Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ANLATIM BOZUKLUKLARI. Her cümle belli bir düşünceyi, duyguyu aktarmak için kurulur. Bu cümlenin, ifade edeceği anlamı açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ANLATIM BOZUKLUKLARI. Her cümle belli bir düşünceyi, duyguyu aktarmak için kurulur. Bu cümlenin, ifade edeceği anlamı açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya."— Sunum transkripti:

1 ANLATIM BOZUKLUKLARI

2 Her cümle belli bir düşünceyi, duyguyu aktarmak için kurulur. Bu cümlenin, ifade edeceği anlamı açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya koyması gerekir. Ayrıca mümkün olduğunca gereksiz unsurlardan arındırılmış olmalıdır bu cümle. işte bu özelliği göstermeyen cümleler, anlatım bakımından bozuktur. Bu konu ile ilgili hem ÖSS'de hem ÖYS'de soru çıkar. Sadece anlamla ilgili olmayıp dilbilgisi ile de ilgili özellikler gösterdiğinden, işlediğimiz konuların, özellikle cümle öğelerinin, çok iyi bilinmesi gerekir.

3 Anlatım bozukluklarını iki grup altında toplayabiliriz; 1. Anlama dayalı bozukluklar 2. Yapıya dayalı bozukluklar

4 Anlama dayalı bu bozuklukları birkaç bölüme ayırarak inceleyebiliriz. 1-Gereksiz sözcük kullanılması 2-Cümlede belirsizlik bulunması 3-Birbiriyle çelişen ifadelerin bulunması 4-Sözcüğün anlamca cümleye uymaması 5-Sözcüklerin yanlış eyleme bağlanması 6-Mantık hatasının olması 7-Deyimin yanlış anlamda kullanılması 8-Sözcüğün yanlış yerde kullanılması

5 Cümlede gereksiz sözcük kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar Bir cümlede gereksiz sözcük bulunduğunu anlamak için, sözcük cümleden çıkarılır. Bu durumda cümlenin anlam ve anlatımında bir bozulma oluyorsa o sözcük gerekli, olmuyorsa gereksizdir. Örneğin; ''Herkesi eleştirip tenkit etmek bize hiçbir yarar sağlamaz.'' cümlesinde ''eleştirip'' sözcüğünün verdiği anlamla ''tenkit etmek'' sözcüğünün verdiği anlam aynıdır. Öyleyse bu cümlede ''eleştirip'' sözü gereksizdir. Cümleden çıkarılmalıdır.

6 ''iki kardeşten en küçüğü arkadaşımdı.'' ''Bilgili insanlardan yararlanmayı, istifade etmeyi bilmeliyiz.'' cümlelerinde altı çizili sözcükler gereksizdir..

7 Geçenlerde bir gazete "saygı ve hürmet'' diye yazmış.Nurettin Artam alay ediyordu. Elbette alay edilecek şey, kullandıkları sözlerin anlamını düşünmeyenler gelişigüzel kullanıyorlar birtakım sözleri; onlarda anlam dışı bir güzellik bulunduğunu sanıyorlar.'' Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, paragrafta yakınılan yanlışa benzer bir yanlış yapılmıştır? A) Onun bu konudaki görüş ve düşünüşünü hiç doğru bulmadım. B) Bence arkadaşınız görev ve sorumluluk yüklenmek için çok genç. C) Onun, meslektaşları arasında, bu derece sayılıp sevildiğini bilmiyordum. D) Çocukları sağlıklı ve sıhhatli yetiştirmek için beslenmelerine önem vermeliyiz. E) Dost ve arkadaşları ile ara sıra bir araya gelmekten büyük bir mutluluk duyardı. (1981-ÖYS)

8 Çözüm Parçada sözü edilen yanlış ''saygı'' ve ''hürmet'' gibi, iki eş anlamlı sözcüğü aynı cümlede kullanmaktır. Seçeneklere baktığımızda D'deki ''sağlıklı'' ve ''sıhhatli'' sözcüklerinin eş anlamlı olduğunu görürüz. A'daki ''görüş ve düşünüş'' birbirine yakındır; ancak ''görüş'' bir konu hakkında savunulan düşüncedir, ''düşünüş'' ise bir düşünme şeklidir. B'deki ''görev ve sorumluluk'' sözcükleri de yakındır. Ancak ''görev'' başkası tarafından verilir, sorumluluk duygusu ise insanın içindedir. Cevap D

9 Bazı cümlelerde ise eklendiği sözcüğe ya da söz öbeğine aynı anlamı kazandıran edatlar anlatım bozukluğu oluşturur. Örneğin; ''Yalnız gitmekten korkmuş, annesiyle birlikte gitmiş.''cümlesinde ''annesiyle'' sözündeki ''ile'' edatı zaten ''birlikte'' anlamı veriyor. Bir de ''birlikte'' sözüne gerek yoktur. Örneğin; ''Yalnız gitmekten korkmuş, annesiyle birlikte gitmiş.''cümlesinde ''annesiyle'' sözündeki ''ile'' edatı zaten ''birlikte'' anlamı veriyor. Bir de ''birlikte'' sözüne gerek yoktur.

10 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır? A) Yörenin tarihi ve turistik açıdan yeterince tanıtımı yapılmıyor. A) Yörenin tarihi ve turistik açıdan yeterince tanıtımı yapılmıyor. B) Deprem kuşağı üzerinde olmasına rağmen sağlam yapılmayan binalar bu yüzden dolayı depremde çabucak yıkılıyor. B) Deprem kuşağı üzerinde olmasına rağmen sağlam yapılmayan binalar bu yüzden dolayı depremde çabucak yıkılıyor. C) Birçok doğal güzelliklere sahip olan bu kasabada yaşamayı çok istiyor. C) Birçok doğal güzelliklere sahip olan bu kasabada yaşamayı çok istiyor. D) Büyük şehirlerin gürültülü yaşamından bir süre olsun uzaklaşmak, insanı dinlendiriyor. D) Büyük şehirlerin gürültülü yaşamından bir süre olsun uzaklaşmak, insanı dinlendiriyor. E) Tarihi yapıların, özelliklerini yitirmemesi için,belli aralıklarla onarılması gerekiyor. E) Tarihi yapıların, özelliklerini yitirmemesi için,belli aralıklarla onarılması gerekiyor. (1996 -ÖYS) (1996 -ÖYS)

11 Çözüm Anlatım bozukluğu B'dedir. Bu cümledeki ''bu yüzden'' sözü zaten ''dolayı'' anlamını karşılıyor.''yüzden'' ve ''dolayı'' sözü aynı anlama gelen iki edattır; ''dolayı'' sözü gereksizdir Anlatım bozukluğu B'dedir. Bu cümledeki ''bu yüzden'' sözü zaten ''dolayı'' anlamını karşılıyor.''yüzden'' ve ''dolayı'' sözü aynı anlama gelen iki edattır; ''dolayı'' sözü gereksizdir Cevap B Cevap B

12 Bir cümlenin anlamı içinde bulunan başka bir sözü cümlede kullanmak da gereksiz sözcük kullanımına girer. Cümlede böyle bir sözcük varsa, o cümle de anlatım bakımından bozuktur. Cümlede böyle bir sözcük varsa, o cümle de anlatım bakımından bozuktur. ''Böyle yüksek sesle bağırmana gerek yok, sağır değilim.'' cümlesinde ''bağırmak'' zaten yüksek sesle konuşmak anlamındadır. Öyleyse bu sözün anlamı içinde bulunan ''yüksek sesle'' sözüne gerek yoktur. ''Böyle yüksek sesle bağırmana gerek yok, sağır değilim.'' cümlesinde ''bağırmak'' zaten yüksek sesle konuşmak anlamındadır. Öyleyse bu sözün anlamı içinde bulunan ''yüksek sesle'' sözüne gerek yoktur.

13 "Yazar, bu özü birtakım ilkelerden hazır formüllerden yola çıkarak değil, somut gerçeklerden, yaşanmış deneyimlerden yola çıkarak yeniden buluyor. Bu cümlede geçen kelimelerden hangileri atıldığında cümlenin anlamında hiçbir daralma olmaz? A) bu, yeniden A) bu, yeniden B) ilkelerden -somut B) ilkelerden -somut C) birtakım -değil C) birtakım -değil D) yazar -gerçeklerden D) yazar -gerçeklerden E) hazır –yaşanmış E) hazır –yaşanmış (1983 -ÖSS) (1983 -ÖSS)

14 Çözüm Cümlede bir sözün anlamı içinde bulunan başka bir sözü kullanmak, gereksiz sözcük kullanımına girer. Cümlede de buna benzer sözler vardır. Örneğin ''formül'' zaten hazır hale gelmiş sembollerdir. Öyleyse ''hazır'' demeye gerek yok. ''Deneyim'' belli yaşantılardan sonra edinilen durumdur. Dolayısıyla ''yaşanmış'' sözü de gereksizdir. Bunlar cümleden atılabilir. Cümlede bir sözün anlamı içinde bulunan başka bir sözü kullanmak, gereksiz sözcük kullanımına girer. Cümlede de buna benzer sözler vardır. Örneğin ''formül'' zaten hazır hale gelmiş sembollerdir. Öyleyse ''hazır'' demeye gerek yok. ''Deneyim'' belli yaşantılardan sonra edinilen durumdur. Dolayısıyla ''yaşanmış'' sözü de gereksizdir. Bunlar cümleden atılabilir. Cevap E Cevap E

15 Cümlede belirsizlik varsa, o cümle iyi bir cümle değildir. Bu belirsizlik mutlaka giderilmelidir. Örneğin; Örneğin; ''Geleceğini babamdan öğrendim.'' cümlesinde ''geleceğini'' sözü belirsizdir. Çünkü kimin geleceği belli değil. ''Onun geleceği'' de olabilir; ''senin geleceğin'' de olabilir. Bu belirsizlik giderilmeli ve sözcüğün kime ait olduğu belirginleştirilmelidir. ''Geleceğini babamdan öğrendim.'' cümlesinde ''geleceğini'' sözü belirsizdir. Çünkü kimin geleceği belli değil. ''Onun geleceği'' de olabilir; ''senin geleceğin'' de olabilir. Bu belirsizlik giderilmeli ve sözcüğün kime ait olduğu belirginleştirilmelidir.

16 Aşağıdakilerin hangisinde anlam belirsizliğini gidermek için cümlenin başına şahıs zamiri getirmek gerekir? A) Adana'ya yerleştiklerini duydum. A) Adana'ya yerleştiklerini duydum. B) Yeni aldığın elbiseyi çok beğendim. B) Yeni aldığın elbiseyi çok beğendim. C) Önerdiğin romanı henüz okuyamadım. C) Önerdiğin romanı henüz okuyamadım. D) Yarışmada birinci olduğuna sevindim. D) Yarışmada birinci olduğuna sevindim. E) Sınava İstanbul'da girmek istiyorum. E) Sınava İstanbul'da girmek istiyorum. (1991 -ÖYS) (1991 -ÖYS)

17 Çözüm Anlam belirsizliğinin olduğu seçenek D'dir. Çünkü burada kimin birinci olduğu belli değildir. Cümle ''Senin birinci olduğuna sevindim'' şeklinde de olur ''Onun birinci olduğuna sevindim'' şeklinde de. Öyleyse birinci olan kimse onu karşılayan şahıs zamiri cümlenin başına getirilmelidir. Anlam belirsizliğinin olduğu seçenek D'dir. Çünkü burada kimin birinci olduğu belli değildir. Cümle ''Senin birinci olduğuna sevindim'' şeklinde de olur ''Onun birinci olduğuna sevindim'' şeklinde de. Öyleyse birinci olan kimse onu karşılayan şahıs zamiri cümlenin başına getirilmelidir. Cevap D Cevap D

18 Bazen de bu belirsizlik noktalama işaretleriyle giderilir. Örneğin;Örneğin; ''Yaşlı evine doğru ağır adımlarla ilerledi.''''Yaşlı evine doğru ağır adımlarla ilerledi.'' cümlesinde ilerleyen kişinin ''yaşlı'' olduğu bellidir.cümlesinde ilerleyen kişinin ''yaşlı'' olduğu bellidir. Ancak burada ''ev'' sözcüğünün eskiliği de vurgulanmış olabilir. Bunu önlemek için ''yaşlı'' sözünden sonra virgül getirilmelidir.Ancak burada ''ev'' sözcüğünün eskiliği de vurgulanmış olabilir. Bunu önlemek için ''yaşlı'' sözünden sonra virgül getirilmelidir.

19 "Genç saçlarına ak düşmemiş, şiirimize, hikayeciliğimize taptaze bir hava getiren isimlerdi bu saydıklarım.'' Bu cümlede hangi sözcükten sonra virgül (,) konursa anlam karışıklığı giderilmiş olur?Bu cümlede hangi sözcükten sonra virgül (,) konursa anlam karışıklığı giderilmiş olur? A) gençA) genç B) saçlarınaB) saçlarına C) hikayeciliğimizeC) hikayeciliğimize D) getirenD) getiren E) buE) bu (1982 -ÖSS)(1982 -ÖSS)

20 Çözüm Cümlede virgül ''genç'' sözünden hemen sonra konmalıdır. Çünkü virgül olmadığında, sanki genç olan saçlarmış gibi bir anlam çıkıyor. Bunu virgülle önleyip genç olanın ''isimler'' olduğunu belirginleştirebiliriz.Cümlede virgül ''genç'' sözünden hemen sonra konmalıdır. Çünkü virgül olmadığında, sanki genç olan saçlarmış gibi bir anlam çıkıyor. Bunu virgülle önleyip genç olanın ''isimler'' olduğunu belirginleştirebiliriz. Cevap ACevap A

21 Cümlede birbiriyle çelişen ifadelerin bulunması anlatımda bozukluğa yol açar. Örneğin;Örneğin; ''Sanırım, o bu işi mutlaka kabul edecektir.''''Sanırım, o bu işi mutlaka kabul edecektir.'' cümlesinde ''sanırım'' ihtimal bildirirken ''mutlaka'' kesinlik bildirir. Bir cümlede bu iki durum aynı anda bulunmaz. Yani insan ya emindir, yada şüphe içindedir.cümlesinde ''sanırım'' ihtimal bildirirken ''mutlaka'' kesinlik bildirir. Bir cümlede bu iki durum aynı anda bulunmaz. Yani insan ya emindir, yada şüphe içindedir.

22 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, anlamca çelişen iki sözün bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır? A) Bu aşamaya gelene kadar çok çalışmış ve yorulmuş olmalısınız.A) Bu aşamaya gelene kadar çok çalışmış ve yorulmuş olmalısınız. B) Yabancı bir dil öğrenmek, her şeyden önceB) Yabancı bir dil öğrenmek, her şeyden önce çaba, biraz da yetenek ister. çaba, biraz da yetenek ister. C) Sizinle görüşmeyeli aşağı yukarı on beş yıl oluyor.C) Sizinle görüşmeyeli aşağı yukarı on beş yıl oluyor. D) Hiç kuşkusuz, bu yasaları siz de bilirsiniz.D) Hiç kuşkusuz, bu yasaları siz de bilirsiniz. E) Gönderdiğim paketi, eminim bugüne kadar almış olmalısınız.E) Gönderdiğim paketi, eminim bugüne kadar almış olmalısınız. (1988 -ÖYS)(1988 -ÖYS)

23 Çözüm Anlamca çelişen sözler E'de kullanılmıştır. Çünkü ''eminim'' kesinlik bildirir, ''almış olmalısınız'' ihtimal. Kişi hem emin olduğunu söyleyip hem de şüphe içinde olamaz. Cevap E

24 Bazı eylemler olumlu durumlarda, bazıları olumsuz durumlarda kullanılır. Eylemin anlamca yanlış yerde kullanılması da anlatım bozukluğuna yol açar. Örneğin; ''Bana yardım ederek, işi kısa sürede bitirmeme neden oldu.'' cümlesindeki.'neden olmak'' eylemi daima olumsuz anlamlar verecek biçimde kullanılır. Oysa işin kısa sürede bitirilmesi olumlu bir durumdur. Öyleyse ''neden oldu'' sözü bu cümlede yanlış kullanılmıştır. Bunun yerine cümle '' bitirmemi sağladı.'' şeklinde bitirilebilir.

25 Aşağıdakilerden hangisinde ''Böylece bana yardım yapılmamasını sağladı.'' cümlesindekine benzer bir anlatım bozukluğu vardır? A) Laf taşıyarak, aralarının bozulmasına o da bir katkıda bulunmuştu. B) Sabrın ve direnmenin, insanoğlunun en büyük dostu olduğunu söylüyordu. C) O sabah, yoğun sis yüzünden göz gözü görmüyordu. D) Babası, oğlunun her geçen gün biraz daha artan sıkıntılarını görmezlikten geliyordu. E) Adamın yüzünden, ne kadar sıkıntılı bir durumda olduğu anlaşılıyordu. (1989 -ÖYS) (1989 -ÖYS)

26 Çözüm ''Sağlamak'' fiili olumlu durumlarda, fayda görülen yerlerde kullanılır. Oysa ''yardım yapılmaması'' olumlu bir durum değildir. ''Sağladı'' yerine ''neden oldu'' denmelidir. Aynı bozukluğu A'da görüyoruz. ''Katkıda bulunmak'' olumlu durumlarda kullanıldığı halde, burada ''kişilerin arasını bozmak'' gibi olumsuz bir davranışta kullanılmıştır. Onun yerine ''yol açtı'' denmeliydi. Cevap A

27 Bazı cümlelerde mantık hatasının bulunması da o cümlenin anlatımını bozar. Örneğin; ''Bırakın patates doğramayı yemek bile yapamaz o.'' cümlesinde ''bırakın'' sözcüğünün cümleye kattığı anlamdan dolayı sanki patates doğramak yemek yapmaktan daha önemliymiş, gibi görülüyor. Bu yanlışın düzeltilmesi için cümle, ''Bırakın yemek yapmayı, patates bile doğrayamaz o.'' şeklinde söylenmelidir.

28 Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse, ölüme hatta sara nöbetlerine yol açabilir. Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisiyle giderilebilir? A) "sara nöbetlerine" sözü ile "ölüme" sözcüğü yer değiştirilerek B) ''yol açabilir'' yerine "neden olabilir'' sözü getirilerek getirilerek C) "sara" sözcüğü kaldırılarak D) "zarı" yerine "zarının" sözcüğü getirilerek E) "edilmezse" yerine "edilmediğinde" sözcüğü getirilerek (1990 -ÖSS) (1990 -ÖSS)

29 Çözüm ''Hatta'' sözünün anlamından kaynaklanan bir bozukluk olmuş. Bu söz önceki söylenenden daha değerli daha önemsenen bir durumu sonra getirerek birbirine bağlar. Cümlede ise ''ölüme hatta sara nöbetlerine'' derken, sara nöbetlerinin ölümden daha önemli olduğu anlamı verilmiş. Elbette bu, mantıksız bir durum oluşturur. Öyleyse bunlar yer değiştirmelidir. Cevap A

30 Bazen sözlerin ortak eylemler de anlatımda bozukluğa yol açar. Örneğin; ''Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı zarar mı belli değil.'' cümlesinde ''yarar'' ve ''zarar'' sözcükleri ''sağladı'' eylemine bağlanmıştır. Ancak ''yarar sağlamak'' doğru olsa bile, ''zarar sağlamak'' doğru değildir. Cümle; ''Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı zarar mı belli değil.'' cümlesinde ''yarar'' ve ''zarar'' sözcükleri ''sağladı'' eylemine bağlanmıştır. Ancak ''yarar sağlamak'' doğru olsa bile, ''zarar sağlamak'' doğru değildir. Cümle; ''Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı, zarar mı verdi belli değil.'' şeklinde söylenmelidir.

31 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır? A) En çok sevdiği şey, ormanda yürüyüş yapmaktı. B) Onu tanıyan herkes, kendisinden övgüyle söz ederdi. C) Amacı, arkadaşlarını ikinci, kendisini birinci plana çıkarmaktı. D) Beğenmediğim yanlarından biri de herkesi eleştirmesiydi. E) Eski dostlarıyla pek görüşmek istemezdi. (1991 -ÖYS) (1991 -ÖYS)

32 Çözüm C'deki cümleyi incelediğimizde “ikinci'' sözcüğünün ''plana çıkarmaktı'' sözüne bağlandığını görüyoruz. Oysa ikinci plana çıkarılmaz, düşürülür.Dolayısıyla burada anlatım bozukluğu vardır. Cevap C

33 Bu, bazen öğelerin eyleme bağlanmasında da görülür. Örneğin; ''Ayağına ayakkabı, omzuna şal, üzerine pardesü giyip dışarı çıktı.'' cümlesinde ''ayakkabı, şal ve pardesü'' sözcükleri ''giymek'' eylemine bağlanmıştır. Oysa şal giyilmez, atılır ya da alınır.

34 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır? A) Bu kadar yorgunluktan sonra iyi bir tatili hak etmişti. B) Memur, dostça ve yumuşak başlılıkla cevap veriyordu. C) Fotoğrafçılıkla ilgili incelikleri ve teknik bilgileri bu kitapta bulabilirsiniz. D) Ayrıca, ara sıra gözüme çarpan yanlışlıkları da belirttim. E) Durmadan gazoz ve çekirdek yenilen bu yerden hemen uzaklaştım. (1986 -ÖSS)

35 Çözüm Anlatım bozukluğu E' dedir. Burada nitelikçe ayrı varlıkların aynı eyleme bağlanması bozukluğa neden olmuştur. Çekirdek, yenilen bir nesnedir, ama gazoz yenilmez, içilir. Öyleyse ''gazoz içilen ve çekirdek yenilen'' denmeliydi. Anlatım bozukluğu E' dedir. Burada nitelikçe ayrı varlıkların aynı eyleme bağlanması bozukluğa neden olmuştur. Çekirdek, yenilen bir nesnedir, ama gazoz yenilmez, içilir. Öyleyse ''gazoz içilen ve çekirdek yenilen'' denmeliydi.

36 Cümlede deyimin yanlış yerde kullanılması da cümlenin anlamını bozar. ''Öğretmenin anlattığı konu tüm öğrencilerin dikkatini çekmişti. Herkes kulak kabartmış, öğretmeni dinliyordu.'‘ ''Öğretmenin anlattığı konu tüm öğrencilerin dikkatini çekmişti. Herkes kulak kabartmış, öğretmeni dinliyordu.'‘ cümlesinde ''kulak kabartmış'' yanlış kullanılmıştır. Çünkü ''kulak kabartmak'' fark ettirmeden dinlemek anlamındadır. Burada ''kulak kesilmek'‘ deyiminin kullanılması gerekirdi. cümlesinde ''kulak kabartmış'' yanlış kullanılmıştır. Çünkü ''kulak kabartmak'' fark ettirmeden dinlemek anlamındadır. Burada ''kulak kesilmek'‘ deyiminin kullanılması gerekirdi.

37 Aşağıdaki cümlelerde geçen deyimlerden hangisi yanlış anlamda kullanılmıştır? Aşağıdaki cümlelerde geçen deyimlerden hangisi yanlış anlamda kullanılmıştır? A) Onun yazılarında, hep, uzağı gören bir aydının düşünceleri vardır. A) Onun yazılarında, hep, uzağı gören bir aydının düşünceleri vardır. B) işi şakaya vurmaktan başka yapılacak bir şey kalmadığını anlamıştı. B) işi şakaya vurmaktan başka yapılacak bir şey kalmadığını anlamıştı. C) Konuşulanlardan sıkılınca bir köşeye çekilerek uyuklamaya başladı. C) Konuşulanlardan sıkılınca bir köşeye çekilerek uyuklamaya başladı. D) Türk okuru için durum, yukarıda anlatılanlardan uzun uzadıya farklı bir özellik taşımaz. D) Türk okuru için durum, yukarıda anlatılanlardan uzun uzadıya farklı bir özellik taşımaz. E) Böyle saat gibi işleyen bir kuruluşun başında olmak güzel bir şey. E) Böyle saat gibi işleyen bir kuruluşun başında olmak güzel bir şey. (1983 -ÖYS) (1983 -ÖYS)

38 Çözüm Görüldüğü gibi deyimlerin anlamları sorulmuş. Buna göre seçeneklerdeki deyimleri bularak anlamlarını verelim. Görüldüğü gibi deyimlerin anlamları sorulmuş. Buna göre seçeneklerdeki deyimleri bularak anlamlarını verelim. A'da ''uzağı görmek'' bir deyimdir, anlamı ''gelecekte neler olabileceğini tahmin edebilmek''tir. A'da ''uzağı görmek'' bir deyimdir, anlamı ''gelecekte neler olabileceğini tahmin edebilmek''tir. B'de ''şakaya vurmak'' deyimdir, anlamı, ''şakaymış gibi yapmak''tır. B'de ''şakaya vurmak'' deyimdir, anlamı, ''şakaymış gibi yapmak''tır. C'de "bir köşeye çekilmek'' deyimi.'uygun bir yer bulmak'‘ anlamındadır. C'de "bir köşeye çekilmek'' deyimi.'uygun bir yer bulmak'‘ anlamındadır. D'de ''uzun uzadıya'' deyim olarak verilmiş; anlamı ayrıntılarına inilerek, ''inceden inceye'' dir. Oysa bu cümlede ''tamamen'‘ anlamına gelmiştir. Yani yanlış kullanılmıştır. D'de ''uzun uzadıya'' deyim olarak verilmiş; anlamı ayrıntılarına inilerek, ''inceden inceye'' dir. Oysa bu cümlede ''tamamen'‘ anlamına gelmiştir. Yani yanlış kullanılmıştır. E'de ''saat gibi işlemek'' deyimdir, anlamı ''aksamayan, düzenli''dir. E'de ''saat gibi işlemek'' deyimdir, anlamı ''aksamayan, düzenli''dir. Sadece D seçeneğinde ''uzun uzadıya'' sözü yanlış anlamda kullanılmıştır. Cevap D Sadece D seçeneğinde ''uzun uzadıya'' sözü yanlış anlamda kullanılmıştır. Cevap D

39 Bazı sözcüklerin anlamları birbirine karıştırılabilir. Cümledeki sözcüklerin anlamına da dikkat edilmelidir. Örneğin; Örneğin; ''Çocukların birbiriyle uygunluk içinde olmaları, beni sevindirdi.'' cümlesindeki ''uygunluk'' sözü yanlış yerde kullanılmıştır. Çünkü burada ''uyum'' sözü kullanılmalıdır. ''Çocukların birbiriyle uygunluk içinde olmaları, beni sevindirdi.'' cümlesindeki ''uygunluk'' sözü yanlış yerde kullanılmıştır. Çünkü burada ''uyum'' sözü kullanılmalıdır. ''Başvurduğu işyerinden son öğretim durumuyla ilgili bilgi istediler.''cümlesinde ''öğretim'' yerine ''öğrenim'' sözü kullanılmalıdır. ''Başvurduğu işyerinden son öğretim durumuyla ilgili bilgi istediler.''cümlesinde ''öğretim'' yerine ''öğrenim'' sözü kullanılmalıdır.

40 “Bu konuda gençleri azımsamak doğru değildir.” Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Gereksiz sözcük kullanılması. B) Bir sözcüğün anlam bakımından yanlış kullanılması. C) Tamlamanın yanlış yapılması. D) Ekeylemin yanlış kullanılması. E) Yüklemine göre olumsuz cümle olması. (1996 -ÖSS)

41 Çözüm Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni ''azımsamak'' sözcüğünün yanlış anlamda kullanılmasıdır. ''Azımsamak'' sayısal değerlerde kullanılabilir. Örneğin; ''Filmi, azımsanmayacak bir seyirci topluluğu izledi.'' denebilir. Çünkü burada kastedilen, seyircinin sayı bakımından fazla oluşudur. Sorudaki örnek cümlede o sözcüğün yerine ''küçümsemek'' sözü getirilmelidir. Dolayısıyla burada bir sözcüğün anlam bakımından yanlış kullanılması söz konusudur. Cevap B

42 Ülkemizde başarıyla gerçekleştirilen bu tür ameliyatlarda ölüm şansı, Amerika'da yapılanlardan ancak yüzde bir fazladır. Bu cümledeki bir sözcüğün yerinde kullanılmamasından doğan anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir? A) ''tür" sözcüğü atılarak B) ''gerçekleştirilen" yerine ''yapılabilen" sözcüğü getirilerek C)''yapılanlardan''yerine ''yapılan ameliyatlardan“ getirilerek D) ''ancak" sözü atılarak E) ''şansı" yerine ''olasılığı" sözcüğü getirilerek (1989 -ÖSS)

43 Çözüm ''Şans'' sözcüğü istenen durumlarda, insanın elde etmek istediğine kavuşmak istediği yerlerde kullanılır. Yukarıdaki cümlede ise ''ölüm şansı'' denmiş. ''Ölüm'' normal insanların istediği bir durum olmadığına göre burada ''şans'' kullanılamaz. Onun yerine ''olasılık'' sözü getirilmelidir. Cevap E

44 Bazen sözcük doğrudur ancak cümlede bulunduğu yer doğru değildir.  Örneğin;  ''Yeni elbisemi giymiştim ki kapı açıldı.''  cümlesinde ''yeni'' sözünün yeri anlatımda bozukluğa yol açmıştır. Çünkü burada söylenmek istenen, elbisenin yeniliği değil, giymenin yeni yapıldığıdır. Öyleyse cümle;  ''Elbisemi yeni giymiştim ki kapı açıldı.'' şeklinde olmalıdır.

45 Aynı anlama gelen ek ve sözcüklerin bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar. Örneğin;  ''Onun beni sevmemesinin nedeni, fikirlerini benimsememiş olmamdandır.'' cümlesinde ''nedeni'' sözcüğü bir olayın sebebini anlatıyor. Ayrıca ''olmamdandır'' sözündeki ''-dan'' eki de neden anlamı veren bir ektir. İkisinin bir arada bulunması cümlenin anlatımını bozmuştur. Cümle,  ''Onun beni sevmemesinin nedeni, fikirlerini benimsememiş olmamdır.'' şeklinde düzeltilebilir.

46 “Hava kirliliğinin nedenlerinden biri de... Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilirse cümle anlatım bakımından bozuk olur?  A) yeşil alanların azlığındandır.  B) motorlu taşıtlardan çıkan egzoz gazlarıdır.  C) sanayi kuruluşlarının kent içinde bulunmasıdır.  D) ısınmada kükürt oranı yüksek olan kömür kullanılmasıdır.  E) çarpık yapılaşmanın, hava dolaşımını engellemesidir.  (1992 -ÖSS)

47 Çözüm  Cümlede ''nedenlerinden biri de'' denmiş. Eğer buna A'daki sözleri eklersek ''azlığındandır'' sözündeki ''-dan'' ekinin de neden bildirmesinden dolayı iki kez ''neden'' anlamı verilmiş olur. Dolayısıyla gereksiz ek kullanımından doğan bir anlatım bozukluğu oluşur.  Cevap A

48 Uyarı  Yapıya dayalı bozukluklar daha çok Türkçe'nin kurallarıyla ilgili olduğundan, soruları çözebilmek için dilbilgisi kurallarının iyi bilinmesi gerekir.


"ANLATIM BOZUKLUKLARI. Her cümle belli bir düşünceyi, duyguyu aktarmak için kurulur. Bu cümlenin, ifade edeceği anlamı açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları