Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

E - Sosyal Toplum E - Sosyal Toplum DİJİTAL ÇAĞDA SOSYAL MEDYANIN İŞ ve GÜNDELİK HAYATA ETKSİSİ JEFF JARVıS.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "E - Sosyal Toplum E - Sosyal Toplum DİJİTAL ÇAĞDA SOSYAL MEDYANIN İŞ ve GÜNDELİK HAYATA ETKSİSİ JEFF JARVıS."— Sunum transkripti:

1 E - Sosyal Toplum E - Sosyal Toplum DİJİTAL ÇAĞDA SOSYAL MEDYANIN İŞ ve GÜNDELİK HAYATA ETKSİSİ JEFF JARVıS

2 E – Sosyal Toplum Jeff Jarvis bu kitabında mahremiyet ve kamusallık kavramlarını tartışarak, internet ile paylaşımın sınırsızlaşmasının etkilerine detaylıca değinmektedir. Yazarın temel çalışma alanı olan internet ve değişen sosyal hayat bu kitabın ana konusunu oluşturmaktadır. Giriş: Halka Açıklık Çağları Bu bölümde yazar Facebook ile olan ilişkisini detaylıca anlatıyor ve söyle ekliyor; daha önce Google Olsa Ne Yapardı? kitabının Facebook Olsa Ne Yapardı? gibi bir devam kitabı değil. Kitabın çıkış noktasının “halka açıklık çağımız” olduğunu belirten yazar, bu derin değişimi inceleyeceğinin sinyalini veriyor.

3 ►Kendisini çok sosyal biri olarak tanımlamayan yazar, onu bu yönde gelişmesine yardımcı olan oğluna temennisini sunarak devam ediyor. Bu kitabı yazarken bile bir yandan gözünün sürekli Twitter sayfasına iliştiğini ve bunun bir refleks haline geldiğini belirtiyor. Halka açık biri olduğu için Twitter, Facebook ve bloğu üzerinden insanların nerede olduğunu bilmesine izin verdiğini söyleyen Jarvis, bu sayede yeni arkadaşlar edindiğini ve eskileriyle yeniden bağlantıya geçtiğini ifade ediyor. “Halka açık olmak, bilgi edinmeme ve kararlar vermeme yardımcı oluyor. Ne kadar çok paylaşırsak, diğerlerinin paylaştıklarından o kadar faydalanırız.” şeklinde düşünen yazar, mahremiyet savunucularının bu konuda yanılgıya düştüklerini düşünüyor.

4 ►Mahremiyeti savunanlar, her yeni çevrimiçi hizmet ile kendimiz hakkında bir şeyler paylaşmanın kötü sonuçlar doğuracağına inanıp bu yönde uyarılar yapıyorlar ancak Jarvis, her zaman kötü şeylerin olabileceğini ve bunun bir sebep olmadığını belirtiyor. Bunun üstüne Jarvis, mahremiyet meselesine değinip mahremiyetin asıl amacını tartışıyor. Gizli tutmamız gereken şeyler nelerdir? Mahremiyet ihlal edildiğinde meydana gelen zararlar nelerdir? Mahremiyet ile ilgili korkularımızın kökleri nelerdir? gibi soruları irdelemenin yararlı olduğunu düşünüyor. “Mahremiyet ve halka açıklık, karşılıklı olarak birbirini dışlayan şeyler değildir, aslında birbirlerine dayalıdırlar.” diye ifade eden yazar bu iki terimin, sıcak ve soğuk veya aydınlık ve karanlık gibi göreceli olduğuna ve birinin ötekini tanımladığına inanıyor.

5 ►“Halka açıklık, mahremiyete bağlıdır.” Bu iki olgunun da seçimlere dayalı olduğunu belirten Jarvis, bu seçimlerin ifşa etmek veya etmemek, paylaşmak veya paylaşmamak, birine katılmak veya katılmamak gibi çizgilerde gezdiğini söylüyor. İkisinin de kendine göre faydaları veya tehlikeleri vardır ancak mahremiyet bizim tek derdimiz olmamalı, mahremiyetin kendine ait savunucuları olduğu gibi, halka açıklığın da savunucuları olmalı diyor. Boş yere protesto etmek ve duruma lanet etmek yerine, fırsatları bulup, inşa etmek istenilen gelecek türüne karar vermenin akıllıca olacağını belirten yazar, interneti bir tanrı gibi algılamanın da yanlış olduğunu belirtiyor. “İnternet sadece içerik için bir aracı değil, bağlantı kurmak için bir vasıtadır.” diye ekliyor.

6 Halka Açıklığın Elçisi: Mark Zuckerberg Jarvis Zuckerberg’i; “Kendisi tam bir asosyal. O, bir imparatora dönüşmekte olan, sıkıcı bir bilgisayar hastası kılığına bürünmüş, anlaşılması zor biri.” olarak tanımlıyor. Yazar paylaşmanın getirdiği faydalar ile ilgili tezini Zuckerberg ile konuşurken aslında onun her zaman düşündüklerini söylediğini, zaman doldurmak ve ilgi çekmek için etrafına PR çiçekleri dağıtmadığını, daima açıksözlü ve nazikçe dobra olduğunu ifade ediyor. Onun sözlerinde, onun gibi düşünenlerin sayısını arttıracak doğal bir iyimserlik bulunduğunu belirtip, bu iyimserliği: doğru araçlarla ve gücün doğru ellerde olduğu bir ortamda, dünyanın daha iyi bir hale gelmeye devam ettiğine dair bir iyimserlik olarak tanımlıyor.

7 ►“Genel olarak düşününce, dünyayı daha açık bir hale getirmek iyi bir şey. Misyonumuz dünyayı daha açık ve daha bağlantılı bir hale getirmek.” diyor Zuckerberg. Yazar onun bu düşüncesine katılarak, Zuckerberg’in misyonunun halkı korumak değil, halka özgüven vermek olduğunu söyleyerek, bu sayede hepimizi halka açık, şeffaf, güvenli ve dürüst hale getirdiğine inanıyor. Öyleyse bugün sorulması gereken asıl soru, Tamamen mahrem miyiz? değil, Hangi şeyleri paylaşmak istiyorsun ve hangi şeyleri paylaşmak istemiyorsun? sorusu diye ekliyor Jarvis. Daha sonra Jarvis, Zuckerberg’in Facebook ile ilgili yaşadığı birtakım sorunları ele alıyor. Örneğin; Facebook’un mahremiyet denetimlerinin yetersiz bulunması, NewsFeed ile bazı bilgilerin otomatikman görülmesi ve gizlilik denetiminin ayarlanmaması, Facebook’un reklam servisi olan Beacon ile yanlış bir pazarlama yöntemine başvurması gibi. Ancak yazar bu gibi durumları olağan buluyor ve Facebook’un halka açıklık konusunda kötü niyetli olmaktan ziyade, kafasının karışık olduğuna inanıyor.

8 ►Görüşme sonunda Jarvis, Zuckerberg ile onun hedefleri ve Facebook geleceği hakkında konuşuyor. Mark Zuckerberg, kendi hayatınızla ilgili bilgileri size geri verdiklerinde, etrafınızda olup bitenlerle ilgili olarak çok daha açık bir algıya sahip olacağınıza, bunun da sizin, öğrenemeyecek olduğunuz şeyleri öğrenmenize, dolayısıyla insan olmak konusunda daha iyi olmanıza olanak sağlayacağına inanıyor. Facebook’un sadece bir teknoloji şirketi değil, aynı zamanda sosyoloji şirketi olduğunu öne sürüyor ve sistemlerini daha da fazla paylaşımda bulunmayı eğlenceli ve yararlı hale getirecek şekilde tasarladığını açıklıyor.

9 Halkın Seçimi Mahrem Almanlar Jarvis, “Almanlar ciddi ölçüde mahrem bir halk.” diyerek ve Google Haritaları’nın (Google Maps) sokak görüntülerinin Almanya’da büyük bir telaşa sebep olduğunu anlatmaya başlıyor. Alman halkı ile Google, uygulamanın gerçekleşmesi sonucu karşı karşıya geliyor. Uygulama (Google Maps) gereği çekilen fotoğrafların mahrem olduğunu savunan Almanlar, görüntülerin gölgelenmesini ve gizlenmesini talep ediyor. Bir yandan da Google’ın aleyhine olan bir diğer olayda yanlarından geçtiği wi-fi ağlarında veri kaydetmesi oluyor. Bu durum affedilmez bir hata ve PR felaketi olarak adlandırılıyor.

10 ►Yine de Jarvis bu hareketin, mahremiyeti öldürme niyeti taşıyan bir komplo olmadığını düşünüyor. Çünkü bu uygulamanın özel bir durum içermediğini aksine tasvip edilmeyen durumları ifşa ettiği için yararlı bir uygulama olduğuna inanıyor. “Halka açık şeyleri sınırlamak, zalimlere, arkasına saklanabilecekleri bir perde verebilir. Halka açık olan şey, halka açık olmalıdır ve bu şekilde kalmalıdır.” diyor. Buna istinaden yazar bu tartışmada Alman dostlarının hataya düştüğünü ifade ederek, Almanların “Google’ın benim üstümden para kazanmasını istemiyorum.” düşüncesini de yanlış bulduğunu belirtiyor ve üstüne Alman yetkililer ve Alman medyası, mahremiyet konusunda dünyanın en acımasızı olabilirler diye bitiriyor.

11 Halkın Seçimi Almanların Çelişkisi Jarvis bütün bu tutuma karşın Almanların kendiyle çeliştiğini şu örnekle anlatıyor; “ABD’de hiçbirşey mahrem kısımlarımızdan daha mahrem değildir. Onları halkın içinde sergilerseniz tutuklanırsınız. Almanya’da ise şöyle derler, “Bunda büyütecek ne var? Hepimizde bunlardan var.” Halka açıklığın Twitter’da kahvaltınızı, bloğunuzda görüşlerinizi paylaşmaktan daha fazlası olduğunu belirten Jarvis, halka açıklığa doğru yönelimin, Almanya’da yerleşmesi için daha çok zaman geçmesi gerektiğini söylüyor.

12 Halkın Seçimi Halka Açık Kısımlarım Berlin’deki konuşmasından sonra saunaya giren Jarvis, Alman spalarında kendisiyle ilgili bir şey öğrendiğini dile getirerek açıklıyor; Bir Amerikalı olarak, erkeklerin ve kadınların bulunduğu karma bir toplulukta çıplaklığın utanç verici, ucuz ve yanlış olduğunu düşünerek büyütüldüğünü, Alman saunalarında bu olayı yadırgama durumunu sonlandırdığını ve bu durumun da onu, mahrem olan ile halka açık olan arasındaki değişen sınırını incelemeye ittiğini söylüyor.

13  Bu olguyu internet ile yaşamla bağdaştıran Jarvis, bu noktada kendisi için halka açık olmanın, diğerleri için olduğundan daha rahat olduğunu kabul ediyor. Hayatına dair en özel ayrıntıların bile, internette görünür durumda olduğunu ve şimdiye kadar böyle olmasından pişman olmadığını söylüyor. Prostat kanseri, pnömoni gibi hastalıklarını sosyal medyada, bloğunda, detaylıca paylaştığını ve bu konuda tedavi sürecindeyken gerek olumlu gerek olumsuz birçok geri dönüş ve destek aldığını özellikle belirtiyor.

14 Halkın Seçimi Mahrem Kısımlarım Jarvis bu bölümde, bir önceki bölümde bahsettiği hayatındaki halka açık olan kısımlardan kendisine kalan özel hayatının yani mahremiyetinin etrafındaki sınırları çiziyor. “Benim için mahrem olan şeyler, kimliğimin ve varlıklarımın çalınmasından korktuğum için, kredi kartı numaralarım, şifrelerim, e-postalarım, takvimim, ajandam, gelirim ve varlıklarımdır.” diyor.

15 Halkın Seçimi İş paraya gelince, kültürel geleneklere göre yaşadığını, bunun kendi seçimi olduğunu belirten Jarvis, dolayısıyla yüzde yüz halka açık olmadığını ifade ediyor. İnternet teşhircisi olarak görülmek gibi bir isteği olmadığını söyleyen yazar, her derin düşüncesini, tahminini, istek veya merakını da halka açık hale getirmediğini belirtiyor.

16 Halka Açıklığın Faydaları Halka Açıklık İlişkiler Kurar “Markalar ilişkilere eşittir.” diyen Jarvis, eski ve kapalı sektörleri bozabilmek, bağlantılı bir dünyaya yakışır şekilde ilişki kurmanın ve bu anlamda halka açıklığın önemine dikkat çekiyor. Kendi etrafında duvarlar inşa eden markaların yanlış yolda olduğunu belirterek, iyi iletişimin memnuniyet getireceğine inanıyor. Örneğin bir ürünle veya bir hizmetle ilgili sorunları tartışmak için blog, Twitter gibi araçları kullandığımızda, karşı taraftan birinin cevap vermesi ile biz yardıma ulaşırken, bu durumdan aynı sorunu paylaşan insanlar da faydalanır ve bir ilişki oluşur.

17 Halka Açıklığın Faydaları Halka Açıklık Yabancıları Zararsız Hale Getirir “Halka açıklık, yabancı kavramına meydan okuyor”. Facebook’ta veya Twitter’da tanımadığımız herhangi biri bir dakikada tanıdığımız olabiliyor. “Yabancılar, potansiyel sapıklar ve manyaklar olarak betimleniyor” diyen Jarvis, bu noktadan sonra yabancıların artık yabancı olarak algılanmadığı, dünyanın öbür ucundaki biriyle hiç görüşmemiş olsa bile arkadaş olunabileceğini ifade ediyor. Facebook’ta 2000’den fazla arkadaşı olduğunu ifade eden yazar, hepsinin yakın arkadaşı değil ancak onlara değer verdiğini söylüyor.

18 Halka Açıklığın Faydaları Halka Açıklık İşbirliği Yapılmasını Sağlar Bu bölümde beta kavramına dikkat çeken Jarvis, bir şirketin bitmemiş, kusurlu bir betayı piyasaya sürmesi ve bunu gelişime açık bırakması, halka açık bir harekettir ve bu bir işbirliği çağrısıdır diyor. Bu şekilde açılmanın, müşterilere duyulan saygıyı ve ‘siz bizim sahip olduğumuzdan daha iyi bir fikre sahip olabilirsiniz’ düşüncesini desteklediğini ifade ediyor. Jarvis, şirketlerin değerlerinin sadece ürünlerinde yattığını ve ketumluğunu korumanın doğru bir tutum olduğunu düşünen şirketleri sorunlu buluyor. Bunun yerine şirketlerin, değerlerini, ilişkilerindeki kaliteyle kazandıkları takdirde, sonunda daha sadık müşteriler elde edeceklerine dikkat çekiyor.

19 Halka Açıklığın Faydaları Halka Açıklık Kalabalığın Bilgeliğini Serbest Bırakır “Ne kadar çok açılırsak, toplanırsak, analiz edersek, ve bilgimizi paylaşırsak hepimiz o kadar şey biliriz.” diyerek başlayan Jarvis, “Eğer her birimiz bilgi almak için sadece kendi doktorlarımıza gitseydik o bilgiyi toplamak, takip etmek ve analiz etmek çok daha zor olurdu. Bizim bu bilgiyi üçüncü bir taraf olan Google’a sormamız halkın bilgi birikimine katkıda bulunuyor.” cümlesiyle, bulunduğumuz dijital çağ gereği ihtiyaç duyduğumuz bilgileri, halka açık olan araçlardan edinmemizin doğruluğuna dikkat çekiyor. Bu durumda da halka açıklık ile bilgi merkezinin varlığı birleşince ortaya çıkan önem ve gereklilik gözler önüne serilmiş oluyor.

20 Halka Açıklığın Faydaları Halka Açıklık Mükemmellik Masalını Etkisiz Hale Getirir “Modern toplumda bizler mükemmellik masalıyla uğraşıp duruyoruz.” diye ifade eden Jarvis, bu kısımda da halka açık olmanın, bizleri olduğumuz gibi göstermemize olanak sağlayacağına inanıyor. Mükemmelliğin en iyi ihtimalle bir yanılsama, en kötü ihtimalle bir yalan olduğunu belirten yazar, mükemmelliğin ulaşılmaz bir şey ve de ulaşılması gerekmeyen bir kavram olduğunu düşünüyor. Halkın içinde faaliyet göstermenin, mükemmellik idealine uymayı reddettiğine inanıyor. Mükemmelliği reddetmenin, yapılan işi daha iyi bir hale getirme konusunda özgürlük getirmesi sonucu, daha tatmin edici sonlar ortaya çıkardığını ve halka açıklığın, bizi bu mükemmellik kaderinden ve kalıbından kurtaracağına inanıyor.

21 Halka Açıklığın Faydaları Halka Açıklık Ayıplamaları Zararsız Hale Getirir “Halka açıklık meydan okumadır. Kişinin kendisini eleştirenlere ve kendisinden nefret edenlerle doğrudan karşı karşıya gelmesi ve insanların kendisi hakkında ne söyleyecekleri korkusuyla yüzleşmesi, cesaret gerektirir.” diyen Jarvis, tabuları mükemmelliğin öbür yüzü olarak tanımlıyor ve bu tabulara karşı ayakta durmanın en etkili yollarından birinin de halka açıklık olduğunu iddia ediyor: “Mahremiyetin olmadığı bir dünyada, utanç hayatta kalabilir mi?”

22 Halka Açıklığın Faydaları Halka Açıklık Ölümsüzlük ya da En Azından Övgü Bahşeder Jarvis, çoğumuzun içten içe ünlü olmak istediğini düşünüyor. Bizlerin, ünü kazanmamız gerektiğine inandığımızı fakat bunun yanlış olup, ünün en iyi haliyle bir övgü olduğunu ifade ediyor. Herkesin halka açık bazı kayıtlar paylaştığını ve bir şekilde bu dünyada iz bırakıp ölümsüzleştiğine inanıyor.

23 Mahrem Olanın ve Halka Açık Olanın Tarihi Teknoloji, tarihte, mahremiyetle ilgili korku feveranlarını birbirine bağlayan bağdır.” diyor Jarvis. Yüzyıllar önce bu korkunun sebebi matbaa makinesi iken, 1890’larda kameraydı ve halka açık olmak, yani kişinin düşüncelerinin kalıcı olarak belirlenmesi ve kişinin adı altında geniş bir şekilde dağıtılması, yeni, tuhaf ve korkutucu bir şeydi. Bu endişenin sebebi zaman içinde gizli kameralar, duyma cihazları, mikrominyatür mikrofonlar, ses kaydediciler, telefonların dinlenmesi, kişisel veri dosyaları olduğunu söyleniyordu.

24  Jarvis, internetin her geçen gün, kat kat daha hızlı bilgisayarlar, daha da ucuzlayan veri depolama, daha da verimli olan veri tabanları, mobil teknoloji ile herkesin elinde, bilginin coğrafi olarak kaydedilmesi, sosyal ağlar, bilgiyi toplamanın ve paylaşmanın yeni yollarını mümkün kıldığını belirtiyor. Bazılarının bu ilerleme hakkında kötü şeyler düşünebildiğini ancak yeni teknolojilerin bize yeni fırsatlar sunduğunu unutmamamız gerektiğini ifade ediyor. Teknolojinin heyecan verici olduğu kadar korkutucu olmasının sebebini, onun çok da fazla bilinmemesi olduğunu düşünüyor. Dağınık, karmakarışık kabloların arasından çıkan korkutucu kıvılcımlarda, ciddi bir ilerlemenin yattığını belirtiyor.

25  Daha sonra Jarvis modern halkın oluşturulmasına değiniyor. “Mahremiyet modern bir icattır.” diyerek ortaçağ zamanında mahremiyet denen kavramın bulunmadığını, aksine bunun gıpta edilecek bir durum olmadığını ve bu olgunun daha sonra İngiltere’de doğduğunu belirtiyor. Kitle iletişim araçlarının yeni halklar oluşturduğunu ifade eden Jarvis, bunu, matbaa makinelerinin, sanat ve basılı müzik yayınlarının, basılı vaazların yani kitle iletişim araçlarının insanları etrafında toplamasıyla başardığına dikkat çekiyor. O zaman da, şimdi de, yeni araçların, halk içinde yeni aktörler yaratmasına ve dolayısıyla halklar oluşturmasına izin verdiğini söylüyor.

26 Halk Basını Jarvis, çoğu insanın, iletişim araçlarıyla olan sorununu, onların başkasına sahip olmasına bağlıyor ve her dönemde her yeni gelişen kitle iletişim araçlarının, öncelikle birileri tarafından tepki aldığını ancak eninde sonunda bu tepkilerin o toplumu geri bırakmaktan başka bir işe yaramadığını ortaya koyuyor. Hareketli matbaanın icadı ve geliştirilmesi, batı medeniyetinin tarihinde entelektüel hayatın koşullarındaki en radikal dönüşüme yol açtığına ve matbaanın, insanların dünyalarını anlama ve onunla etkileşim kurma biçimlerini pek çok şekilde değiştirdiğine dikkat çekiyor.

27  Aynı şekilde gazete ve radyoların da bu tip tepkiler aldığını ancak sonradan faydalı olabileceğinin anlaşıldığını söylüyor. Tıpkı bugün Google’ın, hepimizin kişisel hafızamız ve evrensel kütüphanemiz haline gelmesi gibi.  Jarvis, internetin, insanların dünyayı görme ve onun içinde etkileşim kurma şeklimizi değiştirdiğine inanıyor ve sadece iki olasılık olduğunu ekliyor. Ona direnmek ya da onu anlamak ve onun içinde yatan fırsatı bulmak.

28 Mahremiyet Nedir? Jarvis mahremiyetin sınırlarını çizmenin oldukça güç olduğunu düşünse de, onu şu şekilde tanımlıyor; “Mahremiyet, bireylerin, grupların veya kurumların, onlar hakkında ne zaman, nasıl ve ne dereceye kadar bilginin diğer insanlara aktarıldığına kendilerinin karar verme iddiasıdır ve kişinin kendisi hakkında öğrenilen şeyleri kısıtlama girişimidir.” Daha sonra bize mahremiyeti nasıl koruyacağımızı düşündüren yazar, bunun gibi ciddi meseleleri ele alma biçimimizin bir jenerasyonu etkileyeceğini ve içinde yaşamak istenilen geleceği yarattığına dikkat çekiyor.

29  “İnternet mahremiyeti yaraladı.” düşüncesini desteklemeyen Jarvis, mahremiyet hiç de ölmüş falan değil diyor ve her birimizin eskiden olduğundan daha fazla mahremiyetimizin farkında olduğumuza inanıyor. “Biz mahremiyetin değerini biliyoruz, çünkü onu elde tutmak daha zor.” diyor. Mahremiyetin bilgiye erişimini kontrol etmekle değil, onun kullanma şeklini, yorumlanma şeklini kontrol etmekle ilgili olduğunu ifade ediyor ve şöyle bağlıyor; “Mahremiyetle ilgili bu konular, insanların birbirine nasıl davrandığıyla ilgili bir mesele olmuştur ve her zaman böyle olacaktır.” Sonrasında Jarvis, mahremiyetin ve halka açıklığın etiklerine değiniyor. Mahremiyetin, bilme etiği, halka açıklığın da, paylaşma etiği olduğunu söylüyor.

30 Mahremiyet etiği;  Bilgi çalmayın : İnsanların bilgisi olmadan onlardan bilgi almayın. O bilgiyi elde etmek için yalan söylemeyin.  Bilgiyle ne yapacağınız konusunda şeffaf olun : Şeffaflık olmadan, bilgilendirilmiş onay ve güven var olamaz.  Bilgiyi koruyun : Başka birinin bilgisi size emanet edildiğinde, onu düzgün bir şekilde korumak sizin sorumluluğunuzdadır.  İnsanlara hakkını verin : İnternette kaynağa hakkını vermenin en kolay yolu, ona bir link vermektir.

31  İnsanlara kendi bilgilerine erişim olanağı verin : Gerek yaptığımız videolar, gerek topladığımız arkadaş listelerimizle ilgili bilgilerimiz taşınabilir olmalı.  Bilgiyi insanlara karşı kullanmayın : İnsanlar hakkında yalan söylemeyin. Onlara şantaj yapmayın.  Bağlam önemlidir : Bilgiyi asılsız bırakmak doğru değildir. Nereden geldiği ve niçin öyle olduğunu belirtmek gerekir.  Davranışın ardındaki sebep önemlidir : Birisi hakkında bilgi ifşa ettiğinizde, onlara yardımcı olmak amacıyla mı yoksa kendinize yardımcı olmak amacıyla mı bunu yapıyorsunuz diye düşünün.

32 Halka açıklığın etiği;  Cömert olun : Edinilen bilgi herkes için faydalı olacaksa mutlaka paylaşılmalıdır.  Bir sebepten ötürü paylaşın : Edinilen bilgi gereksizse paylaşmayın. Zaten yeterince gürültü var.  Ortak standartlar kullanın : Veri paylaşırken, bunu pek çok programda okunabilen bir formatta yapın.  Halka açık olan şeyleri koruyun : Halka açık bilgiyi bir kamu yararı olarak kabul edin.

33 Ne Kadar Halka Açığız? Çok fazla şey paylaşıyoruz diyor Jarvis. Malzemelerimizi paylaşıyoruz, güncellemelerimizi paylaşıyoruz, Foursquare ve Facebook ile konumlarımızı paylaşıyoruz, Goodreads ile okumakta olduğumuz kitaplarımızı paylaşıyoruz, Last.fm ile dinlediğimiz müziği, Scribd ile yarattığımız dosyaları ve daha nicelerini paylaşıyoruz diye ekliyor. Daha sonra Jarvis, halka açıklık nasıl çok fazla halka açık olur diye irdelerken, açıklık ile teşhirciliğin, faydalanma ile sömürmenin, övgü ile ünün, kendine saygı ile narsistliğin, koruma ile izolasyonun arasındaki çizgileri belirlerken sınırlarımızı bulduğumuzu ifade ediyor.

34 Sonrasında fazla paylaşım konusuna değiniyor. Ne kadar paylaşım fazla paylaşımdır? Ne kadarı yeterlidir? diye soruyor okurlara. Varlığın tuhaf bir şekilde ve gereğinden fazla halka açık hale gelmesinin fazla paylaşıma girdiğini belirtiyor.  Dövme kuralı : İnternete koyduğunuz her şey bir dövmedir. Kalıcıdır. Silinmez. Web hatırlatır.  Ön sayfa kuralı : Paylaşılanların ön sayfaya çıkabilmesi için farklı bir şeyler söylemelisiniz.

35  Sosyal iflas kuralı : Burada halka açıklığın, iyi şekilde genişlemediği, insanların zaman açısından sosyal medya beklentilerine yetişemediği anlatılıyor.  İnternet kavgacılarına prim vermeyin kuralı  Dürüstlük kuralı : Bir hata yaptığınızda kabul edin. İnsanlar bir dahaki sefere böyle bir burumda size güvenecektir.  Altın kural : Hayatta doğru olan şeyler, internette de doğrudur.  Aptal olmayın kuralı : Bu kural, yukarıdaki tüm kuralların yerine geçer.

36 Paylaşım Endüstrisi Bu bölümde Jarvis halk ekonomisine eğiliyor. “Gizlilik ayarlarını yönetmek için gereken çaba ve sıkıntıyla, mahremiyet için bedel ödüyorsunuz. Halka açık ve sosyal olmamayı tercih ederseniz, ayrıca kaybedilen fırsatlarla da bedel ödüyorsunuz. Diğer yandan, kendinizi ifşa ederseniz, ilgiyle, nüfuzla, bilgiyle, anlaşmalarla ödüllendirilebilirsiniz. Bu yeni ekonomi, halka açıklığa doğru gidiyor.” diyor ve halka açıklıkta, paylaşımı arttıran platformlar inşa etmek işinde daha da fazla kazanılacak para olduğunu ekliyor.

37 Radikal Derecede Halka Açık Şirket Jarvis bu bölümde radikal derece hala açık bir şirket hayal edeceğini söylüyor ve sıralıyor.  Radikal derecede halka açık şirket, müşterilerle doğrudan ve açık ilişkilere sahip olmak için tüm çalışanlarını, soruları cevaplayarak, fikirleri dinleyerek ve uygulamaya koyarak ve ürünleri geliştirerek, halk ağının araçlarını kullanmaya teşvik eder.  Radikal derecede halka açık şirket, tasarım şartnameleri, satış ve onarım verileri süreciyle ilgili mümkün olduğunca çok veriyi açar.

38  Radikal derecede halka açık şirket, işbirliğine açık olur.  Radikal derecede halka açık şirket, kendileri adına ürünleri satmaları için müşterilere bel bağlayarak, reklamcılığı ortadan kaldırabilir.  Radikal derecede halka açık şirket, ticari kayıtlarını ve hatta maaşlarını halkın göreceği şekilde açar.  Radikal derecede halka açık şirket, yönetişimin yeni türlerini ortaya çıkarır.  Son olarak, radikal ölçüde halka açık CEO, sadece bir şirketten daha fazlasının lideri haline gelir.

39 Yeni Dünya  Bu bölümde halka açıklığı kimin koruyacağını sorgulayan Jarvis, birilerinin bunu yapması gerektiğini söylüyor ve halka açıklık ilkelerini maddeliyor; 1) Bağlantı kurma hakkına sahibiz. 2) Konuşma hakkına sahibiz. 3) Bir araya gelme ve eyleme geçme hakkına sahibiz. 4) Mahremiyet bir bilme etiğidir.

40 Yeni Dünya 5) Halka açıklık bir paylaşım etiğidir. 6) Kurumlarımızın bilgisi, aksi istenmediği takdirde halka açık, gerektiğinde gizli olmalı. 7) Halka açık olan şey, kamu yararına bir iştir. 8) Tüm parçalar eşit yaratılmıştır. 9) İnternet açık ve dağıtılmış halde kalmalıdır.

41 Jarvis son olarak; “Eğer internet bizim platformumuzsa, şirketlerin, hizmet kullanım şartlarıyla veya hükümetlerin, yasalarla kendi ilkelerini aktarmalarını beklemektense, kendi ilklerimizi oluşturarak ve savunarak internetin nasıl kullanılacağını ve korunacağını öğrenmek bize, internet insanlarına kalmış bir şey. Matbaanın modern çağın başlarındaki döneme getirdiği şeyi, şimdi bu araçlar bu çağda, dijital çağın başlarındaki dönemde herkese getiriyor. Bu araçlar bizim elimize güç veriyor. Bize bilgimizi yaratma, bağlama, organize etme ve bir araya getirme kabiliyeti veriyor. İnsanların yeni şekillerde geçimlerini sağlamalarına ve yeni endüstriler ve pazarlar kurmalarına izin veriyor ve sınırları alçaltıyor. Ben halka açıklığın, bizi daha hoşgörülü ve güven duyan bir toplum haline getirmeye yarayacağına umut ediyorum. Ama gelecek garantili değil. Seçimler bizim. Yeni dünyamızın şekli bize, yani “halk” a bağlı.” diyerek bitiriyor.

42 Teşekkürler.. Hazırlayan : Pınar DEMİRCİOĞLU


"E - Sosyal Toplum E - Sosyal Toplum DİJİTAL ÇAĞDA SOSYAL MEDYANIN İŞ ve GÜNDELİK HAYATA ETKSİSİ JEFF JARVıS." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları