Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

DİNİ ÇOĞULCULUK, DİYALOG VE MİSYONERLİK 1. DİNİ ÇOĞULCULUK Dini çoğulculuk (plüralizm), farklı dinlere mensup insanların birbirlerinin haklarına saygı.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "DİNİ ÇOĞULCULUK, DİYALOG VE MİSYONERLİK 1. DİNİ ÇOĞULCULUK Dini çoğulculuk (plüralizm), farklı dinlere mensup insanların birbirlerinin haklarına saygı."— Sunum transkripti:

1 DİNİ ÇOĞULCULUK, DİYALOG VE MİSYONERLİK 1. DİNİ ÇOĞULCULUK Dini çoğulculuk (plüralizm), farklı dinlere mensup insanların birbirlerinin haklarına saygı göstererek bir arada barış içinde yaşamalarına denir. İçinde yaşadığımız dünya farklı din, kültür ve etnik kökene sahip insanların bir arada yaşamak zorunda kaldığı çok kültürlü bir dünyadır. Günümüzde iletişimin kolaylaşması, bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler nedeniyle dünyamız adeta küresel bir köy hâline dönüşmüştür. Bu nedenle farklı inanç ve kültürlere mensup insanların birlikte yaşamaları ve aynı havayı teneffüs etmeleri kaçınılmaz olmuştur. Dini çoğulculuk tüm inançlara saygı ve hoşgörü ile yaklaşmayı gerektirir. Her insan, mensubu olduğu dinin en doğru ve mükemmel din olduğuna inanır. Ancak bu tabii durum insanların farklı inanç sahiplerine hoşgörü ile bakmasına engel değildir. “Sizin dininiz size, benim dinim banadır.” (Kâfirun 6) “Allah’tan başkasına tapanlara (ve putlarına) sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah’a söverler.” (Enam 108) Dini çoğulculuk, zengin bir tarihi tecrübeye sahip olan Müslümanlar için yeni ve yabancı bir anlayış değildir. Zira İslam dini ilk zamanlardan itibaren farklı inançlara dinî hürriyet tanıyan ve onların haklarını koruyan çoğulcu bir yapıya sahip olmuştur. Hz. Peygamberin Medine’de bulunan Araplar, Yahudiler ve Hristiyanlarla birlikte imza altına aldığı Medine Antlaşması bu anlayışın ilk örneklerindendir. Tarih boyunca Yahudi, Hristiyan ve Budistler gibi farklı dinî gruplar Müslümanların hâkimiyeti altında dinlerini serbestçe yaşamışlardır. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

2 DİNİ ÇOĞULCULUK, DİYALOG VE MİSYONERLİK 2. TÜRKİYE’DEKİ DİNİ GRUPLAR Yahudiler Türkiye’de bulunan dini grupların en önemlilerindendir. Osmanlılar devrinde dini ve ekonomik hayatta önemli bir yer edinen Yahudiler, adalet ve hoşgörü ile muamele görmüşlerdir. İsrail Devleti’nin kurulmasından sonra Türkiye’deki Yahudi nüfusu yarıya yakın oranda azalmıştır. Bugün Türkiye’de yaşayan Yahudilerin sayısı yaklaşık yirmi beş bin kadardır. Bunların büyük bir çoğunluğu İstanbul ve İzmir’de, diğerleri ise Ankara, Bursa ve Edirne gibi şehirlerde yaşamaktadır. Türkiye’de yer alan Hıristiyan grupların tarihi oldukça eskidir. Zira Anadolu toprakları Hristiyanlığın gelişmesinde önemli bir merkezdir. Bunun yanı sıra ülkemizde birçok yer Hristiyanlarca kutsal sayılmaktadır. Bunların içinde Efes, İstanbul ve İznik gibi yerler sayılabilir. Türkiye’deki Hristiyan gruplar arasında Rumlar, Ermeniler, Süryaniler ve Arap Ortodoksları yer almaktadır. Türkiye’de yaşayan en kalabalık Hristiyan grup olan Ermenilerin sayısı altmış bin civarındadır. Bu nüfusun büyük bir çoğunluğu İstanbul’da ikâmet etmektedir. Ermeni Patrikliğine bağlı olan Ermeniler haricinde, ana kiliseden ayrılmış olan Katolik ve Ortodoks Ermeniler de vardır. Türkiye’de yaşayan Hristiyan dinî gruplardan biri de Süryanilerdir. Türkiye’deki Süryaniler, Suriye Şam Patrikliğine bağlıdır. Diğer bir Hristiyan grup olan Arap Ortodokslar, Antakya Patrikliğine bağlı olarak yaşamakta olup sayıca azdırlar. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

3 DİNİ ÇOĞULCULUK, DİYALOG VE MİSYONERLİK 3. DİNLER ARASI DİYALOG Dinler arası diyalog, farklı dinlere mensup insanların, inanç ve fikirlerini zorla birbirlerine kabul ettirmeden fikir alışverişinde bulunabilmesi, yaşanan sorunlar üzerinde konuşabilmesi ve iş birliği yapabilmesidir. İçinde yaşadığımız yüzyılda farklı kültür ve dinlere mensup insanlar birbirlerine daha yakınlaşmıştır. Günümüzde dinler arası ilişkiler giderek önem kazanmaktadır. Bu nedenle insanların barış ve uyum içinde yaşayabilmeleri için birbirlerinin inanç, fikir ve yaşayışlarına saygı göstermeleri gerekir. Bunun için de insanların önyargılardan arınarak birbirlerini tanımaları şarttır. Böyle bir ortamda hiç kimse inancından dolayı kınanmayacaktır. Her din mensubu kendi dinini serbestçe yaşayabilecek ve başkalarına anlatabilecektir. Böyle bir ortamın tesis edilebilmesi için ön yargılardan uzaklaşarak birlikte yaşama kültürüne ve diyalog ortamına ihtiyaç vardır. İnsanlığın huzurunu, bir arada yaşama kültürünü amaçlayan diyalog faaliyetlerinin öncelikle önyargı ve art niyetten uzak olması gerekir. Diyalog sinsi ve gizli gayelere araç kılınmamalı, samimiyet esasına dayanmalıdır. Diyalog ortamına zarar verici her türlü misyonerlik anlayışı terk edilmeli, inanç ve fikir hürriyeti çerçevesinde herkesin kendi dinini ifade edebilmesi sağlanmalıdır. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

4 DİNİ ÇOĞULCULUK, DİYALOG VE MİSYONERLİK 4. MİSYONERLİK Misyon, bir dinin propagandasını yapmakla görevli insanlar teşkilatı anlamına gelmektedir. Bu işi yapan kişiye misyoner, yapılan bu faaliyete ise misyonerlik adı verilir. Misyonerlik faaliyetlerini dünya genelinde sistemli bir şekilde ve kurumsal düzeyde yürüten din, Hristiyanlıktır. Bununla birlikte Yahova Şahitleri, Bahai, Budist ve Hindular gibi dinî gruplar da misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Bugün dünyanın büyük dinlerinden biri olan Hristiyanlığın Türkiye’ye özel bir ilgisi bulunmaktadır. Hristiyan misyonerlerine göre Türkiye, Hristiyanlığın beşiğidir. Çünkü bugünkü Hristiyanlığın kurucusu olan Pavlus, Tarsusludur. Ayrıca Pavlus’un dinini yaymak için gezdiği pek çok yer Anadolu’dadır. Bu nedenle misyonerler, Türkiye’yi Hristiyanlaştırmak için 19. yüzyıldan bu yana misyonerlik faaliyetlerini sürdürmektedirler TÜRKİYE’DE FAALİYET GÖSTEREN MİSYONER GRUPLAR HRİSTİYAN GRUPLAR Ülkemize yönelik ilk misyonerlik faaliyetleri Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Ermeniler arasında başlamıştır. Katolik ve Ortodoks Hristiyanlar, Ermenileri kendi saflarına çekebilmek için bu grup arasında misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonraki yıllarda Tevhiditedrisat Kanunu’na uymayan ve öğrencilere İncil okutan, onları ayinlere götüren birçok okul kapatılmıştır. Bununla birlikte ülkemizde Protestan grupların misyonerlik faaliyetlerini devam ettirmeye çalışmışlardır. Bunlar içinde Babtistler, Adventistler ve Mesih İnanlıları gibi Protestan gruplar misyonerlik faaliyetleri ile dikkat çekmektedirler. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

5 TÜRKİYE’DE MİSYONERLİK FAALİYETİ YÜRÜTEN HRİSTİYAN GRUPLAR 17. asırda Hollanda’da doğan Hristiyan bir gruptur. İlk Protestan misyonerliğini başlatan Baptistler, dünya genelinde misyonerlik yapmaktadırlar. Ülkemizde Hristiyanlaştırma faaliyeti yürüten bu grubun İstanbul’da da kilisesi bulunmaktadır. Baptist anlayışına göre her Baptist bir misyonerdir. Bu ilke onları misyonerlik faaliyetlerinde etkin kılmıştır. Onlara göre İsa Mesih’in yeryüzüne gelişiyle tanrısal krallık kurulacak ve tüm Hristiyanlar kurtuluşa ereceklerdir. BAPTİSTLER ADVENTİSTLER MESİH İNANLILARI 1831 yılında Amerika’da kurulan Protestan ve Mesihçi bir harekettir. Adventistler, ruhun ölümsüzlüğüne inanırlar, öldükten sonra sadece doğruların dirileceğini kabul ederler. Et yemez, kahve, çay, sigara ve içki içmezler. Bu mezhep İsa Mesih’in tekrar dünyaya geleceği inancı üzerine kurulmuştur. Diğer Hristiyanların aksine pazar değil Cumartesi gününü kutsal dinlenme günü olarak kabul ederler. Adventistlere göre Türkler, Hristiyanlığın yayılması önünde bir engeldir. Türkler, İsa Mesih’in ikinci gelişini geciktirmişlerdir. Bu nedenle bu engeli ortadan kaldırmak için çalışırlar. Türkiye’de bir kiliseleri vardır. Evanjelik Hristiyanlar olarak bilinen bu grup Türkiye’de kendisini Mesih İnanlıları veya Müjdeciler (İncilciler) olarak tanıtır. 18. yüzyılda İngiltere’de kurulan Evanjelik Hristiyanlık, Kitab-ı Mukaddes’i dinde tek otorite olarak kabul eder. Evanjelik Hristiyanlara göre herkes kutsal kitabı okuyup anlayabilir, üç şahıstan meydana gelen Tanrı tektir, İsa Mesih’e iman günahlardan arınmak için yeterlidir. Yeni Ahit’te olmayan hiçbir inanç ve uygulamayı kabul etmezler. Türkiye’de yaygın bir misyonerlik faaliyeti yürütmekte olup illerde çeşitli misyoner gruplar oluşturmaktadırlar. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

6 TÜRKİYE’DE MİSYONERLİK FAALİYETİ YÜRÜTEN GRUPLARIN METODLARI Zor durumda olan insanların bu hâllerini suistimal etmeye çalışmak. Sağlık ve eğitim hizmetlerini ücretsiz sağlamak. Özel okullar aracılığıyla eğitim vermek. Kimsesiz ve yoksullara yardım etmek. Araştırma enstitüleri kurmak. Gençleri din ve kültürlerinden uzaklaştırmak. Dil kursları açmak. Yurt dışı eğitim turları düzenlemek. Kilise evleri açmak. Bedava İncil, kitap, dergi, broşür, kaset, CD gibi iletişim malzemeleri dağıtmaktadırlar. Sesli ve görsel medya ve internet gibi yollarla Hristiyanlaştırma faaliyetleri yapmaktadırlar. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

7 MİSYONER GRUPLARININ KULLANDIĞI ARGÜMANLAR Kuran-ı Kerim’in Hz. İsa’ya büyük önem verdiği propagandası. Buna göre misyoner gruplar Kuran’da Hz. İsa’nın çok anılması, babasız olması ve yükseltilmesi gibi konuları çarpıtarak Kuran’ın da kendi mesajlarını onayladığını iddia etmektedirler. Öncelikle Hz. İsa’nın peygamber oluşuna vurgu yaparken onun tanrılığına değinmezler. Teslisi yorumlamaları. Hristiyanların üç tanrıya inanmadıklarını iddia eden misyonerler, bunun Müslümanların uydurması olduğunu belirtirler. Onlara göre Tanrı tektir; ancak üç kişiliğe sahiptir. Kuran’ın aslını koruyamadığı iddiası, Tevrat ve İncil’in de Allah’tan geldiğini ve Kuran’ın bunu onayladığını iddia ederler. Merhametli ve sevecen bir tanrı anlayışını telkin ederler. İslam’daki Allah inancını, insana uzak ve acımasız olduğu gerekçesiyle eleştirirler. Kuran’daki bazı ayetleri bağlamından kopararak Allah’ın Hristiyanlığı övdüğü gibi görüşler ileri sürmektedirler. Etnik veya dini azınlıklara, çoğunluğun onları sömürdüğü ve ezdiği şeklinde propaganda yaparak kaos ve çatışma ortamı oluşturmaya çalışmaktadırlar. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

8 DİNİ ÇOĞULCULUK, DİYALOG VE MİSYONERLİK Yahova Şahitleri isimlerini kutsal kitapta geçen “Siz şahitlerim ve seçtiğim kulumsunuz, ta ki bilip bana inanasınız ve benim o olduğumu anlayasınız.” ifadesinden alırlar. Yahova Şahitleri, 19. yüzyılda ortaya çıkan, Yahudilik ve Hristiyanlık karışımı Mesihçi ve misyoner bir harekettir. Yahova Şahitlerinin kurucusu Charles Taze Russell (Çarls Teyz Rassıl) ( )’dır YAHOVA ŞAHİTLERİ Yahova Şahitleri, sistemli ve ısrarcı misyonerlik faaliyeti yürüten bir gruptur. Misyoner okullarında yetiştirdikleri Yahova Şahitleri, günün her vaktinde ev ev, sokak sokak dolaşarak inançlarını yaymaya çalışırlar. Bu faaliyete tarla hizmeti adını verirler. Bunların kullandığı metot, genelde vaaz etmek, kitap ve broşür dağıtmaktır. Bu iş için grup üyeleri genelde vakitlerinin tamamını almayan işlerde çalışırlar ve kalan zamanlarında ise Yahova Şahitliği inancını yaymaya çalışırlar. Her bölgede çalışan gruplar düzenli olarak genel merkeze rapor sunarlar. Ülkemizde Yahova Şahitlerinin misyonerlik çalışmaları 1909’da başlamıştır. İlk zamanlar Ermeni ve Rum vatandaşlarımız arasında yayılmaya çalışan hareket daha sonra Müslüman Türkler arasında az da olsa taraftar bulmuştur. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

9 DİNİ ÇOĞULCULUK, DİYALOG VE MİSYONERLİK 5. LAİKLİĞE YÖNELİK İÇ VE DIŞ TEHDİTLER Laiklik, devlet ile din işlerinin birbirinden ayrı olması; devletin, din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleşmesi bakımından tarafsız olması demektir. Bu yönüyle laiklik, din ve vicdan özgürlüğünü koruyan bir ilkedir. Böylece her din mensubu kendi inancını yaşayabileceği gibi başkalarının da inanç ve ibadetlerine karışamaz. Herkes istediği gibi inanıp inanmama, ibadet edip etmeme hakkına sahiptir. Ülkemizde laiklik ilkesi zaman zaman iç ve dış tehditlerle karşı karşıya kalmaktadır. LLaikliği tehdit eden iç faktörlerden biri, aşırı dini yorumları benimseyerek onları başkalarına empoze etmeye çalışan gruplardır. BBununla birlikte laikliği dinsizlik olarak algılayan, din ve vicdan özgürlüğünü kısıtlamayı amaçlayan düşünceler de laikliği tehdit etmekte ve toplumsal huzuru bozmaktadır. LLaikliği tehdit eden bir diğer faktör ise ülkemizde yürütülen misyonerlik faaliyetleridir. Bu tür zararlı iç ve dış tehditlere karşı gerekli tedbirleri almak, zararlı fikir akımlarına meydanı boş bırakmamak, insanlarımızı millî ve manevi değerlerle donatmak millî ve dinî görevlerimizdendir. HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL


"DİNİ ÇOĞULCULUK, DİYALOG VE MİSYONERLİK 1. DİNİ ÇOĞULCULUK Dini çoğulculuk (plüralizm), farklı dinlere mensup insanların birbirlerinin haklarına saygı." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları