Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

* Yoksulluk,tarihin her döneminde,her döneminde rastlanabilen bir olgudur. * Göreceli,çok boyutlu,değişken ve çok sayıda bilim dalıyla ( sosyal politika,sosyal.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "* Yoksulluk,tarihin her döneminde,her döneminde rastlanabilen bir olgudur. * Göreceli,çok boyutlu,değişken ve çok sayıda bilim dalıyla ( sosyal politika,sosyal."— Sunum transkripti:

1

2 * Yoksulluk,tarihin her döneminde,her döneminde rastlanabilen bir olgudur. * Göreceli,çok boyutlu,değişken ve çok sayıda bilim dalıyla ( sosyal politika,sosyal hizmetler,sosyoloji.istatistik,ekonomi,güvenlik,endüstri ilişkileri,kamu yönetimi vb.) ilişkili disiplinlerarası bir kavram olan yoksulluk,sadece bireysel değil bunun yanında sosyo- ekonomik, politik yönleri de olan bir süreç olarak değerlendirilir.

3 * Yoksulluk tanımları,toplumdan topluma ve zaman içinde değişiklik göstermektedir. * Yoksulluk temelde sübjektiftir ve yoksulluk kavramı bir bütün olarak toplumun kabul edilebilir bir asgari yaşam standardını neyin oluşturduğu konusundaki tercih ve beklentileri yansıtır.Yoksulluk kavramının

4 * Yoksulluk kavramının sadece ekonomik bir anlamı ifade etmemesine karşın literatürde yoksulluk ölçütü olarak kişi başına düşen gelir miktarı kullanılmaktadır. * Dünya Bankası kişi başına günlük bir dolar kazancı ‘ uluslar arası yoksulluk sınırı ’ olarak kabul etmektedir.Bu sınıra göre belirlenen yoksulluk ‘ gelir yoksulluğu ’ olarak tanımlanırken; su,beslenme için gerekli en az kalori ve çocukların okula başlayamaması gibi temel ihtiyaçların karşılanamaması ‘temel gereksinim yoksulluğu ’, bütün gelirin besin için harcandığı ve buna karşın yeterli besin sağlanamadığı durum ise ‘ ağır yoksulluk ’ olarak tanımlanmaktadır.

5 * Küresel bağlamda değerlendirildiğinde yoksulluğun temel sebeplerinde daha çok işsizlik,paylaşımdaki sorunlar ve küresel aşırı arz sistemine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. * Şenses,yoksulluğun nedenlerine ilişkin yapmış olduğu ayrıntılı sınıflamada şu ana başlıkları belirlemiştir: Büyüme,gelir dağılımı,nüfus baskısı,işgücü piyasaları,şoklar,ayrımcılık,yerleşim yerinin özellikleri,göç,istihdamın yapısı,kamu harcamaları,ekonomik dalgalanmalar ve enflasyon,hane halkı özellikleri,siyasal katılım.

6 * Dünya Bankası’nın ‘Yoksullukla Mücadele’ isimli ve 2000 tarihli raporuna göre de dünyada yoksul sayısı hızla büyümekte ve yoksulluğu bilinmeyen bölgelerde bile yeni yoksullar ortaya çıkmaktadır.

7 * Çocuk yoksulluğu olgusu da ailenin yoksulluğuna bağlıdır.Bunun da en önemli nedeni işsizliktir.UNICEF’in yayınladığı ‘Dünya Çocuklarının Durumu 2001’ raporuna göre; dünyada milyonlarca çocuk beslenme,temiz su,temel sağlık hizmetleri,barınma,eğitim ve enformasyon imkanlarından ileri derecede yoksun durumdadır. Rapora göre; ‘ Yoksulluğun pençeleri bir aileye uzandığında,bundan en çok etkilenen,en çok zarar görenler; yaşama,gelişme ve büyüme hakları riske atılanlar,o ailenin en küçük üyeleridir.Günümüzde gelişmekte olan ülkelerde doğan her 10 çocuktan 4 ü aşırı yoksulluk içinde bir dünyaya gelmektedir.Çocuk haklarının yaygın bir biçimde ihlali de temelde yine yoksulluktan kaynaklanmaktadır. ’

8 * Dünya Bankası’nın 9 Eylül 2008 tarihli raporunda ise 3 milyar 140 milyon insanın günde iki buçuk dolardan az gelirle yaşadığı,bu nüfusun %44’ünün de günde 1,25 doların altında gelire sahip olduğu belirtilmektedir. %85’ i beş yaşın altında çocuk olmak üzere, her gün 30 binden fazla insan,açlıktan,yetersiz beslenmeden,sıradan bulaşıcı hastalıklardan, vb. sebeplerden hayatını kaybetmektedir.Çünkü sosyoekonomik düzey düşüklüğü ve fakirlik,bebeklik ve çocuklukta ölme riskini,kronik ve akut hastalığa yakalanma riskini,düşük ağırlıkla doğma riskini ve mental bozukluk riskini artırmaktadır.

9 * UNICEF, çocuk yoksulluğunun göstergesi olarak,bebek ve çocuk ölüm oranlarını,beş yaş altındaki düşük doğum ağırlıklı veya kısa boylu çocuk oranını,temiz içme suyuna ulaşan nüfus oranını,yeterli temizlik ve sağlık bakımını,tam aşılı çocuk oranını ve son olarak ilköğretime başlayan çocuk oranını kabul etmektedir.Kendi yaşam koşullarından dolayı okulda ve yaşamda başarısız olma olasılığı olan çocuklar için ‘risk altındaki çocuklar’ terimini kullanmaktadır.

10 * Bir çocuğu risk altına birçok faktör itmektedir.Yoksulluğun önemli bir risk altında olma faktörü olduğu düşünülmektedir.Yoksulluk faktörü ile bağlantısı olup bir çocuğu başarısız olma yönünden risk altına sokacak bazı faktörler; çok genç ve düşük sosyo-ekonomik düzeyli ebeveynler; işsizlik; ihmal; kötü madde kullanımı; tehlikeli komşuluklar; evsizlik; hareketlilik; yetersiz veya uygun olmayan eğitimsel deneyimlere maruz kalmalıdır.

11 * Yerleşik ve düzenli bir olmaması yoksulluğun ve onun etrafını saran sosyal faktörlerin bir belirtisidir.Yerleşik ve düzenli bir hayatı olmayan bireyler,kısa süreli ikamet sağlayan evsiz barınaklarında veya harabelerde ya da sokaklarda yaşamaktadırlar.Bu koşullar çocukların eğitimleri ve başarıları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.

12 * Yoksullukla mücadele eden ailelerde çocuklar hem daha az materyale ulaşırlar hem de çocukluk dönemi boyunca kötü bir sağlık dönemi geçirmeleri söz konusudur.Hatta bazı olumsuz ekonomik durumlar çocukların ölümüne bile neden olmaktadır.Çünkü yoksul çocuklar,bebek ölümlerinden kötü beslenmeye,okula gidememekten okul başarısızlığına,şiddete,ihmale,sömürüye ve suça kadar çocuk haklarından yoksunluğun her biçimine özellikle maruz kalmaktadırlar.

13 UNICEF tarafından Aralık 2007’de yayınlanan Çocuklar İçin İlerleme: Çocuklar İçin Bir Dünya İstatistiksel Raporu Sayı 6’daçocukların durumları şu şekilde belirtilmektedir: * Gelişmekte olan ülkelerde yaşayan çocukların yaklaşık üçte birinin boyu yaşına göre küçüktür. * Gelişmekte olan 20 ülkede,beş yaşın altındaki çocukların %5’inden fazlası aşırı kiloludur. * Kırsal bölgelerde yaşayan çocukların düşük kilolu olma olasılığı,kentlerde yaşayan çocukların iki katıdır.

14 * Bütün dünyada beş yaş altı çocuklar arasında ölüm oranı,1960’dan bu yana %60 azalmıştır.2006’da ilk kez beş yaşın altında 10 milyondan az çocuk ölmüştür. * Gelişmekte olan ülkelerde bebeklerin ölme olasılığı,sanayileşmiş ülkelerdeki,sanayileşmiş ülkelerdeki bebeklerin ölme olasılığından sekiz kat fazladır. * Sadece 13 gelişmekte olan ülkede ortaokul ve liseye gitme oranı %90 veya üzerindedir.

15 * Ülkelerin yaklaşık üçte ikisi,2005’e kadar ilköğretimde kız erkek eşitliğini gerçekleştirmiştir. Yaklaşık üçte biri orta öğretimde kız erkek eşitliğini sağlamıştır. * Bütün dünyada 5-14 yaş grubundaki çocukların altıda birinin,çocuk işçi olarak çalıştığı düşünülmektedir. * UNICEF, 5-11 yaş grubundaki çocukları,her hafta bir saat ekonomik amaçlı çalışmaları veya 28 saat evde çalışmaları halinde çocuk işçi olarak tanımlamaktadır. * Bütün dünyada %41’ini çocukların oluşturduğu düşünülen 14.2 milyon mülteci olduğu tahmin edilmektedir.

16

17 * Ülkede yoksulluğun yaygınlaşması ve 1990’lardan itibaren yaşanan yoğun göçle özellikle kentlerde görünür hale gelmesi birçok kurum ve kuruluşların yoksullukla mücadele konusunda daha aktif bir tutum benimsemesine yol açmıştır. * Gerek İstanbul’da, gerekse G.D. Anadolu bölgesindeki pek çok kentte belediyelerin girişimlerinin son dönemde artış gösterdiği görülmektedir. * Ayrıca bazı sivil toplum kuruluşları da yoksullukla mücadele konusunda çalışmalar yürütmektedir.

18 * Yapılan birçok mücadeleye rağmen oransal olarak da hızla artış gösterdiği kabul edilen yoksulluktan en çok etkilenen grubun çocuklar olduğu belirtilmektedir. * Yoksulluk çocuğun bugünkü sağlığına ve mutluluğuna, gelecekteki beklentilerine, bir sonraki kuşak olarak kendi çocuklarının geleceğine zarar vermektedir.

19 * Tüm dünyadaki toplam çocuk sayısının 2,2 milyar, gelişmekte olan ülkelerde yaşayan çocuk sayısının ise 1 milyar olduğu belirtilmektedir. * Bu sayılardan, her iki çocuktan birisinin yoksul olduğu sonucu çıkmaktadır. * Türkiye, 2005 İnsani Gelişim Endeksine göre 177 ülke arasında 94, sırada yer almaktadır. * Türkiye bu sıralamasıyla yoksulluk sınırını nispeten de olsa çözmüş olan ülkeler arasında değerlendirilebilir. * Ancak Türkiye’de gelir dağılımında ve hayat kalitesindeki uçurum giderek büyümektedir.

20 * TÜİK 2004 Yoksulluk Çalışması Verileri ülkede yoksulluğun özellikle eğitim düzeyi düşük olanlar, yevmiyeliler, ücretsiz aile işçileri, işsizler ve tarım, inşaat sektöründe çalışanlar arasında yaygın olduğunu göstermektedir. * TÜİK’in verilerine göre maddi yoksunluk çeken çocukların oranı yılları arasında %34.7 den %24.4 e gerilediği bilinmektedir. * Ancak 2010 verileri hala 4,6 milyon çocuğun maddi yoksunluk çektiğini göstermektedir.

21 * 2009 yılında gıda ve gıda dışı yoksulluk içinde olan 15 yaşından küçüklerin oranı %25.77 ile genel yoksulluk oranının 7,69 puan üzerindedir. * Başka bir deyişle, 15 yaşından küçük 4,9 milyon çocuk ulusal yoksulluk sınırı altındadır. * 15 yaşından küçükler arasında yoksulluk kentsel alanlarda %13,71 iken kırsal kesimde %50.15 gibi kaygı verici düzeye çıkmaktadır.

22 * Yoksul aileler çocukların yaşama, zihinsel ve bedensel gelişme açısından ihtiyaçlarını karşılayamamalarının yanı sıra çocukların sömürülmesine, istismarına, şiddet ve ayrımcılığa uğramasına neden olmaktadır. * TÜİK tarafından yapılan 2008 yılı yoksulluk çalışmasına göre, çocukların yoksulluk oranları Türkiye genelinde azalmaktadır. * Ancak kent ve kırsal ayrımına göre sonuçlar tekrar incelendiğinde sorun ortaya çıkmaktadır. * Kentlerde %50 azalma görülürken kırsalda aynı başarı sağlanamamıştır.

23 * TÜİK’ in 2012 verileri kişi bazında değerlendirildiğinde yine oranın azalması yönünde iç açıcı bir tablo söz konusu değildir. * Buna göre verileri kıyaslandığında kentteki yoksul çocuk sayısı 0-5 yaş aralığında 154 bin, yaş aralığında 107 in çocuğa yükselmiştir. * Aynı yıllar için 6-13 yaş aralığındaki yoksul çocuk sayısı ise kentlerde 205 bin çocuğa düştüğü görülmektedir. * 2008 verilerinde olduğu gibi 2012 verileri de yoksulluk konusunda kırsal bölgelerdeki yoksul çocuk konusunda artış söz konusudur. * Buna göre kırsal bölgelerdeki yoksul çocukların dağılımı şu şekildedir: 0-5 yaş:%31,8, 6-13 yaş: %34,1, yaş ise %33,1 dir.

24

25 * Ailenin ekonomik durumu duygusal sonuçlarından ziyade çocukların yetenek ve başarısı ile yüksek düzeyde ilişkilidir. Belirli çocuk davranışları için yoksulluğun zamanlaması da önemli gözükmektedir. Okul öncesi dönemde ve okul yıllarının başlangıcında yoksulluğu yaşayan çocuklara ve gençlere göre daha düşük düzeyde okul tamamlama oranları vardır.

26 * Yoksulluk zamanlamasının çocuk sonuçları üzerindeki etkisi üzerine daha fazla araştırma gerekse de şu ana kadar bulgular göstermektedir ki erken çocukluk döneminde yapılan müdahaleler yoksulluğun çocuklar üzerindeki etkisinin azaltılmasında en etkili yol olarak kabul edilmektedir.

27 * Müdahale edilmediği veya müdahalenin geciktiği durumlarda çocukların sokaklara yönelmesinin en önemli nedenlerinden biri olarak yoksulluk karşımıza çıkmaktadır. Sokaklara yönelen bu çocuklar yaşam kazanmak için sokakta çalışmaya mecbur.

28 * Yoksul aile evlerinin çocuklar üzerindeki etkisi aşağıdaki şekilde özetlenebilir. * Yoksulların evleri şehre uzaktır, bu uzaklık hem fiziksel hem de kültürel bir uzaklıktır. * Evler kadının mahkumiyet mekanıdır ve kadınlar bitip tükenmeyen ev işlerini yaparak evde kalanların bakımını yaparlar. * Eşya ya yok denecek kadar azdır ya da çok fazladır.

29 * Oda sayısı yetersiz, hane nüfusu kalabalıktır. * Balkon,kapı önü ve bahçe ayrıcalıklı mekanlardır. * Yoksul,evinin düşük seviyesi ile kendini özleştirir. * Yoksulların evlerinde babalar çok sigara içer ve anneler genellikle tükenmiş çoğu sinirli ve depresyondadır.

30 Yoksulluk riski altında olan çocuklar en temel haklardan mahrum bir şekilde büyütülmektedir. yoksulluk çocukların yalnızca fiziksel gelişimlerini değil,aynı zamanda zihinsel ve sosyal gelişimlerini de olumsuz yönde etkilemektedir. çocuklar çevresel olumsuzluklardan en fazla etkilenen,kendi olanakları ile pek çok hastalık beslenme yetersizliği gibi olumsuzluklarını gideremeyen, çevreden özel yardım ve ilgi bekleyen kişiler olmakta bu da toplumlarda yoksulluktan en fazla etkilenen grubun korunmasız halde bulunan çocuklar olduğunu göstermektedir. Yoksulluğun çocuklar üzerinde etkileri aşağıdaki başlıklarda ele alınmıştır.

31 * Yoksul çocuklar yoksul olmayan çocuklarla karşılaştırıldıklarında sağlık durumunun ve sonuçlarının bir takım göstergeleri bu çocukların sağlıklı bir fiziksel gelişim konusunda risk altında olduklarını göstermektedir.yoksulların evleri, çocuklar için hem sağlıksız bir fizik çevre sunmaktadır hem de bu evlerin bulunduğu mahalleler çocukların erken yaşta sağlıksız davranışlara (sigara tiryakiliği,şiddet )yönelmesine neden olmaktadır.Bu evlerde büyüyen çocuklarda,soğuk algınlığından,astıma ;menenjitten idrar yolu enfeksiyonlarına daha sık rastlanmaktadır.

32 * Yakın zamanda yayınlanan bir araştırma yoksul çocuklarda daha çok kemik kırığı görüldüğüne dikkat çekmektedir.kendi yaşıtları oyun çağını kreş ve anaokullarında erken çocukluk çağı eğitim programları görerek geçirirken, yoksul çocuklar her şeyi anneleri çoğu zaman başka evlere temizliğe gider ve kendi evine tükenmiş olarak döner.Bu nedenle yoksul evlerinde hem anne hem de baba şiddeti daha yaygındır.

33 * Yoksulluk genellikle çocukların gelişimini ve duygusal durumunu olumsuz biçimde etkilemesi hem kendilerini hem de aileleri riske sokmaktadır.yapısal değişimlerin sonucu olarak Amerika da çocukların karşılaştıkları yoksulluk endüstrisiyel dünyada en yüksek durumdadır.çocuk yoksulluğu azınlıktaki çocuklarla birlikte halen %20,5tir ve en yüksek oranı tek bayanın aile reisi olduğu aileler yaşamaktadır.

34 * Düşük doğum ağırlığı ve bebek ölümü çocuk sağlığının önemli göstergeleridir.Düşük doğum ağırlığı çocukluk ve gençlik döneminde devam edebilecek sonraki bedensel sağlığın, kavramaya dayalı öğrenmenin ve duygusal problemlerin yüksek olma olasılığı ile bağlantılıdır.ciddi fiziksel engeller öğrenme güçlükleri bebekken düşük doğum ağırlığına sahip olan çocuklarda daha yaygın olup bu çocuklar daha düşük zekaya,matematik ve okuma başarısına sahiptiriler.Düşük doğum ağırlığı ayrıca bebek ölümünün temel risk faktörüdür ki bu çocukların refah ve sağlık durumunun göstergesi olarak kabul edilir.

35 * Yoksulluğun en önemli göstergesi bebek ve çocuk ölümlerini arttırmasıdır. Bebek ölümleri, insani gelişimi ve sosyal farklılıkları yansıtan önemli bir parametre olarak kabul edilmektedir. Yoksulluğun bebek ölüm hızında dört kata varan farklılıklar yarattığı bilinmektedir. Yoksulluğun bebek ve çocuk ölümleri üzerinde etkisi yetersiz beslenme,enfeksiyon hastalıklarının yaygınlığı, temiz içme suyu ve kişisel hijyen sorunu, kalabalık aile yaşamı ve sigara içimi gibi olumsuz ev içi fiziksel ortam gibi faktörlere bağlıdır.

36

37 * Çocukların beslenme durumundaki eksiklikler de yoksullukla alakalıdır.çocuk göstergelerinde daha fazla tanımlandığı gibi beslenme durumunun bir göstergesi olan boy kısalığı yoksul olmayanlara göre yoksul olan çocuklar arasında daha yaygındır.Şimşek ve arkadaşları “yoksulluk ve çocuklarda büyüme ve gelişme “ * İsimli çalışmalarında 323 çocuk ile bir çalışma grubu oluşturmuştur.çocukların büyüme durumu Dünya Sağlık örgütü tarafından onaylanan uluslar arası standart antropometrik göstergelerle,psikososyal ve motor gelişimleri ise Ankara Gelişim Envanteri kullanılarak değerlendirilmiştir.Çocukların %11.9’unda psiko-motor gelişim geriliği,%22,2sinde boy kısalığı,%8,4yaşına göre düşük ağırlık,%2,8inde ise boyuna göre düşük ağırlık saptanmıştır.

38 * Yoksul çocuklarda gözlenen en baskın duygulardan bir tanesi korkudur. Araştırmalar göstermektedir ki devamlı korkunun örenme üzerinde olumsuz bir etkisi vardır. Yoksulluk kavramaya dayalı öğrenme üzerinde olumsuz bir etkiye neden olmaktadır ve kavramaya dayalı öğrenme zihinsel gelişim üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir.Buna ilaveten bir kimsenin fiziksel ve duygusal refahı onun düşünme ve öğrenme yeteneği ile bağlantılıdır. Yoksul çocukların hem fiziksel ve duygusal açıdan yetersiz biçimde geliştiklerini ve sıklıkla onların ev atmosferlerinin duygusal açıdan yetersiz biçimde geliştiklerini ve sıklıkla onların ev atmosferlerinin duygusal açıdan yetersiz olduğunu dikkate almak okulda ne sıklıkla sıkıntı yaşadıklarını açıklayabilmektir.

39 * Yoksul çocukların algılama fonksiyonlarında ve öğrenme kapasitelerinde düşüklük olduğu belirtilmektedir.Bu çocukların testlerde düşük skor yaptıkları ve okul başarılarını düşük olduğu gözlemlenmektedir.Hem davranış sorunları hem de sık hastalanma nedeniyle okula gidemeyen yoksul çocuklar arasında sınıfta kalma ve okul idaresi tarafından cezalandırılma oranı yüksektir

40 * Sağlık nedenleri dışında da yoksulluk çocukların eğitimlerine devam edememelerine neden olmaktadır.Bu durum kendi potansiyellerini tam olarak gerçekleştirmeyip geleceklerinde de yoksullukla karşılaşma risklerini arttıran önemli bir unsurdur.Fakat Brooks –Gunn & Duncan yaptıkları çalışmada yoksul çocuklar için gelir ile eğitim – öğretim arasında gözlenen ilişkinin ebeveyn eğitimi,aile yapısı ve komşuluk nitelikleri gibi bir takım şaşırtıcı nitelikler ile bağlantılı olduğunu ortaya koymuşlardır.Fakat çalışmalar göstermektedir ki birçok farklı değişkenin denetlenmesinden sonra yoksulluğun okul başarısı üzerindeki etkileri olasıdır.

41 * Yoksulluk ailelerin çocuklarını denetlemelerini ve onlara karşılık verme biçimlerini etkileyebilir.Özellikle yoksulluk ebeveynlerin çocukları ile etkileşim kurmasını engeller ve çocukların kendi refahların açısından yarar sağlayacak sosyalleşme yollarını ortadan kaldırır.Yoksulluğun, gelir kaybının ve işsizliğin

42 * Beş yaşında düşük doğum ağırlığı olan çocuklar üzerinde yapılan çalışmalara göre daha fazla dışa ve içe dönük davranış problemleri olduğu bulunmuştur.Yoksul çocukların evlerine gazete dergi girmez, babalar pek çok çocuklarla ilgilenmez.

43

44

45  Dünya Bankası raporlarına göre, dünya nüfusunun beşte biri uluslar arası yoksulluk sınırlarının altında yaşıyor.  Toplumda yoksulluktan etkilenen en duyarlı grup ise, çocuklar.  Yoksulluğun çocuklar üzerindeki en bilinen ve en sık görülen etkisi beslenme yetersizliğidir.

46 UNICEF'in yayınladığı "Dünya Çocuklarının Durumu 2001" raporuna göre, "Yoksulluğun pençeleri bir aileye uzandığında, bundan en çok etkilenen, en çok zarar görenler; yaşama, gelişme ve büyüme hakları riske atılanlar, o ailenin en küçük üyeleridir. Günümüzde gelişmekte olan ülkelerde doğan her 10 çocuktan dördü aşırı yoksulluk içindeki bir dünyaya gelmektedir. Çocuk haklarının yaygın bir biçimde ihlali de temelde gene yoksulluktan kaynaklanmaktadır. Bir başka deyişle yoksulluk arttıkça evde paylaşılan besinler de azalır ve yoksulluk en çok annelerle, küçük bebekleri çaresiz bırakır. UNICEF'e göre, yoksulluk çocukların hem bedenlerini hem de zihinlerini tahrip eder ve sonuçta yoksulluk daha sonraki kuşaklara geçerek bir "kısır döngü" oluşturur.

47  Her bir minik bireyin yaşam karşısında aldığı pozisyon,kendisinin ve ailesinin içinde bulunduğu her türlü makro ve mikro ölçeği içinde barındıran sosyo-ekonomik, siyasal, kültürel ve ideolojik ağı içerisinde şekillenmektedir. Bu şekillenme yarının yetişkinlerinin temelinin atıldığı noktadır.  Gelişimleri boyunca temel hak ve özgürlüklerinden yoksun olarak yaşamak zorunda kalan çocukla, bu süre zarfında eğitim ve kişisel gelişim olanaklarından yoksun kalan ve daha küçük yaşlarda yaşamın gerçeğiyle yüzleşen çocuklar, yetişkinleri gibi yaşamlarını sürdürmeye çalışırlar.

48

49  Evler kadının mahkûmiyet mekanıdır ve kadınlar bitip tükenmeyen ev işlerini yaparak evde kalanların bakımı yaparlar.  Yoksulların evleri genellikle sağlıksız çevre koşulları içinde yer alan kalitesiz binalardır. Bir başka deyişle fenni ve sıhhi olmayan evlerdir.  Evler defalarca yıkılıp, yeniden yapılır.  Eşya ya yok denecek kadar azdır ya da çok fazladır.  Oda sayısı yetersiz, hane nüfusu kalabalıktır.  Balkon, kapı önü ve bahçe ayrıcalıklı mekanlardır.  Yoksul evinin düşük seviyesi ile kendini özdeşleştirir.  Yoksulların evlerinde babalar çok sigara içer ve anneler genellikle tükenmiştir. Çoğu sinirli ve depresyondadır.  Yoksulların evleri şehre uzaktır, bu uzaklık hem fiziksel hem de kültürel bir uzaklıktır,  Kentlerin varoşları yoksulluğun cehenneme çevirdiği daracık evlerle doludur ve o evlerde doğan bebeklere bakarak toplumun çaresizliğini anlamak mümkündür.

50  Sayılabilecek daha birçok özelliği nedeniyle yoksulların evleri, çocuklar için hem sağlıksız bir fizik çevre sunmaktadır hem de bu evlerin bulunduğu mahalleler çocukların erken yaşta sağlıksız davranışlara (sigara tiryakiliği, şiddet, erken ve güvenliksiz cinsel ilişki gibi) yönelmesine neden olur.

51 Bu tür durumlara örnek olan bir çocuğun söyledikleri: Ablam ikinci sınıfa kadar okudu şuan benden başka okuyan yok, diğer kardeşlerimde bir sene okuyabildi. En büyük hayalim hukukçu olmaktır. İmkanım oldukça gerçekleştireceğim. Kardeşlerime maddi ve manevi olarak destek olmaya çalışıyorum. Param olsaydı büyük bir yeri açardım ve çalışanlarıma maaşlarını zamanında öderdim ve haksızlık yapmazdım çünkü benim iki ablamda bu konuda çok çekti. Bu örnek bir çocuğun elverişsiz bir ortamda her şeye tanık olduğunun açık bir göstergesidir. Sonuç olarak ;evsizliğin çocukları azan destek ve artan soyutlanma hissi ile baş başa bıraktığını göstermektedir.

52 Yoksulluğun toplumların geleceğiyle ile ilgili en önemli etkisi, yoksulluğun çocuklar üzerindeki olumsuz etkileridir. Çocuklar, yoksulluktan direkt olarak gıda kalitesinde düşme, konut, sağlık-bakım eğitim ve ulaşım olanaklarının eksikliği şeklinde ve dolaylı yönden ise olumsuz koşullarla daha fazla baş edecek gücü kalmayarak ekonomik durumları bozulan, düşük ve yetersiz gelirli ebeveynleri vasıtasıyla etkilenmektedirler (Fras er, 2006). Çocukların yoksulluğu, ailenin yoksulluğuna bağlıdır ve bunun da en önemli nedeni işsizliktir.

53

54 * Günümüzde, yoksulluk salt gelir yetersizliği ile açıklanabilecek bir sorun olmaktan çıkmıştır. * Yoksulluk, bireyin toplumsal kaynaklara erişememesi ve bununla birlikte topluma aktif olarak katılamaması yani bir sosyal dışlanma sorunu olarak tanımlanmaktadır.

55 Sokak çocukları, çocuk işçiliği, çocuk fuhuşu, kurum bakımı altındaki çocuklar, özürlü çocuklar, yoksulluğun çocuk hayatı üzerindeki en şiddetli sonuçlarını gözler önüne sermektedir. Çocuğu koruma politikaları, yoksulluğun sonuçları en ağır şekilde yaşanmaya başladıktan sonra söz konusu olmaktadır.

56 Yoksul çocukların gözünde bir toplum bilincinin oluşturulması ve öğrenci-öğretmen, öğrenci-öğrenci ilişkisi gibi çocuğun sahip olduğu sosyal ilişkilerin geliştirilmesi, yoksul öğrencilere ait olma ve kendi okullarına bağlılık hissi kazandırmakta faydalı olabilir.

57 Çocuk yoksulluğuna yaklaşım genel yaklaşım genel yoksulluk yaklaşımı içinde değerlendirilmelidir. Yoksulluk içinde mücadeleyi hayırseverlik meselesi olarak gören Türkiye, çocuk yoksulluğunu da sokak çocuğu, işçi çocuk, öksüz ve yetim çocuk kategorileri içinde şefkate ve korunmaya muhtaç çocuklar sorunu olarak algılamaktadır.

58 Çocukların korunması onların yetim ve özel korumaya muhtaç hale geldiklerinde kendilerine sunulan hizmetlerle sınırlı olduğunda yapılan genellikle bir hayırseverlik faaliyetinden ibaret olacaktır. Oysa çocuk yoksulluğu ile mücadele, evrensel hak temelli bir sosyal devlet yaklaşımı gerektirmektedir.

59 Bütün bu bilgiler ve değerlendirmeler sonucunda yoksulluğun çocuklar üzerindeki etkisini hafifletmek veya ortadan kaldırmak için yakın dönemde yapılabilecekler şöyle sıralanabilir;

60 * Ülkemizdeki işsizliği azaltacak ve toplumsal eşitsizlikleri düzeltecek bir sosyal program acilen başlatılmalıdır. Bu amaçla savunma harcamaları azaltılmalı ve bu kaynaklar sağlık ve eğitime kaydırılmalıdır. * Kaynakların kullanımında öncelik en dezavantajlı çocuklara verilmeli.

61 * Ülkemizdeki temel sağlık hizmeti sistemi güçlendirilmeli ve bütün doğumların eğitilmiş sağlık personeli tarafından yapılması sağlanmalıdır. Eşitlikçi, kaynakları kamu tarafından sağlanan, herkese ulaşan bir sağlık sistemi kurulmalıdır. * Başta düzenli geliri olmayan aileler olmak üzere devlet doğan bütün çocuklara koşulsuz ve karşılıksız ekonomik yardım yapmalıdır.

62 * İlköğretim okullarında kaynağı devlet tarafından sağlanan beslenme programları (okul sütü projesi, öğle yemeği gibi uygulamalar) uygulanarak yoksul çocukların beslenmelerinin düzeltilmesi sağlanmalıdır.

63 * Yoksulların yoğun olarak yaşadığı mahallelerde ücretsiz kreş ve anaokulları açılmalıdır. * Annelerin sağlık eğitimine önem verilmeli, doğum yapan bütün kadınlara emzirme eğitimi yapılmalıdır.

64 Ayrıca bazı üniversitelerin de çocuklara yönelik olarak yürüttükleri faaliyetler ile bu konu için de çözüm üretme çabasında oldukları görülmektedir. Örneğin İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Çocuk Çalışmaları Birimi (ÇOÇA) tüm çocukların toplumda eşit olarak var olabilmelerine katkı sağlamak için çocuk hakları üzerine eğitim modelleri üretmekte ve yaygınlaştırmaktadır.

65 * ÇOÇA, Türkiye’de çocuk haklarının yaşama geçmesi amacıyla 20 Kasım 2007’den beri faaliyet göstermektedir. Tüm çalışmalarını çocuk katılımını esas alarak yürüten ÇOÇA, çalışmalarının Türkiye’nin çocuk politikasının gelişmesine katkı sağlamasını hedeflemektedir. * Çocuk Çalışmaları Birimi, çocuklar için politik reformları hayata geçirmek, çocuk hakları konusunda toplumsal bilinci arttırmak ve çocuk hakları ihlallerinin daha etkili bir biçimde izlenmesi ve önlenmesi için alanda çalışan kişi ve kurumlarla işbirliği içinde savunu çalışmalarını sürdürmektedir.


"* Yoksulluk,tarihin her döneminde,her döneminde rastlanabilen bir olgudur. * Göreceli,çok boyutlu,değişken ve çok sayıda bilim dalıyla ( sosyal politika,sosyal." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları