Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

VAAZ VE İRŞATTA AYETLERDEN YARARLANMA ESASLARI AHMET POÇANOĞLU Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "VAAZ VE İRŞATTA AYETLERDEN YARARLANMA ESASLARI AHMET POÇANOĞLU Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü."— Sunum transkripti:

1 VAAZ VE İRŞATTA AYETLERDEN YARARLANMA ESASLARI AHMET POÇANOĞLU Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü

2 بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ اللَّهُ نَزَّلَ أَحْسَنَ الْحَدِيثِ كِتَابًا مُّتَشَابِهًا مَّثَانِيَ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ ثُمَّ تَلِينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ ذَلِكَ هُدَى اللَّهِ يَهْدِي بِهِ مَنْ يَشَاء وَمَن يُضْلِلْ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu kitabın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz. Zümer Suresi 23. Ayet

3 وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِي هَذَا الْقُرْآنِ مِن كُلِّ مَثَلٍ لَّعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ*قُرآنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذِي عِوَجٍ لَّعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ* ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا رَّجُلًا فِيهِ شُرَكَاء مُتَشَاكِسُونَ وَرَجُلًا سَلَمًا لِّرَجُلٍ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا الْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ* Andolsun ki biz, öğüt alsınlar diye, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Korunsunlar diye, pürüzsüz Arapça bir Kur'an indirdik. Allah, çekişip duran birçok ortakların sahip olduğu bir adam (köle) ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler. Zümer suresi

4 Allah (C.C) Sözün en güzelini bütün güzel söz söyleyenlere de meydan okuyarak, ahenkli, ikişerli, rablerinden geleni anlasınlar diye sözü tekrarlayarak,önce müminleri, sonra kâfirleri, önce cenneti,sonra cehennemi, önce şükredenleri, sonra nankörleri, önce muttakileri, sonra zalimleri, zikretmek suretiyle işte o muttakilere rahmanın ayetleri okunduğu zaman edep, haşyet, ümit, sevgi, anlayış ve ilimle boyun eğerler.

5 İşte o muttakiler ; Cebbar, Müheymin, Aziz, Ğafur Allah’ın kelamını derileri ürpererek kalpleri Allah’ın zikrine yumuşayarak hidayeti tercih ederler. Kur’an-ı Kerim; İslam düşencesinin, İslam medeniyetinin, bitmez ve tükenmez kaynağıdır. Sahabe ve onları izleyen örnek nesiller, düşünce, hayat ve ahlak sistemlerini bu İlahi Kitaba dayandırdıkları için büyük İslam medeniyetini kurmayı başarmışlardır.

6 Kur’anın inzalinden önce çöl hayatı yaşam ve hayvanları yetiştirmekten başka hiçbir şey bilmeyen, hatta bir sayfa bile okumamış olan kimseler, Kur’anın inzalinden sonra öğrendikleri ilimle büyük insanlar, tecrübeli liderler, dahiler, komutanlar, emin valiler ve yöneticiler haline geldiler. Bütün çağdaşları ve hatta yaşadıkları çağdan sonraki yüz yıllar içinde insanların en eşsiz ve şereflileri oldular.

7 Bu sahih ilim sayede çok kısa bir zaman içinde dün taştan daha sert olan kalpler yumuşadı; sürtüşmenin yerini anlaşma, düşmanlığın yerini kardeşlik,zulmün ve haksızlığın yerini ihsan aldı.Bu Kur’ani nur şulesi kısa bir zamanda yeryüzünün her tarafına yayıldı. Bir kişi ve tek bir kitapla tarih değişti.Bu medeniyetin temelleri insanı yaratan ve onu en iyi bilen Allah (C.C)’nün Yüce Kitabına dayandığı içindir ki insanın ferdi ve içtimai problemlerini çözmede öteki düşünce ve hayat sistemlerinin ulaşamadığı başarıya ulaştı.

8 KUR’AN-I SAĞLIKLI ANLAMAK İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BELLİ BAŞLI PRENSİPLER. Kur’anda ki konuları ve ayetlerdeki geçiş yoğunluğunu şu yedi madde de gösterebiliriz. 1.Son peygamberin tevhit mücadelesi 1920 Ayet %30 2.Kıyamet ve ahrete yönelik ayetler 1643 Ayet %25 3.Geçmiş peygamberlerin tevhit mücadelesi 1500 Ayet %23 4.Son peygamberin kitap ehli ve Müslümanlarla olan ilişkileri 736 ayet %11 5.Hükümler(terbiye,ahlaki ve fıkhi bağlamda) 436 Ayet %7 6.Cihat (soğuk ve sıcak savaş) 260 Ayet %4 7.Diğer konular (insanın yaratılışı,şeytan,cin, Hz. Peygamberin(S.A.V)aileleri ile ilişkileri) 203 Ayet %103

9 Verilen bu rakamlardan hareketle şu tesbitleri yapabiliriz. Kıyamet ve ahvaline yönelik ayetler Kuranın 5 te birini oluşturuyor ki bu ahiret inancının ne kadar önemli olduğunun açık bir göstergesidir. Peygamberimiz başta olmak özere tüm peygamberlere tevhit mücadelesini anlatan ayetler Kur’anın nerede ise yarısına tekabül ediyor bu da insanları doğrularla tanıştırma görevini yerine getirirken peygamberlerin davet mücadelelerinden alabileceğimiz pek çok şeyin olduğunu ortaya koymaktadır. Cihat ile ilgili ayetler Kur’anın yirmide birine, muamelat dediğimiz hükümlerle ilgili ayetleri ise Kur’anın onda birine tekabül etmektedir. Kur’anın mesajını insanlara ulaştırırken, Kur’anda ki hiçbir konuyu göz ardı etmeden gündeme getirmemizin gerekli olduğunu rahatlıkla buradan anlayabiliriz.

10 A.KURANIN TEMEL HEDEFLERİ NELERDİR? HER BİR AYETİ VE SUREYİ BU PERSPEKTİFTEN İNCELEYEREK KUR’ANIN HEDEFLERİNİN İZİNİ SÜRMELİYİZ. KUR’ANIN DÖRT TEMEL HEDEFİ VARDIR. 1.ALLAH’A YÖNELTİR. Kur’an eğrisi büğrüsü olmayan dosdoğru yolu yani yolun en doğrusunu gösteren bir kitaptır.İnsanları rablerine ulaştıran evrensel kuşatıcı bir çağrıdır,gazaba uğrayanların ve sapanların yolu değil. إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ يِهْدِي لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا كَبِيرًا* Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.İsra suresi 9.Ayet أَقْوَمُ ‘’doğru olan yol hem kapsamlı hemde umumi bir anlam ifade eder.

11 Bir defa bu yol nimet verilen kimselerin yolu; وَمَن يُطِعِ اللّهَ وَالرَّسُولَ فَأُوْلَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللّهُ عَلَيْهِم مِّنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاء وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقًا* Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır! Nisa suresi 69. Ayet

12 وَكَذَلِكَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ رُوحًا مِّنْ أَمْرِنَا مَا كُنتَ تَدْرِي مَا الْكِتَابُ وَلَا الْإِيمَانُ وَلَكِن جَعَلْنَاهُ نُورًا نَّهْدِي بِهِ مَنْ نَّشَاء مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِي إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ * صِرَاطِ اللَّهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ أَلَا إِلَى اللَّهِ تَصِيرُ الأمُورُ * İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin. (O yol) göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın yoludur. Dikkat edin, bütün işler sonunda Allah'a döner. Şura suresi Ayetler

13 Kur’an insanları cehalet ikliminden kurtarıp onlara hayat verdiği için Yüce Allah O’na Ruh ismini verdi. Malik bin Dinar Şöyle der : ‘’Yağmur yeryüzünün baharı olduğu gibi Kur’anda kalplerimizin baharıdır.,, Kur’an ruhtur; ruhunu kaybetmiş insanlara rehberlik yapar.Kur’an nurdur; bu nurla insan sıratı mustakımi bulur. Allah’a,Allah’ın yoluna yönelir.

14 2.DENGELİ OLGUN ŞAHSİYET İNŞA EDER Sosyal hayatı koruyacak, ifrat ve tefritten uzak ve düşünme yetisini dumura uğratan cahiliye bataklığından, insanı çekip çıkaran bir kitaptır. İman tohumunu,kişinin kalbine eker ve hidayet verenin nuru ile o iman kişinin hayatını bütünüyle iyilik yapma ve yeryüzünü imar etme duyguları ile geliştirir. Allah’ın rızasını kazanmayı en büyük amaç en büyük ideal haline getirir. Allah’ın kendisine verdiği yetenek ve becerileri hayır yolunda seferber etmesi için insanı yetiştir. Kuşkusuz Kur’an-ı Kerim Sahabe-i Kiramın hayatında bu hedefi gerçekleştirmiştir.Öyle ki onların her biri Kur’anla ve Kur’an için yaşayan Kur’an adamı olmuşlardır.

15 Kalplerinde Kur’an-a yer vermeyen insanlar duygu ve düşünce hayatlarında bir ölüden farksızdırlar. أَوَ مَن كَانَ مَيْتًا فَأَحْيَيْنَاهُ وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا يَمْشِي بِهِ فِي النَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُ فِي الظُّلُمَاتِ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِّنْهَا كَذَلِكَ زُيِّنَ لِلْكَافِرِينَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ* Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu? İşte kâfirlere yaptıkları böyle süslü gösterilmiştir. Enam suresi 122. Ayet وَمَا يَسْتَوِي الْأَعْمَى وَالْبَصِيرُ *وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّور * وَلَا الظِّلُّ وَلَا الْحَرُورُ * وَمَا يَسْتَوِي الْأَحْيَاء وَلَا الْأَمْوَاتُ إِنَّ اللَّهَ يُسْمِعُ مَن يَشَاء وَمَا أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِي الْقُبُورِ* Körle gören, karanlıkla aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz. Dirilerle ölüler de bir olmaz. Şüphesiz Allah, dilediğine işittirir. Sen kabirlerdekilere işittiremezsin! Fatır suresi ayetler لِيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ* Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye. Yasin suresi 70. Ayet

16 3.İSLAM TOPLUMUNU İNŞA ETMEK İslam toplumu kimlik ve kişiliğini Kur’anın inşa ettiği bireylerden oluşan ilkeleri, eğilimleri ve esasları Kur’andan hareketle belirleyen bir toplum modelidir.Bir toplum Kur’anın gölgesinde aydınlık yolun izini sürdüğünde bağımsız, özgün, huzurlu ve saygın bir hayat sürebilir. Aksi takdirde toplum ölü bir toplum olur. Böylesi bir toplum; hüznün, korkuların pençesinden asla kurtulamaz ve yok olmaya mahkum olur. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ* Ey inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasûlüne uyun. Ve bilin ki,Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız. Enfal suresi 24. Ayet

17 - İnsana hayat verecek şey, dinî ilimlerdir. Çünkü insanı iman, ibadet ve Kur’ân ahlakına yükselte­cek ve hakka ulaştıracak olan şey ilimdir, onun için Kur’ân’ın ilk emri “oku” olmuş, onun için Kur’ân’da “bilenler ile bilmeyenlerin eşit olmayacağı”, “Allah’tan hakkıyla korkanların bilginler olduğu” vurgusu yapılmış­tır. Kalbin gerçek anlamda hayatı, cehaletin gi­derilmesi ile mümkündür. Cehaletin giderilmesi ise, an­cak bilgi ile mümkün olur. - İnsana hayat verecek şey, insanı Allah’ın rıza­sına ve cennetine kavuşturacak olan iman ve salih ameller­dir. Din insanın dünya ve ahirette mutlu ve huzurlu olma­sını ister. - İnsana hayat verecek şey; Kur’ân’dır. Kur’ân, dünya ve ahiret mutluluğunu gösteren en mükemmel reh­berdir. - İnsana hayat verecek şey, cihattır. Müslümanla­rın dinî görevlerini yapabilmeleri ancak cihat ile mümkün olur. - İnsana hayat verecek şey; kalbin Allah’a iman, ibadet, itaat ve ilim ile yaşatılması, mecazî anlamda küf­ür, isyan ve cehalet ile öldürülmemesi, böylece nefsin tez­kiye edilmesidir. - İnsana hayat verecek şey, şahadettir. Çünkü şe­hitler Allah katında ölmez, daima diridirler. - İnsana hayat verecek şey, itaattir. Çünkü Al­lah’a ve Peygambere iman, onlara itaat etmeyi gerekti­rir. İnsan ancak Allah ve Peygambere itaat ile Allah’ın merhametini kazanıp ebedî mutluluğunu elde edebilir.

18 Her ne kadar tefsir kitaplarında bu şekilde görüş­ler beyan edilmiş ise de “hayat verecek şeyler” ifadesi; Allah’a iman başta olmak üzere, dini görevlerin tamamını içerir. İnsanları yaratan ve yaşatan, güldüren ve ağlatan Allah’tır. “Hayat vermeyi, ihya etmeyi”, en geniş mana­sıyla almak gerekir.

19 4-İSLAM ÜMMETİNE REHBERLİK ETMEK YADA ÜMMETİN VAR OLUŞU. Giriştiği savaşta hiçbir kural hukuk tanımayan, her türlü taktik ve yöntemi kullanmaktan çekinmeyen her an pusuya yatmış bekleyen düşmanlarına karşı, ümmete öncülük etmek, İslam ümmetinin dimdik durmasını sağlayarak, düşmanlarının kimlik ve çehrelerini deşifre etmek.Kur’anın ipine sımsıkı sarılmak suretiyle kurtuluşa ermek. وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَةَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ* Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O’ kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız. Al-i İmran suresi 103. Ayet

20 B-NUZUL ORTAMININ TESBİTİ Kur’an ayetlerinden bir çoğunun meydana gelen bir takım olaylar ve sorular üzerine indiği bilinen bir husustur. Kur’an-ı Kerim’in indiği ortamı kale almadan, Hz.Peygamber (s.a.v) ve sahabenin açıklamalarını dışlayarak ayetleri anlamaya çalışmak ümmetin dini ve siyasi birliğini zedeleyecek boyutlara varan ihtilaflar ve anlam kargaşalarına sebep olmuştur.

21 Bir gün Hz.Ömer (r.a.) Peygamberi bir kıblesi bir olmasına rağmen bu ümmet nasıl parçalanır ve ihtilafa düşer diye söylenmeye başlamıştı da İbni-Abbas ´´Ey Mü’minlerin Emiri doğrusu Kur’an bize indirilmiştir ve ayetlerin hangi konuda ve niçin indiğini biz biliyoruz, bizden sonra bir takım insanlar gelecekler ve onlar o ayetin hangi konuda indiğini bilmeden Kur’an okuyacaklar, her biri fikir ileri sürecekler böylece ihtilafa düşecekler, ihtilafa düşünce kavga ve kıtal yapacaklar dedi´´ (Şatıbi el- muvafakat sy.)

22 وَأَنفِقُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَلاَ تُلْقُواْ بِأَيْدِيكُمْ إِلَى التَّهْلُكَةِ وَأَحْسِنُوَاْ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ* Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Yaptığınızı güzel yapın; Allah güzel yapanları sever. Bakara suresi 195 Ayetini anlamak ancak nüzul sebebini bilmekle mümkündür. Netekim bu konuda düşülen yanlışı Ebu Eyyüb El-Ensari düzeltmiştir. Yezid’in hilafeti zamanında içlerinde Ebu Eyyub El- Ensari’nin de bulunduğu bir İslam ordusu İstanbul surları önünde savaşırken Müslüman bir asker düşman saflarına doğru yalın kılıç hücum edince Müslümanlar bu genç kendisini tehlikeye attı diye bağırarak bu ayeti okumaya başladılar, bunun üzerine Ebu Eyüb siz bu ayeti yanlış te’vil ediyorsunuz O, biz Ensar hakkında inmiştir, bizler İslam’a girdikten sonra uzun süre Hz.Peygamberle beraber bulunmak ve cihat etmekten dolayı mal ve mülkümüzle ilgilenme fırsatı bulamadık, nihayet bir gece Ensardan bir topluluk aramızda ‘’ Hz. Peygamberin etrafında O’na yardım eden ve cihada koşan Ensar çoğaldı,bizler bundan böyle kendi işlerimize dönsek diye konuşmuştuk.Baktık ki sabahleyin bu ayet inmiş Hz. Peygamber O’nu bize okuyor Ayetin manası Allah yolunda infakı ve canınızı tehlikeye atma pahasına cihada koşmayı terk ederseniz işte bu sizin kendinizi tehlikeye atmanızdır. (İbni Kesir 1. cilt 404.sy )

23 C-SÜNNETİN AÇIKLAMALARINI DİKKATE ALMAK بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ * Apaçık mucizeler ve kitaplarla (gönderildiler). İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı indirdik. Nahl suresi 44. Ayet هُوَ الَّذِي بَعَثَ فِي الْأُمِّيِّينَ رَسُولًا مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَإِن كَانُوا مِن قَبْلُ لَفِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ* Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler. Cuma suresi 2. Ayet

24 Kur’an-ı Kerimde bir dizi ayet şu gerçeği ifade ederki Allah’ın rasulüne Kur’an-ı açıklama yetkisi ve görevi Cenab-ı Allah tarafından verilmiştir.Tabi ki tefsir de en güzel metod Kur’an-ın Kur’anla tefsiridir.Kur’an Kur’anla tefsiri mümkün olmaz ise sünnet Kur’an-ı Şerh ve izaheder.Esasen sünnet mana bakımından sonuçta Kur’ana çıkar ona dayanır. ‘’İmam Şafii Şöyle der: Peygamber (s.a.v)’in bütün hükmettikleri Kur’andan anladıklarıdır.’’ Çünkü Allah şöyle buyuruyor: إِنَّا أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَا أَرَاكَ اللّهُ وَلاَ تَكُن لِّلْخَآئِنِينَ خَصِيمًا * Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab'ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma! Nisa suresi 105. Ayet Mekhul şöyle der : ‘’Kur’anın sünnete ihtiyacı sünnetin Kur’ana ihtiyacından daha çoktur’’. Bu sözü İbni Abdilber şöyle yorumlar : ‘’ Sünnet; Kur’anda kastedilenin ne olduğunu açıklar.’’

25 SÜNNETİN KUR’ANI AÇIKLAMA ŞEKİLLERİ 1) Kuranda ki mücmellerin beyanı. Örneğin; beş vakit namazın kılınışı ve vakitlerin beyanı, zekatın miktarı, haccın menasiki. 2) Kitabın hükmüne ziyadeliktir. Örneğin; kadının nikahını hala ve teyze üzerine haram kılmak, deniz hayvanlarının ölüsünün helalliği gibi.

26 D) AYETLER ARASI MÜNASEBETLERİ GÖZ ARDI ETMEMEK Kur’an-ı Kerim’e bütüncül bakmalı.Bunun için sürekli hergün, düzenli düzensiz, gayeli gayesiz, daima Kur’an okumalıyız. Öyleki bunu anlamak anlatmak ve yaşamak için yapmalıyız. ‘’İnsanlara iyiliği emredipte kendinizi unutuyormusunuz’’.Çok ayet ve sure ezberlemeliyiz,bize bu hususta yardımcı olacak mealler,tefsirler,kelimeler- kavramlar,hadisler,siyer kitapları,mucemler. Geçmişte düşülen ve günümüzde devam eden bir çok hatalı anlayışın sebebi bu prensibin göz ardı edilmesidir. Mutezile,Haricilik, Şia gibi fırkaların ortaya çıkmaları İslam inanç ve hayat tarzında insicamsızlık meydana getirmeleri bundandır. Ru’yetullah meselesi konu ile ilgili mücmel, mübhem, mübeyyen ve muhkem ayetlerin tümünü birlikte mütala edilmesi suretiyle ele alınmalıdır.

27 لاَّ تُدْرِكُهُ الأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الأَبْصَارَ وَهُوَ اللَّطِي فُ الْخَبِيرُ * Gözler O'nu göremez; halbuki O, gözleri görür. O, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır. Enam suresi 103 Ayetini Ru’yetllahın mümkün olmadığına delil olarak getirmek suretiyle büyük bir yanlışa düşülmüştür. Halbuki şu ayette وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ* إِلَى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ * O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır. Kıyame ayetlerinin Önceki ayetle açık bir ilgisi var.

28 وَلَمَّا جَاء مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَانِي وَلَكِنِ انظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ موسَى صَعِقًا فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ* Musa tayin ettiğimiz vakitte (Tûr'a) gelip de Rabbi onunla konuşunca «Rabbim! Bana (kendini) göster; seni göreyim!» dedi. (Rabbi): «Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!» buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygın düştü. Ayılınca dedi ki: Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananların ilkiyim. Araf suresi 143. Ayet Bu Ayette ‘Beni asla göremezsin’’ buyurması dünya şartlarında baş gözü ile Allahın görülmeyeceğine dairdir.Halbuki Kıyame suresindeki Ayet,Allah C.C ‘nün ahrette görüleceğine dair mübeyyen ve muhkem bir ayettir.

29 Ru’yetullah hususunda şu ayetleri de müteala etmeliyiz. لَهُم مَّا يَشَاؤُونَ فِيهَا وَلَدَيْنَا مَزِيدٌ* Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda dahası da vardır. Kaf suresi 35. Ayet لِّلَّذِينَ أَحْسَنُواْ الْحُسْنَى وَزِيَادَةٌ وَلاَ يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلاَ ذِلَّةٌ أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ* Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulaşır ne de bir horluk (gelir). İşte onlar cennet ehlidirler. Ve onlar orada ebedî kalacaklardır. Yunus suresi 26. Ayet كَلَّا إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ* Hayır! Onlar şüphesiz o gün Rablerinden (O'nu görmekten) mahrum kalmışlardır. Mutaffifin suresi 15. Ayet Görüldüğü üzere 1. Ve 2. Ayetlerde mü’minler ve muhsinler için cennet vaadinin yanı sıra ilave bir nimetten bahsedilmektedir. Buradan anlaşılmaktadır ki cennette ilave olarak mü’minlerin mazhar olacakları, facirlerin ise mahrum bırakılacakları nimet Allah (C.C) ‘nün ahrette görülmesi nimetidir.

30 Hariciler hilafet işinde hakemlik müsessesine başvurduğu için Hz.Ali ye karşı çıkmışlar hatta bu sebeple Emirul Mü’minin olan Hz.Ali’yi küfürle itham etmişlerdir. Çünkü onlar Yusuf suresi 67. إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلّهِ ayetini pankartlaştırarak sen Allah’ın dininde O’na ait olan hüküm yetkisini O’nun kullarına havale etmek sureti ile kendini mü’minlerin emirliğinden azledip kafirlerin emirliğine indirdin demişlerdi. Halbuki Allah (C.C)’nün insanlar arasında hakemlik müessesine baş vurulmasını emrettiği ve bu işinde Allahın hükmü olduğunu şu ayetlere de baksalardı görürlerdi.

31 Av yasağına uymayan ihramlının ödeyeceği hayvanın belirlenmesinde adalet sahibi iki kişi hüküm verir; يَحْكُمُ بِهِ ذَوَا عَدْلٍ maide 95, yine geçimleri olmayan karı kocanın aralarının bulunması yada nihai bir çözüme gidilmesi için وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُواْ حَكَمًا مِّنْ أَهْلِهِ وَحَكَمًا مِّنْ أَهْلِهَا إِن يُرِيدَا إِصْلاَحًا يُوَفِّقِ اللّهُ بَيْنَهُمَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًا* ‘’Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.’’ Nisa suresi 35. Ayetine baksalardı hakem tayin etmeninde Allahın hükmü olduğunu görürlerdi.

32 E.İHTİLAFLARDAN KURTULMADA LEGAL YORUMLARI DİKKATE ALMAK Burada legal sözü ile kastettiğimiz Hz.Peygamber(s.a.v), dört halife dönemindeki İslam toplumunun resmi görüşlerini yani uygulanmış, hukukilik ve meşruiyet kazanmış, bir nevi üzerinde icma oluşmuş görüşleri tercih etmek demektir. Ehli sünnet vel-cemaat dediğimiz ayrı bir mezhepte olmayan ana yolun görüşleri legal ve resmi görüşlerdir.Bu konuda mut’a nikahını örnek verebiliriz, bilindiği gibi mut’anın şartları tahakkuk ettiğinde uygulanabileceğine dair bazı sahabeden ve imamlardan rivayetler mevcuttur, ayrıca nisa suresi 24. Ayetinde mut’a nikahı ile ilgili olduğu zikredilir ama nesh edildiği cumhur tarafından söylenmiştir. Hz.Ömer döneminde bu konu gündeme gelmiş ihtilaflar Halife’ye aksetmiş ve o günün resmiyeti mut’anın kıyamete kadar yasaklanmış olduğunu ilan etmiştir.

33 يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَابْتَغُواْ إِلَيهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُواْ فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ* Ey iman edenler! Allah'tan korkun. O'na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. Maide 35. Ayet Diğer bir örneğimiz Maide 35’te ki vesile kelimesidir. Şeyhlere bağlılık ve rabıtanın gerekliliği ve meşruiyeti gibi anlayanlar ve anlatanlar olmuşsa da legal bilgi ve kaynaklarda farzları yerine getirmek ve haramlardan kaçınmak sureti ile yapılan ibadet ve taatlardır,diye tutanaklara geçmiştir.

34 Hz.Ali (r.a)’ın Şu sözü ile bitirmek isterim ‘’O’nda (Kur’anda) sizden öncekilerin haberleri, sizden sonrakilerin haberleri ve sizinle ilgili hükümler vardır. O’ bir eğlence vasıtası değildir.Hak ile batılı ayıran ilahi bir kelamdır,O’nu kibirlenerek terk edenin Allah belini kırar.Kim doğru yolu O’ndan başkasında ararsa Allah onu sapıklığa düşürür O’ Allah’ın sağlam ipidir ve Apaçık nurudur.Hikmet dolu Kur’an dır.Doğru yolun ta kendisidir. Nefsani arzuların sapıtmamasına, görüşlerin dağılmamasına yegane sebep odur, alimler O’na doymaz, O’nun çokça tekrarı usandırmaz, insanları hayrete düşüren mümtaz yönleri tükenmez. O öyle bir kitaptır ki cinler O’nu işittikleri zaman şöyle demekten kendilerini alamadılar.

35 قُلْ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ الْجِنِّ فَقَالُوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا*يَهْدِي إِلَى الرُّشْدِ فَآمَنَّا بِهِ وَلَن نُّشْرِكَ بِرَبِّنَا أَحَدًا * (Resûlüm!) De ki: Cinlerden bir topluluğun (benim okuduğum Kur'an'ı) dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz, doğru yola ileten hârikulâde güzel bir Kur'an dinledik de ona iman ettik. (Artık) kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız. Cin suresi 1. ve 2. ayetler.

36 KAYNAKÇA Diyanet Vakfı Kur’an-ı Kerim Meali Prof. Dr. Ali AKPINAR Kur’an Niçin Ve Nasıl Okunmalı Kur’anı Anlamada Temel İlkeler Doç. Dr. Yusuf IŞICIK Kuran’la İletişim Nasıl Kurulur? Prof Dr. Salah Abdulfettah El- HADİ Vaazlarda Ayetlerden Yararlanma Yöntemleri Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ Et-Teratib-ül İdariyye Kettani


"VAAZ VE İRŞATTA AYETLERDEN YARARLANMA ESASLARI AHMET POÇANOĞLU Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları