Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kur’ân Buluşmaları: 10 ÜMİT ŞİMŞEK. وإذا لقوا الذين آمنوا قالوا آمنا وإذا خلوا إلى شياطينهم قالوا إنا معكم إنما نحن مستهزؤن İman edenlerle karşılaştıkları.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kur’ân Buluşmaları: 10 ÜMİT ŞİMŞEK. وإذا لقوا الذين آمنوا قالوا آمنا وإذا خلوا إلى شياطينهم قالوا إنا معكم إنما نحن مستهزؤن İman edenlerle karşılaştıkları."— Sunum transkripti:

1 Kur’ân Buluşmaları: 10 ÜMİT ŞİMŞEK

2 وإذا لقوا الذين آمنوا قالوا آمنا وإذا خلوا إلى شياطينهم قالوا إنا معكم إنما نحن مستهزؤن İman edenlerle karşılaştıkları zaman “İnandık” derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise “Biz sizinleyiz,” derler. “Onlarla sadece eğleniyoruz.”

3  إذا ...ları zaman: sürekli yaptıkları iş  خلوا  başbaşa kaldıkları zaman: gizlilik itiyadı  آمنا / مستهزؤن  İnandık: fiil / alay edicileriz: isim (asıl işimiz bu)

4  İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “Biz de inandık” derler. Baş başa kaldıklarında ise, birbirlerine, “Yoksa,” derler, “Rabbiniz katında size karşı delil olarak kullansınlar diye mi Allah’ın size açtıklarını onlara anlatıyorsunuz: Hiç akıl etmiyor musunuz?”  Bakara, 2:76

5  Şeytan  Haktan, hayırdan, rahmetten uzaklaşmış varlık  Ateşten yaratılmış, yanmış, helâk olmuş  Şeytanın 2 özelliği:  Azgındır  Azdırır

6  Her peygambere insan ve cin şeytanlarını Biz böylece düşman ettik ki, bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler ilham ederler. Eğer Rabbin dileseydi onlar bunu yapamazdı; onun için sen onları uydurduklarıyla baş başa bırak.  Onlar bunu, âhirete inanmayanların gönülleri o yaldızlı sözlere meyletsin, sonra ondan hoşlansınlar ve işlemekte oldukları kötülükleri işlemeye devam etsinler diye yaparlar.  En’âm, 6:

7  EBÛ ZER (R.A.) ANLATIYOR:  Resulullahın orada bulunduğu bir sırada mescide gittim, yanına oturdum. Bana şöyle buyurdu:  “Ey Ebû Zer, cin ve insan şeytanlarının şerrinden Allah’a sığın.”  “İnsan şeytanları da mı var?” dedim.  “Evet” buyurdu.  Nesâî, İstiâze: 48

8  Üzerine Allah’ın adı anılmayan şeylerden yemeyin; çünkü bu Allah’a itaatten çıkmak olur. Şeytanlar ise, dostlarına, sizinle tartışmalarını telkin ederler. Onlara itaat ederseniz siz de müşrik olursunuz.  En’âm, 6:121

9  O sizin bir kısmınıza hidayet nasip etti; bir kısmınız ise sapıklığı kendileri hak etti. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdir; hâlâ da kendilerini doğru yolda sanırlar.  A’râf, 7:30

10  Münafıklar, kalplerindekini yüzlerine vuracak bir sûre indirilmesinden çekiniyorlar. De ki: Siz alay ededurun; çekindiğiniz şeyi Allah mutlaka ortaya çıkaracaktır.  Onlara soracak olsan, “Biz öylesine dalmış eğleniyorduk” derler. De ki: Allah ile, Onun âyetleriyle ve Resulü ile mi eğleniyorsunuz?  Tevbe, 9:64-65

11  Senden önceki peygamberlerle de alay edildi. Ben ise onlara mühlet tanıdım, sonra da onları yakalayıverdim. Cezam nasıl oluyormuş?  Ra’d, 13:32  Yazıklar olsun o kullara! Ne zaman kendilerine bir peygamber gelecek olsa onu alaya alırlardı.  Yâsin, 36:30

12  Âyetlerimize dalıp da onlarla eğlenenleri gördüğünde, başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir. Şeytan sana bunu unutturduğunda ise, hatırladıktan sonra artık o zalimler güruhuyla beraber oturma.  Sakınanlar için, onların günahından bir sorumluluk yoktur; lâkin yine bir uyarı gerekir — bakarsınız, onlar da sakınırlar.  Dinlerini oyun ve eğlence edinen, dünya hayatına aldanmış kimseleri bırak. Fakat sen Kur’ân ile öğüt ver ki, kimse kazandığı günahlarla helâke sürüklenmesin. O zaman kişinin Allah’tan başka ne bir dostu olur, ne bir şefaatçisi. Her türlü fidyeyi verse de yine kabul edilmez. İşte onlar, kazandıkları günahlarla helâke düşmüş olanlardır. İnkâr edip durmaları yüzünden onlara kaynar sudan bir içecek ve acı bir azap vardır.  En’âm, 6:68-70

13  Kitapta Allah size şunu da indirmişti: Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini yahut alaya alındığını işittiğinizde, onlar başka bir söze dalıncaya kadar onlarla beraber oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Allah ise münafıkları da, kâfirleri de hep birlikte Cehennemde toplayacaktır.  Nisâ, 4:140

14 الله يستهزئ بهم ويمدهم في طغيانهم يعمهون Oysa Allah onları maskaraya çeviriyor. Ve onlara mühlet veriyor; onlar da azgınlıkları içinde bocalayıp duruyorlar.

15  İstihza:  Fiil olarak hem münafıklar, hem Allah hakkında geçiyor  İsim olarak (müstehzî) sadece münafıklar hakkında  Allah istihza eder, müstehzî değildir  Adalet ve intikam mânâsı

16  العَمَهُ  Körlük: fikirde  العَمَى  Körlük: gözde ve fikirde

17  Dünyada, mücrimler iman edenlere gülerlerdi.  Yanlarından geçerken kaş göz oynatırlardı.  Ahbaplarının yanına dönerken de eğlenerek dönerlerdi.  Onları gördüklerinde ise “İşte bunlar sapıklar” derlerdi.  Oysa onlar mü’minlere gözcü olsun diye gönderilmemişlerdi.  Bugün de iman edenler o kâfirlere gülerler:  Hem de koltuklara kurulmuş, onları seyrederken!  Nasıl, buldu mu o kâfirler ettiklerini?  Mutaffifîn, 83:29-36

18  De ki: Sapıklıkta olana Rahmân ne kadar mühlet verirse versin; kendilerine vaad olunan şeyi — ister azap olsun, ister kıyamet — gördüklerinde öğrenecekler kimin mevkii daha kötü, kimin ordusu daha zayıfmış!  Meryem, 19:75

19  Görmedin mi? Biz şeytanları kâfirlere musallat etmişiz; onları kışkırtıp duruyorlar.  Onlar için acele etme. Biz onlara gün sayıyoruz.  Meryem, 19:83-84  Ben mühlet veririm; tuzağım ise pek çetindir.  A’râf, 7:183; Kalem, 68:45

20  Nice zalim beldeler vardı ki, Ben onlara mühlet verdim, sonra da yakalayıverdim. Sonunda herkesin dönüşü Banadır.  Hac, 22:48  Rabbin çok bağışlayıcı bir rahmet sahibidir. Eğer O kazandıkları günahlar yüzünden insanları cezalandırsaydı, azaplarını hemen gönderiverirdi. Fakat onlar için vaad edilmiş bir zaman vardır; vakit eriştiğinde, ondan kaçıp sığınacak bir yer bulamazlar.  İşte zulmettiklerinde helâk ettiğimiz beldeler! Hepsinin helâkleri için Biz birer vade belirlemiştik.  Kehf, 18:58-59

21  Onlar, “Allah beşere birşey indirmemiştir” derken, Allah’ı lâyıkıyla takdir edemediler. De ki: Öyleyse, Musa’nın insanlara nur ve hidayet olarak getirdiği kitabı kim indirdi? Siz o kitabı kâğıtlara yazar, bir kısmını açıklar, birçoğunu da gizlersiniz. Sizin ve atalarınızın bilmediği pek çok şey de size onunla öğretildi. Sen Allah de, sonra bırak onları, daldıkları batakta oynayadursunlar.  En’âm, 6:91

22  Bırak onları yesinler, nasiplensinler, emellerle avunsunlar — yakında öğrenecekler.  Biz hiçbir beldeyi, katımızda bilinen ecelleri dolmadan helâk etmedik.  Hiçbir millet, ecelini ne öne alabilir, ne geriye atabilir.  Hicr, 15:3-5

23  Çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar sen onları kendi hallerine bırak.  Tuzaklarının o gün onlara bir faydası olmaz; kimseden yardım da görmezler.  Tûr, 52:45  Bırak onları, dalsınlar, eğlensinler, vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar.  Zuhruf, 43:83; Meâric, 70:42

24  Tuğyan: taşkınlık, sınırı tecavüz etme  Sular taştığında sizi gemiye bindirdik.  Hâkka, 69:11  Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.  Tâ ki siz de ölçüyü aşmayın.  Tartıyı adaletle yapın; terazide birşey eksiltmeyin.  Rahmân, 55:7-9

25  Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine?  Ve beldeler arasında bir benzeri yaratılmamış, yüksek binalarla dolu İrem’e?  Ve vadilerde kayaları oyan Semud’a?  Ve güçlü saltanat sahibi Firavun’a?  Onlar ülkelerinde taşkınlık etmişlerdi.  Oralarda fesadı arttırmışlardı.  Fecr, 89:6-12

26  Yahudiler bir de “Allah’ın eli sıkıdır” dediler. Elleri bağlansın onu söyleyenlerin, lânet olsun onlara! Allah’ın iki eli de açıktır; nasıl dilerse öylece bağışlar. Rabbinden sana indirilenler, onların azgınlığını ve inkârını daha pek çok arttıracaktır. Biz ise onların arasına, kıyamete kadar sürüp gidecek bir düşmanlık ve kin bıraktık. Onlar ne zaman bir savaş ateşi körüklemek istedilerse, Allah onu söndürdü. Onlar dünyada hep fesat çıkarmaya uğraşırlar. Fakat Allah fesatçıları hiç sevmez.  Mâide, 5:64

27  De ki: Ey Kitap Ehli! Siz Tevrat’ın, İncil’in ve Rabbinizden size indirilenin hakkını vermedikçe hiçbir esasa dayanmış olmazsınız. Rabbinden sana indirilen, onların pek çoğunun azgınlık ve inkârını daha pek çok arttıracaktır. Artık o kâfirler güruhu için tasalanma.  Mâide, 5:68

28  İnsanların iyiliği hemen istemeleri gibi Allah onlar için kötülüğü de çabuklaştırsaydı, ecelleri başlarına geliverirdi. Oysa Bize kavuşmayı ummayanları Biz azgınlıkları içinde bırakırız da öylece bocalar dururlar.  Yunus, 10:11

29  Allah’ın saptırdığını doğru yola getirebilecek yoktur. Allah onları bırakır da azgınlıkları içinde bocalar dururlar.  A’râf, 7:186  Arada bocalar dururlar. Ne onlara yâr olurlar, ne bunlara. Sen Allah’ın saptırdığı kimseyi kurtaracak bir yol bulamazsın.  Nisâ, 4:143

30  Allah’ın gazap ettiği bir topluluğu veli edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendir, ne onlardan. Fakat bilerek yalan yere yemin ederler.  Mücadele, 58:14

31 اولئك الذين لشتروا الضلالة بالهدى فما ربحت تجارتهم وما كانوا مهتدين İşte onlar hidayeti sapıklıkla değiştirmiş kimselerdir. Fakat ne bu ticaretlerinden bir kazanç sağlamışlar, ne de doğru yolu bulabilmişlerdir.

32  Onlar doğru yolu sapıklıkla, bağışlanmayı azapla değiştirmiş olan kimselerdir. Ateşe ne kadar da dayanıklı şey bunlar!  Bakara, 2:175  İmanlarını inkârla değiştirenler bununla Allah’a hiçbir zarar vermiş olmazlar. Onlar için acı bir azap vardır.  Âl-i İmrân, 3:177

33  Kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanları görmedin mi? Onlar sapıklığa müşteri oluyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.  Nisâ, 4:44

34  Allah, mü’minlerden, canlarını ve mallarını, karşılığında onlara Cenneti vermek üzere satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürür ve öldürülürler. Bu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da Allah’ın hak olarak verdiği bir sözdür. Sözüne Allah’tan daha vefalı kim var? Onunla yapmış olduğunuz bu alışveriş size kutlu olsun. Asıl büyük bahtiyarlık işte budur.  Tevbe, 9:111

35  Allah’ın kitabını okuyan, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık bağışta bulunan kimseler, hiç ziyan ihtimali olmayan bir ticareti ümit edebilirler.  Fâtır, 35:29

36  Ey iman edenler! Acı bir azaptan kurtaracak bir ticaretin yolunu size göstereyim mi?  Allah’a ve Resulüne iman eder, malınızla ve canınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Bir bilseniz, bu sizin hakkınızda daha hayırlıdır.  O zaman Allah sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altlarından ırmaklar akan Cennetlere ve Adn Cennetlerindeki çok güzel meskenlere yerleştirir. İşte asıl büyük bahtiyarlık budur.  Saf, 61:10-12

37  “Doğru yolu bulamadılar”  “Bu kitap müttakîler için hidayettir”  Hidayete erenlerin vasıfları:  Onlar gayba inanırlar, namazlarını dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden bağışta bulunurlar.  Onlar sana indirilene de inanırlar, senden önce indirilene de. Âhirete de onların tam ve kesin bir imanı vardır.  Bakara, 2:3-4

38  İnternet adresleri   utesav.org.tr  facebook.com/yazarumitsimsek


"Kur’ân Buluşmaları: 10 ÜMİT ŞİMŞEK. وإذا لقوا الذين آمنوا قالوا آمنا وإذا خلوا إلى شياطينهم قالوا إنا معكم إنما نحن مستهزؤن İman edenlerle karşılaştıkları." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları