Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

09.09.2014 SINIF YÖNETİMİ. 09.09.2014 EĞİTİMDE SINIF YÖNETİMİ !

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "09.09.2014 SINIF YÖNETİMİ. 09.09.2014 EĞİTİMDE SINIF YÖNETİMİ !"— Sunum transkripti:

1 SINIF YÖNETİMİ

2

3 EĞİTİMDE SINIF YÖNETİMİ !

4  ÖĞRETMENE VEREBİLECEĞİMİZ BİR SİHİRLİ DEĞNEK VAR MI?

5  SİHİRLİ DEĞNEK:  HER ÖĞRETMENİN SEVGİ DOLU YÜREĞİDİR.

6

7 SINIF YÖNETİMİ  SINIF; Ö Ğ RENC İ VE Ö Ğ RETMEN B İ RL İ KTEL İĞİ : D İ NAM İ K B İ R ETK İ LE Şİ M ; Ö Ğ RETMEN OLMAK - Ö Ğ RENC İ OLMAK

8  İ NSANLAR OYNADIKLARI ROLLERDEN ZEVK ALMALIDIRLAR.  NASIL B İ R Ö Ğ RENC İ ROLÜ VER İ YORUZ ONLARA?  ZEVKL İ M İ SIKICI MI?  YARATICI MI MONOTON MU?

9

10 Sınıf Yönetimi ve Disiplin:  Sınıf Yönetimi; öğrenci davranışlarını kontrol ve disipline etme etkinliği değildir.  Öğretmen otoritesinin sınıfta hakim kılınması için bir dizi kuralları uygulama faaliyeti de değildir.

11  Sınıf Yönetimi Modelleri Otoriter, Tepkisel, Önlemsel, Gelişimsel ve Bütünsel olarak gruplandırılmaktadır.

12 Tepkisel (Geleneksel) Model:  İstenmeyen bir davranışa tepki olan sınıf yönetim modelidir. Amacı, istenmeyen durum veya davranışın değiştirilmesidir. Bu model, düzen sağlayıcı ödül-ceza etkinliklerini içerir.

13  Otoriter (Gelenekse l) Model: Öğretmeni n mutlak otoritesine dayalı bir modeldir.

14  Önlemsel Model: Planlama düşüncesine bağlı, geleceği kestirme, istenmeyen davranış ve sonucu, olmadan önleme yönelimidir.  Amacı; sınıf sorunlarının ortaya çıkmasına olanak vermeyici bir düzenleniş ve işleyiş oluşturarak, tepkisel modele gereksinimi azaltmaktadır.

15  Gelişimsel Model: Sınıf Yönetiminde öğrencilerin; fiziksel, duygusal, deneyimsel gelişim düzeylerinin gerektirdiği uygulamaların gerçekleştirilmesini esas alan bir modeldir.

16  Bütünsel Model: Sınıf Yönetimi algılarını bütünleştiren bu modelde, sınıf yönetimine öncelik verme, gruba olduğu kadar bireye de yönelme, istenen davranışa ulaşabilmek için, istenmeyenin nedenlerini ortadan kaldırma bu sistemin özelliğidir.

17 Sınıf Yönetiminin Modelleri:  Çağdaş yaklaşımlara göre; sınıf yönetiminin öğrenci merkezli olması gerekmektedir.

18  Sınıfta bireysel farklılıklar ilkesi öğretmenin uyacağı en önemli eğitim ilkelerindendir.

19  Sınıfta birkaç öğrenme etkinliği için mekanlar oluşturulmalı, her grubun farklı bir araçla çalışıyor olmasına imkan verilmeli, öğrencilerin birbirlerinden faydalanmaları sağlanmalı, sınıf eşyaları ve bölümleri buna göre düzenlenmelidir.

20  Sınıf ortamı; öğrenci özelliklerine göre kolaylıklar sağlamalıdır.  Sınıf ortamı; işlevsel bir sanat ve güzellik alanı, öğrenme için güdü merkezi olmalı, öğrenci özelliklerine göre kolaylıklar sağlamalıdır.  Uyarıcı ve çeşitlenmiş ortamda öğrenme daha iyi gerçekleşmektedir ! ! ! !

21

22  Sınıfta İlk Günler: BALAYI  Sınıfın ilişki düzeninin kurulmasına ilk günden başlanmalıdır. Sınıf düzenini oluşturmada ilk birkaç gün, kritik bir zamandır.  Sınıf düzeni, öğretmen ve öğrencinin birbirini tanımaya başladığı (balayı) ve “deneme döneminde” kurulmalıdır.

23

24  Bu dönemde öğrenciler, neleri yapıp neleri yapamayacakları konusunda öğretmeni denerler, daha kontrollü davranırlar, gerçek davranışlarını göstermezler.

25  Öğretmenin Model-Örnek Olması:  Eğitsel amaçlara ulaşmanın amaçlarından biri de görgüdür. Öğrenci; bilginin somut yansıması olan görüntüler yoluyla, davranışın örneklerini izleyerek davranış kazanma ve davranış değiştirmeyi kolaylaştırabilir.

26

27

28  Öğretmenin, kendisini işine vermesi de, öğrencinin onu bu özelliği ile model alması sonucunu doğuracaktır. Öğretmenin derse bağlılığı ve ilgisi, öğrencinin de bu yönlü davranışını destekler.

29  Öğretmen; sabırlı, soğukkanlı, öfkesini yenebilen, öğrenciye saygılı olumsuz duygularını bastırabilen, duygu ve heyecanları normal durumda tutan sınıfı gerilime sokmayan tutum ve davranışlara büyük duyarlık göstermelidir.

30

31 OLUMSUZ ÖĞRETMEN TUTUMLARI

32

33  Ses yükseltmek  Esnemek  Burada benim sözüm geçer.  Son sözü söylemede ısrar.  Olumsuz vücut dilinin kullanılması:sert duruş,sıkı bağlı kollar,sert el hareketleri.  Utandırma, bozma, gururla oynama, küçük düşürme …

34  Küçümseme,alay etme,iğneleme…  Hava atma, kendini övme.  Kaba kuvvet.  Çifte standartlı olma- ‘söylediğimi yapın yaptığımı değil.’

35  İspatsız doğrulukta ısrar.  ‘Şunu yap sana şu var’  ‘zaten hepiniz böylesiniz’,’ sizden beklemiyor değildim’, ’öğrenci milleti ne olacak’  Öğrenciyi yansılama.  Emretme.

36  Aşırı ödüllendirme.  Meşgulum sonra gel.  Ben sizin arkadaşınızım. (Ama biz arkadaş değil öğretmen istiyorduk!)  Çık dışarı terbiyesiz!  İşe yaramaz!,Ne yaptığın beni ilgilendirmez!

37

38  Ben öyle istiyorum,o kadar!  Ödev vermek için ödev vermek.  Madem susmayacaksınız o zaman bu cümleyi elli defa yazın!  Verilen sözün tutulmaması.  Herşeye evet demek. (ve sonra altından kalkamamak.)  Tebeşir vs. atmak.

39 OLUMLU ÖĞRETMEN TUTUMLARI

40

41  Gülümseme  Güzel giyinme  Öğrenciden yana tavır.  Öğrencinin Sosyo- ekonomik durumunu bilmek,  İnsanlar hata yapabilirler kabullenmesiyle disiplin problemlerine yaklaşmak.

42  Üzüntülü olduğunda ne olduğunu sormak  Sevincini paylaşmak.  Kusurlarını örtmek.  Ümit vermek,güven vermek.  Sende benim gibisin, bana benzer özelliklerin var.  Günaydın, lütfen, tabiki neden olmasın, Özür dilerim, demek.

43 ÖĞRETMENLERİN İLETİŞİM BECERİLERİ  BİLGİLİ  NEŞELİ  MUTLU  İLGİLİ  GÜVENİLİR  İNSANCIL  OLGUN  DERSİNİ İYİ SUNAN  SEVGİ BESLEYEN  SAYGIYA SAHİP  SAYGI GÖSTEREN  BİREYSEL FARKLILIKLARI DİKKATE ALAN  HOŞGÖRÜLÜ  ANLAYIŞLI  YANSIZ

44 DAVRANIŞ DEĞİŞTİRME YÖNTEMLERİ 1. Olumlu (istendik) davranışların arttırılması 2. Olumsuz davranışların önlenmesi Davranış Yönetimi

45

46 Öğrenme teorilerinin çoğunu iki ana grupta toplamak mümkündür:

47

48 İnsanların öğrenmesi ile hayvanların öğrenmesi aynı kurallar içinde olur. İnsanda ve hayvanda öğrenen şey organizma dır. Öğrenme, organizmanın davranışında bir değişikliğin olmasıdır. Öğrenmede hayvan ve insan davranışlarını benzer olarak alanlara davranışçı ve geliştirdikleri kuramlara davranışçı kuramlar denilmiştir.

49 Davranışçılar, öğrenmeyi uyarıcı ile davranış arasında bağ kurma işi olarak görmektedirler. Bu yüzden davranışçıların genel adı U- T (uyaran-tepki) kuramcılarıdır. Davranışçılar, insan zihnini doğuştan boş olarak kabul ederler. Her şey sonradan öğrenilir.

50 Davranışçılar, “öğrenme” teriminden ziyade “koşullanma” terimini kullanırlar. Organizma çevreden gelen uyarıcılara tepki göstererek öğrenir. Öğrenme, anlaşılabilir ve açıklanabilir. O nedenle de organizmanın (kara kutu) içinde olanlarla değil, dışa yansıyan hareketleriyle ilgilenilmelidir.

51 Davranışçılara göre, davranış değişmesine neden olan üç temel öğrenme süreci vardır. Bunlar: klasik koşullanma, edimsel koşullanma ve gözlem yoluyla öğrenmedir. Bu üç kuram davranış değişmesini farklı yorumlarla açıklamaktadırlar.

52

53

54 Pavlov’un deney düzeneği

55

56 Pavlov kontrollü bir deneysel ortam oluşturduktan sonra, köpeğe düzenli olarak, yiyecek vermeden hemen önce zil sesi vermiştir. Bu ilişkiyi pek çok kere tekrarladıktan sonra, yiyecek vermediği durumlarda da zil sesini duyduğu zaman, köpeğin salya salgıladığını görmüştür. Diğer bir deyişle köpek zil sesine salya akıtmasını öğrenmiştir.

57 Koşullanmanın olması için, öncelikle yiyecek-salya örneğinde olduğu gibi, doğal bir uyarıcı-tepki bağının olması gerekir. Koşullu uyarıcının koşulsuz uyarıcıdan hemen önce verilmesi, iki uyarıcının birleştirilmesi gerekir. Pavlov’un deneyinde köpek, zil sesi ile eti birleştirmektedir. Koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcı bağının tekrarlanması gerekir. Ancak bazı korku yaratan durumlarda tek bir yaşantı da öğrenmeyi sağlayabilir.

58 ♀ ∫ ∑ €     

59 Bazı durumlarda organizma, bir uyarıcı karşısında gösterdiği koşullu tepkiyi benzer durumlarda da gösterir. Buna uyarıcı genellemesi denir. Pavlov yaptığı deneylerde köpeğin farklı tonlardaki zil seslerine de salya salgıladığını göstermiştir. Benzer şekilde doktordan korkan bir çocuk, beyaz gömlek giyen kasaptan da korkabilir. Polis, itfaiye, cankurtaran arabaları benzer tepkiler alırlar.

60 Watson, beyaz fare ile oynayan küçük bir çocuğa, o fareye her dokunuşunda çelik çubuktan “korkutan bir gürültü” çıkartarak çocuğun fareden korkmasını sağlamıştır (ses korkusu fareye aktarılmıştır). Daha sonra çocuğun beyaz tavşandan ve hatta ak sakallı Noel Baba’dan bile korktuğu tespit edilmiştir. Bu, uyarıcı genellemesine klasik bir örnektir.

61 Organizma benzer uyarıcılara benzer tepki gösterebildiği gibi uyarıcılar arasındaki farkı da ayırt edebilir. Bu duruma uyarıcıyı ayırt etme denir.

62 Klasik koşullanma yoluyla kazanılan davranışlar koşullu uyarıcı­koşulsuz uyarıcı bitişikliği ortadan kaldırıldığı zaman giderek azalır ve kaybolur. Buna davranışın sönmesi denir. Sönen bir davranıştan sonra tekrar uyaran-tepki bağı, eskisinden daha kolay kurulur.

63 Klasik koşullanma, insanların karmaşık bilgileri öğrenmesini açıklayamamaktadır. Ancak insanların, belli bir nesneye ya da olaya karşı gösterdiği bazı duyuşsal tepkilerin klasik koşullanma ile öğrenildiği sanılmaktadır. Bilgiler için değil ama, tutumlar, ilgiler ve duygularla ilgili öğrenmelerde klasik koşullanma kullanılabilir.

64 Bazı boş inançlar da bu biçimde öğrenilebilir. Klasik koşullanma ile açıklanan diğer bir öğrenme de fobik tepkilerdir.

65 “Okul korkusu” veya “sınav korkusu” ve hatta “Matematik korkusu” denen duygular, klasik koşullanma programları ile azaltılabilir veya giderilebilir.

66 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ 2 EDİMSEL KOŞULLANMA (Burrhus Frederic Skinner)

67 Nasrettin Hoca, eşeğine nasıl okuma öğretti? ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ

68 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Klasik koşullanma yoluyla öğrenmeyi sağlamak için, yapılan bir davranışa neden olan uyarıcının bilinmesi gerekir. Oysa insan davranışlarına neden olan uyarıcıları her zaman tahmin etmek mümkün değildir. İnsanlar çevrelerinde bulunan çeşitli nesnelerle etkileşim kurarak farklı davranışlarda bulunurlar. Edimsel koşullanma, interaksiyon içinde bir öğrenmedir.

69 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Skinner’e göre, tepkisel ve edimsel olmak üzere iki çeşit davranış vardır. Tepkisel davranışa neden olan uyarıcı her zaman bilinirken, edimsel davranışa neden olan uyarıcı çok belirgin değildir.

70

71 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Tepkisel davranış: Bilinen bir uyarıcı tarafından oluşturulur. Örneğin; etin salya meydana getirmesi. Tüm refleksler tepkisel davranışa bir örnektir Karanlıkta göz bebeğinin büyümesi bir tepkisel davranıştır.

72 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Edimsel davranış: Bilinen bir uyarıcı tarafından oluşturulmaz; organizma tarafından ortaya konur ve sonuçları tarafından kontrol edilir.

73 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Edimsel davranışta önce tepki yapılır sonra tepkinin doğurduğu uyarıcı gelir. (T-U) Klasik koşullanmada önce uyaran vardır ve organizma ona tepki gösterir. (U-T)

74 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Skinner deneyinde, edimsel davranış olarak maniveleya basmayı kullanmıştır. Aç olan hayvan, manivelaya basarak yiyeceği elde eder, yiyeceği elde eden hayvan manivelaya basma davranışını sürdürür.

75 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Skinner box Burrhus Frederic (BF) Skinner (

76 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Davranış sonucunda organizmanın hoşuna giden bir durum ortaya çıkar. Örneğin yeni aldığınız bir kazağı giydiğiniz zaman arkadaşlarınız “Kazağın çok güzel, sana çok yakışmış” derse, o kazağı giyme davranışınız devam eder.

77 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Davranışın sonucunda organizmanın hoşuna gitmeyen bir durum ortaya çıkar. Yeni kazağınızı giydiğiniz gün değer verdiğiniz bir arkadaşınız size yakışmadığını söylerse, o kazağı giymek istemezsiniz.

78 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Skinner’e göre bir davranışın sonucu, organizma için hoşa giden, olumlu bir durum yaratıyorsa, o davranışın tekrar ortaya çıkma olasılığı artar. Davranışın arkasından olumlu uyarıcı verilerek yapılan koşullamaya edimsel koşullama denir.

79 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Bu tür koşullanmada, davranışı izleyen ve organizma üzerinde hoşa gidici bir etki yaratarak, davranışın (edimin) ortaya çıkma olasılığını artıran uyarıcılara pekiştireç denir. Diğer bir deyişle pekiştirilen davranış öğrenilir.

80 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Bir davranışın arkasından gelen ve organizma için hoşa gitmeyen bir durum yaratan uyarıcılar ise cezadır. Ceza davranışı zayıflatır ya da belli bir süre için durdurur.

81 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Pekiştireçler olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bir davranış, organizmanın hoşuna gidecek bir uyarıcının doğrudan verilmesi ile pekiştiriliyorsa, buna olumlu pekiştirme denir. Sınıfta bir soruyu doğru cevaplandıran öğrenciye yaşına göre, aferin denmesi, başının okşanması, (+) puan verilmesi, gülümsenerek onaylanması birer olumlu pekiştirmedir.

82 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Organizma hoş olmayan bir durumdan kurtarılarak da davranış pekiştirilebilir. Bu tür pekiştirmeye olumsuz pekiştirme denir. Bir öğrenci evindeki aile kavgalarından, sorunlarından kaçmak için okula geliyorsa, okul bu öğrenci için olumsuz pekiştireçtir. Çünkü öğrenci okula gelerek kendisine acı veren sorunlardan kurtulmakta ve rahat etmektedir. rahatsız edici yüksek sesler, elektrik şoku,ütü vs..

83 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Olumsuz pekiştireçe örnekler: * Bir öğretmen her dersin başında, geçen dersteki konu ile ilgili öğrencileri sözlü yoklamaktadır. Özellikle çalışmayan öğrencileri seçip soru sormaktadır. Öğrenciler bu sıkıcı durumdan kurtulmak için her derse çalışarak gelmektedirler. * Otobüslerdeki hız kayıt ve kontrolü sağlayan cihaz 90 km hızı geçince ses çıkarmaya başlamaktadır. Aynı şekilde yeni arabalarda emniyet kemeri bağlanmadığı sürece giderek şiddeti artan bir ses sürücüyü rahatsız etmektedir. Sürücüler bu sesten kurtulmak için hız kontrolünü ve kemer bağlamayı öğrenmektedirler. * Kaba davranan, çalışmayan çocuklara nazik davranma ve çalışma davranışlarını öğretmek için onları olumsuz ortamlarda çalışma ve bulunmaya zorlamak, istenilen davranışlar yapılınca ortamdan kurtarmak olumsuz pekiştireçtir. * Sporcuların doping yapmalarını engellemek için, doping yaptığından kuşkulanılan sporcudan sürekli idrar alarak analiz etmek, sporcuyu caydıracaktır. Sigaralı, pis kokulu, aşırı disiplinli, gürültülü, azar ve söylenmenin olduğu ortamlardan kurtulmak için istenilen davranışların yapılmasını istemek…

84 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Unutmamak gerekir ki, hem olumlu hem de olumsuz pekiştirme organizmanın hoşuna giden bir etki yaratır ve davranışın tekrar ortaya çıkma olasılığını artırır. Pekiştireçler yoluyla birey istendik ve istenmedik davranışlar öğrenebilir. Bu nedenle pekiştireçler çok dikkatli kullanılmalı ve doğru davranışlar pekiştirilmelidir.

85 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Yapılan bir davranışın sonucunda, organizma için olumsuz bir durum yaratan uyarıcılara ceza denir. Ceza da pekiştireç gibi iki türlüdür. Birinci tip cezada davranışın arkasından olumsuz uyarıcı doğrudan doğruya verilir. Çocuğun yaptığı bir davranış nedeniyle dövülmesi, azarlanması... İkinci tür cezada ise ortamda bulunan olumlu bir uyarıcı ortamdan çekilerek, organizma için olumsuz bir durum yaratılır. Çocuktan sevgiyi esirgeme, teneffüse çıkmayı yasaklama, arkadaşlarından ayırma...

86 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Pekiştireç davranışı güçlendirirken, ceza zayıflatır ya da belli bir süre için durdurur. Ceza davranışı kısa zamanda durdurduğu ve uygulaması kolay olduğu için öğretmenler ve ebeveynler tarafından sıkça kullanılmaktadır.

87 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Ceza, istenmedik davranışların bastırılmasında etkili olabilir. Ancak davranış değişikliğine neden olmaz. Diğer bir deyişle istenmedik bir davranışı istendik yönde değiştirmez. Cezanın diğer bir olumsuz yönü ise saldırgan davranışlara neden olmasıdır.

88 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Olumsuz pekiştirme ile ceza, çoğu zaman karıştırılmakta birinin yerine kullanılmaktadır. Oysa, olumsuz pekiştirmede, olumsuz pekiştireçler ortamdan çıkartılırken, cezada olumsuz pekiştireçler ortama konur. Olumsuz pekiştirmede, davranışın tekrar edilme olasılığı artarken, ceza, davranışı durdurur.

89 ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Premack ilkesi: Büyükannenin Kuralları Çok sık görülen (tercih edilen) davranış pekiştireç olarak kullanılarak, az gösterilen (tercih edilmeyen) davranış ortaya çıkarılmaya çalışılır. Örneğin, sebze yemeğini sevmeyen, ancak tatlıyı çok seven bir çocuğa, sebze yedirmek için “Sebze yemeğini bitirdikten sonra, tatlı yiyebilirsin” denebilir. “Şu kadar yazı yazarsanız, teneffüse çıkabilirsiniz” şeklinde okulda da çok kullanılır.

90 Birincil Pekiştireçler  Birincil pekiştireçler, herhangi bir öğrenme yaşantısı olmaksızın bireyin davranışları üzerinde etkisi olan hava, su, yiyecek, içecek, sıcaklık, uyku, hareket gibi yaşamsal önem taşıyan uyaranlardır.

91  Eğitim ortamlarında birincil pekiştireçler, genellikle, küçük yaşlardaki ya da ileri derecede ve çok özürlü öğrencilerde kullanılmaktadır.  Bu tür pekiştireçlerin kullanım ilkeleri:

92  Öğretilen her bir beceri ya da davranış için etkililiği bilinen farklı birincil pekiştireçler kullanılır.  Kısa eğitim oturumlarında farklı birincil pekiştireçlerin kullanımına yer verilir.  Doyum oluştuğunda bunu ortadan kaldırmanın en uygun yolu, kullanılan birincil pekiştirecin alternatifini bularak onunla değiştirmektir.

93  Doğru tepkiler için verilen birincil pekiştireç miktarı olabildiğince düşük tutulabilir.  Doğru tepkiler için verilecek birincil pekiştireçler için öğrenciye seçenek sunma şeklinde bir düzenleme yapılabilir.

94  Öğrenci beceri ya da davranışta ustalaştıkça, her bir doğru tepki yerine birkaç doğru tepkide bir birincil pekiştireç verilmeye başlanabilir ve giderek pekiştirme seyrekleştirilebilir.

95  Pekiştireç seçimi yapılırken öğrencinin özellikleri ve özel durumu göz önünde tutulur.  Kullanılacak birincil pekiştireçler öğrenci için belirlenen hedef davranışın öğretimine doğal fırsatlar yaratacak şekilde belirlenebilir.

96 İkincil Pekiştireçler  İkincil pekiştireçler, bir etkili pekiştireç ile bir etkisiz uyaranın bir arada bulunmasıyla pekiştirici etki kazanmış uyaranlardır,  ikincil pekiştireçlerin eğitim ortamlarındaki yararları şöyle sıralanabilir:

97  a) doyuma ulaşmadan dolayı etki azalması olasılığının düşük olması,  b) kolay kontrol edilebilmesi,  c) değişik yaş gruplarına göre kolayca uyarlanabilmesi,  d) günlük etkinlikler içinde rahatlıkla yer verilebilmesi.

98 İkincil Pekiştireçler;  sosyal pekiştireçler,  nesnel pekiştireçler,  etkinlik pekiştireçleri ve  sembol pekiştireçler olmak üzere dört grupta toplanmaktadır.

99 PEKİŞTİRME TARİFELERİ  Pekiştirmenin etkili olabilmesi için, pekiştireçler, etkili bir pekiştirme tarifesine bağlı olarak sunulmalıdır.

100  Pekiştirme tarifesi, uygun davranışı izlemesi gereken pekiştirmenin zamanına, sıklığına ve miktarına ilişkin planlamanın önceden yapılması durumudur.

101  Pekiştirme, bir davranışın sayısı ve/veya süresi göz önünde bulundurularak sürekliden başlayarak hiç pekiştirmemeye doğru farklı şekillerde yapılabilmektedir.

102 Sürekli Pekiştirme Tarifesi  Sürekli pekiştirme, artırılması amaçlanan uygun davranışın her meydana gelişinin pekiştirilmesidir.

103 Aralıklı Pekiştirme Tarifesi  Sürekli pekiştirme ile hiç pekiştirmeme arasındaki uygulamalara aralıklı pekiştirme denilmektedir.  Aralıklı pekiştirme, uygun davranışın önceden belirlenen sayıda veya sürede oluşumunun pekiştirilmesi durumudur.

104 Oranlı Pekiştirme  Pekiştirme, hedef davranışın oluşum sıklığı göz önünde bulundurulanı yapılıyorsa, oranlı pekiştirme olarak adlandırılmaktadır.  Oranlı pekiştirme, sabit ve değişken oranlı olmak üzere iki şekilde uygulanmaktadır.

105  Sabit oranlı pekiştirme, uygun davranışın, önceden belirlenmiş olan sabit sayıda tekrarından sonra pekiştirilmesidir.  Değişken oranlı pekiştirme, uygun davranışın, ortalama bir sayı belirlenerek pekiştirilmesidir.

106 Zaman Aralıklı Pekiştirme  Pekiştirme, hedef davranışın oluşum süresi göz önünde bulundurularak yapılıyorsa, bu zaman aralıklı pekiştirme olarak adlandırılmaktadır.  Zaman aralıklı pekiştirme, sabit ve değişken olmak üzere iki şekilde uygulanmaktadır.

107  Sabit zaman aralıklı pekiştirme, hedef davranışın belirlenen zaman içinde oluşmasının pekiştirilmesidir.  Değişken zaman aralıklı pekiştirme, hedef davranışın belirlenen ortalama bir süre içinde oluşmasının pekiştirilmesidir.

108 PEKİŞTİRME İLKELERİ  Etkili pekiştireç belirleme, etkili pekiştirme uygulaması sürecinin ilk adımıdır.  Bireye uygun etkili pekiştireç belirlenmediğinde, davranış değiştirme programında basarı sağlanamaz.

109  Kullanılan pekiştireç çeşitleri ne olursa olsun, pekiştirmenin etkili olabilmesi için pekiştireçlerin bazı ilkelere uygun olarak sunulması gerekmektedir.  Bu amaçla, aşağıdaki ilkelere uyulması önerilmektedir:

110  Pekiştireç, kolayca doyuma yol açmayacak özellikte olmalıdır.  Pekiştireç, etkili bir pekiştirme tarifesine bağlı olarak sunulmalıdır.  Pekiştireç, bireyin özellikleriyle uyuşmalıdır.

111  Pekiştireç, uygulamacı tarafından kolay ulaşılır ve kolay uygulanır olmalıdır  Pekiştirecin niteliği ve niceliği, izlediği davranışın önemine uygun olmalıdır.  Tek düzeliği önlemek amacıyla, pekiştireçler çeşitlendirilmelidir.

112  Pekiştirilecek davranışın gerçekleşmesine zemin hazırlamak için ön uyaranlar kullanılarak, çocuğa hangi davranıştan sonra ne elde edeceği anımsatılmalıdır.


"09.09.2014 SINIF YÖNETİMİ. 09.09.2014 EĞİTİMDE SINIF YÖNETİMİ !" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları