Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Utanıyorum Ama Gazeteciyim 4. Bölüm Sunumu.  İletişim kuramcısı O’Neil gazeteciliğin içsel ve olmazsa olmaz amacının doğruyu söylemek olduğunu belirtir..

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Utanıyorum Ama Gazeteciyim 4. Bölüm Sunumu.  İletişim kuramcısı O’Neil gazeteciliğin içsel ve olmazsa olmaz amacının doğruyu söylemek olduğunu belirtir.."— Sunum transkripti:

1 Utanıyorum Ama Gazeteciyim 4. Bölüm Sunumu

2  İletişim kuramcısı O’Neil gazeteciliğin içsel ve olmazsa olmaz amacının doğruyu söylemek olduğunu belirtir.. Onlara göre, demokratik ve çoğulcu bir toplumda pekçok farklı görüş vardır ve bunlar özgürce ifade edilebilirler, haber merkezleri demokratik olarak işler ve gazeteci özerk ve nesnel bir profesyonel olarak doğruyu söyler.  Gazetecilerin görevi iyi bilgilendirilmiş ve eleştirel olabilen va­tandaşların yaratılmasına hizmet etmektir. Yunanlı ve Türk gazetecinin gazeteciliğin gerekli olup olmadığını sorguladığını görüyoruz. Her iki ülkedeki gazetecilerin kafalarındaki gazetecilik tanımı, “doğruyu söylemek” şeklindeki ideal tanıma uygun. Yine her iki ülkedeki gazetecilerin ezici çoğunluğu ülkelerindeki gazetecilik pratiğinden hoşnut değiller ve o pratiği savunmuyorlar. Kimileri bu pratiğe karşı mücadele ettiklerini söylerken, kimileri de karşı çıkmaya çalışsalar da başarılı olamadıklarını belirtiyorlar. Bazıları ise, çirkin ve onursuz olarak niteledikleri bir yolu, mesleki hiyerarşi içinde yükselebilmek için izlemek zorunda kaldıklarını itiraf ediyorlar. Kimileri de, artık gazetecinin kim, gazeteciliğin ne olduğu konusunda hiçbir fikirleri olmadığını çünkü kafaların- daki gazetecilik ile yapılmakta olan gazetecilik arasında dağlar ka­dar fark olduğunu belirtmekte.

3  Önemli bir Yunan gazetesinin editörü:  Gerçek gazeteci, her şeyden önce, kafasındaki bir okuyucu kitlesiyle iletişim kuran ve onlar için yazan kişidir. Önce okuru, daha sonra işvereni ve en sonra da kendisi gelir. Eğer bu sıralama konusunda kafanda net değilsen, kontrol edemediğin kişilerin düşüncelerin aracı haline ge­lirsin. . Gazeteci kimdir sorusunu “Kim midir, yoksa kim mi olmalıdır?” diye bir karşı soruyla yanıtlamaya başlıyor:  Bu ikisi çok farklı. Gazetecilik insanlarla iletişim kurmak demek benim için kendimi ifade etmenin bir yolu. Ben yazarken her zaman kafamda bir okur hayal ederim ve o hayali okura bir şeyler anlatırım.

4  Yunan toplumunda gazetecinin algılanışı hiç de olum­lu değildir. Bazen onlardan nefret edilir ve resmi yalancılar olarak görülürler.  Gazeteciliğin ne olduğu ve ne olması gerektiği arasındaki ayırım kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayan ve devlet radyosunda editör olarak çalışan G-16’nın sözlerinde daha net görülüyor:  Kendi gazetecilik anlayışımla Yunanistan’da yapılan gazetecilik arasında büyük bir fark görüyorum. Burada galerilerin' nerdeyse hepsi kendi kimliklerini bağlı oldukları partiyle birlikte tanımlıyorlar. Burada sabah sol bir gazeteye yorum yazan, akşam da sağ bir gazeteye yazı veren gazeteciler vardır.

5  Hem devlet televizyonunda, hem de sağ eğilimli bir gazetede ça­ lışan bir yıllık gazeteci G-17’nin gazeteciliğin ne olduğu konusunda kafası iyice karışık:  Gazeteci eleştirel olmalıdır. Politikacılar her za­man ülke için iyi olan şeyleri yapmıyorlar. Ama etrafıma ba­kıyorum, bazı politikacıların her söylediğini ve yaptığını al­kışlayan meslektaşlarımı görüyorum.  T-14 gazetecilikte ideolojik çarpıtmaların da olmaması gerekti­ğini anımsatarak “aşırı dinciler camiden çıkıp laik insanlara saldırıyorsa ve sen de İslamcı bir gazeteci olduğun için bu haberi gör­mezden geliyorsan, buna gazetecilik denemez” diyor. Gazetecili­ğin sınırları, milliyeti olamayacağını belirterek, mevcut pratiğin ulusal çıkarlar adına pekçok olgu ve gerçeğe göz yuman özelliği­ni de eleştiriyor.

6  Olan ve olması gereken gazetecilik arasındaki uçurum, pekçok ga­zeteciye kariyerlerinin en başında ciddi bir düş kırıklığı yaşatı­yor. Kafalarda çoğulcu yaklaşımın çizdiği ideal gazetecilik tanı­mıyla işe başlanmasına karşın, pratikte ona taban tabana zıt bir ga­zetecilik faaliyetiyle karşılaşılıyor.  Türkiye’nin en önemli gazetelerinden birinde diplomasi muha­biri olarak çalışan T-3 meslekte geçirdiği 15 yıldan sonra “psiko­lojik problemleri” olduğunu düşünmeye başlamış. O da, “belki bir şeyleri değiştirebilirim” diye gazeteciliğe başlayanlardan. Hiç­bir şeyi değiştiremeyeceğini anlaması çok sürmemiş. Sistemi de­ğiştirmeyi çoktan unutmuş da, şimdi sistem tarafından yutulma­ma çabasında.  T-3 de mesleğe yeni gelenlerin durumundan yakınıyor. Gözlemleri özel okulda hocalık da yapan Yunanlı meslektaşının anlattıklarını destekliyor: Yeniler daha çok televizyon starlarından et­kilenmiş oluyorlar ve çoğu zaman neden gazeteci olmak istedikle­ri şeklindeki bir soruyu bile yanıtlayamıyorlar. Gazetecilik şöhrete ve paraya giden kestirme bir yol gibi görünüyor onlara.

7  Pek çok toplumbilimci bir işin meslek olarak tanımlanabilmesi için insanların “yaşamsal gereksinimlerini karşılamaya yönelik* olması gerektiğini savunur (Hudson, 1988: 145; İnal, 1975: 154).  Gazetecilik modem toplumlar için olmazsa olmaz bir meslek midir? Bir gazetecinin bu soruyu “hayır” diye yanıtlaması pek beklerim62- Ancak. Yunanistan’da da Türkiye’de de, bu konuda gazetecilerin ikiye ayrıldığını, “Gazetecilik olmazsa olmaz bir meslektir" diyenler kadar, “Olmasa da olur” diyenler olduğunu görüyoruz.  “Olmazsa olmaz” diyenler;  Teknolojik gelişmeler ve bilgi akışının hızlanması, ülkeler arasında sınırların ortadan kaybolması ve insanların gittikçe daha fazla kendi başlarına kararlar alan bireyler haline gelmesi ve bu kararlan da ancak doğru bilgi temelinde alabilecek olmaları gazeteciliğe olan gereksinimi artırdı.

8  Derken, (diğerleri şunları söylüyor)  On yıldır profesyonel gazeteciyim. Bu süre içerisinde mesleğimle ilgili düşüncelerim ciddi değişikliklere uğradı. Bu işe haşladığımda, kutsal Bir mesleğim olduğunu düşünüyordum. Gazeteciliğin Allah’ın emri olduğuna, gazetecisi bir toplum olamayacağına inanıyordum. Toplumun haber alma hakkının çok önemli olduğunu, insanlara hava ve su kadar gerekli olduğunu düşünüyordum. Benim için yaptığı yolsuzluklar basın tarafından yazılan bir adamın hâlâ hiçbir şey olmamışçasına ortalıkta dolasmasi düsünülemezdi. Ama Özal’dan sonra, yolsuzlukları hakkında onlarca makale yazılan politikacıların hâlâ koltuklarını koruduklarına tanık oldum. Peki, çok iyi bir gazete okuru olarak ben neler olup bittiğini biliyor muyum? Gazetelerden aldıklarım doğru mu? Eğer doğru ise, neden benim ve gazete okumayan sıradan Ahmet Efendi’nin Güneydoğu’ya bakışımız arasında fark yok?

9  Gazeteciliğin sırf para kazanmak için yapılan bir meslek olup olmadığı sorusuna ise çok sayıda Türk ve Yunanlı gazeteci “gittikçe daha fazla o hale geldiği" şeklinde yanıt veriyorlar. Kimileri paranın öneminin altını çizerek; “Eğer bir öğretmen çok az para kazanıyorsa ondan çocukları iyi eğitmesi beklenemez. Bir gazeteci de, kamım nasıl doyuracağını düşünüyorsa, toplumu doğra dürüst bilgilendiremez” diyorlar.  Toplumun değişik kesimlerinde; gazetecilerin güçlü olduğu, medyanın 4. değil 1. güç olduğu ve istediği zaman istediği iktidarı devirebileceği şeklindeki inanç oldukça yaygındır. Aynı inancın Yunanistan ve Türkiye’de bazı gazeteciler tarafından da benimsendiği görülüyor.

10  “Gazeteci olunmaz, gazeteci doğulur” deyişi oldukça yaygındır. Türkiye ve Yunanistan pratiği bu deyişi kanıtlar gibi. Yunanistan’da 199l’e kadar bir gazetecilik okulu yoktu. Carmocolias (1972: 160) üniversitelerde bir gazetecilik fakültesi olmamasından, “Gereksinim duyulan temel eğitimi verebilecek bir gazetecilik okulu oluşturmak için beş kuruş bile harcanmadı” diye yakınır.  Bu okullardan birinde hocalık yapan bir Yunanlı gazeteci, içinde yer aldığı yeni moda kurumlan şöyle değerlendirmişti: Şimdi çok sayıda özel gazetecilik okulu var. Ancak buralarda gazetecilerin izleyeceği ortak bir kurallar bütünü, mesleki bir rehber Öğretilmiyor. Okulların sahipleri radyo, TV ya da gazetelerden ünlü gazeteciler ve kendi gazetecilik anlayışları var. Birinin anlayışı diğerininkiyle çelişiyor. Dolayısıyla, daha bu okullara başlamadan nasıl bir gazeteci olmak istediğine karar vermen ve ona göre bir okul seçmen gerek.

11  Christian (1980: 260-5) eski dönem gazeteciliği ile yeni dönem gazeteciliğinin “genel sınıfsal durumunu” karşılaştırırken; “eski dönemde gazetecilik işinde emek satımı ile emek alımı birlikteydi” der. O zamanlar gazeteler az sayıdadır ve küçük ölçekli işletmelerdir. Küçük bir sermaye ile gazete çıkarmak olanaklıdır. Dolayısıyla bir gazeteci için gazete çalışanıyken gazete sahibi olmak mümkündür.  Bugün hiçbir gazeteci, bir gün çalıştığı gazetenin sahibi olmak gibi bir düş göremez. Dünyanın her yerinde gazeteler ve diğer medya kuruluşları dev şirketler haline gelmiştir. Bu şirketler gazetecilikle doğrudan ilgisi olmayan uzman yöneticiler tarafından yönetiliyor ve o yöneticilerin ticari kaygıları editoryal kaygıların önüne geçebiliyor.  İlk dönemde işveren ve işçi durumundaki gazetecilerin gelirleri arasındaki fark neredeyse ihmal edilebilir düzeyde iken bugün işveren ve işçi durumundaki gazetecilerin gelirleri arasında tam anlamıyla bir uçurum vardır. Üstelik artık, sadece işveren ile çalışan gazeteci arasındaki gelir durumunun da uçuruma dönüştüğü görülüyor.

12  Yine de, bazı Yunalı gazeteciler ülkede yaşanan mesleki sorunları doğru dürüst bir gazetecilik okulu olmamasına bağlıyorlar. Bu gruptaki gazeteciler, okullarda en azından gazetecilik etiğinin ve mesleki kurallar bütününün öğretilebileceği inancındalar.  Eğitim konusunda gazetecilerden gelen öneriler şöyle özetlenebilir:  1)Gazeteci olmak isteyen kişinin mutlaka bu iş için güçlü bir istek duyması gerek. Bu, iyi bir gazeteci olabilmek için en önemli ön koşul. Sonra insanlarla iletişim kurmaya yatkın olmalı. İnsanlarla iletişim kurmak kolay öğretilebilecek bir şey değildir.  2) Gazetecilik eğitimi üniversite düzeyinde farklı disiplinlerde alınan eğitimle birleştirilmeli.  3) Belli bir alanda üniversite eğitimi gördükten sonra gazetecilik tekniklerinin ve temel bilgilerin öğretildiği 1 yıllık lisansüstü eğitim çok daha anlamlı olur.  4) Aslında, gazetecilik en iyi pratik içinde öğrenilir. Bu yüzden, gazetecilik eğitimi ilk yıllardan güçlü bir staj sistemiyle birleştirilmelidir.  5) Gazetecilerin kendi uzmanlık alanlarında çok iyi bir donanıma sahip olmaları ve zengin bir genel kültüre sahip olmaları gerekir. Bu yüzden, çalıştıkları süre boyunca da okumaya ve seyahat etmeye özendirilmeli, zorlanmalılar. Dil öğrenmeleri teşvik edilmeli.  6) Zamanla gazeteciliğe yeni teknikler girmekte ve meslek git gide daha karmaşık araçlarla yapılır hale gelmektedir.

13  Türkiye ve Yunanistan’da konuşulan gazetecilerin istisnasız hepsinin, medya starı olabilmek için mesleki yeteneklerin dışında ilişkilere sahip olmak gerektiğini söylemeleri bu tespitin salt kıskançlığa dayanmadığını gösteriyor.  Türkiye’de gazeteciliğe başlayan gençlerin durumunu açıklamaya en uygun sözcük ancak kölelik olabilir. Başlangıçta tüm sosyal güvencelerden yoksun olarak çalıştırılıyorlar ve eğer bir para veriliyorsa bu komik bir para oluyor. Gençler ülkenin en büyük gazetelerinde bile, bir gün kadrolu olabilmek umuduyla, para almadan uzun süre çalışabiliyorlar. Bazen 1-2 yılı geçen deneme süreleri sonucunda başarısız bulunup işe alınmıyorlar.  Gazetelerle kıyaslandığında özel televizyonlarda ücretlerin çok daha yüksek olduğu görülür. Bunun beklide en önemli nedeni televizyonların çok daha az personelle çalışması. Aynı nedenle, televizyonlarda yönetici durumdaki insanların aldıkları ücretler de daha yüksek.

14  Türk ve Yunan kadın gazetecilerin iletişim sürecini ve kendi mesleki pratiklerini algılama açısından erkek meslektaşlarından ayrılmadıkları görülüyor.  Özellikle Türkiye’de bazı erkek gazeteciler kadın meslektaşlarının kendilerinden daha avantajlı olduklarını ileri sürmekteyseler de – ilginçtir bu değerlendirmeye katılan kadın gazeteciler de var-  Kadınların “ciddi” dünya meseleleriyle; ulusal ve uluslar arası politika ve ekonomiyle fazla ilgili olmadıkları kabul ediliyor ve hem Yunanistan’da hem de Türkiye’de, dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi özel bir kadın medyası ortaya çıkmıştır. Kadın medyası daha yüzeysel, daha sulandırılmış içerikli ve daha renkli okurlar sunar okurlarına.

15  Türk ve Yunan gazetecilerin ezici bir çoğunluğu kendi ülkelerindeki gazetecilik pratiğinden hoşnut değiller ve bunu ifade ediyorlar. Dolayısıyla mutlaka, “biz kimiz?”, “bu işi neden böyle yapıyoruz?”, “bu durumu değiştiremez miyiz?” türünden soruları sormaları beklenir. Bu türden bir sorgulamanın Yunanistan’a oranla Türkiye’de daha gelişmiş olduğu söylenebilir. Son yıllarda Türk gazeteciler küçük gruplar halinde de olsa bir araya gelerek mesleğin sorunlarını tartışıyorlar. Gazetecilik etiği, medya-iktidar ilişkileri üzerine çok sayıda panel ve tartışma düzenleniyor.  Yunanistan’da ise bu tür tartışmalar daha dar gruplar arasında ve arkadaş çevrelerinde yapılmakta. Genel bir tartışmanın varlığından söz edilemiyor.  Yunanlı gazeteciler sürekli olarak halkın kendilerini yalancılar olarak görmesinden yakınıyorlar. İnsanlar gazetecilerin mesleklerini kendi kişisel çıkarları için pazarladıklarına inanıyorlar ve hemen her Yunanlı gazeteci, gazeteciliğin toplumsal prestijini bitirmekte olduğunu söylüyorlar.

16  Yine bu iki ülkede yaşananlar ortaya koymakta ki, gazeteciler bir yandan belli ilkeleri olan bir mesleğin erbabı olma sorumluluğu, öte yandan da bir işverenin ücretli işçisi olma durumundan kaynaklanan bir stresi sürekli yaşamakta.  Hem patrona hizmet etmek, hem de doğruyu söylemek gibi bir çift görev arasına sıkışmış gazeteciler sığınacak bir liman arıyorlar. Gazetecileri hain ya da kahraman gibi iki gruba ayırmak pek doğru olmadığı gibi, her iki uçta toplanan ve kolaylıkla hain ya da kahraman ilan edilebilecek gazeteciler de çok değil.


"Utanıyorum Ama Gazeteciyim 4. Bölüm Sunumu.  İletişim kuramcısı O’Neil gazeteciliğin içsel ve olmazsa olmaz amacının doğruyu söylemek olduğunu belirtir.." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları