Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

SUNUM. TÜRK TİPİ YÖNETİM Yabancı toplumların bizi kendilerinden ayırmak için kullandıkları bir söylemi uzun yıllar biz de çok benimsedik ve bunu çoğunlukla.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "SUNUM. TÜRK TİPİ YÖNETİM Yabancı toplumların bizi kendilerinden ayırmak için kullandıkları bir söylemi uzun yıllar biz de çok benimsedik ve bunu çoğunlukla."— Sunum transkripti:

1 SUNUM

2 TÜRK TİPİ YÖNETİM

3 Yabancı toplumların bizi kendilerinden ayırmak için kullandıkları bir söylemi uzun yıllar biz de çok benimsedik ve bunu çoğunlukla birbirimizi aşağılamak için kullandık; “Alla Turca- Alaturka”. Alaturka, bize özgülüğü, Türk’e özgünlüğü ifade eden bir yaşam, düşünüş ve davranış şeklini tarif eder. İş ve sosyal yaşamımızda alaturkalık karşımıza plansızlık, geleceği düşünmeme, günü yaşama, kolaycılık, taklitçilik, laubalilik, disiplinsizlik, rasgelecilik olarak çıkıyor.

4 Fakat değişiyor ve dönüşüyoruz ve artık bizler kendi içimizde bazı şeyleri tanımlar ve sıfatlandırırken bizim dışımızda geri kalmışlığı alaturkalık olarak tanımlıyor ve başkalarını küçümsüyoruz. Sosyal yaşamımızda alaturkalık, hızla yerini modern düşünüş ve davranışa bırakıyor. İş yaşamımızda da aynı değişim ve dönüşüm söz konusu, fakat hızı yeterli değil. Daha hızlı ve daha etkin bir değişime ve dönüşüme ihtiyacımız var. Genel olarak “Türk Tipi Yönetim”in ve yöneticilerin olumsuz sayılabilecek özelliklerine baktığımız zaman şunları görüyoruz:

5 -Hızlı başlayıp, daha sonra işi yavaşlatma eğilimindeyiz. -Statükocuyuz, yeniliğe dirençliyiz. Değişimi sevmiyor, çekiniyor hatta korkuyoruz. -Amaç ve hedeflerimiz net değil, ya da yok. -Eleştirilmeyi hiç sevmiyor, fakat sık sık olumsuz şekilde yapıyoruz. -Kısa vadeli çözüm ve yaklaşımları tercih ediyoruz. -Uzmanlıktan çok, çevredekilere göre karar alıyoruz. -Merkeziyetçi ve mevzuatçıyız. -Çekingeniz. İletişimden anladığımız sadece konuşmak, dinlemeyi bilmiyoruz. -Anlaşılamayanın, yanlış anlaşılanın hep biz olduğumuzu ve karşımızdakilerin bizi anlamadıklarını düşünüyoruz. -Kolay vazgeçiyoruz.

6 -Çekişmeyi, itişip kakışmayı seviyoruz. -Sorgulayıcı değil, pasifist davranıyoruz. -Kurallara göre oynamak yerine, kuralları kendimize uydurmaya çalışıyoruz. -İlke ve değerlere önem vermeden tutarsızlığı benimsiyoruz. -İşbirliğine çok açık değiliz Birbirimizi, başkalarının başarısını çekemiyoruz. -Söylemiyor, söyleniyoruz; dedikodu yapmayı seviyoruz. -Araçlarla, amaçlarımızı birbirine karıştırıyoruz. -Duygusal bir toplumuz, fakat duygularımızı yönetemiyoruz. -“Biz” yerine, “Ben”leri daha öne çıkarıyoruz. -“Nasıl olur?” sorusu yerine, “Neden olmaz?” sorusuna cevaplar arıyoruz.

7 - Bilgiyi saklıyor, paylaşmıyoruz. - Unvana, pozisyona, rütbeye, diplomaya çok önem veriyoruz. - Hatalara karşı savunmacı bir yaklaşım içinde direnç gösteriyoruz. - Öğrenmeyi okulla sınırlı görüyoruz. - Zamanımızı organize edemiyor, organize olamıyoruz. - Takip ve taklit etmeyi, çoğunlukla edilmeye tercih ediyoruz. - Kişiliklerle işi birbirinden ayrılmaz bir parça olarak görüyoruz. - Özgüven eksikliğimiz var. Hatalarda sorumlu arıyor, mutlaka birini buluyor ve kelleleri uçuruyoruz. - Yaratıcı düşünceyi yeterince desteklemiyor, olanak yaratmıyoruz. - Olumludan çok, olumsuzluklara odaklanıyoruz.

8 -Stratejik düşünmeyi bilmiyor, günü kurtarmaya çalışıyoruz. -Mazeret ve bahane üretmede üstümüze yok. -Planlı ve sistemli çalışmaya alışık değiliz, yönteme inanmıyoruz. -Yaşadıklarımızdan ders almayı bilmiyoruz. -Her zaman baş olmayı istiyoruz; “Benim olsun, varsın küçük olsun” temel düsturumuz. -Farklılık ve çeşitliliğe sıcak bakmıyoruz. -Risk almaktan korkuyoruz. -Başarıya odaklanma ve rotada kalma zayıflığımız var. -Kaderci ve kederciyiz. Küçük düşünüyor ve az olanla yetinmeye çalışıyoruz.

9 -Yetkilerimizi devretmeyi sevmiyoruz. -Bırakın lider yetiştirmeyi, çevremizde düşünen insan istemiyoruz. -Tepkiseliz, yüzeyseliz; buzdağının altını görmeye çalışmıyoruz. -İnisiyatif kullan(a)mıyor, otorite arıyoruz. -Her zaman bizim dışımızda bir kurtarıcı bekliyor, başkalarının yönlendirmesine ihtiyaç duyuyor ve bekliyoruz. -Sistemsizliğin sistem haline geldiği yapılar oluşturuyoruz. -Moda trendlere aşırı ilgi gösteriyor, herşeyin enflasyonunu oluşturuyoruz. -İleri dönük değil, geriye dönük düşünme eğilimi içindeyiz.

10 -Amaç ve hedeflerimiz çok açık değil. -Süreksizlik ve kararsızlık bir parçamız olmuş. -Herşeyi acil kategorisine sokana kadar ilgisiz davranıyoruz. -Sürece ve sisteme değil, sonuçlara bakıyoruz. -Önce yapıyor, sonra düşünüyoruz. -İyiyi hedefliyor, fakat sonunda vasatla yetiniyoruz. -Zor yolu değil, kolay ve önceden kullanılmış eski yolları seçiyoruz. -Rekabetin bizim için anlamı, biz kazanalım onlar kaybetsin. -İyileştirme yerine, kökten değişimi savunuyoruz.

11 -Özde değil, sözde doğruları söyleriz; tutarlı değiliz. -Kendi isteklerimizin yapılmasında ısrarcıyız. -Hazır reçetelere önem veriyoruz. -Esnemekte her zaman zorlanıyoruz. Esneklikle, ilkesizliği birbirine karıştırıyoruz. -Bizim dışımızdan gelen fikirleri zor kabulleniyoruz (Yabancılardan gelenler hariç). -Objektif değil, sübjektif yaklaşımımız ağır basar. -Kendi bakış açımızı her zaman önde tutarız. -Hiyerarşik ve otoriter yapılara karşı eğilimliyiz.

12 Fakat tüm bunlara rağmen eğer bir şeye karar verirsek ve inanırsak, hızla uyguluyor ve hızlı değişiyoruz. İstersek müthiş bir esneme yeteneğimiz var. Kazanma ve başarı hırsımız var. Uyarlama ve uyum sağlama gücümüz yüksek. Değişime direnir, fakat çok da hızlı uyum sağlarız. En önemlisi de içten ve sıcak, yüreklerini kullanmasını bilen bir toplumuz. Birliktelik duygumuz yüksek. İmece kültürümüz var. Yapmamız gereken akıl ve yüreğimizi beraber kullanabilme becerimizi geliştirmektir.

13 Şimdi artık; -Eğitime önem vermeye başladık. -Kişisel gelişime yatırım yapıyoruz. -Olumlu düşünmeye çalışıyoruz. -Planlı çalışmaya çalışıyoruz. -Yaşamımızı kontrol etmeye çalışıyoruz.

14 Türk yöneticilerin geneline baktığımızda, eskisi kadar çok yoğun olmasa da hâlâ bir grup yöneticinin, kendinden daha iyi olanı yanında barındırmak istemediğini görüyoruz. Kendi yerine yönetici, lider yetiştiren kişi sayısı yok denecek kadar az. “Benden sonra tufan” anlayışı ile yönetiyoruz. Gelişmiş ülkelere baktığımızda, liderlik özelliklerinin en başında lider yetiştirmenin geldiğini görüyoruz. Türkiye genelinde yöneticiler, yetkilerini delege etmekten ve inisiyatif kullanılmasına izin vermekten çekiniyorlar. Daha iyi birisinin yerlerini alacağı korkusu yaşanıyor. Türk tipi yönetimde yönetici her an yerini kaybetme korkusu yaşıyor ve risk al(a)mıyor, inisiyatif kullan(a)mıyor.

15 Temel anlayış, “Gelen ağam, giden paşam”. Eğer özel sektördeyseniz, yöneticiden tek beklenen, “Kâr”dır. “Ne olursa olsun kâr edelim”. Bu da orta ve uzun dönemli stratejik düşünmeyi, değişimi ve yeniliği öldürüyor. Kâr için kısa vadeli alınan karar ve uygulamalar, uzun vadeli daha büyük sorunlara yol açıyor ve yöneticiler sonuçta yine başarısız sayılıyor. Türk tipi yönetimin altında yatan da yetiştirilme tarzımız. Baskıcı, engelleyici, kontrol edici çocuk yetiştirme yaklaşımımız iş yaşamımızda da aynı şekilde devam ediyor. Çocuğun yerini çalışanlar, anne ve babanın yerini müdürler, şefler, patronlar, amirler, yöneticiler alıyor.

16 Sonuçta iş, “Çalışan dediğin patronunun, müdürünün dediğini yapar” noktasına geliyor. Ve yönetim şeklimiz çoğu yerde ne yazık ki “Türk Tipi Pedagojik Yönetim” şeklini alıyor. Bunun sonucunda da batılı insanlarla bizim aramızda yüzyıllar sonrasında önemli bir düşünüş farkı oluşmuş oluyor. İSTESOB EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ Kaynakça: Murat TOKTAMIŞOĞLU’nun yazısından özetlenmiştir.

17 Hazırlamış olduğumuz sunumları web adresinden “Mesleki Eğitim” bölümüne girerek bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

18 TEŞEKKÜR EDERİZ İSTESOB EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ Eğitim Müdürü: Metin İÇTEM Eğitim Müd. Asistanı: Ahmet Z. GÜNDOĞDU


"SUNUM. TÜRK TİPİ YÖNETİM Yabancı toplumların bizi kendilerinden ayırmak için kullandıkları bir söylemi uzun yıllar biz de çok benimsedik ve bunu çoğunlukla." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları