Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİ KORUMANIN ÖNEMİ. Kuran-ı Kerim de Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: Kuran-ı Kerim de Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: وَلَوْلَٓا.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİ KORUMANIN ÖNEMİ. Kuran-ı Kerim de Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: Kuran-ı Kerim de Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: وَلَوْلَٓا."— Sunum transkripti:

1 MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİ KORUMANIN ÖNEMİ

2 Kuran-ı Kerim de Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: Kuran-ı Kerim de Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: وَلَوْلَٓا اَنْ ثَبَّتْنَاكَ لَقَدْ كِدْتَ تَرْكَنُ اِلَيْهِمْ شَيْـٔاً قَل۪يلاًۗ ﴿٧٤﴾ اِذاً لَاَذَقْنَاكَ ضِعْفَ الْحَيٰوةِ وَضِعْفَ الْمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيْنَا نَص۪يراً ﴿٧٥﴾ ‘Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık az kalsın onlara biraz meyledecektin. ﴾ 74 ﴿ İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamaz- dın.’ (75), ‘Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık az kalsın onlara biraz meyledecektin. ﴾ 74 ﴿ İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamaz- dın.’ (75), İsra süresi

3 Milletleri ayakta tutan millî ve manevî değerlerdir. Bu değerleri korumak milletlerin birlik, beraberlik ve toplumsal dayanışma içerisinde yaşamasını ve milli kimliğiyle tarih sahnesinde yer almasını sağlamaktadır. Milletler, söz konusu değerleri gelecek kuşaklara aktardığı oranda varlıklarını sürdürürler. Tarih, bize milli ve manevi değerlerine sahip çıkmayan ve başka milletleri körü körüne taklit edip milli şahsiyetlerini kaybedenlerin dünya coğrafyasından silinip yok olduklarını göstermektedir.

4 Bu yüzden, bir toplumu içten yıkmak isteyenler, inanç, ahlak ve milli değerleri yok etmeyi ilk hedef olarak seçmektedirler. Yüce dinimizle milli kültürümüz adeta bütünleşmiş ve dinimizin güzel prensipleriyle yoğrulmuştur. Sevgi, saygı ve fedakârlığın geliştirilmesinde, toplum hayatımızın ahenkli ve sağlam bir şekilde devam ettirilmesinde,gençlerimiz ve çocuklarımızın yetiştirilmesinde, milli ve manevi değerlerimizin katkısı büyüktür. Özellikle genç kuşakları bu değerler çerçevesinde eğitmek ve yetiştirmek oldukça önemlidir.

5 Bir milleti millet yapan temel değerlerin başında milli ve manevi değerler gelmektedir. Din, dil, vatan, bayrak, kültür, marş vb. gibi, milletimizin ortak olduğu değerlere ‘ Milli ve Manevi Değerler’ diyoruz. Bu değerleri korumak, saygı ve sevgiyle bü- tün milletimize kazandırmak milletimizin kimliği ve şahsiyeti, birlik ve beraberliği ve ülke savunması açısından son derece önemli ve gereklidir. Hz. Peygamber efendimiz tebliğe başladığı son hak din İslam’a inananları diğer inanç gruplarından ve milletlerden ayrı bir ‘millet’ bilinci ile eğitmiştir. Bir milleti millet yapan temel değerlerin başında milli ve manevi değerler gelmektedir. Din, dil, vatan, bayrak, kültür, marş vb. gibi, milletimizin ortak olduğu değerlere ‘ Milli ve Manevi Değerler’ diyoruz. Bu değerleri korumak, saygı ve sevgiyle bü- tün milletimize kazandırmak milletimizin kimliği ve şahsiyeti, birlik ve beraberliği ve ülke savunması açısından son derece önemli ve gereklidir. Hz. Peygamber efendimiz tebliğe başladığı son hak din İslam’a inananları diğer inanç gruplarından ve milletlerden ayrı bir ‘millet’ bilinci ile eğitmiştir.

6 Peygamber efendimiz Hz. Muhammed s.a.s, kurduğu ve yetiştirdiği bu yeni toplumun ve üyesi olan fertlerin günlük yaşamlarıyla ilgili olarak ken- dine özgün bir millet ve şahsiyet olması için, ibadet- lerden ayrı olarak onlardan yerine getirmelerini istediği konular vardı. Hz. Peygamber, Müslümanlardan uygunsuz isimleri olanların isimlerini değiştirirdi. Abdullah ibni Ömer’den gelen rivayet şöyledir: ( أَنَّ اِبْنَةً ِلعَمرَ رضي الله عنهما َكاَنتْ يُقاَلُ لَهَا عَاصِيَةً فَسَمَّاهَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله عليه وَسَلَّمَ جميلة ) Peygamber efendimiz Hz. Muhammed s.a.s, kurduğu ve yetiştirdiği bu yeni toplumun ve üyesi olan fertlerin günlük yaşamlarıyla ilgili olarak ken- dine özgün bir millet ve şahsiyet olması için, ibadet- lerden ayrı olarak onlardan yerine getirmelerini istediği konular vardı. Hz. Peygamber, Müslümanlardan uygunsuz isimleri olanların isimlerini değiştirirdi. Abdullah ibni Ömer’den gelen rivayet şöyledir: ( أَنَّ اِبْنَةً ِلعَمرَ رضي الله عنهما َكاَنتْ يُقاَلُ لَهَا عَاصِيَةً فَسَمَّاهَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله عليه وَسَلَّمَ جميلة )

7 ‘ Hz. Ömer’in –Asiye- isimli bir kızı vardı, Allah’ın elçisi s.a.s ona –Cemile- adını verdi.’ ( Muhtasar Sahih-i Müslim, Edep Kitabı, sayfa:418, Hadis-i şerif:1405) Peygamber efendimiz s.a.s Müslümanlara saç, bıyık ve sakal tıraşlarında ve boyamalarında aynı çevrede yaşayan müşrikler, Yahudi ve Hristiyanlar- dan farklı olmalarını istemiş ve emretmiştir: Yine Abdullah ibni Ömer’den gelen başka bir rivayette şöyle buyrulmuştur: ( عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى الله عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ قَالَ: خاَلِفُوا الْمُشْرِكِينَ وَفِّرُوا اللُحَى وَأَحْفُوا الشَّوَارِبَ.)

8 Hz. Peygamber s.a.s şöyle buyurmuştur: ‘ Müşriklerden farklı olun, muhalefet edin; sakalları uzatın, bıyıkları kısaltın.’ ( Muhtasar Sahih-i Buhari, Libas Kitabı, sayfa:661, Hadis- şerif:1904 ) Ebu Hüreyre’den gelen bir rivayet ise şöyledir ( قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى الله عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى لاَيَصْبُغُونَ فَخَالِفُوهُم.) ‘Hz. Peygamber s.a.s şöyle buyurmuştur: Yahudiler ile Hristiyanlar saç-sakallarını boyamazlar, onlardan farklı olun, muhalefet edin.’ (Muhtasar Sahih-i Buhari, Libas Kitabı, sayfa:661, Hadis- şerif:1905 ) Hz. Peygamber s.a.s şöyle buyurmuştur: ‘ Müşriklerden farklı olun, muhalefet edin; sakalları uzatın, bıyıkları kısaltın.’ ( Muhtasar Sahih-i Buhari, Libas Kitabı, sayfa:661, Hadis- şerif:1904 ) Ebu Hüreyre’den gelen bir rivayet ise şöyledir ( قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى الله عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى لاَيَصْبُغُونَ فَخَالِفُوهُم.) ‘Hz. Peygamber s.a.s şöyle buyurmuştur: Yahudiler ile Hristiyanlar saç-sakallarını boyamazlar, onlardan farklı olun, muhalefet edin.’ (Muhtasar Sahih-i Buhari, Libas Kitabı, sayfa:661, Hadis- şerif:1905 )

9 Yine Abdullah ibni Ömer’den gelen bir rivayet ise şöyledir: ( سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى َالله عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَنْهَى عَنِ الْقَزَعِ. قَالَ الرَّاوِي:الْقَزَعُ إِذَا حُلِقَ الصَّبِيُّ وَتُرِكَ هَا هُنَا شَعْرَة وَ هَا هُنَا وَ هَا هُنَا فَأَشَارَ إِلَى نَاصِيَتِهِ وَجَانِبَيْ رَأْسِهِ) ‘ Hz. Peygamber s.a.s’in qaze’i yasaklarken işittim. Ravi der ki, qaze’: çocuğun tıraşında bazı yerlerin sıfıra vurulup bazı yerlerde birkaç saç bırakmaktır. Eliyle de alın perçemine ve başının iki yanına işaret etti.’ (Muhtasar Sahih-i Buhari, Libas Kitabı, sayfa:662, Hadis- şerif:1908 ) Görsel ve fiziksel bu örnek konulardaki efendimizin s.a.s hassasiyeti bir ‘özgünlük’ ve ‘millilik’ arayışıdır.

10 Hatta, kadınların özel halleriyle ilgili inen ayet-i kerimenin nüzul sebebi olarak anlatılan olaydan sonra Yahudiler, peygamber efendimizde tesbit ettikleri bu farklılık ve özgünlük arayışını açıklamışlardır: Enes ibni Malik’ten gelen rivayet şöyledir: (...فَقَالُوا مَا يُرِيدُ هَذَاالرَّجُلُ أَنْ يَدَعَ مِنْ أَمْرِنَا شَيْئًا إِلاَّ خَالَفَنَا فِيهِ.) ‘…Yahudilere, Allah’ın elçisinin onların davranışlarından farklı buyrukları ulaştığında dediler ki: Bu adam (Hz. Peygamber s.a.s) bizim işlerimizden muhalefet etmedik bir şey bırakmak istemiyor.’ (Muhtasar Sahih-i Müslim, Hayz Kitabı, sayfa:67, Hadis- şerif:171) Hatta, kadınların özel halleriyle ilgili inen ayet-i kerimenin nüzul sebebi olarak anlatılan olaydan sonra Yahudiler, peygamber efendimizde tesbit ettikleri bu farklılık ve özgünlük arayışını açıklamışlardır: Enes ibni Malik’ten gelen rivayet şöyledir: (...فَقَالُوا مَا يُرِيدُ هَذَاالرَّجُلُ أَنْ يَدَعَ مِنْ أَمْرِنَا شَيْئًا إِلاَّ خَالَفَنَا فِيهِ.) ‘…Yahudilere, Allah’ın elçisinin onların davranışlarından farklı buyrukları ulaştığında dediler ki: Bu adam (Hz. Peygamber s.a.s) bizim işlerimizden muhalefet etmedik bir şey bırakmak istemiyor.’ (Muhtasar Sahih-i Müslim, Hayz Kitabı, sayfa:67, Hadis- şerif:171)

11 İbadetlerde de efendimiz s.a.s bu konuya dikkat ederdi. Sözgelimi, Müslümanları namaza çağırmak ve vakti bildirmek için belirlenecek yöntemle ilgili yapılan istişare toplantısında efendimiz s.a.s, önerilen ‘çan’ ve ‘boru’ çalma tekliflerini başka dinlere ait oldukları için onaylamamış, Hz. Ömer’den gelen vakit için insanları çağıracak birisini göndermez misiniz? Teklifi üzerine Hz. Bilal’e: ‘ Kalk ey Bilal, insanlara seslen!’ buyurmuştur. (Muhtasar Sahih-i Müslim, Namaz Kitabı, sayfa:72, Hadis- şerif:190 ) Daha sonra ezan kelimelerini efendimiz s.a.s Hz. Bilal’e öğretecek ve İslam’ın kıyamete kadar önemli bir şiarı, alameti ve sembolü daha meydana gelecekti. İbadetlerde de efendimiz s.a.s bu konuya dikkat ederdi. Sözgelimi, Müslümanları namaza çağırmak ve vakti bildirmek için belirlenecek yöntemle ilgili yapılan istişare toplantısında efendimiz s.a.s, önerilen ‘çan’ ve ‘boru’ çalma tekliflerini başka dinlere ait oldukları için onaylamamış, Hz. Ömer’den gelen vakit için insanları çağıracak birisini göndermez misiniz? Teklifi üzerine Hz. Bilal’e: ‘ Kalk ey Bilal, insanlara seslen!’ buyurmuştur. (Muhtasar Sahih-i Müslim, Namaz Kitabı, sayfa:72, Hadis- şerif:190 ) Daha sonra ezan kelimelerini efendimiz s.a.s Hz. Bilal’e öğretecek ve İslam’ın kıyamete kadar önemli bir şiarı, alameti ve sembolü daha meydana gelecekti.

12 Daha da önemlisi peygamber efendimiz s.a.s, milletinin bu farklı maddi-manevi değerleriyle, kültürüyle ve bunların günlük yaşamdaki yansımalarıyla bekası ve sürekliliği açısından rahat edebilecekleri ve çıkış yapabile- cekleri bir ‘vatan’ larının olmasını istemiş ve bunun alt yapısını akabe bey’atlarında yaparak dini ve milleti için yurt arayışlarına girmiş ve Medine’de karar kılmıştır. Zira O, vatanın önemini çok iyi biliyordu. Vatansız kalan insan topluluklarının millet olmalarının mümkün olmayacağını ve yeryüzünden silinip yok olmaya mahkum olacağını çok iyi biliyordu. İslam güçlenip Mekke fethedildikten sonra bile efen- dimiz s.a.s İslam’ın beşiği olan Medine yurdundan, vatanın- dan vazgeçmemiş, ahirete irtihaline kadar orada kalmaya devam ettiği gibi, ebedi istirahati için de orayı seçmiştir.

13 Mekke’nin fethinden sonra henüz Medine’ye dönülmeden Medine’li Ensardan bazılarının aralarında ‘acaba artık kendi şehrine mi dönmek ister? Şeklinde konuştukları haberini alınca onlara hitaben şu konuşmayı yapmıştır: ‘…Hayır, ben Allah’ın kulu ve elçisiyim, Allah’a ve size hicret ettim; hayatım da ölümümde sizinledir..’ Bu konuşması üzerine Ensar, ağlaşarak O’na yöneldi- ler ve: ‘ o söylediklerimizi Allah ve rasülüne sevgimizden söyledik’ dediler… (Muhtasar Sahih-i Müslim, Hicret ve Gazalar Kitabı, sayfa:360, Hadis- şerif:1182 )

14 Milli ve manevi değerlerin önemine dair, inanç kaynaklı bilgilerden sonra bu değerlerimizin neler olduğuna bakarak kısaca tanımlamaya çalışalım: Din: Sözlükte ‘ doğa üstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara, tanrıya inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, düzen.’ olarak tanımlanmakta olan din, toplu- mu dolayısıyla milletin kaderini ilgilendiren önemli değer- lerin başında gelir. Bu öneminden dolayı dünya milletleri tarihi boyun- ca kendi haline bırakılmamış, doğru bir şekilde anlaşılması ve öğretilmesi için çok mücadeleler verilmiştir.

15 Yüce Allah, bazıları Kur’an-ı Kerim’de bildiril- miş diğerleri bildirilmemiş çok sayıda peygamberler gönderdiğini belirtmiştir.( Mü’min/Ğafir suresi, 78. ayet-i kerime) Böylece, bozulan inançlar ve hurafelerle kısmen bunlardan kaynaklanan ihtilaflar düzeltilmiştir. Hz. Peygamber s.a.s efendimiz de cahiliyye döneminden kalma hurafe inanç ve uygulamaları kal- dırarak hem tevhid inancını yerleştirmiş hem de akıl ve nakile uygun bir yaşam tarzını öğretmiştir. Ülkelerin yöneticileri de tarih boyunca vatan- daşlarının, milletin birlik ve beraberliği için dini anlama ve eğitimine önem vermişlerdir.

16 Dil: ‘ İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma’ şeklinde tanımlanmaktadır. (Türkçe Sözlük TDK, sayfa: 374) Her milletin kendine özgü bir dili vardır ve milletler dilleriyle yaşar. Türk’ün Türkçesi, Arab’ın arapçası, Kürd’ün Kürtçesi ve İngiliz’in İngilizcesi gibi. Dil, bir milletin kimliği ve kişiliği demektir. Büyüklerimiz ne güzel söylemiştir: ‘Lisan (dil) aynıyla insan’ Yüce Allah, peygamberlerini gönderirken milletleri- nin diliyle göndermiştir. (İbrahim suresi, 4. Ayet-i Kerime)

17 Sadece son peygamber, efendimiz s.a.s bütün milletlere, insanlara gönderilmiş olduğundan O’nun dili Arapçadır. Ancak efendimiz s.a.s hayatı boyunca ancak Arap yarımadası Müslüman olmuş, Raşit Halifeler döneminde fetihlerle yeni Müslümanlar olunca zamanla tercüme hareketleri başlamıştır. Ayrıca, Kur’an-ı Kerim’in kıraat vecihleri, bir anlamda yerel okuyuşlar da demektir ve efendimiz s.a.s bunun doğru kabul edilmesini istemiştir. Dil, Allah’ın yaratıcılık alametlerinden birisi-dir. (Rum suresi, 22. Ayet-i Kerime) Dil, milletin hafızası, dağarcığı ve kendini kendince ifade etmesidir.

18 Milletlerin korunması dil hafızasının korunması ile mümkün olur. Bu değere hak ettiği önemi vermeyen millet- ler, önce kendi kültürlerine yabancılaşır, bilinçaltı boşalır ve sonra başka milletlerin egemenliğine girerler. Kültür: Sözlükte ‘tarihi, toplumsal gelişme süreci içinde ya- ratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları oluştur- mada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin. Bir topluma veya halk toplu- luğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Muha- keme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşan- tılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi.’ şeklinde

19 tanımlanmaktadır. (Türkçe sözlük, TDK, sayfa:946) Yüce Allah, dini ve ahlakî prensiplere sahip çıkarak kimlik ve şahsiyetimizi, kültürümüzü korumamızı emret- miş ve şöyle buyurmuştur: وَاَنَّ هَذَا صِرَاطِى مُسْتَقِيمًا فَاتَّبِعُوهُ وَلاَ تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَبِيلِهِ ذَلِكُمْ وَصَّيكُمْ بِهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ ‘İşte bu din, benim dosdoğru yolumdur. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar, sizi parça parça edip, doğru yoldan ayırır. İşte bunları, sakınasınız diye Allah size emreder.’ (En’am Süresi 6/153 ) Küreselleşme adı altında tüm dünyaya güzel göste- rilen global kültür erozyonu ne acı ki ulusların belleğinden kendi öz değerlerini yavaş yavaş silmektedir.

20 Kültürün korunması, milleti oluşturan fertlerin kendi güzel adet, gelenek ve göreneklerine sahip çıkarak onları sevmesi ve kendi kültür unsurlarıyla iftihar edebile- cek özgüvene sahip bir şekilde yetişmesiyle olur. Bu özellik- lerle donanmış milletin ferdi, başka milletlerin parıltılı, şaşaalı ve süslü dünya yaşamlarına özenti duymayacaktır. Nitekim Kuran-ı Kerimde Yüce Rabbimiz: وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجاً مِنْهُمْ زَهْرَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا لِنَفْتِنَهُمْ ف۪يهِۜ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَاَبْقٰى ’Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.’ (Taha Süresi,131)

21 Vatan: Yurt kelimesiyle de ifade edilmektedir. Milletimizin önemli değerlerinden birisidir. Yersiz, yurtsuz bir millet nasıl düşünülebilir ki? Dü- şünülemez. O nedenle vatan, uğruna can vermek pahasına sevilip savunulacak önemdedir. İstiklal şairimiz M. Akif’in dediği gibi: Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana va’dettiği günler hakkın Kim bilir, belki yarın…belki yarından da yakın

22 Bastığın yerler «toprak» diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. Bayrak: ‘Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş’ şeklinde tanımlan- maktadır. (Türkçe sözlük, TDK, sayfa:159)

23 Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Mithat Cemal KUNTAY Milletimizin egemenliğini ve özgürlüğünü temsil eden bayrağımızdır. Kırmızı rengini şehitlerimizin al kanlarından, ay-yıldızını ise göğün yüceliğinden almıştır. İstiklal marşımızın son kıtasıyla ifade edelim: Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal. Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal: Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

24 Milli Marşımız: İstiklal Marşı Milletimizin özgürlük aşkını, bayrak ve vatan sevgisi ve bilincini ifade eden, tarih bilincini vererek milletimizin kültür ve inanç kodlarını özetleyen, vus-lata kavuştuğunda şükrünü ifade etmeyi aşılayan ve Allah’tan istemeyi öğreten 10 kıtalık marşımızdır. Mehmet Akif ERSOY’un konulan ödülü kabul etmeksizin milletimize armağan ettiği ‘İstiklal Marşı’ 12 Mart 1921 tarihinde TBMM tarafından ‘Milli Marşımız olarak kabul edilmiştir. Marşımız Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınsa da aslında İstiklal Marşı, her birimizin yüreğindeki sevdanın dışa yansımasıdır.

25 Aile: Bir toplumun/milletin gücü, nüfusunun çokluğu veya yüzölçümünün genişliği ile değil, o toplumu oluşturan ailelerin sağlam ve sağlıklı değerlere sahip olması ile orantılıdır. Aile yapısı sağlam olmayan bir toplumun, uzun ömürlü olamayacağı açıktır. Aile milletimizin temelidir, çekirdeğidir. İstiklal Şairimiz al sancağımızın sönmemesini yurdumuzda tüten en son ocağa bağlamıştır. O ocak, aile ocağıdır: Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

26 Aile, milletimizin birlik, beraberlik ve bütün- lüğünü sağlayan çok önemli bir yapı taşıdır. Fertlerin ruh ve beden sağlıkları, maddi ve manevi yaşamları-nın dengeli, olgun ve güzel olması iyi bir ailede yetiş-melerine bağlıdır. Kişilerin dünyada suçtan, ahiret için günahtan uzak kalabilmeleri aileye bağlı olduğu içindir ki, Hz. Peygamber efendimiz s.a.s gençleri özellikle ve bütün Müslümanları evliliğe teşvik etmiştir. Ailelere evliliği kolaylaştırıcı olmaları tavsiyelerinde bulunmuş, evli çiftleri ise çocuk sahibi olmaya teşvik etmiştir. Aile müessesinin devamı için sabırlı olmayı tavsiye eden dinimiz, ailenin yıkımı demek olan boşanmayı ise ‘helallerin içinde Allah’ın en çok gazab ettiği’ olmakla tanımlamıştır. Aile, milletimizin birlik, beraberlik ve bütün- lüğünü sağlayan çok önemli bir yapı taşıdır. Fertlerin ruh ve beden sağlıkları, maddi ve manevi yaşamları-nın dengeli, olgun ve güzel olması iyi bir ailede yetiş-melerine bağlıdır. Kişilerin dünyada suçtan, ahiret için günahtan uzak kalabilmeleri aileye bağlı olduğu içindir ki, Hz. Peygamber efendimiz s.a.s gençleri özellikle ve bütün Müslümanları evliliğe teşvik etmiştir. Ailelere evliliği kolaylaştırıcı olmaları tavsiyelerinde bulunmuş, evli çiftleri ise çocuk sahibi olmaya teşvik etmiştir. Aile müessesinin devamı için sabırlı olmayı tavsiye eden dinimiz, ailenin yıkımı demek olan boşanmayı ise ‘helallerin içinde Allah’ın en çok gazab ettiği’ olmakla tanımlamıştır.

27 Yüce Rabbimiz! Dinimizi, aklımızı, fikrimizi, milletimizi ve vatanımızı koru. Bizi, günahlarımız yüzünden zalim milletlerin elinde oyuncak etme! Ey Allah’ım! Bizlerin, anne-babalarımızın, eşlerimizin ve tüm inanların günahlarını bağışla. Ey Allah’ım bize milli ve manevi değerlerimizi yüceltmek için güç, kuvvet ve kabiliyet ver. Ailelerimizi koru. Kendi varlığımızla yetinme- yi nasip eyle. Başka milletlerin yaşam biçimi ve araç- larına karşı içimizde meyil, heves ve arzu bırakma. Ey Allah’ım! Bizlere hem dünyada hem ahiret- te iyilik ver, ateşin azabından bizi koru.

28 Hazırlayan : Abdullah ŞEN- Karapürçek İlçe Vaizi


"MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİ KORUMANIN ÖNEMİ. Kuran-ı Kerim de Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: Kuran-ı Kerim de Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: وَلَوْلَٓا." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları