Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ASIM YAZAR Et ve Balık Kurumu Camii Imam Hatibi 11/04/2014 T.C SİNCAN MÜFTÜLÜĞÜ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ASIM YAZAR Et ve Balık Kurumu Camii Imam Hatibi 11/04/2014 T.C SİNCAN MÜFTÜLÜĞÜ."— Sunum transkripti:

1 ASIM YAZAR Et ve Balık Kurumu Camii Imam Hatibi 11/04/2014 T.C SİNCAN MÜFTÜLÜĞÜ

2 لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرا “Andolsun ki, sizin için Allah Resûlü'nde güzel örnekler vardır” [Azhab Suresi, 21

3 وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik” [Enbiya Suresi, 107

4 ALÇAKGÖNÜLLÜ Birçok Batılı tarihçinin takdirkâr sözlerle tanımladığı Hz. Muhammed(s.a.v), kendi yaşamı içerisinde peygamberlik çizgisinin zirvesine ulaştığı günlerde bile 15 yaşlarındaki genç bir çoban iken sahip olduğu alçakgönüllülüğünü korumasını becerebilmiştir.

5 Bu alçakgönüllülük tam bir doğallıkla çevrelenmiştir. Bazı karizmatik kişiliklerde görünen, alçakgönüllülük perdesi altında asla alkış ve taktir toplamaya dönük, bir riyakârlık yatırımına dönüşmemiştir.

6 Mekke’yi onbin kişilik bir ordunun başında fethederek, mücadelesinin hayatıyla sınırlı kısmının, askeri ve siyasi zaferini tamamladığı sırada, başı devesinin eğerinde, iki büklüm olarak şehirden içeri girer.

7 Vefat ederken geriye kalan 7 gümüşlük nakit varlığının 5 gümüşünü Medine’nin fakir ailelerine sadaka olarak dağıtır. Bu sırada bir Yahudi tüccardan aldığı 90 kg. (doksan kg.) arpa karşılığında savaş zırhı rehin bulunmaktadır.

8 Öğülmekten samimi bir rahatsızlık duyar. "Beni övmekte ileri gidip Hıristiyanların İsa karşısında düşlükleri duruma düşmeyin" der ve ekler "Siz benim için Allah’ın kulu ve elçisi deyin" Hayatı boyunca saf buğday ekmeği hiç yememiştir. Peygamberlik hayatının bir döneminde devlet hazinesinden ödünç olarak alınmış yedi keçinin sütü ile geçinir.

9 Bir gün, yanına en son giren arkadaşı oturacak bir örtü, minder bulmak için bakınırken, hızla üst elbisesini çıkarıp "Al bunun üzerine otur" diyerek uzatır. Yıllar sonra zafer kazanmış bir komutan olarak bebekliğinde kendini emziren süt annesi ve akrabaları ile karşılaştığında da hiç çekinmeden aynı şeyi yapar, hepsinin altlarına kendi elbisesini yayar.

10 Hz. Muhammed’in evine giden arkadaşları O’nu tek başına evinin duvarını tamir ederken görürler. Kendi devesini kendi tımar eder, kişisel işlerini, hiç kimseye buyurmaz, yük olmak istemez. Bu açıdan bakıldığında, O’nun yaşam prensibi "İnsanlar arasında insanlardan bir insan olarak yaşamak" tır.

11 Henüz bir süt bebesi olan oğlu İbrahim’in vefat ettiği gün, güneş tutulması yaşanır. Arkadaşları iki olayı bir birbiriyle bağlantılamak isterler. O kabul etmez. -Ay ve güneş Allah’ın varlığını gösteren delillerden iki delildir. Hiç kimsenin doğumu veya ölümü için tutulmazlar.

12 EV İŞLERİNDE Vefatından sonra eşi ve bütün inananların annesi Hz. Aişe (R.A.)’ya sorarlar: -Allah’ın Elçisinin evdeki hâli nasıldı? Hz. Aişe (R.A.) cevaplar: -O kendi işini kendi görmekten hoşlanırdı. Arkadaşları bütün işini yapmaya hazır olmalarına rağmen bunu istemezdi. Evdeyken, elbiselerini yamar, evi süpürür, keçileri sağar, develeri bağlar ve yemlerini verirdi.

13 Ayrıca, ayakkabılarını ve delik su kırbalarını tamir eder, hizmetçilere de yardım ederek onlarla birlikte hamur yoğururdu. Çarşıdan yiyeceğini kendi taşır, birisi “Ey Allah’ın Elçisi! İzin ver ben taşıyayım” dediğinde, “her mü’min taşıyabiliyorsa kendi yükünü kendi taşısın” dedi.

14 İSTEMEZ MİSİN EY ÖMER? Hz. Ömer (R.A.), sessizce, dinlenmekte olduğu odaya girer. Bir an çevresine göz gezdirir. Tavana asılmış kuru bir deri parçası, bir torbanın için de bir kaç kg. arpa, duvara dayalı bir kaç ağaç yaprağı ve yerde de Hz. Muhammed (S.A.S.)’in üzerinde uyumakta olduğu hurma lifinden örülmüş kaba bir hasır. Bu manzara karşısında ağlamaya başlayan Hz. Ömer (R.A.)’in hıçkırıkları O’nu uyandırır.

15 Kalkınca hasır’ın vücudunda iz yaptığını, kan oturduğunu gören Hz. Ömer (R.A.) ise omuzları sarsıla sarsıla ağlamaya başlar. Hz. Muhammed (S.A.S.) hayretle sorar: -Ey Hattab oğlu! Niçin ağlıyorsun,? -“Ey Allah’ın elçisi! İranlılar,imparatorlarını saraylarda yaşatırken, Bizanslılar,Kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken Sen ki Allah’ın Elçisisin… İzin versen de, biz de seni…

16 Maksat anlaşılmıştır, Allah’ın Elçisi, gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm, tatlı bir el işareti ile keser ve “Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı ’’ (Ankebut, 64) ayetini okuduktan sonra ekler. -İstemez misin ey Ömer! Dünya onların olsun, Ahiret te bizim...

17 GÖĞSÜNÜ AÇIP Bedir savaşından önceki saatlerdir… Son bir kez safları kontrol etmekte, askerine çeki düzen vermektedir. Saftan biraz önde duran arkadaşlarından Hudayr oğlu Üseyd (R.A.)’i hafifçe göğsünden iterek safa girmesi ister. Şakacı bir kişi olan Üseyd (R.A.) ise: -“Ey Allah’ın Elçisi” der “Canımı acıttın, izin ver, karşılığını alayım”. Hz. Muhammed (S.A.S.) hemen önüne geçerek: -“Buyur, al hakkını”der.

18 Üseyd (R.A.) ise son derece ciddi bir tavırla: -“Fakat” der “Ey Allah’ın Elçisi; -benim göğsüm çıplaktı, -sen de ise elbise var“ - Hz. Muhammed (S.A.S.) -gömleğini çözerek: --“Haydi”der “Şimdi al hakkını” -Peygamberini kucaklayarak öpmeye başlayan Hudayr oğlu Üseyd (R.A.), - bir yandan da --“Ey Allah’ın Elçisi”demektedir. - “Anam babam sana feda olsun, -istedim ki, hayatım seni öpmekle -son bulsun”.

19 HİZMET GÖRDÜRMEYİ SEVMEM Arkadaşlarından Rabia oğlu Âmir (R.A.)’la beraber mescide gitmektedir. Ayakkabısının bağı çözülür. Âmir (R.A.) hemen atılıp, bağlamak ister. Hz. Muhammed (S.A.S.) engel olur, kendi bağlar. Bir yandan da Âmir (R.A.)’e hitap eder: -Bu başkasına hizmet gördürmektir. Ben ise başkasına hizmet gördürmeyi sevmem.

20 DAHA GÜÇLÜ DEĞİLSİNİZ İslam’ın ilk büyük meydan sınavı Bedir’e doğru yol alınmaktadır. Deve azdır. Ancak üç kişiye bir DEVE düşer ve sırayla binilir. Hz. Muhammed (S.A.S.)’le aynı deveyi paylaşan arkadaşları kendi haklarından gönüllü olarak vazgeçerler. Sürekli O’nun binmesini isterler. O ise kabul etmez: -“Siz” der, “Benden daha güçlü değilsiniz. Kaldı ki bende sizin kadar sevap kazanmaya muhtacım.”

21 BİR TANESİ KARDEŞİNE Henüz kundakta bir bebektir. Süt anne Halime (R.A.)’nin yanında Hicaz yaylasındadır. Halime (R.A.)’nin öz çocuğu olan süt kardeşiyle annenin memelerini paylaşır. Sadece bir tek memeden emer. Durum ailenin dikkatini çekince hayretle deneme yaparlar. Her seferinde, süt kardeşine bıraktığı memenin üzerine konulunca dudaklarını sımsıkı yummakta ve emmemektedir.

22 DOYUNCA HEP AĞLARIM Hz. Muhammed (S.A.S.)’in vefatından sonraki yıllardır. Bir akrabası Hz. Aişe (R.A.)’yi ziyaret eder. Hz. Aişe (R.A.) onun için bir sofra kurdurtur. Ve sonra dayanamayıp ağlamaya başlar.

23 Akraba sebebini sorar. Hz. Aişe (R.A.): -“Ben doyuncaya kadar her yemek yeyişim de ağlarım” der. Akraba daha da meraklanıp, sorar: Niçin ? -Çünkü Allah’ın Elçisi bütün ömrü boyunca doyuncaya kadar hiç yemedi. Sıkıntı içerisindeydi. Bir günde iki öğün yemedi.

24 Ekmek yediği zaman hurma yemedi, hurma yediği zaman ekmek yemedi. Sürekli başkalarını kendine tercih ettiği için hep böyle yaşadı. Şimdi ise insanlar yediklerini eritmek için ilaç kullanıyor… Hz. Muhammed (S.A.S.) bütün ömrü boyunca kızartılmış bir koyunu hiç görmemiştir.

25 HERKESTE BİR O’NDA İKİ Mekkeli düşmanları yanlarına aldıkları bazı çöl kabileleriyle birlikte onbin kişilik bir ordu düzüp, Medine üzerine yürürler. Savaşçı Müslümanların sayısı ancak üç bin kişidir. Şehirde kalıp, savunma savaşı yapmaya karar verirler. Medine’nin etrafına büyük bir hendek kazılmaya başlanır. Hz. Muhammed (S.A.S.) kazılan toprağın hendek dışına taşınması işinde çalışmaktadır.

26 Görgü tanığı bir arkadaşının anlatımıyla toz – toprak O’nun göğüs ve karın derisini örtmüş durumdadır. Üç gün süren Hendek kazımının en zor tarafı aynı günlerde bütün şiddetiyle devam eden açlık ve kıtlıktır. Arkadaşları, çalışırken, açlıktan düşüp bayılmamak için karınlarına taş bağlamışlardır.

27 Bir ara karşısına dizilirler. Ahirette kendilerinin bu fedakârlıklarına şâhitlik etmesini isterler… Ve elbiselerini sıyırıp, taşları gösterirler. O sadece tebessüm eder. Sonra da kendi elbisesini sıyırır… Hz. Muhammed (S.A.S.)’in karnında iki taş birden bağlıdır.

28 BENDE ODUN TOPLAYALIM Bir yolculuktadırlar. Yemek için mola verilir. Arkadaşlarının her biri bir görev üstlenir. Hz. Muhammed (S.A.S.)’de: -“Bende ateş için odun toplayayım” der. Arkadaşları önüne geçmek isterler - Ey Allah’ın Elçisi! Siz dinlenin biz o işi de görürüz.

29 Hz. Muhammed (S.A.S.) bütün ciddiyetiyle cevaplar: -“Gerçekten bunu isteyerek yapacağınızı biliyorum. Ancak ben bir topluluk içinde ayrıcalıklı bir durumda bulunmaktan hoşlanmam. Bunu Allah’ta sevmez” Ve odunları toplamaya koyulur.

30 HZ. PEYGAMBER, DİN VE SAMİMİYET (KUTLU DOĞUM)

31 SESSİZCE YATAĞINA UZANIR Medine’de Hicret’i takip eden ilk günlerdir. Medineli Müslümanlar, bütün maddi varlıklarını Mekke’de bırakıp gelen kardeşleriyle her şeylerini paylaşırlar.

32 Her eve on tane misafir düşmüştür. Hz. Muhammed (S.A.S.) ’de bu evlerden birini başka muhacir arkadaşlarıyla paylaşır. Onlardan biri olan Esved oğlu Mikdad (R.A.) anlatmaktadır.

33 “Evde, sütleri ile evin geçiminin sağlandığı bir kaç keçi vardır. Keçiler sağıldığında herkes kendi payına düşen sütü içer. Hz. Muhammed (S.A.S.)’in payı kâsede kalırdı. Bir gece Hz. Muhammed (S.A.S.) eve geç geldi. Herkes kendi payını içerek, yatmıştı. O kaseyi boş buldu ama sesini çıkarmadı.

34 Sadece şöyle dua etti. -Ey bugün beni doyuran Allah’ım, onları da doyur! Daha sonra uyanan Mikdad (R.A.) peygamberinin açlığını gidermek için keçilerden birini kesip, pişirmek ister. Hz. Muhammed (S.A.S.) izin vermez. Onun yerine ikinci kez sağılan keçiden çıkan birkaç damla sütü içer ve sessizce yatağına uzanır.

35 BEN KRAL DEĞİLİM Ebu Hüreyre (R.A.) ile birlikte, çarşıya alışverişe çıkmışlardır. Alış verişi bitirdikten sonra satıcıya tartması için para yerine kullanılan gümüş parçalarını uzatır ve: “Dikkatli ol, ağırca tart” der. Şaşırarak hiç bir müşterisinden böyle bir teklif duymadığını söyleyen satıcıya Ebu Hüreyre (R.A.) karşısındakinin peygamber olduğunu bildirir.

36 Satıcı derhal Hz. Muhammed (S.A.S.)’in ellerine kapanarak öpmek ister... O izin vermez. -Bunu İranlılar krallarına karşı yaparlar. Ben kral değilim, içinizden bir insanım. Eve dönüş sırasında Ebu Hüreyre (R.A.) yükünü taşımaya yardımcı olmak ister. Ona da izin vermez. -Kişi, eşyasını, taşıyorsa, sadece kendi taşımalıdır.

37 ANCAK ALLAH İÇİN Arkadaşları O yanlarına her girdiğinde hızla ayağa kalkmaktadırlar. En sonunda bir gün dayanamaz. -İranlıların birbirlerini büyük görerek ayağa kalktıkları gibi siz de bana ayağa kalkmayın. Çünkü ben bir kulun yemek yediği gibi yemek yiyen, bir kulun oturduğu gibi oturan bir kulum.

38 Bunun benzeri başka bir olayda ise uyarısına şu eklemeyi de yapar: -Hiç kimse için kalkılmaz. -Ancak Allah için ayakta durulur. -Bundan sonra arkadaşları - O içeri her girdiğinde -kendilerini zorla tutarlar ayağa kalkmaz, - oturmaya devam ederler.

39 ÜÇ GÜNDÜR AÇIM Üç gündür hiçbir şey yiyememiştir… Kızı Fatma (R.A.)’ya giderek evinde yiyecek bir şeyler olup olmadığını sorar: -Kızım! Sende yiyecek bir şey yok mudur? Ben çok açım. Fatma (R.A.): -“Canım sana feda olsun babacığım! Yemin ederim ki ben de de yedirecek bir şey yoktur.” diye cevaplar

40 Bu sırada peygamberliğinin yanı sıra bir devletin de başkanıdır… Başka bir gün kızı Fatma (R.A.) yeni pişirdiği arpa ekmeğinden bir parça da peygamber babasına götürür. Hz. Muhammed (S.A.S.) kızına: -“Vallahi kızım,”der “Üç gündür baban bir şey yememiştir.” Bu sırada da devlet başkanıdır.

41 HİÇ BİR GÖSTERİŞ Veda haccını yapmaktadır. Etrafını yüz bin Müslüman çevirmiş maddi egemenliği ise bütün Arap yarımadasınca kabul edilmiştir. Savaşlardan kendi hissesine düşen paydan, bu Hac sırasında da yüz deve kestirir ve etlerini yoksul müslümanlar arasında paylaştırır.

42 Hayatının, zaferinin ve peygamberliğinin sonuna ve zirvesine ulaştığı, adeta bir zafer finali gibi de görülmesi mümkün olan bu haccı yaparken bindiği devesine ise topu topu dört gümüşlük basit bir kadife parçasını şilte niyetine sermiş, onun üzerinde oturmaktadır. Ve Veda haccını bitirirken ellerini açarak dua eder… -Allah’ım, bunu, içinde hiçbir gösteriş ve “Desinler” kastı bulunmayan bir hac olarak kabul buyur.

43 BENDEN GÜZEL KÖLE Mİ OLUR? Mekke fethedilmiştir… Siyasi ve askeri mücadelesinin zaferle sonuçladığı bir gün yaşamaktadır. Öğle yemeğini ise arkadaşlarıyla birlikte bir gün sokakta, toprağın üzerine oturarak yemektedir. Bu durumu garip sayan, zihinsel özürlü bir kadın laf atar: -“Şuna bakın! Yere oturmuş bir köle gibi yemek yiyor”. Hz. Muhammed (S.A.S.) tebessüm ederek cevap verir:

44 -Benden güzel köle mi olur! Çünkü bende Allah’ın kölesiyim. Başka bir defasında eşi Hz. Ayşe (R.A.) rica eder: -“Ne olur bağdaş kurarak, biraz daha rahat oturarak yemek y e” Bunun üzerine alnını yere değdirecek kadar öne eğilir. -Kölenin yediği gibi yerim, kölenin oturduğu gibi otururum, çünkü ben kuldan başka bir şey değilim.

45 HABBAB DÖNENE KADAR Eret oğlu Habbab (R.A.) Mekke’den hicret etmiş, ilk müslümanlardan azatlı bir köledir. Yani toplumun en alt kategorisinde kabul edilen insanlardan... Medine’den Hz. Muhammed (S.A.S.) tarafından uzun sürecek bir göreve gönderilir.

46 Tekrar evine dönüp, günlük işlerinin başına dönünceye kadar ise o işleri her gün Eret oğlu Habbab (R.A.)’ın evinde bizzat Hz. Muhammed (S.A.S.) görür. Evin kadınları süt sağmasını bilmedikleri için sığır ve keçileri her gün Hz. Muhammed (S.A.S.) tarafından sağılır. Ailenin, erkeğin yokluğundan etkilenmesine izin vermez.

47 ONLARIN ARASINDA BULUNACAĞIM Yeni Müslüman olmuş ve görgü, nezaket kurallarından habersiz göçebe Arapların kendisini rahatsız etmeleri amcası Hz. Abbas (R.A.) için ciddi bir üzüntü konusu olmaktadır. Bir gün yine böyle bir grup tarafından çevrelenmiş, tozun toprağın üzerinde ve kızgın güneşin altında yeğenini gören amca dayanamayıp, der.

48 - Ey Allah’ın Elçisi! Bari sana bir çardak yapsak da hiç olmazsa güneşten korunsan! Müslümanların dertlerini orda dinlesen. O cevap verir: -Hayır. Allah beni kendi katına alıncaya kadar, ben onların arasında bulunacağım. Ökçeme basmalarına, elbisemi çekiştirmelerine ses çıkarmayacağım.

49 HAYIR ! AÇIM! Oturarak namaz kıldığını gören Ebu Hüreyre (R.A.) sorar: -Ey Allah’ın Elçisi! Hasta mısın ? Cevap verir. -Hayır, açım !

50 ALLAH YOLUNDA Cebeloğlu Muaz (R.A.)’ı Yemen’e vali atamış, uğurlamaktadır. Kendinin at üstünde, Hz.Muhammed (S.A.S.) ’in ise yaya olmasından utanan Muaz (R.A.):

51 -“Ey Allah’ın Elçisi!” der, “İzin verirsen ben de inip, seninle beraber yürüyeyim”. Teklif kabul edilmez. -Ey Muaz (R.A.) ! -Bu adımlarımın Allah yolunda atılan adımlar olmasını arzu ediyorum.

52 DÜNYADAN KONUŞTUĞUMUZDA Önde gelen vahiy yazıcılarından Sabit oğlu Zeyd (R.A.) anlatmaktadır. “Ben Hz. Muhammed (S.A.S.)’in komşusu idim. Ona vahiy indiği zaman bana haber gönderirdi. Bende, gider vahyi yazardım.

53 Biz onun yanında dünyadan konuştuğumuzda o da dünyadan, ahiretten konuştuğumuzda o da ahiretten, yemekten konuştuğumuzda o da yemekten konuşurdu. Demek istiyorum ki bize uymakta ve bizim seviyemize inmekteydi.”

54 BÜYÜK ALLAH’TIR Yabancı bir heyet ziyaretine gelir. Söze iltifat ederek girmek isterler ve: -Sen bizim büyüğümüzsün, derler. O cevap verir: -Büyük Allah’tır. Heyettekiler: -“Öyleyse”derler, “Sen bizim en üstünümüz ve en güçlümüzsün” Bunu da hoş görmez. -Çok ileri gitmeyin. Şeytan inanmadığınız şeylere size söyletmekle, doğruluktan sizi ayırmasın.

55 GEL ŞİMDİ ÖDEŞELİM Hz. Muhammed (S.A.S.)’in gusül abdesti almaktadır. Arkadaşlarından biri de örtü tutarak onu perdeler. abdest bitince Hz. Muhammed (S.A.S.): -Gel, şimdi ödeşelim, der. Arkadaşının aksi ısrarına rağmen bu kez de O ona örtü tutar. Arkadaşının-Ey Allah’ın Elçisi! Niçin zahmet ediyorsun? sözüne; -Zahmeti yok diyerek cevap verir.

56 HANGİ YOLDAN İSTERSEN Zihinsel özürlü bir kadın mescidden içeri girer... -Ey Muhammed gel benim evimdeki işlerimi gör, der Hz. Muhammed (S.A.S.) tebessümle fakat ciddi bir ses tonuyla: -Hangi yoldan gitmek istiyorsan kalk gidelim. Kadının peşine takılır, giderler. Peşlerinde de hayret ve hayranlık içerisindeki arkadaşları...

57 ARKADAŞ SAKİN OL Yeni Müslüman olmuş ve kendisini ilk kez gören bir göçebe arap heyecanından, karşısında titremektedir. Hz. Muhammed (S.A.S.): -“Arkadaş”der “Sâkin ol. Ben kral değilim. Kureyş kabilesinden kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum”.

58 YERYÜZÜ DOLUSUNCA Bir arkadaşına yanlarından geçen birini göstererek sorar: -Bu kişi hakkında ne dersin? Arkadaşı: -Toplumun önde gelenlerindendir. Kimi istese evlendirirler. Bir işi için kimden yardım istese, yardım ederler.

59 Hz. Muhammed (S.A.S.) susar. Az sonra geçen başka birini göstererek yine aynı soruyu sorar. Arkadaşı bu kez de: -“Bu” der, “Çok fakirdir. Ne kız, verirler, ne işine yardım ederler.” Hz. Muhammed (S.A.S.) bu kez susmaz. -Ama bu fakir yeryüzü dolusunca, ötekinden hayırlıdır.

60 DUA'NDA BENİ DE Hz. Ömer (R.A.) kendisinden Umre yapmak üzere Mekke’ye gitmek için izin ister. O sevinerek izin verir ve öğütler: - Kardeşim! Dua'nda beni de unutma. O gün Hz. Ömer (R.A.)’in anlatımıyla hayatının en sevinçli günüdür

61 BİZ ONU KATIK YAPAR Hz. Muhammed (S.A.S.)’den sonraki yıllardır. Hz. Ayşe (R.A.), çevresindekilere, bir akşam babası Hz. Ebubekir (R.A.) tarafından kendilerine gönderilmiş bir koyun parçasını eşi, Allah’ın Elçisiyle beraber nasıl parçaladıklarını anlatmaktadır. Dinleyenlerden biri şaşkınlıkla sorar: -Bu işi karanlıkta mı yaptınız? Hz. Ayşe (R.A.) acı bir gülümsemeyle cevaplar: -Lambaya koyacak yağımız olsaydı, biz onu katık yapar, yerdik.

62 DOĞRUYU SÖYLEYİN Bazı müslüman genç kızlar “ Bizim aramızda öyle bir peygamber var ki, yarın ne olacağım bilir” dizelerini de içeren bir ilâhi söylemektedir. Bunu duyan Hz. Muhammed (S.A.S.), kızları uyarır: -İlle de bir şey söyleyecekseniz doğruyu söyleyin.

63 BİZİ ALDATAN Çarşıyı denetlemektedir. Bir dükkanın tezgahında duran buğday çuvalına elini daldırır. Üsteki buğdaylar iri, parlak ve kalitelidir. Fakat çuvalın içinden eline ıslak ve kötü buğdaylar gelir. Kaşlarını çatarak dükkancıya nedenini sorar. -“Böyle yapmazsam satamam” cevabını alınca da -“Bizi aldatan bizden değildir”der. Emir verir, ıslak buğdaylar çuvalın üzerine çıkarılır öyle satılır.

64 ÇOCUĞU KANDIRMA Medine'de bir anne sokağa kaçan çocuğunu eve getirebilmek için "Gel bak sana ne vereceğim" demektedir. Olaya şahid olan Hz. Muhammed (S.A.S.) sorar: - Çocuğa ne vereceksin? Anne "Hurma vermek istediğini" söyleyince de uyarır: -Dikkat et! Sana gelir ve ona bir şey vermeyecek olursan -senin için bir yalan günahı yazılır"

65

66

67

68

69

70

71

72

73

74

75

76 12 NİSAN SAAT 20.30’DA YAPILACAK KUTLU DOĞUM HAFTASI AÇILIŞ PROĞRAMI İÇİN SAAT 18.00’DEN İTİBAREN vatandaşların yönlendirileceği otobüs duraklar 1 - PAZAR DURAĞI-LALE CAMİ YANI 2 - FATİH MEHMET AKİF ERSOY CAMİ YANI 3 - GOP. MAH. CUMA CAMİ-İ YANI 4 - YENİKENT MERKEZ CAMİ YANI 5 - OSMAN GAZİ ULU CAMİ YANI 6 - DÖRT YOL CAMİ YANI

77 11/04/2014 CUMA GÜNÜ AFŞİN MERKEZ KUR’AN KURSU İÇİN DERNEĞİMİZCE YARDIM TOPLANACAKTIR.

78 ?

79 Hz. Ömer (R.A.), sessizce, dinlenmekte olduğu odaya girer. Bir an çevresine göz gezdirir. Tavana asılmış kuru bir deri parçası, bir torbanın için de bir kaç kg. arpa, duvara dayalı bir kaç ağaç yaprağı ve yerde de Hz. Muhammed (S.A.S.)’in üzerinde uyumakta olduğu hurma lifinden örülmüş kaba bir hasır. Bu manzara karşısında ağlamaya başlayan Hz. Ömer (R.A.)’in hıçkırıkları O’nu uyandırır. Kalkınca hasır’ın vücudunda iz yaptığını, kan oturduğunu gören Hz. Ömer (R.A.) ise omuzları sarsıla sarsıla ağlamaya başlar. Hz. Muhammed (S.A.S.) hayretle sorar: -Ey Hattab oğlu! Niçin ağlıyorsun,? -“Ey Allah’ın elçisi! İranlılar,imparatorlarını saraylarda yaşatırken, Bizanslılar,Kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken Sen ki Allah’ın Elçisisin… İzin versen de, biz de seni…Maksat anlaşılmıştır, Allah’ın Elçisi, gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm, tatlı bir el işareti ile keser ve “Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı ’’( Ankebut, 64) ayetini okuduktan sonra ekler.

80 HZ.PEYGAMBERİMİZ (s.a.v) Hz.ÖMERE NE DER ?

81 -İstemez misin ey Ömer! Dünya onların olsun, Ahiret te bizim...


"ASIM YAZAR Et ve Balık Kurumu Camii Imam Hatibi 11/04/2014 T.C SİNCAN MÜFTÜLÜĞÜ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları