Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Soru1:parçada anlam Arıyorum aklımda bir ninni bestesini. Böyle uzaklaşmayın benden, yaşadığım günler! Güneş! Getir bir bayram sabahını. Açılın, açılın.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Soru1:parçada anlam Arıyorum aklımda bir ninni bestesini. Böyle uzaklaşmayın benden, yaşadığım günler! Güneş! Getir bir bayram sabahını. Açılın, açılın."— Sunum transkripti:

1 Soru1:parçada anlam Arıyorum aklımda bir ninni bestesini. Böyle uzaklaşmayın benden, yaşadığım günler! Güneş! Getir bir bayram sabahını. Açılın, açılın tekrar Çocuk dizlerimdeki yaralar. Ziya O. SABA Bu dizelerde ağır basan duygu aşağıdakilerden hangisidir? A) Özlem B) Pişmanlık C) Sevgi D) Acıma

2 Cevap:A

3 Soru2:parçada anlam İç rahatlığıyla davranmak, iç rahatlığıyla konuş*mak, özellikle iç rahatlığıyla düşünmek erdemli, insanın işidir. İnsanın kendi içinde tutarlılığı da buna bağlıdır. Eylemi ile düşüncesini bütünleştirmiş, ağzından çıkan sözün sorumluluğunu kavramış bir insan çağımızın gerçek insanıdır. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi erdemli insanın özelliklerinden biri olamaz? A) Söz ve hareketleri arasında uyum olması B) Her sözünün bilincinde olması C) Yaptıklarının, düşüncelerini yansıtıyor olması D) Söylediklerini yaşamasa bile doğru sözlü olması

4 Cevap:D

5 Soru3:parçada anlam Her sanatçı, toplumun ürünü olduğuna göre, büyük sanatçıları yetiştiren ortamın nasıl oluşturulduğunu düşünmek gerekir. Çünkü sanatçı, milyonların bir insana dönüşmesinin sonucunda çıkar ortaya. Sanat da, sanatçı da bir mucize değildir, bir emek ürünüdür. Bu parça için en uygun başlık aşağıdakiler*den hangisidir? A) Sanatı Korumak B) Sanat ve Toplum C) İnsan ve Sanat D) Toplum ve Emek

6 Cevap:B

7 Soru4:parçada anlam Herkes bir başkasına ihtiyaç duyar. Kendisine benzemeyen birine. Niçin mi? Kendini bir bütün olarak ele alabilmek için, karşısındakiyle karşılaştırma yaparak, kendini tanımlayan özellikleri daha çok ortaya çıkarmak için... Bu parçaya göre, aşağıdakilerden hangisi başkalarına ihtiyaç duymamızın nedenidir? A) Zor zamanlarımızda yardımımıza koşmaları B) Kendimizi daha iyi tanımamızı sağlamaları C) Başka yaşamları öğrenme merakımızın olması D) Acılarımızı ve sevinçlerimizi paylaşma isteğimiz

8 Cevap:B

9 Soru5:parçada anlam Eleştirmen olarak, bugünün nabzını tutmak kolay değil. Bazen yazdığınız bir eleştiriyle ilgili olarak "Siz iyi dosttunuz, ne oldu da bu eleştiriyi yaptınız?" türünden sorularla bile karşılaşıyorsunuz. Ama ben kitabı eleştirdim dostluğumuzu değil, demek zorunda hissediyorsunuz kendinizi. Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir? A) Gerçek dostlar birbirini eleştirmeyi de bilmelidir. B) Kitap eleştirisi ile dostluk birbirinden ayrı düşünülmelidir. C) Eleştirmen, kendi döneminin değer ölçülerini belirler. D) Eleştiri yapılırken ölçüyü kaçırmamak gerekir.

10 Cevap:B

11 Soru6:parçada anlam Bir yazarı en fazla küçük düşüren şey, herkesin bildiği orta malı fikirleri garip ve gösterişli bir şekilde söylemektir. Böyle bir yazarı beğenmek şöyle dursun, herkesin söylediğini söylemek için yeni birtakım kelime düzenleri kurmakla vaktini kaybetmiş olmasına acırız. Bu parçaya göre bir yazardan öncelikle beklenen aşağıdakilerden hangisidir? A) İnandırıcılık B) Yalınlık C) Farklılık D) Tutarlılık

12 Cevap:C

13 Soru7:parçada anlam Düşünce ve algıyı yıldırım kadar hızlandırmak güzel. Düşünce, fiziksel dünyanın hızını sollaya bilir. Ama güzelliklerden alacağımız zevki uzatmak, böylesi hoş vakitlerin tadını çıkarmak gerekmez mi? Bir Afrika deyişindeki gibi "Çiğnemekten zevk alıyorsan, hemen yutmaya çalışma." Bu paragrafta, aşağıdakilerden hangisi önerilmektedir? A) Boş vakitleri iyi değerlendirmek B) Güzel anları yaşarken acele etmemek C) Hızlı düşünerek çok iş yapabilmek D) Yaşamın hızına ayak uydurmaya çalışmak

14 Cevap:B

15 Soru8:parçada anlam Şiir okumak, bir müzik eserini seslendirmek kadar ciddi, bir büyük besteyi sazlarla bize dinletmek kadar önemli ve ayrı bir sanattır. Şiirin de birtakım notaları, algılanması sadece onun gerçek sesini duyup söyleyebilenlerce mümkün bir ahengi vardır. Bunun tekniği, şiir okumakla değil, önce düpedüz "okumak" denilen olayı bilmek ve başarabilmekle başlar. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir? A) Şiiri anlayabilmenin "okumak" eylemini anlayabilmeye bağlı olduğuna B) Şiiri okuyabilmek için eğitim almak gerektiğine C) Şiirin kulağa hoş gelmesi gerektiğine D) Şiir okumanın müzik kadar önemli bir sanat olduğuna

16 Cevap:B

17 Soru9:parçada anlam Datça... Rüzgârların sesi kulaklarımdadır, hiç unutmadım. İnsanlar deli gibi esen sıcak rüzgârların önünde iki büklümdüler. Saçlarımın diplerine dolan kumları çıkarıyordum. Herkes ağzında kum çiğniyordu; hatırlıyorum, Datça'yla ilgili hiçbir şeyi unutmadım. Bu parçanın anlatımında aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmamıştır? A) Görme B) Dokunma C) İşitme D) Koklama

18 Cevap:D

19 Soru10:parçada anlam 1) Kitaplar dünyayı değiştiremez. (2) Bir kitap okumakla hiç kimse yeniden doğdum duygusuna kapılmaz. (3) Fakat kitaplar dünyayı daha iyi anlamamızı sağlayabilir. (4) İyi bir yazar size sıcak bir dostun yakınlığını sunar. (5) Üstelik bir el uzaklığındadır, her zaman. Bu parça iki paragrafa bölünmek istenirse ikinci paragraf, numaralanmış cümlelerden hangisiyle başlatılmalıdır? A) 2 B) 3 C) 4 D) 5

20 Cevap:C

21 Soru11:parçada anlam Ünlü yazar, genç yazara mektubunda şöyle diyordu: "Doğa betimlemelerinizde gerçek sanatçılara özgü bir çaba içindesiniz. Ancak 'deniz derin derin nefes alırken', 'ağaçlar hiç durmadan mırıldanırken' türünden betimlemeleriniz, anlatımı basmakalıplaştırıyor; bazen de anlaşılmaz durumlara sokuyor. Unutmamak gerekir ki, doğa betimlemelerinde güzellik, 'Güneş battı.', 'Yağmur başladı.' gibi cümlelerle elde edilir." Bu parçaya göre, ünlü yazar genç yazara aşağıdakilerden hangisini önermektedir? A) Ayrıntıları seçmede gözlemlerden yararlanmasını B) Birbirini çağrıştıran sözcükleri kullanmasını C) Anlatımda yalınlığa özen göstermesini D) Varlıkları eylem içinde vermesini

22 Cevap:C

23 Soru12:parçada anlam İstiyorum ki yazdıklarım insanlarımızın sorunlarını, özlemlerini anlatsın. Onların acılarını çektiklerini başkalarına duyurabilsin. Açıkçası, yaşamı değiştirsin, güzelleştirsin. Bu amaçla insanımızdan, ülkemizden kopmamaya çalışıyorum. Ancak yine de dergilerde yer verilmiyor şiirlerime Yayımlananlara bakıyorum, çoğu, toplum gerçeklerine kapalı; belli bir düşünceyi savunmuyor bir sorunu dile getirmiyor. Bu parçada şair, aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır? A) Şiire özgü ilkelerin belirgin olmayışından B) Şiirde, içerikten çok anlatımın öne çıkmasından C) Şairlerin, ortak bir tutum izlemeyişinden D) Yaşananları yansıtmayan şiirlerin ilgi görmesinden

24 Cevap:D

25 Soru13:parçada anlam... Sanatı izlemek, onlar için yaşamsal bir önem taşımaktan çok bir vakit geçirme aracıdır. Belki de onlar için sanat, günlük yaşamın sıkıntılarından kaçıp bir boşalma, bir rahatlama alanıdır. Bu yüzden, yorucu bir günün sonunda bir sinema salonunun koltuğuna gömülmek, ya da evindeyse televizyonun karşısına geçerek önüne ne çıkarılırsa onu seyretmek ve onunla yetinmek, onlara bir kitabı oku*maktan, anlamaya çalışmaktan daha kolay gelmektedir. Bu parçanın başına, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir? A) Halkın beğenisi ancak devrimci ve yaratıcı sanatçıların yapıtlarıyla yükselir. B) Kitleler sanatı ve sanat ürünlerini genellikle hiçbir çaba göstermeden algılama ya da alma eğilimindedir. C) Kültür ve beğeni düzeyinin düşüklüğünden dolayı halkı suçlamak yanlıştır. D) İşin kolayına kaçarak parsa toplamak gerçek sanatçıya yakışmaz.

26 Cevap:B

27 Soru14:parçada anlam Şiir yazma, bir üretim eylemidir. Ozan ise üretimci. Bu üretim eyleminin bir de tüketicisi vardır: Okur. Şiir, kitap ve dergi biçiminde somutlaştığında meta (mal) olmuştur. Satılır, alınır. Ürünün metalaşma süreci bir eyleyicinin daha oyuna girmesini gerektirir ki bu yayıncıdır. Üç bacaklı sandalyeye benzettiğim bu süreçte her bacak işini gereği gibi yaparsa, üretim oluşur ve sürer, değilse biter. Bu parçada asıl üzerinde durulan aşağıdakilerden hangisidir? A) Şiirin bir yaratma eylemi olduğu B) Sanat ürünlerinin görünürde bir nesne olduğu C) Şiirin üretiminde ozan, okur ve yayıncı işbirliğinin önemi D) Sanat ürünlerine meta gözüyle bakmanın yanlışlığı

28 Cevap:C

29 Soru15:parçada anlam (I) Sanatçıları korkutarak sindireceklerini sananlar yanılıyorlar. (II) Bütün korkutmalara, yıldırmalara karşın toplumun en çok direnen, boyun eğmeyen kişileri, sanatçılar arasından çıkar. (III) Gerçi onlar da insan, onlar da korkar; ama onlar yılmaz (IV) Hiç beklenmedik bir sırada ve yerde sesleri bir şiir, bir öykü, bir oyun... olarak yükseliverir. (V) Sanatçılara düşman olanlar, sadece geçmişin karanlıklarına- dönmek isteyenler değildir. Yukarıdaki numaralandırılmış cümlelerden oluşan parça, iki paragrafa ayrılmak istense hangi cümle ikinci paragrafın giriş cümlesi olur? A) II. B) III. C) IV. D) V.

30 Cevap:D

31 Soru16:parçada anlam Edebiyatın, sanatın ancak dünya vatandaşlarının zanaatı olduğunu bilirdi. Onun için ne sınır vardı, ne de ulusların ayrılığı. Yunus'un yanına bağdaş kurar, Salzburg katedralinde Mozart'ı dinlerdi. Neruda'nın Kara Adası'yla Hakkari'deki karlı, beyaz ufuklardan aynı oranda lezzet almayı bilirdi. Yaratmanın sadece yazmakta değil, başka işlerde olduğunu ve bunun da gerçekleşebileceğini yaşam çizelgesinde gösterdi. Bu parçada tanıtılan kişinin en belirgin özelliği aşağıdakilerden hangisidir? A) Her şeyi sevgiyle ele alması B) Olaylara ve kişilere hoşgörüyle yaklaşması C) Sanata ve dünyaya evrensel bir gözle bakması D) Çevresinde olup bitenlere karşı duyarlığı

32 Cevap:C

33 Soru17:parçada anlam Biyografi, işlediği konu gereği yazının somut yaşama en yakın dalı olmasına karşın, Avusturyalı yazar Stefan Zvveg'in biyografilerinde yer ve zamana ilişkin veriler yok denecek kadar azdır. Onun biyografileri kurmacanın egemen olduğu anlatılardır. Zweig'in çizdiği biyografik yaşamda anlatılanlar dizinsel bir art ardalık içinde yaşanmış somut olaylar değildir. Kahramanlarının doğum ve ölüm tarihleri bile yoktur biyografilerinde. Anlatılan fizyolojik yapısı ve iç yaşantısıyla bütün bir insandır. Ayrıntıya girmez. Daha çok bireyin iç dünyasını ele alır. Bu parçanın konusu, aşağıdakilerden hangisidir? A) Biyografi türünde kurmacanın yeri B) Stefan Zvveg'in biyografilerinin özelliği C) Ayrıntıları seçmenin ve yerinde kullanmanın okur üzerindeki etkisi D) Yaşam öykülerinin edebiyat tarihindeki önemi

34 Cevap:B

35 Soru18:parçada anlam Şiirin bilimin karşıtı olduğu düşüncesi, çağımızın yanılgılarından biridir. Oysa, ta Samanlık dönemlerinden başlayarak şiir tarihinde şiirle bilimin kesiştiğini görüyoruz. Hele Rönesans şairleri kendi alanlarında birçok bilimsel buluşlara imza atmıştır. Bilimle şiirin düşman olmadığını, dahası bu iki ucun birbiriyle kesişmesinin zorunluluk olduğunu söylediklerinde bu görüş, fazla yandaş bulmamıştı. Ama genel kanı ne olursa olsun bugün de şiirle bilimi kişiliğinde birleştirmiş pek çok sanatçı var. Bunların en seçkinlerinden biri de Çek şairi Miroslav Halub'dur. Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz? A) Bilimle şiir, birbirinden ayrı düşünülmemelidir. B) Şiirle bilimin ilgili olduğu düşüncesi, fazla taraftar bulamamıştır. C) Şiir sanatı bilgiden çok, duyguya yaslanır. D) Şairler, hiçbir zaman kendilerini bilimden soyutlamamışlardır.

36 Cevap:C

37 Soru19:parçada anlam (I) Sanatçı, öykülerinde diline ve söylemine ayrı bir özen gösteriyor. (II) Sözcük seçiminde titiz davranıyor. (III) Öykülerinin bazıları yakın çevre yaşantılarına ya da yaşanabilirliği mümkün kurmacalara dayanıyor. (IV) Cümleleri yapıları bakımından oldukça sağlam. Yukarıdaki numaralandırılmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır? A) I. B) II. C) III. D) IV.

38 Cevap:C

39 Soru20:parçada anlam Ben, diye açıklar Esendal: "İnsanlara yaşamak için kuvvet ve neşe veren yazılardan hoşlanırım. İnsanları yoğrulmuş mutfak paçavrasına çeviren ve ye'se düşüren yazılardan hoşlanmam. Zaten tam bir refah içinde, huzur içinde yaşamıyoruz. Bir de karanlık, kötü şeylerden bahsederlerse bize, onları okursak... İnsanları havana koyup ezmeye benzer bu. Halbuki insanların içinde bir umut olmalı. Yaşama umudu, neşe vermeli insana okudukları." Bu parçada Esendal'ın asıl anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir? A) Öyküler, romanlar, şiirler insanları yaşama bağlamalı; onlara yaşama sevinci aşılayabilmelidir. B) Yoksulluklar, yoksunluklar içinde yüzen insanlar pamuk ipliğiyle bağlıdır yaşama. C) Umut, insanı yaşama bağlayan ve ona yaşama gücü aşılayan bir kuvvettir. D) Sanatçılar, yaşamla ilgili acı gerçekleri olduğu gibi yansıtmamalı; onları düş gücüyle değiştirerek sunmalıdır.

40 Cevap:A

41 Soru21:parçada anlam Çevirmenliğin önkoşulu bir yabancı dili iyi bilmektir. Özellikle bilimsel çevirilerde önemli olan anlamın doğru olarak yansıtılmasıdır. Ancak edebiyat metinlerinin çevirilerinde anlamın doğru olarak yansıtılmasının ötesinde çevirmenin dilinin sıradan olmaması, duygu ve düşüncelerini yansıtırken sözcükleri ustaca seçmesi, imge gücünden yararlanması gerekiyor... Bu parça, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülebilir? A) Bu nedenle edebiyat çevirmeninde bir yabancı dili iyi bilmenin boyutlarını aşan özellikler bulunması gerekiyor. B) 0 açıdan edebiyat çevirmenin her şeyden önce mesajı doğru olarak yansıtması gerekiyor. C) Bunun için çevirmen, kitabın asıl yazarının önüne geçiyor. D) Yabancı dili iyi bilmeyen bir çevirmenin edebiyat çevirmenliği yapmaması gerekiyor.

42 Cevap:A

43 Soru22:parçada anlam İkinci Yeni'nin getirdiği kuramlar, sanatçıları fildişi kuleye çekiyordu. Bu doğru; ama uygulama böyle gelişmedi. Görüldü ki bu şairlerde uygulamada, yani şiir yazmada yaşamla sımsıkı bağlar içindeler. Toplumsal olayları izliyorlar, onları yansıtıyorlar. Ben çağdaş Türk şiirinde en kötü yanın kuramlar olduğuna inanıyorum. Bir yandan yanlış kuramlar, öte yandan güzel şiirler. Hep böyle oldu. Toplumsal sorunlara en uzak görünen şairlerde bile bu konuya öyle sıcak bakanlar bulursunuz ki, sonunda siz de şaşıp kalırsınız. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz? A) Şiir toplumsallıktan soyutlanamaz. B) Teori ile pratik çoğu zaman uyuşmaz. C) Şiiri toplumsal değişimler değil, kuramlar belirler. D) Şair, çoğu zaman şiir gücünü yaşamdan alır.

44 Cevap:C

45 Soru23:parçada anlam İstanbul’da yeni doğanlar için yeni bir İstanbul doğuyor. İstanbul yalnızca köşkleri, koruları, tarihiyle değil; yaşam biçimiyle, insanıyla ve diliyle de ölüyor. Kentin bu değerleri bir ışık hızıyla yitik bir geçmişe gömülüyor. Bir ömre değer güzellikler, bir bir yok oluyor.turkeyarena.net Aşağıdaki cümlelerden hangisi bu parçanın giriş cümlesi olmaya en uygundur? A) İstanbul'un doyumsuz güzelliklerinin yok olmasına seyirci kalamayız. B) İstanbul, İstanbullu olmuş olanlar için artık ölüyor. C) İstanbul, sadece İstanbullunun değil, hepimizindir. D) Bence İstanbul'un geçmişi değil, geleceği önemlidir.

46 Cevap:B

47 Soru24:parçada anlam (I) Sanatçı, hiçbir zaman: "Bana ne okurdan!" diyemez. (II) Çünkü sanatçıyla okur arasındaki kopmuşluk, olsa olsa büyük bir kısırlığa götürür sanat ortamını. (III) Okuyucu ile sanat eseri arasında kurulacak olan köprü, daha yüksek düzeydeki sanat eserlerine olanaklar hazırlayacaktır. (IV) Bilinçli, ne okuduğunu bilen bir okuyucu, sanat eserleri karşısında niteliksiz okuyucu gibi peşin yargılı değildir. Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır? A) I. B) II. C) III. D) IV.

48 Cevap:D

49 Soru25:parçada anlam ' İkinci Yeni'nin getirdiği kuramlar, sanatçıları fildişi kuleye çekiyordu. Bu doğru; ama uygulama böyle gelişmedi. Görüldü ki bu şairlerde uygulamada, yani şiir yazmada yaşamla sımsıkı bağlar içindeler. Toplumsal olayları izliyorlar, onları yansıtıyorlar. Ben çağdaş Türk şiirinde en kötü yanın kuramlar olduğuna inanıyorum. Bir yandan yanlış kuramlar, öte yandan güzel şiirler. Hep böyle oldu. Toplumsal sorunlara en uzak görünen şairlerde bile bu konuya öyle sıcak bakanlar bulursunuz ki, sonunda siz de şaşıp kalırsınız. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz? A) Şiir toplumsallıktan soyutlanamaz. B) Teori ile pratik çoğu zaman uyuşmaz. C) Şiiri toplumsal değişimler değil, kuramlar belirler. D) Şair, çoğu zaman şiir gücünü yaşamdan alır.

50 Cevap:C

51 Soru26:parçada anlam Bu konuşmasında "Ben isterdim ki, şiirlerim halkımızın bir türküsü gibi ezgili bir şekilde okunabilsin." diyen Enver Gökçe; şiirlerinde halk dilindekine benzer yalın, sade ve etkili bir anlatıma ulaşabilmişti. Sözcükleri, tıpkı yüzyıllardan gelen türkülerdeki gibi titiz ve ustalıkla kullanabilmiş; günceli, geleneksel söyleyişten yararlanarak verirken evrensel değerlere de açılabilmişti. Bu parçada tanıtılan sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir? A) Şiirde ölçü ve uyağı öne çıkardığına B) Sözcükleri ustaca kullanabildiğine C) Şiirlerinde günceli yansıttığına D) Yalın ve sade bir anlatımının olduğuna

52 Cevap:A

53 Soru27:parçada anlam Sanatçının tutarlı ve sağlam bir sanat görüşü vardır. Her an esen yenilik rüzgârlarından sarsılmamıştır. Şiirlerinde ilk dizeden, son dizeye kadar aynı ustalık düzeyini sürdürmüştür. Çok küçük biçim denemeleriyle yetinmiştir. Bunu da bir rötuş olarak düşünebiliriz. Çünkü o... Düşüncenin akışına göre, bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? A) akımların geçiciliğine, biçimlerin göz boyacılığına kapılmamıştır. B) şiire duyarlığın nasıl katıldığını kanıtlamıştır. C) yenilik ve değişim rüzgârlarından yelkenini şişirmeyi bilmiştir. D) dilimizin tadını ve olanaklarını duyurmasını bilmiştir.

54 Cevap:A

55 Soru28:parçada anlam Sanat yapıtını değerlendirmek için, sanat yapıtının yaratıldığı çağa yolculuktan yana değilim. Aksine bu yapıtları günümüze taşımaktan yanayım. Bence doğru ve gerçekçi olan yöntem budur. Çünkü sanat yapıtında yaşayan ve devam eden biçimsel, teknik ve estetik öğeler en azından bugünün normlarıyla büyük ölçüde çelişmeyen öğelerdir. Ayrıca geçmişin sanat yapıtlarını alımlamanın (okuma, görme, duyma) yapıldığı ortama taşımak yorumlamaya atılan ilk adım sayılır. Bu sözler, aşağıdaki sorulardan hangisinin karşılığı olabilir? A) Bir sanat yapıtının değerlendirilmesinde ölçüt ne olmalıdır? B) Sanat tarihçisinin görevi nedir? C) Yapıtın değerlendirilmesinde estetik ön planda mı tutulmalıdır? D) Geçmişin değer yargılarıyla hareket etmek, sanat tarihçisini yanıltır mı

56 Cevap:A

57 Soru29:parçada anlam Bir hikayeci için geniş yığınların arasına katılmak, ülkeyi bir başından öbürüne gezip tozmak, insanlarla içli dışlı olmak yeterli değildir. Bütün bunların dışında hikayeci derlediği gerekli hammaddeyi kendine özgü bir gerçekçilik anlayışıyla yeni baştan yoğurmasını; onu yeniden biçimlendirmesini de bilmelidir. Bu parçada hikayeciyle ilgili olarak vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) İyi bir gözlemci olması B) Biçim ve içerik dengesini ustaca oluşturabilmesi C) Gerçek yaşamı gözlemlerinden yola çıkarak kendine has bir yöntemle kurmacaya dönüştürebilmesi D) Toplumsal gerçekçi bir çizgi izlemesi

58 Cevap:C

59 Soru30:parçada anlam keşke bizim çocukluğumuzda da böyle olsaydı. şimdilerde kitapçılar popüler bilim kitaplarına daha çok yer veriyor. bilimin insana uzak ve anlaşılmaz bir alan olduğu düşüncesinden sıyrılmak kolay bir hal aldı. evet, kullanılan matematik dilini anlamak çoğumuz için olanaksız;ama yüne de büyük bilimsel keşiflerin altında yatan düşünceler sanıldığının aksine genelde rahatlıkla anlaşılabilecek bir sadelik içeriyor.işi eğlenceli kılansa bu sadeliğin bazen epey sarsıcı olabilmesi.bilim artık sadece üretilen teknolojiler yoluyla yaşamımızı kolaylaştırarak değil, aynı zamanda dünya görüşlerimizin oluşmasına ya da değişmesine ön ayak olarak doğrudan etkiliyor bizi. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir? A- son yıllarda bilimsel yayınların sayısında bir artış görülmektedir. B- son yıllara kadar bilimsel yayınlar birçok kişi tarafından anlaşılmaz yayınlardı. C- matematik dilini anlamak halen oldukça zordur. D- bilim, yaşamımızı kolaylaştırmanın yanı sıra düşünce dünyamızı da zenginleştirir.

60 Cevap:A


"Soru1:parçada anlam Arıyorum aklımda bir ninni bestesini. Böyle uzaklaşmayın benden, yaşadığım günler! Güneş! Getir bir bayram sabahını. Açılın, açılın." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları