Pre-Endüstriyel Toplumlarda Çalışma Kavramı:

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
NASIL SENDİKACILIK YAPMALIYIZ?.
Advertisements

Sorular ve Cevaplar.
Asıl İşveren - Alt İşveren (Taşeron)
Öğretim Görevlisi Süleyman DAL
Kamunun Yeniden Yapılandırılması Genel Eğitim Sekreterliği
HOŞ GELDİNİZ Tevfik BAYHAN Ramazan DOĞAN Bakanlık İş Müfettişi.
Oğuz KARADENİZ Pamukkale Üniversitesi
TÜRKİYE’DE ÇAĞCIL DEMOKRASİ, DEMOKRATİK KÜLTÜR VE OLGUNLUK
Furkan ÇELEBİ Haz/A 181. Ekonomileri aşırı istihdam durumunda olan ülkelerden veya yetişmiş insan gücü kaynakları yetersiz olan ülkelerden, işgücü talebine.
İŞLETMELERİN ÇEVRESİ VE ÇEVRE FAKTÖRLERİ
İŞ KANUNUNDA ÜÇLÜ DANIŞMA KURULU VE EKONOMİK SOSYAL KONSEY AYŞE KÜÇÜK ZİYA AK MEHMET ÜSTBAŞ
AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNDA VATANDAŞLIK VE BİREYSEL HAKLAR
Esnek Çalışma ve Kadın İşgücü
TÜRKİYE-AB KATILIM SÜRECİ VE KADIN İSTİHDAMI I
İSİG Politikası ve Güvenlik Kültürü
ERK İSG&İK – –
EKONOMİK İSTİSMAR.
KAMU İSTİHDAM POLİTİKALARI-1
SENDİKALARIN ENDÜSTRİYEL DEMOKRASİYE KATKISI VE SENDİKA İÇİ DEMOKRASİ
NÜFUS VE İŞGÜCÜ PİYASALARI
Tevfik BAYHAN Ramazan DOĞAN İş Müfettişi İş Müfettişi
İş Sözleşmesinin Sona Ermesinin Sonuçları
Sendikaların İşlevleri
Dersin Adı: Çalışma İlişkileri
İşbaşı Eğitim Programı İşverenlere Yönelik Bilgilendirme Sunumu
ULUSAL VE ULUSLARARASI KURULUŞLAR
Rabia BORAZANCI.
İŞ HUKUKUNA GİRİŞ İş Hukuku Kavramı
İŞ HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARI
MİLLETLER CEMİYETİ (CEMİYET-İ AKVAM).
Toplu pazarlık gücü.
Dünya Ekonomik Forumu Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu 2015 ÇALIŞMA HAYATINDA 100 KADINDAN 37’si ÇALIŞIYOR Bu veri ile 125 ülke arasında Türkiye.
Sendikaların ekonomik analizi
TÜRKİYE’DE DUAL İSTİHDAM YAPISI
İSTİHDAM VE İSTİHDAMLA İLGİLİ KAVRAMLAR
EKONOMİ ALANINDA YAPILAN YENİLİKLER
KIRSAL KALKINMA ve ÖRNEK PROJELER
EĞİTİMİN EKONOMİK TEMELLERİ
GENEL SAĞLIK SİGORTASI
AB Avrupa’nın siyasi ve ekonomik bütünleşmesini insan hakları ile hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde sağlamak amacındaki demokratik Avrupa ülkelerinden.
Sosyal Güvenlik Hukuku 1. Ders
2. Ders Sendika Kavramı, Kuruluş, Organlar Yönetici Güvencesi
MAKRO EKONOMİ 5. HAFTA.
SOSYAL GÜVENLİK VE SOSYAL GÜVENLİK MEVZUATI HAZIRLAYICI EĞİTİMİ
Çocuk ve Genç İşçilerle İlgili Özel Düzenlemelere Uy
Eşitlik İlkesini Uygula
İktİsadİ ve Hukukİ sİstemler ve polİtİkalar
Öğr.Gör. Seda AKIN GÜRDAL
Sendika Kavramı, Kaynaklar, Kuruluş, Organlar, Yönetici Güvencesi
1 ALT İŞVEREN İŞÇİLERİNİN KAMUDA İSTİHDAMI MART 2016.
#ÇalışmaHayatındaMilliSeferberlik
Türkiye Sağlık Reformları Tarihi
KAMU İSTİHDAM POLİTİKALARI-6
KONU BAŞLIKLARI BİLGİ EKONOMİSİ GELİŞİMİ BİLGİ EKONOMİSİ ÖZELLİKLERİ
Sendikaların İşlevleri
TEŞKİLAT VE YÖNETİMİ GELİŞTİRME
6.1. Sendikalar ve toplu sözleşme
Kamunun Yeniden Yapılandırılması Eğitim Sen Eğitim Uzmanı
REFAH DEVLETİ.
Toplu pazarlık.
İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ
SHB-221 TÜRKİYE’NİN TOPLUMSAL VE EKONOMİK YAPISI
I. Dünya Savaşına İtilaf devletleri yanında giren Çarlık Rusya’sı savaş sırasında ekonomik bunalıma girince 1917 de Bolşevik İhtilali çıkmış Çarlık.
HUKUKUN KAYNAKLARI Hukukun kaynakları, asıl kaynaklar ve yardımcı kaynaklar olarak ikiye ayrılır. Asıl kaynaklar: Yazılı ve yazısız kaynaklar Yardımcı.
Tarihsel ve ideolojik arka plan
İşbaşı Eğitim Programı İşverenlere Yönelik Bilgilendirme Sunumu
İŞLETME YÖNETİMİNİN TARİHSEL GELİŞİM SÜRECİ
NİŞANTAŞI ÜNİVERSİTESİ
İş Sözleşmesinin Sona Ermesinin Sonuçları
Sunum transkripti:

ESNEK ÇALIŞMA,ÇAĞIMIZIN ESNEKLİĞİ TAŞERONLAŞMA VE TÜRK İŞÇİ SENDİKALARI

Pre-Endüstriyel Toplumlarda Çalışma Kavramı: Çalışmanın tarihsel gelişimini insanlık tarihinden ayrı ele almak mümkün değildir. Çalışmanın kökeni ‘acı çekme’ ve ‘eziyete’ dayandırılsa da tarih boyunca yüklendiği anlam farklı olmuştur. Çalışmanın anlamı ve değeri, sosyal değişim sürecinde her toplumun ekonomik sosyal ve kültürel gelişimi tarafından belirlenmiştir. Çalışma; düşünürler arasında özellikle Antik Çağ’da köle sınıfına özgü ‘aşağılık’ bir kavram olarak değerlendirilmiştir. Çünkü çalışma bir zorunluluk gereği beden üzerinde bir denetim kurma sürecidir. İngilizce ,Almanca ,Fransızca ve İspanyolca’ da da çalışma kavramının kökeni bu tezi destekler niteliktedir.

SANAYİLEŞME İLE DEĞİŞEN ÇALIŞMA KAVRAMI Sanayi Devrimi ile başlayan bu dönemde insan ile işin arasına üçüncü bir faktör olan makine girmiştir. Büyük yerleşim yerleri bu dönemde kurulmaya başlanmış, şehir hayatına geçilmiş, işçi sınıfı doğmuştur.

Sanayi devrimi ile birlikte insanların çalışma koşullarında birtakım değişiklikler meydana gelmiştir. Bu değişiklikler de toplumda radikal dönüşümler meydana getirmiştir. Fabrika örgütleri ortaya çıkmıştır. Bu oluşum da fabrikalarda çalışan işçi sınıfının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu fabrikalarda iş bölümü, gelişmiş ve teknik bir hal almıştır. Bu işbölümünü belirleyen, makinelerin organizasyonu olmuştur. Çok uzun süreler boyunca insan hayatına egemen olan emek, zamanımıza yakın bir dönemde kendi doğal yapısından ayrılıp teknik hale gelmiştir.

Sanayi alanındaki gelişmeler toplumdaki sınıfsal oluşumları daha da belirginleştirmiş ve sömürü sisteminin yoğunlaşmasına sebep olmuştur. Bu sömürünün sermaye tarafından arttığı 18. yüzyıl ortalarında, daha iyi şartlarda yaşamak isteyen emekçiler bir araya gelmiş ve çeşitli birlik ve dayanışma komiteleri kurmuşlardır.

Sendika, çalışanların ortak hak ve çıkarlarını korumak, sorunlarını çözmek için kurulmuş ekonomik öğeler taşıyan, devlet, siyasi parti ve iktidar örgütlenmelerinden bağımsız örgütlerdir. Sendikalar günümüzde sanayi toplumlarının vazgeçilmez parçasıdır. Sendikalar aynı zamanda toplumları çalışma hayatı yönü ile şekillendiren ve geleceği etkileyen önemli güçlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir çok ülkede sendikal örgütlenme çalışan nüfusun önemli bir kısmını içinde barındırmaktadır. Özellikle sendikacılık hareketinin başladığı sanayi toplumları bu konuda önemli örgütlülük düzeyine sahiptirler. Ancak sendikacılık düzeyi salt örgütlü çalışanların sayısal değeri ile paralel bir gelişme içinde olmayabilir. Örneğin bir sendika, işyerinde işçilerin ancak yarısını örgütlese bile pazarlık gücü sayesinde tüm işçilerin ücret ve çalışma koşullarını düzenleyebilmektedir. Sendikalar ülkelere göre farklı nitelikler göstermektedir.

ÜLKELERE GÖRE SENDİKALAŞMA ORANLARI

OECD (Organization for Economic Cooperation and Development)’YE GÖRE YÜZDE 4.5 OECD de üye ülkelerdeki sendikalaşma oranını istatistikleri tutuyor. OECD’deki istatistikler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre farklı. Nedeni ise OECD’nin ülkelerde sendikalı olup toplu sözleşmeden de yararlanan işçilerin oranını alması. Çalışma Bakanlığı ise sadece o sektörde sendikalı olan işçilerin oranını veriyor. Bu yüzden OECD’de Türkiye’nin sendikalaşma oranı sadece yüzde 4.5 çıkıyor. Bu da OECD ülkeleri arasında Türkiye’yi yine sonuncu yapıyor. Ayrıca bu veri bize Türkiye’de sendikalı olan işçilerin bile yarısının toplu sözleşmeden yararlanamadığını gösteriyor. OECD’ye göre sendikalaşma oranı en yüksek olan ülke Finlandiya. Finlandiya’daki işçilerin yüzde 69’u hem sendikalı hem de toplu sözleşme güvencesine sahip. İsveç’te oran yüzde 67.7, İtalya’da yüzde 35.6, Yunanistan’da yüzde 25.4. Türkiye’ye en yakın ülke ise Güney Kore. Bu ülkede sendikalaşma oranı yüzde 9.9. Onu yüzde 10.8’lik oran ile ABD takip ediyor.

TÜRKİYE’DE SENDİKACILIK Türkiye’de sendikacılığın tarihi gelişimini yapısal özellikleri bakımından belli dönemlere göre incelemek gerekir. OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN SON DÖNEMİ İmparatorluğun son döneminde büyük sanayi olarak askeri malzeme üreten bazı fabrikalar ile devlet sermayesi ile kurulan birkaç tekstil fabrikası , bunun yanında az sayıda özel sektör işletmesi ve çoğunlukla yabancı sermayeli kuruluşlar görülmektedir. 1915 sanayi istatistiklerine göre ülkede toplam 282 işyeri bulunmaktadır. Esas itibariyle gıda, tekstil ve kırtasiye konularında faaliyet gösteren bu işletmelerin %81’i özel, %19’u ise kamu sektörüne aittir. İşletmelerin %85’i ise yabancı sermayeli işletmelerdir.

Osmanlı’nın lonca sisteminin sınai gelişme karşısında tutunamaması yeni çalışma hayatında işçileri tamamen sahipsiz bırakmıştır. Bu durum karşısında 1860 yılında Mecelle’de çalışma hayatı tıpkı Batı’daki gibi her türlü müdahaleden uzak olarak işçi ve işveren ilişkileri düzenlenmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nda sanayileşmenin gelişememesi, sendikacılığın ortaya çıkışını da geciktirmiştir. Bununla birlikte, bu dönemde bilinen ilk işçi örgütü 1871 yılında kurulan Ameleperver Cemiyeti’dir. Ancak bu cemiyetin bir işçi örgütü olmayıp, işçilere yardım amacı güden bir hayır kurumu olduğu ve sendika niteliği taşımadığı ileri sürülmektedir II. Meşrutiyetin ilanından (1908) sonra Batıdakine benzer grev hareketleri Osmanlı ülkesinde sıkça görülmeye başlanmıştır. O dönemde en az 35 grev görülmüştür. Çeşitli amaçlarla kurulmuş siyasi dernekler grevi destekleyince ,bu hareketlere karşı önlem olarak Tatil-i Eşgal Kanunu çıkarılmıştır.

CUMHURİYET DÖNEMİ Türkiye’de 19. yüzyılda başlayan sanayileşme çabaları Cumhuriyetle birlikte yeni bir ivme kazanmıştır. Cumhuriyetin ilanından bugüne kadar geçen 91 yıl içinde önemli gelişmeler kaydedilmesine rağmen sanayileşme henüz tamamlanamamıştır. Türkiye’de sanayileşmenin kamunun önderliğinde başlamış olması kaçınılmaz olarak daha başlangıçtan itibaren devlete işveren ve düzenleyici olarak hakim bir konum sağlamıştır.

1924: Toplanma ve dernek kurma hakkı ve hafta tatili kanunu 1947:5018 Sayılı Sendikalar Kanunun kabulü 1949:İşvren sendikaları kurulmaya başlanmıştır. 1951:Hafta tatili ve genel tatilde ücret kabul edilmiştir. 1952:Türk-İş kurulmuştur. 1960: Yıllık ücretli izin kanunun çıkarılması. 1961: 274 Sayılı Sendikalar Kanunu İle 275 Sayılı Grev Ve Lokavt Kanunun çıkarılması 1962:TİSK’in kuruluşu 1967:DİSK’in kuruluşu 1971: 1475 Sayılı İş Kanunun çıkarılması 1977:Hak-İş’in Kurulması 1983:2821 Sayılı Sendikalar Kanunu İle 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev Ve Lokavt Kanunun çıkarılması. 1986: Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanunu’nun çıkarılması 1999:4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun çıkarılması 2001:4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun çıkarılması 2003:4857 Sayılı İş Kanunu’nun çıkarılması 2012:6356 Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun çıkarılması 1924: Toplanma ve dernek kurma hakkı ve hafta tatili kanunu 1925:Takrir-i Sükun Kanunu 1926: Medeni Kanunun kabulü 1932: Dünya Çalışma Örgütüne üyelik (ILO) 1935: Ulusal Bayram ve Genel tatil günleri Kanunu 1936: 3008 Sayılı İş Kanunu 1938: Cemiyetler Kanunu 1946: Çalışma Bakanlığı, İşçi Sigortaları Kurumu ile İş ve İşçi Bulma Kurumu kurulmuştur.

Ülkemizde, Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde çeşitli örgütlenmeler oluşmuş fakat tam anlamıyla sendikal  bir nitelik kazanamamıştır. Bu durum 1952 yılında Türk-İş’in kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Türk-İş ile başlayan sendikal süreç, 1967 yılında DİSK’in kurulması ve 1976’de Hak-İş’in kurulması  ile devam etmiştir.

ADI KISALTMA KURULUŞ GENEL BAŞKAN ÜYE SENDİKA ÜYE SAYISI (2014) Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu TÜRK-İŞ 7 Eylül 1952 Ergün Atalay 33 770.441 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK 13 Şubat 1967 Kani Beko 20 107.858 Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu HAK-İŞ 22 Ekim 1976 Mahmut Arslan 21 203.972 Aksiyon İşçi Sendikaları Konfederasyonu AKSİYON-İŞ 21 Mayıs 2014 Vedat Öztürk 7

DEĞİŞEN ÇEVRE VE SENDİKALARA ETKİLERİ Sendikaların geleceğini tartışırken sendikalara yönelik tehditleri tespit etmek, tanımlamak gerekmektedir. Sendikaların içinde bulundukları çevresel şartların sendikal yapıları ve fonksiyonlarını nasıl etkilediği incelendiğinde ilginç sonuçlara ulaşılmaktadır. Sendikalar günümüzde üç tehdit ile karşı karşıyadır. Bunlar üyelerden, işverenlerden ve devletten kaynaklanan tehditlerdir. Bunlar; İşverenlerin esneklik talepleri, Hükümet politikaları, İşçilerin sendikaya kayıtsız kalmalarıyla açıklanmaktadır.

TÜRKİYE’DE İŞÇİLERİN SENDİKA ÜYESİ OLMAMALARININ NEDENLERİ İŞYERİNDE ÖRGÜTLÜ SENDİKA OLMAMASI İŞVEREN BASKISI İŞÇİLERİN AİDAT ÖDEMEKTEN KAÇINMASI SENDİKALARIN İDEOLOJİK BASKILARI SENDİKLARIN ÜYELERİN BEKLENTİLERİNİ KARŞILAMAMASI DİĞER ÇALIŞANLARIN ÜYE OLMAMASI İŞTEN ÇIKARILMA ENDİŞESİ SENDİKALARIN ÇALIŞANLARA GÜVEN VERMEMESİ ENFORMEL SİSTEMİN GİDEREK YAYGINLAŞMASI TAŞERONLAŞMA KÜRESELLEŞMEYLE BİRLİKTE LİTERATÜRE GİREN ESNEK ÇALIŞMA UYGULAMASININ YAYGINLAŞMASI

Esnek çalışma, değişen şartlara uyum sağlamak için tarafların üzerinde anlaştığı normlarla çalışma saatlerini, yerlerini, şartlarını değişik ihtiyaçlara göre belirleyebilme serbestisidir. Çalışma haya­tında ve Endüstri ilişkilerinde esnekliğin değişik türlerine rastlanmakta­dır. Bunları, fonksiyonel esneklik, sayısal (istihdam) esneklik, ücret es­nekliği, uzaklaştırma stratejileri ve çalışma süresi esnekliği olarak sırala­mak mümkündür.

İŞÇİLER AÇISINDAN ESNEK ÇALIŞMANIN; FAYDALARI SAKINCALARI Biyolojik Zaman Zamana Hakim Olma-Bağımsız ve Serbest Zaman Kazanma İşe Gidiş-Dönüş Zamanı İşçilerin Özel ve Aile Hayatı İşe Geç Gelme  Sosyal Faaliyetler ve Özel İşler İşin Tamamlanması Fazla Mesainin Azalması Kısa Süreli Ücretli izinlerin Kalkması Sosyal Sigortadan ve Sosyal Yardımlardan Yoksun Olma İşler Arasında Bağımlılığın Olduğu Durumlarda Planlama

KAYGI UYANDIRAN SONUÇLAR Esnekleşme sendikasızlık-örgütsüzlük demektir ,aksi yönde hiçbir ipucu tespit edilememektedir. Esneklik ile toplu sözleşme düzeni ortadan kaldırılmak istenmektedir. Sistem çalışanları sosyal güvenceden yoksun bırakacaktır. Çalışma barışı, toplumsal huzur ve istikrar gibi unsurları göz ardı etmiştir.

Esnekliğin tam uygulanması halinde işletmelerde kar patlamaları yaşanabilecektir. Çünkü işyerinde sendika ve toplu sözleşme olmayacaktır. İşletme; vergi, prim, sosyal ve yan yardımlardan kurtulabileceği gibi; fazla mesai ücreti ve ücretli tüm izinler ortadan kalkacaktır. Bunun faturası ise ,sosyal devlet ilkelerinin ortadan kaldırılması, örgütsüz kitle, düşük ücret, çalışanların dayanışması yerine çatışması, yüksek işşizlik, kayıtdışı ekonomi, toplumda yüksek güvensizlik duygusu ve bunların kaçınılmaz sonucu olarak kaos içinde olan bir toplum… Kısaca esneklik demek; ülkemiz koşullarında kuvvetli bir biçimde sendikasız, toplu sözleşmesiz bir çalışma yaşamı anlamına gelmektedir.

Çağımızın Esnekliği TAŞERONLAŞMA 1980'li yıllarla birlikte bütün dünyada taşeronlaşma, sermayenin yeni uluslararası stratejisi içerisinde önemli bir yere sahip. Bu strateji genel olarak iş ilişkilerinin, çalışma sisteminin esnekleştirilmesi,kuralsızlaştırılması ve "küçülerek büyüme" olarak da adlandırılmakta. Taşeron uygulamasının temel nedeni ucuz ve örgütsüz işçi çalıştırmaktır. Dolayısıyla taşeron sistemi güvencesizlikle eş anlamlıdır. Taşeron işçisinin ücretleri aynı işi yapan diğer işçilere göre daha düşüktür. Bunun sonucu olarak; işgücünün kolay ikame edilebileceği alanlarda daha hızlı bir taşeronlaşma yaşanmakta.

SÖZÜN ÖZÜ Sonuç olarak taşeronlaşma ve esnek çalışma biçimleri gerek özel sektör gerekse kamu sektöründe hâkim istihdam biçimi haline getirilmeye çalışılmaktadır. Sermaye açısından emek maliyetlerini aşağıya çekerek kâr oranlarını arttırma (sömürüyü arttırma), devlet açısından ise mali disiplin adı altında emeği disiplin altına alma amacı taşıyan bu uygulamalar, çalışma koşullarının bozulmasına neden olmaktadır. Taşeronlaşma sürecinin sonuçları çalışma sürelerinden, yıllık ücretli izin hakkının, kıdem tazminatı hakkının uygulanmamasından, iş kazalarının yaygınlaşmasına kadar uzanan geniş bir alanda kendini göstermektedir. Taşeronluk gibi güvencesiz ve esnek çalışma biçimlerinin ortadan kaldırılması sendikaların temel mücadele alanlarından biri olarak görülmelidir.

KÜRESELLEŞME VE ESNEK ÇALIŞMA PROF.DR.CİHANGİR AKIN YASEMİN YENLER TÜLAY İLMAZ