya sıralaması istenir. Bu cevap şekilleri "likert tipi" sayısal ölçek (1= Kesinlikle Katılmıyor 5= Kesinlikle katılıyorum), basit "Evet/Hayır" formatında ya da çoktan seçmeli şekilde olabilir (Baş, 2006:57). Örne ğ in: "Matematik dersini ne kadar seversiniz?" Az Biraz Orta Çok Çok fazla

74 2)Açık uçlu sorular. Bu tür sorular, yapılandırılmış ya da özelleştirilmiş seçeneklerden ziyade, katılımcıların ilgili alanda düşünce, duygu, inanç, e ğ itim vb. ortaya çıkarmaya amaçlayan, boş bırakılan yerleri doldurmayı gerektiren sorulardan oluşmaktadır (Ekiz,2003;l 10). Katılımcı için esnek ve yaratıcı bir çalışmadır fakat analizi ve de ğ erlendirilmesi çok zordur ve zaman alır. "Sınıf ö ğ retmeninizin en çok sevdi ğ iniz özelli ğ i nedir?" Lütfen yazınız. 3) Sadece belli bir guruba ait sorular: Bu sorularda kapalı uçludur fakat katılımcının verdi ğ i cevaplara göre süzgeç uygulayarak onu başka sorulara yönlendirir. Örne ğ in; Tablo 1: 4) Evli misiniz? ( ) EVET( ) HAYIR Cevabınız " HAYIR" ise lütfen 7. soruya geçiniz. Burada 5. ve 6. soru evlilikle ilgili olabilir.

75 Görüşme (Mülakat) Görüşme (interview, mülakat), sözlü iletişim yoluyla veri toplama (soruşturma) tekni ğ idir (Karasar N, 2004:164). Görüşme sadece sözlü olarak de ğ il, sa ğ ır ve dilsizlerle simgesel olarak da gerçekleştirilebilmektedir. Görüşme metodu insanların davranışlarında etkili olan etmenlerin; düşünce, his, tutum ve duyguların neler oldu ğ unu ortaya çıkarmada kullanılan bir veri toplama aracıdır. Balcı (1997)' ya göre görüşme, insanların "zihinlerinde" ve "kalplerinde" olanları ortaya çıkarmak için kullanılan en önemli veri toplama aracıdır. Görüşmede söylenilenlerin "yüzeysel" anlamları yanında "gerçek" anlamları da çıkartılabilir Karasar N, 2004:166). Çepni (2004)'ye göre ise mülakatın asıl amacı, iletişim kurulan bireyin araştırılan konu hakkında duygu, düşünce ve inançlarının neler oldu ğ unu ortaya çıkarmaktır.

76 Görüşmede mimikler, vücut dili ve ses tonu sorulara verilen cevapların de ğ erlendirilmesinde araştırmacıya ipuçları verir ve araştırmacı karşısındakinin bu sorulara ne kadar yapmacık veya kaçamak yanıtlar verdi ğ ini sezebilir. Bu durumda araştırmacı bu noktalara yo ğ unlaşıp daha gerçekçi bilgilere ulaşmak için başka sorular da sorabilir. Görüşme tekni ğ inin kolay, rahat ve kısa sürmesi bakımından yararlan olsa da zor yanları da vardır. En önemlisi, görüşmeyi yapan kişinin seçimi ve bu kişinin e ğ itimidir. Ayrıca inanç, görüş, tutum ve de ğ er gibi konularda araştırmacının objektif yaklaşabilmesi de önemli bir noktadır. Görüşme birçok kaynakta iki veya üç gruba ayrılarak incelenebilmektedir. Balcı (1997)' ya göre Mülakat: 1. Katılan sayısına göre La) Bireysel görüşme l.b) Grupça görüşme

77 Mülakat yapılamak istenilen kişiye göre Uygulama kurallarının katılı ğ ına göre 3.a) Yapılandırılmış görüşme Daha önceden planı en ince ayrıntısına kadar düşünülüp hazırlanan ve bu plana sadık kalınarak yapılan görüşme türüdür. Burada sorulacak önceden hazırlanır cevaplan önceden belirlenir ve kayna ğ a yöneltip verdi ğ i yanıtlar işlenir. Yapılandırmış görüşmenin avantajı, kısa sürmesi ve istenilen tüm amaçlara ulaşılabilmesidir. Fakat esnek ve yaratıcı bir çalışma ortaya çıkmaz. 3.b) Yarı yapılandırılmış görüşme Bu metotta, görüşmecinin elinde hazır bir plan ve sorular vardır. Fakat görüşmenin gidişine göre bazı düzenlemeler ve de ğ işiklikler yapılabilir. Soruların sırası de ğ iştirilebilir, anlaşılmayan noktalarda daha derine inilebilinir. Mülakatı yapanın asıl görevi, tartışmada sorulan soruların dışına çıkıldı ğ ında mülakata katılan bireyleri gerekti ğ inde yönlendirip tartışma konusu üzerinde odaklanmalarını sa ğ lamaktır (Çepni, 2005:69)

78

79 3.1Görüşmenin Adımları Ekiz (2003)'e göre iyi bir görüşmenin hazırlanabilmesi ve yürütülmesindeki basamaklar şu şekildedir; Çalışmanın amacının belirlenmesi Ömeklem seçimi Görüşmenin formatının oluşturulması Görüşme sorularının geliştirilmesi Görüşme yapan kişilerin seçimi ve e ğ itimi Bir pilot çalışmanın yapılması Görüşmenin yapılması Görüşme verilerinin analizinin yapılması

80 3.2Görüşme Kılavuzu Karasar (2004) mülakat sırasında görüşmeciye rehberlik etmesi amacıyla bir kılavuz hazırlamıştır. Görüşme kılavuzu görüşmecinin uyması gereken önemli kuralları hatırlatıcı, görüşme sorulannı belli bir sırada içeren ve gerekti ğ inde kayıt işlerini de kolaylaştıracak biçimde hazırlanmış bir listedir. Bu kılavuz görüşmeci için can simidi de olabilir. Ekiz (2003) ise bu kılavuzun hangi görüşme türüne göre hazırlandı ğ ını ve içerisinde görüşmecinin kendisini nasıl tanıtaca ğ ını, amacım nasıl açıklayaca ğ ını, kişiden beklendi ğ ini, hangi soruların nasıl ve hangi sırada sorulaca ğ ını içerir. Çünkü nitel bir araştırma yapmak zordur ancak yaratıcı bir çalışma ister (Balcı, 2007:67). İ şte bu kılavuz yaratıcı ve iyi bir araştırma yapabilmemiz için yardımcı olur.

81 Görüşme kılavuzunun hazırlanmasında, soruların hangi sırada sorulaca ğ ının kararlaştırılması önemli bir konudur. Bu sıralamada: 1. İ lk sorular ilginç ve cevaplaması kolay olmalı, kaynak kişiye cevap vermeye güdülenmeli. Bu çok önemlidir. Çünkü kaynak kişi görüşmeciye ne kadar güvenirse ve görüşmeci de aradaki iletişimi ne kadar iyi oluşturursa verdi ğ i cevaplarda daha objektif ve do ğ ru olur. 2.Sorular, genelden özele do ğ ru giden bir sırada olmalı. Ancak sorulan sorular sadece bir tane sonuca hitap etmelidir. Örne ğ in, "Yeni hazırlanan 2. sınıf müfredatı sizce nasıl?" gibi bir soruya kaynak çok geniş bir cevap verebilir bu da konuşmanın da ğ ılmasına ve farklı alanlara yönelmesine yol açabilir. Sorular uygun bir sıra içinde ve ilgilerine göre kümelendirilmiş olmalı. Böylece, kişinin daha ekonomik bir düşünce süreci içinde olmasına yardımcı olur. Bitiş soruları, kaynak kişide basan duygusu bırakan, gerekti ğ inde yeni işbirli ğ i için güdüleyen nitelikte olmalı (Karasar, 2004; 169)

82 Kılavuzun iyi bir rehber olabilmesi için öncelikle iyi hazırlanması ve kayna ğ ın ilgi, tutum, duygu ve inançları göz önüne alınarak hazırlaması gerekmektedir. Unutmamak gerekir ki kılavuz bize yol göstericidir ve gerekti ğ inde yeni bilgiler eklenmelidir. 3.3 Görüşmenin Yapılması Başarılı bir görüşme için görüşmecinin kaynak kişiden do ğ ru ve gerçekçi cevaplar elde etmesi gerekir. Bunun içinde görüşmecinin kayna ğ ı çok iyi güdelemesi gerekir. Görüşmeye başlarken görüşmecinin kendini ve amacını çok iyi biçimde ifade etmelidir. Ayrıca kayna ğ ın sorulara do ğ ru ve gerçekçi cevaplar vermesi için kaynak kişiye görüşmenin amacı ve önemi hakkında bilgi verilmelidir. İ yi bir görüşme için görüşmecin kaynak kişi hakkında bir alt yapı çalışması yapmış olması gerekir. Görüşmecin di ğ er dikkat etmesi gereken hususlar ise şöyle sıralanabilir:

83 S Çok bilir gözükmeme S Sade ve anlaşılır bir dil kullanma S Yargılayıcı olmama S Araştırmak istedi ğ i konunun özüne inmeli S Kaynak kişinin mimiklerine dikkat edip içtenli ğ ini kontrol etmeli S Görüşmenin esnek yapısından yararlanıp açık uçlu sorularla daha derin ve öz bilgiye ulaşmalı. S Son olarak da kaynak kişide basan duygusu uyandırabilmeli ve gelecekte tekrar işbirli ğ i için çalışmanın sonuçlarının kayna ğ a da iletilece ğ ini söylemeli. Görüşmecinin Seçimi ve E ğ itimi Karasar (2004)'a göre iyi bir görüşmecinin; zeki, duyarlılı ğ ı yüksek duyu organlarına sahip; görüşme konusuna karşı bilinen ve belli bir yönde koşullanmamış, görüşülen kaynak kişilerce bilinen onları olumsuz yönde etkileyebilecek din, dil, sosyo-ekonomik düzey, cinsiyet, renk vb ayrılıkları olmayan; dürüst, kurallara ve de ğ işik koşullara uyabilen, fazla heyecansız ve çatışmaya girmekten zevk almayan kişilikte; özellikle serbest görüşmeler için, görüşme konusunda uzmanlaşmış biri olması gerekir.

84 Ayrıca iyi bir görüşmeci, kaynak kişinin cevaplarında hislerini belli etmemeli, bu cevaplardan sonra geri bildirimlerde bulunabilmeli ve kayna ğ ın etkin katılımını sa ğ layabilmelidir. 3.5 Verilerin Kaydedilmesi Görüşme yönteminde veri kaydetme iki yolla yapılabilir: - Not alma Kayıt cihazı kullanma Not tutmada; görüşmeci aldı ğ ı notları -veri kaydını- aldı ğ ı notlarla gerçekleştirir. Fakat not tutmak tek görüşmecili görüşmelerde çok zordur. Bir yandan soru sormak, bir yandan görüşmeyi yürütmek, bir yandan da not tutmak karışıklı ğ a sebep olabilir ve görüşmenin akışına zarar verebilir. Not alma işlemi sırasında kaynak kişi sıkılabilir. Ancak çok görüşmecili görüşmelerde bir kişi not almakla görevlendirilse bu zaman kaybı ve karmaşıklık ortadan kaldırılabilir. Ayrıca görüşmeci zaman kaybını önleyebilmek için bazı kısaltmalar da kullanabilir. Kayıt cihazı; kayıt cihazı ile yapılan görüşmeler görüşmeci için kolaylıklar sa ğ lar (Yıldırım, Şimşek,2006:138). Kayıt cihazımn kullanılaca ğ ı bir görüşmede görüşme öncesinde kaynak kişiden izin alınmalıdır. Burada dikkat edilecek husus veri kaydedicinin pil ömrü, kapasitesi(bellek) ve arızasının olup olmadı ğ ıdır. Görüşme sırasında arıza ya da pil bitmesi zaman kaybına yol açar ve görüşmeyi sekteye u ğ ratır.

85 Gözlem (Observation) Bir nesnenin bir olayın veya bir gerçe ğ in niteliklerinin bilinmesi amacıyla duyu organlarımız tarafından yapılan sistematik ve düzenli bir incelemedir. Gözlem yöntemi araştırmacının uygun buldu ğ u her tür sosyal veya kurumsal ortamda bir veri toplama amacı olarak kullanılabilir. Bir gözlemin amaca uygun olması için olaya veya nesneye sadece bakmak de ğ il sistematik ve düzenli bakmak gerekmektedir. Buradan hareketle gözlem sadece duyu organlarımızın yaptı ğ ı bir işlem de ğ il aym zamanda beyinsel-zihinsel bir bilgi işleme sürecidir de diyebiliriz. Gözlem aynı zamanda zihinsel bir aktivitedir ve bundan sadece duyu organlarının uyarılması sorumlu de ğ ildir. Özellikle gözlem sonuçları de ğ erlendirilirken belirli bir araştırma veya problemin içeri ğ iyle ilgili olan sonuçların ilgisiz olanlardan ayırt edilmesi önemlidir. Bireylerin gözlem süreci do ğ uştan başlayarak ömür boyu sürmektedir. Do ğ uştan itibaren etrafı gözlemleyerek çevreye ayak uydurma için duyu organlarımızı kullanmaktayız.

86 Gözlem becerisi gelişmiş bir birey: Nesneler olaylar veya gerçekler arasındaki belirgin benzerlikleri ve farklılıkları saptayabilir. Gözlem için gerekli ve uygun araç-gereçleri seçip bunları beceriyle kullanabilir. Gözlem sonuçlarını de ğ erlendirip, bu bilgilerden, eldeki soruna ilişkin olanlarını seçip ayırabilir. Yaptıkları gözlem veya gözlemler sonucunda elde ettikleri bulgulardan ilişkiler yapabilir. (Harlen, 1989,58-59 akt:Tan,Temiz,2003) Bireyler gözlem yapacakları ortamı düzenlemeleri, gözlemin sa ğ lıklı bir şekilde yapılıp olaya ait do ğ ru bulguların elde edilmesi için uygun ortam yaratmalıdır. 4.1 Gözlemin bireyler açısından faydaları Gözlem çocukları meraklı olmaya sevk eder. Benzerliklerin ve farklılıkların gözlemlenmesi, sınıflama becerisi ve de ğ işkenleri tanımlama, de ğ iştirme becerilerinin gelişmesi için gereklidir.

87 Olaylardaki ardıllıkların gözlemlenmesi kavramların geliştirilmesine yardım eder. Bilgilerin geliştirilmesini sa ğ lar. Araştırma dürtüsünü harekete geçirir (Arthur,1993: 12-13). Bilimsel bir problemin belirlenip ortaya konması, gözlemler kullanılarak sa ğ lanır. Sonra bu problemin çözülebilmesi için tahminlerin, dolayısıyla hipotezin araştırılması bir yandan deney, bir yandan da gözlem yaparak sa ğ lanır. Bilim adamları, sadece duyu organlanyla nitel gözlem duyu organlanmn yeterli olmadı ğ ı yerlerde çeşitli aletler kullanarak nicel gözlem yapar. Araştırmacının, veri toplama tekniklerinden gözlem tekni ğ ini kullanmadan önce kendisine şu soruları sorması gerekir. Araştırmacı gözlen tekni ğ ini seçmeden önce bu sorulara yanıt vermelidir. Neden gözlem tekni ğ ini kullanmak istiyorum? Neden bu tekni ğ e ihtiyaç duymaktayım? Başka bir tekni ğ i kullansam iste ğ im sonuçlara ulaşabilir miyim? (Ekiz, 2003:59) Gözlem türleri, alan çalışması ve laboratuar çalışması olmak üzere iki grupta incelenmektedir (Bailey, 1982, çev: Çepni).

88 1) Alan Çalışması: Araştırmacı kişinin veya kişilerin ortama katılıp katılmama durumuna göre iki basama ğ a ayrılır. Yapılandırılmış alan çalışması: Alan çalışmasından bahsedilen tanım do ğ al ortam çalışmasıdır. Bu tip gözlem çeşidinde gözlemler do ğ al ortamda yapılır. Araştırmacının ortamda bulunmadı ğ ı bir gözlem çeşididir. Bu gözlemin amacı, do ğ al ortamdan elden edilen verilerin test edilmesini sa ğ lamaktır(Çepni,2005:78). Yapılandırılmamış alan çalışması: Bu tip gözlem çeşidi de do ğ al ortamda yapılmasına karşılık araştırmacının ortama katıldı ğ ı bir gözlem çeşididir. Gözlemle veri toplama tekniklerini şu şekilde basamaklayabiliriz. Video kayıtları: Gözlemlenen cisme veya bireye ait video ve ses kayıtlarının tutulması. Foto ğ raf ve malzemeleri: Gözlemlenen cisme veya bireye ait foto ğ raf resim ve di ğ er malzemelerin sa ğ lanması. Yazılı belgeler: Gözlemlenen cisme veya bireye ait yazılı ka ğ ıt, doküman ve istatistiklerin tutulması Yazılı tasvirler: Gözlemlenen cismi veya bireyin gözlen sırasına göstermiş oldu ğ u durumların yazılı olarak tasvir edilmesi.

89 Gözlemlerin di ğ er veri toplama tekniklerine göre bazı üstünlükleri/avantajları bazı eksikleri/dezavantajları mevcuttur. Bunları şu şekilde özetleyebiliriz. 4.2 Görüşme Tekni ğ inin Avantaj ve Dezavantajları Avantajları: Sözel olmayan davranış: Araştırmacı gözlenen bireyi do ğ rudan gözleme olana ğ ına sahiptir. Ayrıca gözlem, araştırmacıya gözlenen bireyle ilgili ayrıntılı ve derinlemesine bilgi edinilmesine olanak tanır. Süre olarak da uzun bir süreyi aldı ğ ından araştırmacı ve gözlenen bireyler arasında yakın bir ilişki meydana gelir. Do ğ al çevrede kullanılabilme: Araştırmacının do ğ al bir ortamda araştırmasına devam etmesine olanak tanır. Bu sayede gözlenen bireyin göstermiş oldu ğ u davranışlar daha do ğ al olabilecektir. Uzun süreli analiz: Araştırmacı, araştırmasını do ğ al ortamda yaptı ğ ından di ğ er vri toplama tekniklerine oranla daha uzun süreyle araştırma ve analiz yapabilir.

90 Dezavantajları: Kontrolün di ğ er metotlara göre çok daha az olması hatta olmaması: Do ğ al bir çevrede araştırma yapan bir araştırmacı veriyi etkileyebilecek pek çok dış etkeni kontrol etme yetene ğ inden yoksundur. Elde edilen verileri sayılaştırma güçlü ğ ü: Ço ğ u durumda elde edilen veri bir dizi sayı de ğ il kişilerin özgün cümleleri veya anlatımları içeren kapsamlı ve tanımlayıcı bir veri olaca ğ ından sayısal sonuçlara çevirim işi oldukça güçtür. Örneklemin küçüklü ğ ü: Araştırmacı anketlere göre daha küçük örneklemle çalışmak zorundadır. Gözlem alanında olma güçlü ğ ü(Araştırmacı genellikle araştırma ortamına girişin zor oldu ğ u zamanlarda aynı ortamda yer alamıyor). Gizlili ğ in olmaması: Araştırmacının gözlemci olarak belirli bir ortamda bizzat bulunması denekler açısından gizlili ğ i ortadan kaldırır. Gözlemler niteliklerine nitel ve nicel gözlem olmak üzere de ikiye ayrılır.

91 Nitel gözlem Ölçü araçları kullanılmadan, NED İ R sorusuna duygu organlarıyla cevap verilen gözlem biçimidir. İ nsan ve grup davranışlarının niçin'ini anlamaya yönelik yapılan gözlemlerdir. Nitel gözlem yapan araştırmacının iyi bir gözlem yetene ğ ine sahip olması, insanlarla ılımlı ilişkiler kurması, dikkatli dinlemesi ve elde etti ğ i verileri iyi analiz etmesi gerekmektedir Nicel gözlem Nesnel, herkesçe aynı olan, ölçmeye dayanılarak yapılan ve sonucu rakamsal olarak belirten bilimsel gözlemlerdir. Mesela, bir yıl 365 gün 6 saattir dedi ğ imizde bu nicel bir gözlemdir. Tekrarlanabilme ve objektif olarak yapılması esasına dayanmaktadır.

92 4.5 Gözlem formunun hazırlanması Gözlem formu hazırlamak oldukça zor iştir. Bu yüzden gözlem formu hazırlamak için dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır. Gözlenecek olgunun çok yönlü olarak gözlenmesine olanak verecek biçimde gözlem boyutları belirlenmelidir. Fiziksel ortamın iyice tanımlanması gerekmektedir. Araştırma yapılacak ortamın sosyal boyutunun incelenmesi gerekmektedir. Ortamda oluşan etkinliklerin gözlenmesi gerekmektedir. Araştırma ortamında oluşan dilin gözlenmesi gerekmektedir.

93 C) N İ TEL ANAL İ Z TEKN İ KLER İ 1.Betimsel Analiz Betimsel analizde elde edilen veriler, daha önceden belirlenen başlıklar altında özetlenir ve yorumlanır. Veriler araştırma sorularına göre sınırlandırılabilece ğ i gibi, veri toplama aşmalarında elde edilen ön bilgiler ışı ğ ında da düzenlenebilir. Bu analiz türünde, daha önce de belirtildi ğ i üzere veri kaynaklarından bazı alıntılar yapmak, çalışmanın güvenirli ğ i ve sıhati açısından yararlı olabilir. Bu şekilde ayrıca çarpıcı görüşlerin yansıtılması da sa ğ lanmış olacaktır. Bu analizin amacı ham haldeki verilerin okuyucuların anlayabilece ğ i ve isterlerse kullanabilece ğ i bir şakle sokulmasıdır. Bu amaçla elde edilen veriler önce mantıki bir sıraya konulur. Daha sonra yapılan bu betimlemeler yorumlanır ve sonuçlara ulaşılır. Son aşamada ise araştırmacı yorumların ışı ğ ında gelecekle ilgili tahminlerde bulunarak yeni açılımlara ulaşmaya çalışır. Kısaca betimsel analiz 4 aşamaan oluşur; (Altunışık, vd. 2002: 218) Betimsel analiz için bir çerçeve oluşturma Tematik çerçeveye göre verilerin işlenmesi Bulguların tanımlanması Bulguların Yorumlanması

94 2. İ çerik Analizi İ çerik analizi; dokümanların, mülakat dökümlerinin yada kayıtlarının karakterize edilmesi ve karşılaştırılması için kullanılan bir tekniktir. Amacı katılımcıların görüşlerinin içeriklerini sitematik olarak tanımlamaktır. Böylece içerik analizi, araştırmacıyı toplanan verilere aşina etmekte ve ayrıca verilerin daha ileri analizler için kullanılmasını kolaylaştırmaktadır. İ çerik analiz tanımlamaları, yeni problemlere ileri teknolojilerin uygulanması ile de ğ işme e ğ ilimindedir. Mevcut tanımlar çok çeşitli olmasına ra ğ men, içerik analizi çeşitli disiplinler için yararlı olabilecek bir araştırma yöntemidir. İ çerik analiz kavramının tarafsızlık, sistematiklik ve genellik olmak üzere üç yönü vardır. içerik analizinde temel düşünce bir araştırma metnindeki birçok kelimelerin daha az sayıda içerik kategorisine indirgenmesidir. İ çerik analizi, veri toplanarak elde edilen metinden geçerli ve güvenilir alıntılar yapılabilmesi için bir dizi prosedürler kullanılabilir. İ çerik analizindeki en önemli problemler veri azaltma sürecinde görülür ki bu süreçte çok miktardaki veriler daha anlamlı ve daha az sayıdaki kategorilere ayrılırlar. İ çerik analizi öncelikle teknik avantajlar söz konusu oldu ğ unda, çok miktarda ki materyal ya da veriler araştırmacının yorumlama tekni ğ ini aştı ğ ında tercih edilebilir

95 . İ çerik analizinin di ğ er sosyal araştırma teknikleriyle kullanılması gün geçtikçe artmaktadır. Herhangi bir içerik analizi temelde şu aşamalardan oluşur: Analiz ünitesinin tanımlanması, kategorilerin seçilmesi, materyalleri tablolaştırılması ve materyallerin gösterilmesidir. İ çerik analizinde kavramsallaştırma ve operasyonel hale getirme söz konusu oldu ğ u için teorik kaygılar ve ampirik gözlemler arasında bir etkileşim kaçınılmazdır. Bu ba ğ lamda hem tümevarımcı hem de tümdengelimci sorgulama, daha verimli sonuçlara ulaşmak için düşünülebilir. İ çerik analizinin üniteleri, verilere dayanmalıdır. Di ğ er öneli nokta ise kullanılan analiz üniteleri mutlaka tanımlanmış ve ba ğ ımsız olmalıdır. Bu nokta, içerik analizinin sonucu olarak geçerli ve güvenilir bulgular üretebilmek açısından önemlidir. (Altunışık, vd. 2002: )

96 Bilimsel Araştırma ve Etik Ahlâk, toplumca kabul gören ve davranış olmadı ğ ı yargısında kullanılan bir davranış, standart davranış ve do ğ rulamayla ilgili felsefenin bir meslek grubunun ahlaki açıdan do ğ ru kabul edilen standartlardır (Budak, 2000). Araştırmada etik olarak kullanılmaktadır. Bilimsel bilginin planlanması, üretilmesi ve raporlaştırılıp yayınlanması aşamalarında genel olarak kabul edilen kurallardan ciddi şekilde sapmaya, bilimde ahlak (etik) dış davranış denir. Bir araştırmayı projelendirme de, yürütmede, veri toplama, verilerin analizi ve yayınlanması aşamalarında genel ve bilimsel etik ba ğ lamında uyulması gereken kurallar vardır. Bu kurallar araştırmacıyı yanlış yapmaktan korurlar. Bu kurallara uymak bir kişisel sorumluluktur. Bu nedenle bilimsel etik kurallar haline getirilmiştir.

97 Araştırmacı öncelikle dürüst, bilgili ve bilim-sanat alanında çalışan bilim insanlarına saygılı olmalıdır. Bildi ğ ini saklamayan, meslektaşları ile sürekli iletişim içinde olmalıdır. Belirtilen bu özelliklere genel etik kuralları denilir. Genel etik kuralları, insan olmanın gere ğ i olan kurallardır (Ozdamar, 2003). Bu kurallar Tübitak Yayın Eti ğ i Kurulu Yönergesinde belirlenmiştir. E ğ itim araştırmalarında genellikle insan konu edildi ğ i ve insan üzerinde çalışıldı ğ ı için, bu çalışmalarda etik kurallara özellikle dikkat etmek gerekmektedir (Balcı, 2001). Bilimsel etik kuralları özet olarak aşa ğ ıda sunulmuştur (Ozdamar, 2003).

98 1-) Aşırma: Başkalarının fikirlerini, metotlarını, verilerini, uygulamalarını, yazılarını, yapıtlarını ve şekillerini sahiplerine bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendisininmiş gibi sunmak. Yabancı dilden kitap makale vb. tercüme ederek kendi yazmış gibi basmak. 2-) Çarpıtma: Araştırma kayıtları ve elde edilen verileri tahrif etmek, araştırmada kullanılmayan yöntem, cihaz ve materyalleri kullanılmış gibi göstermek. Araştırma hipotezine uygun olmayan verileri de ğ erlendirmeye almamak, İ lgili teori veya varsayımlara uydurmak için veriler ve/veya sonuçlarla oynamak. De ğ işik sonuçlar ortaya koymak amacıyla araştırma materyal, bulgularının ve sonuçlarının kasıtlı de ğ iştirilmesine çarpıtma denilir. 3-) Dilimleme: Bir aştırmanın sonuçlarını, araştırmanın bütünlü ğ ünü bozacak şekilde, uygun olmayan parçalara ayırarak çok sayıda yayın yapmaya dilimleme denilir. 4-) Düplikasyon: Bir araştırmanın aynı sonuçlarını birden fazla dergiye yayın için göndermek veya yayınlamak. (Yayın içeri ğ inin birden fazla uzmanlık alanını ilgilendirdi ğ i, yayının farklı bir dilde yayınlanmasında yarar görüldü ğ ü gibi durumlarda her iki yayın kuruluşundan onay almak koşuluyla yayın tekrarı kabul edilebilir.)

99 5-) Uydurma: Sunulan veya yayınlanan belgeyi gerçe ğ e aykırı olarak düzenlemek veya bir belgeyi de ğ iştirmek veya gerçe ğ e aykırı belgeyi bilerek kullanmak. Araştırmaya dayanmayan veriler üretmek, bunları rapor etmek veya yayımlamak, yapılmamış bir araştırmayı yapılmış gibi göstermek. Masa başında gerçek dışı araştırma verileri üreterek yayın yapmaya uydurma denir. 6-) Yazar haklarına saygısızlık: Aktif katkısı olmayan kişileri yazarlar arasına dahil etmek, aktif katkısı bulundu ğ u halde bu kişileri yazarlar arasına katmamak, yazar sıralamasını gerekçesiz ve uygun olamayan bir biçimde de ğ iştirmek. (Yazarlık Hakkı, çalışmanın tasarımında; veri toplanması, analizi veya de ğ erlendirilmesinde; yazımında katkı vermiş olmayı gerektirir. Başkalarının çalışmasına sadece yazım aşamasında katkıda bulunmak yazarlık hakkı do ğ urmaz.) Di ğ er etik ihlalleri: Yayınlarında bilimsel kurallara uymadan makul ölçüleri aşan alıntılar yapmak. (Bilimsel yayınlarda ya da genel kamuoyuna dönük olarak yayınlanan her türlü makale, derleme, kitap ve benzeri yayınlarda daha önce yayınlanmış veya yayınlanmamış bir çalışmadan yararlanılırken, o çalışma bilimsel yayın kurallarına uygun biçimde kaynak olarak gösterilmelidir.

100 Evrensel olarak tanınan bilim kuramları, matematik teoremleri ve ispatları gibi önermeler dışında hiçbir yapıt tümüyle ya da bir bölümü ile izin alınmadan veya asıl kaynak gösterilmeden çeviri veya özgün şekliyle yayınlanamaz.) Yüksek lisans ve doktora çalışmalarından çıkan yayınlarda ö ğ rencinin veya danışmanının ismini yazmamak, Destek alınarak yürütülen araştırmaların yayınlarında destek veren kişi, kurum veya kuruluşlar ile onların araştırmadaki katkılarını açık bir biçimde belirtmemek, Önceki araştırmacıların orijinal gözlem ve verilerinin kasıtlı olarak yok sayılması, önemli bir etik sorundur. Araştırmada yöntem çok ayrıntılı yazılmalıdır. Çünkü aynı yöntemi kullanmak durumunda olacaklar, araştırmayı okudukları zaman aynı yöntemi kolaylıkla uygulayabilmelidirler. Yöntemin saklanmış bir yanı kalmamalıdır. Araştırmada alınan sonuçların oldu ğ u gibi verilmesi yanı sıra, sonucu olumsuz etkileyecek yan veriler de oldu ğ u gibi verilmelidir. Sonucu ve yorumu olumsuz olarak etkileyecek veriler gizlenmemeli ve tartışılmalıdır.

101 Disiplinsiz ve düzensiz araştırma; araştırıcının araştırma planlanmasını, uygun metot seçimini, metotları uygulamasını, sonuçların analizini ve yorumunu bilmemesidir. Bilimsel yanıltma, saptırma veya yalancılık (Fraud), araştırıcının bilinçli olarak ve amaçlı bir yaklaşımla çalışmanın metot veya sonuçlarını "kötü niyetle" saptırması ve de ğ iştirmesi demektir.

102 NİTEL ARAŞTIRMA NEDİR? Deneysel araştırmalarda sınırları ve başlangıç noktası netleştirilmiş belli adımlar uygulamak söz konu de ğ ildir. Deneysel olmayan araştırma, bu süreçteki karşılıklı etkilisini, ilişki ve katkıları barındırır. Bu nedenle deneysel olmayan araştırmalar sabileşmiş kurallardan ziyade esnek bir zeminde gerçekleştirilmiştir. Araştırma süresince elde edilen verelere göre araştırma yön de ğ iştirebilir.

103 Marshall ve Rassman (1999) nitel araştırma yapan araştırmacıların üç önemli konu üzerinde dikkatle durmaları gerekti ğ ini belirlemiştir. Araştırmaya temel oluşturacak kurumsal bir çevre açık biçimde oluşturulmalıdır. Araştırmacı sistematik, yapılabilir, esnek bir araştırma deseni oluşturmalıdır. Araştırma okuyucunun anlayabilece ğ i şekilde tutarlı, anlamlı bir doküman halinde getirmelidir. (Yıldırım ve Şimşek, 2006) Bütün bunlara ek olarak bu aşamaları belirleyen di ğ er bir ölçüt de araştırma probleminin belirlenmesidir. Şekil l.'de araştırma probleminin nitel araştırmanın çeşitli aşamalarına etkisi anlatılmıştır.

104 Yapılan bütün araştırma öncelikle araştırma problemi belirlenir. Araştırma problemi belirlenirken alanla ilgili araştırmalar, araştırmacının konuya hakimiyeti ve kar alanla ilgili sorular etkindir. Alanla ilgili yapılacak araştırmalar araştırmacıya konun sınırlarını belirlemede yardımcı olur. Kişinin konuya hakimiyeti ise problemin alanlandırılması konusunda önemlidir. Araştırma probleminin, ilk aşama oldu ğ unu belirlemiştik. Ancak nitel araştırmada araştırma problemini başta belirlemek mümkün olmayabilir. Ortaya çıkacak bulgular araştırma problemini belirlemeyebilir.

105 1-) KURUMSAL ÇERÇEVEN İ N BEL İ RLENMES İ Araştırmada yararlanılacak çalışmalar, kaynaklar varsa araştırmacının bunları incelemesi ve araştırma deseni içinde yer vermesi gerekir. Kurumsal çerçevenin tanımlanması araştırma probleminin boyutlarını kavramada önemli ipuçları sa ğ lar.

106 Fakat, kurumsal çerçeveyi öncelikli olarak sa ğ lamak deneysel olmayan araştırmalarda mümkün olmayabilir. [ Glaser ve Strauss'un (1967) ortaya, koydukları "kuram oluşturma" (grounded theory) kavramı bu tür durumlarda daha büyük önem taşır.Jkonuyla ilgili, öncesine dayanan bir araştırma yapılmamışsa bu kuramsal çerçeveyi belirlemek çok zordur.

107 Nitel araştırmada yapılacak alanla ilgili do ğ allık korunmalıdır. Bireyler bu ortamı yaşar fakat araştırmacı bu iki durumu ayırt edebilmelidir. Bireylerin görüşleri ortaya çıkarılmalıdır. Konu bütüncül bir bakış açısı içinde her açılan ele alınmalıdır. Araştırma adımlarını aşa ğ ıdaki gibi şema tize edebiliriz.

108 Araştırma Probleminin Belirlenmesi Literatür Tarama Araştırma Amacının Belirlemesi Verilerin Toplanması Verilerin Analizi ve Yorumlanması Verilerin Raporlaştırılması

109 Nitel Araştırma Karakteristi ğ i Keşfetmeye ve anlamaya yönelik araştırma problemi belirleme Az belirleyici olabilecek literatür taraması ve araştırma probleminin yargılanması Genel ve geniş kalıtımcıların yer alması Resim, yazı,görüntü veya ses kaydına yönelik veriler Yazılı metin analizi Tanımlama analizi Tanımlama analizi ve tematik genişleme Esnek, genellenmiş, taraflı yorumlama

110 Nitel araştırmacılar ele alınan konuyu keşfetmek yada anlama amacıyla araştırma gerçekleştirilir. Araştırmacılar geniş ve genel sorular sorarlar. Katılımcıların görüşleri resimler, şekiller ile toplanır. Amaca yönelik bir analiz gerçekleştirir. "Deneysel olmayan araştırmada karşılaştırma grupları açık seçik olmadı ğ ı için, kendili ğ inden oluşan deney grupları, ba ğ ımsız de ğ işkendeki de ğ işimin kendili ğ inden ortaya çıkması ölçüsünde genişletilir.

111 Araştırmacıların, ba ğ ımsız de ğ işkenin sonuç de ğ işkenleri üzerindeki etkisini ölçerken az da olsa bir denetimi söz konudur. Bu durumda deneysel olmayan araştırma korelasyon analiziyle aynıdır.( Punch, 2005)" Korelasyon araştırma desenini özetleyerek olursak yapılan araştırma bir yenilik uygulanabilir. Burada amaç bir yada birden fazla de ğ işken arasındaki ilgiyi incelemektir. Tek bir grup birey üzerinde çalışma yürütülür.

112 Korelasyon istatistik tekni ğ i kullanarak ilişki derecesini bulmaya çalışırlar. Sınıfta ö ğ renci sayısı yada önceki dersteki başarı sayısı lineer olarak araştırılır. Karşılaştırma yoktur. Tek gruptaki her bireyde birden fazla de ğ işken arasındaki ilişki incelenir.

113 İ statistiksel kontrol, kovariyans, çoklu variyans ve çoklu regrasyon analizleri yoluyla yapılmaktadır. Bu teknikler sayesinde sadece bir de ğ il, aynı anda bir çok istenmedik de ğ işkeni sabit tutularak kontrol etmek; yine aynı anda bir çok deneysel de ğ işkeni sabit tutarak kontrol etmek; yine aynı anda birçok deneysel de ğ işkeni istatistiksel ayarlamaya tabi tutularak her birinin birer birer oldu ğ u gibi, hepsinin bir takım olarak da ba ğ ımlı de ğ işkene olan etkisini sa ğ lamak mümkündür. (Kaptan, 1993)

114 - Dış De ğ işkeni Kontrol Etme- Dış de ğ işken terimini hem araştırma sonucunun yaptırımlarıyla etkileyen hep de araştırma ilişkisini yanlış yorumlamamıza neden olan şey olarak tanımlayabiliriz. Bu nedenle bu de ğ işken denetlenmeli ve araştırmaya etkileri nört hale getirilmelidir. Bu denetim maddi ve istatistik yolu ile sa ğ lanır. Maddi denetim araştırma tasarlanırken sa ğ lanır, istatistiksel denetim ise sonuçlar çözümlenirken sa ğ lanır.

115 Tasarımda çözümlemede rasgele etki da ğ ılımı sırlama eşleştirme tabakalara kısmi korelasyon eş e ğ işken analizi Rasgele etki da ğ ıtımı de ğ işkenin rasgele veya düzenli olmayan biçimde de ğ işmesi sa ğ lanarak denetlenmelidir. Sınırlandırma, de ğ işkenin sınırlandırılarak, de ğ işmesi maddi olarak sınırlandırılıp sabit tutularak denetlenmesidir.eşleştirme grup üyeleri, ilgili özellikler bakımından birebir denk düşürerek seçilir. İ stenilen özelliklerin sayısı artıkça bu tür denetim uygulanmaz.( Punch, 2005 )

116 Zaman Serili Araştırma Deseni a)Aralıklı Zaman Serili Desen Bu araştırmada katılımcı grup belirlenir. Ön test ölçümü yada gözlemi yapılır. Örne ğ in kişinin sigara içim sıklı ğ ı. Daha sonra ön test ölçümü yada gözlemi yapılır. Örne ğ in depresyondaki sigara içme sıklı ğ ı ölçülür. Üçüncü ön test yada gözlemi yapıldı ğ ında yemek sonrası içim sıklı ğ ı ölçülür. Yapılan uygulamada son ölçümü yada gözlemi yapılır. Sigara içeme sıklı ğ ına bakılır. Son test ölçümü yada gözlemi yapılırken depresyon sırasında sigara içme sıklı ğ ına bakılır. Son test ölçümü yada gözlemi sırasında yemekten sonra sigara içme sıklı ğ ı ölçülür. Bu araştırma deseninin avantajı tek grubun yeterli olmasıdır. İ ki grup arasındaki farklılıklar ortadan kaldırılır. Birden fazla şeyi de ğ işkenle irdeleyince belli bir de ğ işkene sabit kalmayıp, detay vermiş oluruz.

117 b)Eşit Zaman Serili Dizayn Katılımcı grubun belirlenmesi Ölçüm veya gözlemin yapılması Deneysel uygulama Ölçüm veya gözlem

118 UYDURMA Uydurma,bir araştırma yapıldı ğ ında bu araştırmanın raporunu yazarken;araştırmada bulunmayan verileri üretmek bunları rapor etmek ve yayınlamaktır.Bu da, araştırmada olmaması greken bir durumdur.Örne ğ in,ilkokul ö ğ retmenin cinsiyeti ile mesle ğ indeki başarısı arasındaki ilişkinin araştırması yapıldı.Bununla ilgili veriler toplandı.Bayan ö ğ retmenlerin mesle ğ inde daha başarılı oldu ğ u verisi,araştırma sonucunda elde edilen bu veriler arasında yer almamasına ra ğ men araştırma raporunda böyle bir veriye yer verilirse bu uydurma olur.Böyle bir durumda kesinlikle araştırmada olmaması gereken bir durumdur..Bu durum,bilimsel araştırmada etik açısından da ters bir durumdur.

119 İ STAT İ ST İ KSEL KONTROL Daha çok toplum bilimlerde,fıziksel kontrolün etkili bir şekilde yapılamadı ğ ı durumlarda ya da fiziksel kontrolü desteklemek için yapılan kontrole istatistiki kontrol denir. İ statistiki kontrolde amaç, kontrol de ğ işkenlerinin, gruplar üzerindeki olası de ğ işik etkilerini önlemek;başka deyişle grupları dengeli bir duruma getirmektir. İ statistiksel kontrol, kovariyans çözümlemeleriyle yapılır ve grupların arasındaki ufak farklılıkların giderilmesinde etkili olur. İ statistiksel kontroller, ayrı ayrı aynı de ğ işkenler ya da birlikte ayrı de ğ işkenler üzerinde de uygulanabilirler.

120 NEDENSEL-KARŞILAŞTIRMA YÖNTEM İ (CAUSAL-COMPERAT İ VE METHOD) Nedensel-karşılaştırma yöntemi deneysel araştırma yapmadan önce araştırmada yer alan de ğ işkenler arasındaki ilişkileri araştıran bir metoddur.Nedensel karşılaştırma yönteminde karşılaştırılabilir ömeklemlerin karşılaştırılması yapılır.Mesela, ev ödevi yapan Ö ğ renci grubu ile evde hiç ödev yapmayan ö ğ renci grubunun akademik, başarısını karşılaştırırken;ev ödevinin akedemik başarıya etkisi bulunur. İ şte bu yöntem,nedensel karşılaştırma yöntemidir. Nedensel karşılaştırma yöntemi,adından da anlaşılaca ğ ı gibi araştırmada yer alan de ğ işkenler neden-sonuç ilişkilerini inceler.

121 Korelasyonel yöntemde,nedensel karşılaştırma yöntemi gibi bir araştırmadaki de ğ işkenler arasındaki neden-sonuç ilişkisini araştırır. Nedensel-karşılaştırma yöntemi geçmişte şimdikinden daha çok kullanılıyordu.Bunun sebebi,bu yöntemle beraber uygulanan istatistiksel t-testi ve varyans analizinin araştırmacılar tarafından çok biliniyor olmasıdır.Günümüzde, korelasyonel istatistikler, bilhassa çoklu regresyon daha çok kullanılmaktadır.Bunun sebebi de, bu tekniklerin t testi ve varyans analizinin yaptıklarını yapabilmesi hatta daha fazlasını yapabilmesidir.Korelasyon araştırmalar,e ğ itim-Ö ğ retimde üç ya da daha çok de ğ işkenin kullandı ğ ı araştırmalarda daha faydalıdır.

122 Korelasyonel araştırmaların bu cazibeli yönleri,nedensel karşılaştırma yönteminin kullanımını gölgelememelidir.Bu araştırma metodunda kullanılan t-testi ve varyans analizi bilhassa deneysel araştırmada çok kullanılır.Ama,şu bir gerçektir ki; karelasyonel yöntem, nedensel-karşılaştırma yöntemine göre daha güçlü bir yöntemdir. Nedensel-karşılaştırma yöntemi bir davranışın olası nedenlerini, o davranışa sahip olanlarla o davranışa sahip olmayanları karşılaştırarak bulur.Mesela, akademik başarının sebeplerini araştırmak için böyle bir yöntem kullanılabilir.Bu yönteme ex post facto araştırma da denir.Bu yöntemde nedenler,de ğ işken üzerinde etki ettikten sonra ortaya çıkar. E ğ itim-ö ğ retimde yapılan araştırmalarda, nedensel karşılaştırma yöntemi ;e ğ itim ö ğ retim ortamı deneysel manüpülasyona uygun olmadı ğ ından neden sonuç ba ğ ının deneysel araştırılması yapılamadı ğ ı için deneysel araştırma yerine kullanılabilir.

123 KORELASYONEL ARAŞTIRMA DESEN İ Kestirim araştırmalarında ya da ilişki araştırmalarında kullanılan bir yöntemdir.Kestirim araştırması,birbirinden farklı zamanlarda oluşan de ğ işkenlerin ölçümünden gelecek davranış kestirilir. İ lişki araştırmasında da, araştırmada yer alan de ğ işkenlerin arasındaki neden-sonuç ilişkisi anlaşılmaya çalışılır.Korelasyonel araştırmalar, de ğ işkenler arasındaki ilişkileri açıklayan çalışmalardır.Zaten bu çalışmalarda korelasyonel istatistikler kullanılır. Korelasyonun bir de katsayısı vardır.Korelasyon katsayısı araştırmadaki de ğ işkenlerin arasındaki ilişkiyi matematiksel olarak ifade edilmesidir.Korelasyon katsayının önündeki t ve (-) işaretleri ise ilişkinin yönünü ifade eder.Korelasyon katsayının önündeki işaret eksi ise, de ğ işkenler arasında negatif bir ilişki vardır. Ama, korelasyon katsayının önündeki işaret atrı ise ozaman de ğ işkenler arasında pozitif bir ilişki vardır.Korelasyon "r" harfi ile gösterilir ve -1 ile +1 arası de ğ erler alır.E ğ er, araştırmada iki de ğ işken arasında ilişki yoksa korelasyon katsayısı sıfırdır.Buradaki korelasyonun katsayısı, bir de ğ işkenin di ğ er de ğ işken ile olan ilişkisinin derecesini ifade eder.

124 Bütün yukarıdaki anlattıklarımızı daha iyi anlaşılması açısından bir örnekle anlatmak istiyoruz.Örne ğ in;akademik başarı ile ö ğ rencinin tutumu arasındaki ilişkiyi incelemek için bir araştırma yapıyoruz.Bu araştırmada korelayonel yöntemi kullanabiliriz. Yaptı ğ ımız bu araştırma sonucunda korelasyon katsayının + 0,75 çıktı ğ ını düşünelim.Bu akademik başarı ile ö ğ rencinin tutumu pozitif bir ilişki oldu ğ unu gösterir.E ğ er, araştırma sonucunda korelasyon katsayıı - 0,68 çıksaydı o zaman akademik başarı ile ö ğ rencinin tutumu arasında negatif bir ilişki oldu ğ unu söyleyecektik. Yani de ğ işkenlerden biri artarken di ğ eri azalıyorsa de ğ işkenler arasında negatif ilişki var demektir.

125 SURVEY TEKN İĞİ TAR İ HÇES İ Survey araştırmasının kökleri çok öncelere dayanmaktadır. 1912'de İ ngiltere'de Bowley'in yaptı ğ ı araştırma ilk bilimsel survey olarak kabul edilir. 1930'lu yıllarda survey araştırma sürecinin üç temel yönü üzerinde durulmuştur. Bunları örnekleme teknikleri, veri toplama teknikleri, veri analizi için istatistiksel metotlardır. 1950'li yıllarda ise ilk bilimsek nitelikte yüz yüze görüşmeler yapılmış, el kitapları yayınlanmıştır. 1970'li yıllarda telefon görüşmeleri ve posta-survey yöntemleriyle survey tekni ğ inin gelişimi devam etmiştir 'lı yıllarda ise artık bilgisayar destekli görüşmeler bu süreci takip etmiştir. Artık günümüzde ise, survey metodu, yüz yüze görüşme anlamına gelmeye başlamıştır.

126 1930 ile 1950 yılları arasında ABD'de akseden üç önemli gelişme sayesinde bugünkü modern diyebilece ğ imiz survey yöntemi bu noktaya gelmiştir. ABD nüfus sayımı Bürosunda örneklem teknikleri denenmiş ve bunla ilgili taslaklar oluşturulmuştur. Verilerin toplanması, gelişimi ve uygulanmasında Pazar araştırması kuruluşları önemli görevler almışlardır. Sosyal psikolojinin öncüleri, ölçme ile ilgili teknikler geliştirmişlerdir. Bu araçlar, günümüzdeki istatistiksel tekniklerin temeli olmuştur. ABD'nin kamuoyu üzerinde yaptıkları ve yapmaktan hevesli oldukları araştırmalar survey metodunun gelişmesini sa ğ lamıştır. Ayrıca survey araştırmaları için üniversitelerde yeni araştırma kurumları oluşturulmuştur. Bu üniversitelerdeki araştırma kurumları günümüzde hala survey tekni ğ ini etkin bir şekilde kullanmaktadır.

127 Avrupa'da ise survey yöntemi ikinci dünya savaşından sonra yerini tam anlamıyla almaya başlamıştır. Avrupa'daki çok sayıda ülkede Pazar araştırması için kuruluşlar ortaya çıkmış ve çok kişiyle survey görüşmeleri yapılmıştır. Bundan sonraki süreçte survey görüşmeleri başlı başına bir metod olmuş ve yüz yüze görüşmeler hızla yaygınlaşmıştır. Survey görüşmesi, insan davranış ve tutumları hakkında bilgi edinip veri toplamak, insanların düşüncelerini gibi öznel de ğ işkenler hakkında tespitte bulunmak için uygulanabilir. Ama bu, belli şartların yerine getirilmesiyle hakkıyla yapılabilir: Görüşmeyi yapanlar yalnızca, soruları soru formundaki gibi sorduklarında soruları cevaplayanlar soruları hazırlayanın sormak istedi ğ i şekilde anlayıp cevaplıyorsa hakkıyla bu yöntem yapılmış demektir. Bir başka de ğ işle, sorunun anlamı soruyu okuyandan okuyana de ğ işmemelidir, herkes o soruyu okudu ğ unda aynı şeyi anlamalıdır. Anladı ğ ı da, soruyu hazırlayanın ne sorduysa sordukları gibi olmalıdır.

128 SURVEY İ N ÖZELL İ KLER İ Survey, sosyal bilimlerde ve daha birçok farklı alanlarda kullanılan veri toplama metodudur. Survey'in hatasız ve iyi olması, iyi bir çalışmayı gerektirir. Surveyler, insanların davranışları tutumları, ilgileri, inançları, düşünceleri ile ilgili geçmişteki ve şimdiki davranışları ile ilgilidir. Bir suveyde şunlar hakkında sorular sorulabilir. Davranış: Dişinizi hangi sıklıkla fırçalarsınız? Son seçimde oy kullandınız mı? Yakın bir akrabanız en son ne zaman ziyaret ettiniz Tutumlar/inançlar/fikirler: Belediye başkanın ne tür is yaptı ğ ını üşünüyorsunuz? Yoklu ğ unda di ğ er insanların hakkında bir çok olumsuz şey söylediklerini düşnür müsünüz?

129 Karakteristikeler: Evli, hiç evlenmemiş bekar,boşanmış, ayrılmış yada dul musunuz? Yaşınız nedir? Beklentiler: Çocu ğ unuzun ne kadar e ğ itim alaca ğ ını düşünüyorsunuz? Bu kasabadaki popülasyonun artaca ğ ını, azalaca ğ ını yada aynı kalaca ğ ını düşünüyor musunuz? Kişisel-sınıflandırma: kendinizi liberal, ılımlı yada muhafazakar olarak görür müsünüz? Ailenizi hangi sosyal sınıfa koyarsınız? Çok dindar oldu ğ unuzu yada olmadı ğ ınızı söyleye bilir misiniz? Bilgi: Son seçimde kim belediye başkanı seçildi? Bu şehirdeki insanların yüzde kaçı beyaz de ğ ildir? Survey araştırmalarında evren ve örneklem bulunur. Örneklem seçilirken, örneklemin evreni genellemesi özelli ğ i çok önemlidir. Bundan dolayı örnekleme tekniklerine bilhassa önem verilir. Surveyde, ilk olarak analiz birimiz olarak adlandırılan incelenecek kişi yada toplamı evrendir. Evrende yer alan her kedilik bir Örnekleme elemanı olarak adlandırılır. Örenkelem evrenin alt kümesidir. Bu durumda evren de örenklemi kapsar. Örenklemlerin seçimi ikiz türde yapılır: Olasılıklı Örneklemler ve olasılıksız örenklemler.

130 OLASILIKLI ÖRNEKLEME Olasılık örneklemede genelleme yapabilme şansı fazladır. Cevaplayıcının örenklemde bulunma olasılı ğ ı bilinir. a)Tesadüfi Orenkleme Evrende yer alan her bir bireyin örneklemde secinle olasılı ğ ı eşittir. Her birey seçilme konusunda eşit şanslıdır. b)Sistematik Örnekleme Örneklemede tesadüfi olarak listelenmiş bireyden l/k oranında seçim yapılır. Araştırmacıyı, k'yı istedi ğ i herhangi bir sayı olarak atayabilir. c)Tabakalı Tesadüfi Örnenkleme: Televizyondaki şiddetin çocukların üzerindeki etkisinin araştırıldı ğ ı bir araştırma yapıldı ğ ını düşünelim. Bu araştırmayı yapmak için alt, orta ve üst sosyal-ekonomik durumundan çocuklar alınır. Böylece tabakalı tesadüfi örnekleme yapılmış olur.

131 Ekonomik durumun okul başarısına etkisini araştırırken de alt-orta ve üst sosyal-ekonomik tabakadan yeterli sayıda örneklemin alınmasıyla tabakalı örnekleme türü kullanılır. Tabakalı örnekleme, populasyonda yer alan denekler homojen da ğ ılımı gösteriyor, heterojen yapıda ise yeni gruplaşmalar söz konusu ise yapılır. d)Tabakalı Tesadüfi Örnekleme Evrendeki elemanların gruplara ayrılmasından sonra her tabakadan tesadüfi seçim yapılmasıyla oluşan örnekleme türdür. e) Küme Örneklemesi Bu örnekleme türü yapılırken örneklem olarak birey de ğ il grup alınır. Ö ğ renciler üzerinde yapılan bir araştırmada, birinci ve beşinci sınıflar arasında tesadüfi seçimle bir örneklemin oluşturulması buna örnek olarak verilebilir.

132 OLASILIKSIZ ÖRNEKLEME Bu örneklemede seçme olasılı ğ ı bilinmez. Dolayısıyla, bunlara genelleme yapmak do ğ ru olmaz. a)Gelişigüzel Örnekleme Araştırmacı gelişigüzel yakınındakilerden cevaplayıcı olarak birilerini seçer. Böylece, zaman ve maddi açıdan büyük tasarruf sa ğ lar. b)Kota Örneklemesi

133 Evren belirli özelliklere göre kotalara ayrılıp örnekler bu kotalardan tesadüfi yada sistematik olarak seçilir. Bu örneklemede araştırmacı seçimi yapılırken titizce davranmalıdır. Bunu yaparsa örneklemi genelleyebilir. c)Maksatlı Örnekleme Bu örnekleme türünde sadece araştırma amacı bizi götürerek insanlar seçilir. Örne ğ in, sadece şiddete maruz kalanlar yada sadece suç izleyenler. d)Kartopu Örnekleme Örne ğ in, bir arkadaşınız bir araştırma yaptı. Çok be ğ endik. Biz de uyguladık. Bir arkadaşımız da bizden gördü, o da yapıyor. Böylece kartopu gibi büyüyor. Böyle bir örneklemeye kartopu örneklemesi adı verilir.

134 SURVEY ARAŞTIRMA D İ ZAYN TÜRLER İ Longutudinal Dizayn birden fazla zamanda toplanan veri ile gerçekleşir. Cross-Sectional Dizayn verilerin tek bir zaman diliminde toplanması ile gerçekleşir. 1. Longutudinal Dizayn (Boylamasına Araştırma Deseni) Bir popülasyondaki trendin farklı zamanlarda elde edilen veriler ile irdelenmesi şeklinde olur. (Trend) Lise son sınıf ö ğ rencilerinin flört hakkında yıllarında görüşlerinin alınması buna örnek verilebilir. Aynı populasyon olması yeterli. Kişiler de ğ işebilir. Ortak özellikleri ile ayırt edilmiş bir grubun ortak karakteristiklerinin farklı zamanlarda elde edilen veriler ile de ğ işiminin gözlenmesine yönelik olarak yapılır. (Cohort)

135 Longutudinal ( boylamasına araştırma deseni) dizaynı aynı bireylerde meydana gelen de ğ işimi inceler.( Panel). Boylamasına araştırma desenine panel dizayn da denir. Örne ğ in bir grup seçilir. Kişilerin okula karşı tutumlarının belirlenmesi burada amaç olsun.birinci sınıfa başlarken okula karşı tutumlarını belirlemek amacıyla anket yapıldı. Aynı anket 2.sınıfta, 3.sınıfta, 4.sınıfta da yapılsın. Böylece, aynı bireylerin farklı yıllarda görüşlerinin ne şekilde de ğ işti ğ ini gözlemliyoruz. İ şte bu, boylamasına araştırma deseni olur. Bir grup 6 yaşındaki çocukların alınıp bu gruptaki çocukların yaşlarındaki çeşitli de ğ işkenlerin ölçülmesi, verilerin sa ğ lanması, bunların grafik şeklinde gösterilmesi, istatistiklerin yapılması uzunlamasına ( boylamasına) araştırma desenine örnek olarak verilebilir. Ancak böyle araştırmalar çok az kişiler üzerinde uygulanır. Sonuç olarak, boylamasına araştırma deseninde bir grup eleman alınıp bunlar üzerindeki de ğ işimlerini zaman içerisinde gözlemlenmesi esastır.

136 ENLEMES İ NE ARAŞTIRMA Enlemesine araştırmalar aynı olay yada kişileri alıp her yıl izlemek yerine, aynı anda her yaştaki farklı grupları alıp incelemek ve bunlarla ilgili sonuçları bir araya getirmek suretiyle de ğ işik yaşların özelliklerini sa ğ lamak için izlenen yoldur. Boylamasına incelemeye göre daha çok elemanı araştırmaya dahil etme şansı vardır. Örnekler daha fazla oldu ğ u için sonuçları evrene genellemek daha kolaydır. Yani bu araştırmalarda dış gerçeklilik daha yüksektir. Fakat bu araştırma, uzunlamasına surveylede oldu ğ u gibi çok sayıda de ğ işkeni aynı anda ele alabilme gözleyebilme şansı azdır. İ nsanın gelişiminin do ğ asını keşfetme, özellik ve yasaları çıkarma, tüm gelişimi zaman dilimi içinde izleyen bu iki tekni ğ in de kendine özgü kuvvetli ve zayıf yönleri vardır. Enlemesine olan yöntem daha çok kullanılmaktadır.

137 Çünkü daha az zaman ve paraya gereksinim duyar. Bu araştırmaların evreni temsiliyeti azdır. Bu onda yapılan araştırmalarda çok genç ve yaşlıları bir arada incelemek çok sa ğ lıklı de ğ ildir. Enlemesine Araştırma Deseni (Cross- Sentional) Verilerin tek bir zaman diliminde toplanması ile gerçekleşir. Bir seferde bir veri alınır. Tutum ve uygulamaları içerir. Örne ğ in bir uygulamada edebiyat ö ğ retmenlerin okudukları kitapları ile ek kaynaklar karşılaştırılır. Gruplar karşılaştırılabilir. İ ki yada daha fazla nüfustan seçilen modeller ve aynı araştırma problemi yürüten bu çalışmalara "paralel model tasarımı" denir. Paralel model tasarımı hem kişisel, hem uzun süreli olabilir. Paralel model tasarımı, ö ğ retmen modelleri, okul yöneticileri ve okulun üyelerinin tavırlarını içeren bir araştırmayı kullanır. Bazı lojistik avantajları vardır. Veri toplama çok uzun zaman diliminde yapılmamıştır. Bu sebeple uzun süreli tasarıma göre daha pratiktir. Grupların karşılaştırılması örne ğ inde kırsal kesimde yaşayan ö ğ retmenlerin yaşadıkları stres karşılaştırılır. Cross sectional araştırmalar toplumun ihtiyaçlarını belirlemeye yönelik yapılır. Örne ğ in Amerika'da yaşayan İ spanyol kökenli vatandaşların neye ihtiyaç duyduklarını araştırırlar.

138 Enlemesine araştırma deseni ulusal de ğ erlendirmelerde kullanılır. Ö ğ retmen ve ö ğ rencilerin genel de ğ erlendirmesi yapılabilir. Enlemesine araştırma deseni programların de ğ erlendirilmesinde kullanılır. Ders kitaplarının de ğ erlendirilmesi gibi. ZAMAN SER İ L İ ARAŞTIRMA DESEN İ Bu modelde, gelişigüzel seçilen bir grup vardır. İ zleme yöntemi uygulanır. Ba ğ ımlı de ğ işken belli sürelerde ölçülür ve ölçmenin ilk yarısında ba ğ ımsız de ğ işkenin uygulaması yapılır. Bundan sonraki ölçmeler de, sürekli olarak yapılır. Ba ğ ımsız de ğ işkenin etkisi söz konusu ise ba ğ ımsız de ğ işkenden sonraki ölçmeler, önceki ölçmelerden farklı bir yön alır. Bu modelin simgesel görünümü,

139 G1 Ol X 'dir Ba ğ ımsız de ğ işken olan X'den sonraki ölçümle öncekine oranla farklı bir yön aldıysa bu X'in etkisi olarak kabul edilir. Bu etki grafik ve istatistiksel işlemlerle daha net görülebilir. GER İ YE DÖNÜK ARAŞTIRMA DESEN İ (EX POST FACTO D İ ZAYN) Bu desene nedensel karşılaştırma tasarımda denebilir. Deneysel araştırma türü de ğ ildir. Deneysel olmayan araştırmalardır. Neden sonuç ilişkisi kısmi olarak bulmaya çalışır. Ama, tam bir neden sonuç ilişkisinden de bahsedilemez. Ön test son test grubu yoktur. Tamamlanmış veya olmuş olaylar üzerinde araştırma yapılır. Anasınıfı e ğ itimi almış ve almamış ö ğ rencilerin başarısının araştırılması geriye dönük araştırma desenine örnek verilebilir.

140 AÇILLMALI ARAŞTIRMA (EXPLONATORY DESING) Açıklamalı araştırmalar belirli bir zaman diliminde gerçekleştirilebilir. Bireylere ait geçmişteki ve gelecekteki bilgileri içermez. Ö ğ retmenlerin ö ğ rencilerin şaka yapma oranları ile drama dersindeki performansları arasındaki ilişkiyi inceleyerek ö ğ rencileri şaka yapmaya sevk edecek aktiviteleri ders içine dahil edip etmeyece ğ ine karar vermek istemeleri durumunda bu araştırma yöntemi kullanılabilir. AÇIKLAMALI ARAŞTIRMANIN ÖZELL İ KLER İ Araştırmacı iki yada daha fazla de ğ işkeni ilişkilendirir. Araştırmacı belli bir zaman diliminde bilgi toplar. Araştırmacı bütün katılımcıları tek bir grup olarak yorumlar. Araştırmacı her bir katılımcıdan en az iki farklı de ğ işkene ait veri toplar. Araştırmacı korelasyon araştırmasının veri analizi bölümünde belirtir. Araştırma sonunda, araştırmacı yorumlar yaparak istatistik sonuçlar olarak olan araştırma sonuçlarını çıkarır.

141 Tahmini Amaçlı Dizayn Araştırmacılar bazı de ğ işkenleri kullanarak bir sonuç tahminine. Örne ğ in bir okul yöneticisinin okulunda başarılı olaca ğ ını tahmin etmeye çalışması. Bu amaçla seçilen ö ğ retmen korelasyon araştırmasını kullanarak seçilir.


"N İ TEL ARA Ş TIRMA METODOLOJ İ S İ. Bilimsel Yöntemin Aşamaları Yöntem, e ğ itim araştırmalarında veri toplamak üzere kullanılan yaklaşımlardır. E ğ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları