Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KORUYUCU HEKİMLİK VE AŞI Tıp hizmetleri genel olarak ikiye ayrılır. 1. Koruyucu Hekimlik Hizmetleri 2. Tedavi Edici Hekimlik Hizmetleri Koruyucu Hekimlik.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KORUYUCU HEKİMLİK VE AŞI Tıp hizmetleri genel olarak ikiye ayrılır. 1. Koruyucu Hekimlik Hizmetleri 2. Tedavi Edici Hekimlik Hizmetleri Koruyucu Hekimlik."— Sunum transkripti:

1 KORUYUCU HEKİMLİK VE AŞI Tıp hizmetleri genel olarak ikiye ayrılır. 1. Koruyucu Hekimlik Hizmetleri 2. Tedavi Edici Hekimlik Hizmetleri Koruyucu Hekimlik tanımı : İnsanlar hastalığa yakalanmadan önce, yani herhangi bir hastalık sözkonusu olmadan, yapılması gereken işlemlere ve alınması gereken tedbirlere genel olarak bu isim verilmektedir. Koruyucu hekimlik modern tıbbın üzerinde durduğu ve halen birçok bilimsel araştırmaların yapılmakta olduğu bir alandır. Hasta olmadan sağlığın korunması kültürümüzde de önemle tavsiye edilmektedir. Çünkü hasta olmadan sağlığın korunması hastalığa yakalandıktan sonra onun tedavisinden çok daha kolay, ucuz ve zahmetsizdir.

2 AŞI Aşı en önemli, en verimli ve en yaygın koruyucu hekimlik uygulamasıdır. Çocuk felci ( Poliomyelit ) aşısını örnek verecek olursak, bu aşı sağlık ocaklarında yaygın ve ücretsiz olarak, ağza damlatılan iki damla şeklinde uygulanmaktadır. Oysa çocuk felci hastalığı insanları sakat bırakan, ateşle ve kas spasmları sonucu felçlerle seyreden, tedavisi çok zor,uzun ve zahmetli hastalıklardan biridir. Geçmişte bu hastalık sebebiyle sakat kalan bir çok hasta varken bu aşı yaygınlaşması sonucu günümüzde bu hastalıkla sık karşılaşılma maktadır.

3 AŞI TANIMI Canlı, hastalık yapma gücü azaltılmış veya inaktive edilmiş ( ölü) mikropların vücuda verilerek bu mikropların bağışıklık sistemine tanıtılıp bağışıklık oluşturulmasına verilen addır

4 TÜRKİYE’DE UYGULANAN AŞILAR DBT: Difteri,boğmaca,tetanoz aşılarını içeren kombine aşıdır. Suçiçeği,kızamık,kabakulak gibi hastalıkların aksine çocuk bu hastalıkları geçirse bile aşı uygulanmalıdır. Sağlık ocaklarında ücretsiz olarak doğumdan sonraki 2,4,6.aylarda kola injeksiyonla uygulanır. 18 ayda ve ilkokul birinci sınıfta tekrarları yapılmalıdır. Boğmaca aşısı 6 yaştan sonra yapılmadığından ilkokuldaki tekrarlarda içinde boğmaca aşısı bulunmayan DT formları uygulanır.

5 POLİO ( ÇOCUK FELCİ ) AŞISI Çocuk felci hastalığı geçmiş dönemlerde birçok çocuğumuzun sakat kalmasına neden olan önemli bir hastalıktır. Günümüzde kolay ve yaygın uygulanması nedeniyle nadir görülmektedir. DBT ile beraber ağza damlatılan iki damla ile uygulanır. Hepatit B aşısı: Hepatit B hastalığı tedavisi zor ve karaciğer yetmezliğine varan olumsuz sonuçları olan karaciğerimizin iltihabi hastalığıdır. Hastalığı gibi taşıyıcılığıda önemli, toplumsal bir sağlık problemi oluşturmaktadır.Onun için çocuklara doğumda ilk aşı olarak mutlaka uygulanmalıdır. Doğumdan sonra 2. ay başında ve 6. ayda tekrarları vardır.

6 BCG AŞISI: Tuberkuloz ( verem ) hastalığına karşı koruyucu olan bu aşı sağlık ocakları ve verem savaş dispanserlerinde 2. ayda ücretsiz olarak uygulanmaktadır. İlkokul 1. sınıfta tekrarı yapılır. Vereme karşı % koruma sağlamaktadır. Halbuki halk arasında ince hastalık diye bilinen verem daha yakın geçmişimizde birçok vatandaşımızın ölmesine sebep oluyordu. Tedavisi uzun süre ilaç kullanmayı gerektiren bu hastalığa karşı mutlaka aşılanmalıdır.

7 KIZAMIK-KIZAMIKÇIK-KABAKULAK AŞISI 15. ayda uygulanan bu aşı kızamık,kızamıkçık ve kabakulak hastalıklarına karşı bağışıklık oluşturur. Bu hastalıkları geçiren çocukta doğal bağışıklık oluşacağından aşılamaya gerek yoktur. Kızamıkçık bayanlarda hamilelik sırasında geçirildiğinde sakat doğumlara sebep olan özellikle kız çocukları için önemli bir hastalıktır. Kabakulak ise erkek çocuklarda belli yaşın üzerinde yumurtalık iltihabı riski taşımaktadır. Kızamık hastalığı ise yıllarca birçok çocuğumuzun ölümüne sebep olan önemli bir hastalıktır. Üç önemli hastalığın aşısıda ihmal edilmemelidir

8 HEMOFİLUS İNFLUENZA ( MENENJİT ) AŞISI Hemofilus İnfluenza çocuklarda kulak iltihabı,zatürre ve menenjite sebep olan bir mikropdur. İşte bu aşı mikrobun yaptığı bu enfeksiyonlara karşı bağışıklık sağlar.6 aydan küçük bebeklere birer ay arayla 3 doz, 6-12 ay arasında 2 doz uygulanır. 1 yıl sonra tekrar bir doz yapılmalıdır. 1-5 yaş arasında ise tek doz yeterlidir. 5 yaş üzerinde normal çocuklara uygulanmaz. Sadece dalağı bir sebeple alınan veya enfeksiyon riski altındaki çocuklara uygulanabilir.

9 GRİP ( İNFLUENZA ) AŞISI 6 aydan büyük ve enfeksiyon hastalıkları yönünden risk altındaki çocuklara önerilmektedir. Sonbaharda uygula nan bu aşının koruyuculuğu 1 senedir.Diğer sene eğer ihtiyaç varsa tekrar aşılanmalıdır. Aşının özellikle tavsiye edildiği risk grubu hastalar:. Astım veya müzmin akciğer hastalığı olan çocuklar. Allerjik hastalığı olan çocuklar ( Rhinit vs). Bağışıklık sistemi baskılanmış kanser gibi hastalar. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar. Şeker hastaları. Müzmin böbrek hastaları. Aspirin kullanan müzmin hastalar. Müzmin metabolik hastalığı olanlar.

10 Ayrıca yurt, kreş gibi yakın temasın olduğu mekanlarda koruyucu olarak grip aşısı yapılması önerilmektedir. Kreş gibi mekanlarda hizmet veren personelinde grip aşısı yaptırması uygun bulunmaktadır. 6 ay – 3 yaş arasında ilk kez yapılıyorsa birer ay arayla iki yarım doz, daha önce yapılmışsa bir kez yarım doz uygulanır. 3-9 yaş arası ilk kez uygulananlarada birer ay arayla iki tam doz önerilmektedir. 9 yaş üzerine bir kez tam doz aşı yeterli olmaktadır.

11 HEPATİT A AŞISI A tipi bulaşıcı sarılık hastalığına karşı koruyucu aşı henüz rutin aşılama takvimine yer almamıştır. Bu hastalığa yakalanma yönünden risk altında bulunan hasta gruplarına ve özel hekimlikte uygulanmaktadır. 2 yaşından sonra uygulanır.. Çocuk bakımevi ve kreşlerdeki çocuklar ve çalışanlar. Bu hastalığa yakalanmış yakınları ile beraber kalanlar. Kronik karaciğer hastalığı olanlar.Temizlik ve gıda sektörü çalışanları. Sağlık çalışanları için bu aşı özellikle önerilmektedir.

12 SU ÇİÇEĞİ AŞISI Su çiçeği aşısı da henüz rutin aşılama takvimine girmemiştir. Küçük çocuklarda hafif seyreden bir hastalık olması ve sıklığı bunun sebepleri arasındadır. Bir kreşte veya okulda bir çocuğun su çiçeği olması durumunda tüm sınıfa bulaşarak doğal bağışıklık oluşur. Ancak ileri yaşlarda ağır seyrettiğinden ve komplikasyonlara yol açtığından bu yaşlara kadar su çiçeği geçirmeyen çocuklara uygulanmalıdır. Ekonomik durumu müsait olan aileler tarafından çocuklara baştan koruyucu aşı yapılmasında sakınca yoktur. Ayrıca hamilelikte geçirilmesi çocuk için risk oluşturduğu için bu yaşa gelip su çiçeği geçirmeyen annelerin aşılanması uygun olur

13 12 ayın üzerinde uygulanır. 13 yaş üzerine uygulanacak sa birer ay arayla iki doz uygulanmalıdır. Doğal olarak sağlık personelinin ve bağışıklık sistemi baskılanmış hastaların bu hastalığa karşıda aşılanması önerilmektedir.

14 AŞI UYGULAMANIN SAKINCALI OLDUĞU DURUMLAR Yapılacak aşıya daha önce ciddi allerji gelişen hastalara tekrar dozları yapılamaz Ağır seyreden ateşli hastalara yapılacak aşı ertelenmelidir Aşıda yumurta proteini bulunmaktadır. Dolayısıyla yumurtaya karşı allerjisi bilinen çocuklara aşı uygulanmamalıdır Kanser hastalarında ilaç ve ışın tedavisi sırasında herhangi bir aşı uygulanamaz.

15 AŞI UYGULAMASININ SAKINCALI OLMADIĞI DURUMLAR Daha önce uygulanan karma aşı sonrasında kolda kızarıklık,şişme olan çocukların bu durumu bir daha aşı yapılmasına mani ciddi bir sağlık sorunu kabul edilmez Hafif ateşli hastalıklar, hafif ishal, antibiyotik kullanmak, annenin gebeliği aşılamaya mani haller değildir Penisillin veya başka ilaç allerjileri aşılamaya mani değildir

16 HAMİLELİKTE AŞILAMA Hamilelikte yenidoğan tetanozuna karşı özellikle ortam şartları, hijyen yönünden riskli bölgelerde annelere birer ay ara ile iki doz tetanoz aşısı uygulanmalıdır. Hamilelikte genel prensip gerekli olmadıkça ilaç kulla nılmaması ve aşı yapılmamasıdır. Ancak zorunlu hallerde gebeliğin ilk 3 ayından sonra ve mutlaka hekimin karar vermesi ile aşı uygulanmalıdır. Seyahat öncesi sarı humma, salgın ve risk durumunda çocuk felci aşıları uygulanabilir Aşıların canlı formları değil inaktif, ölü şekilleri tercih edilmelidir

17 CANLI AŞI YAPILAMAYAN DURUMLAR Hamilelere mümkün oldukça canlı aşı yapılmamalıdır. Ölü mikroplardan oluşan inaktif aşılar kullanılmalıdır. Ancak sarı humma hastalığına karşı koruma gerektiren seyahat gibi durumlarda bu canlı aşı uygulanabilir DBT aşısı sonrasında 3 saat sürekli çığlık atarak ağlayan bebeklere 72 saat içinde havale geçiren bebeklere 40 derece üzerinde ateşi olan bebeklere Şuur kaybı ile seyreden ensefalopati gelişen bebeklere Norolojik beyin hastalığı olan bebeklere DBT aşısının inaktif şekli olan DaBT uygulanmalıdır.

18 Aşılar hakkında yanlış bilinen konular Aşılar kısırlığa yol açar ( Kesinlikle yanlış, böyle bir şey mümkün değil) Hastalığı geçirmek aşı olmaktan daha iyidir. ( hastalığı geçirmenin tüm zorluklarına da katlandıktan sonra ayni sonuca ulaşılır.) Aşılı çocuklar hastalığı aşısızlara kıyasla daha hafif geçirirler ( Kısmen doğrudur, aşının amacı hastalığın hiç geçirilmemesidir. Ama kanda yeterli antikor yoksa-hastalık mikrobunu tanıyan hücreler- bunun seviyesine bağlı olarak kısmete kalmış bir şekilde değişik ağırlıkta geçirilir.) Aşılı olunsa da hastalıklar mutlaka geçirilir, hatta mezarda olunsa bile kızamık dökülür ( Hayır, aşılama da yeterli antikor seviyesine ulaşılmışsa hastalık geçirilmeyecektir)

19 Ateşli çocuğa yaklaşım Ateş çoğu zaman endişe verici olmasına karşın vücudun hastalıklara karşı bir savunma mekanizmasıdır. Çoğu zaman sadece çocukta rahatsızlık hissi ve hasta görünüme yol açıyorsa tedavi gerektireceği unutulmamalıdır. 38. derecenin altındaki ateşte çocuk iyi görünüyor, rahatsızlık hissi yoksa ateş düşürücü vermek gerekmeyebilir. Ancak 3 ay altındaki bebeklerde oluşan ateş yükseklikleri mutlaka doktor tarafından değerlendirilmelidir. Ateşli bir çocukla karşılaştığınızda ilk önce yapmanız gereken üzerindeki giysileri çıkarmak olmalıdır. Ateşli çocuk titremektedir ve üşüme hissi vardır. Bu nedenle yanlışlıkla çocuk soyulması gerekirken, kalın giysiler giydirilmekte ve üzeri örtülmektedir. Bu tür davranışlardan kaçınılmalıdır.

20 Çocuğun üzerindeki fazla giysiler çıkartılarak az ve gevşek giysilerle çocuğun ısısının düşürülmesine yardımcı olmalı. Ateşli çocuğun kalori gereksinimi artar, bu nedenle aç kalmamasına dikkat ederek beslenmesi desteklenmeli. Ancak beslenme için aşırı zorlanmamalı. Yüksek ateşi düşürebilmek için ılık su (29-32 °C) ile ıslatılmış bir bezle vücut keseler tarzda silinir.

21 Yüksek ateşte vücudun daha fazla sıvıya ihtiyaç duyması nedeniyle bol miktarda sıvı almasını sağlamalı. Verilecek sıvının çok sıcak veya çok soğuk olmamasına dikkat etmeli. Doktorun tavsiye ettiği bir ateş düşürücü (antipiretik) kullanarak ateşi kontrol altında tutmalıdır. Ateş düşürücüler çocuğun yaşına ve kilosuna bağlı olarak farklı miktarlarda kullanılırlar; bu nedenle bir hekime danışarak kullanılmalıdır. Banyoya girebilecek konumdaki çocuklar, ılık su ile ve keseler tarzda silinerek duş yaptırılabilir. Saçların çok ıslatılmamasına dikkat edilir.

22 Ortam ısısının derecenin üzerinde olmaması sağlanmalı ve bol sıvı verilmelidir. Ilık duş aldırmak da yararlı olacaktır. Tedavide en çok parasetamol, ibuprufen gibi ateş düşürücüler kullanılmaktadır. Asetil salisilik asit içeren ateş düşürücüler, 12 yaş altında çocuklarda bazı viral hastalıklar sırasında kullanıldığında Reye Sendromu denilen ciddi bir hastalığa yol açabileceğinden kullanılmamalıdır

23 NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALIDIR 3 ay veya daha küçük bebeğinizin ateşi 38 ° C ve üzerinde ise; 3-6 aylık bebekte 38,3 ° C ve üzeri olan ateşte, 6 aydan büyük bebekte 40 ° C ateş ölçülüyorsa 72 saatten daha uzun süre ateşi devam ediyor ise Bebekte susuzluk bulguları (ağlarken gözyaşı olmaması, bıngıldakta çöküklük, dudak ve ağız içi kuruluğu, idrar miktarında azalma gibi) mevcutsa

24 Ateşle beraber öksürük, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, ense sertliği, sık idrara çıkma, idrar renginde değişiklik, karın ağrısı, kusma, ishal, eklemlerde kızarıklık, eklem hareketlerinde kısıtlılık ve şişme mevcut ise, Ateş bebek ve çocuklarda 40 °C'nin üzerinde görülüyorsa

25 ATEŞLİ ÇOCUKTA CİDDİYE ALINMASI GEREKEN DURUMLAR Bebek ve çocuklarda ağlama, inleme ve dokunulduğunda huzursuzlanma varsa Ateşin yanında uyku eğilimi varsa Ciltte döküntüler oluşuyorsa Zor nefes alıp verme başlıyorsa Yutkunma güçlüğü çekiliyorsa Daha önce "havale" geçirmiş ise Genel görünümünde kötülük varsa Boyun kısmında sertleşme varsa Devamlı kusma, diyare (ishal) oluyorsa

26 ATEŞLİ ÇOCUKTA HATALI UYGULAMALAR Çok soğuk ve belli bölgelere konup bırakılan bezler titremeye neden olarak ateşin daha da yükselmesine yol açar Alkol ve sirke ile vücudu silmek Üşüyebilir korkusu ile giysilerini çıkartmamak ve daha çok giydirmek

27 Çok sıcak veya çok soğuk içecekler vermek Yanlış ateş düşürücü kullanmak - Aşırı dozda veya eksik dozda ilaç kullanmak - Uygun aralıklarda ateş düşürücü kullanmamak 12 yaş altındaki çocuklarda viral enfeksiyonlar olduğunda doktora danışmadan aspirin kullanmak

28 HAMİLELERE SAĞLIKLA İLGİLİ UYARILAR Hamile olduğunu öğrenen annenin ilk yapması gereken şey kilo durumunu tespit etmesidir. Hamilelik boyunca alınacak kilo miktarı bebek gelişimi açısından önemlidir. Bu miktar hamilelik boyunca kg olmalıdır. 9 kg dan az veya 13 kg dan çok kilo almak sağlık açısından sakıncalıdır. Hamilelikte yeterli ve dengeli beslenme önemlidir. Diyette süt,yoğurt,yumurta ile meyve,sebze,et ve balık yer alması uygun olur. Unlu şekerli ve bol karbonhidratlı yiyeceklerden uzak durulması gerekmektedir.

29 Hamilelikte hekim tavsiyesi dışında ilaç kullanılmama lıdır. Röntgen çekilmesi,uzun yolculuklara çıkılması sakıncalıdır. Döküntülü hastalık geçiren çocuklardan uzak durulma lıdır. Başta kızamıkçık olmak üzere bu dönemde geçirilecek döküntülü hastalıkların bebekte anormal do ğumlara yol açma riski mevcuttur Hamilelik gebelerde bazen tansiyon yüksekliğine sebep olabilir. Tansiyon takibi önemli olup gerek daha önceden gerekse de hamilelik sonrasında tansiyon problemi olan gebeler mutlaka hastanede doğum yapmalıdır

30 Kalp,şeker, böbrek hastalığı veya benzer kronik hastalığı olan gebelerde mutlaka hastanede doğum yapmalıdır Daha önce düşük veya ölü doğum yaşayan gebelerin yakın takibi ile hastanede doğum yapmaları gerekmek tedir. Sezaryen gerektiren durumlar : Annede leğen kemiğinde ( pelvis) darlık, yan geliş, plasenta previa ( eşin önden gelmesi ) gibi durumlarda hekim kararına göre sezaryen uygulanmalıdır.

31 Hamileliğin altıncı ayından sonra bir ay ara ile iki doz tetanoz aşısı “ Yenidoğa tetanozu” na karşı koruyucu olarak uygulanmalıdır Hamilelikte alkol kullanımı “fetal alkol sendromu” olarak isimlendirilen doğuştan kalp anomalileri, zeka geriliği ve sakatlıklarla seyreden hastalıklara neden olur. Hamilelikte sigara kullanımı ise gelişme geriliği ve düşük tartılı bebek doğumlarına, bebekte ileride meydana gelebilecek akciğer ve kalp hastalıklarına yo açabilir. Alkol ve sigara sütede geçebildiğinden emzirme döneminde kullanılması bebeğin sağlığı için zararlıdır

32 GEBELİKTE TEHLİKE İŞARETLERİ Hamilelikle beraber başlayan başağrıları, kulaklarda uğultu, bulanık görme, baş dönmesi gibi şikayetler hamileliğe bağlı tansiyon yükselmesinin belirtisi olabilir.Tüm hamileler özellikle hamileliğin ilk aylarında periodik kontrollarını yaptırmalıdır. Tansiyon problemi olan hamilelerin çok daha yakın takibi ve doğumunun hastane şartlarında planlanması gerekmektedir. Bacaklarda aşırı ödem ve şişme tansiyon yüksekliği ile beraber olduğunda gebelik zehirlenmesi olarak adlandırılan ve acil değerlendirme ve müdahale gerektiren durumu düşündürmelidir

33 Kabızlık ve bunun sonucunda meydana gelen basür ( hemoroid) tedavi edilmesi gereken sorunlardandır. Doğum sırasındaki zorlanma sebebiyle başlayan veya ilerleyen bu problem bayanların sonraki yaşamını olumsuz etkileyen bir sağlık problemidir. Erken başlayan kasık ve karın ağrıarı, su gelmesi düşük belirtisi olabilir ve acilen müdahale gerektiren acil bir durum oluşturur Varis hastalığıda bayanlarda hamilelikle başlayan ve tüm yaşamlarını olumuz etkileyen problemlerdendir. Ayakta fazla kalmama,sık sık bacakları yukarı kaldırıp dinlenme,varis çorabı gibi tedbirler uygulanmalıdır

34 GEBELİKTE YAPILMASI GEREKEN RUTİN KONTROLLER Vucut ağırlığı : Gebeliğin 2. haftasından itibaren aylık 1,5 kg kilo alınması ve toplamda kg alınması normal kabul edilmektedir. Tansiyon Gebelikte takip edilmesi gereken önemli parametrelerdendir. Kişiye göre değişmekle beraber genellikle üst sınır 14/9 mmHg olarak kabul edilmektedir.Bunun üzerine çıkan tansiyon yani kan basıncı anne e bebeğin sağlığı için tehdit oluşturmak tadır

35 Gebelik zehirlenmesi ( Toksemi ): Daha önceden tansiyon yüksekliği problemi olan gebelerde hamilelik sırasında el ve ayaklarda aşırı şişme varsa gebelik zehirlenmesi ihtimali için kontrola sevkedilmelidir. İdrarda albumin bulunması toksemi teşhisi için önemli bir belirti dir. Genellikle gebeliğin son üç ayında görülen gebelikle ilgili bu hastalık erken ve ölü doğumlara, tedavi edilmediği takdirde ilerleyerek anne ve bebek sağlığını tehdit eden havale nöbetlerine sebep olabilir

36 Kan sayımı : Bayanlarda ve özellikle hamilelikte sık rastlanan bir problem demir eksikliğine bağlı anemi yani kansızlık hastalığıdır. Bebekte gelişim bozukluğu ve hatta bazen düşüklere sebep olabilen hamilelik döneminin sık karşılaşlan önemli problemidir. Bunun için her hamilenin rutin olarak kan sayımı tahlili yapılmalıdır. Demirden zengin gıdaların tüketilmesinin yanısıra hekim tavsiyesine göre demir içeren ilaçlar kullanılmalıdır

37 KAN GRUBU TESPİTİ Hamile ve eşinin kan grubu tayini mutlaka yapılmalıdır. Bu kan uyuşmazlıkları yönünden hayati önem arzetmektedir. Anne Rh negatif, baba Rh pozitif olduğu durumda bebekte eğer baba gibi Rh pozitif kana sahip olursa Rh uyuşmazlığı sözkonusudur. Rh uyuşmazlığı ilk doğumlarda genellikle problem oluşturmasa da diğer doğumlarda koruyucu tedavi başlanması ve doğumdan önce ölü doğum gibi olumsuz sonuçlar için tedbir alınması bakımından mutlaka önceden bilinmelidir. Bunu tayin etmek için uygulanan teste indirek Coombs testi ismi verilmektedir.

38 HEPATİT B TAHLİLİ Hepatit B taşıyıcılığı toplumda sık karşılaşılan önemli bir sağlık problemidir. Bu hastalarda hastalık belirtileri olmayıp sadece kanlarında bu mikrobun varlığına ait laboratuar bulguları mevcuttur. Bazı hamileler hepatit B mikrobunu taşıdığının farkında olmayabilir. Bu nedenle hamilelik sırasında mutlaka bu tahliller uygulanmalıdır. Bu tahlillerle hepatit B mikrobuna karşı antikor ve antijen varlığı araştırılmaktadır. Testler sonucunda taşıyıcı olduğu tespit edilen hamilelerin bebeklerine aşıya ek olarak hepatit B immunglobuluni uygulanmalıdır. Aksi durumda bebekte ağır,bazen ölümcül enfeksiyonlar oluşabilir

39 ŞEKER TAHLİLİ Şeker hastalığının çok su içme, ağız kuruması, çok idrara gitme ve çok yemek yeme gibi belirtileri vardır. Ayrıca şeker hastalığı olan annelerin daha önce aşırı kilolu bebek doğumun öyküsü olabilir. İşte böyle şikayetleri olan anneler mutlaka olmak üzere tüm gebeler gebelik sırasında kan şekeri ölçümünden geçirilmelidir. Daha önceden şeker hastalığı olanlar dışında bazen gebelik tek başına kan şekerinin yükselmesine sebep olabilir. Bu durumlar mutlaka müdahale edilmesi gereken sağlık problemleridir. Aksi halde bebekte düşük,erken veya ölü doğum gibi durumlar sözkonusu olabilir

40 TOKSOPLAZMA VE KIZAMIKÇIK TESTİ Toksoplazma düşüklere sebep olan bir enfeksiyon hastalığıdır. Daha önce düşük yapan gebelere mutlaka olmak üzere tüm gebelere bu hastalık ile ilgili test uygulanmalıdır. Kızamıkçık bebekte anormal doğumlara sebep olabileceğinden bu hastalığı geçirip geçirmediğine ve aşı olup olmadığına ait kan testide rutin olarak uygulanmaktadır. Bu hastalıklara ait koruyucu bağışıklığı olmayan hastalara bağışıklık oluşturan müdahalelerle koruma sağlanmaya çalışılmaktadır

41 ÜÇLÜ TEST Bu testte bebekte Down sendromu ve sakat doğum riski tayin edilmeye çalışılmaktadır. Anne kanında 3 çeşit hormon miktarı ölçülmektedir. 1. Beta HCG ( Beta human koryonik gonadotropin) 2. Alfa FP ( Alfa fetoprotein 3. Östradiol Eğer bulunan risk 1/250 nin üzerinde ise daha detaylı bir inceleme olan Amniosentez önerilmektedir. Hamileliğin haftalık döneminde tüm gebelere uygulanmalıdır.

42 ŞEKER YÜKLEME TESTİ Şeker hastalığına meyilli olan, ailesinde şeker hastası olan gebelerde hamilelik döneminde kan şekerinin yükselmesi görülmektedir. Bu sebeple hamilelik döneminde böyle bir problemin olup olmayacağını tespit için ve varsa bebek, anne ve doğumla ilgili gerekli tedbirlerin erkenden alınması için günümüzde tüm gebelere bu şeker yükleme testi uygulanmaktadır Gebeliğin haftasında 50 gram glikoz ile yükleme testi yapılır

43 ULTRASONOGRAFİ Bebek gelişimi günümüzde periodik yapılan ultrasono grafi incelemeleri ile yapılmaktadır. İlk 3 ayda gebeliğin olması gereken yerde yani rahim içinde olup olmadığı tespit edilmektedir. Hamileliğin rahim içinde olmadığı önemli rahatsızlıklardan biri dış gebelik (ektopik gebelik ) olarak adlandırılmaktadır. Bebeğin yaşamasının ve doğumun sözkonusu olmadığı bu durum anne sağlığı için önemli bir tehlike oluşturduğundan acil ameliyat gerektiren önemli bir sağlık problemidir. Kesin tanısı ultrasonografi ile konulup hasta ameliyata alınmalıdır.

44 Ayrıca ilk 3 ayda yapılan ultrasonografi ile ikiz gebelik ler,bebek oluşumunda ve gelişimindeki bozukluklar tespit edilebilir Daha sonraki dönemlerde bebeğin sağlıklı gelişip gelişmediği, kalp ve diğer organlarının durumu, cinsiyeti gibi bilgilere ultrasonografi ile ulaşılabilmektedir.

45 ÖZEL DURUMLARDA UYGULANAN TESTLER Bu yöntemler her gebeye uygulanmayan, ancak bazı özel durumlarda uygulanıp bebeğin kaybedilme riskini taşıyan invazif işlemlerdir. Aşağıdaki durumlarda bebeğin durumunu aydınlatmak için bu tetkiklere ihtiyaç duyulmaktadır. 1. Ölü doğum, sık düşük gibi doğumla ilgili geçmişte problem yaşayan gebeler 2. Daha önce anormal doğum yapmış gebeler 3. Anne ve babada kromozomal veya metabolik hastalıklar 4. Gebelikte kızamıkçık geçirilmesi

46 5. Toksoplasmos hastalığı 6. Anne yaşı 35 ten yüksek ve ultrasonografide şüpheli bulgu tespit edilmesi 7. Üçlü testte bebekte hastalık şüphesi uyandıran sonuç alınması 8. Ultrasonografide herhangi bir hastalığa ait bulgular tespit edilmesi

47 ÖZEL DURUMLARDA UYGULANAN 3 TEST 1. Koryon villus örneklemesi : Ceninden parça alınarak incelenmesine verilen isimdir. Birçok kalıtsal hastalık bu metodla doğumdan önce tespit edilebilmektedir. 2. Amniosentez : haftada anne karnından girilerek alınan 15 mililitre kadar amnion sıvısının incelenmesine denir. Hücrelerdeki kromozom sayısıda dahil yapılan birçok detaylı inceleme ile bebeğin hastalıkları araştırılmaktadır. Bebeğin akciğerlerinin normal gelişip gelişmediği, kalp ve damar bozuklukları bu metodla araştırılmaktadır.

48 3. Kordosentez: Göbek kordonundan alınan bebeğe ait kanın incelenmesine verilen isimdir. Bebeğe ait enfeksiyon hastalıkları, kromozom hastalıkları bu inceleme ile tespit edilebildiği gibi çok özel durumlarda bebeğe kan verilmesi bu metodla sağlanmaktadır

49 YENİDOĞAN BEBEK GENEL ÖZELLİKLERİ Bebek normal doğum kilosu gram ve boyu 50 cm olarak kabul edilmektedir. Göbek doğumdan sonraki 7-10 gün içinde düşmelidir. Herhangi bir enfeksiyon riski oluşmaması için batticon,mersol gibi antiseptik solusyonlarla silinmelidir.Pudra veya başka herhangi bir yabancı madde sürülmemelidir. Göbek düşmesi sonrasında ufak bir parça kalması sık karşılaşılan bir problem olup ileride hekimler tarafından gümüş nitrat kalemi ile yakılarak kesin tedavisi yapılır

50 Yenidoğan bebek günde bir kere ılık suda yıkanmalıdır. Oda sıcaklığı derece olmalıdır. Kundaklama doğuştan kalça çıkığının ortaya çıkmasını kolaylaştırdığı tespit edildiğinden günümüzde tamamen terkedilmiş sağlıksız bir uygulamadır Bebeklerin sık problemlerinden biri gözlerinin mikrop kapmasıdır.Onun için basit antibiyotikli damlalar gözleri korumak için kullanılmalıdır Bebeklerin diğer bir problemide burun tıkanıklığıdır. Bu dönemde annelerin en sık kullanmak durumunda kaldıkları ve sakınca oluşturmayan ilaç serum fizyolojik ( tuzlu su ) içeren burun damlalarıdır

51 Bu dönemde ilaçlı burun damlaları ancak hekim tavsiyesi ile ve kısa süreli kullanılmalıdır. Serum fizyolojik içeren damlalar burnu açmak için bol miktarda kullanılabilir.Emzirmeden önce özellikle damlatılarak bebeğin sağlıklı ve verimli beslenmesi sağlanmalıdır Bebeğe K vitamini: Günümüzde doğumdan sonra bebeklere muhtemel kanamalara karşı koruyucu olarak kas içine 1 mg K vitamini uygulanmaktadır. Bebeğin annesini mümkün olan en kısada emmesi annede süt yapımını ve salgılanmasını uyaracağından en kısa sürede başlanmalıdır

52 Normalde süt çocukları günde saat kadar uyurlar. Bebeğe has farklılıklar olabilirse de daha az veya daha çok uyuyan bebekler herhangi bir hastalık ihtimaline binaen hekime yönlendirilmelidir Doğum travmalarına binaen doğumu izleyen dönemde bebek kafasındaki minimal şişlikler ve şekil bozuklukları normal kabul edilmelidir Bazı yenidoğan bebeklerin memelerinde anneden aldığı hormonlara bağlı olarak geçici şişlikler normal kabul edilmelidir

53 Kız bebeklerde yine anneden geçen hormonlara bağlı oluşan akıntılar ve bezlerinde karşılaşılan geçici renk değişiklikleri normal kabul edilebilir Yenidoğan bebeğin ilk kakası koyu yeşil ve zift kıvamında olabilir.İlk 48 saatte ilk kaka yapılmalıdır. Daha sonra anne sütü alan bebeklerde kaka rengi açılarak altın sarısı renkte yarı sıvı kıvamda kaka ile devam eder. Günde 1 ile 5 kere kaka normal kabul edilir. Bu, kıvamı ve sıklığı nedeniyle ishal kabul edilmemelidir

54 YENİDOĞANDA TEHLİKE İŞARETLERİ Sık nefes alıp verme. Normalde yenidoğan bebeğin dakikada solunum sayısı 40 ın üzerinde olmamalıdır. Erişkinde normal dakika solunum sayısı civarındadır Kalp atım sayısının dakikada 100 ün üzerinde olması. Bebeklerde maksimum 100 normal kabul edilmekte iken erişkinlerde normal nabız sayısı olmalıdır Nefes alırken göğsün içeri çökmesi, kaburgalar arası çekilme,inleme ve burun kanatlarının açılıp kapanması bebekte solunum problemi olduğunu gösteren önemli belirtilerdir

55 İlk 48 saatte idrar ve dışkı yapılmaması Dudak çevresi ve yüzde morarma, havale, ağızdan köpük veya salgı gelmesi Vucut ateşinin düşük veya yüksek olması Sarı ve yeşil renkli kusmalar: Normalde bebekler emzirme sonrasında gaz çıkarırken bir miktar anne sütünü beyaz hazmedilmemiş halde geri çıkarabilirler. Bu kusma olarak yorumlanmayıp normal kabul edilmelidir Sık sık titreme ve kasılmalar olması

56 Bebeğin genel kas tonusunda bozukluk olması: Böyle bebekler ya kas tonusu artmış, yay gibi gergin, başı geriye atılmış kasılı durumda ya da tam tersi pelte gibi gevşek ve az hareketli durumdadır. Her iki bulguda beyinle ilgili önemli problem varlığından şüphe ettiren önemli belirtilerdir. Anne sütünü emememe, biberonla beslenememe bebekte ciddi bir hastalık belirtisi olabilir Karında şişlik ve gerginlik

57 YENİDOĞAN TARAMA TESTLERİ Doğumdan sonraki günlerde genetik bazı hastalıkların erken teşhisi için her bebeğe rutin olarak bazı kan testleri uygulanmaktadır. Bunlara tarama testleri denilmektedir. Taraması yapılan hastalıklar erken tespit edildiğinde tedavi edilebilen, aksi takdirde kalıcı zeka geriliği ve sakatlıklara yol açan önemli hastalıklardır. Her yenidoğandan kan alınarak aşağıdaki hastalıklara ait kan testi uygulanmaktadır 1. Hipotiroidi 2. Fenil ketonüri 3. Galaktozemi

58 YENİDOĞAN SARILIK PROBLEMİ Bebeklerde ikinci günden itibaren başlayıp 7-10 gün devam eden sarılığa fizyolojik sarılık adı verilmektedir. Bebeklerin yaklaşık 2/3 ünde görülen bu tip sarılık önemli bir sağlık problemi değildir. Ancak bebeğin anne sütünü emmemesi durumunda ve hareketleri azalırsa kan billuribin seviyesi bakılması için hastaneye yönlendirilmelidir. Normalde bu tip sarılığın en iyi tedavisi bol anne sütü alınmasıdır. Onun için mümkün olduğunca kısa zamanda anne sütüne başlanmalı ve bırakılmadan devam edilmelidir

59 YENİDOĞANDA TEHLİKELİ SARILIK Bebek doğar doğmaz başlayan sarılık çoğu zaman önemli bir hastalık belirtisidir. Mutlaka hekime yönlendirilmelidir 14 günden sonra uzayan sarılık gerekli tedavilerin yapılması için hekime yönlendirilmelidir Bebeğin annesini emmemesi ve hareketsizliği devam ederse hekime yönlendirilmelidir Vucutta sarılığı meydana getiren kanda billuribin yükselmesidir.

60 DOĞUŞTAN KALÇA ÇIKIĞI Doğuştan kalça çıkığı bebeğin kalça kemiğinin anne karnında eklemleşmesini tamamlayamayıp çıkık durumda kalmasıdır. Erken farkedilip gerekli tedavi uygulanmadığı takdirde daha sonra tedavisi mümkün olmadığından kalıcı sakatlık oluşturur. Erken farkedil diğinde alçı uygulaması veya operasyon ile düzelmek tedir. Bebeğin 3 haftalık olduğu dönemde yapılan kalça ultrasonografisi ile kesin tanı konmaktadır. Bol ara bezi kullanma ve kundak uygulanmaması korunmada önemli tedbirlerdir

61 PAMUKÇUK Bebeklerde sık karşılaşılan sorunlardan biri pamukçuk diye isimlendirilen dil üzerindeki beyaz yaralardır. Moniliasis diyede adlandırılan bu mantar enfeksiyonu bazen bebeklerin anne sütü emmesine engel olacak kadar ilerleyebilir. Onun için baştan tedbir alınmalıdır. Alınacak ilk tedbir beslenme öncesinde ve sonrasında anne göğüslerinin ve bebk ağzının karbonatlı su ile temizlenmesidir. Bir bardak suya atılan bir kaşık karbonat genellikle yeterli olsa da bazen hekim tavsiyesi ile kullanılacak damlalara ihtiyaç olabilir

62 ANNE SÜTÜ İLE BESLENME Anne sütü 1. Bebeğin yaşı ve beden ihtiyaçlarına göre en uygun gidadır 2. Büyüme ve gelişmeyi sağlayan tüm maddeleri bol miktarda içerir 3. Bebeği hastalıklara karşı koruyan maddeleri içerir 4. Bebekte allerji yapmayıp bedenine uygun yapıdadır 5. Hiçbir mikrop ve hastalık yapıcı madde içermez 6. Ekonomik ve kolay uygulanabilir 7. Bebeğin ruhsal sağlıklı gelişimi için çok önemlidir 8. Şeker hastalığı,barsak hastalıklarına ve birçok hastalığa karşı koruyucudur

63 ANNE SÜTÜ İLE BESLENME Anne sütü ile beslenme sayısı ve sıklığı : İlk 1-2 ay bebek ağladıkça,aranıp istedikçe mümkün olduğunca emzirilmelidir. Bu sayı ilk aylarda 8-10 olabilirken giderek azaltılmalı ikinci ayda 5-7, beşinci ayda 4-5 defa emzirilmelidir. Bu aylarda gerek bebeğin tam acıkması gerek süt oluşumunun verimli olması için belli aralıklarla beslenmeye çalışılmalıdır. Emzirmeden sonra bebek dik tutularak oluşan gaz çıkarılmaya çalışılmalıdır

64 ANNE SÜTÜNÜN YETERLİ OLDUĞUNA DAİR BELİRTİLER 1. Bebek emzirmeden sonra en az 1 saat uyuyorsa 2. Günde 6-8 defa bezini islatıyorsa 3. Haftada en az 150 gram kilo alıyorsa Anne sütü yeterli demektir. Bu durumda ilk 6 ay başka hiçbir ek gıdaya gerek yoktur. Sadece anne sütü yeterlidir. Bebeğin anne sütünü bırakmaması için mümkün olduüu kadar şekerli su veya tatlı yiyecekler verilmemelidir. Ek mama veriliyorsa biberon mümkün oldukça kullanılmamalı kaşıkla mamalar verilmelidir

65 EMZİRMENİN SAKINCALI OLDUĞU DURUMLAR Alkol,uyuşturucu kullanan anneler. Emziren anne sigara kullanmamalıdır. Çay ve kahve süte geçip bebeği rahatsız edeceğinden ölçülü tüketilmelidir Annenin müzmin bir hastalık nedeniyle sürekli olarak süte geçen ilaç kullandığı kanser,hipertiroidi gibi hormonal hastalıklar Bebekte özel diyet almasını gerektiren fenilketonüri, galaktozemi gibi hastalıklar Annede Aids, aktif hepatit, aktif verem gibi enfeksiyon hastalıkları

66 EMZİRMENİN SAKINCALI OLDUĞU DURUMLAR Annede psikoz ve noroz gibi ciddi psikiatrik hastalıklar Annede ağır beslenme bozukluğu ve kilo eksikliği Kurşun,civa,arsenik ve böcek öldüren ilaçlarla temas halinde olan annelerin bebeklerini emzirmeleri sakıncalıdır Bebekte ağır solunum sıkıntısı, kan şekeri düşüklüğü olduğunda geçici olarak anne sütü verilmemelidir. Tedavi sonrası emzirmeye devam etmek için anne sütü tirle denilen aletlerle boşaltılarak kesilmemesi sağlanmaya çalışılmalıdır

67 DİŞ GELİŞİMİ Süt dişleri gelişimi 6 ay civarında ön kesici dişlerin çıkması ile başlar.,Bu bazen çok erken olabileceği gibi bazen 1-1,5 yaşına kadar uzayabilir. Nadiren doğumda bebeğin ağzında diş görülebilir. Bu diş, süt emilmesi ve aspire edilmemesi için çekilmelidir. Süt diş gelişimi 2,5 – 3 yaşlarında üst ve alt çenede toplam 20 ye ulaşarak tamamlanır. Kalıcı dişler ise 5-6 yaşlarında süt dişlerinin dökülmesinden sonra çıkmaya başlayıp yaşlarında tamamlanır

68 DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU ( DEHB ) Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ( DEHB ) ; Günümüzde sık karşılaşılan, belirtileri tanımlanmış olan, kalıtımsal faktörlerin rol oynadığı, önemli bir psikolojik sorundur. Bu sorun erken yaşlarda çocukların ve ailelerin günlük hayatını zorlaştırdığı gibi, uzun vadede başarısızlık, depresyon, uyum bozuklukları, madde bağımlılığı gibi kötü sonuçları ile bireylerin tüm yaşamını olumsuz etkileyebilmektedir. Bu sebeple erken tanınması, olumsuz etkiler ve sonuçları konusunda tedbirlerin vaktinde alınması çocuklarımızın geleceği için hayati önem arzetmektedir.

69 TARİHÇE DEHB adındanda anlaşılacağı gibi dikkat eksikliğini ve hiperaktiviteyi belli oranlarda beraberce bulunduran bir bozukluğu ifade etmektedir. llk defa 1902 yılında “Frederic Still” adlı bir İngiliz hekim tarafından “dikkat bozukluğu” olarak tanımlanmıştır. Bu İngiliz hekim bazı çocuklarda dikkat sürdürülmesinde eksiklik tespit ederek bunu norolojik anormal yapıya bağlı bir bozukluk olduğunu ileri sürmüştür

70 BELİRTİLER Günümüzde ailelerin çocuklarına az zaman ayırabilmeleri, yaşanan ev ve apartmanların darlığı, anne ve babaların çocuklara yaklaşımlarındaki yanlışlıklar sebebiyle çok hareketli, doyumsuz ve hatta şımarık çocuklarla karşılaşmak mümkündür. Ancak DEHB nun belirtileri çok iyi bilinerek mutlaka erken tanınmalı ve gerekli tedbirler alınmalıdır DEHB belirtilerinin başlangıcı 3-4 yaş civarındadır. Hatta bazı çocuklarda daha bebeklikte çok ağlama, huzursuzluk, yürüme döneminde aşırı hareketlilikle dikkati çekmektedir

71 Anne babanın buradaki görevi ; DEHB ile ilgili belirtileri bilerek, bebekte böyle belirtilerden şüphe etmesi halinde mutlaka bir psikiatri uzmanı ile temasa geçmektir. Tanı konulması psikiatri uzmanına ait olup çocuğun evde ve okuldaki davranışlarının gözlenmesine dayanmaktadır Erken tanınması durumunda aile,hekim ve öğretmenin oluşturacağı bir ekibin titiz takibi ile bu çocukların başarılı bir öğrencilik geçirmesi sağlanabilir. Aksi takdirde başarısızlık sonucu oluşan depresyon ve dışlanma ile bu çocuklar kaybedilirler

72 DEHB nun üç temel özelliği Dikkat eksikliği, Hiperaktivite Dürtüsellik

73 SEYRİNE GÖRE ÜÇ TİPE AYRILIR 1. Bileşik tip: Bu özelliklerin hepsinin birlikte bulunduğu tip olup genel olarak DEHB bu şekilde görülmektedir 2. Dikkat eksikliğinin ön planda olduğu tip 3. Hiperaktivite ve dürtüselliğin ön planda tip

74 Dikkat eksikliği Dikkatin toplanmasında zorluk ve dikkatin çok kolay dağılması, unutkanlık, dağınıklık,düzensizlik şeklinde kendisini göstermektedir Dikkatini ayrıntılara veremez, ödev ve işlerinde dikkatsizce hatalar yapar. Bu hatalara karşı suçlayıcı ve otoriter tavırlar dikkatlerinin daha fazla dağılmasına sebep olur. Anne ve babalar, öğretmenler böyle çocukların bu tür hatalarına karşı kesinlikle toleranslı davranarak bunun bir kısır döngüye dönüşmesine engel olmalıdırlar

75 Görev,oyun ve etkinliklerde dikkatleri kolayca dağılabilir. Bir takım oyununda örneğin bir futbol maçında DEHB olan bir çocuğu bir müddet sonra kenardaki bir kedi veya başka bir obje ile uğraşırken bulabilirsiniz. Bu takım arkadaşlarını kızdıracaktır.Öğretmenlerin ve büyüklerin uygun yönlendirmesi olmazsa bir müddet sonra çocuğun arkadaşlarından tecrit edilmesine yol açacaktır

76

77 Ödevleri, görevleri tamamlayamaz, yönerge ve kurallara uyamazlar. Bu karşıt olmaya veya anlamamaya bağlı olmadan sadece dikkat eksikliği nedeniyledir. Sınıfta tahtadaki bir yazıyı hatasız defterine yazmak için normal bir çocuktan defalarca daha fazla tahtaya bakmak zorunda olan çocuk bir müddet sonra arkadaşlarından çok daha fazla yorulur

78 Üzerine aldığı görevi veya ödevini nasıl yapacağı konusunda bir düzenleme yapamaz. Bu düzenleme kusuru sebebiyle defterleri ve çantaları düzensizdir. Çantalarında lazım olmayan bir çok malzeme varken o gün istenen bulunmayabilir

79 Sürekli dikkat ve zihinsel çaba gerektiren görevlerden kaçınırlar. DEHB olan çocuklarda başta bu direnç karşı gelme veya tavır sebebiyle değil başaramama endişesi yüzündendir. Bilinçli, bazen uzman destekli psiko-eğitimsel yaklaşımlarla, ve gerekirse ilaç yardımı ile başarabileceği yönünde cesaretlendirilmelidirler. Bu çocukların dikkatini toplayarak sonuçlandırdıkları her görev mutlaka farkedilmeli ve çocuk ödüllendirilmeli veya onure edilmelidir

80 Görev ve ödevlerle ilgili materyali kötü kullanır ve kaybederler. Bu konudaki suçlayıcı, otoriter tavırlar maalesef bu şikayetlerin artmasına neden olur Israrlı görevlendirmeler çocukla diyalogun kopmasına, çocukta tavır gelişmesine ve ileride özgüveninin tamamen kaybına sebep olacaktır.

81 Dikkati dış uyaranlarla çok kolay dağılabilir. Diğer çocukların farketmedikleri bir çok önemsiz ayrıntıyı farkederler. O yüzden sınıfları sade olmalı ve dikkatlerini dağıtabilecek renkli objelere mümkün olduğu kadar yer verilmemelidir Bu çocukların diğer bir özellikleride unutkanlıklarıdır. Uyarılara rağmen bazen en önemli işlerini, yanlarına almaları gereken malzemeleri, ev anahtarlarını unuturlar

82 Hiperaktivite Aşırı hareketlilik olarak tarif edilebilen bu belirti daha yürüme yaşlarından itibaren belirgindir. Aileler böyle çocukları misafirliğe veya alışveriş merkezlerine götürmek istemezler. Bu ; çocukların sosyalleşmesini ve enerjisini kullanmasını engelleyerek evde çocuğun daha çekilmez olmasına neden olur.Böylece bir kısır döngü ile toplumdan tecrit olmuş, depresyona aday bir çocuk büyümeye devam eder. Oysa böyle çocuklar özellikle bazı sporlara ve sosyal faaliyetlere yönlendirilmeli ve buralarda kazandıkları başarılar daima bir motivasyon unsuru olarak kullanılmalıdır.

83 Okul yıllarında zeka eksikliği sebebiyle değil hiperaktivite nedeniyle başarısızlıklar yaşanır. Dersi öğrenmesi için yerinde oturabilmesi ve dinlemesi gerekmektedir. Hiperaktif çocukların sınavları soruların cevaplarını bildiği halde oturmaya devam edemeyerek erken terkettiği müşahade edilmektedir..Bu dönemde arkadaşları tarafından dışlanan, gayretlerine ve birçok konuyu akranlarından daha iyi bilmesine rağmen başarısız olan bu çocuklar sonunda depresyona ve yılgınlığa düşerler

84 Zaten kırılgan ve hassas olan ruh yapıları bazen onları ilaç bağımlılığı, antisosyal davranışlar ve geri dönüşü zor adli problemlere doğru sevkeder Burada eğitimli ve sabırlı öğretmenlerin, bilinçli anne ve babaların yaklaşımları çocukların bu dönemlerini en az zararla atlatmasına yardımcı olabilmektedir. Bu dönemde çocuğun başarısını destekleyen bir başka unsurda tıbbi tedavide yer alan ve mutlaka hekim kontrolunda kullanılması gereken uyarıcı ilaçlardır. Bunlar sınav ve yoğun ders dönemlerinde çocukların dikkatini toplamasına yardımcı olurlar. Depresyona ve hiperaktivitenin ağırlaşmasına neden olan kısır döngü bu şekilde kırılmış olur.

85 Oturduğu yerde dahi kıpır kıpır ve hareketlidir. Çocuğun bilinçli olmaksızın yani elinde olmadan yaptığı bu el, kol hareketleri yapılan uyarı ve kızmalarla yerleşmiş ve pekişmiş olur b ; Çoğu zaman bir yerde uzun zaman oturamayarak yerinden kalkar Sınavlarda bile sınav sonuna kadar oturmakta zorlanmaları başarılarını olumsuz etkilemektedir. İleri sınıflarda azalmasına rağmen DEHB olan çocukların sınıfta sıralarının öğretmene yakın olması ve gerektiğinde tahta silme, masa temizleme gibi bahanelerle bu çocukların görevlendirilmeleri önerilmektedir.

86 Uygunsuz olarak koşuşturur ve tırmanırlar. Yürüme esnasında yoldan değil etraftaki uygunsuz tepe ve patikalardan yürüdükleri, bu sırada kendilerine ve etrafındaki çocuklara zarar verdikleri görülür. Misafirlikte ve evde mobilyaların tepesine çıkmaları, evdeki diğer çocuklara zarar veren uygunsuz hareketleri nedeniyle sıklıkla azarlanırlar

87 Sakin biçimde oturma, etkinliklere katılıp oyun oynamada zorlanırlar Devamlı hareket halindedirler Çok konuşurlar ve gürültü yaparlar. Ergenlikte bu belirti yerini huzursuzluk ve yoğunlaşma bozukluğuna bırakmaktadır.

88 Dürtüsellik Dürtülerini kontrol edememe DEHB olan çocukların üçüncü temel özelliğidir. Tehlikeyi farkedemediklerinden kazalara sebep olurlar. Hemen heyecanlanır, heveslenir ama çabukta vazgeçer ve yılgınlığa düşerler. Çabuk arkadaş olur ama bunu uzun süre sürdüremezler. Bu sebeplerle arkadaşlarından dışlanma, uyum problemleri ve depresyon yaşayabilirler.

89 Sabırsızlıkla sorular tamamlanmadan veya başkasına sorulmuş sorulara cevap verirler Sırasını beklemekte güçlük çekerler. Bu yüzden arkadaşları ile sorun yaşayabilirler. Söz kesme, araya girme engelleme diğer dürtüsel belirtilerdir. Dürtüsellik nedeniyle kazalara neden olabilirler. Ergenlik yaşlarına doğru dürtüsellik alkol ve madde bağımlılığına yolaçan bir irade yetmezliği ile seyretmektedir.

90 NEDENLER VE GÖRÜLME SIKLIĞI DEHB’ nun belirtileri konusunda yapılan gözlem ve klinik araştırmalar sonucunda detaylı bilgilere ulaşılmıştır. Ancak nedenleri ve tedavisi konusu halen üzerinde en yoğun bilimsel araştırmalar yapılan bozukluklardandır. Tek başına bir nedene bağlanamayacağı, çeşitli sebeplerin bu bozukluk oluşumuna katkıda bulunduğu sonucuna varılmıştır. Genetik faktörlerin önemli rolu olduğuna dair bilimsel sonuçlar mevcuttur

91 Yapılan retrospektif araştırmalarda DEHB olan çocukların ailelerinde depresyon, alkolizm ve antisosyal özelliklerin normal populasyona göre daha sık olduğu gösterilmiştir. Tek yumurta ikizlerinden birisinde DEHB varsa % 80 oranında diğerinde de tespit edilmektedir.Ayrıca beyin yapısındaki herhangi bir organik bozukluk mevcudiyeti konusundaki araştırmalar devam etmektedir.Doğruluğu henüz tam kanıtlanmasa da bazı DEHB olan çaocuklarda beyinde frontal lobda kan dolaşımı ve oksijen dağılımda azalma ve elektrofizyolojik bozukluklar tespit edilmiştir

92 Hamilelik sırasında sigara,alkol ve uyuşturucu kullanan annelerin çocuklarında DEHB nin daha sık olduğuna dair araştırma sonuçları mevcuttur. Sonuç itibarıyla DEHB ; genetik faktörlerin etkili olduğu yapısal özellikler gösteren bio- fizyolojik psikiatrik bir bozukluktur.

93 Nufusun % 3-5 inde DEHB görüldüğü ifade edilmektedir. Bu rakam toplumların bu rahatsızlığı tanıma ve sosyo-ekonomik düzeyine göre farklılıklar gösterebilir. Erkek çocuklarda kızlardan 4 ile 9 kat daha fazla görülmektedir. Bunu genetik sebeplerle ve normal büyüme ve gelişme esnasında erkek çocukların fizyolojik olarak kızlardan geride olması ile izah eden çalışmalar mevcuttur, DEHB olan erkek çocuklarda hiperaktivitenin, kız çocuklarda ise dikkat eksikliğinin ön planda olduğu görülmektedir.

94 Tedavi ; hekim, aile, öğretmen ve psikolojik danışmanın bir ekip çalışması yürütmesi ile mümkün olmaktadır. Aile ve öğretmenler DEHB konusunda bilgili olmalıdır. En baştan itibaren bu çocukların özel çocuklar olduğu ve sabır ve ilgi bekledikleri kabul edilmelidir. Bu ilgi ve tedavi yürütüldüğünde bu çocuklar hayata kazandırılabilmektedir. Tersi durumlarda maalesef başarısız, antisosyal, depressif ve hatta bağımlı çocuklar karşımıza çıkmaktadır.

95 Tedavide ilaç tedavisinin yanında aile eğitimi ve terapisi, davranış tedavileri, psikanaliz gibi metodlar kullanılmaktadır. Tedavinin temelini bir kısım tartışmalara rağmen halen ilaç tedavisinin oluşturduğunu söylemek mümkündür. Bunlardan en yaygın olanı “uyarıcı” olarak sınıflandırılan ilaçlardır. Bunlar sınav gibi özellikle yoğun dikkat gerektiren durumlarda çocuğun dikkatini toplamasına ve uzun süre oturup ders çalışabilmesine yardımcı olmaktadır

96 Dolayısıyla DEHB’ nun esas korkulan, başarısızlık sonucu gelişen depresyon ve uyum bozukluklarına engel olmakta ve çocukların özgüvenini sağlayarak arkadaş grupları arasında düzgün bir sosyal ilişki oluşturmasını sağlamaktadır. Ayrıca hekim kontrolunda gerektiğinde tedaviye antidepresan ve antipsikotik ilaçlar eklenebilmektedir

97 Bu çocuklar hem aktivite ve enerjilerinin fazlalığından dolayı, hem de özgüvenlerini kazanmaları için spor faaliyetlerine yönlendirilmelidir. Özellikle disiplinli çalışma ve kas ağırlıklı egsersizlerin yoğun olduğu Uzak Doğu dövüş sporları tavsiye edilebilir. Televizyon ve bilgisayardan mümkün olduğunca uzak tutulmalıdırlar. Aksi takdirde çocuğun dikkat problemleri artacağı gibi sosyalleşmesi ve faaliyetlere katılıp bazı sorumluluklar alarak özgüven kazanması mümkün olmayacaktır

98 Evde ve sınıfta hareket etmesi için fırsatlar oluşturulmalı, görevler bu çocuklara verilerek en ufak başarıları ihmal edilmeden onure edilmelidir. Zaten birçok eleştiri ve azara muhatap olan bu çocuklar onure edilmeye çok ihtiyaç duyarlar. İlgi duyduğu sanat ve meslek dallarına yönlendirmek önemlidir. Bu çocuklarla açık, basit ve imasız konuşmak gerekmektedir. Dikkatlerinin canlı tutulması öğretmenlerin sabır ve ilgisi ile mümkün olmaktadır. Gerekirse omuzuna dokunarak beden teması ile ama daima gözönünde bulundurarak dikkatlerinin dağılması önlenmeye çalışılmalıdır.

99 Sonuç DEHB olan çocuklarımız özellikle eğitim yıllarında ve ergenlik dönemine kadar kendileri için çok zor bir süreçten geçmektedirler. Yapısal özelliklerinden dolayı arkadaşlarından dışlanmakta, zeka seviyelerinin normal hatta bazen normalden iyi olmasına rağmen başarısızlıktan kurtulamamaktadırlar. Topluma kazandırıldıklarında renkli kişilikleri ve aktiviteleri ile üretken bireyler olabilen bu çocukların hayatı ; aksi durumlarda depresyona, adli olaylara yani kayıp yıllara ve emeklere dönüşmektedir. Toplum, aileler ve eğitimciler olarak Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğunu iyi tanımalı, emek ve ilgi ile kazanabileceğimiz bu çocuklar için elimizden geleni yapmalıyız.


"KORUYUCU HEKİMLİK VE AŞI Tıp hizmetleri genel olarak ikiye ayrılır. 1. Koruyucu Hekimlik Hizmetleri 2. Tedavi Edici Hekimlik Hizmetleri Koruyucu Hekimlik." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları