Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KASTAMONU VE ÇEVRESİ FOLKLORU. Folklor Nedir? “Folklore” terimi ilk defa 1846’da William J. Thoms tarafından kullanılmıştır. Almanca’da “volkskunde”,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KASTAMONU VE ÇEVRESİ FOLKLORU. Folklor Nedir? “Folklore” terimi ilk defa 1846’da William J. Thoms tarafından kullanılmıştır. Almanca’da “volkskunde”,"— Sunum transkripti:

1 KASTAMONU VE ÇEVRESİ FOLKLORU

2 Folklor Nedir? “Folklore” terimi ilk defa 1846’da William J. Thoms tarafından kullanılmıştır. Almanca’da “volkskunde”, Fransızca’da “traditions populaires” kelimeleri folklor karşılığındadır. Türkçe’de ise; halkiyât, halk bilgisi, hikmet-i avam, budun bilgisi, halkbilim, halk bilimi, halk kültürü gibi terimlerle karşılanmıştır ve karşılanmaktadır.

3 Halk kimdir? Alan Dundes’in halk tarifi şöyledir: “Halk terimi, en az bir ortak faktörü paylaşan herhangi bir insan grubunu ifade eder. Bu grubu birbirine bağlayan faktörün –ortak meslek, dil veya din olabilir- ne olduğu önemli değildir. Bu faktörden daha önemli olan nokta ise, herhangi bir sebebe bağlı olarak oluşan grubun kendine ait kabul ettiği bazı geleneklere sahip olmasıdır.” Halk, bir millet kadar büyük, bir aile kadar küçük olabilir. Halk hem şehirde, hem köyde bulunabilir. Endüstri ve teknolojinin yarattığı yeni çevrelerde de, yeni halk gruplarına bağlı olarak, yeni halk bilimi ürünleri doğacak ve gelişecektir.

4 Halk bilimi adını verdiğimiz ürünler gelişigüzel ortaya çıkmış ürünler değildir. Bunların üretilmesi ve yaşatılmasında “öğrenme” ve “öğretme”, “benimseme” ve “benimsetme” kaygısı vardır. Bu üretim belli bir seviyede estetik kaygı ve sanat değeri taşır. Neticede ortaya belli kalıplar ve bu kalıplara uygun olarak belli türler ortaya çıkar ki, bunlar bir toplumun veya halk olarak adlandırılan grubun bütün üyeleri tarafından tanınır.

5  Halk; belli bir gelenek içinde oluşmuş üretme sayesinde birbirine bağlanan, bir ürünü kendisine ait kabul eden bireylerden oluşan bir topluluktur.  Halk bilimi; halk olarak tanımlanan topluluğun bütün üyeleri tarafından bilinen ve tanınan, kendi bağlamına bağlı olarak ortaya çıkan, estetik ve sanat kaygısı olan maddî ve manevî olgulardır.

6 Halk biliminin inceleme alanına şunlar girer. I.Köy, kasaba ve şehir hayatı II.Yerleşim türleri III.Halk mimarisi IV.Aydınlanma, ısınma V.Halk ekonomisi VI.Halk mutfağı VII.Ölçme, tartma, hesaplama birimleri; zaman ve mesafe kavramları VIII.Halk sanatları ve zanaatları IX.Giyim kuşam, süs X.Halk hekimliği, baytarlığı XI.alk meteorolojisi, halk takvimi XII.Halk hukuku XIII.Halk inançları XIV.Töreler XV.Geçiş dönemleri(doğum, ergenlik, düğün, ölüm) XVI.Bayramlar, karşılamalar, uğurlamalar XVII.Kalıp hareketler, sözler ve sesler XVIII.Dayanışma ve yardımlaşma XIX.Halk edebiyatı XX.Halk tiyatrosu XXI.Halk müziği XXII.Halk eğlenceleri, sporlar XXIII.Çocuk oyunları

7 Halk Bilimi Ürünlerinin Bazı Özellikleri:  Sözlü, yazılı, görsel ve maddî olma  Bireye ve topluma ait olma  Eş metinler ve benzer metinler halinde bulunma  Geleneğe Bağlılık  Millî ve milletler arası olma  Dile bağımlılık  Kendimiz hakkında ve başkaları hakkında olma özelliği

8 SOKÜM Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi UNESCO, Ekim 2003 Somut olmayan kültürel miras: a. Dilin Somut Olmayan Kültürel Mirasın’ın aktarılmasında bir araç işlevi gördüğü sözlü anlatımlar ve sözlü gelenekler. b. Gösteri sanatları c. Toplumsal uygulamalar, ritüeller ve festivaller d. Halk bilgisi, evren ve doğa ile ilgili uygulamalar e. El sanatları geleneği.

9 Koruma, SOKÜM’ün yaşamasını garanti altına alma süreçleridir. Tespit, belgeleme, araştırma, koruma altına alma, yok olmasını önleme, üretim, değerlendirme, kuşaktan kuşağa aktarımını sağlama, eğitim süreçlerinde kültürel mirasın farklı görünümlerinin yeniden canlandırılması gibi.

10 KASTAMONU HALK BİLİMİ

11 KASTAMONU MİMARİSİ 1992’deki tespitlere göre 797 tarihi nitelikli ev vardır.

12 Kastamonu konakları plân ve mekân özelliklerine göre üç grupta ele alınabilir.  Birinci grup Kastamonu’da “çardak” denilen “dış sofalı-hayatlı”,  İkinci grup “sofalı” evler,  Üçüncü grubu ise iki bölümlü, “harem ve selamlık”lı evler oluşturur.

13 SİRKELİ KONAĞI

14 SEPETÇİOĞLU KONAĞI

15 KONYALI KONAĞI

16 MAZLUMCUOĞLU KONAĞI

17 OSMANLI SARAYI LİVAPAŞA KONAĞI

18 Eflanili Konağı Kırkodalı

19 Yücebıyıkların Konağı Toprakçılar Konağı

20 Zencilioğlu Konağı Ellezler Konağı

21 Küre köy evleri ve kağnı

22 Kastamonu’da ayrıca cami, mescit, türbe gibi yapıların çokluğu da dikkat çekmektedir. Karanlık Evliya Mescidi, Atabey Camii, İbn-i Neccar Camii, İsmail Bey Camii, Nasrullah Camii, Sinan Bey Camii, Kasaba Mahmut Bey Camii, Aşıklı Sultan Türbesi, Şeyh Şaban-ı Velî Türbesi önemli yapılardandır.

23 Nasrullah Camii Şadırvanı

24 Kastamonu’da çok sayıda hamam da inşa edilmiştir. Frenkşah Hamamı, Arabapazarı Hamamı, Dede Hamamı bunlardandır. Ayrıca Deve Hanı, Yanık Han gibi hanlar; Yakup Ağa Medresesi, Münire Medresesi gibi medreseler vardır.

25 Münire Medresesi Yakup Ağa Külliyesi

26 Memleket Kütüphanesi Kent Tarih Müzesi

27 KASTAMONU EL SANATLARI 1. Madenî el sanatı ürünleri: bakırcılık, çilingircilik, bıçakçılık, nalbantlık vb. 2. Ahşap el sanatı ürünleri: sepetçilik, kaşıkçılık, ev- konakların ahşap işlemeleri, saz-kemane yapımı vb. 3. Dokuma-baskı: kuşakçılık, telacılık, kesecilik, kilimcilik, çarşaf dokuma vb. 4. İplik işi-Örme- Süsleme: çarşaf bağı, perde kenarı, oya, dantel vb. 5. Deri işleri: tabaklık, koşumculuk, davul yapımı vb. 6. Urgancılık: yük halatı, sicim vb. 7. Taş oymacılığı 8. Hattatlık: dinî ve kültürel yapılarda yazılar, bitkisel ve geometrik süslemeler

28 Çarşaf Bağı

29 Dokuma Tezgahı

30 ANTİKALI MASA GRUBU AZDAVAY ÇEMBERİ

31 AZDAVAY KUŞAĞI KASTAMONU ÇEMBERİ 

32 Perde Peştemal Perde Peştemal  PERDE  PEŞTEMAL

33 SIÇAN DELİĞİ SİMLİ AZDAVAY ÇEMBERİ

34 SİMLİ SELALMAZ SİMSİZ ZEHİLLİ

35 SİMSİZ AZDAVAY ÜÇLÜCE ÇEMBER TAKIMI

36 İnebolu Beşik Örtüsü Zehilli Çember

37 Sofra Bezi(Sini Bezi)

38 Sarı yazma:

39 Kilim Dokuma Tezgahı

40 Bakırcılık

41 Ağaç Oymacılığı ve Ağaç İşleri

42 Mahmut Bey Camii Tavan Süslemesi

43

44 MAHMUT BEY CAMİİ KAPISI

45 MAHMUT BEY CAMİİ ALÇI MİHRABI

46 Sepetçilik

47 KASTAMONU’DA GİYİM KUŞAM  Pınarbaşı’nda kadın kıyafetine “fistan” adı verilir.  Yelek,  kuşak,  önlük,  şalvar ve  boncuklu takkeden oluşur.

48 PINARBAŞI

49 AZDAVAY  Başta kızlarda takke, önü pul ve boncukla işlenir,  Kadınlarda çökü, önü boncuk ve kordonla süslenmiştir.  Bunun üzerine çember örtülür.  Takke ve çöküler boyuna boncukla tutturulur. Buna imik bağı denir.  Sırtta topuklara kadar uzanan ve çoğunluğu üç etek olan entari vardır.. Entarinin üstüne önü pul işlemeli yelek giyilmektedir.  Kenarları püsküllü bir kuşak katlanarak bele sarılmıştır. Şalın püskülleri sarkar. Kuşakların üzerine önlük bağlanır.  Bacaklarda şalvar vardır. Paçası desenli kırmızı kumaşlardan, dizden yukarısı beyaz bezden yapılır.  Yuvalı ve yemeni denilen ayakkabılar giyilir.

50 AZDAVAY

51

52 KÜRE

53 Kastamonu çevresinde kadınların kullandıkları giysilerden bazıları:  İçe giyilenler : Göynek, pamuklu, dizbezi, şalvar, fenile  Dışa giyilenler : Belden gırmalı elbise, enteri, yelek, eteklik, hırka, marka, önlük,  Başa takılanlar : Fes, kasnak, yemeni, çember, başörtüsü, tülbent  Ayağa giyilenler : Çorap, mes, naylon ayakkabı, çarık, terlik, takunya“nelin” giyilir.  Baş örtüsü olarak da şunlar görülür:  Çar, Çember( Çembere yaşmak adı da verilir. )

54 Erkek Giyimleri:  Azdavay’da zıpka veya şalvar giyerler. Zıpka kısa ağlı ve uçkurludur. Giyildiği zaman ön ve arka sık körüklü olup erkeklerin çoğu bunu giyer. Şalvar daha uzun ağlı ve geniştir. Ağ dizlere kadar sarkar. Üstte düz yakalı bir entari ve şapka giyilmektedir. Belde kuşak ve silahlık vardır. Ayağa gençlerin çoğu tulumbacı yemenisi giyer. Halk çarık giyer. Ön kısma ve göğüs üzerine gümüş veya altın zincirle kordonlu bir saat takılır ve kordon sarkıtılır. Başta fes bulunur ve üzerine yazma sargılar sarılır. Köylerde bu giyeceklerin kumaşları siyah yünden veya pamuktan dokunur. Bugün Azdavay ve köylerinde bu kıyafetlerle dolaşanlara rastlanmaz.

55 KASTAMONU MUTFAĞI Kastamonu’ya ait 812 çeşit yemek derlemesi yapılmıştır. Bunlardan 38 çeşidi çorba, 51 çeşidi ekmek tarifidir.

56 Kastamonulu doğada bulduğu ıspıt, ibi otu, kabalak, ısırgan, pazı, diken ucu, sirkeli ot, kedi cırnağı, fındık yaprağı, patates yaprağı, ebegümeci gibi otları; böğürtlen, kuşburnu, dağ çileği, kiren, üryani eriği gibi meyveleri, daha pek çok bitki, sebze ve meyveyi mutfağında kullanmaktadır. Üryani eriği sadece burada yetişir. Ayrıca erikten, elmadan pestil yapılır.

57 Kanlıca, koç, meşe, sırtıkızıl, dolaman gibi mantarlar mutfakta kullanılır.

58 Kastamonu Taşköprü’de yetişen sarımsak “beyaz altın” olarak anılmaktadır ve yetiştiği topraktan dolayı kalitesi çok yüksektir.

59 Kastamonu elması ünlüdür. Çiçek sarmış dalını Sandıklara denklenir Tanrı tutmuş elini Kamyonlara yüklenir Bağ, bahçenin gelini Çoktan yolu beklenir Kastamonu elması

60 Kış günlerinin en çok tüketilen yiyeceği ise pastırmadır. Etli ekmek ise her zaman çok tüketilir. Çekme helva ise hak ettiği yeri bulmuştur.

61 Kastamonu simidi meşhurdur. “kel simit” diye bilinir. Simitten “simit tiridi” yapılır.

62 Tirit

63 Yaz mevsiminin meşhur yemeği ise biran-biryan-kuyu kebabıdır.

64 Çorbalar  Arpa- Göce-Aktene çorbası, baş çorbası, bulamaç çorbası, çarpa (balık) çorbası, düğün çorbası, ekmek çorbası, ekşi(kiren) çorbası, fasulye (yarık fasulyeden yapılır) çorbası, güllü- gutu çorbası(kara pancar kökünden yapılır), haşul(buğdaydan yapılır), irmik çorbası, tarhana çorbaları(kiren tarhanası bunlardan biridir), keşkek çorbası, mantar çorbaları, ala çorba, miyane çorbası, omaç-oğmaç-uğmaç çorbası, patates çorbası, Ecevit çorbası(Küre’de yapılır.), toyga çorbası, tatar, erişte, tutmaç ve yaygı hamurlarından yapılan çok çeşitli çorbalar vardır.

65 Dolmalar: Çiçek dolması(Kabakların çiçek açtığı mevsimde dölsüz çiçekler toplanarak içi malzemeyle doldurulur.), ıspıt sarması, kalem (lahana) sarması, pancar (kuyruklu) dolma, soğan-pırasa dolması(Araç, Azdavay, Pınarbaşı çevresinde çok yapılır.), şapla sarması, yaprak (üzüm yaprağı) sarması.

66 Saç ekmekleri, diğer ekmekler ve börekler:  Ekmek pişirirken kullanılan bazı özel aletler vardır.  Eğsiran: Pözü denilen hamur parçasını kesmeye yarayan demirden yapılmış alet (eysiren)  Yaslağaç: Üzerinde hamuru açmak için tahtadan yapılmış yassı bir aletdir.  Oklağaç: Hamuru açmak için kullanılan alet  Bisleğeç :Ekmeği sacın üzerinde çevirmek için kullanılır.  Yağlanguç:İnce bir sopanın ucuna temiz bir bez parçası bağlanır yapılır ve ekmeği yağlamak için kullanılır. Sürgüç-sürgü de denir.

67 Samsı

68 Akıtma, cizleme (hamur bulamaç şeklinde hazırlandıktan sonra saca dökülerek pişirilir.) çökelek ekmeği (ekşimiş ekmeği,, kesik ekmeği), etli ekmek (en meşhur ekmeğidir. Ispanaklısı, mantarlısı, kesiklisi, yoğurtlusu, patateslisi, pastırmalısı, sucuklusuyapılır.), katmer, pişi (Bişi), Şeker Ekmeği (Daday, Seydiler köylerinde görülür.),Yufka (Serme),Yumurtalı Ekmek, bazlama, gözleme, Oklava, Tarhanalı Ekmek(mayalı ekmek, şiplek), Yereyazma (Hamurlu-şiplek) saçta pişen ekmeklerdir.

69 Etli Ekmek

70 Mantarlı Ekmek

71 Banduma, bandırma

72 Gözleme

73 Fırın Çöreği(kara somun, somun, somun ekmeği), gücek, Güveç Ekmeği(Güveçte pişirilir. Bu ekmek Daday çevresine aittir. Güveç çöreği diye de bilinir.),İçyağlı Çörek(Koyun içyağıyla yapılır.), Kül Çöreği, Kütük Pidesi, Su Simidi, Taş Ekmeği, Tarhanalı Çörek, Tava Ekmeği diğer ekmek çeşitleridir. Banduma, bandırma, banduma Erişte(Devrekani çevresinde perişke diye isimlendirilen, Daday çevresinde köy makarnası denir. Hamur değişik şekillerde kesilir. Erişte denilen biçimi ince uzun olurken, 1x1 cm ölçülerinde tatar, 3x3 cm büyüklüğünde haluşka veya holuşkalık diye isimlendirilir.), Hamur Karması(Daday, Şeydiler ve Devrekani çevresinde köle hamuru, Azdavay çevre­sinde malak, Taşköprü, Tosya yöresinde çene çarpması adı verilen bu yiyecek Kastamonu, Araç ve İhsangazi çevresinde de bu isimle tanınır. Mısır unu veya buğday unu ile de yapılır.), Holuşka,Kulaklı Mantı (Mantı) hamur işlerindendir. Çullu Börek (Çullama Börek), Delioğlan Sarığı, Küre Böreği, Lahana Böreği, Mantar Böreği, Sarımburma (Burmalı Çörek) yapılan böreklerdendir.

74 Diğer yemekler: Alapilav, Ayva Yemeği, Dikenucu Salatası, Döner, Ekşili Tirit, Ekmek Kayganası, Yeşil Domates, Tirit, Soğan Ölmesi, Sağsağan Beyni(elma vb. pekmezleri yoğurtla karıştırarak yapılır), Mıklama (Mıhlama,) Kesik Pırsıtması, Kestane Yemeği, Karalahana (Pancar) Yemeği her gün yapılan yemeklerdendir. Çok yapılan yemeklerden biri de ekşili pilavdır.

75 Ekşili pilav

76 Patates Paçası

77 Tatlılardan Devrekâni’de “cırık tatlısı” meşhurdur.

78 Ballı Güllaç

79 Çekme helva

80 Çekme helvadan başka avuz-ağız( yeni doğum yapmış inek sütünden yapılır), baklava, ceviz helvası(Cide’ye hastır), cırık-cırıkta-lokma, delioğlan sarığı ( saro burma), gül baklava, göz göz baklava, hasüde (Şeker nişasta ile ezilir. Kaynar suya salınır. Karıştırılarak pelte halinde pişirilir. Üzerine kızarmış tereyağı dökülerek hazırlanır.), kabak tatlısı, kaşık tatlısı, pekmez helvası, sini tatlı çeşitlerindendir.

81 KASTAMONU HALK HEKİMLİĞİ

82 Halk hekimliği zengin bir folklor müessesesi olup, halkın hastalık sebepleri hakkındaki görüş ve düşüncelerini, hastalıkları tedavi etmek için kullandığı ilaç ve metotları ihtiva etmektedir.

83 En çok kullanılan bitkilerden bazıları şunlardır: acı alma, acı bakla, acı kavun, acı yonga, ada çayı, afyon, ahlat, akbakla, akdiken, aksöğüt, alıç, anason, ardıç, armut, arpa, ayıca mantarı, ayrık otu, ayva yaprağı, badem, baldırcan (patlıcan),bamya, bertik otu, bezir yağı, bit otu, böğürtlen, börülce, burçak, ceviz, cimit, çam kapramı, çam kozalağı, çam otu, çam sakızı, çam yağırı, çay otu, çiğdem, çörekotu, diş otu (kürdan baharatı), dön dön çiçeği (papatya ), dulavrat otu, dut, ebegümeci, elma, erik, fesleğen, gavur pancarı (buzağı otu ), gelincik, geveyen, göz otu, hardal, haşhaş, hekimana, Hindistan cevizi, hurma, ıhlamur, ısırgan, ısıtma otu, ıspanak, ıspıt yaprağı, iğde yaprağı, incir, kabak, kabalak otu, kahve, kara ağaç, karabiber, karalahana, karamuk, karanfil, karasakız, karpuz, katran, kayısı, kekik, kına, kır çayı, kırlangıç otu, kiraz, kiren (kızılcık), koruk, koyun gözü otu, koyun kıran otu, köknar, kurt böğrü otu, kuşburnu, kürdan baharatı, lahana, limon, mayasır otu, maydanoz, menekşe, mercimek, meşe, mısır, mürdüm eriği, nane, nar, nohut, pancar, papatya, patates, patlayuk otu (patlanguç), pırasa, pirinç, purç, sakızlık çalısı, sarılık otu, sarımsak, sazak otu, sığır kuyruğu, siğil otu (damar otu, siğil otu, siğil yaprağı, sivilce otu, sivilce yaprağı, sinirli yaprak, yara yaprağı), sinameki, sirke, soğan, soymuk, söğüt, sütleğen, şeftali, şeker otu, tarçın, temre otu (egzama otu), turp, tütün, üç günlük otu, üryane eriği, üzüm, yanık otu, yemişen ağacı, yulaf, zencefil, zeytin.

84 Ağrı Kesiciler  Mide ağrısında salkım söğüdün yaprağı, kuru siğil yaprağı kaynatılarak içilir. Kulak ağrısında çiğdem kökü veya kuru çiğdem kaynatılıp damlatılır. Kulağa elma, soğan, sarımsak suyu damlatılır. Ağrıyan dişe karanfil, sarımsak, ısırgan tohumu koyulur; kekik yağı damlatılır. Patlayuk (patlanguç) otunun kökü, diş otu (kürdan baharatı) ağrıyan dişe koyulur.

85 Ateş Düşürücüler Bilekler, alın, kulak arkaları, koltuk altları sirkeli bezle ovulur; bu bölgelere sirkeli bez sarılır. Koruk dövülüp vücuda sarılır. Çocuklar ceviz yaprağına sarılır.

86 Böbrek Ve Boşaltım Organları Hastalıklarında Kullanılan Halk İlaçları;  İdrar tutukluğunda soğan zarı kasığa sarılır; soğan kabuğu kaynatılarak içilir. Ayrık otu, böğürtlen kökü, mısır püskülü veya kiraz çöpü kaynatılarak içilir. Böbrek taşlarını düşürmek için ayran veya yoğurt suyu içilir. Isırgan, ebegümeci, limon, nane ve maydanoz birlikte kaynatılarak içilir. Arpa veya ısırgan suyu da taşları düşürür.

87 Dolaşım Sistemi Hastalıklarında Kullanılan Halk İlaçları;  Alıç kalbe birebirdir. Kalp hastalıklarında ısırgan kaynatılıp içilir. Yüksek tansiyonda bezir yağı içilir.

88 Solunum Sistemi Hastalıklarında Kullanılan Halk İlaçları; Öksürükte elma kabuğu, nane-limon, ebegümeci, kuru ayva yaprağı, ardıç veya ardıç çekirdeği kaynatılıp içilir. Nefes darlığı için köknar kozalağının sakızı toplanır, hap haline getirilip yutulur. Ayrıca turp oyulup içine bal doldurulur. Üç gün bekletilip turpun içinde biriken su içilir. Zatürree için soymuk yenir. Bademcik- boğaz iltihabında elma kora gömülüp pişirildikten sonra boğaza sarılır. Zeytin ezilip sarılır. Bir başka uygulamaya göre de hekimana sütle kaynatılıp boğaza sarılır.

89 Kırık-Çıkık Ve Burkulmalarda Kullanılan Halk İlaçları; Kırık yerine getirildikten sonra yumurta akıyla alçı yapılarak sarılır. Kırık, karasakız sıvandıktan sonra sarılır. Zeytinyağıyla ovulup yerine getirilen çıkığa soğan, sarımsak ve tuz sarılır. Burkulan yere bertik otu sarılır.

90 Cilt Hastalıklarında Kullanılan Halk İlaçları; Dolamaya ve çıbana siğil otu, karasakız ya da soğan sarılır. Zeytin dövülüp yaralara sarılır. El ve ayaktaki çatlaklara katran sürülür. Egzamaya, egzama otu sökülüp dibindeki çamur sürülür. Yeşil ceviz kabuğu ezilip yakılır. Ardıç katranı hap gibi yapılarak yutulur. Uçuğa sarımsak kabuğu yapıştırılır ya da sarımsak sürülür. Gürgen sakızı ve sakızın yarısı kadar bal mumu zeytinyağında eriyinceye kadar kaynatılıp merhem yapılır. Bu merhem uçuğa sürülür. İncir dalı kesilip sütü siğillere damlatılır. Saçkıranda sarımsak dövülüp saçın döküldüğü yerlere sürülür. Kellikte dulavrat otunun kökü zeytinyağıyla karıştırılarak sürülür. Zedelenme ve morarmalarda zeytin, soğan dövülüp sarılır. Pestil, bal ya da kuru üzüm sarılır. Böğürtlen yaprağı saçta kavrulur. Dövülüp elendikten sonra yanığa sürülür.

91 Halk Anlatıları  Masal,  hikâye,  efsane,  fıkra Kastamonu’da yaşayan halk anlatılarındandır.

92 Efsaneler:  Efsane gerçek veya hayalî bir şahıs, yer ve olay hakkında anlatılan hikâyelerdir. Tarihî, dinî bir olay, kişi hakkında anlatılabildiği gibi olağanüstü durumlar için anlatılan efsaneler de vardır. Kastamonu’da hemen her konuda efsane anlatılmaktadır. Anlatılan bu efsanelere de genellikle inanılmaktadır.

93 Masallar:  Eski hayatımızın vakit geçirmek için vazgeçilmezlerinden olan masallar artık eskisi kadar anlatılmasa da Kastamonu’da hâlâ masal anlatanlara rastlanılmaktadır.

94 Camiliköy’den derlenen bir masal şöyledir: Bir ana ile gızı bi evde yaşayomuş. Anası başgasına çamaşur yumaya hergün gidiyomuş. Gızda evde gelgef yapıyomuş. Günleden bi gün bi guş gelmiş. Gıza başına bi olay geleceğini demiş. Gıs bek gorkmuş. Bunu anasına anatmış. Anası gıza dolaba saklanıp mum ışığında gelgefini işlemesini söylemiş. Emme guş dolaba varıp yine aynı şeyi deyivemiş. Gız daha çok gorkmuş. Ondan sona gomşuları gıza seni gezdümeye götürceyüz bizinen gelümüsün demişle. Anası da göndermek istememiş. Gızına anatmış. Emme gomşula razı edememiş. Gızı gezdümeye götürmüşle. Gezmişle, tozmuşla aşam bi çeşmenin başında çok susaduk birer yudum su içelim demişle.ondan sonra hergez suynu içmiş, geriye gız galmış. O da bi yudum su alıp çeşmeye yanaşmuş, demür gapıla birden gapanıvemiş. Gız içerde gonşuları dışarda aşamadan ağlamışla. Emme yapacak bi şey bulamamışla. Gız ağlaya ağlaya çeşmenin başında uyuyagalmış. Uyanduğunda önünde bi basak (ve) basağın yanında askuda gırk dene inehter görüvemiş. Gorka gorka basakları çıkmış. İnehterlerinen odaların gapılarını açmaya başlamış. Evlerin içi hezineyinen doluyumuş. Gırkıncı eve (oda) geldüğünde bi cenaze başında yelpaze sallayan birisi, cenevinde bir yazu varımış. Gız gorka gorka bu yuzuyu almış, okumuş. Yazuda gendüsüne gırk gün okunmasını ve gırkbirinci günü gendünün canlanıvereceğini, okuyan kişiynen evleneceğini yazıyomuş.

95 Bıkmadan üşenmeden gız gırk gün okumuş. Gırkbirinci günü yorulmuş. Temizlenmek zorundaymış. Şöylesine camdan bakayıkan bi arap gızını görüvemiş. Ve ona bağırmış, vaziyeri anatmiş. Bi gün o cenazeye okumasını söylemiş. Arap gızı okuyayken oda (gız) yunmaya gitmiş.Yunup geldiğinde bi de ne görüvesin, adam canlanıvemuş. Arap gızıynan evlenmiş. Gızı da evin hizmetçişi deye anatmış. Gız günlerce ağlamış, üzülmüş kimseye derdini söyleyememiş.ondan bona bi bayram günü adam demiş. “ben bazara gidiyon ne deyesayuz, alıyın” demiş. Arap gızı bir sürü enteri ısmarlamış. Bu gızda gendüne sabır daşıyınan, sabır bıçağı ısmallamış. Bu sabır daşıyınan bıçağı aluken bunu ne yapacağını gözetlemesini söylemiş. Ondan sona adam eve gelip alduklarını herkese vemiş. Gızın odasına adam saklanmış. Gız daşınan bıçağı önüne alıp başından geçenleri adama anlatmaya başlamış.bitdükten sona sabır daşı çatlayıvemiş. Gız bu gadar şeyi sen hazmademeyince ben nasıl sabredipte durayın deye bıçağı eliye almış tam garnına baturacayken adam çıkmış. Gızı gurtarmış. Onuna evlenmiş. Gitmile arap gızının yanına. Gırk gatıramı razısın, gırk satıra mı deye sormuşla: Oda gırk satır bana her zaman düşman gırk gatıra razıyım demiş. Gırk gatırın guyruğuna bağlamışla gızı bin parçaya bölünmüş. Ötekilerde mutlu hayat yaşamışla. Onla ermiş muradına biz çıkalum kerevetine.

96 Fıkralar: Fıkraları konularına göre üç grupta toplayabiliriz:  İnanç, dinî adet ve merasimleri, dini yasakları, hurâfe ve din adamlarıyla ilgili olanlar  İdareci tabakayla halk arasında geçen olaylar  Aile, hukuk, terbiye, yardımlaşma, eğitim vb. konularla ilgili hayat hadiseleriyle ilgili olanlar

97 Dağdan gelir homur homur, ayağında goca dömür Kırmızı kızlar çatıları kovalar Burdan attım kılıcı, Sinop’tan çıktı ucu Dağdan gelir taştan gelir eğerlenmiş aslan gelir Damardına teke bağladım, boynuzunu köke bağladım Pat pat ayaklı, al duvaklı, kırmızı fesli, güzel sesli Gece gündüz yufka açar Yazır yaşı, kışın başı yenir Tarlada biter, Makine büker Sabahtan sabaha elini öper (peşkir/havlu) Bilmeceler:

98 Atasözleri:  Aç esner, tok da gerinir.  Alma, vermenin gardaşıdır.  Asıl azmaz, bal kokmaz.  Değirmende tahılı olana herkes un verir.  Fakirin ocağında dert kaynar zenginin ocağında et kaynar.  Sabah erken kalkan göynek gapmış, geç kalkan da deynek gapmış.  Topal at ile alay önüne geçilmez.  Zorla davara giden köpek davara gurt getirir.

99 Dua:  Hayırlı gapılar açılsın. Allah oğul balı, oğul ekmeği yedirsin. Elin golun ağrımasın. Kesene hızır uğrasın. Ölenlerin canına değsin. Beddua: Bedduaya ilenme de denir.  Davula dönesin. Türemeyesin. Evine baykuş düneyesi, gara canını yiyesi. Depesi üstü gelesi. Oğul günü görme. Ağzından çıkan koynuna girsin. Dalı bıtrağı gurusun. Devrüle galası. Elin golun der top olsun.

100 Maniler:  Gelin :  Suratı dürük garı, Gaynana : Gız önünde işini gör,  Dudağı yürük garı,Benim işime karışma,  Dönü veririm sırtımı, Cehennem dibine,  Ayağı çoruk garı. Barışmazsan barışma.  Gelin :  Canımdan bıktım ana,Gaynana : Her şeye karıştı elim,  Çok canını yaktım ana, Benim de durmadı dilim,  Hakkını helal et, Hakkımı helal ettim,  Hatırını yıktım ana. Kızımdan tatlı gelin.

101 Ramazan mânileri: Bekçi geldi duydunuz mu ? Selam verdim aldınız mı ? A benim gıymetli ağam, Bekçi olduğumu bildiniz mi ? Ocağın başında minder, Altını üstüne dönder, A benim gıymetli ağam, Bahşişimi çabuk gönder

102 İş yaparken söylenen mâniler: Yoğurt koydum ye de git, Aklındakini de de git, Aklındakini demezsen, “Kolay gelsin” dede git

103 TEKERLEMELER Elim elim iprişim Elimden çıktı bi guşum Guş gaçtı dala gondu Dal bana yemiş verdi Yemişi göğe verdim Göğ bana yağmur verdi Yağmuru yere verdim Yer bana çimen verdi Çimeni çobana verdim. Çoban bana kuzu verdi Kuzuyu gasaba verdim Gasap bana para verdi Parayı cambaza verdim. Cambaz bana at verdi Ata bindim dere depe dolaştım

104 Türküler ve Ağıtlar Kastamonu’ya ait  Tiridine Bandım,  Çanakkale İçinde Vurdular Beni,  Gıydıvanın Gızları,  Çayırda Buldum Seni,  Yaş Nane Kuru Nane,  Sepetçioğlu,  Sayidem gibi türküler Türkiye genelinde bilinmektedir. Bunların dışında da söylenen türküler vardır. Bazı türkülerin yakılma sebebi, yani hikâyesi de bilinmektedir.

105

106 Sepetçioğlu Türküsü ve Oyunu  Babası sepet yapıp sattığı için “Sepetçioğlu” denilen Osman Efe Araçlıdır. Babası ölünce Kastamonu’ya gidip mesleğine devam eder. Zamanın beyi sipahilerini gönderip öşür olarak hafta sonuna kadar yüz sepet istemiş Osman’dan. Osman bu kadar zamanda yüz sepetin yetişmeyeceğini bilir, ama olanı alıp giderler diye düşünür. Sipahiler Osman’ı alıp beye götürürler ve öküzün yanına koşarlar. Osman bir yolunu bulup kaçar. Tüfeğini alıp pusu kurar. Beyi ölümüne herkes sevinir. Osman “Gülpü dağı”na sığınır. Beyin yerine geçen oğlu Sepetçioğlu’na anasını ve nişanlısını boğduracağı haberini ulaştırıyor. O da anasıyla nişanlısını da dağa kaçırıyor. Ağa bütün adamlarını peşlerine takıyor. Sepetçioğlu anası ve nişanlısıyla dağ taş kaçamayınca tuzağa düşüyor. Bu olay üzerine halk Sepetçioğlu’nun yasını tutuyor. Bir türkü yakıyor. Oyunu hâlâ düğünlerde oynanmaktadır

107 Bu ağıtı Taşköprü’nün Kayadibi Köyü’nde bulunan Bahriye adlı bir kadın ölen oğlu için yakmıştır. Köyden çıkdım anam sağlık selâmet Garapuñar’ıñ başına geldim goptu gıyamet Benim bi yavrum anasına emanet Aman Allah ne diyin de neyleyim Aman Allah ne diyin de neyleyim Dölü gônümü ben kiminen eyleyin Dölü gônümü ben kiminen eyleyin Ne yapıyın yazum böyle yazılmış Ne yapıyın yazum böyle yazılmış Mezerim de Gayadibi’ne gazılmış Mezerim de Gayadibi’ne gazılmış Varıñ bakıñ bacaları tüter mi İki yavrun benim yerimi dutar mı Aman Allah ne diyin de neyleyin Aman Allah ne diyin de neyleyin Dölü gônümü ben kiminen eyleyin Dölü gônümü ben kiminen eyleyin Diyviriñ bubama durmasın gelsin Gelsin de beni gara toprak da bulsun Evimiziñ gapıları burmalu Aman Allah dayanıp da durmalu Daşköprü’ye çifte teller vurmalu Aman Allah ne diyin de neyleyin Aman Allah ne diyin de neyleyin Dölü gônümü ben kiminen eyleyin Dölü gônümü ben kiminen eyleyin

108 Kastamonu’da âşıklık geleneği  Bu geleneğin Kastamonu’da gelişmesinde özellikle Emrah ve Dertli gibi yüzyılın güçlü âşıklarının etkisi görülmektedir.  Emrah, Âşık Kemalî’yi, Âşık Kemalî, Âşık Hasan’ı yetiştirmiştir. Âşık Hasan da İhsan Ozanoğlu’nun yetişmesinde etkilidir. 20. Yüzyılın diğer önemli bir âşığı Âşık Yorgansız’dır. Bugün Araç’ta yaşayan Bahattin Kader son temsilcilerindendir

109 Bahattin Kader

110 KASTAMONU’DA GEÇİŞ DÖNEMLERİ İnsan haytında;  doğum,  sünnet,  okula başlama,  askerlik,  evlenme,  ölüm gibi önemli geçiş dönemleri vardır. Bu dönemler etrafında da çeşitli âdet ve inanışlar oluşmuştur.

111 Doğumla İlgili Âdet, İnanış Ve Uygulamalar:  Kastamonu’da hamile olan kişiye gebe, hamile, yüklü, ağır yüklü, yolcusu var, ağır ayaklı, ayağı ağırlı gibi isimler verilir.  “Aşerme” kelimesi Kastamonu’da yerük yerme, yerik yerme, yürük yerme, yörük yerme gibi farklı söyleyişlerle karşımıza çıkmaktadır.  Bebek yirmi, yirmi beş günlükken yarı kırkı; kırk gün dolduktan sonra yani kırkı çıktıktan sonra da kırkı yapılır. “Kırk dağıtma”ya uzak bir yere gidilir. Kırkında çocuğun evden çıkarılmasına “kırk uçurmak” veya “kırk çıkarmak” da denir.  Çocuğun ilk dişini gören ona ya bir gömlek diktirir ya da hediye alır. İlk diş üstte çıkarsa çocuk sözü üstün bir kişi olacağına inanılır.  Yürümeyen ya da sık sık düşen çocukların kösteği kesilir. Buna “adak kesme” de denir.

112 KASTAMONU’DA DÜĞÜN  Kız görme,  kız isteme,  söz kesme,  nişan,  kına,  hak,  Semet gibi aşamaları takip eder.  Düğünler cuma günü başlayıp pazartesi günü biterken şimdi daha kısa sürmektedir. Cumartesi kına yapılır, pazar hak günüdür, pazartesi semettir. Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma da olabilir. Birkaç gün sonra da damatla gelin kız evine el öpmeye giderler.

113 Kına Türküsü Aylar yıllar saymasaydım Ah bağrıma taş basaydım Et tırnaktan ayrılır mı Keşke ana olmasaydım Duvak duvak tel mi oldun Duvak duvak tel mi oldun Nefesimde yel mi oldun Nefesimde yel mi oldun Sen annenin kuzusuydun Sen annenin kuzusuydun Şimdi bana el mi oldun Şimdi bana el mi oldun Beşiğe koydum salladım Kanadın ile kolladım Gözlerimden ayırmazken Yad ellere mi yolladım. Akmayın sular akmayın Akmayın sular akmayın Beni yalnız bırakmayın Beni yalnız bırakmayın Kızımdan kalan hatıra Kızımdan kalan hatıra Beni yalnız koymayın Beni yalnız koymayın Kurumuş dal eğrilir mi Azgın yara deşilir mi Evlat kardeş acısını Anne olmayan bilir mi.

114

115

116 Azdavay gelin alma deyişlerinden Aşa geldük, aşa geldük Biz bir hayurlu işe geldük, Damat beye eşe geldük Biz gelin almaya geldük, Hem sizi görmeye geldük, Evimizin önünde vardur kuyu Köyünde bırak yaramaz huyu Üşütme elini soğuktur suyu, Biz gelin almaya geldük Hem sizi görmeye geldük, Evimizin önü çalı Arabanın önüne serilsin halu Damat beyimizin ada Ali Bizelin almaya geldük Hem sizi görmeye geldük,

117 Düğünlerin eğlencelerinden biri de köçeklerdir.

118 ÖLÜM  Ölen kişinin veya ailesinin isteği varsa ölenin eşyalarından bazıları mezara koyulur.  Mezar başında simit-helva, ekmek helva dağıtılır. Ölünün koyulduğu araba gitmezse arabaya simit koyulur.  Ölünün yedisinde, kırkında da helva ekmek dağıtılır, elli ikisinde yemek verilir.  Kırk gün odasında ışık yakılır.  Ölü çıkan evde yemek pişirilmez, çünkü ölünün gelip o yemekleri yiyeceğine inanılır.

119 KASTAMONU’DA BAYRAMLAR  Erkeklerin mutlaka bayram namazına gitmesi gerekir. Camiden çıkan erkekler caminin önüne büyükten küçüğe doğru sıralanırlar ve bayramlaşırlar.

120 Bayramlarda mezar ziyareti de yapılır. Araç’ta bayram günü herkes mezarın başına gider. Kadınlar gitmez. Mezara gidenler helva, ekmek, hamurlu ekmek (bazlama), yufka götürürler. Mezara gelenler yiyecekleri hep birlikte karıştırırlar. Erkek ve kız çocukları ayrı ayrı iki grup olurlar. Yiyecekler büyük küçük herkese dağıtılır. Ölmüşlerin ruhuna dua okunur ve dönülür. Yine Araç’ta üç köy halkı “Tellikoz” türbesinde bayramın herhangi bir gününde bir araya gelirler. Kararlaştırılan köyün halkı yemek verir. Bayramlaşılır ve eve dönülür.

121 Bozkurt ve yöresinde bayramlar üç gün sürmektedir. İlçe merkezi ve köylerde bayramlarda pilav pişirilmektedir. Sırasıyla köylüler pilav pişirir. Pişirmeyenler pilav pişiren köyleri ziyaret ederler. Bayramın üçüncü günü Bozkurt’un Sinarcık semtindeki bayram yerinde pilavlar pişirilir. Tüm yöre halkı buraya bayram pilavı yemek için gelirler. 5-6 bin kişi burada toplanır. Bu vesile ile bir çok kişi burada birbirleri ile görüşür ve bayramlaşırlar. Pilav pişirme adeti eskiden beri devam etmekte olup her köyde pilav pişirmek için bayram yerlerinde mutfaklar yapılmaktadır.

122 İnebolu’da da bayramlar mahalle ve köylere taksim edilmiştir. Protokolu ortadan kaldıran bu usul hiçbir yanlışlığa, dargınlığa sebep olmaz. Büyük ve yerleşim alanı dağlık köylerde bayramlar mahalleler arasında sırasıyla paylaşılarak yapılmaktadır. Bayramın birinci günü, hangi mahalle ve köyün bayramı ise büyüklük küçüklük gözetilmeden mahalle ve köyde tanıdıklar, akrabalar ziyaret edilir. Bayramı olan mahalle de bütün hazırlıklarını buna göre yapar ve ziyaretçileri evlerinde beklerler. Bu olan bayramın diğer günlerinde de aynı şekilde devam eder. Bayramın dördüncü günü, kabirler ziyaret edilir ve bugüne ölenler bayramı adı verilir. Bu taksimat köyler arasında aynen uygulanır ve bayramı olan yere gidildiğinde; tanıdığı, yakını olmayan ziyaretçilere cami, okul veya harman yeri gibi meydanlarda “sofralık olun” diye seslenirler ve her evden gelen sofralar çeşitli yemekleriyle misafirlere ikram edilir.

123 Taşköprü’de de bayramlarda, özellikle köyler eski gelenek ve âdetleri hâlâ korumaktadırlar. İlçe merkezin de ise bu âdetler az da olsa önemini yitirmiştir. Ramazan Bayramı: Arife ġünü köyün bütün çocukları mezarlığa giderler. Hepsinin elinde naylon torba yede bôça olur. Küme olup otururlar. Kadınlar çocuklara külük denilen ekmeklerden dağıtırlar. Köyde, her evden bir kişi mezarlığa gider. Hepsi ekmek götürmez. Herkes kendine göre şeker, üzüm, leblebi, ceviz, helva, elma, evinde ne varsa götürüp çocuklara dağıtır. Aynı ġün ikindi namazından sonra erkekler de mezarlığa gider. Mezarlarının bakımını yaparlar. Hocayla beraber dua edip dönerler. Kadınlar evde ateş üstünde koku yakıp(öd, günlük ağacı) her odanın bacasında tüttürürler. Akşam olunca yağlı ekmek yapılıp yenir. Arife gecesi ölülerin eve geldiğine inanılır. Bu sebepten bacaların tütmesi gerekir. Onun için koku yakılır, ekmek yapılır. Köyden, ilçeden göç edenler mutlaka evlerine gelip bacalarını tüttürmeye gayret ederler.

124 KASTAMONU ÇOCUK OYUNLARI

125 “Oyun oynamayan tay at olmaz.”

126 Met oyunu (iki grup halinde çubukla, sopayla oynanır), beş taş (taşlarla oynanır), kazıklı met, inzogmet gibi çeşitleri vardır; dokuz kiremit(taş ve topla oynanır), biddük-yumulmaç (Saklambaç; sobelenenler ölü, sobeleyenler diri sayılır.), kabakçı başı, ayakkabı saklama, ayak sayma, cöge (taş ve top), çölüm çömbelek, hot (çomak), çıngırşah, mene(apen, kuyu taşı), samud(seçilen ebenin ne yaparsa taklit edilir), tot(sopa oyunu) gibi oyunlar oynanır.

127 Kabakçı Başı

128 Oyunların çoğunda oyuna başlamak için bir ebe seçilir. Ebeye Taşköprü’de “güdekçi” denir. Ebe seçmek için sayışmaca söylenir: birem birem, ikem ikem, demir diken, ayna gıran, zurna gıran, hopbul mupbul, yarul yırtıl, su iç gurtul.

129 Dokuz kiremit

130 Elim elim el bela oyunu: Çocuk sayısı arttıkça oyun daha zevkli hale gelir. Oyuncular yere oturup bacaklarını uzatır. Sırayla her ayağa şu tekerleme söylenerek vurulur. Tekerleme en son kimin bacağında biterse o bacak çekilir. Oyun böyle devam eder. Son kalan bacağın sahibi kazanır. Elim elim el bela Yerden çıkan kel bela Kel belanın yarısı Bit bitenin karısı Külah içi bit Pazar İçinde ayı gezer Ayı beni korkuttu Kulağımı sarkıttı Elma verdim almadı Sakız verdim çiğnedi Elebek kelebek Sil süpür şunu çek

131 Zeze Oyunu

132 Her oyunun bir kuralı vardır ve bu kurallara uyulmak zorundadır. Oyun bozana cılgancı, cılgan, cılıkandı,cıllıkçı, cıvıtkan denir. Oyunu kaybedenlere ceza olarak taklit yaptırılabilir. Kazananlar da ödül olarak sırtta taşınır.

133 Çukur Met Oyunu

134 Çölüm Çömbelek

135 KASTAMONU ÇEŞİTLİ İNANIŞLAR

136 Hıdırellez Kastamonu’da hıdırellezle ilgili inançlar yaşamaktadır. Küre'de hıdırellez mayısın altısı olarak kabul edilir; ancak üç gün önce ve üç gün sonrası da hıdırelleze dahildir. Hıdırellezde yoğurt uyutulur. Yoğurt uyursa Hızır’ın geçtiğine inanılır: Süt ılık olarak sıcak bir yere koyulur, üstü sarılır. "Damızlığı senden, sütü benden " denir. Mayalanması için damızlık karıştırılmaz; kendi kendine uyuması beklenir. Kendi kendine mayalanan bu yoğurt gelecek hıdırelleze kadar damızlık olarak kullanılırsa evden bereketin eksik olmayacağına inanılır.

137 Hıdırellezde öküz koşulmaz; hıdırellezin öküzü çarpacağına, çatlatacağına, öldüreceğine, ölmese bile sakat kalacağına inanılır. Hıdırellezin geçtiği düşünülerek öküz koşulsa bile nal veya demirden bir şey takılır. Sığırların boynuzlarına, hıdrellezin çarpmaması için,"aşu" sürülür. Bu aşı hayvanları göz değmesinden de korur. Aşı, kurt işlememesi için fidanlara da sürülür. Çocuklar yıkanmaz; yüzleri cicilenir (beneklenmek) denir. Hıdrellezin hatırı sayılıp önceden temizlik de yapılır.

138 Nevruz Nevruz ayında gök gürler, şimşek çakar. Gök gürlediği zaman dışarıda olan kişi bir taşa yapışır. Taş kaldırılarak altına bakılır: Taşın altından böcek, karınca, solucan gibi bir şey çıkarsa o yıl bolluk olacağına, bir şey çıkmazsa o yıl darlık olacağına inanılır.

139 Hıdırellez ve nevruz günlerinden başka pazartesi, çarşamba, perşembe ve cuma günleriyle ilgili inançlar da vardır: Pazartesi ve cuma günleri buhurdan tütsü yapılır. Pazartesi, cuma geceleri kutsal kabul edilir. Çarşamba gecesi uğursuz tutulur, tehlikeli tutulur. Haşarı olan bazı çocuklara "Çarşambadan mı oldu," denir. Perşembe günü öğleden itibaren cuma öğleden sonraya kadar Cuma kabul edilir.

140 Kastamonu’da kurak geçen mevsimlerde yağmur duasına çıkılır. Duanın yapıldığı yerler yüksek tepelerdir.Bu yüksek tepelerde bir türbe vardır.

141 Taşköprü, Yukarı Emerce Köyü İbrahim Ateş Türbesi

142 Zayıf olan bebekler (aydaş olanlar) delikli kayadan geçirilirse iyileşeceğine inanılır.

143 Kastamonu velîler diyarıdır. Dolayısıyla bu velîler ve türbeleri etrafında çeşitli inanışlar, anlatılar oluşmuştur.  Yatır ve türbelerin ziyaret sebepleri şu şekilde sınıflandırılmıştır:  Hastalıklardan kurtulma, vücutça gelişememe, doğuştan gelen bazı arazların ortadan kalkması, görünür-görünmez belalardan korunma, yaşamayan çocukların yaşaması, bir yakının salimen gittiği yerden dönmesi gibi sağlıkla ilgili sebepler.  İyi bir iş edinme, mala-mülke ve mevkiye sahip olma, kaybolan bir eşyanın bulunması; mahsülün bol ve bereketli olması, emeklilik veya miras haklarının bir an önce verilmesi gibi ekonomik sebepler.  Her türlü sıkıntı ve üzüntüden kurtulma, arzuladığına kavuşma, huysuz çocukların uslanması, yakınlarla olan dargınlığın giderilmesi, eşleri kötü huylarından uzaklaştırma, çocukların iyi yetişmesi, görülen rüya gereği gibi psikolojik sebepler.  Bu dünya ile ilgili olmayıp tamamen Allah rızası kazanmak gibi dinî sebepler.

144 Şeyh Şa’ban-ı Velî’nin türbesi, Benli Sultan türbesi, Aşıllı Sultan, Kesikbaş, Abdal Hasan gibi türbeler yukarıda saydığımız sebeplerden dolayı ziyaret edilmektedir.

145 Abdal Hasan Türbesini Ziyaret

146 Benli Sultan Türbesinde Kutsal Olduğuna inanılan Ağaç

147 Abdal Hasan Türbesinde Şifalı Olduğuna İnanılan Su

148 KAYNAKLAR  ACAR, Hüsnü. Tarihte Kastamonu, Ankara  Birinci Kastamonu Kültür Sempozyumu Bildirileri( Mayıs 2000), Kastamonu  BORATAV, Pertev Naili. 100 Soruda Türk Folkloru, İst.,  ÇİFTÇİ, Fazıl. Kastamonu Camileri, Türbeleri ve Diğer Tarihî Eserler, Kastamonu  ERDOĞDU, Ata. Kastamonu Folkloru 1-2, Kastamonu  EKİCİ, Metin. Halk Bilgisi (Folklor), Ankara 2005.

149  KÜÇÜKBASMACI, Gülten. Kastamonu’da Halk Tababeti, İnanış ve Uygulamaları”, G. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara-2000, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi).  “Kastamonu’da Halk Hekimliği”, I. Kastamonu Kültür Sempozyumu, Mayıs 2000, Kastamonu , s  “Şeyh Şaban-ı Velî Çevresinde Oluşan Halk İnanışları”, Şeyh Şa’ban-ı Velî ve Kastamonu Evliyâlarını Anma Haftası, 4-6 Mayıs  OĞUZ, M. Öcal. “Halkbilimi Çalışmalarının Yeni Dönemi”, Millî Folklor, Kış 60, s ZENGİN, A. Yaşar, Kastamonu Folkloru(Baskıda) ZENGİN, A. Yaşar, Kastamonu Folkloru(Baskıda)  Yılları Arasında Yapılmış Derleme Çalışmaları  www. kastamonu.gov.tr


"KASTAMONU VE ÇEVRESİ FOLKLORU. Folklor Nedir? “Folklore” terimi ilk defa 1846’da William J. Thoms tarafından kullanılmıştır. Almanca’da “volkskunde”," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları