Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ÇOCUKLARDA GÖRÜLEBİLECEK PROBLEMLERDE ERKEN TANILAMANIN ÖNEMİ GÖLCÜK REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA BÖLÜMÜ 2012.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ÇOCUKLARDA GÖRÜLEBİLECEK PROBLEMLERDE ERKEN TANILAMANIN ÖNEMİ GÖLCÜK REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA BÖLÜMÜ 2012."— Sunum transkripti:

1 ÇOCUKLARDA GÖRÜLEBİLECEK PROBLEMLERDE ERKEN TANILAMANIN ÖNEMİ GÖLCÜK REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA BÖLÜMÜ 2012

2 Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Filiz TANRIVERDİ Melek SARIKÖZ CİHAN 2

3 Hangisi anormal? 3

4 Gelişim nedir? 4

5 Bir duygu, düşünce ya da davranışa ne sebep olur? 5

6 Dikkat nedir? Odaklanma? Konsantrasyon? Dikkat süresi? Çeldiricileri engelleme? Dikkatin esnekliği? Seçici dikkat? Motivasyon? 6

7 7 Dikkat nedir? dikkatin aşağıdaki unsurları içerdiği belirtilmektedir: Uyaranın keşfedilmesi (odaklanma) Saptanan uyaranın kodlanması veya işlenmesi İlgili uyarana dikkat devam ederken diğer uyaranların filtre edilmesi Uygun olduğunda dikkatin kaydırılması Giren bilgiye bir yanıt oluşturulması.

8 8 DEHB Nedir? Tanım: 1. Dikkat/konsantrasyon süresi 2. Motor Aktivite/Hareketlilik 3. Dürtü kontrolü alanlarında sorunlar -7 yaşından önce başlar -En az iki ortamda sorunlar (ev, okul, vs.) -Kronik bir seyir -Okul çağında %3-7 oranında -Yüksek düzeyde genetik -3 alt tip: Hiperaktif olmayan dikkat eksikliği de var.

9 9 DEHB- Klinik Bulgular - I Aşırı hareketlilik Yerinde oturmada güçlük Çok konuşma Dikkatini sürdürmede güçlük Dikkatin kolay dağılması Sıklıkla bir şeyler kaybetme Sınıfta sorulara sırasını beklemeden cevap verme Yönergeleri takip etmede güçlük Temel belirtiler Temel belirtiler Sessizce oynamada güçlük Oyunlarda sırasını beklemekte güçlük Bir etkinlikten diğer etkinliğe kayma Sıklıkla araya girme Söz kesme Sıklıkla ne söylendiğini dinlememe Tehlikeli etkinliklerle uğraşma, vb.

10 10 DEHB- Klinik Bulgular - II Zamanı iyi kullanamama, Öncelikleri tayin edememe Dağınıklık, düzensizlik Sakarlık, koordinasyon güçlükleri Uyku sorunları İştah sorunları Aile ve arkadaşlarla ilişki sorunları Yaşadıklarından ders alamama, vb. Günlük Hayata Yansımalar Günlük Hayata Yansımalar

11 11 DEHB- Okul öncesi belirtiler 0-3 yaş Gerginlik, sinirlilik, uyku-yeme sorunları, iniş-çıkışlı ruh hali, bazen konuşma gecikmesi 3-6 yaş Zıtlaşmacılık, inatçılık oyun süresi ve “derinliği” az, çabuk sıkılan, sıkça kaza, düşme yaşayan

12 12 DEHB- Tanı Tanısı Nasıl Konur? DEHB klinik bir tanıdır. Bozukluğun saptanmasında psikometrik ölçümler yararlı olabilir. Laboratuar testleri ve görüntüleme yöntemleri tanı koydurucu değildir, ancak ek tıbbi sorunların varlığında ya da dışlanmasında yararlıdır.

13 13 DEHB- psikiyatrik ayırıcı tanı Diğer psikiyatrik bozukluklarda da DEHB benzeri klinik bulgular görülebilir: Depresyon/ distimik bozukluk, Bipolar bozukluk (manik, hipomanik epizod) Travma sonrası stres bozukluğu, İhmal ve istismar durumları, Mental retardasyon, Yaygın gelişimsel bozukluklar, vb.

14 14 DEHB- Mitler ve Gerçekler- I Mit: DEHB olan tüm çocuklar aşırı hareketlidir. Gerçek: DEHB tanısı için hiperaktif olmak şart değildir. Mit: DEHB olan çocukların çoğunda davranım bozukluğu vardır. Gerçek: DEHB ve davranım bozukluğu farklı tanılardır. Mit: DEHB kötü ebeveynlik ya da düzensiz aile hayatı kaynaklıdır. Gerçek: DEHB temelde ailelerin tutumundan bağımsız bir problemdir. Mit: Bir çocuk dikkatini ilgilendiği etkinliklere verebiliyorsa DEHB değildir. Gerçek: Yapmak için çaba harcaması gereken işlerde dikkatini sürdürmekte zorlanıyorsa DEHB vardır

15 15 DEHB- Mitler ve Gerçekler- II Mit: İlaç alerjileri ve kötü beslenme DEHB’nun önemli sebebidir. Gerçek: Beslenme veya alerji ile DEHB arasında kanıtlanmış bir ilişki görülmemektedir Mit: MPH (Ritalin)’le tedavi edilen çocuklar bağımlı olabilir. Gerçek: MPH’le tedavi bağımlılığa yol açmamaktadır. Mit: MPH uygulaması büyümeyi yavaşlatır. Gerçek: MPH’in büyüme üzerine olumsuz bir etkisi gösterilmemiştir.

16 Hastalıklarla en ucuz ve en etkili mücadale koruyucu-önleyici yöntemlerle sağlanır. 16

17 17 DEHB- aileye düşen

18 ÖNERİLER- I Profesyonel bir yardım alın: -Çocuk doktoru -Çocuk psikiyatristi -Çocuk nöroloğu -Çocuk psikoloğu -eğitim uzmanı -sosyal hizmet uzmanı -öğretmen vs. 18

19 ÖNERİLER- II Bilgi edinin: Çocuğunuzun durumu hakkında, Doğru kaynaklardan (profesyonellerin önerdiği kitap, dergi, internet sitesi, eğitim toplantısı vs.) bilgi edinin. Her çocuk farklıdır, o nedenle genel bilgilerin çocuğunuz için geçerli olabilmesi için doktorunuzla konuşun. 19

20 ÖNERİLER- III Bilginin kaynağına dikkat edin: Internet, kitaplar, gazete, eczacı, komşu vs., sizi yanıltabilir, tedaviyi kötü yönde etkileyebilir, hatta zarar verebilir. Bilginin kaynağını mutlaka araştırın ve mutlaka doktorunuza teyit ettirin. Konusunda uzman, ikinci bir doktor görüşü almaktan da çekinmeyin. 20

21 ÖNERİLER- IV Benzer sorunlara sahip çocuğu olan ebeveynlerle tanışın. (Çevrenizde varsa: Aile gruplarına katılın) Böylece: Yalnızlık duygusuyla baş etme Hiç de akla gelmeyen yöntemler keşfetme Duruma farklı bir bakış açısından bakabilme Aşırı, rahatsız edici duygularla baş edebilme Sizi anlayan birilerinin var olduğuna emin olma fırsatı yakalayabilirsiniz. 21

22 ÖNERİLER-V Eğitimine destek olun: Çocuğunuzun özel eğitim gereksinimi konusunda bilgi edinin. Eğitim tekniklerini mümkün olduğunca öğrenin. Sınırları ve süresi belirli, günlük/haftalık programlar halindeki bir eğitim paketini kendiniz uygulayabilmek için eğitimcinizden destek alın. Böylelikle, eğitim sürecini hızlandırır, çocuğunuzla daha da pozitif bir ilişki kurabilir, “üzerinize düşen sorumluluğu yerine getirmiş olma” hissini daha fazla yaşama fırsatı bulabilirsiniz. 22

23 ÖNERİLER- VI Kendinizi unutmayın: Kendi ihtiyaçlarınızı, zevklerini ihmal etmeyin. Arkadaşlarınızdan uzaklaşmayın. Sosyal etkinliklere (sinema, konser vs) mutlaka zaman ayırın. Kendi bakımınıza ve sağlığınıza dikkat edin. Unutmayın, çocuğunuza “sağlıklı” ve “mutlu” iken daha fazla yardımcı olabilirsiniz. 23

24 ÖNERİLER- VIII Çekingen olmayın: Teknik terimleri öğrenin. Bilgi almaktan, sormaktan çekinmeyin. Sosyal ortamda garipsenmekten, yanlış anlaşılmaktan kaygı duymayın. Çevrenizdekilere her şeyi açıklamak zorunda değilsiniz, ancak çocuğunuzun durumunu soranlara, merak edenlere (Eğer güvendiğiniz kimselerse) doğruyu söylemekten, anlaşılır bir dille anlatmaktan çekinmeyin. 24

25 ÖNERİLER- IX Etkin kural koymayı öğrenin: Önce kendini tanıma Etkin yönerge verme Detaya takılmama Tutarlı sınırlar Simgesel ödül sistemi Olumluya odaklanma Bekletmeden ödül/ ceza Net olun sert değil, Sebatkar olun, aceleci değil,… 25

26 DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI 1-ARTİKÜLASYON VE FONOLOJİK BOZUKLUKLAR 2-GELİŞİMSEL DİL BOZUKLUKLARI

27 ARTİKÜLASYON VE FONOLOJİK BOZUKLUKLAR Problemin Belirtileri: Artikülâsyon (sesletim) konuşma seslerinin motor üretimi anlamına gelmektedir. Artikülâsyon sorunları kişinin belli sesleri üretmede güçlük yaşaması veya yanlış üretmesidir. Örneğin, /r/ yerine /y/ demesi veya /k/ yerine /t/ demesi gibi. Artikülâsyon problemleri konuşma seslerinin şekillendirilmesini sağlayan organlardaki (diş, dil, damak, çene gibi) herhangi bir anatomik- fizyolojik yetersizliğe (dudak-damak yarıklığı, dizartri, vb.) bağlı olarak ortaya çıkabileceği gibi bir yetersizliğe bağlı olmaksızın yanlış öğrenme sebebiyle de görülebilir. Ayrıca işitme veya zeka engeline bağlı olarak da artikülasyon sorunları yaşanabilir. Artikülâsyon sorunları sıklıkla çocukluk çağında görülür. Ancak müdahale edilmeyen durumlarda bu sorunların yetişkinlik dönemine sarkması söz konusu olabilir.

28 Fonoloji, bir dilin konuşma seslerinin nasıl bir araya getirileceğine dair kuralları içerir. Temelde bir dil bozukluğu olan fonolojik bozukluklar bu kuralların yaşa uygun bir şekilde edinilememiş olmasından kaynaklanır. Fonolojik bozukluğu olan çocuklarda en sıklıkla görülen belirtiler çeşitli konuşma seslerinin yerlerinin değiştirilmesi, düşürülmesi ve bir ses yerine bir başka sesin kullanılmasıdır. Fonolojik bozukluklar artikülasyon problemleri ile birlikte görülebileceği gibi tek başına da görülebilirler. Bu çocukların konuşma anlaşılırlıkları oldukça düşüktür.

29 Problemin Etkileri: Okulöncesi dönemde artikülasyon ve fonolojik bozukluklar çocuğun anlaşılırlığını etkilediği için yetişkinlerle ve yaşıtlarıyla iletişimlerini olumsuz etkilemektedir. Konuştukları anlaşılmayan çocuk ya içine kapanıp iletişim kurmaktan vazgeçmekte ya da yaşadığı engellenmişlik duygusu sebebiyle hırçın bir mizaca bürünmektedir. Ancak bu tür bozuklukları olan çocukları bekleyen en büyük sıkıntı okul dönemindedir.

30 Dilin ses sistemini ve kurallarını henüz kavrayamamış olan çocuk okuma-yazma öğreniminde kaçınılmaz olarak arkadaşlarının gerisinde kalmakta ve öğrenim hayatına dair ilk deneyimleri son derece olumsuz olmaktadır. Bu çocukların sınıfın tembeli olarak etiketlenmesi oldukça kolaydır. Bu nedenle artikülasyon ve fonolojik bozuklukları olan çocuklara okulöncesi dönemde erken müdahale yapılması gelecekteki okul başarıları açısından da kritik önem taşımaktadır.

31 TANI ve TEDAVİ Artikülasyon ve fonolojik bozukluğu olan çocukların tedavisinde öncelikli olarak dil ve konuşma terapisti tarafından uygulanan testler ve yapılan değerlendirme sonucunda ayırıcı tanıya ulaşılır. Bunu takiben çocuğun problemine uygun bir terapi programı düzenlenir. Artikülâsyon-fonolojik bozukluğu zekâ ya da işitme engeli gibi ek bir soruna bağlı olan çocukların gelişimlerinin bu alanlarında da düzenli olarak takip edilerek uzman desteği almaları ve yapılacak müdahalelerin bir ekip tarafından ortaklaşa olarak belirlenmesi son derece önemlidir.

32 GELİŞİMSEL DİL BOZUKLUKLARI Problemin Belirtileri: Bir çocuğun konuşması yaşına göre beklenenden geri veya yavaşsa gecikmiş konuşma sorunu olduğu söylenebilir. Normal gelişim açısından bakıldığında bir çocuğun aylar arasında ilk sözcüklerini söylemesi, tek sözcüklerden oluşan dağarcığı yaklaşık 50 sözcüğe ulaştığında (24. ay civarı) cümle kurmaya başlaması beklenir. Bir çocuğun 3 yaşına gelmiş olmasına rağmen cümle kuramıyor olması durumunda bir dil ve konuşma bozuklukları uzmanı tarafından bir an önce değerlendirilmesi gerekir.

33 Problemin Etkileri: Gecikmiş dil ve konuşma sorunu olan çocuklar dil sistemini yaşıtlarına göre daha geç edindikleri için okul döneminde okuma-yazma ve öğrenme güçlükleri yaşayabilmektedirler. Yaşıtlarından daha geç konuşmaya başlayan her çocuğun okul başarısı düşük olacak diye bir kuraldan bahsedilemez. Ancak bu noktada asıl belirleyici olan çocuğun ne tip bir dilsel güçlük nedeniyle yaşıtlarından daha geri bir konuşmaya sahip olduğudur. Dilin tüm alanlarında eşit derecede görülen hafif bir gerilik zaman içinde aşılabilir. Fakat dilin belirli alanlarına özgü ve yaşıtlarının 1 yıldan fazla gerisinden gelen gelişim yakından takip ve müdahale gerektirmektedir. Hangi dil sorunlarının terapist müdahalesine ihtiyaç duyduğu dil ve konuşma bozuklukları uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

34 Gelişimsel dil bozuklukları zekâ geriliği, yaygın gelişimsel bozukluklar (otizm, asperger, vb.), işitme kaybı gibi sebeplere dayanabilir. Bunlar veya bunlara benzer herhangi bir sebebe bağlanamayan gecikmiş konuşma vakaları ‘Özgül Dil Bozuklukları’ olarak adlandırılmaktadır.

35 TANI VE TEDAVİ Gelişimsel dil bozukluklarına müdahalenin ilk basamağı çocukta görülen dilsel geriliğin gelişiminin diğer basamaklarındaki herhangi bir sıkıntıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesidir. Bu nedenle değerlendirme sadece dil ve konuşma bozuklukları uzmanı tarafından değil, çocuk doktoru, gelişim psikologu, odyometrist ve özel eğitimcileri kapsayan bir ekip tarafından yapılmalı ve çocuğun başka gelişim alanlarında sıkıntısı olup olmadığı, varsa ne tür bir sıkıntısı olduğu belirlenmelidir. Tanılama sürecinin devamında çocukların gelişimsel takipleri düzenli olarak yapılarak her alanda desteklenmeye devam etmeleri gerekmektedir. Dil alanına yapılacak olan müdahaleler ailenin dil ve konuşma bozuklukları uzmanı ile tam bir işbirliği içinde çalışmasını gerektirmektedir. Çocuğun eksiklikleri, yetersiz olduğu belirlenen becerilerin gelişimsel edinim sırası ve çocuğun bireysel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak geliştirilecek bir terapi programı ile giderilir.

36 ZİHİNSEL YETERSİZLİK Zihinsel yetersizlik (Mental Retardasyon), halihazırdaki işlevlerde önemli sınırlılıklar göstermektir. Bu, zihinsel işlevlerde önemli derecede normal altı zeka ve bunun yanı sıra zihinsel işlevlerle ilişkili uyumsal beceri alanlarından (iletişim, özbakım, ev yaşamı, sosyal beceriler, toplumsal yararlılık, kendini yönetme, sağlık ve güvenlik, işlevsel akademik beceriler, boş zaman ve iş) iki ya da daha fazlasında sınırlılıklar gösterme durumudur.

37 Zihinsel yetersizlik bir hastalık değildir. Kalıtımsal, çevresel ya da doğumsal birçok sebepten kaynaklı olabilmektedir. Hafif, Orta, Ağır ve Çok Ağır Derecede olmak üzere, yetersizliğin derecesine gore sınıflandırılmaktadır. Zihinsel yetersizlik gösteren çocuklarda normal gelişim gösteren çocuklarala aynı gelişim basamaklarından geçerler. Ancak zihinsel yetersizlik gösteren çocuklarda gelişim çok yavaş ve yetersizlik derecesine gore güç olabilmektedir.

38 BELİRTİLERİ Oturmayı, emeklemeyi ve yürümeyi, çevresini araştırmayı diğer çocuklardan daha geç öğrenebilirler. Konuşmayı daha geç öğrenirler ve konuşulan dili anlamada güçlük yaşarlar. Zihinsel yetersizlik gösteren bireyler, sınırlı sözcük dağarcıkları ile dikkat çekerler. Alıcı ve ifade edici dil becerileri sınırlıdır. Sesleri doğru olarak çıkarabilme (artikülasyon) ile ses bozuklukları normal gelişim gösteren çocuklara göre daha fazla olabilir. Anlama, problem çözme ve hatırlamada güçlük yaşarlar. Sosyal kuralları anlamada zorlanırlar ve bir yetişkin tarafından yönlendirilmeye gereksinim duyarlar. Kendi başlarına karar verme ve uygulamada zorlanırlar.

39 BELİRTİLERİ Mantıklı düşünme becerileri sınırlıdır. Özbakım becerilerini güçlükle öğrenebilirler. Okuma-yazma, matematik gibi akademik becerileri öğrenmede zorlanırlar. Dikkat süreleri kısa olabilir.

40 Zihinsel yetersizlik gösteren bireyleri erken tespit etmek; Var olan performansı ile gereksinim duydukları becerilerin belirlenmesi, Özel eğitim hizmetlerinden faydalanarak uygun eğitim ortamlarının belirlenebilmesi, Bireysel eğitim ihtiyaçları doğrultusunda plan ve programların (BEP) geliştirilmesi-uygulanması Bireysel ihtiyaçları doğrultusunda gelişimlerinin değerlendirmeler yapılarak takip edilebilmesi, İleride daha bağımsız olabilmeleri ve toplumsal yaşam becerilerini geliştirebilmeleri açısından önem taşımaktadır.

41 TANI VE TEDAVİ Bireyin zihinsel yetersizliğe sahip olup olmadığı yapılan tıbbi ve eğitsel değerlendirmeler sonucu tespit edilebilmektedir. Tanılama, disiplinler arası bir çalışma neticesinde konulabilir. Standart zeka testleri ile çocuğun zeka düzeyi ve gelişimsel durumu tespit edilir. Bu doğrultuda, sonuçlara dayalı olarak uzman bir hekim tarafından tanı konulabilir. Eğitsel değerlendirme yapılarak çocuğun sahip olduğu performans düzeyi değerlendirilmelidir.

42 Zihinsel yetersizlik gösteren çocuk, sahip olduğu ve gereksinim duyduğu becerileri kazanması ve geliştirebilmesi için özel eğitim kapsamında uygun eğitim ortamına yerleştirilir. Özel eğitim çerçevesinde gerekli eğitsel düzenleme yapılarak, takibi gerçekleştirilir. Zihinsel yetersizlik gösteren çocuğun mesleki rehabilitasyon ve sosyal uyumu sağlamak, verimli olabilmeleri ve sosyal aktivitelere katılabilmelerini sağlamak ve ulaşabileceği en yüksek kapasiteye ulaşması amaçlanır. Çevresel değerlendirme özel eğitim kapsamında önemli yer tutmaktadır. Çocuğun eğitim süreci boyunca eğitime ailenin de aktif katılımı sağlanmalıdır. Bununla birlikte, çevresindeki diğer alan uzmanları ile iletişim kurulup, çocuk hakkında değerlendirme yapılması önemlidir.

43 OTİZM

44 Otizm, belirtileri yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen, gelişimsel bir bozukluktur. Otizmli bireyler çevresinde olup bitenlere karşı ilgisiz, dış dünyaya karşı kapalı ve kendi dünyasında yaşamayı tercih eden bireylerdir.

45 Otizmli bireyler: Sosyal etkileşim kurma, Dil ve iletişim geliştirme, İlgi ve davranışlar olmak üzere, üç alanda yetersizlikle kendini göstermektedir.

46 Otizmin Tipik Özellikleri arasında, Göz temasından kaçınma Başkalarına karşı ilgisiz olma Başkaları ile kendiliğinden iletişim kurmama İsteklerini bir yetişkinin ellerini kullanarak belirtme Yaratıcılık gerektiren oyunları oynayamama - Oyunlara dâhil olmama Sürekli bir konu üzerinde konuşma Sebepsiz şekilde ağlama, gülme ve sebepsiz davranışlarda bulunma Anlamsız sözleri üst üste tekrar etme Nesneleri tutup sürekli döndürmekten hoşlanma Değişikliklerden hoşlanmama gibi davranışlar yer almaktadır.

47 TANI VE TEDAVİ Normal gelişim süreçlerinde, bahsedilen genel üç alanda oluşan yetersizlik ile kendini gösteren Otizmli bireylerde erken tanı ve tedavi önemlidir. Erken yoğun özel eğitim desteği ile Otizmli bireylerin gelişimleri desteklenerek, Otizmin etkileri azaltılmaya, topluma uyum sağlayabilmeleri çalışılmalıdır. Performansına dayalı olarak gelişimlerini desteklemek, ileride uygun eğitim ortamlarına yerleştirilebilmeleri ve bağımsız yaşam becerilerini kazanabilmeleri açısından önemli görülmektedir.

48 TANI VE TEDAVİ Otizmin teşhis edilmesi ve tanının konulabilmesi detaylı inceleme gerektirmektedir. Birçok alandan uzman kişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Bunlarla birlikte, aile görüşleri önem taşımaktadır. Bireyin eğitsel değerlendirmesi, tıbbi değerlendirmeler birçok uzmanın değerlendirmeye katılımı ile gerçekleştirilmelidir. Farklı alanlardan birçok uzmanın bir araya gelmesiyle oluşan bir ekip tarafından değerlendirme yapılır, bireyin gereksinimleri doğrultusunda nerede ve kim (ler) tarafından eğitsel destek gereksinimi karşılanacağı belirlenmelidir, uygulanmalıdır ve takibinin yapılması gerekmektedir.

49 TANI VE TEDAVİ Tanının konulmasıyla birlikte, erken yoğun davranışsal eğitimin bir an önce başlatılması Otizmli çocuğun gelişimi açısından gerekli görülmektedir. Özel eğitim desteği ile bireyin var olan performans düzeyine uygun olarak geliştirilen bireyselleştirilmiş eğitim programı (BEP) çerçevesinde Otizmli birey desteklenmelidir.

50 TANI VE TEDAVİ Otizmli çocukların genelinde öğrenme zorluğu vardır. Bu çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zekâ yetersizliği görülse de, zekâ seviyeleri normal otizmli çocuklar da vardır. Ancak genel zekâ seviyeleri ne olursa olsun, Otizmli çocuklar çevrelerini algılamakta ortak bir zorluk çekerler. Otizmli bireyi iyileştirebilmek için henüz bir yöntem ya da medikal bir tedavi geliştirilememiştir. Otizmli çocukların kullandığı ilaçlar genelde hiperaktiviteyi azaltan, dikkatin yoğunlaşmasına yardımcı olan, dolayısıyla çocuğun eğitimden daha çok faydalanmasına destek veren yardımcı ilaçlardır.

51 TANI VE TEDAVİ Son yıllarda geliştirilen farklı terapi yöntemleri de, bireysel farklılıklarında etki edebileceği düşünülerek, Otizmin etkilerini azaltan ve bireye yardımcı yöntemlerdir. Otizmli bireylerde kullanılacak terapi ve tedavi yaklaşımlarının etkililiği kanıtlanmış olması işlevselliği arttıracağı unutulmamalıdır.

52 Otizm Spektrum Bozuklukları arasında Atipik Otizm Asperger Sendromu Çocukluk Disentegrasyon Bozukluğu Rett Sendromu mevcuttur.

53 DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER


"ÇOCUKLARDA GÖRÜLEBİLECEK PROBLEMLERDE ERKEN TANILAMANIN ÖNEMİ GÖLCÜK REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA BÖLÜMÜ 2012." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları