Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ÖRGÜT SOSYOLOJİSİN ÜÇ TEMEL TEORİSYENİNİN GÖRÜŞLERİ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ÖRGÜT SOSYOLOJİSİN ÜÇ TEMEL TEORİSYENİNİN GÖRÜŞLERİ."— Sunum transkripti:

1 ÖRGÜT SOSYOLOJİSİN ÜÇ TEMEL TEORİSYENİNİN GÖRÜŞLERİ

2 * Bu teori sıklıkla Karl Marx, Emile Durkheim ve Max Weber’in çalışmalarına atıfta bulunur. * Üç teorisyen feodalizmden kapitalizme ya da tarım toplumundan endüstri toplumuna tarihsel olarak geçiş sürecini gösterirler. * Bu geçiş onların sosyal teorilerini derinden etkilemiştir.

3 * yılları arasında Karl Marx’ın çalışması büyük bir etkiye sahiptir. * Marx ekonomik üretime yol açan insan ilişkileri anlayışının sosyal analizin anahtarı olduğuna inanır. * Çalışmasının odak noktası örgütler ve emek ya da çalışmadır.

4 * Feodalizmden kapitalizme geçiş döneminde sosyal gücün kaynağı toprak sahibinden sermaye sahibine geçer. * Endüstriyel toplumdaki üretim araçları makineler, fabrikalar ve örgütlerdir. * Üretim araçlarının sahipliği toplumdaki baskın sınıfı gösterir.

5 * Üretim araçlarının sahibi olmayanlar sermaye sahipleriyle bir istihdam ilişkisine girerek emeklerini satmalıdırlar. * Bu da çalışan sınıfı tanımlar. * Emek varlığını sürdürmek için sermayeye bağımlı olduğu için, bu ilişki emeğin boyun eğmesine izin veren asimetrik bir ilişkidir.

6 * Sermaye ve emek (sahipler ile işçiler ya da yönetim ve işgücü) arasındaki bu ilişkinin analizi örgüt teorisindeki bir kavramı ortaya çıkarır: Kontrol * Üretimin verimliliği ve karlılığı için çalışanların kontrol edilmesi gerekir. * Örgüt yapıları çalışanların fiziksel ve zihinsel emeğini kontrol etmek için tasarlanır.

7 * Kontrol vurgusu denklemde mücadele ve direnme gibi ögeleri de kapsar. * Emek sahip ve yöneticilerin kontrolüne karşı bireysel ve toplu olarak tepki gösterebilir. * Marx’ın analizi insan türünün benzersiz yapısı hakkındaki varsayımlara dayanır.

8 * Max Weber ( ) örgüt teorisi üzerindeki etkisi ağırlıklı olarak bürokratik örgüt konusundaki analizinden kaynaklanır. * Weber de geleneksel tarım toplumundan modern endüstriyel topluma geçişte rasyonelliğin yükselişiyle ilgili düşüncelere sahiptir. * Weber’in farklı toplumları tarihsel olarak analizi örgüt formları ile otorite formları üzerinde odaklanmıştır.

9 * Örgütlerde bazı insanlar kumanda eder, bazıları itaat ederler. * Weber bu otorite farklılıklarının meşruiyet kazanma yollarıyla ilgilenmiştir. * Buna göre neden bazı insanlar itaat etmeye gönüllü olurken, bazıları da kumanda etme hakkına sahip olabilir?

10 * Meşru otoritenin temelleri tarihsel süreçte değişime uğramıştır. * İlk toplumlar otoriteyi karizma ya da gelenek temeline göre kurmuştur. * Modern endüstriyel toplumu geleneksel toplumdan ayıran şey rasyonelliğin yükselişiydi. * Buna göre otorite de rasyonel-yasal otoritedir.

11 * Otorite ilişkileri belirli amaçları başarmanın zorunlu araçları olarak görüldüğü için kabul edilir. * Otoriteye dayalı emirler keyfi değildir. * Otorite pozisyonunda olanlar sosyal eylemi rasyonel olarak yönlendirme bilgi ve yeteneklerine göre davranırlar. * Rasyonel-yasal otorite tarihsel olarak ileri ve etkili bir otorite formudur.

12 * Weber rasyonel-yasal otorite temelindeki bürokrasinin verimliliği artırırken, bireysel özgürlüğü ve yaratıcılığı boğan bir hükmedici güç olduğuna inanır. * Bu durum verimlilik temelinde düzenlenmiş nesnel-objektif yapıların insanların özgürlük ve özerkliğine ilişkin öznel-subjektif arzularıyla çatışabileceğini gösterir. * Bürokratik kontrolün demir kafesine direnen insanlar örgütsel gerilimlere neden olurlar.

13 * Emile Durkheim ( ) toplumdaki düzen ve dayanışma ile ilgilenmiştir. * Geleneksel tarım toplumundaki sosyal dayanışmanın yaşam deneyimlerindeki benzerlikten kaynaklandığına inanır. * Buna mekanik dayanışma adını verir.

14 * Tarım toplumundan endüstri toplumuna geçişle birlikte, daha karmaşık bir işbölümü gelişir. * Endüstri toplumunda farklı ekonomik roller nedeniyle farklılaşma artar. * Bu durum mekanik dayanışmayı zayıflatır ve sosyal düzeni ve sosyal bütünleşmeyi tehdit eder.

15 * Farklılıklar karşıt çıkarlar üretebilir ve sosyal çatışmaya neden olabilir. * Durkheim böyle bir çevrede yeni dayanışma biçimini bağımsızlığa dayandırır. * Bağımsız işbölümü insanların ihtiyaçlarını karşılamak için birbirlerine bağımlı oldukları anlamına gelir. * Bağımsızlığın bu ağı organik dayanışmayı ortaya çıkarır.

16 * Tüm sosyal örgütlenme biçimleri sosyal bütünleşme ve dayanışmayı gerektirir. * Bu bütünleşme ve dayanışma türü normatif bir sosyal kontrol türü olarak hizmet eden, örgüt üyeleri arasındaki paylaşılan inanç ve duygulardan kaynaklanan toplu vicdana dayanır.

17 * Durkheim’in analizi ve bununla ilgili problemler örgütsel problemlere de uygulanabilir: farklılaşma ve bütünleşmenin çatışan hedeflerini dengelemedeki güçlük. * Tüm örgütler faaliyetlerini bölümlere ayırırlar. Buradaki ilke işbölümü ve uzmanlaşmadır. Bununla birlikte her meslek ve departman bütünleşme problemlerine yol açar. * Bu da örgütteki gerilimlerin bir başka kaynağını oluşturur.

18 * Geleneksel sosyal teorideki üç ana bakış açısı çeşitli sosyal olgulara uygulanmıştır. * Bunlar çatışma teorisi, etkileşimcilik ve yapısal fonksiyonalizmdir.

19 * Sosyolojide sosyal yapıları ve sosyal değişimi anlamak için kullanılan geniş bir bakış açısıdır. * Tüm toplumların gruplar ile sosyal değişim arasında süregelen çatışmayla tanımlanırlar.

20 * Bireyler ırk, etnik, sınıf, din, cinsiyet, meslek ya da bölge temelinde farklı politik çıkarlar geliştirirler. * Sosyal açıdan değerli kaynaklar, kaynakları sağlama ve dağıtma konusundaki çatışma ve rekabet yaratacak kadar kıttır. * Sosyal kurumlar kıt kaynaklara sahip olanların ve kontrol edenlerin çıkarlarına hizmet için örgütlenir. * Kaynaklara sahip olanlar ve olmayanlar arasındaki mücadele dengesizlik-istikrarsızlık-değişim yaratır.

21 * Politik sistem metaforuna destek sağlar. * Kaynaklara erişebilenler ve kontrol edenler, kaynaklardan yoksun olanlar üzerinde hakimiyet kurabilir. * Tüm örgütlerde bu tür politik çıkarlara dayalı çatışmalar kaçınılmazdır. * Örgüt teorileri bu çatışmaları anlama ve çözme yolları geliştirir.

22 * Birey düzeyindeki sosyal etkileşimi analiz eder. * Sosyal düzen sosyal etkileşim sürecinde tayin ettiğimiz yorumlara ve aktardığımız anlamlara bağlıdır. * Söz ve beden dili konusunda paylaşılan-ortak bir anlayış olmadan bildiğimiz anlamda bir sosyal yaşam yoktur. Bu iletişim biçimleri insanların bir sembolik eylemi alırken ve başkalarına aktarırken aynı şekilde anlaşılmasını gerektirir.

23 * Bir kişinin kullandığı sembolik dil ve davranış, onun varsaydığı kimliğe, çalışmakta olduğu ortama dayanacaktır. * Örneğin çalışkan ve bilgili olarak tanınmak isteyen bir öğrenci buna uygun sembolik davranışları gösterecektir. * Genel olarak öğrenci rolüyle, öğretici rolünün sembolik davranışları da birbirinden farklıdır.

24 * Her bir örgüt ve onun toplumsal fonksiyonu ile ilgili sembollere işaret eder. * Örgütler meşru bir işlemle ilgili olarak sembolleri oluşturmak ve müşterilerine- tüketicilerine iletmek için çalışmalıdır.

25 * Fonksiyonalizm ve işlevcilik Talcott Parsons’ın ( ) çalışmasıyla yakından ilgilidir. * Parsons tüm toplumların ve sosyal örgütlerin yaşamalarını sağlayacak zorunlu fonksiyonlar setini nasıl oluşturduklarını göstermek için sosyal sistem fonksiyonları modelini kullanmıştır.

26 * AGIL olarak kısaltılan dört fonksiyon vardır. * Adaptation-Uyarlanma * Goal setting-Amaç oluşturma * Integration-Bütünleştirme * Latency-Dayanıklılık, gecikme süresi

27 * Uyarlanma: sistemlerin ihtiyaç duydukları kaynaklara erişme yollarını gösterir. * Amaç oluşturma: hedeflerin oluşturulmasına ve başarılmasına işaret eder. * Bütünleştirme/Bütünleşme: toplumun üyelerinin ve faaliyetlerinin kaynaşmasını ve koordinasyonunun sağlanmasına işaret eder. * Dayanıklılık/Gecikme süresi: kültür ve değerlerin aktarılması yoluyla sistemin kendini yeniden üretmesi ve desteklemesi yolunu ifade eder.

28 * Geniş yelpazeye yayılmış örgüt teorilerini ortaya çıkarmıştır. * Uyarlanma: bir örgütün üretim için gerekli kaynaklara erişmek için çevresiyle etkileşim yoluna dikkat çeker. * Amaç oluşturma: belirlenen amaçları başarmak için rasyonel örgüt yapıları oluşturmaya dikkat çeker.

29 * Bütünleşme: örgütlerin içindeki bütünleştirme/koordinasyon mekanizmaları ve örgütler arasındaki sosyal dayanışma için gereklidir. * Gecikme süresi: uzun örgütsel ömrü sağlamak için oluşturulan kültürel süreçleri ve sosyalizasyonu kapsar.

30 * Toplumda belirli fonksiyonları yürütmekten sorumlu kurumlardır. * Ekonomik üretimle uğraşan firmalar uyarlanma fonksiyonuna hizmet ederler. * Hükümet kamu politikaları yoluyla amaç oluşturma fonksiyonunu üstlenir. * Adli yargı örgütleri kanunları gücü yoluyla bütünleşme fonksiyonunu yerine getirir. * Eğitim örgütleri toplumun üyelerini sosyalleştirir, böylece uzun dönemli kültürel istikrara katkıda bulunur.

31 * Sosyal örgütlerin görünür fonksiyonlarını ortaya koyar. * Bunlar örgütlerin resmi, açık olarak ifade edilmiş amaçlarına yönelik fonksiyonlarını ifade eder. * Ancak; Merton’a göre bunların bir de gizli fonksiyonları vardır.

32 * Eğitim kurumları toplumun üyelerini yetiştirmek ve eğitmek yanında gizli fonksiyonlara da sahiptir. * Nüfusun büyük bir bölümünü istihdam dışında tutar. * İşsizlik oranını azaltır. * İnsanları bürokratik ve hiyerarşik örgütlerde çalışmaya hazırlar. * İnsanları akademik yeterlilik temelinde sınıflandırır.


"ÖRGÜT SOSYOLOJİSİN ÜÇ TEMEL TEORİSYENİNİN GÖRÜŞLERİ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları