Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

DERS 2: Gerçeklik Algısı ve Sayılar Akın Şahin 8 Ekim 2010.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "DERS 2: Gerçeklik Algısı ve Sayılar Akın Şahin 8 Ekim 2010."— Sunum transkripti:

1 DERS 2: Gerçeklik Algısı ve Sayılar Akın Şahin 8 Ekim 2010

2  Günlük yaşamda bilginin / gerçekliği anlama ve tanımlamanın üç temel, çok sık başvurduğumuz, özünde hataya ve yanlılığa açık kaynağı vardır: 1.Kişisel deneyime (tecrübeye, yaşanmışlığa) dayalı gerçeklik: Doğrudan doğruya benzer veya aynı olaylar karşısında geçmiş deneyimlere dayanarak, ne olup bittiği, “gerçekliğin ne olduğu” konusunda bir yargıya varılır. 2.Üzerinde uzlaşılmış, görünüşte hemen herkes tarafından doğru kabul edilen gerçeklik: Bazı şeyler sadece başkaları tarafından doğru olduğu söylendiği için insanlar tarafından gerçek olarak kabul edilir. 3.Sezgisel gerçeklik: İçerisinde deneyim ve uzlaşma barındırsa da, bu ikisinin yetersiz kaldığı, açıklama getiremediği durumlarda, kişinin gerçekliği inançları, değer yargıları doğrultusunda, kendine has olarak, öyle olduğuna inandığı şekliyle anlamlandırmasıdır.

3  Yaşamda insanların karşısına çıkan olayların tümünü doğrudan doğruya kendi deneyimlerine bağlı olarak anlamlandırması olası değildir.  Aslında kişisel deneyimler, bir insanın günlük yaşamında karşısına çıkan olayların küçük bir bölümünü anlamlandırmakta, daha büyük bir kısmı için insanlar ikincil kaynakları kullanmaktadır. İkinci el bilgilenmenin de ik temel kanağı vardır: 1.Gelenekler 2.Otorite

4  Gelenekler: ◦ Her insan, yaşadığı toplumun geçmişinden gelen bilgi birikimi doğrultusunda, çoğunlukla doğruluğunu tartışmasız kabul ettiği gerçeklikleri (gerçeğin ne olduğuna dair açıklamaları) miras olarak alır. Gelenekler, en geniş anlamı ile “herkes tarafından bilinen” şeylerdir.

5  Otorite: ◦ Geçmişte var olan ve bugün de devam eden olguları anlamlandırmada deneyimler ve gelenekler önemli bir rol oynarken, yeni bir durum karşısında yetersiz kalacaklardır. Yeni durumlarla ilgili olarak başkaları tarafından keşfedilen, ortaya çıkarılan gerçeklikleri kabul etmek önemli bir kolaylık getirecektir. Eğer kişi, yeni bir bilgiyi ortaya çıkaran kaynağın “karar verme yetisi ya da yeterliliği” olduğunu kabul ediyorsa, kaynağın verdiği bilgiyi doğru, o kaynağı da “otorite” olarak kabullenmektedir. Otorite kaynaklı gerçeklik algısında neyin söylendiği değil, o şeyi kimin söylediği daha önemlidir.  Medyanın “Gate Keeping” Fonksiyonu (Eşik Bekçileri)  Opinion Leaders (Kanaat Önderleri) = Kaynaktan alınan mesajı yorumlayıp şekillendirerek bir kanaat oluşturan aracılardır. Bu kişiler yeterince güvenilir kabul ediliyorsa, onlardan gelen bilgiler de doğru kabul ediliyor.

6  Medya yoluyla bize aktarılan çeşitli veriler, bilgiler vardır. Bize birisi gelip “Bunlara inanmayın, onun arkasında başka gerçeklikler yatıyor” dediğinde, o kişiyi otorite olarak kabul edenler komplo teorilerine daha çok inanabilirler.  Örneğin, hükümetlerin bütün açıklamalarına rağmen, ABD’deki Area 52 adı verilen hava üssünde uzaylılar ve uzay gemilerinin olduğuna ve bunlar üzerinde deneyler yapıldığına inanan, resmi açıklamalara inanmayan çok büyük bir kitle bulunmaktadır. 52. Bölge

7  Deneyimsel Gerçeklik: Doğrudan kendi deneyimleriniz, 5 duyumuzla algıladığımız, başka bir kaynağa ihtiyaç duymadığımız gerçeklik algısı. ◦ Nedenselliğe dayalı olabilir. ◦ Olasılığa dayalı olabilir.  Uzlaşılmış Gerçeklik: Başkaları tarafından “doğru” olarak aktarılan ve bizim kabullendiğimiz gerçeklik algısıdır. ◦ Geleneklere dayalı olabilir. ◦ Otoriteye dayalı olabilir.  Gerçekten neyin doğru olduğunu nasıl bilebiliriz? ◦ Bu sorunun kesin bir cevabı yoktur. Gerçeklik algısında bizi yanılgıya düşürecek birçok faktör vardır.

8  Yanlış Gözlem: Algıda bir yanılmadır.  Aşırı genelleme: Kendi gözlemlediğimiz bir olayı her kişiye ve duruma uyarlamak.  Seçici Gözlem: Bizi ilgilendirdiğini, önemli olduğunu düşündüğümüz şeyi gözlemleyip gerisini görmezden gelmek, algıda seçicilik.  Uydurulmuş Bilgi: Birisinin uydurduğu bir şeyi gerçek deneyim gibi kabul edebiliriz.  Rasyonel olmayan sonuçlar çıkarma: Neden-sonuç ilişkisini yanlış kurabiliriz. ◦ İstisna: Bazı istisnai durumları görmezden gelebiliriz.  Yeni kural: İstisnalar o kadar artabilir ki, yeni bir genelleme ve kurala ihtiyacımız olabilir.  Ego: Kişisel üstünlük duygumuz nedeniyle gerçekliği yanlış algılayabiliriz.  Erken Sonuç Çıkarma: Bir olayın sonucunu beklemeden aceleyle yanlış bir sonuca varabiliriz.

9 Gerek kişisel deneyimler, gerekse ikincil bilgilenme kaynakları günlük yaşamda pek çok konuda yeterli olsa bile, aynı zamanda pek çok yanlılık ve hata kaynağını içerir. Sadece bu kaynaklara bağlı kalmak, bilgilenmenin çok sınırlı bir düzeyde kalmasına ve hatta yanlış yönlendirilmeye yol açabilir.

10  Gerçekliğin daha nesnel, üzerinde uzlaşılmış ölçütlere dayalı olarak derlenmiş verilerden oluşan bilgi ile açıklanma çabası hem akademik hem de profesyonel açıdan çok önemlidir.  Akademik açıdan bakıldığında bu yaklaşıma bilimsel yöntem adı verilmektedir.  ÖNEMLİ: Tek bir bilimsel yöntem yoktur. ◦ Bir bilgiye “Bilimsel olarak doğru” demek her zaman bize gerçekliği ifade etmez. O günkü bilimsel paradigma içerisinde doğru olabilir, ancak bilim değiştikçe kabul edilen doğrular da değişmektedir.

11  Aşağıdaki özellikleri taşıyan her türlü sorgulama ya da gerçekliği açıklama çabası “bilimsel”dir: 1.Nesnel olmak (objektiflik): Bilimsel yöntem ile gerçekliği açıklama çabaları %100 nesnel değildir. Ancak, tek bir kişinin inançlarını ya da bir görüşün savlarını doğrulamak gibi tamamen öznel nedenlerle yapılan çalışmalar da bilim değildir. Bilimsel yöntem, üzerinde uzlaşılmış kriterlerden hareket ederek bilgi üretir. Dolayısıyla farklı öznellikler arasında uzlaşım gerektirir. Çerçevesi (varsayımları ve sınırlılıkları) belirli olan uzlaşım, bilimin nesnel olarak tanımlanmasını sağlar. Bilimsel nesnelliği sağlamanın başlıca iki yolu ise empirisizm (inançların, savların gerçek yaşamda sınanması / gözlenmesi) ve mantıktır (tümdengelim ve tümevarım).

12  Aşağıdaki özellikleri taşıyan her türlü sorgulama ya da gerçekliği açıklama çabası “bilimsel”dir: 2.Açıklama Getirmeyi Amaçlamak: “Niçin?” sorusuna ihtiyaç duyulan sorunsalın cevabını aramak, diğer bir ifade ile bir soruna açıklama getirme çabası. ◦ Gazetecilikte sorulan sorular (5N1K):  Ne?  Nerede?  Ne Zaman?  Nasıl?  Neden?  Kim?

13  Gerçeklik: Varolan (anlama / anlamlandırma çabasında olduğumuz bilinen ve bilinmeyi bekleyen her şey).  Öznellik ve nesnellik: Bilimsel süreç, nesnel (objektif) olmaktan çok öznellikler (subjektiflik) arası uzlaşımlıdır (farklı bilim adamlarının farklı gözlem ve sonuçları ile uzlaşması).  Olgu: Gözlenebilen herhangi bir şey. Gerçeklik ile olgu ayrı şeylerdir. Her gözlenebilen şey gerçeklik olmayabilir.  Kanun: Bir grup olgunun evrensel olarak genellenmesi.  Kuram: Olgu ve kanunların sistematik olarak açıklanması. ◦ Kavramlar (konseptler): Kuramın temel yapıtaşları / sorunla ilgili alt grupların soyut tanımları. ◦ Değişkenler: Bir kavramın gözlenebilir karşılığı. ◦ Önermeler: Hipotezler. Kuramı test etmek için kullanılan (ön)yargılar.  Paradigma: Bir konu hakkındaki görüşlerimizi düzenleyen temel model / çerçeve.

14 BİLGİLENME KAYNAKLARI Empirik OlmayanEmpirik Otorite Kültür Entelektüel Çabalar MantıkEsinlenme/ Fikir Oluşturma Kişisel Deneyimler Sistematik Sınıflandırma (Varolan bilgileri bir araya getirme ve düzenleme) Bilgi Üretme (Hipotez Testi - Bilim)

15  Medya dünyasında da sayıların dilinden anlamak çok önemlidir. ◦ Sayılar yoluyla iletişim sözel beceriler kadar önemlidir. ◦ Sayılar tahmin ettiğimizden çok daha güçlü yönlendiriciler olabilirler.  Doğru ve güvenilir verileri, anlamlı bir şekilde bir araya getirmek ve gerçekliği bu şekilde ifade etmek hikayeye/konuya önemli bir derinlik kazandıracaktır.  Öte yandan işin bir de korunma boyutu var: ◦ Yanlış ifade edilmiş (kasti ya da değil) sayısal verilerle yanlış yönlendirilme olasılığı.  Gazetecilik etiğinin en önemli boyutu olan bağımsızlığın korunması adına, kaynaktan bağımsız sayılara erişme ve anlamlandırma yetisine sahip olunmalıdır.

16  İnsan zihninin düşünme sistematiği yanılgılara açıktır ve psikoloji literatüründe bu konuyla ilgili çok kapsamlı bilgiler vardır. Örnek olarak iki tane genel yanılgıya bakabiliriz: 1. Availability error (heuristics / kestirme sonuca gitme): Akla ilk gelen şeye dayanarak bir konu hakkında yargıya varmak veya değerlendirme yapmak. Beynimiz, olabildiğince hızlı sonuca varmak üzere çalışır. Algıladığımız herhangi bir şeyi, beynimizde o anda ona en yakın ne varsa onunla anında ilişkilendirmek isteriz. Hızlı karar vermek isterken yanılgıya düşebiliriz.  Örneğin, pazarlama alanında “akla ilk gelen marka” önemli bir veridir. Bu tür araştırmalarda “availability error” denilen yanılgı türüne çok rastlanır. Pazarlamacılar, bu yanılgıdan faydalanarak marka imajını ve satış stratejisini oluşturmaya çalışırlar. Satın almak için çok düşünme süreci gerektirmeyen ürünlerde, akla ilk gelen marka olmak çok önemlidir. Ancak, satın alanların bir süre düşünerek ve değerlendirmeler yaparak karar verdiği ürünlerde, markanın ilk akla gelmesi değil, marka ile özdeşleşen bir kalite algısı daha önemlidir.

17 2. Halo effect (Hale etkisi): Bilişsel bir yanılgıdır. Bir kişinin veya nesnenin bir özelliğine dair algımız, onun başka bir özelliğine dair algımız tarafından etkilenerek şekillenebilir. Örneğin, fiziksel olarak güzel olduğunu düşündüğümüz bir insanın aynı zamanda karakter olarak da iyi bir insan olduğunu varsayarız. Pazarlama alanında markalar bu yanılgıdan da faydalanırlar. Bir deterjan markası “beyazlık” kavramıyla kendini özdeşleştirmeyi başarırsa, onun renkli çamaşırlar için üretilen çeşidinin de satışı artacaktır.

18  Angola’nın nüfusu kaçtır? Verilen rakamlardan doğru olanı yazınız.

19

20

21

22

23

24

25

26  Angola’nın nüfusu kaçtır? Verilen rakamlardan doğru olanı yazınız: 3 kişi gerçek nüfusun (13 milyon) üstünde bir tahmin yaptı. 1. GRUP

27  Namibya’nın nüfusu kaçtır? Verilen rakamlardan doğru olanı yazınız.

28

29

30

31

32

33

34

35

36  Namibya’nın nüfusu kaçtır? Verilen rakamlardan doğru olanı yazınız: 2 kişi gerçek nüfusun (1,5 milyon) altında tahmin yaptı. 2. GRUP 2,000,000 2,500,000 5,000,000 2,500, ,000 2,000,000 3,000,000 2,500, ,000 3,000,000

37  Angola’nın Nüfusu: ◦ 1 kişi 13 milyon, 2 kişi 13 milyonun üzerinde, geri kalan 7 kişi ise 13 milyonun altında bir nüfus tahmini yaptı.  Namibya’nın Nüfusu: ◦ 2 kişi 1,5 milyonun altında, geri kalan 8 kişi 1,5 milyonun üzerinde bir tahmin yaptı.  Angola’nın nüfus tahmini sorusu önce küçükten başlayan bir sırayla soruldu. Sonuçta öğrencilerin %70’i gerçek nüfusun altında bir tahmin yaptı.  Namibya’nın nüfus tahmini sorusu önce büyükten başlayan bir sırayla soruldu. Sonuçta öğrencilerin %80’i gerçek nüfusun üzerinde tahmin yaptı.  Açıklama: Gerçek bilgiye sahip olunmadığı bir durumda, çoğunluk ilk gösterilen sayılara demir atıp (anchoring effects) bir yargıda bulundu. Gerçek değer her iki seride tam ortadayken, küçükten büyüğe gösterilen sayılarda daha küçük olanların, büyükten küçüğe gösterilenlerde ise daha büyük olanların seçildiği gözlendi.

38 ◦ Haberlerde yanlış rakam kullanımı :  “Ülkede kişi şöyle düşünüyor,” gibi bir haberde, asıl rakam olabilir. Sadece bir adet “sıfır” fazla verildiğinde, nüfusun üçte birinin öyle düşündüğü zannedilecektir. ◦ Sayılamayacak şeyleri sayılı gibi sunma :  “Sel felaketinde yüzlerce ton çamur sokakları kapladı.”  “Tesislere yapılan baskında, binlerce sahte altın ele geçirildi.” = Sayılamayan şeyler, ölçü birimleriyle sayılabilir hale getirilir. Ölçü birimi verilmediğinde (gram, kilo, ton gibi) olayın ne kadar büyük olduğu anlaşılmaz. ◦ Bilerek saklanan rakamlar:  Yanlı bir haberde, örneğin ülkenin dış borcunun azaldığı bilgisi verilirken, buna karşılık iç borç veya cari açık gibi rakamlardan bahsedilmeyebilir. ◦ Dönemsel eğilimlerin başka dönemlerle karşılaştırılmadan verilmesi:  “Türkiye yılın son çeyreğinde dünyanın en çok büyüyen ikinci ekonomisi oldu.” = Halbuki, bundan bir yıl önce yılın en çok küçülen ekonomisi olmuş olabilir. Karşılaştırma yapılmadan verilen bir haber, bize gerçeğin tamamını yansıtmaz.

39 ◦ Efsaneleştirilen rakamlar:  “Yılda 100 kişi kafasına Hindistan cevizi düştüğü için ölüyor.”  “Erkekler günde 275 kere seks düşünüyor.” = Bu tür haberlerde araştırmanın kaynağı genelde verilmez, “İsviçreli bilim adamlarının yaptığı araştırmada…” gibi genel ifadeler kullanılır. Çoğu uydurmadır. ◦ Korkutucu sayılar:  İşsizlik, boşanma, hastalık riskleri ve benzeri istatistikler büyük bir felaketmiş gibi sunulabilir, ancak yıllar içinde bir trend olarak bakıldığında veya benzer toplumlarla karşılaştırmalı olarak verildiğinde normal olduğu anlaşılabilir. ◦ Bilimsel araştırma sonuçlarının öne çıkarılan bölümleri:  “Yapılan araştırmada anti-depresan kullanan kişilerin kalp rahatsızlığına yakalanma riski olduğu açıklandı.” = Araştırma, büyük ihtimalle anti- depresan kullanmayan kişilerle ilgili riskleri de içermektedir. Ancak bu bilgi verilmediğinde, anti-depresan kullanan kişiler nasıl bir risk içinde olduklarını, ilaç kullanmazlarsa ne fark edeceğini bilemezler.

40  Bize her alanda birçok yanıltıcı rakam ve istatistik sunulabilir. Bu bilgileri doğru kabul etmeden önce, şunlara dikkat etmeliyiz: ◦ Bu rakamlara nasıl ulaşıldı? ◦ Araştırma kaç kişi üzerinde yapıldı? ◦ Örnek olarak seçilen kişiler genel nüfusu temsil ediyor mu? ◦ Araştırmanın sponsoru kimdir? ◦ Araştırma soruları nasıl soruldu? ◦ Araştırmanın yapılma gerekçesi nedir? ◦ Araştırma ne zaman yapıldı? ◦ Araştırmada hangi yöntem kullanıldı?  Örneğin, 2000’li yılların ortalarına kadar, sigaranın kansere yol açabileceği “bilimsel” yöntemlerle ispatlanamıyordu. Yalnızca, “sigara içen insanlarda akciğer kanserine yakalanma oranı daha yüksek” diye bir sonuca varılıyordu, ancak bu ikisi arasında neden-sonuç ilişkisi tam olarak bilinemiyordu.

41  Türkiye Araştırmacılar Derneği’nin hazırladığı kılavuza göre, bir araştırma haberinde verilmesi gereken asgari bilgiler şunlardır: ◦ Araştırmanın amacı ◦ Araştırmanın yöntemi ◦ Araştırmanın örneklem tanımı ◦ Araştırmanın örneklem yöntemi ◦ Araştırmanın saha tarihi ◦ Araştırmanın kimin için gerçekleştirildiği (sponsoru)

42


"DERS 2: Gerçeklik Algısı ve Sayılar Akın Şahin 8 Ekim 2010." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları