Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Görsel Kimlik Tasarımları, Polonya Afiş Tasarımı, Kavramsal Tasarım, Postmodernizm Dekonstrüktivizm Dijital Çağ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Görsel Kimlik Tasarımları, Polonya Afiş Tasarımı, Kavramsal Tasarım, Postmodernizm Dekonstrüktivizm Dijital Çağ."— Sunum transkripti:

1 Görsel Kimlik Tasarımları, Polonya Afiş Tasarımı, Kavramsal Tasarım, Postmodernizm Dekonstrüktivizm Dijital Çağ

2 Görsel Kimlik Tasarımları ve Simge Sistemleri 1950’lerden başlayarak, çeşitli firma ve kuruluşlar için görsel iletişim araçlarında kullanılmak üzere kimlik simgeleyen tasarım programları geliştirilmeye başladı. Bu sistematik tasarım programlarının ilki Almanya’da Peter Behrens’in AEG firması için hazırladığı çalışmalardır. İtalya’da Giovanni Pintori, Olivetti firması için görsel kimlik programı gerçekleştirdi. Bunların yanı sıra William Golden CBS yayın kuruluşu; James Fogleman CIBA ilaç ve kimyasal ürünler firması; Paul Rand IBM iş makineleri; Chermayeff & Geismar ajansı ise Mobil petrol ürünleri için kapsamlı ve kalıcı görsel kimlik programları hazırlamışlardır.

3 1960 sonlarından itibaren dünya fuarları ve olimpiyatlar gibi uluslar arası etkinliklerde kullanılmak amacıyla, bilgi verici ve yönlendirici görsel simgeler tasarlanmaya başlamıştır. Lance Wyman’ın Meksika Olimpiyatları; Roger Cook & Don Shanosky’nin Amerikan Taşımacılık Kuruluşu için tasarladığı simgeler bu alanda yapılmış başarılı örnekler arasındadır. (1- Roger Cook & Don Shanosky, 1974)

4 Lance Wyman, 1968 Meksika Olimpiyatları

5 Polonya Afişleri Polonya, 2.DS’ında en çok zarar gören ülkelerden birisiydi. Baskı sektörü ve grafik tasarım da savaştan nasibini almıştı. Polonyalı sanatçılar bu olumsuz koşullara rağmen özellikle afiş alanında özgün bir stil oluşturmayı başarmış, elle çizim ve boyama tekniklerine dayalı bu üslup 1950’lerden sonra uluslar arası bir beğeni ve ilgiyle karşılanmıştır. Savaştan sonra; grafik tasarımcıları, film yapımcıları, yazar ve ressamlar tarafından “Polonya Sanatçılar Birliği” kurulmuş, bu birlik ücret ve anlaşmaları belirleyici bir işlev üstlenmiştir. Polonya’da görsel sanatlar eğitimi, özellikle Varşova ve Krakov Sanat Akademileri’nde yoğunlaşmıştır. Polonya afiş sanatının savaş sonrasındaki ilk temsilcisi Tadeusz Trepkowski’dir. Henryk Tomaszewski, Jerzy Flisak, Jan Lenica ve Roman Cieslewicz Polonya afiş ekolünün diğer önemli isimleri arasında sayılabilir. Trepkowski, çalışmalarında ulusun benliğine işlemiş olan trajik anıları ve gelecek umutlarını yansıtarak görüntü ve sözleri en yalın ifadesini bulana kadar en aza indirgemiştir.1953’ta yaptığı savaş karşıtı afişte tek bir söz yer almaktaydı: “NIE! (Hayır!)”. Görüntü ise düşen bir bomba silüetinin içerisinde yer alan harap olmuş bir kent detayından ibaretti.

6 Tadeusz Trepkowski, savaş karşıtı afiş

7 Roman Cieslewicz ( ). Posters between Eğitiminin ardından Paris’e gitmiş, Elle ve Vogue dergilerinde ve 1969’da Mafia adlı ajansta sanat yönetmenliği yapmıştır. Polonya avant-garde tiyatrosuyla yakın işbirliği içinde olmuş, afişi kitlesel bir sanat biçimi olarak kabul edip, onu metafizik bir araç haline dönüştürüp, sözle ifade etmesi güç olan derin anlamlı fikirleri ifade etmek için kullanmıştır. Şok etkisi yaratan görüntüler oluşturmak üzere, kolaj ve fotomontaj tekniklerini geliştirerek şaşırtıcı sürrealist tasarımlar yaratmış ve bu teknikleri afiş tasarımından çevre grafiğine kadar çeşitli grafik ürünlerde kullanmıştır. Başvurduğu tekniklerden biri de yarım ton görüntüleri çok büyüterek, ortaya çıkan noktalı dokudan anlatımda yararlanmaktır.

8 Jan Lenica ( ). Posters between 1955 and Deneysel ve çizgi film konusunda ün yapan Lenica iletişimde kolaj tekniğini saldırgan ve tehdit edici bir anlatımla kullandı. Kontur çizgilerini ve tipografiyi dinamik bir şekilde kullanarak kendine özgü bir üslup geliştirdi. Lenica, 1960’ların ortalarında akan, stilize edilmiş kontur çizgilerinden meydana gelen bir fiş stiline yöneldi. Bu kontur çizgileri adeta topografik harita üzerindeki çizgiler gibi dalgalanarak alanı renkli kuşaklara bölerken, görüntüyü meydana getirmekteydi.

9 Franciszek Starowieyski ( ). Posters from 1965 to Polonya afiş sanatında 60’lı ve 70’li yıllarda benimsenen eğilimlerden biri ulusal karakterin daha karanlık ve kasvetli yanını vurgulayan, Sürrealizm ağırlıklı metafizik bir anlatım biçimidir. Bu yeni metafizik duyarlılığı çalışmalarına yansıtan ilk grafik tasarımcı Starowieyski, genç yaşlarında Nazizmin ve savaşın şiddetini yaşamış, insanın aşağılanmasına şahit olmuş, arkasından gelen barış döneminde ise insan onuruna yakışan bir sistemi görememişti. Klasik bir resim anlayışıyla kafatası, çıplak insan vücutları gibi unsurlarla ürkütücü görüntüler yaratarak insanın aşağılık davranışlarını protesto etmek, ikiyüzlülüğünü ve soysuzluğunu yüzüne vurmak için kara mizahı tercih etmişti.

10 Leszek Zebrowski, Saving Private Ryan, 2012 (Spielberg Filmi için)

11 Kavramsal Sanat (Fikir Sanatı) Kavramsal sanat (conceptual art) terimi, 1960'larda artık kendilerini alışılageldik sanat eseri biçiminde göstermeyen sanat eserleri için kullanılmaya başlanmıştır. Fikir sanatı olarak da geçer. Kavramsal sanatçılar, bir resim veya heykel yapmak üzere yola koyulup bu amaca yönelik fikirler üretmek yerine geleneksel gereçlerin ve biçimlerin ötesinde düşünüp fikirlerini uygun malzemeler ile ifade etme amacı güderler. Klasik anlamda resim veya heykel tarzı nesneler, ticari mal olmaya elverişli olduklarından sanatsal yaratı ve beğeninin dışında tutulur. Kavram sanatı, Joseph Kosuth ve Art &Language grubu tarafından farklı anlamlarda kullanılmış, 1970'lerden itibaren ise 'kavramsal' kullanımı yaygınlaşmıştır. Kavramsal sanatta öncelik kavramda olduğundan ve metin (anlatı) ile de yakından bağlantılı olduğundan, bu sanat üretim şekli kendini her biçim ve malzemede gösterebilir. 1960'lardan itibaren özellikle performans sanatı, arazi sanatı, Arte Povera eğilimleri yaygınlaşmıştır. Bazı kavramsal sanat eserleri atık, buluntu nesneler, karalamalar, yazılı ifadeler veya kılavuzlardan oluştuğu gibi fotoğraf, film ve video da kullanılan gereçler arasındadır. Temel olarak 1960 ve 1970'lere ait bir akım olmasına rağmen hala etkisi büyüktür. Kavramsal Sanat, sanat yapıtında malzeme ya da biçimsel özelliklerle değil, yapıtın aktardığı anlam ve kavramla ilişkilidir. Kavramsal Sanat yapıtı, gündelik yaşamdan alınmış hazır-nesne, fotoğraf, harita, şema ve yazılı belge gibi çok çeşitli biçimlerde olabilir. Kavramsal sanatçıların başlıca kaynağı, sanat yapıtının “eşsizliğini” ortadan kaldıran hazır-nesneler, var olan durumu farklı bir bağlama taşıyarak sorgulatan müdahaleler, bir durumu, eylemi, kavramı gösteren yazılı ya da görsel belgeler ya da dilbilimsel çözümlemelerdir.

12 Joseph Kosuth, One and three chairs, 1965

13 Amerika’da Kavramsal Görüntülerin Gelişmesi (Grafik Tasarımda 50’li, 60’lı ve 70’li yıllar) 1950’lerde fotoğraf malzemeleri ve işlemlerinde sağlanan ilerlemeler, gerçeğe çok yakın bir görüntü elde edilmesini sağlayarak, fotoğrafın etkinlik alanını genişletti. Fotoğraf, hızla illüstrasyonun geleneksel pazarını ele geçirmeye başladı. Ancak fotoğrafın illüstrasyonun geleneksel işlevini elinden alması – nesneyi veya durumu tanımlayan, tasvir eden görüntülerin yaratılması- bu konuda yeni buluşların doğmasına neden oldu. Bir grup New Yorklu genç grafik tasarımcısı, illüstrasyon konusunda ilk olarak daha kavramsal bir anlatım geliştirdi. 1950’ler Amerikan illüstrasyonunun altın çağı idi. Bu dönemde iletişim endüstrisinde “heavy illustration” adı verilen gerçekçi ve ayrıntılı resimlemeler yaygındı. 50’lerden sonra bazı New Yorklu tasarımcılar illüstrasyona daha kavramsal bir açıdan yaklaşmayı denediler. Bu sanatçıların en önemlileri, Milton Glaser, Seymour Chwast, Reynolds Ruffins ve Edward Sorel’dir. Özellikle 1967’de yaptığı Bob Dylan afişi (1967) ile tanınan Milton Glaser, günümüzde grafik tasarım, illüstrasyon, dekorasyon ve yazı tasarım dallarında da kendini kanıtlayan çok yönlü bir tasarımcıdır. Glaser ve Seymour Chwast önderliğinde kurulan Push Pin stüdyosu, birçok genç tasarımcıyı bünyesinde toplamış ve giderek Push Pin Style adı verilen ortak bir tasarım dilinin doğuşuna ortam hazırlamıştır.

14 The Push Pin Graphic ve Almanac yeni fikirlerin sergilendiği birer araç oldular. Rönesans resmi, Viktorya dönemi linol baskıları, Amerikan halk sanatı, Jugendstil ve Dada’dan çizgi romanlara kadar görsel sanatlar tarihini, biçim, görüntü ve görsel fikirler konusunda bir başvuru arşivi gibi kullanan The Push Pin sanatçıları bu malzemeleri yorumlayarak ve bir çok esin kaynağını bir araya getirerek çalışmalarına uyarladılar. Bu kaynaklar, yeni ve umulmadık biçimlere dönüştürülerek yeniden yaratıldı. Yeni grafik teknikler ve motifler araştırarak, kendini belli zaman aralıklarıyla “yaratıcı bir güç olarak yeniden keşfetmesi” Milton Glaser’in kişisel dehasının en belirgin özelliğidir. İllüstrasyonlarında, Art Nouveau’nun arabeskini, Art Deco’nun çizgilerini, Japon baskısının yüzeysel renklerini, Matisse’in kesilerek şekil verilmiş biçimlerini ve hatta çağdaş Pop Art’ın dinamiklerini çağrıştıran özellikler mevcuttur.

15

16

17 Seymour Chwast, Push Pin Graphic, 74. Sayının kapağı; Vietnam Savaşı’na karşı gerçekleştirilen bir afiş, 1968

18 Seymour Chwast’ın tarzı Glaser’den daha kişiseldir. Kontur çizgileriyle oluşturduğu desenlerini folyoyla (yapışan renkli filmlerle) renklendirerek çocukların sanatı, primitive (ilkel) sanatı ve çizgi romanların üslubunu çağrıştıran hayal gücü yüklü yeni bir dünya yaratmıştır. Chawast’ın renk kullanımı lekeseldir. Glaser’da görülen derinlik duygusunun aksine, Chwast’ın çalışmalarına tamamıyla bir yüzeysellik hakimdir. Çalışmalarındaki saf ve masum anlayış, Viktorya dönemi harf karakterlerine duyduğu özlem, figüratif ve alfabetik enformasyonu bütünleştirme konusunda gösterdiği yetenek, Chwast’ın üstün nitelikli sürpriz çözümlere ulaşmasını sağlamıştır. Chwast’ın ürettiği fontlar, Loose Caboose NF, Weedy Beasties NF, Fofucha, Chwast Buffalo

19 Chwast, Push Pin Graphic’ten bir illüstrasyon, 1967; Push Pin Studio poster, 1970

20 Dekonstrüktivizm (Yapısökümcülük) Dekonstrüktivizm ya da yapısal analiz, 1980'lerin sonlarında ortaya çıkan postmodern mimari akımı. Yapıyı oluşturan mimari unsurların bütünlüğünün parçalanması, yüzeylerle yapılan oyunlar, dış cephe gibi mimari unsurların dikaçılı olmayan köşelerle yamultulması ve kaydırılması gibi yöntemlere dayanır. Dekonstrüktivist tarza sahip binalar bakanlara belirsizlik ve kargaşa hissi verir. Dekonstrüktivist mimarlar başlangıçta Fransız filozof Jacques Derrida'nın fikirlerinden etkilendiler. Her ne kadar Peter Eisenman ile Jacques Derrida birbirlerine oldukça yakın olsalar da Eisenman'ın mimariye yaklaşımı, tanışmalarından ve dekonstrüktivist olmasından çok önce gelişti. Peter Eisenman'a göre dekonstrüktivizm, radikal şekilciliğe ilgisinin bir uzantısı olarak ele alınmalıdır. Dekonstrüktivizmin bazı uygulayıcıları, konstrüktivizmin geometrik dengesizlikleri ve biçimsel deneylerinden de etkilenmişlerdir. Dekonstrüktivizm akımında modernizm-postmodernizm karşılıklı etkileşimi; dışavurumculuk, kübizm, minimalizm ve çağdaş sanat gibi diğer 20. yüzyıl hareketlerine de referans olmuştur. Dekonstrüktivizmin uygulamacılarının "biçim işlevi takip eder", "biçimin saflığı" ve "malzemelere dürüstlük" gibi prensipleri daraltıcı modernizm "kuralları" olarak görür ve mimariyi bu kavramlardan uzaklaşmayı amaçlar.

21 Frank Gehry'nin tasarladığı ve Nervion Nehri'nde yer alan Guggenheim Müzesi, Bilbao, İspanya

22 Krzywy Domek, Szotynscy & Zaleski, Sopot Polonya, Alışveriş Merkezi, 2004

23 Turning Torso, Sadece iskan amaçlı gökdelen, Mimar Santiago Calatrava, İsveç, Malmö, 2005

24 Postmodern Tasarım (içeriğin düşüşü) En hızlı değişen ve en kısa ömürlü tasarım disiplini olan grafik tasarım, Uluslar arası Tipografik Stil etkisinden çabuk sıyrıldı. Bazı bağımsız tasarımcılar, kişiliksiz ve tekdüze olarak nitelendirdikleri bu stilden uzaklaşarak, çalışmalarında sezgi ve oyuna daha fazla yer vermeye başladılar. Rosemarie Tissi ve Siegfried Odermatt, Uluslar arası Tipografik Stil’in soğuk nesnelliğine bir tepki olarak, özellikle basın ilanı tasarımlarında başlık, metin ve imgeleri rastlantıya dayalı bir üslup içinde kullandılar. Steff Geissbühler’in tipografik tasarımlarında mesaj, kompozisyonlarda görsel bir dinamizm oluşturmak uğruna ikinci plana atıldı. Postmodernist olarak anılan bu tür yaklaşımların tipografi alanındaki en önemli ismi, yine İsviçreli bir tasarımcı olan Wolfgang Weingart’tır. Weingart tipografideki düzen ve anlaşılırlık ilkelerini sorgulayarak, çalışmalarında görsel efektlerle dolu, sezgiye dayalı, neşeli bir üslup oluşturmuştur. Aynı sözcük içine farklı karakterleri yerleştiren ve geniş espas anlayışını yeniden uygulamaya sokan Weingart’ın tipografik buluşlarında mizahi ve dışavurumcu bir anlatım egemendir.

25 İMGE OLARAK TASARIM: POSTMODERN TASARIMIN ÖZELLİKLERİ Kökleri 1970’lere dayanmasına rağmen bu yeni ruh 1980’lerde güçlenerek tasarıma egemen olmuştur. Anlatım biçimi bazen son derece kişisel olurken, mesaj genellikle görsel anlatımın katmanları arasına yerleştirilmiş, bu durum da konuyu ayrıca açıklayan bağlamsal yorum ve ek düşünceleri gerekli (kolaj tekniğinde olduğu gibi) kılmıştır. İfade biçimi bazen kışkırtıcı ve küstah bir biçim aldığı gibi bazen de son derece ince ve duyarlı olabilen 1980’lerin bu yeni yaklaşımı, duygu ve hayal gücünü yüreklendiren, şok etkisi yaratmayı amaçlayan bireysel bir tutumla kısaca bir önceki 10 yılın sistem ve mantığının veremediği ne varsa, onlara kapılarını açmıştır. Bu dönemin tasarım nitelikleri hakkında bir fikir sahibi olmak için İtalyan Fütüristleri, Dada, Rus Konstrüktivistleri, El Lissitzky, Bauhaus’dan Bayer, Moholy-Nagy ve Piet Zwart gibi eski sanatçıların çalışmalarına bakmak yeterlidir. Ancak farklı düzenlemeler oluşturmak üzere bu sanatçıların ilkelerinden çok ürünlerine bir malzeme olarak başvurulmuştur. Geçmişteki “less is more” ilkesinin aksine, tasarım alanı elemanlarla doldurulmuş, büyük oranda fotoğraf ve fotomontaj unsurlarına ve popüler kültürün görüntülerine yer verilmesi ve bilgisayardan fotokopiye kadar bir dizi hızlı medyanın tasarım malzemesi haline gelmesi, illüstrasyon anlayışının hakim olduğu eski dönemin el becerisine dayanan anlayışını geride bırakmıştır.

26 Tasarımcı işlevin dikte ettiği sınırları yıkarak, adeta güzel sanatların özgür yaratıcı ortamına duyduğu özlemi dışa vurmuş, kompozisyonda oyunlar yaparak, denenmiş ilkeleri aşma cesareti göstererek, kontrol edilemeden yapılmış gibi gözüken, tesadüfi olanın güzelliğini yeniden keşfetmiştir. İfade arayışı içerisinde gerçekten özgür olmak için, işlevsel unsurlar soyut anlatım elemanları olarak ele alınmış, okunaklılık göz ardı edilerek, alışılmamış güzellikteki çekici çözümlemeler adına çoğu zaman da bilgi aktarma işlevinden feragat edilmiştir. En belirgin değişikliklerden biri tipografi konusunda gerçekleşmiştir. Bunlar, harf ağırlıklarını –bazen tek bir sözcüğün içerisinde- kontrastlık uyandıracak şekilde farklı kullanmak; önce bir grid (kanava) oluşturup sonra onu bozmak; Zwart’ın yarım asır önce yaptığı gibi alanın bütününü bir gerilim ortamı olarak ele almaktadır. Bazen de yazıyla birlikte yer alan çizgi ve şeritler diyagonal bir doğrultuda yerleştirilerek Dada fotomontaj teknikleri kullanılmıştır. 1920’lerin Yeni Tipografi hareketinin işlevsel elemanları dekoratif birer eleman olurken sezgisel yaklaşım ve çeşitli oyunlar yapmak tasarım sürecine yeniden girmiştir.

27 ULUSLARARASI TİPOGRAFİK STİLE AYKIRI TASARIMLAR Rosemarie Tissi’nin 1964’te basımcı E. Lutz ve ortakları için yaptığı basın ilanında Uluslararası Tipografik Stil’den ilk kopmayı görebiliriz. Bu örnekte işverenin matbaasında basılmış çeşitli dizgiler –başlık, metin, yarım-ton ve kontrast filmler- temel semboller olarak illüstre edilmişti. Bu görüntüler bir İsviçreli tasarımcıdan beklenildiği gibi “askeri” bir düzende kompoze edilmek yerine, sanki sezgisel bir yaklaşımla tesadüfi olarak kümelenmişti. Elemanların yer aldığı düşünülen karelerin köşelerini belirten çizgiler, izleyicinin hayalinde bütüne tamamlanmaktaydı.

28 Siegfried Odermatt’ın “Union Safe Company” için tasarladığı, logotype ise İsviçre tasarım anlayışına tamamen ters düşen, tasarım özellikleri göstermekteydi. Kuruluşun sağlamlığını ve güvenilirliğini anlatmak ve bir birlik imajı uyandırmak üzere, ağır karakterli harflerden seçilen “Union” sözcüğü okunaklılığından biraz kaybediyor olmasına rağmen hiç espas (aralık) bırakmadan adeta üst üste bindirilmişti. Bankacılık konferansları esnasında, prestij olarak tam sayfa yayınlanacak olan “Union”un basın ilanında (1969), Odermatt logotaype’ı kıvrılmış bir zemin üzerindeymişçesine yerleştirerek, gazete sayfasında plastik bir dinamizm yaratmak istemişti. Odermatt ve Tissi’nin çalışmalarında (1982, Hollanda’dan Tasarım adlı sergi afişi) tasarım problemine mantıklı ve etkili çözümler bulmak üzere (Tissi, Foto- dizgiye geçen bir ofset basımevi için portfolio kapağı tasarımı) daima güçlü bir grafik anlatım biçimlerle oynarcasına bir yerleştirme ve kompozisyon alanın beklenmedik biçimlerde düzenlenmesi göze çarpan başlıca özelliklerdir.

29 Karmaşık biçimlere büyük ilgi duyan başka bir İsviçreli tasarımcı da Steff Geisbühler’di. Geisbühler, 1960 ortalarında “Geigy” ilaç kurluşu için hazırladığı bir broşürde Geigy’nin çok yönlülüğünü ve karmaşıklığını vurgulamak üzere, tipografik kümelerden sonsuz bir tünel perspektifi yaratmıştır. Philadelphia’ya yerleştikten sonra bir zaman sonra serbest çalışan Geisbühler, daha sonra “Chermayeff ve Geismar” a ortak olmuştur. Geisbühler, biçim karmaşıklığını hiçbir zaman bir amaç olarak almamış, çözümleyeceği tasarım sorununun temeline inerek, çok sayıda dinamik ögenin bir araya geldiği bir bütün oluşturmuştur. (Geisbühler, Geigy kuruluşu için broşür kapağı tasarımı, 1965)

30 Wolfgang Weingart, yeni tasarım yaklaşımını geliştiren başlıca isimlerden biridir. 1964’de 3 yıl tipografi okumuş, ardından Basel Uygulamalı Sanatlar Okulu’nda Emil Ruder’den eğitim almış, Ruder ölünce de onun yerine tipografi dersini vermeye başlamıştır. Weingart önceleri Ruder, Hoffman, ve Müller-Brockmann’ın etkisinde kalmış, sonrasında mevcut tipografi tasarımını sorgulamaya ve geliştirmeye karar verir. Bir düzenleme ilkesi olarak dik açıyı reddeden Weingart, görsel eleman bolluğu içerisinde, keyifli ve sezgisel bir tasarım yaklaşımı yaratarak, İsviçre tasarımının ideoloji ve kurallarını yıkıp, geniş teknik bilgisini denenmemiş olanı yakalamak üzere kullanmaya başladı. (Aylık Tipografi Dergisi kapak tasarımı, 1976)

31 Weingart’ın tipografik yaklaşımı kısa sürede geniş kabul gördü ortalarında offset baskı ve film sistemleriyle ilgilenmeye başlayıp tasarım sürecine kolajı dahil etti. Karmaşık görsel enformasyonları üst üste yerleştirip tipografiyi resimsel imajla umulmadık tarzda bir araya getirdi. Weingart’ın tasarım süreci çok sayıda pozitif film ve maskelemelerin üst üste konarak düzenlenip yeniden fotoğrafının çekilip tek bir negatif olarak matbaaya verilmesinden meydana gelir. Weingart, grafik tasarımda Gutenberg yaklaşımını savunmaktaydı. “Tasarımcı tıpkı eski matbaacılar gibi, tasarımının gerçekleşmesini garantilemek için tasarım sürecinin (konsept dizgi, prova baskı ve basın dahil olmak üzere) her evresinde işinin başında bulunmalıdır.’’ (2-Sanat kredisi isimli afiş tasarımı, 1979)

32 AMERİKAN GRAFİK TASARIMINDA POSTMODERNİZM: YENİ DALGA Postmodernizm, Avrupa kültürünü örnek alarak eklektik bir yapı arzeden Amerikan kültürüne oldukça uygun bir yapıdaydı. Geçmişin estetik unsurlarını kendi bağlamlarından kopartarak sadece biçimsel olarak kendi kimliğine taşıması onun eklektik özelliğinin yansımasıydı. İsviçreli tasarımcıların yanı sıra Avrupalı tasarımcılar da Amerika’da etkili olmuşlardır. Yeni yaklaşımlar içerisinde yaygın bilgisayar kullanımına yer veren New Wave (Yeni Dalga) ile geçmişin biçimlerine baş vuran tarihselci Postmodernizm belirgin olarak ön plana çıkan eğilimlerdir. New Wave akımı, 1980’lerde Ronald Reagan’ın başkan seçilmesiyle ABD’de milli gururu yeniden canlandırma ve ABD’yi yeniden dünyanın merkezi haline getirme girişimlerinin başladığı dönemde ortaya çıkmıştır. Bu ortamda grafik tasarım güçlü bir endüstri haline gelirken, bilgisayar destekli grafik teknolojisi hem profesyonel stüdyo, hem de eğitim alanında yaygın bir biçimde kullanıma –Avrupa’dan çok ileride olmak üzere- girmiş, kadın tasarımcılar her zamankinden daha fazla oranda bu meslekte etkin olmaya başlamışlardır. Bu dönemde bir dizi büyük yıldız tasarımcı doğmuştur. April Greiman bunlardan birisidir.

33 April Greiman (d.1948), fotoğrafçı Jayme Odgers’la yaptığı işbirliği sonucu fotoğrafik illüstrasyonda yeni bir dinamik mekan oluşturmuştur. Fotoğrafik görüntüyü iki boyutlu sayfayla birlikte kompoze ederek, iki boyutlu sayfaya sürrealist nitelikli bir derinlik getirmiştir. Odgers’in geniş açılı objektifle çektiği aşırı netlik ve derinliğe sahip fotoğraflarda Greiman’ın kolaj elemanları, yerleştiriliş biçimleriyle resim ortasından uzaya yayılırcasına bir izlenim uyandırırlar. (4-Greiman/Odgers, 1986 Olimpiyatları afişi, 1986)

34 1980’lerde Amerika’daki yaygın postmodernist eğilimlerden biri olan tarihselci yaklaşım iki ayrı yönde gelişme göstermiştir: 1) Postmodern mimarinin biçimlerine başvurma, 2) Grafik tasarım tarihini yeniden canlandırma. (Duffy Tasarım Topluluğu) Postmodernizm ilk önce mimari tasarımda tutucu modernist yalınlığı reddederek yeni arayışlar adına neoklasik bir eklektisizmi savunan mimarlarca başlatılmıştı. Mimarlıkta pre-modernist unsurları ( klasik süsler) bir binanın cephesine yerleştirip, aksi halde modernist bir yapı olarak nitelenecek bu yapıya görsel farklılıklar getiren yaklaşımın çeşitli örneklerini sergileyen mimarlar arasında grafik tasarımcıları en çok etkileyenler Robert Venturi, Michael Graves, Charles Moore, Leon Krier, James Sterling ve Aldo Rossi gibi isimler olmuştur.

35 Michael Vanderbly, postmodern mimarlardan etkilenerek tasarımlar yapmış, güncel mimari konularda afiş tasarımları yapmıştır. 1-San Francisco Modern Sanat Müzesinde verilecek olan Sanat ve Mimarlık konulu konferansları duyuran afiş tasarımı, 1986; 2-Kendi tanıtımını yapan afiş tasarımı, 1986

36 Paula Scher, esin kaynağını Seymour Chwast’ın tasarım yaklaşımından aldığını söyleyen, Retro (geriye dönük veya önceden gerçekleşmiş anlamında) tasarım hareketinin kurucusudur. Tyler Sanat Okulu’ndan mezun olduktan sonra CBS Plak Şirketi’nde grafik tasarımcı olarak çalışmaya başlar. 1978’de plak şirketi çökünce tipografi alanına yönelmiş, Art Deco, Rus Konstrüktivizmi ve De Stijl’i tasarımlarında bir arada kullanmıştır. (1-Best of CBS adlı afiş tasarımı, 1980; 2-Swatch için basın ilanı, 1986) ilk afiş konstrüktivist, ikinci ilan ise Herbert Matter’in 1930’larda hazırladığı kış turizmi afişini sadece ön plandaki büyük ölçekte yer alan kadın figürünü kolundaki saatiyle birlikte göstermek üzere değiştirerek kullanmıştır.

37 Duffy Tasarım Grubu, postmodern mimarinin yöntemlerini tasarıma uygulayan “yıldız” bir topluluk olarak bilinmektedir. Amerika’daki 40’lı ve 60’lı yılların grafik unsurlarını yeniden ele alan grup rekor sayıda ödül kazanarak Amerika’da ilk defa New York ve San Francisco dışında dikkatleri Minneapolis’e çekmiştir. Michael Graves’in renk paletiyle birlikte tipik tasarım nitelikleri –eski ve yeni, alıntı ve karikatürize etme, nitelikli tasarım ve kitsch arasında gidip gelen- Duffy Tasarım Topluluğunun çalışmalarında grafik analogunu bulurken grubun hi-tech (bilgisayar destekli tasarım) yöntemini özellikle dışlayan ve eski nostaljik izlenimi yaratan renk seçimi ve illüstratif nitelikleri farklı yapısını ortaya koyan tipik özelliklerdir. Duffy Tasarım Topluluğunun en önemli özelliklerinden biri de yaratıcı düşünce, sağlam pazarlama stratejisi ve parlak bir tasarımı bir araya getirip grafik tasarım endüstrisinin iş dünyasındaki önemli rolünü ortaya koyarak, saygı uyandırmayı başarmış olmasıdır. Topluluğun kurucusu Joe Duffy, öğrenimini bitirdikten sonra baskı üretiminden ofset baskı tekniklerine kadar çeşitli konularda bilgi ve deneyim sahibi olduktan sonra Fallon Mc Elligott’un reklam ajansıyla ortak olarak Duffy Tasarım Topluluğunu kurmuştur. Charles Andersen’in gruba katılımıyla grubun başarısı önemli derecede artmıştır.

38 Joe Duffy, Brand identity for Classico pasta sauce,, designed by Joe Duffy, 1986; A new identity for Diet Coke, designed by Joe Duffy, 1994.

39 Duffy Tasarım Grubu / Charles S. Anderson (tasarım) Wenger kuruluşu için gerçekleştirilen bir afiş tasarımı, 1987; Joe Duffy, 1987

40 Fresh Force (Guidebook and Membership Card) The Duffy Design Group, Minneapolis, Minnesota, 1991

41 İngiltere’de Yeni Eğilimler, Neville Brody İngiliz grafik tasarımı 1970’lerin sonunda işsizlik ve gençliğin huzursuzluğundan doğan “punk hareketi”nden etkilenmeye başlamıştı. Uyuşturucular ve seks unsurlarıyla körüklenen bu hareket “Sex Pistols” gibi pop gruplarınca canlı tutulmaktaydı. Bununla beraber pop grupları daha çok görsel bir stille tanımlanmakta ve tanıtılmaktaydı; müzik endüstrisi ise, plak kapakları, pop konserleri ve T-Shirtlerde yer alan yıkıcı nitelikte yeni bir grafik biçim yaratmıştı. Moda da bu akımdan fazlasıyla etkilendi ve “Punk” tarafından yaratılan sokak stili i-D dergisi (Punk’ın en geniş çapta yer aldığı) Terry Jones’ın “Not Another Punk Book”adlı kitabı ve müzik dergilerine büyük oranda yansıdı.

42 Neville Brody, sanat, tasarım, müzik ve moda konularını kapsayan ve 1980’de dikkatleri üzerine çeken dergilerden biri olan Face’in sanat yönetmenliğini yapan radikal stil sahibi tasarımcıydı. Kuzey Londra’nın taşrası Southgate’te yetişen Brody, 1975’de Hornsey Sanat Koleji’nde grafik tasarım okur. Grafik tasarımı, elitist güzel sanatlardan olmadığı için tercih eden Brody baskıyla yapılan tasarımda niçin ressamca bir tavır alınmasın diye düşünerek ticari olmayan çalışmalar yapmaya meyleder. “Birden yaptığımız bütün çalışmaların reklamcılık ürünlerine veya plak kapağı tasarımları gibi unsurlara hizmet etmesi gerektiğinin öğretilmeye başlandığını fark ettim. Kolej artık kendi amaçları doğrultusunda giderek, fikir düzeyinde çalışmalarla ilgilenmiyordu.” diyen Brody başlangıçta bir çok plak kapağı tasarlamıştı. 1970’lı yıllarda afiş sanatında siyasi konular ağırlık kazandı. Bu yıllar daha önceki dönemlerden farklı olarak kural tanımayan ve sonsuz anlatım özgürlüğünü savunan akımlara sahne oldu. Punk bunlardan biriydi. Punk müziğin Londra’da büyük bir kültürel etkiye sahip olduğu yıllarda, grafik tasarım da bu akımdan kaçınılmaz bir şekilde etkilendi. Punk’ın asi ve kuralları yıkan tarzı, Brody’nin çalışmalarına da ilham kaynağı oldu. Manipüle edilmiş kraliçe tasarımından dolayı 1977 yılında fakülteden atıldığında, gelecekte benimseyeceği tarza yaklaşmıştı Brody. Fakat yaşadığı olumsuzlukları avantaja dönüştürerek okulda gerçekleştirilen konserlere afişler yaptı. Birçok albüme kapak tasarımları yapan Brody, Cabaret Voltaire ve Depech Mode’’un albüm kapaklarıyla sanatsal tavrını geniş kitlelere duyurdu. Peki bu tavrını nereye dayandırıyordu? Tabi ki Dada, Pop-Art ve Punk’a.

43 Gazete kupürleri, renkli kağıt parçaları, ya da fotoğraf parçalarının yapıştırılıp düzenlenmesinden oluşan kolaj ve fotomontaj teknikleri Dadacıların ve Gerçeküstücülerin yaygın biçimde kullandığı tekniklerdi. Dada’nın ve Güncel Sanat’ın rastlantısal birlikteliği Brody’’nin çalışmalarının kimliksel niteliğini oluşturuyordu. Çevresinde genç sanatçıları da toplayarak üretim sürecini hızlandıracak deneysel web tasarımlarına ve afişlere odaklandı. Multimedya alanında da başarılı işlere imza atan Brody, aynı dönemde Londra, San Francisco ve Berlin’’de konferanslara katıldı. Bu çabası, modern ve sıradışı tasarımlarını uluslararası mecraya iletmek amacını taşıyordu yılında grafik tasarım konulu iki kitabı yayımlandı. Kitap yaklaşık 120 bin adet satıldı yılında Fwa Richards ile birlikte Londra’da Research Studios’u kurdu. Ardından Paris, Berlin, New York’ta yeni stüdyolara imza attı. (Neville Brody, advertising poster (left) software identities for Macromedia (right )

44

45

46

47 Brody, Advertising brochure, mid 1990's

48 David Carson; Grafik tasarım tarihinin en yenilikçi ve enerjik tasarımcılarından olan David Carson, deneysel tipografik kullanımı ve imajlarla bezenmiş tasarımlarıyla 1990’lı yıllara damgasını vurmuştur. Carson, tipografi ve imajların dünyasından sörfe, müzikten yönetmenliğe birçok alanda ürün vermiş ve vermeye devam ediyor. Carson’un çalışmalarında kullandığı sınırsız düşünebilme ve olağanüstü matematiksel düzenlemelerin renk bütünlüğüyle birlikteliği günümüzün tasarım anlayışındaki farklı yönelimlerin başlangıcını oluşturdu diyebiliriz. Çalıştığı dergiler arasında onun yaratıcılık hızına yakışan Ray Gun dergisinin sanat yönetmenliği yapması onu dünya çapında tanınan biri haline getirdi. Aynı dönemde alt kültürler üzerine yoğunlaşan Carson Nike, Levis, Citibank’ın kurumsal kimlik çalışmaların da üstlenmişti. Daha sonraki yıllarda günümüzde de kullanılan sayısız çalışmaya imza atmış. Bunlardan başlıcaları; MTV, Nissan Quiksilver, Ray Ban, CocaCola, Fox TV, Mercedes- Benz başlıcaları olarak sayılabilir. Carson’un tasarımları geleneksel grafik tasarım standartlarının dışında değerlendirilmesi gerekir. Son yirmibeş yılda çağdaş grafik tasarım üzerinde büyük etkileri olan sanatçının en büyük başarısı imajlara ve tipografiye farklı bir gözle bakıp, onlara yeni anlam ve biçimler yüklemesiyle oluşmuştur.

49

50

51


"Görsel Kimlik Tasarımları, Polonya Afiş Tasarımı, Kavramsal Tasarım, Postmodernizm Dekonstrüktivizm Dijital Çağ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları