Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİN GELİŞİMİ. Türkiye’yi AB’ye Yönelten Nedenler Batılılaşma ve Çağdaşlaşma: Tanzimat'la başlayan Batı’ya açılma ve çağdaşlaşma dış.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİN GELİŞİMİ. Türkiye’yi AB’ye Yönelten Nedenler Batılılaşma ve Çağdaşlaşma: Tanzimat'la başlayan Batı’ya açılma ve çağdaşlaşma dış."— Sunum transkripti:

1 AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİN GELİŞİMİ

2 Türkiye’yi AB’ye Yönelten Nedenler Batılılaşma ve Çağdaşlaşma: Tanzimat'la başlayan Batı’ya açılma ve çağdaşlaşma dış politikamızın değişmez bir ilkesi olmuştur Yunanistan Faktörü: Aramızdaki siyasi rekabet nedeniyle Yunanistan’ın dış politika girişimleri takip edilmiş, batı kurumlarında Yunanistan yalnız bırakılmamaya çalışılmıştır. Nitekim Yunanistan’ın müracaatından 16 gün sonra 31 Temmuz 1959’da üyelik başvurusunu yapmıştır. Ekonomik tıkanıklıkları aşmada Birlik Fonlarından Yararlanmak Korumacılığın kalkmasıyla ödemeler dengesinin etkilenmesi

3 Tüketim anlayışı gelişmiş bir pazara girmek, Tarım ürünlerine Pazar sağlamak AB’nin sermaye hareketlerinden yararlanmak Uluslar arası alanda siyasal güç sağlamak

4 Türkiye-AB İlişkileri Üyeliğe Müracaat (31 Temmuz 1959): Türkiye adına bu başvuruyu, dönemin Demokrat Parti lideri ve Başbakanı Adnan Menderes yapmıştır. AET Bakanlar Konseyi, Türkiye'nin yapmış olduğu başvuruyu kabul ederek üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık anlaşması imzalanmasını önermiştir. Söz konusu Anlaşma 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanmıştır. Ankara Anlaşması (12 Eylül 1963): Türkiye –AB arasındaki ilk resmi ve temel belgedir. Ankara Anlaşması, Türkiye'nin AET'ye entegrasyonu için hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve nihai (son) dönem olmak üzere üç devre öngörmüştür.

5 Hazırlık Dönemi: : İlk dönem, Anlaşma'nın yürürlüğe girdiği 1 Aralık 1964 tarihi itibarıyla başlamıştır. Taraflar arasındaki ekonomik farklılıkları azaltmaya yönelik ‘Hazırlık Dönemi' olarak belirlenen bu dönemde, Türkiye herhangi bir yükümlülük üstlenmemiştir. Topluluk üstleneceği tek taraflı yükümlülüklerle Türk ekonomisini güçlendirmeyi ve GB’ye geçişe hazır duruma getirmeyi taahhüt etmiştir.

6 Geçiş Dönemi: : Taraflar sanayi ürünleri ticaretinde Gümrük Birliği’nin kurulmasını istemişlerdir. Topluluk pamuk ipliği, pamuklu dokuma ve rafine petrol ürünleri hariç, Türk sanayi ürünlerine kısıtlamaları kaldırırken, bazı tarım ürünlerine de ithal kolaylıkları sağlamıştır. Türkiye ise, Topluluktan ithal ettiği sanayi ürünlerine uyguladığı gümrükleri 12 yıllık ve 22 yıllık süreler içinde kaldırmayı öngörmüştür. Son Dönem:1996-?: Ankara Anlaşmasına göre son dönem Gümrük Birliği’ne dayanır ve taraflar arasındaki ekonomi politikaları arasındaki koordinasyonu gerektirir.

7 Ankara Anlaşması ile Oluşturulan Ortaklık Organları Ankara Anlaşması ile tesis edilen ortaklık ilişkisinin işleyişine yönelik olarak iki taraf arasında bazı kurumlar oluşturulmuştur. Bunlar arasında en üst düzey karar alma organı ise Ortaklık Konseyi'dir. 1. Ortaklık Konseyi: Ankara Anlaşması ile verilen görevleri yerine getirmekten sorumludur. Bakanlar düzeyindedir. 6 ayda bir toplanır. Karar, inceleme ve tavsiye yetkisi vardır. 2. Ortaklık Komitesi: Konseyin sekretaryası gibi çalışır. Büyükelçi düzeyindedir. Süreklidir. 3. Karma Parlamento Komisyonu: AB Parlamentosu’ndan gelen bir grup parlamenter ve TBMM’den bir grup milletvekilinden oluşur. Danışma organıdır. Aldığı kararlar tavsiye niteliğindedir.

8 4. Gümrük İşbirliği Komitesi: Teknik bir komitedir. Üye devletlerin gümrük uzmanları ve Komisyonun gümrük sorunları ile ilgili memurları ve Türk gümrük uzmanlarından oluşmaktadır. Karar alma yetkisi yoktur.

9 Katma Protokol (1 Ocak 1973) 13 Kasım 1970 tarihinde imzalanan ve 1973 yılında yürürlüğe giren Katma Protokol ile birlikte, Ankara Anlaşması'nda öngörülen hazırlık dönemi sona ermiş ve "Geçiş Dönemi"ne ilişkin koşullar belirlenmiştir. Katma Protokol Geçiş döneminin gerçekleşme koşullarını, usullerini, sıra ve sürelerini belirleyen bir anlaşma niteliğindedir. Katma Protokol Prensip olarak 12 yıl istisnai olarak 22 yıl sürecek olan geçiş döneminin esaslarını belirlemektedir. Sanayi malları için Gümrük Birliği, tarım ürünleri için tercihli bir rejim öngörülmüş, ayrıca kişilerin serbest dolaşımının sağlanması karara bağlanmıştır.

10 Ancak, Türkiye geçiş dönemindeki yükümlülüklerini yerine getirememiş, yılları arasında gümrük indirimleri durdurulmuştur askeri darbesiyle kesintiye uğrayan ilişkiler, Türkiye’nin 14 Nisan 1987’de yılında yaptığı tam üyelik başvurusuyla ivme kazanmıştır. Komisyon 1989 yılında verdiği cevapta, kendi iç pazarı tamamlama sürecinden önce yeni bir üye kabul edemeyeceğini bildirmiş, öncelikle Gümrük Birliği’nin tamamlanması önerilmiştir

11 Tam Üyelik Başvurusu Türkiye 14 Nisan 1987 tarihinde AET ile ortak üye olma statüsünden bağımsız olarak bir “Avrupa Devleti” sıfatıyla tam üyelik başvurusunda bulunmuştur.

12 Tam Üyeliğe Başvuru Nedenleri-1 Topluluk ile ilişkilerde kurulan dengenin zaman içinde Türkiye’nin aleyhine gelişmesi, kısacası taviz yıpranması Türkiye’nin 80 sonrası dışa açılması Topluluğun önce kuzeye sonra güneye genişlemesi Tam üyeliğin sağlayacağı avantajlardan yararlanma

13 Tam Üyeliğe Başvuru Nedenleri-2 Mali katkı eksikliği Sosyal alanlardaki sorunların giderilmesi Son katılan üyelerin rekabet korkularına engel olmak Tek taraflı yükümlülüklerden kurtulma isteği Tam üyelik için MGK kararı Kalkınma planlarındaki tam üyelik ile ilgili hükümler Yunanistan ve savunma faktörü

14 Tam Üyelik Başvurusu Sonrası Gelişmeler Komisyon başvuruyu incelemiş ve bir rapor hazırlayarak Konseye sunmuş ve bu rapor 5 Şubat 1990’da Konseyce benimsenmiştir. Komisyon raporunda 1992’ye kadar tam üyelik başvurularının işleme konulmayacağı belirtilmekte ve Türkiye’nin durumunun bu tarihten sonra ele alınabileceği belirtilmiştir.

15 Raporda dört güçlükten bahsediliyor: Tarım ve sanayi alanlarında önemli yapısal farklılıklar Sanayide yüksek koruma oranları 1989 yılında artış gösteren makro ekonomik dengesizlikler Düşük bir sosyal koruma seviyesi ve Topluluk ile Türkiye arasındaki kalkınma seviyesi farkının büyük olması

16 Türkiye’nin Topluluğa yakınlaşma çabalarına yardımcı olmak, ilişkileri güçlendirmek ve derinleştirmek için raporda dört tedbir sıralanıyor: Gümrük birliğinin tamamlanması Mali işbirliğinin yeniden başlatılarak yoğunlaştırılması Sınai ve teknolojik işbirliğinin geliştirilmesi Politik ve kültürel bağların güçlendirilmesi

17 AB-Türkiye ilişkileri, 1993 tarihinde Gümrük Birliği müzakerelerinin başlaması ile yeni bir boyut kazanmıştır. İki yıllık müzakerelerden sonra Ortaklık Konseyi'nin kararıyla Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği 1 Ocak 1996’da yürürlüğe girmiştir.

18 TÜRKİYENİN ÜYELİK SÜRECİNİ İLGİLENDİREN BAZI ÖNEMLİ ZİRVELER

19 1993 KOPENHAG ZİRVESİ (21-22 Haziran) 22 Haziran 1993 Kopenhag zirvesinde Merkez ve Doğu Avrupa Ülkeleri’ni (MDAÜ) kapsayan genişleme kararı alındı. Genişleme sürecinde bütün aday ülkeler uyum sağlamak zorunda olduğu «Kopenhag Kriterleri» belirlendi Siyasi Kriterler: Demokrasinin güvence altına alındığı istikrarlı bir kurumsal yapı, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlık haklarına saygı. Ekonomik Kriterler: İyi işleyen bir pazar ekonomisiyle, AB içerisindeki piyasa güçlerine ve rekabet baskısına karşı koyabilme kapasitesi. Topluluk Müktesebatına Uyum Kriterleri: AB’nin çeşitli siyasi, parasal ve ekonomik hedeflerine bağlılık. İç hukukun AB hukuna uyumlu hale getirilmesi

20 1997 LÜKSEMBURG ZİRVESİ (12-13 Aralık) Türkiye katılım stratejisine dahil edilmemiş, sadece tam üyeliğe ehil olduğu kabul edilmiştir. Türkiye için, diğer aday ülkelerden farklı olarak (Kopenhag siyasi kriterleri dışında) birtakım özel siyasi koşullar öne sürülmüştür. AB Komisyonu’ndan, “Türkiye İçin Avrupa Stratejisi Raporu” hazırlaması istenmiştir. Ancak bu strateji, bir katılım stratejisi niteliğini taşımamıştır.

21 AB Komisyonu genişleme stratejisiyle ilgili olarak 1997’de “Gündem 2000” adlı bir rapor hazırladı ve 1997 Aralık ayındaki Lüksemburg Zirvesi’ne sundu. Raporda Merkez ve Doğu Avrupa Ülkeleri (MDAÜ) ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) 2000’li yıllarda tam üye yapılması öngörülürken Türkiye genişleme dışında tutuldu.

22 Gündem 2000’de ve Lüksemburg Zirve kararlarında tam üyelik başvurusu yapan ülkeler üç gruba ayrılmıştı. Birinci grup ülkeler Polonya Macaristan Çek Cumhuriyeti Estonya Slovenya Kıbrıs “Aday sayılan” bu ülkelerle katılma görüşmelerinin Mart 1998’de başlamasına karar verildi.

23 İkinci Grup Ülkeler Litvanya Letonya Slovakya Bulgaristan Romanya “Aday sayılan” bu ülkelerle katılma görüşmelerinin, bu ülkelerin Kopenhag siyasi kriterlerini tamamladıktan sonra başlamasına karar verilmiştir.

24 Üçüncü Grup Ülke Türkiye Türkiye aday ülke olarak kabul edilmemiştir. Türkiye, insan hakları başta olmak üzere Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirdiğinde aday ülke sayılacaktır.

25 Amsterdam Zirvesi (27 Haziran 1997) Zirvede AB adaylığı için başvuran 10 MDAÜ (Polonya, Macaristan, Çek Cum, Slovakya, Slovenya, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya ve Bulgaristan) ile Türkiye ve GKRY bilgilendirme toplantısına davet edilmiştir. Ancak bu davetin Türkiye için hiçbir şekilde “başvuran ülke” konumundan “aday ülke” konumuna geçeceği anlamına gelmediği ifade edilmiştir.

26 Lüksemburg Zirvesi (12-13 Aralık 1997) Genişleme konusu kapsamlı olarak ele alındı. Türkiye dışlandı. Türkiye AB’nin tutumunu kınadı.

27 1998 CARDIFF ZİRVESİ (15-16 Haziran) Türkiye’nin AB’nin genişleme sürecindeki konumunda nisbi bir ilerleme sağlanmış ve Türkiye için üyeliğe ehil ifadesi yerine üyelik adayı tanımlaması getirilmiştir. AB Komisyonu, Türkiye’nin AB’ne üyelik yolundaki çalışmalarını izlemek ve Zirveye rapor vermekle görevlendirilmiştir. Türkiye için henüz bir katılım stratejisi kabul edilmemiştir. AB Komisyonu’na, Lüksemburg Zirvesi’nde hazırlama emri verilen “Türkiye İçin Avrupa Stratejisi Raporu”nun Türkiye’nin de görüşlerini alarak zenginleştirmesi talimatı verilmiş ve 4 Mart 1998 tarihinde Avrupa Komisyonu’nca yayımlanmış olan rapor bu Zirvede onaylanmıştır. Önceden belirtilen özel siyasi koşullar yinelenmiştir.

28 1999 HELSINKI ZİRVESİ Türkiye, diğer aday ülkelerle eşit şartlarda AB’ne aday ülke olarak kabul edilmiştir. Türkiye İçin Avrupa Stratejisi genişletilerek bir Katılım Öncesi Strateji niteliği kazandırılması öngörülmüştür. Katılım Öncesi Strateji’nin temel uygulama aracı olarak da (diğer aday ülkelere uygulandığı gibi) Türkiye ile görüşülerek bir Katılım Ortaklığı hazırlanması öngörülmüştür. Türkiye’nin diğer aday ülkelere yönelik tüm Topluluk programları ve toplantılara katılacağı belirtilmiştir. Türkiye ile “Katılım Müzakereleri”nin, Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmesinin ardından başlatılacağı ifade edilmiştir. Diğer aday ülkelerde olduğu gibi, Türkiye tarafından AB müktesebatının üstlenilmesine ilişkin bir “Ulusal Program” hazırlaması öngörülmüştür.

29 Türkiye-AB Katılım Ortaklığı Belgesi (8 Mart 2001) Katılım Ortaklığı Belgesi, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecinde yol haritasını çizen ve tam üyelik müzakerelerinin başlayabilmesi için hangi şartları yerine getirmesi gerektiğini ortaya koyan, tek taraflı olarak hazırlanan ve ilke olarak aday ülke ile müzakere edilmeyen bir Komisyon belgesidir. Bir çeşit ev ödevidir Helsinki Zirvesinde alınan kararlara istinaden hazırlanmıştır. AB katılım sürecinde olan ülkelere Katılım Ortaklığı Belgesi ile bazı şartlar ve yükümlülükler getirir, aday ülke bu şartları nasıl ve ne zaman yerine getireceğine dair bir Ulusal Program hazırlar ve komisyona sunar ve üye ülkelerin çalışmaları AB tarafından izlenerek yıllık olarak İlerleme Raporları ile değerlendirilir.

30 Türk hükümeti bu Katılım Ortaklığı Belgesi ışığında 19 Mart 2001'de Müktesebat'ın Üstlenilmesi için Ulusal Programı kabul etmiştir. Türkiye'nin Ulusal Programı son gelişmeler çerçevesinde yeniden güncellenerek 24 Temmuz 2003’te Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Kamuoyuna açıklanan gözden geçirilmiş Ulusal Program’da, kısa vadeli (2003) ve orta vadeli (2004 yılı sonuna kadar) hedefler net bir şekilde belirtilmiştir.

31 2002 KOPENHAG ZİRVESİ Madde 18: Türkiye’nin Katılım Ortaklığı Belgesi’nde de belirtilen Kopenhag Kriterleri konusunda önemli ilerleme sağlanmıştır. Ancak kapsamda yer alan siyasal kriterlere ilişkin istikrarlı kurumların da yerleştirilmesi gerekmektedir. Sadece yasal düzenlemeler yeterli olmayıp uygulamalar da beklenen yönde olmalıdır. Madde 19: “Birlik, Türkiye’yi reform sürecini hızla sürdürmesi yönünde teşvik etmektedir. Eğer Aralık 2004’teki Avrupa Konseyi, Komisyon raporu ve tavsiyesi üzerine Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini karşıladığına karar verirse, AB, Türkiye ile katılım müzakerelerini gecikmeksizin başlatacaktır”. Madde 20: AB ile olan Gümrük Birliği daha da genişletilmelidir. Birlik özellikle 2004 yılından sonra “katılım öncesi giderler” kapsamında bütçeden Türkiye’ye önemli mali yardımlarda bulunacaktır.

32 2002 yılındaki Kopenhag Zirvesi'nde Türkiye ile ilgili olarak alınan kararları tekrardan vurgulayacak olursak; Gözden geçirilmiş Katılım Ortaklığı Belgesi'nin hazırlanması Müktesebat uyum çalışmalarının yoğunlaştırılması Gümrük Birliğinin geliştirilip derinleştirilmesi Mali işbirliğinin önemli miktarda artırılması Türkiye'ye verilecek mali yardımların katılım başlıklı bütçe kalemine alınması yönünde karar alınmıştır.

33 2004 BRÜKSEL ZİRVESİ Md.17: 1999 Helsinki Zirvesi “…Türkiye aday ülkedir” ve 2002 Kopenhag Zirvesi “… gecikmesizin müzakereler başlatılacaktır” kararları hatırlanmaktadır. Md.18: “… temel özgürlükler ve insan haklarına saygı gösterilmesi..”… Komisyon, Konsey tarafından düzenli rapor vermeye davet edilmiştir. Avrupa Birliği, siyasi reform sürecine ilişkin kaydedilen aşamayı, Katılım Ortaklığı Belgesi’nde belirlenmiş olan öncelikler temelinde yakından izlemeye devam edecektir. M.23: Komisyon; kişilerin serbest dolaşımı, tarım gibi konuları kalıcı önlemler olarak müzakerelere koyabilecektir. Müzakerelerin ortak hedefi Birliğe üyeliktir. Sonuçları önceden garanti edilemeyen bu müzakereler açık uçludur. Tüm Kopenhag kriterleri dikkate alındığında, aday ülkenin üyeliğin tüm gereklerini tam olarak üstlenecek durumda olmaması halinde, aday ülkenin Avrupa yapılarına en sıkı bağlarla bağlanması temin edilmelidir.

34 Brüksel Zirvesinde alınan kararlar 3 Ekim 2005 Müzakere Çerçeve Belgesinin de temelini oluşturmuştur ve belgede benzer ifadelerle yer almıştır. Zirvede Türkiye ile ilgili kararlar aşağıda yakından ele alınmıştır. 17. Paragraf Türkiye Aralık 1999’da Helsinki’de yapılan zirvede aday ülke olarak kabul edilmişti. Türkiye ile müzakerelerin vakit geçirilmeksizin başlanmasına, 2004 yılında Komisyon’ un hazırlayacağı ilerleme raporu gözönüne alınarak 2004 Aralık ayında yapılacak zirvede karar verileceği Aralık 2002 Kopenhag Zirvesi’nde kararlaştırılmıştı. Brüksel Zirvesinde Türkiye ile İlgili Alınan Kararlara Yakından Bakış

35 18. Paragraf Türkiye Kopenhag siyasi kriterlerini önemli ölçüde yerine getirmiştir. Türkiye’deki reform süreci Komisyon tarafından ilerleme raporlarıyla her yıl izlenecektir.

36 19. Paragraf Türkiye Ankara Anlaşması ve eklerini 1 Mayıs 2004 tarihinde AB’ye üye olan 10 yeni ülkeye genişletecektir. 20. Paragraf Türkiye AB üyesi komşularıyla ikili sorunlarını barışçı yollarla çözmelidir. İkili sorunlar barışçı yollarla çözülemezse, bu sorunlar Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na götürülmelidir.

37 21. Paragraf Avrupa Parlamentosu Türkiye ile müzakerelerin başlamasını 15 Aralık 2004 günü yapılan oylamada kabul etmiştir. 22. Paragraf Türkiye ile tam üyelik müzakereleri 3 Ekim 2005 tarihinde başlayacaktır. Müzakereler 23. paragrafta yer alan yönteme uygun olarak gerçekleştirilecektir.

38 MÜZAKERELERİN YÜRÜTÜLMESİYLE İLGİLİ SÜREÇ 23. Paragraf Müzakereler daha önce olduğu gibi, içinde tüm üye devletlerin yer alacağı Hükümetlerarası Konferans (HAK) şeklinde ve 35 başlık altında yapılacaktır. Temel hedefi tam üyelik olan müzakerelerin ucu açık olup, sonucu garanti edilemez. İşçilerin serbest dolaşımı, tarım sektörü ve yapısal fonlar konularında uzun süreli geçiş dönemleri, istisnalar ve kalıcı korunma hükümlerine başvurulabilecektir. (serbest dolaşım yakın vadede gözükmüyor)

39 Müzakere sürecinde Türkiye’de insan hakları, hukukun üstünlüğü, çoğulcu demokrasi gibi kavramlar ciddi biçimde ve sürekli olarak ihlal edilirse katılma müzakereleri askıya alınabilir. Türkiye, AB’nin bütçe dönemi içinde “ortak üye” olarak yer alacaktır. Müzakere sürecinde Türkiye’deki sivil toplum örgütleriyle yakın ilişkiler kurulacak ve Avrupa halklarıyla yakın işbirliği kurulması sağlanacaktır.

40 MÜZAKERE ÇERÇEVE BELGESİ (3 Ekim 2005) GENEL İLKELER (Özet Sonuçlar) Md-2: Müzakerelerin ortak hedefi üyeliktir. Süreç açık uçludur. Tam üyelik gerçekleşmezse Kuvvetli bağlarla bağlanma söz konusudur. Md.3: Türkiye’yi hazmetme kapasitesi varsa üyelik gerçekleşecek Md-4: Kopenhag siyasi kriterleri karşılanmış olması temeldir. İzleme için İlerleme Raporu’na devam edilicek. Md-5: Kopenhag siyasi kriterlerinin ihlali ile müzakerelerin askıya alınması mümkündür Md-6: İlerleme koşulları sağlanmalıdır. Bunlar; sınır anlaşmazlıkları, Kıbrıs, Ek Protokol gerekleri. Türkiye bu konudaki gerekleri yerine getirilmelidir. (Türkiye’nin Kıbrıs için gümrük birliği kurallarını uygulaması isteniyor) Md-7: Uluslar arası ilişkilerde AB üyeleri lehine uyum ve tutarlılık

41 AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİK MÜZAKERELERİ NEDİR? Aday ülkeler AB müktesebatını bütünüyle kabul etmek durumundadır. Dolayısıyla, üyelik müzakereleri aday ülkenin; AB müktesebatını ne şekilde uygulayacağını hangi takvim çerçevesinde kabul edeceğini, uygulama için gereken idari yapıları belirleyen bir süreçtir.

42 TARAMA SÜRECİ NE DEMEKTİR ? “Tarama” döneminde, Topluluk müktesebatı ile aday ülke mevzuatı arasındaki farklılıklar belirlenmekte ve uyum aşamasında karşılaşılacak sorunlar ölçülmektedir.

43 TARAMA SÜRECİ Tarama süreci 20 Ekim 2005 tarihi itibariyle başlamıştır. Taramada ilk olarak AB tarafı müktesebatı anlatacak, daha sonra Türk tarafı kendi mevzuatını anlatacak ve sonuçta farklılıklar belirlenerek asıl müzakerelere geçilecektir.

44 AB MEVZUATI 35 Müzakere Başlığı

45 1) Malların Serbest Dolaşımı 2) İşçilerin Serbest Dolaşımı 3) Yerleşim Hakkı ve Hizmet Sunumu Serbestisi 4) Sermayenin Serbest Dolaşımı 5) Kamu Alımları 6) Şirketler Hukuku 7) Fikri Mülkiyet Hukuku 8) Rekabet Politikası 9) Mali Hizmetler 10) Bilgi Toplumu ve Medya 11) Tarım ve Kırsal Kalkınma 12) Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı 13) Balıkçılık 14) Taşımacılık Politikası 15) Enerji 16) Vergilendirme 17) Ekonomik ve Parasal Politika

46 18) İstatistik 19) Sosyal Politika ve İstihdam 20) İşletme ve Sanayi Politikası 21) Trans-Avrupa Şebekeleri 22) Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu 23) Yargı ve Temel Haklar 24) Adalet, Özgürlük ve Güvenlik 25) Bilim ve Araştırma 26) Eğitim ve Kültür 27) Çevre 28) Tüketicinin ve Sağlığın Korunması 29) Gümrük Birliği 30) Dış İlişkiler 31) Dış, Güvenlik ve Savunma Politikaları 32) Mali Kontrol 33) Mali ve Bütçesel Hükümler 34) Kurumlar 35) Diğer Konular

47 Toplam 35 başlığın 8'i Ek Protokol'ün Kıbrıs'ı da içine alacak şekilde genişletilmemesi nedeniyle askıda. Bunlar: Malların serbest dolaşımı İş Kurma Hakkı ve Hizmet Sunum Serbestisi Yerleşim ve hizmet sağlama hakkı Mali hizmetler Tarım ve kırsal kalkınma Balıkçılık Taşımacılık politikası Gümrük birliği Dış ilişkiler

48 4'ü Fransa nedeniyle askıdadır. 11. Tarım ve Kırsal Kalkınma (AB tarafından da askıya alınan başlıklar arasında), 17. Ekonomik ve Parasal Politika, 33. Mali ve Bütçesel Hükümler ve 34. Kurumlar başlıklı fasıllar ise Fransa tarafından “üyelikle doğrudan ilgili olması” gerekçesiyle engelleniyor. Bu durumda geriye Türkiye'nin ilerleyebileceği çok kısıtlı bir alan kalıyor. Bunlar da Sosyal Politika ve İstihdam, Rekabet Politikası ve Kamu Alımları fasılları. Türkiye bu başlıkları AB'den tam üyelik perspektifi almadan açmak konusunda tereddüt ediyor.

49 Masadaki Sorunlar Türkiye’nin AB’ye katılım süreci aşılması gereken birçok engelle doludur. Bu engellerin en önemlisi ise Kıbrıs sorunudur. AB, Türkiye’ye “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni tanıması için bastırırken; diğer bir yandan da Ada’daki askeri varlığın sona erdirilmesi ile Türk liman ve havaalanlarının imzalanan Ankara Anlaşması Ek Protokol’ü uyarınca “Kıbrıs Rum Kesimi”ne açılması yönünde uyarıda bulunmaktadır. Masadaki bir diğer sorun da ifade özgürlüğüdür. Özellikle Terörle Mücadele Kanunu’nun geniş yorumları, endişelerin odağında yer alıyor. AB, ayrıca Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan Kürtlerin “azınlık hakları”nı teminat altına alması yolunda Türkiye’ye baskı yapıyor. Çözülmeyi bekleyen bir başka sorun da AB’nin “genişleme kapasitesi”dir. AB, yakın bir gelecekte bünyesine yeni üyeler kabul etmeyi düşünüyorsa “genişleme kapasitesi”nin ekonomik mi, kurumsal mı, siyasi mi ne anlama geldiğini tam olarak açıklığı kavuşturması gerekiyor.


"AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİN GELİŞİMİ. Türkiye’yi AB’ye Yönelten Nedenler Batılılaşma ve Çağdaşlaşma: Tanzimat'la başlayan Batı’ya açılma ve çağdaşlaşma dış." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları