Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

GENÇLİK, SOSYAL MEDYA VE NARSİSİZM Yrd. Doç. Dr. Vehbi BAYHAN İnönü Üniversitesi Sosyoloji Bölümü.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "GENÇLİK, SOSYAL MEDYA VE NARSİSİZM Yrd. Doç. Dr. Vehbi BAYHAN İnönü Üniversitesi Sosyoloji Bölümü."— Sunum transkripti:

1 GENÇLİK, SOSYAL MEDYA VE NARSİSİZM Yrd. Doç. Dr. Vehbi BAYHAN İnönü Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

2

3

4

5  Çağımızda toplumun internet ve bilişim araçlarıyla sürekli denetim ve kontrol altında tutulmasından mülhem, yeni yapılanan toplumu betimlemek için “Gözetim Toplumu” (Surveillance Society) kavramı kullanılmaktadır.  Gündelik hayatta, sürekli gözetlenmenin yanı sıra, bireylerin sosyal medyada kendilerini ifade ederken de hem gözetlendiğini hem de gözetleme pratiğini bizatihi yaptığı görülmektedir. Görmek ve göstermek üzerinden kurulan bu yeni ilişkilenme pratikleri ile mahrem alanın, özel olanın kamusal alana dahil olması söz konusudur.

6  Bu noktada iki şey vurgulanmalıdır.  Bir: Gözün faşizmi, bireylerin sanal uzamda gerçekleştirdikleri bu toplumsallaşma eylemliliğini gerek her an, her yerde, her olan bitenden haberdar olmak isteyen devletler, istihbarat örgütleri tarafından gerekse de reklam ve pazarlamaya, yani tükettirmeye endeksli kapitalist şirketler vd. tarafından denetim ve gözetim ağı’na, Siber Panoptikon’a evriltmiştir.  İki: Bireyler bilerek ve isteyerek girdikleri bu denli açık ilişkilenme halleriyle bir yandan denetlenmekten, gözetlenmekten haz alma anlamında teşhirciliğe, beri yandan gözetlerken dahi gözetleme / dikizleme ediminde bulunarak röntgenciliğe yönelmişlerdir

7  Bu bağlamda, sosyal paylaşım ağlarıyla birey, paradoksal olarak hem teşhirci hem de röntgenci konumuna düşmektedir (Bayhan, 2012a:181). Sosyal medyanın bu yapısı narsistik eğilimleri arttırmakta veya narsist eğilimli bireyler için yeni sanal bir platform oluşturmaktadır. Sosyal medyayı en fazla kullanan milenyum kuşağı gençleridir. Gençlerde narsisizm, sosyal medya ile daha da fazla yaygınlaşmaktadır.

8  En basit tanımıyla, bencilliğin eşanlamlısı olan narsisizm; geniş tanımlamayla, yalnızca dünyanın kendiliğin bir aynası gibi göründüğü bir zihin durumunu betimleyen bir kavramdır.  Narsisizmin diğer yaygın isimleri arasında; kibirlilik, kendini beğenmişlik, azamet, gösterişçilik ve benmerkezcilik bulunur.  Narsist kendini çok önemser, mağrurdur, kendini metheder, çok konuşur ya da kendi hayalinde bir efsanedir. Kendilerine aşırı güvenir ve kendilerine aşırı hayrandırlar.  Narsisizmin ana özelliği, benlik hakkında aşırı olumlu ve abartılı kanıdır. Yüksek seviyede narsist insanlar toplumsal statü, güzel görünüm, zekâ ve yaratıcılıkta, başkalarından daha iyi olduklarına inanırlar. Onlar özeldir, hak sahibidir ve eşsizdirler. Ayrıca başka insanlarla duygusal açıdan sıcak, ilgili ve sevgi dolu ilişkiler kurmaktan da yoksundurlar NARSİSİZM VE GENÇLİK

9  Narsistler, kendilerine fazlaca odaklanıp diğer insanların bakış açılarını anlamaya yanaşmazlar. Ayrıcalık hak ettiklerini düşünür ve diğer insanlardan üstün olduklarına inanırlar. Bunun sonucu olarak narsistler, ilişki yaşaması zor ve birlikte çalışmanın da sorun yarattığı kişilerdir. Narsistler, ayrıca sürekli endişeli görünen, düşmanca davranan, ailesi ve arkadaşlarıyla çatışıp sağlığını tehlikeye atan kişiler olarak da tanımlanabilir

10  Narsistler, başkalarını noksanları için suçlarken, kendi başarıları hakkında böbürlenebilir, fiziksel görünümlerine odaklanabilir, statü göstergesi olan maddi varlıklara değer verebilir (BMW’min anahtarını gören var mı?), abartılı el kol hareketleri kullanabilir, konuşma esnasında konuyu sürekli kendilerine getirebilir, öne geçmek için yönlendirme ve hile yapabilir, etraflarına kendilerine hayran olan insanlar toplayabilir, ilgi ve ün kazandıracak fırsatlara düşünmeden atlayabilirler.

11  Çünkü narsistler sıcak ve şefkat dolu ilişkilere değer vermezler; amaçlarına ulaşmak için, genellikle insanlara kendilerini iyi hissettirecek ve dışarıya iyi gösterecek araçlar olarak bakarak onları yönlendirip sömürmekte bir sakınca görmezler. Narsist, yaşamını, sosyal ilişkilerini kendine hayranlığını azami seviyeye çıkaracak şekilde düzenlemekle geçirir. Bu işe yaradığında narsist, bir itibar ve gurur patlaması hisseder. İşe yaramadığındaysa öfke, suçlama ve kimi zaman da hiddet kriziyle tepki verir

12  İnternetin, devasa bir narsisizm çarpanı işlevi görme potansiyeli var. Elbette, insanlar internet araçlarını iyi ya da kötü amaçlar için kullanabilirler. Ne var ki kişilerin interneti kullanma yollarının çoğunun, narsisizmi arttırmaya devam etmesinin en az beş nedeni vardır:  a) Birincisi, internet bireysel narsisizmin güçlenmesine imkân veriyor. Örneğin; kendinize ait bir web sayfasına, blog'a, YouTube kanalına ve film şirketine sahip olabiliyorsunuz. Narsistik bireyler bunları kendi şişirilmiş benlik algılarını arttırmak ve pekiştirmek için kullanmaya daha eğilimliler.

13  b) İkinci olarak, internet narsistik davranışları teşvik ediyor. Benlik ve kendini tanıtma yoğun biçimde vurgulanıyor. Örneğin; MySpace ile kullanıcı, gününün büyük bölümünü, yarattığı imajı düzeltip güzelleştirmeye harcayabiliyor. Ayrıca internette fark edilmek için de bir rekabet söz konusu ve bu rekabette "kazanmanın" tek yolu; neredeyse çıplak bedeninizi teşhir etmek, "seksi" arkadaşlara sahip olmak, bir konuda (olmasanız bile) hatırı sayılır bilgi sahibi olduğunuzu iddia etmek ya da kaba, iğrenç veya tuhaf (ya da hepsi birden) eylemler içindeki görüntülerinizi yayınlamayı içeren narsistik kendini tanıtma ile mümkün oluyor.

14  c) Üçüncü olarak, insanlar internet kullanımına bağımlı hâle geldiler. Birçok kişi "MySpace bağımlılığından" söz ediyor ya da Black Berry'de, e-postalarını kontrol etme deneyimleri için crackberry (uyuşturucu meyvesi) terimini kullanıyor. Bu bağımlılık iyi ya da kötü şöhretle bağlantılı olabiliyor, internetin ilgi arayışıyla ilgili yönlerine bağımlı hâle gelinebiliyor.

15  d) Dördüncü olarak, "normal" davranışların standartları değişiyor. Kısmen internet yüzünden, "normal" davranış artık mahrem düşünce ve anların umuma açılmasını; kışkırtıcı ve dikkat çekici giyim tarzını ve oldukça kaba söylemleri içeriyor. Böylelikle sosyal davranış normları daha narsistik bir hâle geliyor.  e) Beşincisi ve belki de en önemlisi internetin muazzam bir erişim alanı bulunuyor. Her an milyonlarca kişi size bakabiliyor ve mesajınızı görebiliyor. Bu da pirelerin veba yaymaları kadar etkin bir biçimde narsisizmi yayıyor.

16  Araştırmalar, muhtemelen gitgide daha çok sayıda gencin MySpace ve Facebook kullanarak kimliklerini oluşturmaları yüzünden, bireysel düzeyde narsisizmin, 2000 yılından itibaren hız kazandığını göstermekte. MySpace ve YouTube kullanan liseli genç nesil artık üniversiteye girmeye başladı ve narsistik özellikleri yeni bir rekora ulaşabilir. Kısacası internetin körüklediği narsisizm ortadan kaybolmuyor. Ekonomik açıdan zor dönemlerde bile, internet bağlantısı, bir ihtiyaç olarak kabul ediliyor. Çoğu genç ve çok sayıda yetişkin, internetten vazgeçmek yerine her akşam makarna yemeye ya da yeniden ailesinin yanına taşınmaya razı olur

17  “Blog”lar, YouTube ve MySpace gibi uygulamalar bir tür “bana benim alanımdan bak” mantığını güden “benim alanım nesli/ MySpace generation” oluşturuyor. Bu mantık; “sürekli eğlenmeliyim”, “sahip olduğunla böbürlen”, “tüketmek başarı demektir”, “mutluluk dediğin şey cinsellikte yatar” düşünce ve davranış tarzlarını getiriyor. İnternet üzerinden kurulan sanal ilişkiler; gerçek, samimi, karşılıklı özveri üzerine oturması gereken derin ilişkileri sığlaştırıyor, sahteleştiriyor. Bunun ağır bedeli ise çokluk içinde yalnızlık.

18  Ama internetin olumsuz etkileri bu anlatılanlarla da sınırlı kalmıyor. Narsist internet bağımlıları, sadece cilalanmış sahte kişilikler değil bir de -kendi değerlendirmelerine göre- süper kişiliklerle internet sahnesine çıkıyorlar. Yeni akım, “avatar” (yaşayan Tanrı) kişiliği. Araştırmacılar, günün büyük bir bölümünü internet başında bu sahte süper kimlikle geçiren kişilerin, normal hayatta da benzer davranışlar sergilediğine işaret ediyorlar.

19  Narsisizmi körükleyen bir diğer etki ise ekonomi alanından geliyor: Bankaların kolay kredi ve kredi kartı sistemi. “Ben her şeyin en iyisine layığım” mantığı, doğal olarak insanları, imkânlarının ötesinde harcamaya itiyor. 35 yaşının altında olanlar, kazandıklarının %16’sından daha fazlasını harcıyorlar.

20  Narsisizmin diğer semptomlarından kibir ve gösteriş bağlamında, mesela, 2006’da 3,2 milyon “botoks” iğnesi yapılmış (yüzü daha genç gösteren uygulama). Kozmetik cerrahi, kadın erkek her yaştan birçok Amerikalının tutkusu hâline gelmiş, 2007 yılında 11,7 milyon ABD vatandaşı estetik ameliyat olmuş yılları arasında Amerikalı ergenlerde göğüs büyütme ameliyatlarındaki artış %55 oranında araştırmalarına göre, her 4 ergen genç kızdan birisi, internet veya cep telefonu vasıtasıyla çıplak veya yarı çıplak fotoğraflarını arkadaşlarına gönderiyor

21  Günümüz gençliğini temsil eden Milenyum veya Y kuşağı gençliği, bilişim toplumu ve postmodern kültürün ilk kuşaklarıdır. Milenyum veya Y kuşağı gençliği, postmodern çoğul kimlik örüntülerine sahiptir.  Hem bireyci ve özgürlüğüne düşkün hem de ailesine bağlıdır. Hem küresel kültürü hem de yerel kültürü yaşamaktadır. Tüketim toplumu ve kültürünün temel aktörleridir. Kimliklerini tüketim ve marka ile ifade etmektedirler. Narsisistik ve hedonist kişilik özelliklerine sahiptirler

22  Ne olduğumuz, gerçekte ne hissettiğimiz veya ne düşündüğümüz, ne yaşadığımız ve gerçekten neye ihtiyaç duyduğumuz değil; nasıl göründüğümüz, insanların karşısına nasıl bir görüntüyle çıktığımız önem arz etmektedir. Fark edilmek, ayırt edici olmak, kendini var hissedebilmek için artık kişinin kendini gerçekleştirmesi, hakiki ilişkiler kurması, erdem sahibi olması gerekmez; mezun olduğu okul, yemek yediği ve eğlendiği mekân, kullandığı araba, giydiği “blue jean”, güzel, bakımlı, genç ve zayıf görünmesi adeta yeterli sayılmaktadır. Ancak bu koşulda, insanlar birbirine değer vermekte ve birbiriyle ilgilenmektedir. Hepimizin sistemle özdeşleşmiş, işbirliği yapan bir yanı var; sistemin ödüllendirdiği insanları beğeniyor; o niteliklere sahip insanlara özeniyor, aşık oluyoruz

23  İnternet, küreselleşme ve bilişim toplumunun ikonudur. İnternetin faydaları yadsınamaz. Ancak, internette popüler bir araç olan sosyal medya, narsisizm kültürünü körüklemektedir. Özellikle gençlerin aktif olarak kullandıkları sosyal medya, kendilerini teşhir ettikleri ve aynı zamanda başkalarını röntgenledikleri bir mecraya dönüştü. Y veya milenyum kuşağı gençleri “Ben nesli” olarak tanımlanmaktadır. İnternet ve sosyal medya bağımlılığı oranı gün geçtikçe artmaktadır.  Sosyal medyayı kullanan üniversite gençliğinin narsistik eğilimleri, İnönü Üniversitesi öğrencilerine uygulanan “Üniversite Gençliğinin Sosyolojik Profili” araştırma verilerinden derlenmiştir yılında anket uygulanan örneklem sayısı öğrencidir. Gençliğin sosyal medya kullanma alışkanlığı ile narsistik kişilik özellikleri araştırma bulguları bağlamında irdelenmektedir.

24  Amerika genelinde üniversite öğrencisinden alınan verilere göre, 1980’den 2006 yılına kadar narsist kişilik özellikleri sürekli artmaktadır yılı itibariyle, standart testlerde her dört üniversite öğrencisinden birinin narsist kişilik özellikleri taşıdığı tespit edildi. Bu kişilik özelliklerinin klinik olarak tanı konulmuş daha şiddetli formu olan Narsistik Kişilik Bozukluğu da sanıldığından çok daha yaygın. 20’li yaşlarını süren her on Amerikalıdan yaklaşık biri ve her yaş grubundaki her on altı kişiden biri narsistik kişilik bozukluğu belirtileri göstermiştir. Narsisizm epidemisi gerek narsist, gerekse o kadar benmerkezci olmayan sıradan insanları etkileyerek kültüre bir bütün olarak yayılmaktadır

25

26  Bizim çalışmamızda, Twenge ve Campbell’in araştırmalarında kullandığı, Berkeley’de California Üniversitesi bünyesinde bulunan Kişilik Değerlendirme ve Araştırma Enstitüsü’nde, 1980’lerde Robert Raskin ile Howard Terry tarafından geliştirilen 'Narcissistic Personality Inventory' (Narsisistik Kişilik Envanteri) kısa formu uygulanmıştır. Envanterde; otorite, teşhircilik, istismarcılık, kendine yetme, hak iddia etme, üstünlük ve kibirlilik düzeylerini ölçen maddeler yer almaktadır.

27  Araştırma bulgularına göre, özellikle facebook ve twitter kullanan örneklemin narsistik kişilik özellikleri, sosyal medyayı kullanmayanlara göre fazladır. Narsistik kişilik özellikleri gösteren örneklemin diğer sosyolojik özellikleri şu şekildedir: özel kolej mezunu, üst gelir grubuna mensup, boşanma, anne veya babanın vefatı veya ebeveynden birinin yurtdışında bulunduğu parçalanmış aile mensubu, interneti ve sosyal medyayı günde 9 saat ve üzeri ile günde 6 ve 8 saat kullanan, kent kökenli, sigara, alkollü içki ve uyuşturucu madde kullananlar ile çevrelerinde uyuşturucu madde kullanan arkadaşları bulunan, ailenin tutumunun ilgisiz olduğu gençler. Bu özellikler, “İnsan önce toplumu değil, kendini düşünmelidir”, “Kolay yoldan köşe dönmek iyidir”, “Hayatta en önemli şey paradır” söylemlerine katılanlarda da aynıdır.

28  Twenge ve Campbell, narsisizmi, alkol ve uyuşturucu bağımlılığını tetikleyen en önemli faktörlerden biri olarak görmektedir. Alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı gibi İnternet bağımlılığı da, psikiyatride tedavi edilen ruhsal sorun olarak ortaya çıkmıştır.  Ayrıca, popüler psikiyatride “gelişmeleri kaçırma korkusu” olarak bilinen FOMO (Fear of Missing Out), sosyal medya kullanımıyla doğrudan bağlantılıdır.

29  Facebook, Twitter ve Instagram gibi sosyal medya araçlarında bilgi çok hızlı akmaktadır. Bazı insanlar uyanır uyanmaz, sosyal medya hesabından kendisiyle ilgili yorumları incelemektedir. Sosyal medyaya aşırı ilgi duyan kişilerde bazı ruhsal problemler ortaya çıkabilmektedir. Sosyal medyaya aşırı ilgi duyan kişilerin beyni, herhangi bir uyuşturucu madde almadığı halde, sanki almış gibi haz duyar ve bazı hormonlar salgılar. Buna ‘sanal uyuşturucu’ denilmektedir. FOMO belirtileri gösteren bu kişiler, ödüllendirilme ihtiyacı hissediyor ve bazı kaygılar taşıyor. Bu kişiler, sanal ortamda yer almadığı zamanlarda kendisini kötü hissetmektedir. Bu bağlamda, sosyal medya bağımlılığı narsist kişilik özelliklerini tetiklemektedir.TwitterInstagram

30  Y veya milenyum kuşağının sosyolojik profilleri, yapılan sosyolojik araştırmalarla betimlenmektedir. Time dergisinin 20 Mayıs 2013 tarihli sayısının kapak konusu “The Me Me Me Generation” idi. Joel Stein ve Josh Sanburn tarafından yazılan makalede, milenyum kuşağının “Ben nesli” olduğunu analiz etmektedirler. Milenyum kuşağı, ABD’de nüfusun 80 milyonluk bir kesimi ile Amerikan tarihinin en büyük yaş grubunu oluşturmaktadır.

31

32  Her ülkenin milenyum kuşağı farklı olmasına rağmen, küreselleşme, sosyal medya ile Batı kültürünün ihracı bağlamında dünyanın farklı yerlerindeki gençlerin benzer özellikler gösterdiği görülmektedir. Hatta tek çocuk politikasının uygulandığı, kentleşme ve internetin yaygın kullanıldığı Çin'de bile genç kuşaklar Batı kültürü ile benzer özelliklere sahiptir. İnternet ve cep telefonları, çocuk ve gençlerin her saatte sosyalleşmelerine imkân vermektedir. Dolayısıyla, sürekli akran ve arkadaşlarıyla etkileşim içerisinde ve onların baskısını yaşamaktadır.

33  Gençler, sürekli cep telefonlarından veya sosyal medyadan gelen mesajları izleme ihtiyacındadır. Facebookta kendilerinin ne kadar takipçisi olduğu ve kendi sayfalarında paylaştıklarına ne kadar “like” (beğeni) aldıkları çerçevesinde “narsisist” kimliklerini tatmin ederler. Herkes İnstagram, Youtube, Twitter ve Facebookda microcelebrity (küçük şöhret) olmayı hedeflemektedir. İnternet bağımlılığı, sosyal medyadaki paylaşımları beğenme, cep telefonunun titreşimini, eposta ve mesajların sürekli kontrolü sendromu sonucunda gençlerde yaratıcılık ve empati düzeyleri düşmektedir.

34  Yapılan araştırmalarda, 1966’dan 1980’e kadar yaratıcılık testlerinde yükselme saptanmışken; 1998 yılından itibaren gençlerin yaratıcılık testlerinden aldıkları puanlar keskin bir şekilde düşmeye başlamıştır. Aynı durum, sanal iletişimi tercih ettikleri için yüz yüze iletişim kuramayan narsisist gençlerde empati eksikliğinin de artmasına neden olmaktadır

35  Milenyum kuşağı, kendi gettolarında narsisizm, materyalizm ve teknoloji bağımlılığı içinde yaşamaktadırlar. Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü’ne göre, 65 ve daha yaşlı kuşaklara göre şimdiki 20’li yaşlardaki genç kuşakta narsisistik kişilik bozukluğu üç kat daha yüksektir yılındaki araştırmaya göre 2009’daki araştırmada, üniversite gençleri narsisizm ölçeğinden %58 daha fazla oranda yüksek puan almışlardır. Yani, narsisistik kişilik oranı gittikçe çağımızda artmaktadır

36  Milenyum kuşağı üzerine 2007 yılında yapılan araştırmada, ortaokulda öğrenim gören kız öğrencilerin çoğu şöhret takıntılı çıkmıştır. İlerde ya bir senatör gibi ünlü bir kişinin kişisel asistanı ya da büyük bir şirketin CEO’sunun asistanı olmak istediklerini belirtmişlerdir yılında Clark Üniversitesi tarafından yapılan “Yoldaki Yetişkinler” adlı sosyolojik araştırma sonuçlarına göre, anket uygulanan milenyum kuşağı gençler geç evleniyorlar, 29 yaşına kadar aileleriyle yaşıyorlar, tembeller, narsisistler

37  Bayhan’ın 2001 yılından 2013 yılına kadar İnönü Üniversitesi’nde yürüttüğü ve on iki yıl içerisinde birikimsel olarak öğrencinin katıldığı “Üniversite Gençliğinin Sosyolojik Profili” araştırma bulgularına göre, Y veya Milenyum kuşağının özellikleri “postmodern kimlik örüntüleri” bağlamında anlamlıdır. Bu bağlamda gençler, interneti ve sosyal medyayı yoğun kullanmakta, tüketim kültürünü, marka ve modayı önemsemekte, bireyci olmaları yanında topluluk değerlerine de önem vermekte, hedonist ve narsisist değerleri yıllar içinde artmakta, ancak aynı zamanda ailelerine de önem vermektedirler

38  “Günümüzün gençliğini nasıl tanımlarsınız?” sorusuna, örneklemin %45 ‟ i “ülke sorunlarından uzak apolitik” olarak tanımlarken, %36’sı “maddiyatçı gençlik”, %5’i “çağın gerektirdiği bilgi ve donanıma sahip”, %5’i “sosyal konulara duyarlı gençlik”, %5’i “çalışkan ve hırslı bir gençlik” ve %4’ü de “maneviyatçı gençlik” olarak tanımlamıştır. Gençlerin kendilerini apolitik ve maddiyatçı betimlemeleri, küreselleşme sürecinde popüler kültürün medya vasıtasıyla bilinçaltına şırınga ettiği “tüketim kültürü” ve “carpe diem” (günü yaşa) felsefesinin bir yansımasıdır. Gençler, bir yandan günümüzün gençliğini çoğunlukla apolitik ve maddiyatçı olarak tanımlarken; diğer taraftan arkadaşlarıyla günlük ülke ve dünya sorunlarını konuşup tartıştıklarını ifade etmektedirler

39  Gençlerin günümüz gençliğini apolitik ve maddiyatçı olarak betimlemelerinin diğer bir nedeni, herkesin kendi inandığı değer ve ideolojinin birincil önemde ve işlevsel olduğunu; başka ideolojilerin ise “ötekileştirildiği” gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Aile, akran, okul, işyeri, medya vb. referans çerçevelerinden damıtılarak oluşturulan politik duruş ve hayat felsefesi, kendisini “öteki” üzerinden tanımlamaktadır. İdeolojinin ontolojik olarak mevcudiyeti, diğer ideolojilere göre söylem ve projelerindeki farklılıktır. Her politik söylem ülkeyi ve dünyayı kendisinin “kurtaracağı” kabulünü taşır. Bu narsisistik bilinç, kendisi dışındaki politikaları apolitik olarak betimleme ihtimalini içerisinde barındırır (Bayhan, 2014: 22-23).

40  Çağımızda, İnternetsiz ve sosyal medyasız bir hayat düşünülememektedir. İnternet ve sosyal medyanın narsistik kişiliği ortaya çıkartması, internet iletişiminin içeriği ile başattır. Bu bağlamda, internet ile narsistik kişilik arasındaki ilişki şu şekilde özetlenebilir:  a) İnternet; hayal dünyası ilkesinin, gerçeklik ilkesini gölgede bırakmasına izin veriyor. Olmadığınız kişi olmanızı kolaylaştırıyor ve bu alternatif kişilik genellikle daha iyi, daha havalı ya da daha çekici oluyor. SONUÇ

41  b) İnternet iletişiminin büyük bir bölümü, dikkati kişinin yüzeysel yönlerine çekerek görüntüler vermek ve kısaca kendini tanıtmak yoluyla oluyor: (özenle çekilmiş) fotoğrafınız, eğlendirici esprileriniz, tanıtım yazınız.  c) Dikkat çekme heveslisi kişiler, You Tube, bloglar, gazetelerin yorum köşeleri ve fotoğraf değerlendirme siteleri yoluyla internette çok büyük izleyici potansiyeline ulaşma imkanı buluyorlar. Tüm bunlar narsisizmi teşvik ediyor

42  d) Facebook, Twitter veya Instagram’daki paylaşımların genellikle, “en güzel” ve “en ideal” an ve durumlardan oluşması, takipçilerde sürekli “pembe bir dünya” yanılsamasına yol açabilmektedir.  e) Facebook ve Twitter’de birbirlerine ideoloji, felsefe, siyasi görüş ve hayat tarzı itibariyle benzeyenlerin, yani sosyolojik anlamda “sanal cemaat” üyelerinin paylaştıkları benzer söylemlerden “çoğunluk psikolojisi” ile kendini güçlü ve mutlu zannedenlerin, aslında reel hayatta “azınlık” olduklarını farkettiklerinde, frustrasyon, mutsuzluk ve hayal kırıklığı yaşamaktadırlar.

43  f) Çatışma alanı olarak sosyal medya. Normal ikili ilişkilerde söylenmeyecek sözlerin sanal alemde sarfedilmesi. Öteki olarak kodladığı kültürel kimliklere acımasızca saldıran ve küfredenlerin gerçek duygularını ortaya döktükleri için katarsis sağladıkları söylenebilir. Ancak, “biz” ve “öteki” sürekli inşa edilerek toplumsal barış zedelenmektedir. Sanal alemdeki çatışmanın kanıksanarak gerçek sosyal hayatta da uygulanması sorun oluşturacaktır.

44  Sosyal medyanın bu ikircikli ruh hali için uygun platform olması şizofrenik parçalanmışlıklara neden olmaktadır. Bu bağlamda, Can Kozanoğlu’nun, sosyal medya ve toplumsal şizofreni hakkındaki yorumu anlamlı olmaktadır:  "Bir insanın sekiz dakikada attığı tweetlere bakın. Birinden nasıl nefret ettiğini, onu nasıl kötülükleri beklediğini söylüyor, bombalamaktan bahsediyor. Üzerine bir Cemal Süreya şiiri, eğer muhafazakâr ise İslamcı bir şairin şiirini paylaşıyor. Birkaç dakika sonra 'süt içtim içine de bal koydum' tweeti atıyor. Sonra 'iyi geceler ben uyuyorum' diyor. Hepsi sekiz dakika içinde oluyor. Buyurun size şizofreni zemini."

45  Nicholas Carr, “Yüzeysellik: İnternet Bizi Aptal mı Yapıyor?” adlı kitabında, nörobiyoloji alanındaki çalışmalardan hareketle, internet kullanımının belleğimizi yüzeysellik temelinde yeniden biçimlendirdiğini ve değiştirdiğini belirtmektedir yılında ABD’de interneti kullanarak büyüyen “İnternet Kuşağı”ndan altı bin örneklem ile yapılan araştırma sonuçlarına göre, dijital dünya bilgileri özümseme yöntemlerini bile etkilemektedir. Gençler bir sayfayı soldan sağa ve yukarıdan aşağıya doğru okumamakta; bunun yerine ilgilerini çeken bilgiyi bulmak için satırlarda sekerek göz gezdirmektedir. Sakin, odaklanmış, dikkati dağılmayan, doğrusal akıl yerine; kısa, kesintili, çoğu zaman kesişen patlamalarla parça parça bilgi almak isteyen ve buna ihtiyacı olan yeni bir akıl türü oluşmaktadır (Carr, 2012: 22-23).

46

47  Bazı araştırmacılar “Dikkat Bozukluğu Hastalığı”nı, aktif hafızanın aşırı yüklenmesine bağlamaktadır. Deneyler aktif hafızamızın sınırlarına ulaştığımızda, gerekli bilgiyi gereksiz bilgiden, sinyali gürültüden ayırt etmenin güçleştiğini göstermektedir. Ayrıca, internet kullanmak beyni devamlı bulmaca çözer gibi yormaktadır. Ancak böylesine yoğun bir eksersiz, temel düşünce tarzımız haline geldiğinde, bu sefer derin öğrenme ve derin düşünme yeteneğimize ket vuracaktır. Bir bulmaca çözerken kitap okumayı deneyin, işte internetin oluşturduğu entelektüel ortam budur (Carr, 2012: 157).

48  İnternet, zihnimizi, duygularımızı ve benliğimizi dönüştürmektedir. Bu bağlamda, internet bağımlılığı çağımızın en önemli psikolojik ve sosyal hastalıklarından biri durumuna gelmektedir.

49  Temelinde internetin olduğu yeni bir çağ ve toplum dönemecindeyiz. Teknolojinin olumlu yanları dışında, olumsuz yanlarını da görmek ve düşünmek durumundayız. Aksi taktirde, birey kendi icat ettiği teknolojinin kölesi olur. Teknolojinin ve özellikle internet teknolojisinin yabancılaşma yaratıp, hissizleştirdiği bir vakıadır. Bu durumu en iyi ve belagatlı betimleyen ifadeleri, Eski Ahit’te (Zebur bölümünde) bulmak mümkündür (Carr, 2012: 254).

50  Oysa onların putları altın ve gümüşten yapılmış,  İnsan elinin eseridir.  Ağızları var konuşamazlar,  Gözleri var görmezler,  Kulakları var duymazlar,  Burunları var koku almazlar.  Elleri var hissetmezler,  Ayakları var yürümezler,  Boğazlarından ses çıkmaz.  Onları yapan, onlar gibi olacak,  Onlara güvenen de onlar gibi olacak!

51  Teknolojinin gücünden yararlanabilmek için ödediğimiz bedel, yabancılaşmadır. Bu bedel akıllı teknolojilerde daha yüksektir. Bu araçlar en yakın, en insanî doğal kapasitelerimizi (mantık, algılama, hafıza, duygu) güçlendirirken, diğer taraftan onları hissizleştirmektedir.  Sorun çözmeyi ve bunun gibi kognitif küçük işleri bilgisayarlarımıza «devrettikçe», beynimiz sorun çözme, daha sonra «yeni durumlara uygulanabilecek» istikrarlı bilgi yapıları (şemalar) inşa etme yeteneğimiz zayıflamaktadır.

52  1950’li yıllarda Martin Heidegger, yaklaşan teknolojik devrim dalgasının insan açısından son derece etkileyici, sihirli, göz kamaştırıcı ve akıl çelici olabileceği, günün birinde hesaplamaya dayalı düşüncenin tek düşünme yolu kabul edip uygulanacağı» öngörüsünde bulunuyordu. Heidegger, insanlığımızın özü olarak gördüğü, «tefekkür boyutlu düşünce» yeteneğimizin, bu pervasız ilerlemenin kurbanı olabileceğini düşünüyordu.  Heidegger, «teknoloji çılgınlığı, her yere nüfuz etmekle» tehdit ediyor diye yazmıştı. Günümüzde belki de artık bu her yere nüfuz etmenin son aşamasına giriyoruz. Bu çılgınlığı isteyerek ruhlarımıza buyur ediyoruz.

53

54

55

56

57

58

59

60

61


"GENÇLİK, SOSYAL MEDYA VE NARSİSİZM Yrd. Doç. Dr. Vehbi BAYHAN İnönü Üniversitesi Sosyoloji Bölümü." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları