Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Www.davutbayram.com 1 EGZOTİK HAYVANLAR Dr.Davut BAYRAM Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Www.davutbayram.com 1 EGZOTİK HAYVANLAR Dr.Davut BAYRAM Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı."— Sunum transkripti:

1 1 EGZOTİK HAYVANLAR Dr.Davut BAYRAM Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı

2 2 Yukarıdaki linki not ediniz ve fotoğraflarına göre papağan ırklarını öğreniniz. Sonraki slaytlarda birer adet fotoğraf gösterilecektir.

3 3 amazon

4 4 ara papağanı

5 5 Senegal papağanı

6 6 barraband

7 7 halkalı boyunlu paraket

8 8 cennet papağanı

9 9 çimen paraket

10 10 Kesiş paraketi

11 11 kakariki papağanı

12 12 kırmızı arkallı papağan

13 13 Black-headed Caique

14 14 Patagonyalı Konur (Cyanoliseus patagonus)

15 15 Lori

16 16 Kakadu

17 17 African Grey Parrots (Psittacus erithacus erithacus)

18 18 Afrika gri papağanı Son zamanlarda en ilgi çekici kafes kuşlarından biri olma özelliği taşıyan Afrika Gri Papağanıdır. Amazon Papağanı olarak da bilinen bu cinsin bir çok farklı rengi olan diğer amazon papağanlarına kıyasla konuşma özelliği çok daha üstündür. Diğer Afrika papağanları daha güzel ve renkli olmalarına karşın daha az konuşkandırlar. Gri papağanlar öyle yeteneklidirler ki, bir çok yetiştirici kendi kuşlarını sahiplerinin seslerini çok iyi taklit edebilirler. Ses tonu dahi aynıdır.

19 19 Afrika gri papağanı Bir erkek Afrika papağanı genelde bir güvercin boyutlarındadır. Dişi daha da ufaktır. Vücut gri, erginde kuyruk açık kırmızı, ergin olmayanlarda koyu kırmızı bir renk tonu hakimdir. Bir yaşın altında ise gözler siyah renkteyken 1 yaşından sonra griye ve en son sarımsıya döner. Normalde yıl bazen de 70 li yaşlara kadar yaşayabilirler.

20 20 Afrika gri papağanı Afrika gri papağanı 33 cm uzunluğunda gri tüylü, daha koyu kanatlı ve arkası soluk gri renktedir. Baş ve boyun tüyleri daha mattır.Gözlerinin etrafı beyazımsı ve kırmızı veya kestane rengi, kuyruğu geniş ve kısadır.Afrika gri papağanı Linnaeus tarafından 18.yüzyıl çalışmalarında tanımlanan türlerden biriydi.İsminin kökeni eski Yunanca “Psittakos” kelimesinden gelmiştir.

21 21 Afrika gri papağanı Hayvanların zekalarını karşılaştırırken objektif olmak her zaman zordur. Papağanlar genel olarak en zeki kuşlardır. Irene Pepperberg’ in tutsak edilen Afrika grileriyle ilgili geniş araştırması gösteriyor ki bu papağanlar insanların kullandıkları kelimeleri anlamlarıyla birlikte birleştirmeye yeteneklidirler. Bir Afrika grisi ilgiye bağlı olarak yaklaşık 1000 kelimelik dağarcığa ulaşabilir ve cümleler kurabilir.

22 22 Afrika gri papağanı Afrika Gri Papağanları 4000 yıldır evcil hayvan durumundadır. Bazı Mısır resim yazılarında evcil hayvan olarak resmi çizilir. Antik Yunanda papağanlara evcil hayvan olarak kıymet biçerlerdi. Bu gelenek daha sonra varlıklı Romen aileleri tarafından da kabul edildi. Bu aileler papağanları süslü kafeslerde tutardı ve onlara konuşma kabiliyetlerine göre değer biçerdi. İngiltere 8. Kralı Henry de Afrikalı Gri papağana sahipti.Portekizli denizciler onları uzun deniz yolculuklarında arkadaş olarak tutarlardı.

23 23 Afrika gri papağanı Günümüzde çoğu Afrikalı gri papağanlar hayvan yetiştiricileri tarafından evcil hayvan ticaretinde kullanılmaktadırlar. Ne zaman ne yapacakları belli olmamasına, küçük çocuklarla uyumlu olmamalarına rağmen oldukça iyi bir ev arkadaşıdırlar. Afrikalı gri papağanlar çok güçlüdür ve güçlü gagalarıyla ısırırlar. Doğal olarak keskin ve tırnaklarıyla tırmıklamalarına rağmen saldırı anında tırnaklarını kullanmazlar. Hayvan sahipleri bu papağanları sadece zeki oldukları için değil, sadakat ihtiyaçlarını tatmin ettikleri için de yetiştirirler.

24 24 Afrika gri papağanı Tutsak türler ev halkının bir üyesi olup onlara kolayca bağlanırken, vahşi Afrikalı gri papağanların insanlarla yaşamaya uyum sağlamaları için uzun bir süreye ihtiyacı vardır. Onlara yaklaşıldığı zaman hırlamaya ve paniklemeye meyillidirler. Diğer evcil hayvanların genelinden farklı olarak, Afrikalı gri papağanlar beslenme konusunda çok fazla değişiklik göstermezler.

25 25 Afrika gri papağanı Afrika gri papağanları diğer evcil papağanların çoğu gibi, oldukça bakım isteyen hayvanlardır. İnsanların ilgisine bir hayli ihtiyaçları vardır. Genellikle günde üç saat kafes dışında kalmaları ve onlarla 45 dakika fiziksel etkileşim kurmak zihinsel sağlıkları için gerekli yapılması gereken minimum bakımdır.Afrika gri papağanları özellikle Kongo Afrika gri papağanları yabancılara karşı utangaç olarak bilinirler. Farklı insanlarla düzenli olarak etkileşim içinde olmazlarsa, yalnızca bakıcılarına bağlanmaya meyillidirler.

26 26 Afrika gri papağanı Afrika grilerini sıkılmamaları için oyuncaklara teşvik etmek gereklidir. Kafeslerine kapatıldıkları zaman sinirlidirler. Bu oyuncakların dikkatlerini çekebilmek için dönebilmeleri ve hareketli olmaları gerekir. Afrika grileri günlerinin çoğunu kafeste geçirirler. 60x60x50 uygun kafes ebatıdır. Kafesin yüksekliği önemli değildir. Afrika grileri zamanlarının çoğunu oyun yerinde geçirir ve kafeslerini sadece uyumak için kullanırlar.

27 27 Afrika gri papağanı Başın ve kuyruğun kafesin tepesine ve altına değmemesi gerekir. Çubuk mesafesi ¾ ile 1 inç arası olmalıdır. Kafesleri güvenli bir yerde ve evin meşgul edilen bir yerinde olmalıdır mesela salonda olmalıdır. Böylece kuş evdeki hareketlilikleri izleyerek meşgul olabilir.

28 28 Afrika gri papağanı Afrika grileri özel diyete ihtiyaç duyar ve içinde kalsiyum ve vitamin A olan yiyeceklere ihtiyaç duyarlar. Badem, peynir, brokoli içeren yeşillikler …vb. Afrika gri papağanlarına dikkatlice hesaplanarak ilave kalsiyum ve mineral verilmelidir. Afrika grilerinin fazla aldığı vitamin ve kalsiyumlar sağlık problemlerine yol açabilir. Afrika grileri ağır kuşlar oldukları için, kaybolmalarına ya da yaralanmalarına yol açabilen serbest uçuşlarını önlemek amacıyla kanatlarındaki tüylerden bir miktar kesilebilir.

29 29 Afrika gri papağanı Çok miktarda tüy kesmek, uçuşlarına ciddi şekilde zarar verebilir ve yere çarpmaya meyilli olacaklarından yaralanmalarına sebep olabilir. Eğer çok genç kuşların kanatları kırpılmışsa, uçmak için hiçbir zaman tam bir verim ve çeviklik kazanamayabilirler. Tecrübesiz olanlar için tüylerinin kesilmesi hiçbir zaman deneme ya da uçma girişimi yapamamalarına ve ciddi olarak yaralanmalarına sebep olabilir. Afrika gri papağanlarının kafeste tutulanlarının ömürleri yaklaşık 60 yıl ya da daha uzun olabilir.

30 30 Afrika gri papağanı TEHLİKELİ YİYECEKLER Çikolata Avokado Kafein içerikliler Alkol Elma çekirdeği vb. (cyanide içerir) Mantar Laktoz içeren gıdalar Soğan(Pişmiş / pişmemiş asla verilmez) Tuz (susuzluğu artırdığından dolayı üriner sisteme zarar verir. Tuzlu kuruyemiş asla verilmez)

31 31 BESLENME Doğada meyve ağaçlarında beslenmeyi severler. Zeytin ağaçlarını meyvelerini, katı yumurtayı, sütlü kuru ekmek parçalarını, haşlanmış patatesi, mısır ve tuzsuz ayçekirdeklerini, fıstık, yulaf, buğday, pirinç, kara buğday, arpa, sorgum ve fındık gibi yemleri sevmektedir.

32 32 BESLENME Beslenme iyi olursa sağlığı da o derece iyi olacaktır. Yeşilliklerden marul yıkanmış olarak tercih edilmelidir. Maydanoz aşırı ishal yapabileceğinden verilmez. Dışardan vereceğiniz değişik yiyecekler genelde birdenbire çok miktarda verilmemelidir. Az miktarlarda denenmeli, fazlası yine ishale neden olabilir.

33 33 Çiftleşme dönemi Eylül- Temmuz arasıdır, 4-5 yumurta yaparlar, 18 derecenin altında ısı olmamalıdır. Satın alırken eksik parmak olmamasına, gözlerin canlı ve hareketli olmasına, kanatlarının dengede ve düşük veya kabarık olmamasına dikkat edilmelidir. Ve aldıktan sonra çok korunaklı bir yolculuk kafesi ile taşınmalı, ısıya dikkat edilmeli, havalandırmalı kafes olmalıdır.

34 34 Eğitim Eğitim konusu her zaman sabırla olmalıdır. Bir haftada öğrenmesini beklemeyin. İlk gün ışık alan, cereyansız, sakin bir odada kalsın. Ortama alışmasını bekleyin. Tek kişi ilgilensin. Yemek su düzenli her gün yenilenmelidir. Yumuşak güzel sözlerle alışması sağlanmalı, asla ele size alışmadan almaya, tutmaya kalkışmamalı. Kısa kelimeler seçilmeli konuşurken ki kolay öğrensin. İsmi de kısa olmalıdır.

35 35 El kafeste 15 dakikadan fazla tutulmamalı. Size alışmaya başladıktan sonra aile ile de tanışmaya başlar. Yavaş yavaş ele alışmaya başladıkça dışarı da çıkarmaya başlanabilir. Elde tutulan uzun bir tünek sopa vasıtasıyla dışarıda olmaya alışabilir. Eğitim birebir olmalıdır. Dil kesme vb. saçma tavsiyelere kulak asılmamalıdır. Bunlar hayatını tehlikeye atan yanlış inançlardır. Sevdiği yiyecekleri elden açken uzatmak en iyi alıştırma metotlarındandır.

36 36 Sağlık Papağan uçmak istemediği zaman, çok kabardığı, kuyruğunun düşük olduğu, köşesinde devamlı uyumak istediği zamanlar hasta olabilir. İştah azalması, öksürüp hapşırması ve sulu ishal tehlikeli bir durumdur. Kuşlar ve özellikle papağanlar hassas canlılardır. Şiddetli ishalde bir gün içinde bile öldürebilir. Dış bakıda görebilecek tümörler, parazitler -kene,bit, kırmızı böcek(mayt), kurt- olabilir. Kendi kendine tüylerini yolabilir. Psikolojik problemler gelişebilir. Hasta hayvan için 104 fahrenayt derece kafes ortamı uygundur. Taşıma kapları 85 fahrenaytın altında olmamalıdır. Isıtma için infraruj lambalardan yararlanılır. Taban ve içme suyu daima temiz olmalıdır.

37 37 Aimee: Ok, ya ready? (Aimee pushes button, toy says 'square' and makes music.) N'Kisi: (Enthusiastic tone) That's so cool! Aimee: Isn't it? N'Kisi: Can ya hear(music is playing)There's a square. (Aimee pushes button again; toy says 'square') N'Kisi: Lemme try (? illegible). Look, there's a square! (Aimee pushes button again; toy says 'square') N'Kisi: Can you see that? Aimee: Yeah! N'Kisi: Look! Aimee: Isn't it cool? N'Kisi: (sound). Lemme (? illegible) the turquoise. (referentiality unknown; toy has many colors on it.) Wow, there's a square. (Aimee pushes button again, toy says 'square') N'Kisi: Lemme write there's a little square. (Aimee pushes button again.) Old Madonna, E-I-O quack quack quack, here a quack there; there a quack, there a quack. Lemme show you. Look at the square. (Aimee holds toy up to cage so that N'Kisi can push the buttons. N'Kisi selects the 'square' button (out of several possible buttons) and pushes it; toy says 'square'.) N'Kisi: Listen!

38 38 Aimee: Wow! (Aimee pushes the button; toy says 'square') N'Kisi: Wow! there's a me... Aimee: You like that? N'Kisi: There's a square. Aimee: Yeah. N'Kisi: Can ya hear (makes cat-like mew sound) Aimee: Ya wanna hear the kitty? Listen. (Aimee pushes other button on toy; it makes meow sound and mewing music.) N'Kisi: (laughter.) Aimee: (laughter) N'Kisi: That's so cool! Aimee: Isn't it? N'Kisi: Could push the button. Aimee: Yeah. N'Kisi: You could try-angle. (word play, due to grammatical context) Aimee: OK. (Aimee pushes another button, toy says 'triangle'.) See? (pushes it again, 'triangle'). N'Kisi: Look at the square. (Aimee pushes the button that says 'square'.) N'Kisi: There's a square. Aimee: Yeah. (Aimee pushes it again; toy says 'square'.) N'Kisi: Star. Aimee: OK. (Aimee pushes another button on toy, it says 'star'.) N'Kisi: Sta... (whistle). (Aimee pushes button again; toy says 'star'.) N'Kisi: You pushed the button. Aimee: I did, I pushed it!

39 39 N’kisi konuşmaları Audio clip of N'Kisi the African Gray Parrot talking with Aimee Morgana (2:12)

40 40 SULTAN PAPAĞANI (Nymphicus Hollandicus ) Tarihçe Sultanlar Avustralya kökenli bir tür olup kakadu familyasından gelmektedirler. Sultan ismi daha doğrusu Latincede söylenen asıl ismi olan Nymphicus Hollandicus nereden gelmektedir. Yunanca kökenli olan kelime "Nymphe" nin anlamı “gelin, genç kız” demektir.

41 41

42 42

43 43 Nymphe Yunanlılarda alt sınıf tanrısıdır. Zeus’un kızıdır ve zamanının çoğunu şarkılarla, danslarla eğlenerek geçiren, uzun ömürlü ve daima genç kalan bir varlığı temsil ederdi. Nympheler Yunan tanrılarına eşlik edip refah ve bolluk dağıtırken, bu aynı derecede oyuncu müzikal ve bereketli kuşların da, Nypheler’e eşlik ettiği söylenir.

44 44 Odysseus'un, Calypso adlı Nmphe'yi ilk gördüğünde de, kafasının üstünde böyle kendisiyle uyum içinde, güzel bir kuş vardı. Belki de bu özellikler ve sorgucu (ibik) bu kuşları, baştan çıkarıcı bu Nymphlerin eşlikçisi yapandı. Bu ismin verilmesine sebep olandı.

45 45 Sultanlara ismini veren bilim adamı “Wagler” de bu mitten etkilenmişti. İsimdeki 2. eklenti kısmı olan "hollandicus" la ise anavatanı belirtiliyor. Çünkü diğer Avustralya’yı 1606 yılında ilk keşfedenlerden birisi, bir Hollandalı olan Willem Jansz'tı ve bugünkü Avustralya'ya o zaman “Yeni Hollanda” adını vermişti. Ancak 1788 yılında sultanlar “Gmellin” sayesinde bilimsel isimlerine, yani “Psittacus Novaehollandiae” sahip oldular.

46 de ise “Kerr” bu türe “Psittacus Hollandicus” adını verdikten sonra ”Wagler” buna ek olarak 1832 de “Nymphicus Hollandicus” tanımını yaptı. O zaman tek renkleri vardı: gri dişiler ve gri kafası, sarı ve yanaklarında koyu kırmızı lekeleri olan erkekleri...

47 y.y. ortalarında Avustralya ya Avrupa tarafından göçler başladığında, ilk sultanlar da deniz yoluyla Avrupa'ya getirilmeye başlandı. Çok hızlı biçimde iklime uyum sağlayıp üremeye de başladılar. Avustralya’nın çok değişken bir iklimine adapte olduklarından, (gece/gündüz ısı farkı 40 C'ye ulaşmakta), Avrupa‘nın sabit ısı düzeylerine daha iyi uyum sağlamışlardır.

48 48 Düzenleme Familyası (sınıfı) : Cacatuide (kakadular) Altfamilya (sınıfı) : Nymphicinae (sultanlar) Cins: Nymphicus Boy: 28–34 cm Ağırlık: yaklaşık 90 Gram

49 49 Cinsiyet ayrımı: Erkek dişiyi çiftleşmeye ikna etmek amaçlı değişik, alçak ve yüksek volümlerde sesler çıkarabilmekte bazen de, ses dizeleri halinde ötebilmektedir. Tek beslenen sultanlarda tüy yolma sorunu yanı sıra agresif yüksek ötüşler gözlenebilir. Sürü içinde böyle ötüşler günlük planlarında da vardır. Dişiler daha sesiz olurlar. Arada sırada hafif ötüşler dışında fazla gürültülü değillerdir.

50 50 Erkek ve dişiyi renklerinden ayırt etmek ise aslında daha çok doğal renginde (yani melez olmayanlarda) mümkün olur. Bunlarda renklerin netliği ve güzelliği çok daha belirgin olmaktadır. Erkek mi yoksa dişi mi kavramı yerine kesinlikle çift olarak beslemek kavramı olmalıdır. Çift beslendiklerinde de sorunsuz evcilleşeceklerdir ve tek beslemeden oluşan tüy yolma ve aşırı agresif bağırma gibi ve benzeri oluşan davranış bozuklukları da yaşanmayacaktır.

51 51 Yaklaşık 9 aylık olduklarında cinsiyetlerini belirlemek mümkün olur. Erkek kızıştırma tavırlarına yaklaşık 6. ayında başlar. Hafif sarkık ayrık duran kanatlarla daldan dala konarak ve değişik tonlarda öterek dolaşır. Yerde ise hafif zıplama benzeri hareketlerde bulunarak gezinir. Eğer bu arada bir dişiye rastlarsa tam kulağının dibinde öterek onu etkilemeye çalışır.

52 52 Cinsiyet Tüylerden en sağlıklı şekilde 6–9 aylıkken ilk tüy değişiminden sonra anlaşılabilir. Fakat bu da daha çok fazla melezleştirilmemiş renklerde mümkün olan bir durumdur. Burada belirleyici olan kafa kısmında ki renkler ve kuyruk altında ve en uzun olan kuyruk tüyü kısmında bulunan enine çizgilerdir. Bu çizgiler erkeklerde olmaz dişilerde görülür. Erkeklerin yukardan bakıldığında daha enli dişilerin ise daha yuvarlak bir kafa şekilleri vardır.

53 53 Natürel renkler en kolay tanımlanabilenlerdir. Erkekte kafa rengi sarı ve yanakta kuvvetli kırmızı nokta olur. Dişide ise kafa rengi gri ve yanakta soluk bir kırmızı leke olur. Beyaz kafa; aynen ismi gibi beyaz olandır ve yanakta benek yoktur. Burada da dişinin kafa rengi gridir yanakta benek yoktur.

54 54 Yaşam alanları – Genel davranışlar: Sultanlar sürü halinde yaşayan türlerdendir. Bu sürüler o kadar büyüktür ki, gökyüzünü karatacak kadar geniş alan kaplarlar. Tohumla beslenen türler olduklarından, yiyecek arayışı içinde genelde sürü halinde yaşamak tipik bir davranış biçimidir.

55 55 Sultanlar çok sosyal hayvanlardır ve mutlu olabilmeleri için mutlaka türdeşlerinin varlığına ihtiyaç duyarlar. Genelde sultanlar monogam (tek eşli) canlılardır.

56 56 Esaretteki kuşun harekete ihtiyacı vardır. Yem ve su kapları, uçarak (veya en azından tırmanarak) ulaşabileceği bir yere konmalıdır. Burnunun dibinde duran ve sürekli dolu olan yem ve su kapları esarette ki kuşlara doğal ortamda ki hareketi maalesef sunmamaktadır.

57 57 Muhabbet Kuşu (Melopsittacus undulatus ) Latince Adı: Melopsittacus undulatus Familyası: Psittaciformes (Papağanlar) Alt Familyası: Psittacinae (Papağangiller) Yaşam süreleri: 8-10 sene (Ancak 30 yıl yaşadığı rapor edilmiş muhabbet kuşları da vardır).

58 58

59 59 Yaşam Alanları: Avustralya anavatanlarıdır denilebilir. Avustralya’nın güney sahil kesimi dışında her yerinde yaşarlar. Ormanlar ve düz ovalarda gruplar (100 kuş, hatta bazen daha da fazla) halinde yaşarlar. Dünyanın birçok yerinde yayılıp, buralarda yaşamayı başarmışlardır. Güney Afrika, Japonya, Amerika, Porto Riko, İsviçre, Yeni Zellanda, Florida yaşam alanlarından bazıları olarak örnek verilebilir.

60 60 Renkleri ve Boyutları: Yabani muhabbet kuşları evlerde beslenenlerden daha büyüktürler. Yeşil-sarı, göğüs kısmı da biraz mavi renktedirler. Evlerde beslenen muhabbet kuşları ise, karşılık değişinim sonucunda yüzlerce değişik renkte elde edilen muhabbet kuşlarıdır. Yeşil, sarı, beyaz, mavi, gri, siyah gibi renklerde olabilirler. Kanaryalardan biraz daha iri, ortalama cm boyutlarındadırlar. Çoğunluğunun boynunda adeta bir gerdanlık gibi siyah benekler, yanaklarında violet (menekşe) veya mauve (leylak) rengi lekeler vardır. Erişkin kuşların kafasının üstü düz renk, boyun ve kanatlar ise opak çizgilidir.

61 61 Erişin –Yavru Farkları: Erişkin kuşlarda genellikle kafa tüyleri düz renktir, yavru kuşlarda ise kanatlardaki gibi çizgiler kafa üstünde de vardır. Erişkinlerde gözler (albino, dark eyed, lutino türleri hariç) beyazdır ve siyah halkalıdır. Yavrularda ise gözler tamamen siyahtır.

62 62 Erkek – Dişi Farkı: Erişkin erkeklerde cere adı verilen gaga üzerindeki etli kısım mavi-lacivert tonlarında iken, dişilerde pembe-kahverengidir. Erkekler biraz daha parlak renklerdedir ve biraz daha büyük görünüşlüdür. Muhabbet Kuşları hakkında İlginç- ayırt edici bir bilgi: Kloak (anüs) kısmını ayağıyla kaşıyabilen tek kuş cinsi olarak bilinmektedir.

63 63 Bakımı: Muhabbet Kuşları 1870’li yıllardan beri insanların evcil hayvan kategorisine soktuğu kuşların başında gelmektedir. Geveze, neşeli ve cana yakın kuşlar olarak bilinmektedirler. Taklitçi ve uysaldırlar, bulundukları yere kolayca uyum sağlayabilir ve çabuk ürerler.

64 64 Muhabbet kuşları büyük kuşlar olmamalarına rağmen, uçucu bir tür oldukları için kafesleri çok da küçük boyutlarda olmamalıdır. Kanatlarını açtığında rahatça içinde dönebileceği köşeli formlarda olursa kendilerini daha güvende hissedeceklerdir. En azından 30x30x60 ölçülerinde bir kafeste olmaları rahat etmelerini sağlayacaktır. Tüneklerin ağaç dallarından olması hem tırnaklarını törpüleyebilmesi hem de kemirebilmesi için uygundur. Narenciye ağaçları, Dişbudak Ağacı, Manolya, Karaağaç, Okaliptüs, Avustralya Çamı uygun ağaçlardır.)

65 65 Tünekler farklı kalınlıklarda olursa daha çok rahat eder. Size güven duyması da aranızda başlayacak olan dostluğun ilk adımıdır. Kesinlikle ona sessizce yaklaşılmasından, çevresindeki eşyaların veya kafesindeki oyuncakların sık sık değiştirilmesinden, yüksek ve alışık olmadığı seslerden, sallanan kafeslerden (çamaşır, bulaşık makineleri veya buzdolapları üzerine konulan kafesler gibi) hoşlanmazlar ve böyle durumlar yaratıldığı sürece size güvenmesi neredeyse imkansızdır.

66 66 Sosyal ve doğalarında gruplar halinde yaşayan kuşlar olduklarından yanında kendi türünden bir eşten hoşlanırlar. Bu nedenle eş olarak beslenmeleri tavsiye edilmektedir. Ancak tek başına beslenecekse her gün aynı saatte ilgi görmekten (sevdiği bir yiyecek verilmesi mesela bir mısır tanesi, belli saatlerde kafesten çıkarılması veya aynı saatlerde onunla konuşulması gibi), kemirgen bir tür olduğu için kemirebileceği ağaç dallarından, gaga taşından, geniş bir hareket alanından ve renkli nesneler, kıyafet ve eşyalardan, ayrıca geniş bir hareket alanına sahip olmaktan oldukça hoşlanırlar.

67 67 Çok meraklıdırlar. Renkli cisimler özellikle ilgilerini çeker. Kafeste sıkılmaması için bolca renkli oyuncak bulundurulması ve bunların onun artık oyuncaklarla eskisi kadar ilgilenmediğini fark ettiğinizde değiştirilmesi uygun olacaktır. Papağan familyasından geldikleri için sesleri taklit özelliğine de sahiptirler. Erkek muhabbet kuşlarının bu konuda daha yetenekli olduğu saptanmıştır. Eş olarak beslendiklerinde taklit yetenekleri ya hiç olmamaktadır ya da çok az kelimeyle sınırlı kalmaktadır.

68 68 Kafeste ayna konusu oldukça tartışmalıdır. Yalnız beslenen bir kuş kafeste olan aynada kendi yansımasını gördüğünde bunu eş olarak algılar ve ona kur yapmaya başlar. Doğalarında kur yaparlarken karşı cinse kendi kursağındaki yemi kusmak suretiyle ikram etmek olduğundan bunu aynaya yapmaya başladığında ve bunu huy haline getirdiğinde güçsüz düşmesi, yeterli beslenememesi ve aynadan karşılık alamayacağı için bunalıma girmesi mümkündür. Bu yüzden kafeste ayna önerilmemektedir.

69 69 Beslenmesi Doğalarında çiçek ve bitki tohumları, yeşil yapraklı sebzeler, meyveler ile beslenmektedirler. Evde beslenen çoğu papağan cinsi gibi muhabbet kuşları da tohumlardan oluşan hazır yemlerle beslenmektedir. Tohumlarla beslenen muhabbet kuşları sağlıklı ve kilolu gözükseler bile aslında yedikleri tohumun kabuğunu kırıp attıkları için bu kabuktaki vitaminlerden faydalanamamaktadırlar ve vitamin eksikliği çekmektedirler. Vitaminleri en güzel olarak koyu yapraklı yeşil sebzelerden brokoli, karahindiba yaprakları, hardal yaprakları gibi yeşilliklerden alırlar. Ayrıca havuç, haşlanmış tatlı patates ve meyve – sebze sularıyla da beslenebilirler.

70 70 Muhabbet kuşlarına sağlıklı ev yemekleri, mesela pişmiş et, balık ve tavuk, peynir ve yoğurt, pişmiş yumurta, mısır, fasulye, bezelye, pirinç, düşük şekerli düşük sodyumlu tahıl gevrekleri ve bunun gibi besinler küçük miktarlarda sunulabilir. Meyvelerin tümü kabul edilir olmakla birlikte, yüksek su içerikleri nedeniyle isale sebebiyet vermemek için küçük miktarlarda sunulmalıdırlar. Muhabbet kuşuna (ve herhangi bir başka tür kuşa veya papağana) asla avokado veya çikolata verilmemelidir. Çünkü kuşlar için toksiktirler ve çok az miktarları bile ölüme neden olabilir. Yağ ve tuz oranı yüksek patates kızartması, kraker ve salamura etler gibi besinler kuşlar sodyuma karşı çok hassas olduklarından kullanılmamalıdır.

71 71 Kokulu spreyler ve sigara dumanı muhabbet kuşlarının solunum yollarına ciddi hasarlar verebilir, bu yüzen muhabbet kuşlarının bulunduğu ortamlarda kullanılmamalıdır. Muhabbet kuşları doğalarında genelde geniş bir nem aralığına uyum gösterme kapasitesine sahip kuşlardır. Evde nem artışlarından fayda sağlarlar, arada sırada üzerlerine burun ve kulaklara gelmeyecek şekilde su püskürtülmesi, ya da kafesine haftada 1 veya 2 defa banyoluk konulmasını hem kuşu ferahlatacak hem de tüylerinin daha güzel olmasını sağlayacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kuşun ıslakken uyumasını ve ıslakken (tabi kuruyken de geçerli) hava akımında kalmasını engellemektir.

72 72 Çiftleşme, Üreme ve Gelişmesi: Her zaman erkek çiftleşmeye hevesli dişi ise kaçan durumdadır. Erkek günlerce kur yapabilir. Durmadan uçar, konmak için dişinin yanını seçer. Sekerek yürür. Başını sallayarak dişinin yanına yaklaşır. Gagasıyla omzuna vurur. Bu sırada, heyecandan göz bebekleri küçük siyah noktalara dönüşür. Dişi, birleşmeye hazır olduğunu günlerce sonra gösterir. Dalın üzerine konar oturur. Başını arkaya uzatır. Kuyruğunu havaya kaldırır ve hareketsiz kalır. Erkek mesajı alınca, dişinin sırtına çıkar. Çiftleşme bittiğinde dişi uçup gider.

73 73 Çiftleşmeden sonra kafese uygun boyutlarda bir yuvalık ve kendir lifleri konulduğunda, yuvayı kendileri hazırlamaya başlayacaktır. Yuvada dişi bulunur, erkek yalnızca dişiyi gözlemler ama içeri girmez. Yuva sıcaklığı yaklaşık 37 derece olmalıdır. Dişi bir defada 4-6 tane yumurta bırakabilir. İlk yumurtadan sonra yuvalıkta kuluçkaya yatar ve tuvalet ihtiyacı dışında çıkmaz. Erkek ise dişiyi beslemeye başlar. Erkek yuvalığa giremediği için ve eşini kıskandığı için yumurtaları kırabilir veya yumurtadan çıkmış yavrusunu bile öldürebilir, bu konuya dikkat etmek gerekir.

74 – 2.5 Yumurta döllendikten 18 gün sonra ilk yumurtlanan yumurtadan yavru çıkar, sonra da yumurtlanma sırasıyla diğerleri. Yavru yumurtadan çıktığında 1.5 – 2.5 gram ağırlığındadır. İlk beş gün boyunca gözleri kapalıdır. Sırt üstü yatar pozisyonda, annesinin yemlemesini bekler ve başlarını kaldıramazlar. 3. gün ağırlık yaklaşık dört katına çıkar. 6- 8'inci günler arasında yavrunun ağırlığı 9 grama ulaşır ve yavrular başlarını kaldırabilmektedir. 7'nci gün kanat tüyleri belirmeye başlar. 8'inci günde başını dik tutmaya başlar. Birkaç sıçrama yapabilir. 9'uncu gün 16 grama ulaşan ağırlığı ile kuyruk tüyleri büyümeye başlar ve gözleri açılır. Kuyruk kısmına oturarak beslenir.

75 ila 5 ay içinde tam bir olgunluğa ulaşırlar. 6-8 aylık olduğunda artık çiftleşmeye hazırdır 12'nci gün, tüm ince tüyleri çıkmıştır. Ağırlığı 23 grama ulaşır. 17'nci gün tüm tüyleri tamamlanır. Hala yuvadan çıkmaz. 21'inci gün, tüy renkleri belirginleşir. 24. gün ağırlık 40 grama ulaşır ve tüm tüyleri tam anlamıyla çıkmıştır. 28 ve 31'inci günler arasında yavrular kafes tellerine tırmanabilir. Kanatlarını çırparlar. Yuvadan çıkabilirler. 28'inci gün, Renkleri büyüklerinkine nazaran daha mat olur. 3 ila 5 ay içinde tam bir olgunluğa ulaşırlar. 6-8 aylık olduğunda artık çiftleşmeye hazırdır. (Yavrular 8-10 günlük olunca gözlerini açarlar ve yuvadan 5 hafta sonra uçarlar. Yavrular yuvadan çıktıktan 14 gün sonra başka bir yuvaya alınmalıdırlar. Kafeslere önce dişi kuş konulmalı ve birkaç gün sonra erkek kuş dahil edilmelidir.)

76 76 sahibini eşi olarak görmeye başlayacaktır Bakımları doğru yapıldığında ve gereken ilgi ve sevgi gösterildiğinde son derece uyumlu kuşlardır ve dostlukları insanlara keyif verir. Çift olarak beslenmeyecekse kesinlikle bol ilgi göstermek ve sık sık muhabbet kuşuyla temas ederek ona sevgiyi hissettirmek gerekir çünkü çevresinde kendi cinsini göremediğinden sahibini eşi olarak görmeye başlayacaktır ve ondan ilgi görmediğinde diğer türler gibi muhabbet kuşu da strese girecektir.

77 77 KANARYA Kanarya (Serinus canaria ), ispinozgiller (Fringillidae) familyasından güzel sesiyle ün yapmış kafeslerde beslenen bir kuş türü.

78 78

79 79 KANARYA Bütün dünyaya yayılmış bir kafes kuşudur. Süs ve sesi için beslenir. Serçe iriliğinde olup, evcilleri sarı renktedir. Boyları 13 cm. civarındadır. Yabanilerin sırtı gri çizgili zeytin yeşilidir, karnı sarımtrak yeşildir. Dişilerin renkleri daha soluktur. Yabani kanaryaların sesi daha etkileyici ve kuvvetli olduğu halde, kafes kanaryaları kadar değişken değildir. Evcillerin renkleri, esaret hayatının etkisi ile sarıya dönüşür. Nadir olarak beyaz ve kırmızımsı olanları da vardır.

80 80 KANARYA Beslenme Tohum ve taze bitkiyle beslenirler. Yaşam alanı Küçük sürüler halinde etrafı ağaçlarla çevrili göl, dere gibi su kenarlarında yaşarlar.

81 81 KANARYA Üreme Dişiler tüy, kıl yosun ve köklerden ağaç veya çalılara fincan şeklinde gizli yuvalar yaparlar. Dişi, kahverengi benekli açık mavi renkli 3-5 yumurta yumurtlar. Kuluçka süresi 13 gündür. Bu devrede erkek kanarya dişiyi devamlı besler. Yavrular çıplak ve gözleri kapalı olarak yumurtadan çıkarlar. 17 günde tüylenerek üçüncü hafta sonunda yuvayı terk ederler.

82 82 KANARYA Dağılımı Bu kuşun anavatanı Kanarya Adaları ve Madeira Adaları'dır. 1600'lü yıllarda İspanyollar tarafından Avrupa'ya getirilmişlerdir.

83 83 KANARYA Üretim sezonu kanaryaların tüm enerjilerini yavru üretimine harcadıkları bir dönem olmasından dolayı senenin en zor dönemidir; Özellikle de dişi kanaryalar için. Doğa öyle bir düzen kurmuştur ki eğer kuş formda değil ise o sene fazla yavru vermeyecektir.Tüy döneminde özensiz bir bakım ve üreme sezonuna girişte ne kadar özen gösterilirse gösterilsin istenilen sonucu vermeyecektir.

84 84 KANARYA Yıl boyunca yapılacak doğru bakım başarılı bir üretim sezonu için en önemli anahtardır. Eğer amaç sadece yarışmalar için kuş yetiriciliği yapmak ise farklı türler yerine, sadece bir veya iki ırk yetiştirmek daha mantıklı olacak ve başarımıza yardımcı olacaktır.Kuş satın alırken kuşların ırk özellikleri araştırılmalı ve kuşların bakıcı özelliklerinin ne derecede olduğu öğrenilmelidir, ona göre kümes ve kafes seçimi yapılmalıdır. Kuşun sağlığı tüylerinde gizlidir. Sağlıklı bir kuşun tüyleri parlak ve temizdir.

85 85 KANARYA Işıklandırma Işık üretim sezonunun en önemli faktörlerinden biridir.Tüy dökümü boyunca ışıklar, sabah 8 den akşam16 ya kadar ayarlanmalı ve böylece kuşların bol bol dinlenmeleri sağlanmış olur. Üretim sezonu başlamadan önce ışıklandırma süresi artırılmaya başlanır.Bu üzerinde dikkatle durulması gereken bir konudur.Doğada kuşlar günde 2 dakikalık bir ışık artışı ile sezona hazırlanırlar.

86 86 KANARYA Eşe atılmadan önce kuşların günde minimum 13 saat ışık alıyor olmaları sağlanmış olmalıdır. Işık süresine çok hızlı değişiklikler yapmak kuşları tüye sokabileceği için dikkat edilmelidir.

87 87 KANARYA Bu arada doğru ışık kaynağı kullanmakta çok önemlidir. Gün ışığına en yakın lambalar tercih edilmelidir(Akvaryumcularda bulunabilen ultraviole flüoresanlar en uygunlarıdır.). Bu konuda yapılan araştırmaların hepsinde normal lambalar altında barındırılan kuşlarda dişi ve erkek genital organların normale göre küçük oldukları gözlenmiş ve hatta normal ışıklandırma ortamında üretilemeyen bazı kuş türlerinin de doğal güneş ışığına yakın ışık veren ortamlarda üretilebildiği gözlenmiştir.

88 88 KANARYA Uygun aydınlatma sonucunda daha çok kalsiyum emilimi,daha parlak ve doğal renkler,daha başarılı üretimi sağlamak mümkün olacaktır. Kalsiyumun daha fazla depolanması sonucunda yumurtlayamama problemleri ile de daha az karşılaşılacaktır.

89 89 KANARYA Kuş odasında gece lambası kullanılması da çok faydalı bir uygulamadır. Tasarruflu lamba diye adlandırdığımız lambalar,kuşların rahatça uyuyabilecekleri bir ortam sağlamanın yanında bir şekilde yuvadan ayrılacak olurlarsa yuvayı kolayca bulabilmelerini de sağlayacaktır. Araba farlarının da direkt olarak kuş odasına gelmemesinin sağlanması da önlenmelidir.Bu durumda kuşlar yuvadan kalkabilir ve hatta bazıları sağa sola çarparak yaralanabilir.

90 90 KANARYA YIL BOYUNCA IŞIKLANDIRMA SÜRELERİ 1 Ocak12,5 Saat 15 Ocak13 Saat 1 Şubat13,5 Saat 15 Şubat14 Saat 1 Mart14,5 Saat 15 Mart15 Saat 1 Nisan14,5 Saat 15 Nisan14 Saat 1 Mayıs13,5 Saat 15 Mayıs13 Saat 1 Haziran12,5 Saat 1 ocakta 12,5 saatle başlayın 15 mart ta 15 saat olacak şekilde Haftada toplamda yarım saat artırın Sonrasında 15 eylül de 9 saat olacak şekilde aynı metodla azaltın. Bu tarihten sonra tekrar 1 ocak a kadar 12, 5 saat olacak şekilde artırın.

91 91 KANARYA 15 Haziran12 Saat 1 Temmuz11,5 Saat 15 Temmuz11 Saat 1 Ağustos10,5 Saat 15 Ağustos10 Saat 1 Eylül9,5 Saat 15 Eylül9 Saat 1 Ekim9,5 Saat 15 Ekim10 Saat 1 Kasım10,5 Saat 15 Kasım11 Saat 1 Aralık11,5 Saat 15 Aralık12 Saat 1 ocakta 12,5 15 mart ta eylül de 9 saat

92 92 KANARYA Üretim öncesi: Muhtemel yavru mevsimi şubat ve mart aylarıdır. Kuşların kış dinlenmesinden çıktıkları düşünülerek yetiştiriciler kuşları hemen eşe atmak isterler. Asıl konu kuşların sadece yem ile formda tutulamayacağıdır. Bu soğukta duran kuşlardan çok şey beklemek demektir. Salmada duran kuşlara ezik yulaf, kalın yem ve nijer ağırlıklı karışık yem ve yumurta mamasıyla beslenmesi tavsiye edilir.

93 93 KANARYA En az eşe atmaya 2 hafta kala erkekler ayrılıp tırnaklar kesilmelidir.Uzun tırnaklar yüzünden bir sürü yumurtanın delinmesi ve yavru kayıplarının önlenmesi açısından bu noktada çok önemlidir. Önceden tek kafeslere ayrılan erkekler genellikle salmadan yakalanan erkeklerden daha formda olurlar. Tırnakları kesildikten sonra erkeklerin altlarına bakılıp hazır olup olmadıkları kontrol edilir.

94 94 KANARYA Erkekler eşe atılmaya hazır oldukları zaman altlarının kızarık ve L veya kanca gibi olduğu gözlenir. Dişilerin altları ise daha yuvarlak ve düzdür.Bu esnada dişilerin genç erkeklerle karıştırılmaları da bazen mümkün olmaktadır. Erkekler iki hafta tek tek kafeslere ayrıldıktan sonra sıra dişilere gelmiştir.Erkeklerin yanına atılmadan evvel dişilerin de tırnakları kesilmelidir.Dişileri eşe atmadan evvel altlarının şiş, yuva yapmaya istekli olduklarından emin olmalıyız. Hazır dişilerin kafeste kağıt parçalarıyla yuva yapmaya çalıştıklarını da görürüz.

95 95 KANARYA Yumurta verimi için Yılbaşından itibaren haftada 1 kere; eşe atmadan 1 ay önce haftada 2 kere aşağıdaki ilaçlar hayvanların içme suyuna verilir. İnjikom-E 2lt. suya 5cc. 100ml 13ytl Catasol 2lt. suya 10cc. (Bayer) 50cc 15ytl

96 96 KANARYA Yuvalar Piyasada çok çeşitli yuva örnekleri bulunmaktadır.İçlerinde keçe kullanmanın yumuşak bir zemin yaratmada ve yavruları sıcak tutmada faydalı olduğunu söyleyebiliriz. Keçeleri bir yapışkan yardımı ile veya bir tel yardımı ile yuvaya sabitlemeliyiz.Yuva malzemesi olarak kıl, keten ip gibi malzemeler kullanılabilir, fakat ince malzemelerin yavruların ayağına dolanarak sakat kalmalarına neden olabilirler

97 97 KANARYA Yumurtalar Eğer kuşların her ikisi de formda ise dişi, 2-7 gün içinde mavimsi renkte yumurtalar yumurtlayacaktır. Her gün yumurta alınıp yerine yalancı yumurta bırakılır (Bu işlem yumurta kabuğunun yeterince sertleşebilmesi için sabah saat 8 gibi yapılmalıdır.).Yumurtalar alındıktan sonra genişçe bir saklama kabına alınmalı (Gölge bir yerde). Dişi 3. yumurtayı yumurtlayınca, tekrar gerçekleriyle değiştirilir ve böylece bütün yumurtaların aynı günde çıkmaları sağlanmış olur.

98 98 KANARYA Son yumurtadan sonra erkekte tercihe göre dişinin yanından ayrılabilir.Dişi 3 veya daha fazla yumurta yapar.Yavrular üncü günlerde çıkmaya başlarlar. Son yumurta diğerlerinden biraz farklıdır. Rutubet oranının düşük olduğu dönemlerde yavrular çıkmadan bir iki gün evvel dişiler ılık su ile bir sprey yardımı ile ıslatılabilir veya banyo verilebilir.Böylece yavruların yumurtadan çıkarken yapışıp ölmeleri önlenmiş olur.

99 99 KANARYA KAFES VE SALMALAR Kuşların üretilmesinde ideal boyutlar 35 x 70 x 40 Derinlik(35 cm): Bu sayede kafes daha çok ışık alır, köşelere kadar ışık girer dolayısıyla verimi olumlu etkiler ve derinliği az olduğundan, kuş tellere yakın olduğundan kuşların güzelliği, iriliği ortaya çıkar, seyri zevkli olur.

100 100 KANARYA Genişlik: En az cm olmalıdır. Çünkü kuş kafeste yükseklik yönüne değil sadece enine doğru hareket eder. Aynı zamanda bu 80 cm gözlerde 2 ye ayrılabilmelidir. Yavru zamanında eşleri birbirine aşık etmede ve yavruları ayırıp annenin tüyleri yolmasını engellemede kullanılır.

101 101 KANARYA Yükseklik: 40 cm idealdir. Çünkü salmalar genelde 4 katlı olduğu için daha yüksek olması tavsiye edilmez. Çünkü en üstteki ve en aşağıdaki kuşların gözlemini yapmak oldukça zordur. 30 cm sehpanın üstüne 1.60 cm 4 katlı salma, toplam 1.90 cm, bir insan boyu kadardır.

102 102 KANARYA Kafesin iç renginin açık mavi veya açık yeşil olması da tavsiye edilir. Görünüm ve verim açısından tabanına yarım tavla zarı büyüklüğünde gürgen parçaları da serebiliriz. Talaş uçtuğundan tercih edilmez. Bu minik tahta parçalarını kuşların hareketleri de dağıtmaz, bu tahta parçaları kuşların pisliğini hemen emdiğinden aynı zamanda çok sıhhidir. 3 ay boyunca hiç değiştirilmese de olur. Verim almak istiyorsak elimizi mümkün olduğunca kafesin içine sokmamalıyız. Normal standart kafes 6 kapılı olmalıdır, bu kapılar dışardan yem ihtiyacını giderebilmemiz içindir. 1. kapı yumurtalı mama veya meyve içindir.

103 103 KANARYA 2. kapı karışık taneli yem için, 3. kapı 365 gün devamlı verilen yulaf için, 4. kapı tabanda kırık tahta serili olduğundan, hayvanların taş ihtiyaçlarını giderebileceği “grift” dediğimiz taş için kullanılabilir. Yediklerini bu “grift” sayesinde öğütmüş olurlar, aldıkları gıdadan maksimum faydayı sağlamış olurlar. İkinci faydası da yem tüketimi bu sayede yarı yarıya düşer. Çünkü taşlık iyi görev yaptığından 1-2 tane yem ile kuş iyice sindirim yaptığından doyuma ulaşır. Eğer bu taşlar olmazsa kuşlar fazla yem tüketerek sindirim sistemlerini bozarlar. CeDe Mineral bu hususta en iyi etkiyi sağlar. 5.ve 6. kapılar ise yuvaları asmak için kullanılır.

104 104 KANARYA Tünekler: En az iki adet tünek olmalıdır. Yukarıdaki köşeleri yuvarlatılmış ve düz, aşağıdaki ise yuvarlak tünek olmalıdır bu sayede hayvanların ayaklarını tek düze basmaktan kurtarırız. Aynı zamanda yukarıdaki düz tünek eşleşme için idealdir. Yukarıdaki tünek ile tavan arasında en az 20 cm fark olmalıdır. Kümeste yavruları ve tüydeki anne babaları koymak için büyük salmalar olmalıdır.

105 105 KUŞ ODASI (KÜMES): Kuşları eşe atacağımız ortamı seçerken şunları göz önüne almalıyız. Büyüklüğü: Eşe atacağımız çift sayısı ile kümesin büyüklüğü ile orantılı olması gerekir ufak bir yere 50 çift kuş atılırsa onlardan verim beklememiz hayal olur. 20 metre karelik normal tavan yüksekliğinde bir yere 30 çift (maximum) kuş atmamız hayvanlarımızın sağlığı açısından uygun olur.

106 106 Havalandırma: Olabildiğince fazla tek yönden havalandırma penceresi açılmalıdır. Kışları soğuk girecek endişesi ile pencerelerin devamlı açılıp kapanması yanlış bir tutumdur. Kümesteki hava mümkün olabildiğince temiz tutulmalıdır.

107 107 Temizliği: Kümesi temizlerken fırçayı çok yavaş kullanıp toz kaldırmamalıyız. Çünkü kafeslerden uzaktaki mikroplar tozlarla kuşlara zarar verebilir. Aynı zamanda yavrular kalktığında, sezon sonunda muhakkak genel temizlik yapılmalıdır.

108 108 Isı: Kümes direk ışık görürse gece ile gündüz arasında ısı farkı açılır. O yüzden muhafazalı kümes ısı faktörü için gereklidir. İlk başlarda ısıtıcı kullanmak istemesek bile, buna mecbur kalabilme ihtimalini göz önünde bulundurarak, ısıtma sistemini kurmalıyız.Çünkü kanaryanın ideal yaşam ısısı 20 derecedir. Mart ayı özellikle hayvanlarımız açısından oldukça riskli bir dönemdir. Bu dönemde ısı bizim için mutlaka gerekli olacaktır. Çünkü 15 derece düşük sıcaklıklarda büyüyen yavruların, yavru ishalinden ölme ihtimali yüksektir. Yalnız yapay ısıtıcıyı çalıştırdığımızda, kümesin havasını kurutma ihtimalini de göz ardı etmememiz gerekir. O yüzden “higrometre” (nemölçere sahip olmamız gerekir.

109 109 Dezenfektan: Kümesin ortasında hava akımının olmadığı bir yere “Strips” (Bit mücadele ilacı) 6 haftada bir Ardap ile kümes ve kuşlar kafesler dezenfekte edilir. Ardap bitleri engellediği gibi, bilinen en iyi bit mücadele ilacıdır. Senede bir kere (yavrudan sonra olabilir) Mümkünse kuşlar başka yere taşınarak sözgelimi 20 metrekare bir kümes için bir Ardap ın tamamı sıkılarak kümesin camlarını kapılarını 3 gün kapayarak genel mikroplara karşı mücadelede başarılı olabiliriz.

110 110 Kümeslerinin girişlerine tabla içersinde kireç koyan üreticilerde vardır ancak bu davranışları doğru değildir, Uçucu toz halinde olan kireç hayvanlarımızın sağlığını tehdit edebilir. Bunun yerine leğenin içine sünger koyularak onun üzerine Vanodin (1 litreye 1 kapak ) dökülmeli ve kümese giren çıkanlarda ayakkabılarını bunun üzerine basarak girmelidirler. Gene aynı oranlarda Vanodin’li suyla haftada 1 kez kümesin içi püskürtme yoluyla dezenfekte edilebilir. Yalnız bu yöntemi de sürekli olarak kullanmamız mikropların bağışıklık kazanmalarına sebep olabilir.

111 111 GÜVERCİN (Columbidae )

112 112 GÜVERCİN (Columbidae ) ETÇİ GÜVERCİN IRKLARI Mevcut çok sayıdaki farklı renkteki güvercin ırklarından oldukça az kısmı besi için kullanılabilmektedir. Besi için ele alınabilecek güvercin ırklarında ergin ağırlığın 600 – 800 g civarında ve besiye uygun bir vücut formuna sahip olması şartları aranır. Bu güvercinler iyi gelişen yavru güvercinlerden döl verim özellikleri de esas alınarak seçilmişlerdir. Renkleri ve tipleri ile diğer dış yapısal özelliklerine daha az önem verilmiştir. Bu amaçla A.B.D.’ de yüksek canlı ağırlık yönünde ıslah edilmiş entansif üretime yakın hatlar elde edilmiştir.

113 113 GÜVERCİN (Columbidae ) Avrupa’ da ise daha çok hobi yetiştiriciliğine rastlanılmaktadır ve elde edilmiş ırklarda çeşitli dış özellikler öncelikle ele alınmıştır. Avrupa’ da etçi güvercin yetiştiriciliği Fransa, İtalya ve Macaristan’ da A.B.D. ırkları ile yapılmaktadır. Güvercin yetiştiriciliğinde en yüksek performansı gösteren ırkları kullanmak genellikle pazarlamaya bağlı olmaktadır. Ancak en fazla talep yüksek canlı ağırlık kazanan, beyaz deri rengine sahip olan güvercinleredir.

114 114 GÜVERCİN (Columbidae ) Bu ırklardan dikkatli seleksiyon yapılan ebeveynlerde bir çift başına 10 – 14 güvercin üretilmesi, ırkların cüsse büyüklüklerine bağlı olarak 26 – 28 haftalık yaşlarda 400 – 800 g canlı ağırlığa sahip döller vermeleri esas alınmıştır. Et üretimi amacıyla sadece saf ırklar değil, bunların melezleri de kullanılmaktadır.

115 115 GÜVERCİN (Columbidae ) Kuluçka Eşleştikten bir hafta sonra genelde bir gün arayla yumurtlanan iki yumurta gün sonra kırılır. Güvercin yumurtası ilk yumurtlandığında 15 gram kadardır. 11 gram kadar doğan yavrular Birinci haftadan itibaren yavaş yavaş tüylenmeye başlar. Bu günlerde yavrular künyelenmelidirler. Eğer yavruları 7 günlük yaşta künyelemezseniz künyelerin ayaklara geçmesi çok zorlaşmaktadır. 7. günde ağırlıkları 70, 14. günde 170 g.'a kadar ulaşır. Yavrular 20 günlük olduğunda önlerine yem konulmalı ve yemi görmelidirler günlükken konulan yemleri yemeğe başlamaktadırlar.

116 116 GÜVERCİN (Columbidae ) Yavrular yere bırakıldıklarında yabancı çiftlerin yuvalığı yerden yeterince yükseklikte bulunmalıdır. Aksi takdirde yavrular bu yuvalıklara girmekte ve yuvalık sahipleri tarafından gagalanmakta, dövülmektedirler. Yeme düşen yavruların önünde ilk hafta sürekli yem bulunmalıdır. Bu dönemde yavrular gözlenerek, hepsinin su içip yem yediklerinden emin olunmalıdır. Yavrular genellikle yem yemeye su içmeden daha önce başlamaktadır. Suyu bulamayan yavruların gagaları ara sıra suluğa sokularak içmeleri sağlanmalıdır. Bir süre sonra tüm yavruların yem yedikleri ve su içtikleri görülecektir. Bundan sonra yavrularınızın uçurma ve alıştırma antrenmanlarına geçebilirsiniz.

117 117 GÜVERCİN (Columbidae ) 28 günlükken yavrular ana babalarından ayrılmalıdırlar. Farklı bir yerde önlerinde her zaman yem ve taze su bulundurulmalı ve diğer kuşlar yemlenirken aralarına katılmalıdır. Yaklaşık 15 gün sonra diğer kuşların arasına konulabilirler. Yeme düştükten sonra yavrular kart kuşlarla kovalanmaya başlanır. Oyuna girene kadar günde 3-4 kere 4 lü gruplarla uçurulur.

118 118 GÜVERCİN (Columbidae ) Yavrular taklaya girdiğinde saati uzatmaya ve hava oyunlarına başlarlar. 1-2 hafta süren bu dönemde çekmeye başlarlar. Sonra sineğe çıkar ve nefesleri açılır. Sonra ayrı uçmaya başlarlar ve alçalırlar, evin üzerine gelip çekmeye başlarlar. O zaman teke düşmüş demektir, günde 1 kere tek uçurulur. Grupla uçurulursa kendini uçuşa verir, oyuna gelmez.. Yavrular 4 aylık olduklarında yumurta vermeye başlayabiliyorlar.

119 119 GÜVERCİN (Columbidae ) İlkbaharda çıkan yavrular tüye geç gireceğinden daha iyi olurlar. Yemleme günde bir kere akşamları yapılmalıdır. Yavrulu anaçlara ilaveten sabah da yem verilmelidir. Ancak takip edilmeden yuvaya konulan yemler diğer kuşları da yuvaya çekmekte ve yavrular ezilerek veya dövülerek ölebilmektedir.

120 120 GÜVERCİN (Columbidae ) Salmalar mümkün olduğunca fazla havalandırılmalıdır. Salmada ısıtma sistemi kışın ortalama 12 derece olmalı. Yemleri buğday ağırlıklı olmak üzere mercimek yulaf, arpa, fiğ, kırarak fasulye ve genelde konserve bezelye ve ufak yüzdelerle de çekirdek, kenevir ve ketenden oluşmaktadır. Pirinç ishali kesebilmektedir. İshal duru- munda çekirdek ve keneviri hemen kesmek gerekiyor. Yumurta kabuğunu ufalayarak sık sık vermek faydalı olur. Tüy döneminde de kavun çekirdeği ve haftada 1 yeşillik verilebilir.

121 121 GÜVERCİN (Columbidae ) Fasulye ve mercimek kalsiyum-protein açısından ayrıca yumurta kalitesini arttıran fosfor bakımından yavru verimi ve tüy döneminde çok gerekli iki yem maddesidir. Bezelyede direnç arttırıcı C vitamini bulunmaktadır. Enerji ihtiyaçlarını karşılamak için buğday, mısır ve bezelye verilir.

122 122 GÜVERCİN (Columbidae ) Çiftleştirmek için hazırlanan bir çift güvercin, bir araya konmadan yaklaşık 2 hafta önce düşük kalorili bir diyete ihtiyaç duyarlar. Çiftleştirmeden bir hafta önce yüksek proteinli diyet uygulanmalıdır ve günlük öğünlerinde yeteri kadar, kalsiyum, diğer mineraller ve gerekli vitaminler sağlanmalıdır.

123 123 GÜVERCİN (Columbidae ) Dengeli beslenme çok önemlidir. Bir çok çiftleşen dişi kalsiyum eksikliğinden sakatlanır, kandaki yağ oranı yükselir ve stres altındaki kuşta tehlikeli durumlar yaratabilir. Dolayısıyla çiftleşme yemlerine çok yağlı olan çekirdek koymayın.

124 124 GÜVERCİN (Columbidae ) Kırmızı kil; mide rahatsızlıklarına karşı doğal bir ilaçtır ve ishale karşı olumlu etkisi vardır. Kırmızı kil toksik maddeleri bağırsakta bloke eder ve ishali önler. Kömür; ishale karşı etkilidir.

125 125 GÜVERCİN (Columbidae ) Kışları her gün mineralli güvercin taşı; yazında dışarıdaki kum havuzunu grid olarak kullanılabilir. Kışın sularına katılan bal veya pekmez ve verilen bol yem soğuğa karşı koruyucu etkilidir. 1 aylık periyotlarla da balık yağı hapı verilebilir. İçme suyuna devamlı bir çay kaşığı kadar elma sirkesi bakterilerin yayılımını önlemede faydalıdır.

126 126 GÜVERCİN (Columbidae ) Yazın 3-4 günde bir büyük bir leğene; suyu devamlı değiştirerek,banyo suyuna ayda bir kere olmak üzere, sırayla neguvon toz, sirke ve tuz katılarak banyo yaptırılmalıdır.

127 127 GÜVERCİN (Columbidae ) Yemlerin dışkılara bulaşmaması için yemlikler kullanılmalıdır. Her gün suları tazelenmeli ve hafta bir suluklar dezenfekte edilmelidir. Yavrular uçurulmaya başlandığında sabah ve akşam her gün uçurulmalıdır, yoksa oyuna girmeleri gecikmektedirler.

128 128 GÜVERCİN (Columbidae ) Tüy dökme genelde bir kere olur. Sonbaharda tüy dönemi hemen her kuş için aynı dönem olmaktadır. Tüye giren kuşu uçmaya zorlanmaz.

129 129 GÜVERCİN (Columbidae ) Kuşlar yağmurda ve cereyanda kalmamalıdırlar. Salmalarda Dişi erkek ayrımı yapılmadığı zaman fazla yumurtlama uçma problemi meydana getirebilir. Bu sebeple dişi ve erkekler ağustos-şubat döneminde ayrılmalıdır. Damızlıklara ayrı bir yerde bakmak hem uçurmak hem yemlemek konusunda faydalıdır.

130 130 GÜVERCİN (Columbidae ) Kaçıp inen kuşu kümesinize sokmayın. Eğer kümese girecekse de mutlaka karantinaya alıp sağlık durumunu gözlemleyin. Kuş fazla olduğu zaman kuşu kaçırma olasılığı da azalmaktadır. Yeni gelen kuş KARANTİNA sonrası 4-5 gün diğer kuşlarla çevreyi tanır ve 4-5 kuşla tek olarak uçurulur. Parıltıya inecekleri zaman yem kullanılarak istenen yere inmesi sağlanır. Uçan kuşa indiğinde yemek ve su vermeyin

131 131 Deney hayvanları Sıçan(Rattus norvegicus) Wistar Albino En çok kullanılanlardır.

132 132 Fare

133 133 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus

134 134 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus

135 135 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Yavru hamsterlerin kulakları ipeğimsi tüylerle kaplı iken, yaşlıların kulakları çıplak ve parlak görünümdedir. Yemlerini gece yiyen hayvan türlerindendir. Özellikle tümör araştırmaları için kullanılan deney hayvanlarındandır.

136 136 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Barınma ve bakım besleme uygun yapılıyorsa, hamsterler uysal davranırlar, saldırgan olmazlar. Bir gruba yeni katıldıkları zaman birbirini tanımayan bireyler dövüşme ve saldırma eğilimindedir. Tohumlama sırasında eğer dişi hazır değilse, çiftleşmek istemiyorsa, her iki cinsiyette de bakıcılara ve birbirlerine karşı saldırma görülebilir.

137 137 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Bu nedenle ısırılmaktan sakınılmalıdır. Hamsterler kafes içinde tekerlek gibi dönme davranışı gösterirler. Kafesleri yüksek olursa tırmanma egzersizleri yaparlar. Koku alma kabiliyetleri iyi gelişmiştir. Hamsterlerin, özellikle hayatlarının ilk haftasında kanibalizm yaygındır.

138 138 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Bazen yavrular analarını emmekten çok, ısırır gibi yaparlar. Buna misilleme olarak annede onları öldürür ve yer. Bazı durumlarda da anne rasgele birini yer geriye kalanlara sadece annelik eder. Bazen plasenta zannedilerek yavrunun yenildiği olur. Bazı hamster soylarında doğum anında yavruların tamamı anne tarafından öldürülür.

139 139 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Bazı soylarda da yavru sayısı, bakılabilecek bir sayıya, örneğin 8-10 dan 6-7 ‘ye düşürülür. Doğum anındaki alışılmamış gürültü sesler de annelerin yavrularını yemelerine sebep olabilir. Çiftleşmeye getirilen dişi eğer kızgın (östrusta) ise hemen lordozis denen pozisyonu ( sırtın dışbükey yapılıp genital bölgenin açığa çıkarılması) gösterir.

140 140 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Erkek perineal bölgeyi koklar, araştırır ve vaginal orifici açar. Sonra tipik birleşme şekli gerçekleşir. Yuvalarına düşkün hayvanlardır. Dişiler erkeklerden çok saldırgandır. Kafes arkadaşına saldırıyı önlemek için, genellikle tek başına barındırma tavsiye edilir.

141 141 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Ancak sütten kesimden sonra aynı cinsiyetteki hayvanlar grup halinde aynı kafeste barındırılabilir. Geceleri egzersiz yapmayı sevdiklerinden egzersiz tekerlekleri sağlanması uygundur. Hamsterler kaçmakta usta olduklarından kafes kapaklarının sıkıca kapatılması gerekir.

142 142 Östrus döngüleri çok düzenlidir ve tam olarak 4 gün sürer. Östrus sonrası sabah süt kıvamında visköz bir akıntı gelir. Bunu takip eden 3. günün akşamı çiftleştirme yapılırsa başarı şansı yüksek olur. HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus

143 143 Östrustaki dişinin yanına erkek konulduğunda, dişi lordosis pozisyonuna gelerek yanıt verir. Fare ve ratlarda olduğu gibi postpartum östrus gösterirler ancak bu çiftleşme sonucunda gebelik şekillenmez. HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus

144 144 Süt emen yavrulara elle temas edilirse anne emzirmeyi kesip, yavruyu yiyebilir. Fare ve rat yavrularının aksine elde besleme ile yavruları büyütme işlemi yapılamaz. Tutma işlemi baş ve göğüs çevresinden kavranarak yapılır. HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus

145 145 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Çevre sıcaklığı 4.5 C’nin altına düştüğünde, eğer yeterli besin almışlarsa kış uykusuna yatarlar. Aynı grupta ve aynı şartlarda barındırılan hayvanlardan bir kısmı kış uykusu davranışı gösterirken, bir kısmı göstermez. Kış uykusuna yatma işi 2-3 gündür.

146 146 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Barındırma: Golden hamsterler normal olarak yalnız olarak yaşamayı seven ferdiyetçi özellikte hayvanlardır. Akranları ile birlikte bir arada kalmaktan fazla hoşlanmazlar ve genellikle bu yüzden dövüşmeler olur. Onun için bireysel kafeslerde yetiştirme daha uygundur. Genellikle bir erkek ve bir dişiden oluşan aileler şeklinde (monogami yöntemi) yetiştirilirler.

147 147 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Kafeslerin sert plastik, galvanize demir veya paslanmaz çelikten yapılması uygun görülürken, ahşap veya alüminyum tavsiye edilmemektedir. Kafeslere, yumuşak saman veya talaştan bol miktarda altlık koymak gerekir. Altlık olarak hidrofil pamuk koymak doğru değildir. Hamsterler için kışlar ilave bir ısıtma gereklidir. Barınaklarda oda sıcaklığı 10 derece, nispi nem %45-55 ve aydınlatma süresi 14 saat olmalıdır.

148 148 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Soğuk kış aylarında bu hayvanlar kış uykusuna yatabilirler. Bu duruma giren hayvanlar, kıvrılmış durumda ve sertleşmişlerdir. Solunum hızı ve kalp atışları çok yavaşlamıştır. Bu durumda hayvanlar ölü zannedilir. Yukarıdaki barınak şartları (ısı,ışık ve nem olarak) sağlanırsa kış uykusu görülmez. Kış uykusundaki hayvanlar, yavaş yavaş ısıtmak suretiyle eski hallerine dönebilirler.

149 149 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Hamster kafeslerine egzersiz tekerlekleri vb. takmak uygundur. Hayvanları inaktif tutmak kafes felçlerine sebep olur. Kafesteki yataklık haftada bir değiştirilmelidir. Hamsterler fazlaca dışkı veya koku üretirler, urinasyonda azdır ve genellikle kafes köşesine belli bir yere yaparlar. Su şişesi metal biberonlu (nipel) olmalıdır, plastik veya cam uygun değildir.

150 150 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Besleme Hamsterler omnivor hayvanlardır. Hamsterler, tabii ortamda bitki tohumları, böğürtlen ve çilek gibi sulu meyveler yerler.

151 151 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Laboratuar hayvanları için hazırlanmış ticari pelet yemlerden hamsterlere günlük 10 gr. vermek yeterlidir. Su ihtiyaçları 8-10 ml kadardır 100 gr canlı ağırlık için 10 ml su sürekli, temiz ve taze olarak şişeler veya otomatik suluklarda verilmelidir.

152 152 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Temel besleme ; Hububat lapaları ile birlikte proteinli (et, yumurta, peynir vb.) kırıntılar, artıklar ve yeşil gıdalar verilir. Büyüme çağındaki hamsterlar için, %14-17 ham proteinli yemler yeterlidir. Ergin hayvanlarda mısır, soya ve kuru yoncadan oluşan, %18 ham protein, %3.7 yağ ve %8 selüloz içeren bir rasyonla iyi bir döl verimi ve yaşama gücü performansı sağlanabilir.

153 153 Hamsterlerin yüzleri düz olduğu için yeme ulaşmada güçlük yaşayabilirer. Yeme güçlüğü olup olmadığı kontrol edilmelidir. Yavrular 1 haftalıkken katı yemlere alıştırılmaya başlanır. Bu dönemde yavrulara su içme olanağı verilmelidir. HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus

154 154 HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus Hamsterler yüzlerinin her iki yanında, yanaklarının altlarında oluşan ceplerde gıdalar biriktirirler. Bu yüzden avurtlarına zarar vermemek için yulaf vb yiyecekleri bütün olarak vermemelidir. En iyisi ticari pelet yemlerdir. Hamsterleri fazla besleyerek yağlandırmaktan da kaçınılmalıdır.

155 155 Penisilin, eritromisin ve tetrasiklinler gibi antibiyotikler gram + bakterilerin sayıca azalmasına, barsak florasının bozulmasına ve gram – bakterilerin artışına yol açarak öldürücü toksisiteye yol açabilirler. Floranın bozulmasına bağlı olarak clostridium difficile aşırı ürer ve ıslak kuyruk hastalığı gözlenir ki barsaklarda şiddetli yangı oluşur ve hamster ölür. HAMSTER (Mesocricetus )Mesocricetus

156 156 Kobay (new guinea pig) Kobay

157 157 Kobay ya da hintdomuzu, tıknaz, birçok renkte ve şekilde tüyleri olan evcil kemiricidir. Özellikle Amerika ve Avrupa’da oldukça popüler bir evcil hayvandır. kemiricidir

158 158 Köken Orta ve Güney Amerika, evcil kobayın atası olan yabani kobayın yurdudur. Yabani kobaylar ve diğer kobay türleri tüm Güney ve Orta Amerika’ya yayılmışlardır. Yabani kobay, mara (pampa tavşanı), kapibara(su domuzu) gibi türlerden oluşan kobaygiller, kemirgenler arasında en geniş aileyi oluştururlar. marakapibarakobaygiller

159 159 Yaklaşık on bin yıl öncesine tarihlenen ilk evcil kobay kemikleri Peru’da bulunmuştur. Tıpkı bugün olduğu gibi o dönemde de Güney Amerika’da kobaylar etleri için besleniyordu. Kobayların yetiştirilmesinden kadınlar sorumluydu. Gerektiğinde kesip yemeğini pişiren gene kadınlardı. Özellikle İnka döneminde evcil kobayların yetiştirilmesi iyice yayıldı.

160 160 İspanyolların Güney Amerika’yı keşfetmeleriyle beraber evcil kobaylar Avrupa’ya taşınmaya başlandı. Zamanla Avrupa’da ve tüm dünyada evlerde beslenen popüler bir hayvan haline geldi.

161 161 Ginepig mi, Kobay mı? Güney Amerika ilk keşfedildiğinde buranın Hindistan olduğu sanılmaktaydı. Bu sebeple Batılıların kobaya verdikleri isimlerde hep Hindistan’a gönderme söz konusudur. Aynı durum Türkçe için de geçerlidir. Kobayın bir diğer ismi olan hintdomuzu da bundan kaynaklanmaktadır. Kobay ise hintdomuzunun İspanyolca karşılığı olan "cobaya"nın Türkçeye geçmiş halidir.

162 162 Kobaylar aynı zamanda uzun süre deney hayvanı olarak kullanıldıkları için zamanla "denek" anlamına gelecek şekilde söz konusu isim anlam kaymasına uğramıştır. Kobay aynı zamanda "deney hayvanı" ya da "denek" anlamında da kullanılmaktadır.

163 163 Son zamanlarda gittikçe yaygınlaşan "ginepig" ise İngilizce’deki "guinea pig"in Türkçe’ye uyarlanmış halidir. Ancak "ginepig" hiçbir şekilde Türkçe bir kavram olmayıp, herhangi bir Türkçe sözlükte yer almamaktadır. Yani Türkçe’de "ginepig" diye bir şey yoktur. Sözcüğün doğrusu "kobay" ya da "hintdomuzu"dur.

164 164 Yaşam alanı Evcil kobayın atası olan yabani kobay Güney Amerika’da özellikle And Dağları eteklerinde yaşamaktadır. Burada bir erkek, dişiler ve yavrulardan oluşan klanlar halinde yaşarlar. Yavru erkekler büyüdüklerinde klandan ayrılarak diğer klanlara katılır ve kendi haremlerini kurarlar. And Dağları Kobaylar doğada bütün gün gizlenerek yiyecek ararlar. Otlar, tohumlar, kökler, çiçekler temel besin kaynaklarıdır. Tehlike anlarında hiçbir zaman çok uzaklaşmadıkları inlerine kaçarlar.

165 165 Sosyal hayvanlar Erkek yavrular ergen olunca ya klanın başında yer alan dominant erkekle kavga ederek klanda kalır ya da klandan ayrılarak kendi haremini oluştururlar. Aile fertleri arasında güçlü bağlar vardır. Hep beraber dolaşırlar, hep beraber yemek yerler. Birbirleriyle insanların da duyabileceği sesler çıkararak sürekli olarak iletişim halindedirler. Eğer aile fertlerinden biri diğer grup üyelerini göremez ya da kaybederse oldukça yüksek ses çıkararak yardım çağrısında bulunur. Özelikle yavrular annelerini kaybettiklerinde bu sesi çokça çıkarırlar.

166 166 Kobaylar sosyal hayvanlardır. Bu sebeple kobayları hiçbir şekilde tek beslemek doğru değildir. Hatta bazı ülkelerde kobayları tek beslemek suç sayılır. En az iki kobayı birlikte beslemek ideal olanıdır.

167 167 Beslenme Evcil kobaylar tamamıyla vejetaryen olup, ot, tohum, meyve, sebze, kök ve dallarla beslenirler. Birçok evcil hayvan mağazalarında satılan hazır kobay yemleri tohumlardan, preslenmiş ot ve baharatlardan (pellet) oluşurlar. Ayrıca fıstık ya da çekirdek gibi kuruyemişler de bu yemler içinde yer alır.

168 168 Kobaylar, tıpkı insanlar gibi C vitaminini kendi vücutlarında üretemezler. Bu sebeple kobaylara verilmesi gereken hazır yemlerde kesinlikle C vitamini takviyesi bulunması gerekir. Ayrıca zaman zaman domates ya da maydanoz gibi C vitamini açısından zengin meyve ve sebzelerle beslenmeleri gerekir.

169 169 Kobaylar günlük lif ihtiyaçlarını otlardan karşılarlar. Bu sebeple evde beslenen kobaylara her gün ot ve saman vermek gerekir. Ayrıca kafeslerinde her zaman temiz, taze su bulundurmak gerekir

170 170 Bakım Kobaylar geniş alanlara ihtiyaç duyarlar. Bu sebeple kafeslerinin mümkün olduğunca büyük olması gerekir. Mağazalarda satılan birçok kafes, yeterli büyüklükte değildir. Ayrıca son dönemlerde, özellikle Almanya’da kobayların bahçelerde geniş ve korunaklı alanlarda beslenmeleri gittikçe popülerleşmektedir. Kışın ve soğuk havalarda dışarıda tutulmaları sakıncalıdır çünkü çok çabuk üşütüp ölebilirler.

171 171 Kobay kafeslerinin zeminleri, evcil hayvan mağazalarında satılan küçük evcil hayvanlar (tavşan, kemirgen ve sürüngenler) için üretilen talaşla doldurulur. Gazete kâğıdı çok çabuk ıslanıp, geç kuruduğu için hijyenik değildir; bakteri üremesine sebep olur. Bu sebeple hiçbir şekilde kullanılmaması gerekir. Ayrıca kafeste, kobayların diledikleri zaman içlerine girip uyuyabilecekleri ya da saklanabilecekleri ağaç kavukları ve yuvalar olması gerekir. Kemirgenler için özel üretilen suluklarından her daim temiz su bulunması gerekir. Ayrıca kafeste her zaman ot, saman ve hazır yem bulundurulmalıdır.

172 172 Kobaylar her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır. Serbest bırakıldıkları odalarda kablolara ve zehirli çiçeklere dikkat etmek gerekir. Kobaylar günlük lif ihtiyaçlarını otlardan karşılarlar. Bu sebeple evde beslenen kobaylara her gün ot ve saman vermek gerekir. Ayrıca kafeslerinde her zaman temiz, taze su bulundurmak gerekir

173 173

174 174 TAVŞAN YETİŞTİRİCİLİĞİ BARINAKLAR ve EKİPMAN Barınaklar elden geldiği kadar basit, ışık ve temiz havayı yeteri kadar alabilecek durumda fakat kuvvetli hava akımlarına, sert rüzgarlara ve gün ışığına engel olacak şekilde yapılmalıdır.

175 175 Tavşanları rüzgar, yağmur, soğuk ve sıcaktan korumalı iyi bir havalandırma ve aydınlatma sağlayacak şekilde yapılmalıdır. Kurulacak tavşanlığın taban alanı tavşancılıkta kullanılacak kafeslerin kaç katlı olduğuna göre değişir.

176 176 Taban alanı; tek katlı kafesler kullanıldığında m2 / tavşan, iki katlı kafesler kullanıldığında m2 / tavşan, üç katlı kafesler kullanıldığında ise m2 / tavşan olarak hesaplanmalıdır. Pencere alanı, taban alanının % 4-5’i kadar olmalıdır.

177 177 Barınakta optimum sıcaklık 14 °C’dir. Sıcaklık 10 °C’nin altına düşmemeli 20 °C’nin de üstüne çıkmamalıdır. Nisbi nem % olmalı. Aydınlatma süresi 14 saat olup ışık yoğunluğu 1.5 watt / m2 olmalıdır. Barınaklarda 3.6 m3 / saat / kg canlı ağırlık ölçüsünde havalandırmanın sağlanması gereklidir.

178 178 Kafesler ve Gereçler Kafes malzemesinin galvanizli telden olması iyi sonuç vermektedir. En iyisi iki katlı kafeslerin kullanılmasıdır. Tek katlı kafesler kullanıldığında boyutları tablo 1’deki gibi olmalıdır. Çok katlı kafeslerin arka kısmı 20 cm kadar kısa olmalı, yemlik ve suluklar kafes dışına monte edilmelidir.

179 179 Tablo 1: Tavşan yetiştirmede kullanılan kafes boyutları

180 180

181 181 Gereçler Tavşanlıkta bulundurulması istenen çeşitli gereçler vardır. Bunların en önemlileri: Doğum kutuları, yemlikler, suluklar, dezenfeksiyon için alev aygıtı, numaralama için tetavir aygıtı, yem taşıma arabası, tavşan taşıma kafesleri vb.

182 182 Doğum Kutuları Damızlık dişilerin yarısı kadar doğum kafesi bulundurulmalıdır. Gebe dişiler doğuma 3-4 gün kala doğum kutusuna alınır. Doğum kutusu için en uygun olarak 25 x 30 x 45 ölçülerinde ve uzun yan yüzlerinden birinde cm çapında yuvarlak pencere bulunan dikdörtgen prizması şeklindeki bir kutu önerilebilir. Doğum kutusunun üzeri açılabilir kapaklı olmalı. Pencere yavrunun ve dişinin girip çıkabileceği şekilde sürgülü kapaklı ve tabandan 5 cm yukarda olmalıdır.

183 183 Yemlikler Kafesin şekline uygun ve galvanize saçtan yapılmış, yeterli büyüklükte otomatik ve yarı otomatik yemlikler kullanılır. Yemlikler dışarıdan kafeslere takılıp çıkarılabilir, 10 x 25 x 35 cm ebatlarında dikdörtgen prizması şeklinde olabilir. Tavşanın yem yemesi için 12 x 12 cm boyutlarında bir açıklık bırakılır.

184 184 Suluklar Otomatik emzik tipi suluklar kullanılabildiği gibi 10 cm derinlikte, 20 cm çapında yarım galonluk silindir biçimindeki cam ya da galvanizli saçtan yapılmış suluklar kullanılabilir.

185 185 Numaralama gereçleri Bunlar numaralama kutusu, tetavir aygıtı, pens ve tetavir boyalarıdır. Numaralama kulağa yapılır. Kulak için metal ya da plastikten yapılmış numaralar kullanışsızdır.

186 186 TAVŞAN DAVRANIŞI Bölge koruma davranışı Tavşanlar, çenelerinin altında bulunan kıl follikülerindeki bir salgı bezi yardımıyla yaşadıkları bölgeyi ve diğer tavşanları tanıyabilirler. Erkek tavşanlar idrarları vasıtasıyla da çevrelerini işaretler. Tavşanlar kendilerini güvende tutmak ve doğum yapmak için tüneller kazarlar.

187 187 TAVŞAN DAVRANIŞI Ani değişiklikler (gürültü, koku vb.), gruptaki diğer bireyleri tehlikeye karşı uyarmak amacıyla, tavşanların arka ayaklarını yere vurma davranışını ortaya koymalarına neden olur. Tavşanların kazdıkları tüneller gündüzleri dinlenme yeri ve sığınak olarak kullanılır, zira tavşanlar gece aktiftirler.

188 188 TAVŞAN DAVRANIŞI Sosyal davranış Vahşi tavşanlar, dişilerin sayıca erkeklerden daha çok olduğu kolonilerde yaşarlar. Yavrulu yada yavrusuz her dişi tavşan diğer anaların yavrularına saldırabilir. Bu durumda erkekler devreye girer ve dişiyi yatıştırırlar. Genç erkekler cinsel olgunluğa ulaştığında, yetişkin erkekler onları kastre etmeye (kısırlaştırmaya) çalışırlar.

189 189 TAVŞAN DAVRANIŞI Bunun için yetişkin erkekler ayrı kafeslere alınmalıdır. Cinsel olgunluktan önce erkekler birlikte büyütülebilirler. Özellikle yer dar olduğunda dişiler yavrulara karşı saldırgandır. Yavrusuz dişiler 0.5 m2/tavşan alanda birlikte yetiştirilebilirler.

190 190 TAVŞAN DAVRANIŞI Seksüel davranış Dişilerde ovulasyon çiftleşme sonucu gelişir. Çiftleşme için dişi tavşan erkek tavşanın kafesine götürülürse çiftleşme daha kısa zamanda ve sorunsuz gerçekleşebilir.

191 191 Ana davranışı Yavrulamadan önce ana kendi tüyleri ve farklı maddelerden bir yavru yuvası hazırlar. Vahşi hayvanlar yuvayı doğum için kazdıkları özel tünellerin sonuna yaparlar. Bunun için evcil hayvanlara ayrı bir doğum bölmesi sağlanmalıdır.

192 192 Yavrular doğduktan sonra, ana tavşan yavrularını bir ay süreyle günde bir kez emzirir. Yavruların motor koordinasyonlarının ve ısı regülasyonlarının sağlanması için en az iki hafta doğum kutularında tutulması gerekir.

193 193 Yeme Davranışı Tavşanlar geceleri beslenmeye eğilimli olmalarına rağmen günün 24 saatinde yer ve içerler. Yem tüketimi oldukça yavaştır. Yem yere konulmamalıdır aksi takdirde kirletilir. Üç haftalık yaştan sonra yavrular analarının yediği yemden yiyebilirler. Tavşan, kaprofajik (pislik yiyen) bir hayvan olduğundan dolayı kendi pisliğini yer. Tavşan pisliği amino asit, B ve K vitamini yönünden zengindir.

194 194 YETİŞTİRME İŞLERİ Yabanıl tavşanlarda döl verimi ilkbahar ve yazın yüksektir. Sonbahar ve kışın çok düşüktür. Evcil tavşanlardan optimum çevre şartlarının sağlanması durumunda senenin herhangi bir ayında yavru alınabilir.

195 195 Tavşanlarda gebelik süresi gün, emzirme süresini de 6 hafta olarak düşünürsek bir dişinin normal şartlarda yılda 4-5 doğum yapması uygundur. Fazlası dişiyi yıpratır ve damızlıktan erken çıkmasına sebep olur. Verimliliğin arttırılması için yetiştirme işlerinin titizlikle takip edilmesi gereklidir.

196 196 Kızgınlık Kızgınlık gösteren dişi tavşanda bazen vulva şişer, kan akımı ile kızarır ve nemlenir. Kızgın dişi huysuz olur. Tavşanlarda cinsel aktivite düzenli olmadığından kızgınlık tam olarak anlaşılamaz. Dişi gebe olduğu halde erkeği kabul edebileceği gibi kızgın iken de reddedebilir.

197 197 Çiftleşme Dişi ve erkek tavşanların ilk çiftleşme yaşı ırka ve bireysel gelişmeye bağlı olarak değişir. Küçük ırklar daha hızlı geliştiğinden ağır ve orta ırklardan daha erken yaşlarda cinsel olgunluğa erişirler. Ortalama çiftleşme yaşları: Küçük ırklarda 5-6 ay Orta ırklarda 7 ay Büyük ırklarda ise 9-12 aydır. Ortalama olgun canlı ağırlığın % 75’ine ulaştıklarında ilk çiftleşmeler yapılabilir.

198 198 Gebelik Gebelik için bir aşım yeterlidir. Gebelik süresi gündür. Yirmi dokuz güne inebildiği gibi 35 güne de çıkabilir. Gebelik süresi uzadığında iri ve ölü yavru sayısı artabilir. Gebeliği etkileyen faktörler: kısırlık, aşırı yaşlılık ya da gençlik, zayıf fiziksel yapı, yalancı gebelik, incinmeler ve hastalıklardır.

199 199 Dişi tavşanın gebe olup olmadığını anlamak için onu yeniden erkek tavşan kafesine götürerek bir kontrol çiftleştirmesi yapmak uygun değildir. Tavşan sırt üstü yatırılıp ürkütmeden karnının arka bölgesinde uterus palpe edilip yavruların varlığı belirlenebilir (14. günden sonra ).

200 200 Doğum Çiftleşmeden 27 gün sonra tavşan doğum kutusuna alınır. Kutuya bir miktar iyi kalitede kuru ot konur. Tavşan karın tüylerini kopararak kutuda bir yavru yuvası yapar ve doğumunu gerçekleştirir. Normal doğum 30 dakikada gerçekleşir.

201 201 Yavruların Bakımı Doğumdan bir gün sonra ölü ve zayıf yavrular ayrılır. Yavruların beslenme ve sağlık durumu izlenir. Bir tavşan ortalama bir doğumda 6-8 yavru verir. İyi bir ana 8 veya daha fazla yavruyu büyütebilir ve yavrularını 6-8 hafta emzirir. Bir önceki doğumdan ananın kaç tane yavruya bakabileceği biliniyorsa bu sayıda yavru yanında bırakılır. Anaları doğumda ölen yavrular ya da değerli ve fazla olan yavrular, aynı zamanda doğum yapmış bir anaya verilebilir. Bu uygulamaya "yavru dengelemesi" denir.

202 202

203 203 Kanibalizm Anaların gebelik sırasında ve doğumdan sonra yetersiz beslenmesi, korkutulması, kalıtsal nedenlerle yavrularını yemesidir. Böyle analar damızlıktan çıkarılmalıdır.

204 204 Cinsiyet tayini Sütten kesimden sonra erkek ve dişiler ayrı tutulmalı. Üreme organının çıkış deliği dişilerde uzunluğuna bir yarık biçiminde, erkeklerde ise yuvarlaktır ve bastırıldığında erkek üreme organı bir çıkıntı şeklinde ortaya çıkar.

205 205 Tavşanların Tutulması Tavşanlar sağ el omuz derisinden, sol el arka taraf altından tutularak taşınır.

206 206 Tavşan yetiştiriciliğinde üzerinde durulan özellikler ve kartlar Yetiştirme ve seleksiyonda amaçlanan özellikler; 1- Sağlamlık: Yavru ölümlerinin % 10 dan az olması. 2- Döl verimi: Bir batında ortalama 8 yavru ve yılda dişi başına en az 5 doğum ve 40 yavru alınması. 3- Gelişme yeteneği: 8 haftada 2 kg veya 10 haftada 2.5 kg canlı ağırlık.

207 Yemden yararlanma: Her kg canlı ağırlık artışı için 3 kg dan daha az yem tüketimi. 5- Kesim randımanı: Ortalama randımanın % ve daha üzerinde olması. 6- Birörnek renk gösteren sıkı ve yoğun yünle kaplı sağlam bir deri.

208 Ortalama damızlıkta kullanma süresi: 2 yıldır. Entansif et tavşancılığında dişilerden yılda 7-8 batın yavru alabilmek için seçim yapılmalıdır. 8- Bir erkeğe 8-10 dişi bulundurulur ve 2 günde bir 2 defa çiftleştirilebilir.

209 209 Tavşancılıkta Tutulan Kartlar: Tavşan yetiştiriciliğinde tutulan çeşitli kartlar yardımıyla hayvanların verim düzeylerini belirlemek ve istenen özellikler bakımından ilerleme sağlamak amacıyla hayvanların tek tek tanınması ve durumlarının kartlara işlenmesi gerekir. Genellikle iki tip kart tutulmaktadır. Bunlardan biri kafes kartları diğeri de damızlık kartlarıdır.

210 210 Kolayca ayırt edilebilmesi bakımından bu kartların erkek ve dişiler için değişik renkte olmasında yarar vardır. Erkeklere ait kartlar koyu (kırmızı) renkli, dişilerinki ise açık (beyaz) renkli olarak basılmaktadır.

211 211 Kafes kartlarında: Tavşanın ırkı, kulak numarası, doğum tarihi, ana ve baba numaraları belirtilmelidir. Pratik yetiştirme işlerini iyi takip etmek için çiftleşme ve doğurma tarihlerinin, bir batında doğan yavru sayısının (canlı, ölü), yavru doğum ağırlığı ile 21. günde yavru sayısı ve ağırlıklarının kaydedilmesi gerekir. Bir de düşüncelerin yazılacağı boş not sütunu bırakılmalıdır.

212 212 Damızlık seçiminde kullanılacak olan kartlara yukarıda sözü edilen bilgilerin dışında pazarlama bakımından önemli olan 8. ve 10. haftalarda yavru sayısı ve ağırlıklarının da kaydedilmesi gerekir.

213 213 Sürüngenler Sürüngenler (reptilia), omurgalı hayvanlar aleminin yumurtaya yatarak çoğalan büyük bir sınıfı. Yılanlar, kertenkeleler, kaplumbağalar ve timsahlar takımlarından meydana gelir.hayvanlaraleminin yumurtayasınıfıYılanlar kertenkelelerkaplumbağalartimsahlartakımlarından Değişken sıcaklı (heterotermi) omurgalılardan olan sürüngenlerin, vücutlarının pul ya da benzer levhalarla kaplı olması nem kaybını en az düzeyde tutmalarını sağlar, bu sayede kurak ortamlara oldukça iyi uyum sağlarlar. Değişken sıcaklıomurgalılardan

214 214 Vücut ısılarını sabit tutacak metabolizmik mekanizmalara sahip olmadıkları için, vücut ısıları dış ortamın ısısına bağlı olarak değişkendir. Bu yüzden sürüngen türlerinin çok büyük bir kısmı dünyanın ılıman iklim kuşaklarında yaşamlarını sürdürür. Tümü akciğerleriyle solunum yapan sürüngenlerin tümü yumurtlayarak ürerler. Bazı türlerde yavruların yumurtadan çıkması, dişinin içinde gerçekleşir

215 215 Yılan Yılanlar, genellikle üç metre öteyi göremezler. Koku almada burun deliklerini değil dillerini kullanırlar. Uzun ve çatallı dillerinin her iki ucu havadan ve yerden gelen kimyasal kokuları alır. İçeri çekildiğinde dil ucundaki kokular damaktaki jakobson organında duyu haline dönüştürülür. Engerek yılanları zehirledikleri avının izini dilleriyle takip ederler ve ölüsünü bularak yutarlar.

216 216 Avlarını yutarken ağız açık olduğundan burun deliklerinin hava borusuyla ilgisi kesilir. Böyle zamanlarda, vücutlarında bulunan hava torbalarındaki yedek havadan faydalanırlar. Çoğu yılanın sadece sağ akciğeri gelişmiş, diğeri adeta kaybolmuştur. Boa ve piton yılanlarında sol akciğerler küçüktür. İri avların yutulması uzun sürdüğü zaman ağız tabanında bulunan soluk borusunun girişi ağızdan dışarı çıkarılabilir. Bu özellik büyük hayvanları yemek için bir adaptasyondur, yılana ağız dolu olduğunda dahi nefes alma imkânı sağlamaktadır.akciğeri

217 217 Yılanlar dış kulakları olmadığından uzun zaman sağır zannedilmiştir. Aslında çeneleriyle kulakları arasında kemik bağlantıları olduğundan, üzerinde bulundukları toprağın yansıttığı sarsıntıları kolayca işitirler. Çenesini yere koyan çıngıraklı bir yılan çok uzaktan gelen bir atın ayak seslerini bile kolayca duyabilir. Yılanların bulunabildiği arâzilerden geçen bir insan, gürültülü ayak darbeleriyle yürüdüğünde hiçbir yılana rastlamaz.

218 218 Bazı yılanların göz ve burunları arasında ince zarlı iki çukur bulunur. Bunlar, sıcak kanlı hayvanların vücutlarından yayılan ısı dalgalarını (infrared) tespit ederler. Bunların sayesinde avlarını karanlıkta bile bularak takip ederler.

219 219 Kaplumbağa Kaplumbağa (ya da tosbağa) çok sert ve kemiksi bir kabuk içinde yaşayan, ağır yürüyüşlü, dört ayaklı, sürüngen bir hayvandır. Hareketleri yönünden ne kadar telaşsız ve ağır hayvanlarsa onların tarih boyunca gelişimi de o kadar yavaş olmuştur. 200 milyon yıldan beri kaplumbağaların vücut yapıları önemli hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Halbuki kaplumbağalar, dünyada soyu henüz tükenmemiş en eski hayvanlardandır.

220 220 Açlığa pek dayanıklıdırlar. Çok uzun ömürlüdürler. Yüz, yüz elli yıl kadar yaşarlar. Kaplumbağa sık sık ölümsü bir uykuya dalar. Yaşadığı çevrede sıcaklık düşmeye başlayınca hayvan iyice uyuşup kalır. Bol Güneş ışığı alan kuru topraklarda kendine bir delik kazıp bütün kışı orada geçirmek üzere içine girer. Deniz kaplumbağaları ise çukur kazacak yerde kendilerini denizin derinliklerine bırakıp sıcak günlerin gelmesini beklerler.GüneşDeniz kaplumbağaları Günümüzde, soyunu sürdürmekte olan 250'ye yakın kaplumbağa türü bulunmaktadır

221 221 Baş ve Ayaklar Kaplumbağaların başı vücutlarına oranla çok küçüktür. Ağızları bir kuşun gagasına benzer. Dişlerin yerini sert kemiksi bir damak almıştır. Kaplumbağalar, bununla besinlerini yakalar ve ezerek mekanik sindirim yapar. Dil kafasına oranla büyük ve yumuşaktır.

222 222 Cinsiyet Dişilerde kloaka kuyruk kökünde son bulur, erkeklerde daha uzaktadır ve erkeklerin kuyrukları daha kalındır, erkeklerde çiftleşmeyi kolaylaştırmak için karındaki kabuk çöküktür ve daha serttir ayrıca dişide kabuk altındaki desenler hem küçük hem de birbiriyle bağımsız desenlerdir erkekte ise bu desenler birbiriyle kaynaşmış ve daha büyüktür. Bunun yanında kaplumbağa cm’ye ulaşmadan cinsiyetini anlamak oldukça zordur. Yani 2-4 yaşına kadar anlaşılması oldukça zordur. 2 yaşına gelen erkek kaplumbağanın kuyruğunun epeyce daha uzadığı ve kalınlaştığı fark edilmektedir.kloaka

223 223 Gerekli malzemeler: 1. Akvaryum: Boyutları kaplumbağanın cinsine ve büyüklüğüne göre değişir. 2. Isıtıcı: suyun ısısı 28-29derecede sabit olmalıdır. Kaplumbağanın sağlığı için en önemlisi suyun 28 derecede SABİT olmasıdır. Yaz ayları için bu 30 derecedir. Hastalıkların çoğu düşük ısıda bakımdan kaynaklıdır, Çok kesin ve net: Isıtıcı ŞART.

224 Isıtıcı lamba: Kayanın üzerine gelecek şekilde günde 8-9 saat açık bırakılmalı. Kayanın üzerine çıkıp keyif yapmayı ve kurumayı isteyeceklerdir. Akşam ise bu lamba kapatılır. Kaplumbağalar akvaryumdaki kayalarının üzerine çıkmak isteyeceklerdir. Ortam ısısı suyun ısısından fazla olmalıdır. Mesela su 28 derece ise ortam ısısının olması lazım. Bunu da ısıtıcı lamba ile sağlayabilirsiniz. Bildiğiniz basit ampul olup hem akvaryuma ışık hem de ısı verecektir. Kaplumbağanızın keyif içinde kayasının üstüne çıkıp lamba altında ısındığını göreceksiniz. Karıştırmayınız uv lamba farklıdır.

225 Filtre: Suyun temizliği için önemlidir. Kaplumbağa akvaryumları kötü kokabilir. Akvaryumun filtreye rağmen ayda bir tamamen temizlenmesi ve suyunun tamamen değiştirilmesi, haftada bir ise suyun %80’boşaltılmalı, ve üzerine yeni su eklenmelidir. Bu suyun dinlendirilmiş su olmasına dikkat ediniz. Suyun pH derecesi ve klor kaplumbağanın gözlerine zarar verebilir.

226 UV A/B kaynağı. Yaşadığınız yere göre, eğer doğrudan güneşlendirme imkanınız varsa UV lambasına gerek kalmayabilir ancak yoksa mutlaka bu lamba şarttır. Aksi takdirde Vitamin D3 vücutta dönüştürülemez ve kaplumbağa hastalanır ve bildiğimiz raşitizm hastalığı belirtisi olan kabuk yumuşaması yaşanır. Bu hastalık genelde ölüm ile sonuçlanır.

227 227 UV lambası almak şart değildir ancak bunun yerine mutlaka güneş ışığı gereklidir. Kaplumbağalara UV ışığı alabilmeleri için güneşe çıkarmanız gereklidir. Aksi takdirde kabukları yumuşar ve raşitizm hastalığı baş gösterir. Bu hastalık eğer bakım yapılmazsa ölümle sonuçlanır. Bu arada güneş ışığı akvaryum camından geçmez, doğrudan olması lazım.

228 228 Teraryum malzemeleri 1. Teraryuma 1 m uzaklıkta duracak 300W'lık bir ultraviole lamba cm mesafeden 30x30 cm'lik bir alanın ortasını 50 °C'a kenarlarını 33 °C'ye kadar ısıtabilecek güneşi taklit edecek 250W'lık bir infrared lamba 3. Genel aydınlatma ve bitkiler için bir florasan lamba 4. Kara kaplumbağaları için zemin ısıtıcı kablolar 5. Su kaplumbağaları için termostatlı (maksimum 40 °C'ye kadar göstergeli) ısıtıcı - kablo çıkışına dikkat, çiğnemelerine engel olacak bir açıda yerleştirilmeli

229 Su kaplumbağaları için dış filtre 7. Su kaplumbağaları için havadaki nemi arttırmak için suyun içine hava verebilmek için hava pompası 8. Nem ölçer – hygrometre 9. Mango kökleri 10. Suda çözülmeyen taşlar

230 230 Akvaryum suyu klor oranı az ve dinlendirilmiş su olmalı. Aksi takdirde sudaki klor kaplumbağaların gözlerine zarar verir. Yine de dezenfekte özelliği vardır.

231 231 HASTALIKLAR Kaplumbağaların hastalıklarını genelde yemek yemediği zaman ve gözleri şiştiği zaman anlıyoruz. Bunların çeşitli sebepleri olabilir, aşağıdaki linkte öncelikte genel olarak sorunun kaynağını tespit edip, sonra tedaviye geçmek gerekir.

232 232 Üst solunum yolu enfeksiyonu (Akciğer Enfeksiyonu) Kaplumbağalarda en sık görülen hastalıklardan biridir. Uygun olmayan bakım ve düşük su ısısından kaynaklıdır. Kaplumbağa nefes almakta zorlanır, nefes alırken sesler çıkarır ve eğri yüzmeye başlar. Suya bırakıldığında dibe çöker ve zor yüzer. Aynı zamanda iştahsızlık ve göz şişmesi görülür. Her iki gözünün şişmesi genellikle akciğer enfeksiyonunu gösterir. Bunun için öncelikle su ısısını dereceye getirmeli, vitamin ve antibiyotik verilmelidir. Gözler için teramicyn tavsiye edilir.

233 233 Daha detaylı bilgi ve yetiştirici tecrübelerinden faydalanmak için aşağıdaki linkten faydalanabilirsiniz

234 234

235 235

236 236

237 237

238 238

239 239

240 240

241 241

242 242

243 243

244 244

245 245

246 246

247 247

248 248

249 249


"Www.davutbayram.com 1 EGZOTİK HAYVANLAR Dr.Davut BAYRAM Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları