Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

YÜRÜRLÜKTEKİ GELİR VERGİSİ TARİFESİNİN ADALET AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ ÖĞR. GÖR. AYNUR ARSLAN BURŞUK DERS 6.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "YÜRÜRLÜKTEKİ GELİR VERGİSİ TARİFESİNİN ADALET AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ ÖĞR. GÖR. AYNUR ARSLAN BURŞUK DERS 6."— Sunum transkripti:

1 YÜRÜRLÜKTEKİ GELİR VERGİSİ TARİFESİNİN ADALET AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ ÖĞR. GÖR. AYNUR ARSLAN BURŞUK DERS 6

2 GİRİŞ Adil bir vergi sisteminden kasıt, vergi yükünün adaletli bir şekilde dağıtılmasını sağlamaktır. Ödeme gücü ilkesi vergilemede adaletin ölçüsü olarak kabul edilmektedir. Herkesin iktidarı ile orantılı olarak vergi ödemesini ifade eden ödeme gücü ilkesinin gerçekleştirilmesi için vergilerin sübjektifleştirilmesi gerekmektedir. Yani vergilemede yükümlünün ödeme gücünü belirleyen subjektif vergileme araçlarının en az geçim indirimi, ayırma ilkesi ve artan oranlılık olmak üzere başlıca 3 grup altında toplandığı görülmektedir.

3 V ERGIDE ADALET ILKESI İki temel vergileme ilkesi geliştirilmiştir. A. Fayda ilkesi: Kişilerin kamusal mal ve hizmetlerden elde ettikleri fayda oranında vergi ödemeleri şeklinde tanımlanabilir. Ancak tam kamusal malların, kolektif tüketim ve bölünemezlik gibi özellikleri nedeniyle, adil vergi yükünün saptanması sırasında uygulanması olanaksız görülmektedir. Bu ilkenin uygulama alanı kamusal mal ve hizmetlerin ancak bölünebilir nitelikte olanları için geçerlidir. Örneğin; harçlar, şerefiyeler, resimler, ruhsatlar gibi..

4 V ERGIDE ADALET ILKESI B. Ödeme Gücü İlkesi: Vergi ödeme gücü (mali güç)açısından aynı durumda olan bireylerin aynı şekilde vergilendirilmelerine yatay adalet, vergi ödeme gücü farklı olan bireylerin farklı şekilde vergilendirilmelerine ise dikey adalet denilmektedir. Ödeme gücünün temel göstergeleri olarak gelir, servet ve tüketim düzeyleri esas alınmaktadır. Ödeme gücü ilkesinin gerçekleştirilmesi vergilerin kişiselleştirilmesine bağlıdır.

5 Ö DEME GÜCÜNE ULAŞMADA KULLANıLıLAN ARAÇLAR En az geçim indirimi Ayırma ilkesi Artan oranlılık

6 E N AZ GEÇIM INDIRIMI En az geçim indirimi, yükümlünün ve ailesinin geçinmesini ve yaşamasını sağlayacak düzeydeki bir gelirin vergi dışı bırakılmasını amaçlamaktadır. En az geçim indiriminin spesifik uygulama alanı sübjektif dolaysız vergilerden olan gelir vergisidir. Ancak uygulamada en az geçim indiriminin belirlenmesinde hangi durumların ve ölçütlerin dikkate alınacağı konusu tartışmalıdır. Fizyolojik, kültürel ve medeni askeri ölçütler vardır. En az geçim indiriminin yüksek tutulması verginin verimini azaltırken, düşük tutulması da vergi adaletini zedelemektedir.

7 A YıRMA ILKESI Ayırma ilkesine göre bireyler eşit gelir elde etseler dahi, sermayeden gelir elde eden (faiz, rant, kar gibi) bir bireyin emekten gelir elde edene (ücret gibi) kıyasla daha fazla vergi ödeme gücüne sahip olduğu kabul edilmektedir. Ayırma ilkesi emek gelirinin sermaye gelirine göre düzensiz ve güvenilmez olduğu, Kaynakta vergilendirilen emek gelirinde vergi kaçırma olanağının olmadığı Sermaye geliri sahiplerinin siyasal karar alma mekanizmasının işleyişini kolayca kontrol edebildiği

8 A YıRMA ILKESI Emek sahibinin sermaye sahibine göre daha az gelir getirdiği savunulmuştur. Buna karşılık ayırma ilkesinin yüksek farklılaştırılmış oranlarla uygulanması durumunda; yatırımlara kanalize edilmesi gereken tasarrufları azaltacağı, yatırımcıların riskli yatırımlardan kaçınacağı gibi eleştiriler almıştır.

9 A RTAN ORANLıLıK Artan oranlı vergileme, kişinin geliri arttıkça vergi ödeme gücünün de artacağı varsayımına dayanarak, oranında yükseldiği vergileme şeklidir. En önemli uygulama alanı gelir vergisi ile veraset ve intikal vergisidir. Bu varsayımın temelini, marjinalistlerin gelir arttıkça marjinal faydasının azalacağı şeklindeki görüşleri oluşturur. Böylelikle vergicilikte matematiksel eşitlik yerine eşit fedakarlık ilkesi ön plana geçmekte ve bunu uygulamak için de artan oranlı tarife uygulanmaktadır.

10 D ÜZ ORANLı VERGILEME Vergilemede adaletin sağlanmasında artan oranlı vergilerin daha başarılı olduğu kabul edilmekle beraber 1980 sonrası dönemde artan oranlı vergilere yönelik eleştiriler artmıştır. Buna alternatif olarak düz oranlı vergi ön plana çıkarılmaya başlanmıştır. Düz oranlı vergi sistemi elde edilen gelirlerin tamamını hangi kaynaktan ve kim tarafından sağlandığına bakılmaksızın yalnızca bir kez ve tek bir orandan vergilendirmeyi öngörmektedir.

11 D ÜZ ORANLı VERGILERIN ÜSTÜN YANLARı Basit ve anlaşılabilir olması, Tasarrufları ve yatırıma ayrılan kaynakları artırması, Çalışanların fazla çalışma isteklerini teşvik etmesi, Hızlı büyüme ve verimliliği artırması, Geniş vergi tabanı sağlaması gibi nedenlerle artan oranlı vergi sistemine kıyasla daha üstün görülmekte ve savunulmaktadır. Ayrıca artan oranlı vergiler büyük yatırımlara yönelmeyi engellediği için düz oranlı vergiler daha avantajlıdır.

12 D ÜZ ORANLı VERGILERIN ÜSTÜN YANLARı Düz oranlı vergi ile aynı gelir seviyesinde bulunan herkese tek bir vergi oranı uygulanacağından vergilemede yatay adaletin gerçekleşeceği üzerinde durulmaktadır. Öte yandan yine bu sistemde yüksek gelir sahiplerinin düşük gelir sahiplerine göre daha yüksek vergi ödedikleri belirtilmektedir. Düz oranlı vergileme anlayışına göre piyasa, çalışkanı tembelden,güçlüyü güçsüzden ayırarak ödüllendirmektedir.

13 D ÜZ ORANLı VERGILERIN ZAYıF YÖNÜ 1 Vergi sonrasındaki gelir dağılımı ile vergi öncesi gelir dağılımı arasında fark olmalıdır. Bu ise gelir vergisinin düz oranlı olmasına bağlıdır. Oysa gelir dağılımını belirleyen çok sayıda etken vardır. Aile, eğitim, şans, sağlık, yetenek, zevkler, kamu politikası ve ayrımcılık. Dolayısıyla düz oranlı vergilerle gelir dağılımının adaletli olacağı inancı da gerçeği yansıtmamaktadır. Bu itibarla gelir dağılımında adaletin sağlanabilmesi için gelirin artan oranlı vergilerle yüksek gelir sahiplerinden düşük gelir sahiplerine doğru yeniden dağıtılması gerekmektedir.

14 D ÜZ ORANLı VERGILERIN ZAYıF YÖNÜ 2 Standart indirim veya muafiyet uygulaması ile düz oralı vergi sistemine de artan oranlılık özelliği kazandırılmaktadır. Böyle bir uygulama ile en düşük düzeyde gelir elde edenlerden vergi alınmaması amaçlanmaktadır. Ancak vergi yükü, yüksek düzeyde gelir elde edenlerden orta düzeyde gelir elde edenlere doğru kayması söz konusudur. Bu şekilde gizli artan oranlı bir yapıya kavuşturulan düz oranlı vergilerin üstünlüğünün kabul edildiği sonucuna da varılmaktadır.

15 YÜRÜRLÜKTEKİ GELİR VERGİSİ TARİFESİNİN ADALET AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Gelir vergisine tabi 2015 takvim yılı gelirlerin vergilendirilmesinde esas alınan tarife şöyledir TL’ye kadar % TL’nin TL’si için TL, fazlası % TL’nin TL’si için TL, fazlası % TL’den fazlasının TL’si için TL, fazlası %35 Oranında vergilendirilir. Dilim sayısının çokluğu adil vergilemeyi sağlayıcı bir unsurdur. Türkiye’de enflasyonun yarattığı olumsuz etkileri gidermek amacıyla geniş fakat az sayıda vergi dilimleri uygulanması yolu benimsenmiştir. Yukarıdaki tarifeye göre yüksek gelir gruplarından orta ve düşük gelir gelir vergisinde genel ağırlık, gruplarına doğru kaydırılmıştır.

16 YÜRÜRLÜKTEKİ GELİR VERGİSİ TARİFESİNİN ADALET AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ TABLO 1. Türkiye’de uygulanan en düşük ve en yüksek vergi oranlarının ve dilim sayısının çeşitli AT ülkeleriyle karşılaştırılması

17 YÜRÜRLÜKTEKİ GELİR VERGİSİ TARİFESİNİN ADALET AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Türkiye dilim sayısı az ülkeler arasında yer almaktadır. Ülkemizde en alt dilimin vergi oranı yüksek olup, üst gelir dilimlerinde vergi kaçırma olanakları mevcut olduğundan gelir vergisinin asıl yükü, vergisi stopaj yoluyla alınan ücretlilerin üzerine kalmıştır. Vergi oranlarının %15’den başladığı ve en az geçim indirimi tutarının da diğer ülkelerdeki gibi beyanname veren tüm gelir vergisi yükümlülerini kapsamadığı dikkate alındığında, gelir vergisinin ağırlığının düşük ve orta gelirli kesimler üzerine kaydırıldığı görülmektedir. Bu durum ülkemizde vergi yükü dağılımının adaletsiz olduğunu gösterir.

18 YÜRÜRLÜKTEKİ GELİR VERGİSİ TARİFESİNİN ADALET AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Ülkemizde gelir vergisinin %90’ı kaynakta kesinti (stopaj) yoluyla toplanmaktadır. Stopaj yoluyla alınan vergilerden sadece ücretler artan oranlı vergi tarifesine göre vergilendirilmekte olup diğerlerinin vergisi sabit oranlar üzerinden hesaplanmaktadır. Öte yandan emekten alınan vergiler stopaj yöntemiyle peşin olarak kaynakta kesilirken, sermaye geliri elde edenler vergilerini bir sonraki yıl ve taksitler halinde ödemektedirler. Enflasyonist bir ortamda böyle bir uygulama, sermaye geliri elde edenler yararına reel olarak ödenecek vergiyi önemli ölçüde azaltmaktadır.

19 YÜRÜRLÜKTEKİ GELİR VERGİSİ TARİFESİNİN ADALET AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Ayrıca sermaye gelirlerinde ilke olarak gelirin elde edilmesi için yapılan giderler matrahtan düşülürken, emek gelirlerinde bu tür bir indirime olanak tanınmamaktadır yılından itibaren ücretliler için, asgari ücretin aylık brüt tutarının yarısı kadar asgari geçim indirimi uygulanmaktadır. Ancak bu durum, asgari ücret tutarının bile asgari yaşama seviyesini vermediği ülkemizde bu uygulamanın ayırma ilkesinin gereklerinin yerine getirilemediğini göstermektedir.

20 YÜRÜRLÜKTEKİ GELİR VERGİSİ TARİFESİNİN ADALET AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ İstisna ve muafiyetler vergi ödeme gücüne ulaşmada kullanılan araçlardan artan oranlı vergi tarifelerine, en az geçim indirimine ve ayırma ilkesine yardımcı olabilmektedir. Ancak vergi teşvik araçlarından yararlanan yükümlüler, kendilerinden daha az gelir elde eden yükümlülere göre daha az vergi ödüyorlarsa bu durumda dikey adalet bozulacaktır. İstisna, muafiyet ve indirimler gözden geçirilerek gereksiz vergi kaybına neden olup hiçbir yararı olmayanlar kaldırılmalıdır.

21 YÜRÜRLÜKTEKİ GELİR VERGİSİ TARİFESİNİN ADALET AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Öte yandan vergi yükümlülerinin sağlam bir vergi ahlakına sahip olmaları ve etkin bir vergi yönetiminin kurulması gerekmektedir. Vergiden kaçınma, kaçırma ve yansıtma nın yaygın olduğu bir vergi yapısı içinde artan oranlılıktan beklenen sonuçlar elde edilemeyecektir. Böyle bir durumda, bir takım grupların ödemedikleri vergilerin yükünün, diğer yükümlülere ödetilmesi gibi beklenenin tam tersine ve adil olmayan bir durum ortaya çıkabilecektir.

22 SONUÇ Ülkemizde kayıt dışı ekonominin büyük boyutlara vardığı gerçeği göz önünde tutulduğunda, gelir vergisi tarifesindeki artan oranlılığın temelde özelliğini yitirdiği anlaşılmaktadır. Buraya kadar yapılan incelemeler ve değerlendirmeler göstermektedir ki, yürürlükteki gelir vergisi tarifesi, gerek tarifenin kendisinden gerekse tarife dışı faktörlerden kaynaklanan nedenlerle adaleti sağlama fonksiyonunu tam olarak yerine getirememektedir.

23 SON


"YÜRÜRLÜKTEKİ GELİR VERGİSİ TARİFESİNİN ADALET AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ ÖĞR. GÖR. AYNUR ARSLAN BURŞUK DERS 6." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları