Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Dr. Hakan MIHCI Hacettepe Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü Öğretim Üyesi “Zor Zamanlarda İktisat II” Sempozyumu: Quo Vadis Oeconomia? 12 Mayıs 2011.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Dr. Hakan MIHCI Hacettepe Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü Öğretim Üyesi “Zor Zamanlarda İktisat II” Sempozyumu: Quo Vadis Oeconomia? 12 Mayıs 2011."— Sunum transkripti:

1 Dr. Hakan MIHCI Hacettepe Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü Öğretim Üyesi “Zor Zamanlarda İktisat II” Sempozyumu: Quo Vadis Oeconomia? 12 Mayıs 2011 Beytepe, Ankara

2 Savlar: 1 1- Kalkınmanın ne anlama geldiği anlaşılmadıkça, hangi ülkenin kalkınmış veya kalkınmamış olduğunun belirlenmesi güçleşmektedir Kalkınma olgusuna getirilen yaklaşımlar zaman içinde sürekli değişikliğe uğramıştır. Sunumun Temel Amacı: Sunumun Temel Amacı: Kalkınmanın tanımı ve ölçülmesinde tarihsel zaman içinde ortaya çıkan değişiklikleri saptamak ve kalkınma kavramının nereye doğru gittiğini anlamaya çalışmaktır.

3  Kalkınma birçok ülkenin ulaşmak istediği temel “amaç” ve aynı zamanda iktisadi ve iktisadi olmayan bir dizi değişkende köklü değişikliklere yol açan bir “süreçtir”.

4  İkinci Dünya Savaşı sonrasına rastlar.  İktisat Bilimi ortaya çıkışından bu yana kalkınma olgusuyla yakından ilgilenmiştir.  Adam Smith’in “maddi ilerleme”,  J. S. Mill’in “iktisadi ilerleme” kavramları ile kalkınma kavramı özdeş tutulabilir.

5  Sanayi devrimi ve kapitalist üretim tarzının yayılmasıyla Batı her türden ilerleme ve modernliğin merkezi haline gelmiştir.  W.W. Rostow “Herşey Nasıl Başladı” (How It All Begun) adlı kitabında modern kapitalist ekonominin kökenlerinin Batı Avrupa’da aranması gerektiğini belirtirken,  “Siyaset ve İktisadi Büyümenin Aşamaları” (Politics and Stages of Economic Growth) başlıklı çalışmasında da sanayileşmenin zaman içerisinde “modernliğin simgesi” haline geldiğini vurgulamaktadır.  Zaman içinde batılılaşma, sanayileşme ve modernleşme, iktisadi ve toplumsal yaşamda tüm dünyaya egemenliğini kabul ettiren bir paradigmaya dönüşmüş; “ilerleme/kalkınma” kavramlarıyla özdeş olarak kullanmıştır.

6  F. Başkaya (Kalkınma İktisadının Yükselişi ve Düşüşü):  “Kalkınma kavramı, diğerlerinin de Batının bugünkü durumuna gelmeleri gerektiği, bunun mümkün ve gerekli olduğu, bu amaca ulaşmak için, toplumların tarihsel geçmişlerinin ürünü olan, kültürel, ideolojik, etik v.b. kalıntılardan uzaklaşmaları gerektiği, kendi geçmişlerinden miras kalanla hesaplaşmaları gerektiği, düşüncesini içeriyor.”

7  Ç. Keyder (Ulusal Kalkınmacılığın İflası):  “Modernleştirmeyi daha aktif olarak üstlenen ulusal kalkınmacı devlet elitleri açısından, modernlik toplumun belli ilkeler etrafında örgütlenmesi anlamına geliyordu. Bunun için de “modern” olarak kabul edilmeyen ilişkiler, bağlantılar, kimlikler reddedilmeliydi.”

8  M. A. Kılıçbay (Cumhuriyet Yada Birey Olmak):  “Böylece bu haliyle Batılılaşma (veya çağdaşlaşma, modernleşme) bana sahte bir sorunmuş gibi gözükmektedir, çünkü yaşanmış bir tarihin sonuçlarına ulaşılmak istenirken, bu tarihin (Batı’yı oluşturan tarih) başlıca yaratılarından biri olan bireyi üretmeyi başaramamış olan Doğu toplumları, gene de batılılaşma programının işleyebileceğini sanmaktadırlar. Tarih iki kere aynı biçimde yaşanmaz, yoksa tarih olmazdı.”

9  1940’ların sonlarından 1970’lerin ortalarına kadar geçen dönem içerisinde (“Altın Çağ”), kalkınma kavramı iktisadi büyüme ile eşanlamlı bir kavram gibi düşünülmüştür. İrma Adelman (1961): “İktisadi kalkınma bir ekonominin kişi başına düşen gelirindeki büyüme oranının düşük veya negatif olması durumundan, önemli ve sürekli olarak artan düzeye ulaştığı süreç olarak tanımlanır.”  Kalkınmanın ölçümünde belirli oranlardaki (%3-%5 veya daha fazla) yıllık GSMH veya kişi başına GSMH artış oranı kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır.

10 i- Kapitalizmin tarihsel gelişim sürecinde kalkınmanın anahtarı hızlı iktisadi büyüme olarak görülmüştür (B. Ingham). ii- İktisadi büyüme sürecinin işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımı gibi GOÜ’in karşı karşıya olduğu canalıcı sorunların çözümü için yeterli kaynağı yaratacağına inanılmıştır (F. Şenses). iii- İktisadi büyüme aynı zamanda GÜ’in sorunu ve ilgi odağı haline gelmiştir (H. Arndt).

11  C. Clark (İktisadi İlerlemenin Koşulları-The Conditions of Economic Progress-1940):  “Sektörel dönüşüm”: İktisadi büyüme sürecinde ekonominin üretim ve istihdam yapısı değişir.  Bu süreçte, birincil sektörün büyük bir kısmını oluşturan tarımın önemi imalat -ikincil sektör- ve hizmetler -üçüncül sektör- e göre azalır.  Böylece, bir ülkenin kalkınma düzeyinin belirlenmesinde, ekonomisinin sektörel dönüşümü gerçekleştirme oranına bakılmaya başlanmış ve özellikle sanayi üretiminin ulusal gelir içindeki payının GÜ ile karşılatırılabilecek bir düzeye (%20 ler ve üzeri) çıkartılması kalkınmışlık ölçütü olarak kullanılmıştır.

12  S. Kuznets (Ulusların İktisadi Büyümesi-Economic Growth of Nations-1971):  Ulusal gelirin uzun dönemdeki ( ) değişim eğilimini ve bu değişime eşlik eden sermaye birikimi ve gelir dağılımındaki değişiklikleri yapısal değişim çerçevesinde ortaya koymuştur.  H. Chenery ve M. Syrquin (Kalkınma Örüntüleri-Patterns of Development -1975):  Ulusal gelir ile yapısal göstergeler arasındaki ilişkileri ekonometrik yöntemler kullanarak incelemişler ve GOÜ için “kalkınma örüntüleri” oluşturmuşlardır.  Yapısal değişiklik anlamında kalkınmaya yaklaşımda iktisadi değişkenlerin yanısıra sosyal değişkenler de analize dahil edilmeye başlanmıştır.

13

14

15  H. Chenery v.d. (Yeniden Dağıtım ile Büyüme – Redistribution with Growth -1974)  I. Adelman ve C. Morris (GOÜ’de İktisadi Büyüme ve Sosyal Eşitlik- Economic Growth and Social Equity in Developing Countries -1983):  Mevcut varlıklar (assets), büyüme sürecinin başlangıcında, toplumun bütün kesimlerine eşit olarak dağıtılabilinirse, hızlı iktisadi büyümenin yaratacağı gelir artışları daha adil olarak paylaşılabilinir.

16  ILO’nun “temel gereksinimler yaklaşımı” (Dünya İstihdam Konferansı- 1976):  Yoksulluk sorununu çözemeyen bir iktisadi büyüme kalkınmayla özdeş sayılamaz.  Gelir dağılımı, beslenme, barınma, temiz içme suyuna erişim, sağlık ve eğitim gibi temel sorunlar çözülmeden kalkınma sağlanamaz.

17  D. Goulet (Zor Seçim: Kalkınma Kuramında Yeni Kavram-The Cruel Choice: A New Concept on the Theory of Development ):  Geniş olarak tanımlanan kalkınma kavramı 3 temel bileşeni kapsamalıdır. 1- Yaşamı sürdürmeye yarayan temel gereksinimleri (life-sustanence); 2- Kendine değer vermeyi/saygı duymayı (self- esteem); 3- Özgürlüğü (freedom).

18  A. K. Sen (“Kalkınma: Şimdi Nereye?”- “Development: Which Way Now?”- 1983):  Kalkınma bireylerin yetkilendirme hakkının (entitlement) sağlanması ve yeteneklerinin (capabilities) genişletilmesi süreci olarak ele alınmalıdır.  Kalkınmadan ve bireysel gönençten söz edilebilmesi için, bireyin potansiyelini yakalayabilmesinin koşulları yaratılmalıdır.

19  M. D. Morris’in “Fiziki Yaşam Kalitesi Endeksi” (Physical Quality of Life Index -1979): İnsani kalkınma ile ilişkilendirilebilecek 3 gösterge kullanılmıştır : i- Bir yaşından başlayarak ortalama yaşam süresi, ii- Bebek ölümleri, iii- Okuma-yazma oranı Ülkeler her bir göstergeden aldıkları değerler (1-100 arasında) doğrultusunda birbirlerine göre sıralanmışlardır.

20  UNDP’nın İnsani Kalkınma Raporları ( ) tarafından düzenli olarak her yıl hesaplanmaktadır.  Kalkınmanın üç temel amacına yönelik olarak kullanılan göstergelerden oluşmaktadır: i- “Doğumdan başlayarak ortalama yaşam beklentisi” ile ölçülen“uzun yaşam”; ii- “Yetişkinlerin okuma-yazma oranı (2/3) ve okullaşma oranlarının (1/3) ağırlıklı ortalaması” ile ölçülen “bilgiye erişim”; iii- “Kişi başına reel GSYİH” ile ölçülen “yaşam standardı”.

21  Herbir gösterge için en yüksek performansı gösteren ülkeye 1, en düşük performansı gösteren ülkeye 0 değeri verilir. Diğer ülkelerin değerleri bu iki sınır arasında belirlenir.  Aşama aşama gerçekleştirilen hesaplama sürecinden sonra, her ülke için tek bir endeks değerine ulaşılmakta ve ülkeler üç ana grupta sıralanmaktadır: i- Düşük insani gelişme ( ), ii- Orta insani gelişme ( ) iii- Yüksek insani gelişme ( )

22  UNDP ülkelerin insani kalkınma performanslarını değerlendirirken toplumsal cinsiyetten kaynaklanan ciddi farklılıkların olduğunu saptamış ve 1995 yılından başlayarak Toplumsal Cinsiyete Bağlı Kalkınma Endeksi (Gender- Related Development Index) değerlerini yayınlamaya başlamıştır.  Endeks, insani kalkınma endeksi (İKE)ni oluşturan göstergeleri kadın ve erkekler arasındaki kazanım farklılıklarına göre hesaplamakta, elde edilen değerler İKE değerleriyle örtüşmediğinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden söz edilmektedir.  Benzer şekilde, UNDP son yıllarda kadınların toplumsal yaşama katılımlarını da “Toplumsal Cinsiyet Yetkinlik Ölçümü” (Gender Empowerment Measure) ile saptamaya çalışmaktadır.

23  Kalkınma iktisatçılarının “sürdürülebilirlik” kavramını analizlerine dahil etmelerinin temel nedeni, iktisadi büyüme ve kalkınma ile çevrenin korunması arasındaki dengenin kurulması yönündeki çabadır.  İnsanın en değerli zenginlik kaynağı olan doğal çevreyi geri döndürülemez bir biçimde tahrip eden iktisadi büyüme süreci sürdürülemez bir süreçtir.

24  Kavram ilk kez Birleşmiş Milletler Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından 1987 yılında yayınlan “Ortak Geleceğimiz” veya “Brundtland” başlıklı Rapor’da su şekilde tanımlanmıştır: “Sürdürülebilir kalkınma bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların da kendi gereksinimlerini karşılayabilme olanağından ödün vermeksizin karşılayan kalkınmadır.”

25  Kalkınma kavramı yaygın olarak kullanılmaya başlanmasının öncesinde toplumsal bilinç düzeyine yükselmiş, batılılaşma ve modernleşmeyle özdeşleştirilmiştir.  Ancak kalkınmanın Batılılaşma ve modernleşme ile özdeşleştirilmesine farklı çevrelerden eleştiriler yöneltilmiştir. Bununla birlikte, GOÜ’e özgü, yerel (indigenous) kalkınma modellerinin oluşturulması alanında ciddi ilerlemelerin kaydedildiği söylenemez.

26  Kalkınma iktisadının öncülerinin yaptığı gibi, kalkınma kavramının iktisadi büyüme ile özdeşleştirilmesini bugün pekçok iktisatçı benimsememektedir.  Buna rağmen, büyüme ve sanayileşme, kalkınmanın yeterli değilse bile, gerekli koşulları arasında yer almaktadır. Asıl sorun büyümenin, kalkınmanın diğer boyutları üzerinde ve nihai amacına yönelik olarak yaratabileceği etkiler çerçevesinde ele alınmasıdır.  Sektörel dönüşümün tek başına kalkınma anlamına gelmediği anlaşılmıştır. Yapısal değişiklik yaklaşımı, iktisadi değişkenlerin yanısıra, iktisadi olmayan bir dizi değişkeni (sosyal, kurumsal değişkenler gibi) de inceleme alanına dahil ettiği ölçüde, kalkınma kavramını daha kapsamlı düzeyde açıklama olanağına sahip olacaktır.

27  Kalkınmanın uzun süre daha çok niceliksel ve iktisadi boyutuyla tanımlanması son onyıllarda sıkça eleştirilmiştir.  Kalkınmanın nihai amacının insanın gönencini arttırmak olduğu görüşünden hareketle, insani kalkınma ile özdeşleştirilmesi gündeme gelmiştir.  Sonuç olarak, kalkınma kavramının zaman içerisinde kapsamlı bir çerçevede tanımlandığı söylenebilir. Bu bağlamda, “mal-merkezli” yaklaşımlar, yerini, “insan- merkezli” yaklaşımlara bırakmıştır.  Yine de özgürlüğe, eşitliliğe, adalete, doğaya ve insana yönelik duyarlılığa vurgu yapan daha bütüncül bir kalkınma algılayışına duyulan gereksinimin tamamen ortadan kalktığı söylenemez.

28  “Quo Vadis?” “Nereye Gidiyorsun?”  “Quo Vadimus?” “Nereye Gidiyoruz?”  “Quo Vadis: A Narrative of the Time of Nero”  (1895 yılında ilk kez lehçede yayınlanan tarihi bir roman. Yazarı Henriyk Sienkiewicz-1905 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi)  Hıristiyan geleneğinde Aziz Peter’in İsa’ya bu soruyu yönelttiği iddia ediliyor.  İsa’nin yanıtı: “Eo Romam iterum crucifigi” (“Roma’ya yeniden çarmığa gerilmeye gidiyorum.”)  Yanıtın farklı (gündelik kullanıma yönelik) bir çevirisi: “Müridlerimin/İzleyenlerimin gelemeyeceği bir yere gidiyorum.”  Kalkınma kavramı/iktisadı da İsa’nın yolunda mı ilerliyor?

29


"Dr. Hakan MIHCI Hacettepe Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü Öğretim Üyesi “Zor Zamanlarda İktisat II” Sempozyumu: Quo Vadis Oeconomia? 12 Mayıs 2011." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları