Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

TÜRMOB - TESMER YENİ TEŞVİK SİSTEMİ ve MALİYE BAKANLIĞI’NCA VERİLEN GÜNCEL MUKTEZALAR ÇERÇEVESİNDE KURUMLAR VERGİSİNDE ÖZELLİKLİ KONULAR Bölüm 2 A. Murat.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "TÜRMOB - TESMER YENİ TEŞVİK SİSTEMİ ve MALİYE BAKANLIĞI’NCA VERİLEN GÜNCEL MUKTEZALAR ÇERÇEVESİNDE KURUMLAR VERGİSİNDE ÖZELLİKLİ KONULAR Bölüm 2 A. Murat."— Sunum transkripti:

1 TÜRMOB - TESMER YENİ TEŞVİK SİSTEMİ ve MALİYE BAKANLIĞI’NCA VERİLEN GÜNCEL MUKTEZALAR ÇERÇEVESİNDE KURUMLAR VERGİSİNDE ÖZELLİKLİ KONULAR Bölüm 2 A. Murat YILDIZ Yeminli Mali Müşavir

2 KURUM KAZANCININ TESPİTİ VE BEYANINA İLİŞİKİN GÜNCEL MUKTEZALAR 2

3 3 425 SIRA NO VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar inceleme neticesinde tanzim edecekleri raporlarda vergi kanunlarıyla ilgili kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ ve sirkülere aykırı hususlara yer veremeyecekler, dolayısıyla da bu düzenlemelere aykırı olarak tarhiyat öneremeyeceklerdir. Ancak, bu raporların intikal ettirildiği Merkezi Rapor Değerlendirme Komisyonu ile diğer rapor değerlendirme komisyonları, raporları değerlendirirken yukarıda zikredilen mevzuata ilave olarak Gelir İdaresi Başkanlığınca verilmiş olan özelgelere uygunluk kıstasını da tatbik edeceklerdir. Rapor değerlendirme komisyonları raporları özelgelere uygunluk yönünden değerlendirirken eleştiri konusu yapılan hususla ilgili olan ve Gelir İdaresi Başkanlığınca verilmiş özelgeleri dikkate alacak ve varsa adına rapor düzenlenen mükellefe verilmiş özelge ile sınırlı kalmayacaktır. Raporda, özelgede yer alan görüş aksine bir tenkit varsa rapor olumsuz değerlendirmeye konu edilecektir. Ayrıca, rapor değerlendirme komisyonunun dikkate alacağı özelgenin ilgili konuda Gelir İdaresi Başkanlığınca verilmiş en güncel özelge olması gerektiği tabiidir.

4 4 1- KAZANÇ OLUŞMASINA KARŞIN KURUMLAR VERGİSİ BEYANNAMESİNDE İNDİRİME KONU EDİLMEYEN GEÇMİŞ DÖNEM ZARARLARINIZIN DÜZELTME YOLU İLE İNDİRİME KONU EDİLİP EDİLEMEYECEĞİ İlgili hesap döneminde kazanç olmasına ve indirim konusu yapılabilecek geçmiş yıl zararı bulunmasına rağmen geçmiş yıl zararlarını dikkate almayan mükelleflerin, bu dönemi izleyen yıllarda söz konusu geçmiş yıl zararlarını mahsuba konu etmeleri mümkün değildir. Ayrıca, kazanç beyan edilen dönemde geçmiş yıl zararlarını mahsup etmeyerek bu hakkından vazgeçen mükelleflerin, kazanç beyan edilen dönem beyannamesini düzeltmeleri ve geçmiş yıl zararlarını indirim konusu yapmaları da söz konusu olmayacaktır. Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde örneğin, 2011 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde indirim imkanı olduğu halde kurum kazancından düşülmeyen 2009 ve 2010 yılı zarar tutarlarının, sonraki yıl beyannamelerinde indirim konusu yapılması mümkün olmayıp söz konusu zarar tutarının 2011 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin düzeltilmesi yoluyla da indirim konusu yapılması mümkün değildir. Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul VDB’nın 11/05/2011 tarih ve B.07.1.GİB KVK sayılı muktezası.

5 5 2- KAZANCIN % 5’İ İLE SINIRLI BAĞIŞ VE YARDIMLARDA ÜST SINIRIN HESAPLANMASI HK. Kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilecek bağış ve yardımların tutarı, o yıla ait kurum kazancının %5'i ile sınırlıdır. İndirilebilecek bağış ve yardım tutarının tespitinde esas alınan kurum kazancı, zarar mahsubu dahil giderler ile iştirak kazançları istisnası düşüldükten sonra, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki tutardır. [Ticari bilanço kârı -- (iştirak kazançları istisnası + geçmiş yıl zararları)] Bu hüküm ve açıklamalara göre; kurumlar vergisi beyannamesinde indirim konusu yapılacak olan bağış ve yardımlara ait üst sınırının hesaplanmasında ticari bilanço karının dikkate alınması gerekmektedir. Dolayısıyla Kurumlar vergisi beyannamesinde indirim konusu yapılacak bağış ve yardım tutarının hesabında kanunen kabul edilmeyen giderleri dikkate alınmayacaktır. Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul VDB’nın 03/05/2010 tarih ve B.07.1.GİB KVK sayılı muktezası.

6 6 3- SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞIŞLANACAK DEVLET HASTANESİ VEYA MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA BAĞIŞLANACAK OKUL İNŞAATI İÇİN YAPILACAK HARCAMALARIN HANGİ DÖNEM BEYANNAMESİ ÜZERİNDE İNDİRİM KONUSU YAPILACAĞI 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin " Bağış ve yardımlar" başlıklı bölümünde ayrıntılı açıklamalarda bulunulmuştur. Tebliğin " Bağış ve Yardımların Belgelendirilmesi" başlıklı bölümünün son paragrafında "Kamu kurum ve kuruluşları ile imzalanan protokol gereğince kamu arazisi üzerine okul yaptırılması halinde, söz konusu okul inşasına ilişkin olarak yapılan harcamalar, harcamanın yapıldığı yıla ilişkin kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilecektir." açıklamalarına yer verilmiştir. Tebliğin " " bölümünde yapılan açıklama kamu arazisi üzerine yaptırılan hastane inşasını da kapsamakta olup önemli olan husus inşa edilen tesisin kamu arazisi mi yoksa kendi arazisine mi yapıldığıdır. Zira, kendi arazisi üzerine inşa edilen tesisler için yapılan harcamalar, tesisin tamamlanıp ilgili kamu kurumuna teslim edildiği yılın kazancından indirilebilmektedir. Ancak, bağışın yapıldığı dönemde faaliyetinizin zararla sonuçlanmış olması veya kurum kazancınızın yetersiz olması durumunda indirilemeyen bağış tutarının daha sonraki yıllarda indirim konusu yapılması veya zarar olarak devretmesi mümkün değildir. Gelir İdaresi Başkanlığı BMVDB’nın 28/06/2011 tarih ve B.07.1.GİB KVK-6-52 sayılı muktezası.

7 7 Gelir İdaresi Başkanlığı Kocaeli VDB’nın 26/8/2011 tarih ve B.07.1.GİB KVK- 2010/ sayılı muktezası SAYILI KANUN KAPSAMINDA HAZİNE TARAFINDAN KARŞILANAN SİGORTA PRİMİ İŞVEREN HİSSESİ TUTARININ NE ŞEKİLDE DEĞERLENDİRİLECEĞİ VE MUHASEBELEŞTİRİLECEĞİ Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesine ilişkin Uygulama ve Denetim Yönetmeliğinin 11 inci maddesinde, "Sigorta primi desteği uygulaması" ile ilgili olarak açıklamalar yapılmıştır. Bu hüküm ve açıklamalara göre, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun geçici 2 nci maddesi uyarınca ücreti gelir vergisinden istisna olan personelin; bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretleri üzerinden hesaplanan ve Maliye Bakanlığı bütçesinden karşılanan sigorta primi işveren hissesinin yarısının, gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirilmeden takip edilmesi gerekmektedir.

8 8 5- TÜBİTAK TARAFINDAN HİBE OLARAK VERİLECEK DESTEK TUTARLARININ İLGİLİ YILIN KURUMLAR VERGİSİ BEYANNAME VERME SÜRESİ GEÇTİKTEN SONRA BELİRLENMESİ HALİNDE 5746 SAYILI KANUN UYGULAMASINDA AR-GE İNDİRİMİ UYGULAMASININ NASIL OLACAĞI Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde;  TÜBİTAK tarafından hibe olarak verilecek destek tutarlarının, verildiği tarihte özel bir fon hesabına alınması gerekmekte olup bu hesapta yer alan tutarların kurum kazancına dahil edilmemesi ve bu tutardan yapılan Ar-Ge harcamalarının da Ar-Ge indirimine konu edilmemesi gerekmektedir.  TÜBİTAK tarafından hibe olarak verilecek destek tutarlarının ilgili yılın kurumlar vergisi beyanname verme süresi geçmeden belirlenmesi halinde, hibe tutarını aşan Ar-Ge harcamalarının Ar-Ge indirimine konu edilmesi mümkün bulunmaktadır.  Hibe olarak verilecek destek tutarlarının ilgili yılın kurumlar vergisi beyanname verme süresi geçtikten sonra belirlenmesi halinde ise hibe tutarını aşan Ar-Ge harcamalarının ilgili dönemde Ar-Ge indirimine konu edilmemiş olması şartıyla, düzeltme beyannamesi verilerek Ar-Ge indirimine konu edilmesi mümkün olabilecektir.  Ar-Ge indirimine konu edilecek harcamaların Ar-Ge harcaması olması ve desteklenen Ar-Ge projesiyle ilgili olması gerektiği ise tabiidir. Gelir İdaresi Başkanlığı Eskişehir VDB’nın 02/05/2011 tarih ve B.07.1.GİB KVK sayılı muktezası.

9 9 6- TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGELERİNDE YAPILAN AR-GE FAALİYETİNE YÖNELİK ALINAN HİBELERİN VERGİLENDİRİLİP VERGİLENDİRİLMEYECEĞİ TUBİTAK'tan geri ödemesiz olarak alınan destek tutarının alındığı yılın kurum kazancına dahil edilmesi ve 4691 sayılı Kanunun geçici 2 inci maddesine istinaden de istisna edilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, yürütülen Ar-Ge projesi ile ilgili olarak yapılan ve aktifleştirilen harcamaların; söz konusu proje sonucunda gayri maddi bir hak elde edilememesi nedeniyle, projenin sona erdiği dönemde doğrudan gider yazılabilmesi mümkün bulunmaktadır. Ayrıca, istisna kazançlara ilişkin yapılan giderlerin veya oluşan zararların istisna dışı diğer faaliyetlere ilişkin kazançlardan indirilmesi mümkün değildir. Gelir İdaresi Başkanlığı Ankara VDB’nın 15/09/2010 tarih ve B.07.1.GİB KVK sayılı muktezası.

10 10 Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul VDB’nın 25/8/2011 tarih ve B.07.1.GİB KVK sayılı muktezası. 7- ISO 14001:2004 VE ISO 9001:2008 BELGELERİNİN ALINMASI SIRASINDA YAPILAN GİDERLERİNİN DESTEKLENMESİ İÇİN DESTEKLEME VE FİYAT İSTİKRAR FONUNDAN ALINAN TUTARIN VERGİLENDİRİLMESİ ISO 14001:2004 ve ISO 9001:2008 belgelerinin alınması sırasında mükellef kurumca yapılan harcamaların kurum kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün olup, Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan kuruma ödenen tutarlarında kurum kazancına dahil edilmesi gerekmektedir.

11 11 8- TÜRKİYE-AVRUPA BİRLİĞİ KATILIM ÖNCESİ YARDIMI ÇERÇEVESİNDE HİBE EDİLEN TUTARIN KURUMLAR VERGİSİNE TABİ OLUP OLMAYACAĞI 1 Sıra No.lu Türkiye-Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) Çerçeve Anlaşması Tebliğinin "4.5. Gelir ve Kurumlar Vergisi İstisnası ve Uygulaması" bölümünün alt başlığı olan " İstisnanın Uygulanması" başlıklı bölümünde; "... Buna göre, AT Sözleşmesi kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan veya Türkiye'de mukim olan gerçek kişiler ile Türkiye'de işyeri veya sabit yerleri olması kaydıyla tüzel kişilere AT Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmek üzere hibe şeklinde sağlanan tutarlar, Kurumlar Vergisi mükellefleri için de ticari kazancın bir unsuru olarak kurum kazancına dahil edilerek Kurumlar Vergisine tabi olacaktır.” açıklamaları yer almaktadır. Buna göre, Türkiye-Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) Çerçeve Anlaşması kapsamında sağlanan hibe tutarlarının, ticari kazancın bir unsuru olarak kurum kazancına dahil edilmesi gerekmektedir. Afyon Defterdarlığı’nın 20/09/2010 tarih ve B.07.4.DEF KVK.MUK sayılı muktezası.

12 12 9- KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI ÇERÇEVESİNDE ALINAN HİBENİN KURUM KAZANCININ TESPİTİNDE DİKKATE ALINIP ALINMAYACAĞI Kurumun ticari faaliyetiyle ilgili olarak "Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Çerçevesinde Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi Tebliği" kapsamında yapılan "V. Etap Ekonomik Yatırımlar" için hibe olarak aldığı destek tutarını kurum kazancının tespitinde gelir unsuru olarak dikkate alması gerekmektedir. Gelir İdaresi Başkanlığı Ankara VDB’nın 19/8/2011 tarih ve B.07.4.DEF KVK.MUK sayılı muktezası.

13 ŞİRKETİN ORTAĞI OLAN FİRMAYA TAAHHÜT EDİLEN İNŞAAT İŞİ DOLAYISIYLA ALINAN AVANSLARIN ÖRTÜLÜ SERMAYE HESABINDA DİKKATE ALINIP ALINMAYACAĞI Avanslar ise taahhüt edilen ancak henüz yapılmamış, gelecekte yapılacak mal ve hizmet teslimleri ile ilgili olarak peşin ödemelerdir. Diğer bir ifadeyle, avanslar istihkak alacağından mahsup edilmek üzere yükleniciye ödenen ve finansman imkanı sağlayan borç nitelikli ödemelerdir. Bu itibarla, şirketinizin ilişkili kişisi sayılan firmaya alt yüklenici olarak yapacağınız inşaat işinde kullanmanız amacıyla, işe başlanmadan önce avans olarak ödenecek bedeller, istihkak bedeli olarak kabul edilmediğinden, bu işiniz dolayısıyla şirketinize ödenecek söz konusu avansların örtülü sermaye hesabında dikkate alınması gerekmektedir. Öte yandan, alt yüklenici olarak yapımını taahhüt ettiğiniz inşaat işinin bitirdiğiniz kısmına ilişkin olarak şirketinize ödenecek bedeller istihkak bedeli olacağından, bu istihkak bedellerinin örtülü sermaye hesabında dikkate alınmayacağı tabiidir. Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul VDB’nın 02/05/2011 tarih ve B.07.1.GİB KVK sayılı muktezası.

14 YÖNETİM KURULU ÜYESİ OLAN ŞİRKET ORTAKLARININ SOSYAL GÜVENLİK PRİMLERİNİN KURUM KAZANCININ TESPİTİNDE GİDER OLARAK İNDİRİLİP İNDİRİLEMEYECEĞİ 5510 sayılı Kanun gereğince ödenen sosyal güvenlik primlerinin yıllık gelirden veya kurum kazancından indirilmesi mümkün bulunmaktadır. Ancak, anonim şirketlerin kurucu ortakları adına anılan Kanun çerçevesinde ödenen sosyal güvenlik primleri, anonim şirkete ortaklık nedeniyle elde ettikleri menkul sermaye iratlarının beyanında yıllık gelirden indirilebileceğinden, söz konusu sosyal güvenlik primlerinin kurum kazancının tespitinde ayrıca gider olarak dikkate alınabilmesi mümkün değildir. Öte yandan, anonim şirketin ortak statüsünde bulunmayan ve ücret geliri elde eden yönetim kurulu üyeleri ve çalışanları adına ödenen sosyal güvenlik primleri ise ödenmiş olmak şartıyla kurum kazancının tespitinde dikkate alınabilecektir. Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul VDB’nın 01/07/2010 tarih ve B.07.1.GİB KVK sayılı muktezası.

15 15 Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir VDB’nın 23/02/2012 tarih B.07.1.GİB sayılı muktezası. 12- ŞİRKET ORTAKLARINA ÖDENEN ÜCRETLERİN KURUM KAZANCININ TESPİTİNDE GİDER OLARAK İNDİRİLİP İNDİRİLEMEYECEĞİ HK. Kurumların kendi ortakları ilişkili kişiler arasında sayıldığından, şirket ortaklarına hizmetleri karşılığı olmak kaydıyla emsaline uygun olarak ödeyeceğiniz ücretin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır. Ancak, şirketiniz tarafından ortaklarınıza emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak ücret ödenmesi halinde Kurumlar Vergisi Kanununun transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtılması hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı ve emsaline göre fazla ödenen tutarın kurum kazancınızın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılmayacağı tabiidir.

16 ALICININ, SATICI ADINA TAPU MASRAFI VE ALIM SATIM VERGİSİNİ ÖDEDİĞİ DURUMLARDA, ALICI ŞİRKETİN, YAPILAN BU MASRAFLARI MATRAHIN TESPİTİNDE GİDER OLARAK DİKKATE ALIP ALAMAYACAĞI Ticari kazancın tespitinde dikkate alınacak giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için giderlerin tevsike esas belgelerle belgelendirilmesi ve bu belgelerin mükellef adına düzenlenmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Mükellef ve Vergi Sorumlusu" başlıklı 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukavelelerin vergi dairesini bağlamayacağı hükmü yer almaktadır. Bu hükümlere göre, kurum adına satın alınan taşınmaz için kurum tarafından satıcı adına ödenen ve ödeme belgeleri satıcı adına düzenlenen harç tutarlarının safi kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir. Gelir İdaresi Başkanlığı Antalya VDB’nın 26/8/2011 tarih ve B.07.1.GİB KVK.ÖZ sayılı muktezası.

17 EĞİTİM-ÖĞRETİM KAZANÇ İSTİSNASINDAN FAYDALANACAK ŞİRKETİN İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ ORANINDAN YARARLANIP YARARLANAMAYACAĞI VE İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ TEŞVİKİNİN UYGULANMASINA NE ZAMAN BAŞLANILACAĞI Yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılan okul için kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren indirimli kurumlar vergisinden yararlanması mümkün olup okulun faaliyete geçtiği eğitim-öğretim döneminde eğitim-öğretim kazancı istisnasından faydalanması halinde kurumlar vergisi matrahı doğmayacağından, söz konusu istisnanın uygulanacağı beş vergilendirme dönemini izleyen dönemlerde indirimli kurumlar vergisi teşvikinden faydalanabileceği tabiidir. Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul VDB’nın 09/09/2011 tarih ve B.07.1.GİB KVK 32/A-1561 sayılı muktezası.

18 ANA ÜRÜNÜN YANINDA BEDELSİZ OLARAK VERİLEN ÜRÜNLERİN MALİYET BEDELLERİNİN GİDER YAZILIP YAZILMAYACAĞI Promosyon kampanyalarının düzenlenmesindeki amaç; ürün satışının, dolayısıyla işletmenin ticari kazancının artırılmasıdır. Bu nedenle, promosyon amaçlı bedelsiz verilen malın, satışların artırılması amacıyla yapılan pazarlama harcaması niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. İşletme ile ilgili pazarlama harcamaları ise genel gider niteliğindedir. Ancak, promosyon amaçlı bedelsiz verilen malın kurum kazancının tespitinde gider olarak değerlendirilebilmesi için, işin ehemmiyet ve genişliği ile orantılı olmasının gerekeceği tabiidir. Buna göre, yapılacak promosyon faaliyeti kapsamında ana ürünün satışının artırılması amacıyla, ana ürünün yanında bayilere bedelsiz teslim edilen diğer ürünlerin alış bedellerinin, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin (1) numaralı bendi kapsamında gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığı BMVDB’nın 28/06/2011 tarih ve B.07.1.GİB KVK-6-52 sayılı muktezası.

19 16- ECRİMİSİL ÖDEMESİNİN GİDER YAZILIP YAZILAMAYACAĞI tarih ve sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin" "Tanımlar" başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde; "Ecrimisil: Hazine taşınmazının, İdarenin izni dışında gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle, İdarenin bir zarara uğrayıp uğramadığına veya işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın İdarece talep edilen tazminattır." hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm ve açıklamalara göre, Hazineye ait arsanın tarafınızca kullanılması yoluyla sağlanmış olan menfaatin parasal karşılığı olarak tahakkuk ettirilen ve anılan Yönetmelikte her ne kadar tazminat olarak tanımlanmışsa da kira ödemesi niteliği taşıyan ecrimisil ödemelerinin kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır. Öte yandan, ecrimisil bedeline ilişkin Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun hükümlerine göre ödenen gecikme zammının kurum kazancınızın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılamayacağı tabiidir. Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul VDB’nın 07/09/2011 tarih ve B.07.1.GİB GVK sayılı muktezası.

20 ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA BAĞLI OLARAK BELİRLİ TARİFE ÜZERİNDEN VERİLEN YAPI DENETİM HİZMETİNİN, TARİFENİN ALTINDA BİR BEDELLE VERİLMESİ DURUMUNDA YAPILACAK VERGİLENDİRME İŞLEMLERİ 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3/B maddesinde ise, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu hükme bağlanmıştır. Buna göre, yapı denetim firmalarınca verilen yapı denetim hizmetlerinin ilgili mevzuatta yer alan ücret tarifesinden daha düşük bedelle verilmesi halinde, gelir vergisi ve kurumlar vergisi uygulaması bakımından esas alınacak bedel, bu hizmetin karşılığını teşkil eden gerçek bedel olacaktır. Ancak, hasılat olarak gösterilen ve kurum kazancına dahil edilen söz konusu bedelin emsallere uygun olacağı ve kanaat verici vesikalarla tevsik edilmesi gerekeceği de tabiidir. Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul VDB’nın 15/11/2011 tarih ve B.07.1.GİB KVK sayılı muktezası.

21 TAŞINMAZ TİCARETİ İLE UĞRAŞAN ŞİRKETİN TAŞINMAZ SATIŞ KAZANCI İSTİSNASINDAN YARARLANAMAMASI Şirketin ana faaliyet konuları arasında taşınmaz ticareti ve kiralanması faaliyetinin bulunması halinde, (faaliyetin yürütülmesine tahsis edilen taşınmazın satışı hariç) taşınmaz satışından elde edilen kazancın Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığı Ankara VDB’nın 04/05/2010 tarih B.07.1.GİB KVK sayılı muktezası.

22 ŞİRKETE AİT FABRİKA BİNASININ SATIŞINDAN DOĞAN KAZANCIN KURUMLAR VERGİSİ İSTİSNASI VE YENİLEME FONU Fabrika binasının satışı neticesinde ortaya çıkan kârın, proje çalışmalarına başlanılan ve şirket yönetimi tarafından da onaylanan yeni yatırım giderlerinin karşılanması amacına yönelik olarak yenileme fonuna aktarılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak yeni bir fabrika binasının iktisabı amacıyla, mevcut fabrika binasının satışından elde edilen kârın anılan Kanun hükmü kapsamında pasifte oluşturulacak bir hesapta üç yıl süreyle izlenmesi mümkündür. Diğer taraftan, şirkete ait fabrika binasının satışından elde edilecek kazancın 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5-1/e maddesi çerçevesinde istisnaya konu edilmesi ve istisna dışında kalan % 25'lik kısmının ise yeni bir fabrika binasının iktisap edilmesi amacıyla yenileme fonuna aktarılması mümkün bulunmaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir VDB’nın 09/12/2011 tarih B.07.1.GİB sayılı muktezası.

23 HASILAT PAYLAŞIM SÖZLEŞMESİNE İSTİNADEN DEVREDİLEN TAŞINMAZLARDA % 75 İSTİSNA UYGULAMASININ MÜMKÜN OLUP OLMADIĞI Şirket aktifinde iki tam yıldan uzun süredir kayıtlı bulunan ve üzerinde şirketin üretim tesisleri bulunan arsayı "hasılat paylaşımı" modeliyle, bir inşaat şirketine satılması, bu modelde şirket adına inşaat ruhsatı alınacağı ve bağımsız bölümlerin kat irtifakının kurulacağı, kat irtifaklarının nihai alıcıya her bir satışta ayrı ayrı olmak üzere tapu devirlerinin şirket tarafından yapılacağı, tapu devirleri sonrasında inşaat şirketine hasılat paylaşımına göre arsa faturası kesileceği belirtilmiştir. Bu durumda, her ne kadar firmanızca yapılan arsa tesliminde inşaa edilen bağımsız bölümler yerine bunların satışından elde edilen hasılattan pay alınmış olsa da, aslında yapılan işin arsa karşılığı inşaat olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, arsa satışında uygulayacağınız hasılat paylaşımı modeliyle, taşınmaz ticareti yapmış olacağınızdan, bu satış nedeniyle oluşacak kazanca, Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan istisnanın uygulanması mümkün değildir. Gelir İdaresi Başkanlığı Büyük Mükellefler VDB’nın 18/04/2012 tarih B.07.1.GİB KVK-5/1-e-102 sayılı muktezası.

24 EĞİTİM KURUMLARINDA PEŞİN ALINAN BEDELLERİN VERGİSEL BOYUTU Özel okullarda ve özel dershanelerde verilecek hizmetlerde hizmet bedelinin tamamının veya bir kısmının hizmet ifa edilmeden önce tahsil edilmesi halinde, eğitim dönemi başlamadan önce peşin olarak alınan eğitim ücreti avans niteliğindedir. Bu nedenle fatura düzenlenmek suretiyle peşin alınan eğitim ücretinin dönemsellik ilkesi gereği ilgili olduğu hesap döneminde gelir olarak dikkate alınması gerekmektedir. Vergilendirilme dönemleri itibari ile geçici vergiye tabi kazançların belirlenmesinde de aynı esaslar cari olup dönemsellik ilkesine uyulması gerekmektedir Öte yandan, toplam hizmet bedeli eğitim döneminin bitişinde alınsa dahi, hizmet ifasının gerçekleştiği vergilendirme dönemlerine isabet eden tutarın ilgili olduğu dönemde beyan edilmesi gerekmekte olup, hizmet bedelinin tamamının eğitim dönemi sonunda beyan edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Eğitim hizmetleri genellikle bir eğitim döneminde tamamlanmaktadır. Buna göre, kayıt yaptıran öğrencilerden peşin olarak alınan eğitim ücreti, faaliyette bulunulan eğitim döneminde aylara bölünmek suretiyle ilgili olduğu hesap dönemlerinde gelir kaydedilecektir. Gelir İdaresi Başkanlığı Denizli VDB’nın 17/08/2012 tarih B.07.1.GİB [ /9]-477 sayılı muktezası.

25 ŞİRKETLERİN AKTİFİNDE YER ALAN VE EKONOMİK ÖMRÜNÜ TAMAMLAMIŞ OLAN BİLGİSAYAR, YAZICI, FAKS VE FOTOKOPİ GİBİ HURDA NİTELİĞİNDEKİ DEMİRBAŞLARI SABİT KIYMETLERDEN ÇIKARMAK AMACIYLA BU TÜR ELEKTRONİK ATIKLARI TOPLAYAN ÖZEL ŞİRKETLERE MAKBUZ KARŞILIĞINDA BAĞIŞLANMASI DURUMUNDA İZLENECEK YOL Son kullanım tarihi geçmiş, hasar görmüş, miadı dolmuş, bozulmuş, ekonomik değerini kaybetmiş emtianın takdir komisyonunca takdir edilecek emsal bedeli ile maliyet bedeli arasındaki tutarının stok maliyetinden indirilerek dönem kazancının tespitinde gider olarak yazılması mümkündür. Öte yandan faydalı ömrünü tamamlamış bir iktisadi kıymetin değerinin amortisman yoluyla itfa edilmiş olması ve kanuni defter kayıtlarında iz bedeli ile takip ediliyor olması durumunda ise bu kıymetin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının düzenlemeleri çerçevesinde elektronik atık toplamaya yetkili kurumlara teslimi aşamasında emsal bedel tespitine gerek bulunmamaktadır. Ayrıca söz konusu iktisadi kıymetlerin belirtildiği şekilde teslimine ilişkin olarak ilgili mevzuata göre düzenlenmesi gereken belgelerin Vergi Usul Kanununun muhafaza ve ibraz ile ilgili hükümlerine göre saklanılması gerekmektedir. Gelir İdaresi Başkanlığı Ankara VDB’nın 14/08/2012 tarih B.07.1.GİB [6-11/2]- 838 sayılı muktezası.

26 İŞ KAZALARI SONUCUNDA ÖDENEN TAZMİNATLARIN GİDER YAZILIP YAZILAMAYACAĞI Ödenen tazminatın gider yazılabilmesi için işle ilgili olması ve sözleşmeye, ilama veya kanun emrine göre yapılması şarttır. İşle ilgili olmayan veya işle ilgili olsa dahi kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının şahsi kusuru nedeniyle ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar gider yazılamaz. Yukarıdaki hüküm ve açıklamalara göre, meydana gelen iş kazaları sonucunda;  Kaza geçiren iş görene veya bunun varislerine şirketinizin kusurundan dolayı mahkeme kararına göre ödenen tazminatlar ve faizleri ile  Gerek bir iş akdi veya toplu iş sözleşmesi hükümlerine istinaden anlaşmak suretiyle, gerek hiçbir akde veya sözleşmeye bağlı olmaksızın doğrudan sulh yoluyla ödenen tazminatlar Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacaktır. Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir VDB’nın 23/02/2012 tarih B.07.1.GİB sayılı muktezası.

27 İŞ KAZASINDA ÖLEN İŞÇİNİN VARİSLERİNE ÖDENEN TUTARLARIN SAFİ KURUM KAZANCININ TESPİTİNDE GİDER OLARAK YAZILIP YAZILAMAYACAĞI 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde, sözleşmede ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanların suçlarından doğan maddi ve manevi zarar tazminat giderlerinin gider olarak kabul edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Kurum bünyesinde çalışan işçinin ölümü nedeniyle herhangi bir mahkeme ilamı da olmaksızın işçinin varislerine ödenmiş olan tazminatların Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca, safi kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir. Gelir İdaresi Başkanlığı Afyon VDB’nın 19/8/2011 tarih ve B.07.4.DEF KVK.MUK sayılı muktezası.

28 İŞE İADE TAZMİNATI İLE KARARIN KESİNLEŞMESİNE KADAR İSÇİNİN ÇALIŞTIRILMADIĞI SÜRE İÇİN YAPILAN ÖDEMELERİN GİDER YAZILIP YAZILMAYACAĞI Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir VDB’nın 23/12/2011 tarih B.07.1.GİB sayılı muktezası. İşe başlatmama tazminatlarının vergilendirilmesinde istisna uygulamasına ilişkin açıklamalara 272 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer verilmiştir. Buna göre, iş sözleşmesi feshinin geçersizliğine karar veren mahkeme kararında belirlediği, işçinin işe başlatılmaması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesi uyarınca işverenlerce işçilere ödenen işe başlatmama tazminatları damga vergisi hariç gelir vergisinden istisna edilmiştir. İstisna kapsamındaki tutar, iş sözleşmesi feshinin geçersizliğine karar veren mahkeme kararında belirlediği işçinin işe başlatılmaması nedeniyle ödenecek tazminat miktarı ile sınırlıdır Öte yandan, 4857 sayılı İş Kanununun "Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları" başlıklı 21 inci maddesinde; "İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

29 29 Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.” hükmüne yer verilmiştir Yukarıda yer alan hükümlere göre, iş sözleşmesinin feshedilmesi işleminin geçersizliğine hükmeden mahkeme kararında işe başlatılmama hali için belirlenen işe iade tazminatlarının ve mahkeme masraflarının Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi kapsamında; 4 aylık ücret ödemelerinin ise aynı maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi kapsamında kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır. Öte yandan, işe iade tazminatlarının Gelir Vergisi Kanununun 25 inci maddesi hükmü uyarınca gelir vergisinden istisna edilmesi ve çalışanın işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının ise ücret olarak gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.

30 İŞÇİ ÜCRETLERİ İÇİN 5084 SAYILI KANUNDA YER ALAN GELİR VERGİSİ STOPAJI TEŞVİKİNDEN FAYDALANMA SÜRESİ DOLDUĞUNDAN BU TEŞVİKTEN YARARLANILMASININ MÜMKÜN OLAMAYACAĞI : Bilindiği üzere, 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin (h) bendinde; "Bu Kanunun 3, 4 ve 6 ncı maddelerinde yer alan destek ve teşvikler, bu maddelerde belirtilen sürelere bakılmaksızın Kanun kapsamına giren illerdeki yeni yatırımlardan; 31/12/2007 tarihine kadar tamamlananlar için münhasıran 4 üncü maddenin uygulaması açısından 31/12/2012 tarihine kadar, 31/12/2007 tarihine kadar tamamlananlar için 5 yıl, 31/12/2008 tarihine kadar tamamlananlar için 4 yıl, 31/12/2009 tarihine kadar tamamlananlar için 3 yıl süreyle uygulanır." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Bu çerçevede, anılan Kanunda yer alan gelir vergisi stopajı teşvikinden faydalanma süresi dolduğundan söz konusu Sirküler ile yapılan açıklamalar kapsamında gelir vergisi stopaj teşvikinden yararlanılması mümkün değildir. Batman Defterdarlığı'nın tarih ve B.07.4.DEF SAYILI YASA-54 sayılı özelgesi.

31 SERMAYE AZALTIMI İŞLEMLERİNİNİN VERGİSEL BOYUTU Şirketlerce yapılacak sermaye azaltımı işlemlerinde; öncelikle sermayeye eklenmiş olan enflasyon düzeltmesi farklarının, yeniden değerleme değer artış fonunun, maddi duran varlıklar yeniden değerleme artış fonunun, iştirakler yeniden değerleme artışlarının ve maliyet artış fonunun, daha sonra gayrimenkul satış kazancı ile diğer istisna kazançlardan kaynaklanan ve geçmiş yıl kârlarının işletmeden çekildiğinin kabulü gerekmekte olup azaltılan sermaye tutarı bunların toplam tutarından fazla ise fazlalığın, şirket ortakları tarafından nakit olarak konulan sermayeden kaynaklandığı kabul edilecektir. Bu açıklamalar çerçevesinde; 1- Ödenmiş sermayenin yeniden değerleme artış fonlarının sermayeye ilave edilmesinden kaynaklanan kısmının sermaye azaltımına konu edilmesi halinde, sermaye azaltımına konu edilen tutar üzerinden Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin Mülga "Yeniden Değerleme" başlıklı bölümünün birinci fıkrası uyarınca kurumlar vergisi ve kâr payı dağıtımına bağlı vergi kesintisi hesaplanarak ödenmesi ancak sermayeye ilave edilen yeniden değerleme artış fonlarının geçmiş yıl veya cari dönem zararlarına mahsubunda nakden veya hesaben bir ödeme bulunmadığından kâr payı dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılmaması gerekmektedir.

32 32 2- Daha önce sermayeye eklenmiş olan enflasyon düzeltme farklarının, sermaye azaltımına gidilmesi nedeniyle işletmeden çekilmiş sayılması ve işletmeden çekilen bu tutarların öncelikle kurumlar vergisine, vergi sonrası dağıtılan kazancın da kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisine tabi tutulması gerekmektedir. 3/a- Ödenmiş sermayenin kurumlar vergisinden istisna edilen ve sermayeye ilave edilen gayrimenkul satış kazancından kaynaklanan kısmının sermaye azaltımına konu edilmesi halinde, söz konusu kazancın sermaye hesabında kalması için aranılan yasal süre olan beş yıllık sürenin dolmasından sonra yapılması halinde, sermaye azaltımı yoluyla işletmeden çekilen bu tutar için kurumlar vergisi hesaplanmayacak, ancak kar dağıtımına bağlı vergi kesintisine tabi tutulacak, ancak geçmiş yıl veya cari dönem zararlarına mahsubu nedeniyle de vergi kesintisi yapılmayacaktır. 3/b- Sermaye azaltımının Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında istisna edilen kazançtan (beş yıllık süre içinde) karşılanması halinde, istisna kazanç işletmeden çekilmiş sayılacağından, istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin ziyaa uğramış sayılarak Vergi Usul Kanunu uyarınca vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecek ve kar dağıtımı hükümleri çerçevesinde ortakların statüsüne göre vergi kesintisi yapılacaktır.

33 33 4- Ödenmiş sermayenin yasal veya olağanüstü yedek akçenin sermayeye ilave edilmesinden kaynaklanan kısmının öncelikle kurumlar vergisine ve kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisine tabi tutulması, yedeklerin geçmiş yıl veya cari dönem zararlarına mahsubu suretiyle sermaye azaltımına konu edilmesi halinde ise kâr payı dağıtımı olarak değerlendirilmeyeceğinden vergi kesintisi yapılmaması gerekmektedir. 5- Daha önceki yıllarda şirket sermayesine eklenen geçmiş yıl karlarının sermaye azaltımı dolayısıyla ortaklara dağıtılması durumunda kar dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılacaktır. 6- Sermaye azaltımının, ortaklar tarafından nakden veya aynen yapılan ödemelerden karşılanması halinde, ortakların esas olarak işletmeye koydukları sermayeyi Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde geri almış olmaları nedeniyle mükellefiyet statüsüne bakılmaksızın vergilendirme işlemi yapılmayacaktır. Şirket ortakları tarafından nakden veya aynen konulan sermaye ticari kazancın bir unsuru olmadığından, sermaye azaltımına konu edilen tutar üzerinden vergi kesintisi de yapılmayacaktır.  Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul VDB’nın 05/12/2012 tarih [9-2012/ 58]-3132 sayılı muktezası.  Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir VDB’nın 17/08/2012 tarih B.07.1.GİB sayılı muktezası.  Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir VDB’nın 08/08/2012 tarih B.07.1.GİB sayılı muktezası.

34 SAYILI KANUN KAPSAMINDA KAYDA ALINAN EMTİA İÇİN AYRILAN KARŞILIĞIN ORTAKLARA DAĞITILMASI VE ORTAKLAR TARAFINDAN BEYAN EDİLİP EDİLMEYECEĞİ 6111 sayılı Kanunun "İşletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, techizat ve demirbaşlar" başlıklı 10 uncu maddesinde; “………. (2) Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, birinci fıkra hükümleri uyarınca aktiflerine kaydettikleri emtia için ayrı, makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrı olmak üzere özel karşılık hesabı açarlar. Emtia için ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi halinde sermayenin unsuru sayılır ve vergilendirilmez. Makine, teçhizat ve demirbaşlar envantere kaydedilir ve ayrılan karşılık birikmiş amortisman addolunur. İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise söz konusu emtiayı defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak kaydederler...." hükmüne yer verilmiştir. Bu çerçevede, şirketinizin 6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesine istinaden stok artışı beyanında bulunduğu emtia için karşılık hesabına kaydettiği tutarlar sermayenin unsuru sayıldığından, bu tutarların ortaklara dağıtılması halinde gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır. Diğer yandan anılan tutarlar şirket ortakları tarafından da ayrıca gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmeyecektir. Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir VDB’nın 21/09/2012 tarih B.07.1.GİB sayılı muktezası.

35 ŞİRKET BİLANÇOSUNA KAYITLI DURAN VARLIKLARIN PİYASA DEĞERİ İLE DEĞERLEMESİ SONUCUNDA OLUŞAN ARTIŞIN ÖZEL FON HESABINA ALINIP ALINAMAYACAĞI Uygulamada şirketler bilançolarının gerçeği yansıtması, kredibilitelerini yükseltmek ve ihalelere girebilmek için gerekli rasyo değerlerini tutturabilmek gibi amaçlarla zaman zaman envanterlerine kayıtlı arsa, arazi ve bina gibi duran varlıklarının piyasa değerlerini bilirkişi marifetiyle yargı organlarına ya da yetkili değerleme şirketlerine değerletmek suretiyle değerleme sonucunda tespit edilen değer ile muhasebe kayıtlarında yer alan değer arasında doğan olumlu farkı özel fon hesabına kaydetmek yolunu seçmektedirler. Konuya ilişkin olarak Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul VDB’nca verilen 25/8/2011 tarih ve B.07.1.GİB sayılı muktezada özetle bu işlemin mümkün olamayacağı aşağıdaki şekilde gerekçelendirilmiştir. “5024 sayılı Kanunla getirilen ve Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298'inci maddesinde yer alan enflasyon düzeltmesi işlemi ile yeniden değerleme müessesesi kaldırılmış olup, kanun maddesinde yer alan şartları haiz mükellefler enflasyon düzeltmesi haricinde başka bir değerleme işlemi yapamayacaklardır. Bu nedenle, aktife kayıtlı bulunan fabrika binasının bilanço değerine herhangi bir şekilde yeniden değerleme yaptırılması halinde bu işlemin vergi usul mevzuatı açısından değerleme işlemi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Öte yandan, bilançonun aktifinde yer alan fabrika binasının değerinin Asliye Ticaret Mahkemesi veya gayrimenkul değerleme şirketlerince vb. şekilde yeniden tespit edilmesi halinde ortaya çıkan farkların bilançonun dipnotlarında sadece bilgi amaçlı gösterilmesi mümkün bulunmaktadır. Yukarıdaki açıklamalara göre, iktisadi işletmelere dahil gayrimenkullerin maliyet bedeli ile değerlenmesi esas olup, piyasa fiyatıyla değerleme yapılamayacağından, değerleme sonucu sermayeye ilavesi gereken bir fonun ortaya çıkması da söz konusu olamayacaktır.”

36 SERMAYE TAMAMLAMA VEYA ZARAR TELAFİ FONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Yeni TTK’nın 376’ncı maddesinde yapılan düzenleme ile sermayenin tamamlanması ile kastedilen husus, maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, sermayenin;  Azaltılan sermaye kadar veya ondan fazla sermaye artırımı yapılması,  Bilanço açıklarının pay sahiplerinin tümünce veya bazı pay sahipleri tarafından kapatılması,  Bazı alacaklıların alacaklarını silmesi kastedilmektedir. Ancak Maliye Bakanlığı iştirak edilen şirkete yapılan sermaye tamamlama fonu ödemelerinin ödendiği iştirakçe gelir yazılarak vergilendirilmesi görüşündedir.. Bu çerçevede, sermaye tamamlama fonu adı altında ödenen tutarlar, kurucu ortağı olduğunuz iştirakiniz tarafından Türk Ticaret Kanunu hükümleri kapsamında sermayeye ilave edilmediğinden, söz konusu tutarların iştiraklerin maliyet bedeline eklenmesi de mümkün değildir. Sermaye tamamlama fonunun ödendiği iştirakin ise söz konusu tutarların sermayeye ilave edilmemesi ve vergi mevzuatında bir istisna hükmü bulunmaması nedeniyle, bu tutarları kurum kazancına dâhil etmesi gerekmektedir. Ayrıca, şirketiniz tarafından sermaye tamamlama fonu adı altında iştirakinize ödenen tutarlar, Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı ve Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde sayılan giderler kapsamına da girmediğinden, gider yazılması veya zarar olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır. (Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nca verilen 01/06/2012 tarih ve B.07.1.GİB sayılı ile mukteza.)


"TÜRMOB - TESMER YENİ TEŞVİK SİSTEMİ ve MALİYE BAKANLIĞI’NCA VERİLEN GÜNCEL MUKTEZALAR ÇERÇEVESİNDE KURUMLAR VERGİSİNDE ÖZELLİKLİ KONULAR Bölüm 2 A. Murat." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları