Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana babanız ve yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana babanız ve yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun."— Sunum transkripti:

1

2

3

4

5 “Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana babanız ve yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar fakir olsunlar, Allah onlara sizden daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğip büker (doğru şahitlik etmez) yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” Nisâ suresi, 135. ayet.

6 “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” Nahl Suresi 90. ayet

7

8 “ Yer ve gökler adaletle ayakta durmaktadır.” Hz. Muhammed (SAV) Ebu Davut, Büyu’, 34.

9

10 “Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz.” Atatürk

11

12

13

14 “Adalet nedir? Ağaçlara su vermek. Zulüm nedir? Dikeni sulamak. Adalet, bir nimeti yerine koymaktır, her su isteyen tohumu sulamak değil. Zulüm nedir? Bir şeyi, yerinde kullanmamak, lâyık olmayan yere koymak. Bu da ancak belâya kaynak olur.” Mevlânâ Celâleddin Rûmi

15

16

17

18

19

20

21

22

23

24

25

26

27

28

29

30

31 “Bir davada karşı tarafı dinlemeden verilen karar doğru olsa bile hiçbir zaman adil olamaz.” “Bir davada karşı tarafı dinlemeden verilen karar doğru olsa bile hiçbir zaman adil olamaz.”Seneca

32

33

34 “Adaletin olmadığı yerde ahlaktan bahsedilemez.” Eflatun

35 “Adaletsizli ğ i bir yangından daha çabuk önlemeliyiz.” Herakleıtos

36

37 Hz. Peygamber, hak hususunda hiç kimseye en küçük ayrıcalık tanımamıştır. Şu örnek bunu açıkça ortaya koymaktadır: Kureyş kabilesinden bir kadın hırsızlık yapar. Bir kısım ileri gelen Kureyşliler Hz. Muhammed’e bir aracı göndererek kadını affetmesini isterler. Bu işi Hz. Muhammed’in çok sevdiği bir kişi olan Üsame’nin yapabileceğini düşünürler.

38 Üsame gelip durumu anlatınca Hz. Peygamber üzülür. Ayağa kalkarak şunları söyler: “Ey insanlar, sizden önceki insanlar aralarında varlıklı biri hırsızlık yaptığında ona dokunmazlar; zayıf biri hırsızlık yaptığında ise onun cezasını verirlerdi. Allah onları bu yüzden helak etti. Allah’a yemin ederim, değil o kadın, bu suçu işleyen Muhammed’in kızı Fatıma bile olsa onun da cezasını veririm.”

39 Peygamberimiz otuz beş yaşlarındaydı. Kâbe, sel vb. nedenlerle yıpranmıştı. Mekkeliler toplanıp Kâbe’nin tamir edilmesine karar verdiler. Bu kutsal yapıyı tamire başladılar. Sıra Mekkelilerce kutsal sayılan “Hacerü’l Esvet” adı verilen taşın yerine konulmasına geldi.

40 Ancak her kabile, bu onurun kendisine ait olmasını istiyordu. Nerdeyse bu yüzden kavga çıkacak ve kabileler arasında savaş başlayacaktı. Sonunda, Kâbe’ye ilk girecek kişinin hakemliğine başvurma kararı alındı. Kâbe’ye ilk gelen kişi Hz. Muhammed’di. Herkes bu durumdan memnun oldu. Çünkü onun hakkı gözeten bir kişiliğe sahip olduğunu ve anlaşmazlığı adalete uygun olarak çözeceğini biliyorlardı.

41 Peygamberimiz, bir yaygı üzerine taşı koyarak her kabileden bir kişinin bunun ucundan tutmasını istedi. Taş, konulacağı yere kadar bu şekilde getirildi. Sonra Hz. Muhammed, eliyle taşı alıp yerine koydu. Böylece çıkması olası bir çatışma tatlılıkla çözüme kavuşturuldu.

42 Nûmân bin Beşîr şöyle anlatır: Babam beni Rasûlullah (SAV)’e götürdü ve: “–Ben, sâhip olduğum bir köleyi bu oğluma verdim.” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (SAV) : “–Bu hibeyi çocuklarının hepsine yaptın mı?” buyurdu.

43 Beşîr: “–Hayır, yapmadım.” dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: “–Allah’tan korkunuz; çocuklarınız arasında adâletli davranınız!” buyurdu. Bunun üzerine Beşîr, hibesinden döndü ve derhâl o bağışını geri aldı. (Müslim, Hibât, 13)

44 Hz. Ömer halife olduğu dönemde bir akşam çalışıyordu. O esnada bir misafiri geldi ve oturup sohbet etmeye başladı. Hz. Ömer ayağa kalktı ve yanmakta olan mumu söndürüp başka bir mumu yaktı. Misafiri şaşkın gözlerle Hz. Ömer'e bakıyordu. Hiçbir şey anlamamıştı. Dayanamayıp sordu: "O da mum, diğeri de mum. İkisi de aynı şekilde aydınlık veriyor. Niye birini söndürüp de ötekini yaktın?"

45 Hz. Ömer'in cevabı şu oldu: "Söndürdüğüm mum, milletin parası ile alınmıştı. Özel işlerimi yaparken, arkadaşlarımla sohbet ederken onu kullanmaya hakkım yok. Bunun için o mumu söndürdüm ve kendi paramla aldığım mumu yaktım.”


"“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana babanız ve yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları