Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Çin filozofu Konfüçyüs, kişiler ve toplumlar üzerinde müziğin etkisini şöyle tarif etmiştir: “Bir milletin mutlu ve ahlaklı bir şekilde idare edilip edilmediğini.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Çin filozofu Konfüçyüs, kişiler ve toplumlar üzerinde müziğin etkisini şöyle tarif etmiştir: “Bir milletin mutlu ve ahlaklı bir şekilde idare edilip edilmediğini."— Sunum transkripti:

1

2 Çin filozofu Konfüçyüs, kişiler ve toplumlar üzerinde müziğin etkisini şöyle tarif etmiştir: “Bir milletin mutlu ve ahlaklı bir şekilde idare edilip edilmediğini anlamak isterseniz o memleketin müziğini dinleyiniz. Müzik devlet kurar, devlet yıkar.” “Konfüçyüs’ün Bilgeliği”nin bir bölümünü oluşturan “Liki”de beyan edildiği gibi; “Üstün insan, insan doğasının yeniden keşfedilmesi yoluyla insan kalbinde ahenk yaratmaya uğraşır ve insan kültürünün mükemmelleştirilmesinde bir vasıta olarak müziğin derecesini yükseltmeye çalışır. Böyle müzik yaygınlaştığı ve kişilerin zihinleri doğru ideallere ve gayelere yöneltildiği zaman, büyük bir milletin ortaya çıkışını görebiliriz.” MÜZİĞİN GÜCÜ

3 W.Shakespare’nin Venedik Taciri adlı oyununda “Kendinde müzik olmayan, seslerin tatlı ahenginden heyecan duymayan insan, hinlik ve hırsızlık için yaratılmıştır. Onun ruhu geceden daha karanlık, tutkuları cehennemden daha karadır. Böyle bir insana güvenmeyiniz!” der "Müzik terbiyenin esaslı vasıtasıdır ve müzik bir eğlence aracı değil, bir güzellik ve iyilik eğitim aracıdır."(Eflatun)

4 Müziğin insan yaşamındaki yeri ve önemini en çarpıcı biçimde ifade eden Ulu Önder Atatürk olmuştur. Atatürk 14 Ekim 1925’de İzmir Kız İlköğretmen Okulu’nda öğrencilerle görüşürken “Hayatta mûsikî lâzım mıdır?” şeklindeki bir soruya şöyle cevap vermiştir: “Hayatta mûsikî lâzım değildir çünkü hayat mûsikîdir. Mûsikî ile ilgisi olmayan yaratıklar insan değildir. Eğer söz konusu olan insan hayatı ise Mûsikî kesinlikle vardır. Mûsikî hayatın neş’esi rûhu sevinci ve her şeyidir”

5 10.Yıl Nutku’ndan Şunu da önemle belirtmeliyim ki, yüksek bir insan topluluğu olan Türk Ulusunun tarihsel bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki ulusumuzun yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan zekâsını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, ulusal birlik duygusuna ara vermeden ve her türlü araç ve önlemlerle besleyerek geliştirmek ulusal ülkümüzdür.

6 Venezuela'da Çocukların Yaşamı Müzikle Değişti Güney Amerika kıtasının çalkantılı ülkelerinden Venezuela'da 30 yılda 400 bin sokak çocuğuna müzik eğitimi verildi. Bu sayede sokak çocukları şiddetten uzak tutuluyor. Ülkede şimdilerde 57 çocuk, 125 gençlik orkestrası, 30 profesyonel orkestra var. Ülkenin dünya çapında müzisyenleri oldu. Venezuela'da, 1975 yılında iktisatçı, politikacı, eğitimci ve piyanist olan JosÈ Antonio Abreu fakirlikle boğuşan, ilgisizlikten kanunsuz eylemlere yönelen 11 sokak çocuğuyla işe başlamış. Bir gün sonra müzik dersine 25 çocuk gelmiş. Ertesi gün 46, sonra 75. O günden bugüne müzik eğitimine ülkenin her yerinde yüzde 90'ı olumsuz sosyoekonomik koşullardaki, kimi özürlü 400 bin çocuk katılmış.

7 Toplumsal değişim için başarılı bir proje olarak kabul edilen El Sistema tüm iktidar değişikliklerine ve de askeri darbelere rağmen hiç hızını kesmeden yoluna devam etmiştir. Bu projeyi şimdilerde 15 bin müzik öğretmeni yürütüyormuş. Devlet Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı bütçesinden bu çabaları milyon dolarla destekliyormuş. Venezuela örneğinin başarısı üzerine Güney Amerika'da 22 ülke benzer projeleri başlatmış. Uyuşturucu satmak, silahlı soygun suçlarından 15 yaşına gelene kadar dokuz defa tutuklanan Lennar Acosta, sekiz yıllık müzik eğitiminden sonra şimdilerde Caracas Gençlik Orkestrası'nda çalıyormuş. "Klarnet tutmak, silah tutmaktan daha iyi" diyormuş. Projenin amacı her çocuğu müzisyen yapmak değil. Çocukları sokaktan kurtarmak. Sonra istedikleri alana yönelmelerine yardımcı olmak. Venezüela'da bir çocuk ıslah evinde, yaşamını 16 yaşına kadar sokaklarda eroin satarak sağlayan bir çocuğa, klarnet dersi veriyorlar, bir orkestrada çalıyor. Ve çocuğa, 'Klarnet, senin için ne ifade ediyor,' diye soruyorlar. Çocuk, 'Ben bu klarnet sayesinde, karşımdakine ilk defa şiddet kullanmadan, kendimi adam yerine koydurttum,' diyor.

8 Müziğin işlevleri, özü bakımından estetik temelli olup, bireysel, toplumsal, kültürel, ekonomik, eğitimsel nitelikler taşır. İşlevlerinin insan yaşamındaki yeri ve önemi nedeniyledir ki, müzik, insanlık tarihinin en eski çağlarından beri, hem çok etkili bir eğitim aracı, hem de çok önemli bir eğitim alanıdır. Çok sesli müziğin Türkiye’de gelişmesi için yapılan çalışmalar yetersiz kaldı. Bu yüzden de Avrupa’nın Rönesans hareketiye başlayan ve Aydınlanma çağıyla en üst düzeye çıkan ilerleme düzeyini Türkiye yakalayamadı. Bunu yakalaması için elinde çok fırsat vardı, ama gelip geçen hükümetler müziği bir eğlence olarak gördü, eğitimde gereken değeri vermedi. Köy enstitüleri ve halkevleri uygulamalarında müzik önemli bir eğitim unsuru olarak ortaya çıktı, ama onların filizlenmesi, gelişmesi de toplumun aydınlanmasını istemeyen güçler tarafından ortadan kaldırıldı. (Gafil Gezme Şakın dinletisi)

9 Müzik Nedir ? Müzik; duygu ve düşüncelerin uyumlu ve ölçülü seslerle anlatıldığı bir sanat/bilim dalıdır.İçinde taşıdığı duygu ve düşünce boyutuyla sanat, uyumlu ve ölçülü olma koşuluyla bilim özelliği taşır.

10 Müzik Eğitiminin Önemi ve Gerekliliği Müzik insan yaşamındaki şu işlevleri nedeniyle önemli bir yer tutar. Bireysel işlevi: Bireyin sağlıklı ruh ve karakter gelişimi. Toplumsal işlevi: Diğer bireylerle iletişim ve kaynaşma. Kültürel işlevi: Kültür taşıma ve aktarma, kültür birikimi. Ekonomik işlevi: Üretim-dağıtım-tüketim. Eğitimsel işlevi: Diğer tüm işlerin düzenli, etkili ve verimli olmasını sağlamaya yönelik müziksel öğretme ve öğrenme.

11 Müzikte Yetenek Her çocuk müziğe aynı ölçüde yetenekli değildir. Fakat bütün çocuklar müziği severler. Genel olarak çocukların büyük çoğunluğu orta yeteneğe sahiptir. Orta yetenekten çok üstün yeteneğe gidildikçe sayı azalır. Yaklaşık olarak milyonda bir çocuk deha derecesinde müziğe yetenekli olur. Tersine orta yetenekten çok yeteneksizliğe doğru gidildikçe de yine sayı azalır ve yine milyonda bir çocuk müziğe hiç yeteneği olmayan nitelik taşır. Bu konuda araştırma yapan bilim adamlarına göre, çok üstün yetenekli çocuklar ve çok yeteneksiz çocuklar istisna edilmekte, bu istisnalar dışında kalan hemen bütün çocuklar az ya da çok müziğe yetenekli sayılmaktadır.

12 Gordon L. Shaw ve Frances Rauscher adlı iki uzman müziğin zeka ile bağlantısı üzerine birtakım araştırmalar yapmışlardır. Bu anlamda yaptıkları araştırmalardan biri ‘Küçük yaşta müzik derslerini almak, özellikle bir enstrüman üzerine yoğunlaşmak’adlı araştırmadır. Araştırma için en popüler ve en yaygın enstrüman olan piyanoyu seçtiler.Seçimin nedeni, piyanoyu o yaştaki çocukların daha kolay öğrenebilecek durumda olmasıydı. Bunun için anaokuluna giden 78 çocuk seçildi. Bu arada 3-4 yaşlarındaki bu çocukların ailelerinin sosyo-ekonomik- kültürel yapılarının, gittikleri anaokullarının eşdeğer olmasına dikkat edildi.Ve 78 çocuk 4 gruba ayrıldı. Birinci gruba şan ve piyano dersi, ikinci gruba sadece şan dersi, üçüncü gruba bilgisayar dersi verilirken,dördüncü gruptakilere hiçbir şey öğretilmedi. Çocuklar haftada iki kez 15’er dakikalık piyano dersi alıyordu, her çocuğun eşit süreyle ders almasına da dikkat ediliyordu. Sekiz ay boyunca diğer grupların da çalışmaları sürdü. Bu eğitim ortamında 78 çocuğa zeka testi uygulandığında çıkan sonuç araştırmacılar için pek de sürpriz olmamıştı. Piyona grubundaki çocukların zekası diğer gruptakilere fark atmıştı.

13 Gordon L. Shaw ve Frances Rauscher’e göre okul öncesi çocukların beyni tıpkı bir plastik gibi ve erken yaşlarda verilecek birtakım eğitimlerle çocuk beynini şekillendirip beslemek mümkün. Piyano ise, özellikle beyin ve beden arasındaki bağlantıyı kurması, hem ruha hem de fiziğe etki etmesiyle bu yöntemin en etkili aracı. Shaw ve Rauscher'in araştırmasına göre, okulöncesi çocuklara piyano dersi vermek, çocukların fen ve matematikte üstün özellikler göstermelerinde gerekli olan zihinsel yapıyı olgunlaştırmanın en etkili yolu.

14 Müzikteki Matematik Araştırmanın mimarlarından biri olan Dr. Rauscher de çocukken piyano ve çello dersleri almış. Rauscher'e göre bu dersler son derece etkili: "Müzik zihinsel imgelemeyi ve bu imgeleri notaları kullanarak müziğe dönüştürmeyi gerektirir. Müziğin fen ve matematikle bu açıdan çok fazla ortak yönü olduğunu düşünüyorum." Türkiye'de müziğin zekâ üzerine etkilerini araştıran M. S. Ü. Devlet Konservatuarı profesörü Filiz Ali de iki araştırmacının bulgularını destekler nitelikte konuşuyor: "Müzik ne kadar soyut görünse de son derece bilimsel ve matematiksel. Müziğin içinde bir matematik var. Notalar, solfej hepsi matematik üzerine kurulu. Ve piyano çalmak da matematiksel düşünmeye benziyor. Hem beyni hem bedeni çalıştıran piyano, notaları algılayan beynin tuşlara dokunan parmaklara, pedallara basan ayağa emir vermesiyle bir koordinasyon oluşturur. Bu da beynin birden fazla bölgesini çalıştırarak çok yönlü düşünmeyi ve bağlantılar kurmayı sağlar, beynin kullanımını geliştirir."

15 Prof. Ali Avusturya, Almanya, Macaristan gibi ülkelerde anaokullarından itibaren çocuklara müzik eğitimi verildiğini söylüyor: "Burada müzik ilkokulları var. Bu okullarda diğer derslerin yanında her gün iki saat müzik eğitimi veriliyor. Ve çocuklara birer enstrüman çalmayı öğretiyorlar." Filiz Ali'ye göre müzik eğitimi için çocuğun ille de müziğe yeteneği olması gerekmiyor. "Herkesin matematik yeteneği olmaz ama hepimiz okulda matematik öğrendik. Müzik için de bu geçerli. Çok yetenekli olmasa da çocuklara biraz müzik öğretmek onların zekâsını, algılama, öğrenme kapasitesini, koordinasyon kurmasını geliştirecek, ileride yapacağı meslekte daha başarılı ve kıvrak zekâlı olmasını sağlayacaktır" diyor ve ekliyor: "Benim ders verdiğim öğrenciler şimdi mimar, doktor, antropolog, matematik profesörü..." (Mozart’ın Türk Marşı Gitar Dinletisi)

16 Genel müzik eğitimi, müzik eğitiminin temeli olan “insana” yönelik olup, sağlıklı ve dengeli bir yaşam için gerekli olan “genel müzik kültürü”nü kazandırmayı amaçlar. İnsanın içinde yaşadığı müziksel çevresi, insanla birlikte sürekli değişim halindedir. Birey, içinde doğup büyüdüğü bu çevrede çeşitli müzik türleriyle etkileşim içindedir. Kişinin müziksel gelişmesini sağlamada, tek bir müzik türü yeterli ve doğru değildir. Bu nedenle, sağlıklı bireyler yetiştirmede, ülkemizde yaşayan tüm müzik türlerini bir bütün olarak ele alıp iyi örneklerinin seçilmesiyle (değerlendirilmesiyle) birlikte, ağırlığın kendi öz müziğimizde olması ile genel müzik eğitimi sağlıklı ve dengeli bir yapıya kavuşturulabilir. Bu esnek yapı, beraberinde müziksel hoşgörü ve saygıyı getirir. Genel müzik eğitimi ile müziğin zengin anlatım gücü, birleştiriciliği,insanlarımızın bütününe aşılanmalı, insanı yücelten bu değer ile birlikte gelişmiş bir toplum olma yolundaki adımlarımız hızlandırılmalıdır.

17 Müzik eğitimi; bireyin genel ve özel müzik açısından kendi müziksel yaşantısı yoluyla istenilen davranış değişimlerini oluşturma süreci diye tanımlanabilir. İnsan yaşamında müziğin belirli işlevleri vardır. Bu işlevler çeşitli, çok yönlü, kapsamlı ve karmaşıktır. Bireysel, toplumsal, kültürel ve ekonomik işlevlerin insan yaşamındaki yeri ve önemi nedeniyledir ki, müzik hem etkili bir eğitim aracı, hem geçerli güvenli bir eğitim yolu - yöntemi hem de önemli bir eğitim alanı haline gelmiştir. Müzik eğitimi, temelde şu boyutlardan oluşur: 1. müziksel işitme okuma ve yazma, 2. şarkı söyleme, 3. çalgı çalma eğitimi, 4. müzik dinleme eğitimi, 5. müziksel bilgilenme eğitimi, 6. müziksel yaratma eğitimi, 7. zevk eğitimi, 8. müziksel kişilik geliştirme eğitimi.” Olarak belirtilmektedir.

18 Çocukların yerel ezgilere gösterdikleri ilgi daha güçlü ve doğal olduğu için müzik eğitim sisteminin özünü yerel ezgiler oluşturmalıdır. Zaten müzik eğitiminde diğerlerine göre gelişmiş ülkeler yerel müziği önde tutmaktadırlar. Bu nedenle yerel müzik, okul müzik eğitiminin ve genel olarak ulusal müzik eğitiminin önemli bir parçasıdır.

19 M. Kemal Atatürk’ün belirttiği gibi; çağdaş toplumlar arasında yer almak istiyorsak, önce kendimiz olmalıyız. Bunu; “Efendiler, şu gördüğünüz küçük sazın bağrında bir milletin kültürü dile geliyor. Bir milletin kültür ve sanat hareketlerini ve seviyesini, ulusal geleneklerine bağlı kalarak, uygar dünyanın kendisine ayak uydurmaya zorunlu olduğumuzu unutmamalıyız. Bu küçük sazın bağrından kopan nağmeleri, bu doğrultuda geliştirmeye önem ve değer verilmelidir.” sözüyle en güzel şekilde vurgulamıştır.

20 Bunları başarabilmek için tıpkı Zoltan Kodaly gibi çağdaş müzik yaklaşımlarının bakış açısıyla yerel müziğe odaklanmalıyız. Halk müziği materyalinden yola çıkılması, müziğe en erken yaşta başlanılması, en uygun enstrümanın herkesin sahip olduğu “ses” olduğunun üzerinde durulması, aktif müzik yapmanın önemi, sadece en değerli materyallerin kullanılması, yaratıcılığa verilen önem temel ilkelerdir.

21 Muammer Sun “Eğitsel Müzik Sorunumuz ve Temel Görüş” başlıklı bir yazısında: “Eğitim açısından müzik sorunumuzun çözümü konusunda temel görüş; çağdaş bir anlayışla Türk okul müziği eserlerinin yaratılması ve eğitimde müzik öğretimine temel alınmasıdır. Türk okul müziği temel olmak üzere eski eserlerin ve evrensel değerdeki müziklerin seçkin örneklerine de eğitsel müzik öğretiminde önemleri oranında yer verilmesidir. Kaynağı yerel müziklerimizden olan, evrensel değerlerden yararlanarak çağdaş bir anlayışla yaratılan okul müziklerine “Türk okul müziği” denir. Bu türlü müziklerin yaratılması, eğitsel müzik öğretimini ulusal bir yörüngeye oturtacaktır. Türk okul müziği yurt içinde ve yurt dışında ancak o zaman var sayılabilecek, gerçek kişiliğini bu yoldan ortaya koyabilecektir.

22 Eski müzik eserlerimize özellikle çevreden derlenecek (tekerleme, sayışma, türkü vb.) müziklere eğitsel müzik öğretiminde yer verilmesi, öğrencinin, çevresinde duyduğu müzikleri okulda da yaşatması, çevresine ve kendisine yabancılaşmasını önleyecek; çevre müziklerinin gelişmesini, bunlar içinden seçkin değer taşıyanların bütün yurda yayılarak ulusallaşmasını sağlayacak, değişik bölgeler arasında ve bütün Türkiye’de müzik birliğinin kurulmasını hızlandıracaktır. Çevre müzikleri; Türk okul müziğinin mayası olacak ve ikisi birlikte Türk Ulusal Müzik Eğitimi Dağarcığını oluşturacaktır.” şeklinde ifade etmektedir.

23 Anonim ezgilerle ve yerel dizilerde bestelenmiş çocuk şarkılarıyla eğitime başlarsak evrensel değerdeki müzikleri daha kolay öğretebiliriz. Bilinenden bilinmeyene, soyuttan somuta, yalından karmaşık olana doğru gitmek yoluyla daha iyi sonuç alınabilecektir. Türk çocukları kendi müziklerinden yola çıkarak dünya üzerindeki diğer ulusların müziklerini anlayabilecek ve daha hızlı biçimde dünyaya açılabileceklerdir. (Haydar Haydar Dinletisi)

24 Müzik, dokunduğu yaşamları nasıl etkiliyor ? Müziğin dokunduğu yaşamlarda, kendisine ve karşısındakine saygılı, daha iyi bir insan yetişmesinde en büyük etken. Müzik lay lay lom dersi değil. Genç yaşında müzik, bir insanın yaşamına dokunduğu zaman, müthiş bir eğitim aracı. Çok küçük yaşlardaki çocuklarda bile, bir başkasını dinlemeyi, disiplin kavramını, saygı kavramını öğrenmek açısından çok önemli.

25 Çocuğun Gelişiminde Olumlu Etkilere Sahip Olabilmesi İçin Müzik Eğitiminde Bulunması Gereken Nitelikler MEB müzik ders programlarının hedefinin, uygar insan yetiştirmede çocuğu ya da genci her yönüyle tamamlamak amacıyla kulağını, sesini, zevkini eğitmek ve ona genel bir müzik kültür kazandırmakla beraber, müzikal yönden diğerlerinden farklı yeteneklere sahip olan öğrencilerin saptanması ve yönlendirilmesi gibi, baştaki hedefi bütünleyen yeni düşünce ve yaklaşımları da içermesi gerekir.

26 Bu bağlamda; hem bireysel hem toplu çalışma imkanı veren müzik dersleri, çocukların içinde bulundukları yaşa, çevreye ve kendi kişilik yapılarına göre farklı öğrenme ve gelişme özellikleri gösterdikleri göz önüne alınarak yapılmalıdır. Özel eğitim söz konusu ise, bireysel farklılıkların gözlemlenmesi ve özellikle başlangıç derslerinde çocuk hakkında ön fikirler oluşturmamızı sağlayan kendine özgü öğrenme-kavrama becerisi, bedensel- zihinsel uyum özellikleri, var olan müziksel yeteneğinin düzeyi ve bu düzeyin gelişim hızı doğrultusunda ona en uygun yöntemlerin, konu sıralamasının, ders süresi ve yoğunluğunun belirlenmesi çok önemlidir.

27 Müziğin temel eğitimindeki ilk amacın çocukta müzik sevgisini uyandırmak, hayal dünyasında müzik imgesini geliştirmek olması nedeniyle, başlangıçta derslerin önemli bir bölümü müzikli oyunlarla çocuğun kendini ifade edebileceği ve zevk alabileceği biçimde düzenlenmelidir. Çocukların severek ve kolayca öğrenebileceği hem de günlük yaşamında var olan ezgileri içeren kitaplar seçilmeli, çeşitli çalgılar (özellikle Orff çalgıları) gibi öğrenmeyi destekleyici görsel materyaller kullanılmalıdır. Bu tür materyaller sayesinde alana özgü teorik bilgilerin sıkmadan ve somuttan-soyuta ilkesi korunarak verilebilme şansı da doğacaktır.

28 Müziğin Çocuk Gelişimindeki Etkileri Müziksel yetenek seviyeleri ne olursa olsun, her çocuğun hayatında müzik vardır ve her çocuk müzikle ilgili en az bir etkinliği yaşamına katmaktan keyif alacaktır. Bireysel olarak ya da toplu biçimde çalgı çalmak / şarkı söylemek, dans etmek, müzik dinlemek bu etkinliklerden bazılarıdır. Çocuğu bunlardan kendisini en iyi ifade edebileceği hangisi ise ona yönlendirmek ve genel bir müzik sevgisi, beğenisi kazandırmak özellikle okul öncesinde başlanılması gereken eğitim hizmetlerindendir ve hem uzman eğitimcilere hem ailelere sorumluluk düşmektedir.

29 Müziğin, Çocuğun Duygusal ve Sosyal Gelişimine Etkisi Her çocuğun, özellikle kendisini en iyi ifade edebileceği müziksel etkinlik türünde gurupla çalışması kuşkusuz onun sosyalleşmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Örneğin, gurupla söyleme, sesini kullanmayı ve denetlemeyi keşfedeceği, uyum becerisini geliştireceği, işbirliğine dair disiplin kazanacağı türden bir etkinlikken; bireysel çalgı çalması enerjini olumlu yönlendirebileceği, kişisel doyum sağlayabileceği ve ritim-melodi duygusunu geliştirebileceği türden bir etkinliktir.

30 Benzer biçimde, çocukların müzik duygusunun gelişiminde sürekli dinleme önemli yer tutar. Bu nedenle derslerde sıklıkla canlı ya da herhangi bir kayıttan dinlemeye zaman ayrılabilir. Bunun ev yaşantısı içinde sürdürülmesinin önemi de büyüktür. Ancak dinleme günlük bir alışkanlık olarak ele alınmalı, çocuk oturup dinlemeye zorlanmamalıdır. Örneğin yemek yerken, oyun oynarken ya da uyumak için yattığında... (G.Bizet Larlsienne Süiti dinletisi)

31 Müziğin, Çocuğun Bedensel ve Psiko-Motor Gelişimine Etkisi Seslerin doğumundan itibaren çocuğu devinimlere yönlendirdiği bilinmektedir. Şarkılardaki soluk belirteçlerine göre nefes alma, solunum kontrolünü ve akciğer gelişimini sağlayabileceği gibi; çalgılarla çalışma, hem büyük ve küçük kasların gelişimini hem psiko-motor gelişimini olumlu etkiler. Bu etkinliklerin gurup içinde sürmesi gelişimi hem hızlandırır hem de iletişim becerilerine yeni bir pencere açar.

32 Müzik Eğitiminin Konsantrasyon Üzerinde Etkisi Konsantrasyon, bir çocuğun neler gördüğünü, duyduğunu ve okuduğunu hatırlamasını sağlar. Bir iç güçtür, beyin jimnastiğidir, hedefleri iyi belirlemek ve onları gerçekleştirmektir ve başarı için temel bir öğedir. Başarı ve başarısızlık arasındaki farkı belirlemede etkili olan konsantrasyonun gücünü kullanmak ve bunu öğrenmek zordur. Konsantrasyon çocuğa, disiplini ve hedeflerini belirtip, onları gerçekleştirmeyi öğretecek ve onu okul hayatına ve ileriye hazırlayacaktır. Çocuk erken yaşta konsantrasyonu öğrenirse bunun faydasını hep görecektir. Konsantrasyonu sağlamanın en iyi yollarından biri müzik eğitimidir. Çünkü müzik kendi iç disiplini dolayısıyla ciddi bir dikkat yoğunluğunu gerektirmekte ve yapısı bakımından sürekli bir düzen içermektedir. Müzikle gelişen konsantre olabilme becerisi, çocuğun yaşamındaki diğer alanlara da olumlu yansıyacaktır.

33 Müzik Eğitiminin Gelişmekte Olan Çocuğun Gelecekteki Meslek Seçimine Etkileri Çocukla iletişim kurmaya çalışan yetişkinlerin, onlara yönelttikleri ilk sorulardan biri, "Büyüyünce ne olacaksın?” sorusudur. Ne kadar küçük olursa olsun, her çocuğun böyle bir soruyu, bir meslek adı vererek cevapladığı görülür. Çocuğun hayallerinde oluşan ve oyunlarına yansıyan bu meslek heveslerinin gerçekle bağlantısı çok zayıftır. Çocuk, meslek hedeflerini ifade ederken ne yeteneklerini, ne de mali imkanlarını dikkate alması gerektiğinin farkındadır. O, sadece imrendiği insanlara benzeme çabasındadır ve mesleği bunun bir aracı olarak görür. Yaşı ilerledikçe, eğitim hayatının her aşamasında yapıp ettiklerini ve bunlardan elde ettiği sonuçları değerlendirerek, bunların meslek hedefleri ile bağlantısını kurmaya çalışır ve bunu çok kez bilinçsiz yapar.

34 Meslek sadece para kazanma aracı değildir. Meslek, her şeyden önce yetenekleri kullanma, kendini gerçekleştirme ve geliştirme yoludur. Seçilen meslek kişinin ilgi ve yeteneklerine uygunsa ve kişi işiyle uğraşırken doyuma ulaşıyorsa, hem en üstün verim, hem de mutluluk gerçekleşir. Buna göre, hayatta mutluluğu kazanabilmenin en önemli şartı, kendimize uygun bir meslekte bulunmamızdır. Yanlış yerde bulunan insanın doğru işler yapması beklenemez. Meslek seçiminde dikkate alınması gereken yeteneklerden “Soyut Düşünebilme”, “El-Parmak Becerisi”, “Göz-El İşbirliği”, “Kas Koordinasyonu” ve “Yaratıcılık” güzel sanatlar alanının ve özellikle müzik dalının gerektirdiği becerilerdendir.

35 SONUÇ OLARAK Genel olarak denilebilir ki, müzik eğitimi yoluyla çocuğun müziksel becerilerinin yanı sıra müzik dışı becerileri de geliştirilebilmektedir. Bu bireysel katkının yanında toplumu birleştirici ve geliştirici bir moral değer olan müziğin, eğitiminin önemi tartışılmazdır.

36


"Çin filozofu Konfüçyüs, kişiler ve toplumlar üzerinde müziğin etkisini şöyle tarif etmiştir: “Bir milletin mutlu ve ahlaklı bir şekilde idare edilip edilmediğini." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları