Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Pedagojiformasyon.com.  Kaza ve kader kavramlarını açıklar.  İ nsanın kaderle ilgili olarak akıl ve irade sahibi, özgür ve sorumlu olmak gibi özelliklerini.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Pedagojiformasyon.com.  Kaza ve kader kavramlarını açıklar.  İ nsanın kaderle ilgili olarak akıl ve irade sahibi, özgür ve sorumlu olmak gibi özelliklerini."— Sunum transkripti:

1 pedagojiformasyon.com

2  Kaza ve kader kavramlarını açıklar.  İ nsanın kaderle ilgili olarak akıl ve irade sahibi, özgür ve sorumlu olmak gibi özelliklerini sorgular  Allah’ın ve kulun iradesi arasındaki ili ş kiyi fark eder.  Ecel, ömür, rızık, tevekkül, ba ş arı, ba ş arısızlık, afet, sa ğ lık ve hastalık, hayır ve ş er kavramlarının kaderle ili ş kisini kurar.  Kaza ve kader ile ilgili toplumda yaygın olan yanlı ş anlamaların neler oldu ğ unu ara ş tırır ve bunların nedenlerini fark eder.  Hayır ve ş errin, insanın kendi tercih ve eylemleriyle ili ş kisini fark eder.  Kaza ve kader inancının bireyin tedbir almasına engel olmadı ğ ını anlar.

3 Donanma, ordu yürürken muzafferen ileri, Üzengi öpmeye hasretti garbın elçileri! O ihti ş âmı elinden niçin bıraktın da, Bugün yatıp duruyorsun ayaklar altında? “Kadermi ş !” Öyle mi? Hâ ş â, bu söz de ğ il do ğ ru; Belânı istedin Allah da verdi… Do ğ rusu bu. Taleb nasılsa, tabîî, netîce öyle çıkar, Me ş iyyetin sana zulmetmek ihtimâli mi var?

4 “Çalı ş !” dedikçe Ş eriat, çalı ş madın, durdun, Onun hesâbına birçok hurâfe uydurdun, Sonunda bir de tevekkül soku ş turup araya, Zavallı dîni çevirdin onunla maskaraya Bırak çalı ş mayı, emret oturdu ğ un yerden, Yorulma, öyle ya, Mevlâ ecîr-i hâsın iken! Yazıp sabahleyin evden çıkarken i ş lerini, Birer birer oku tekmîl edince defterini; Bütün o i ş leri Rabbim görür; Vazîfesidir… Yükün hafifledi… Sen ş imdi do ğ ru kahveye gir! Çoluk çocuk sürünürmü ş sonunda aç kalarak… Hudâ vekîl-i umûrun de ğ il mi keyfine bak!

5 Onun hazîne-i in`âmı kendi veznendir! Havâle et ne kadar masrafın olursa… Verir! Silâhı kullanan Allah, hudûdu bekleyen O; Levâzımın bitivermi ş, de ğ il mi? Ekleyen O! Çekip kumandası altında ordu ordu melek; Senin hesâbına küffârı hâk-sâr edecek! Ba ş ın sıkıldı mı, kâfî senin o nazlı sesin: “Yeti ş !” de, kendisi gelsin, ya Hızr`ı göndersin! Evinde hastalanan varsa, borcudur: Bakacak; Ş ifâ hazînesi derhal oluk oluk akacak. Demek ki: Her ş eyin Allah… Yana ş man, ırgadın O; Çoluk çocuk O`na âid; Lalan, bacın, dadın O; Vekîl-i harcın O; kâhyan, müdîr-i veznen O; Alı ş seninse de, mes`ûl olan veri ş ten, O; Denizde cenk olacakmı ş … Gemin O, kaptanın O; Ya ordu lâzım imi ş … Askerin, kumandanın O; Köyün yasakçısı; ş ehrin de ba ş muhassılı O; Tabîb-i âile, eczâcı… Hepsi hâsılı O.

6 Ya sen nesin? Mütevekkil! Yutulmaz artık bu! Biraz da saygı gerektir… Ne saygısızlık bu! Hudâ`yı kendine kul yaptı, kendi oldu Hudâ; Utanmadan da tevekkül diyor bu cür`ete… Ha?! Yehûd Üzeyr`e, Nasârâ Mesîh`e ibnu`l-lâh Demekle unsur-i tevhîd olur giderse tebâh; Senin bu kopkoyu ş irkin sı ğ ar mı îmâna? Tevekkül öyle tahakküm demek mi Yezdân`a?

7 Görür de hâlini insan, fakat, bu derbederin; Nasıl günâhına girmez tevekkülün, kaderin? Sarılmadan en ufak bir i ş inde esbâba, Muvaffakiyyete imkân bulur musun acaba? Hamâkatin a ş ıyor hadd-i i`tidâli, yeter! Ekilmeden biçilen tarla nerde var? Göster! “Kader” senin dedi ğ in yolda Ş er`a bühtandır; Tevekkülün, hele, hüsrân içinde hüsrandır. Kader ferâiz-i îmâna dâhil… Âmennâ… Fakat yok onda senin sapmı ş oldu ğ un ma`nâ. Kader: Ş erâiti mevcûd olup da meydanda, Zuhûra gelmesidir mümkinâtın a`yânda. Niçin, nasıl geliyormu ş … O büsbütün meçhûl; Biz ihtiyârımız sûretindeniz mes`ûl. Kader nedir, sana dü ş mez o sırrı istiknâh; Senin vazîfen itâ`at ne emrederse İ lâh. O, sokmak istedi ğ in, ş ekle girmesiyle kader;

8 Tevekkülün, hele, ma`nâsı hiç de öyle de ğ il. Yazık ki: Beyni örümcekli bir yı ğ ın câhil, Nihâyet oynayarak dîne en rezîl oyunu, Getirdiler, ne yapıp yaptılar, bu hâle onu! *** Tevvekkül öyle yaman bir ş iâr-ı îmandı, Ki kahramân-ı fezâil denilse ş âyandı. Yazık ki: Rûhuna zerk ettiler de meskeneti; Cüzâma döndü, harâb etti gitti memleketi! Tevekkül olmasa kalmaz fazîletin nâmı… Getir hayâline bir kerre Sadr-ı İ slâm`ı: O bî-nihâye füyûzun yarım asırlık bir Zamân içinde tecellîsi hangi sâyededir?

9 Nedir bu hârikanın sırrı? Hep tevekküldür; Ki i`timâd-ı zaferden gelen tahammüldür. Tevekkül olmaya görsün yürekte azme refîk; Durur mu ş evkıne pervâne olmadan tevfîk? Cenâb-ı Hak ne diyor bak, Resûl-i Ekrem`ine: “Bütün serâiri kalbin ihâta etse, yine, Danı ş sahâbene dünyâya âid i ş ler için; Rahîm ol onlara… Sen, çünkü, rûh-i rahmetsin. Hatâ ederseler aldırma, afvet, ihsân et; Sonunda hepsi için iltimâs-ı gufrân et. Verip karârı da azm eyledin mi… Durmıyarak, Cenâb-ı Hakk`a tevekkül edip yol almaya bak.” *** Demek ki: Azme sarılmak gerek mebâdîde; Yanında bir de tevekkül o azmi te`yîde. Hülâsa, azm ile me`mûr olursa Peygamber; Senin hesâbına artık, dü ş ün de bul, ne dü ş er!

10 Ş erîat`in ikidir en muazzam erkânı; Kimin ki öyle müzebzeb de ğ ildir îmânı; Ayırmaz onları, bir addedip tevessül eder… Açıkça söyliyeyim: Azm eder, tevekkül eder. Ne din kalır, ne de dünyâ, bu anla ş ılmazsa… Hem anlayın bunu artık, hem anlatın nâsa…Ömer, tevekkülü elbet bilirdi bizden iyi… Ne yaptı “Biz mütevekkilleriz” diyen kümeyi. Da ğ ıttı, kamçıya kuvvet, “Gidin, ekin!” diyerek. Demek: Tevekkül eden, önce mutlakâ ekecek; Demek: Tevekküle pek sı ğ mıyormu ş, anladın a, Sinek dü ş er gibi dü ş mek ş unun bunun kabına.

11 O îmân kuvvet ihzâriyle emretmi ş ti… Lâkin, biz Tevekkelnâ deyip yattık da kaldık böyle en âciz! O îman, farz-ı kat`îdir diyor tahsîli irfânın… Ne câhil kavmiyiz biz müslümanlar, ş imdi, dünyânın! *** Allah`a dayan, sa`ye sarıl, hikmete râm ol… Yol varsa budur, bilmiyorum ba ş ka çıkar yol. ***

12 “Allah`a dayandım!” diye sen çıkma yataktan… Mâ`nâ-yı tevekkül bu mudur? Hey gidi nâdan! Ecdâdını zannetme asırlarca uyurdu; Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu? Üç kıt`ada, yer yer, kanayan izleri ş âhid: Dinlenmedi bir gün o büyük nesl-i mücâhid. Âlemde tevekkül demek olsaydı “atâlet”, Mîrâs-ı diyânetle ya ş ar mıydı bu millet? Çoktan kürenin me ş `al-i tevhîdi sönerdi; Kur`ân duramaz, nezd-i İ lâhî`ye dönerdi. M.Akif ERSOY


"Pedagojiformasyon.com.  Kaza ve kader kavramlarını açıklar.  İ nsanın kaderle ilgili olarak akıl ve irade sahibi, özgür ve sorumlu olmak gibi özelliklerini." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları