Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kur’ân Buluşmaları: 32 ÜMİT ŞİMŞEK. اَفَتَطْمَعُونَ اَنْ يُؤْمِنُوا لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَر۪يقٌ مِنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَامَ اللّٰهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kur’ân Buluşmaları: 32 ÜMİT ŞİMŞEK. اَفَتَطْمَعُونَ اَنْ يُؤْمِنُوا لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَر۪يقٌ مِنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَامَ اللّٰهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ"— Sunum transkripti:

1 Kur’ân Buluşmaları: 32 ÜMİT ŞİMŞEK

2 اَفَتَطْمَعُونَ اَنْ يُؤْمِنُوا لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَر۪يقٌ مِنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَامَ اللّٰهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ مِنْ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ Şimdi siz onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir topluluk var ki, Allah’ın kelâmını dinler, onu anladıktan sonra bile bile tahrif ederler.

3  Tahrif  Sözün / metnin lâfzını / mânâsını değiştirerek bozmak  Yahudilerin tabiatı haline gelmiş bir uygulama  Zulmedenler, kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de, yoldan çıkıp durmaları yüzünden, o zalimlerin üzerine, gökten pek fena bir azap indirdik.  Bakara, 2:59

4  Yahudilerden öyleleri var ki, sözü çarpıtır da, dillerini eğip bükerek ve dini alaya alarak “İşittik ve isyan ettik,” “İşit, işitmez olasıca,” “Râinâ” derler. Bunun yerine “İşittik ve itaat ettik,” “İşit,” “Bizi gözet” deselerdi, kendileri için daha doğru ve daha hayırlı olurdu. Lâkin inkârları yüzünden Allah onları lânetlemiştir; artık pek azı iman eder.  Nisâ, 4:46

5  Onları, sözlerinden dönmeleri yüzünden lânetledik ve kalplerini de katılaştırdık. Onlar, kelimeleri yerlerinden saptırırlar; kendilerine verilen öğütten paylarını da unutmuşlardır. Pek azı müstesna, onlardan hep hainlik görürsün. Yine de sen onları bağışla ve aldırış etme. Muhakkak ki Allah iyilik yapanları sever.  Mâide, 5:13

6  Ey Peygamber! Kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla “İnandık” diyenlerden inkâra koşuşanlar da, Yahudilerden yalanı can kulağıyla dinleyen ve sana gelmemiş bir topluluk hesabına casusluk edenler de seni üzmesin. Onlar kitaptaki kelimelerin yerlerini ve anlamlarını değiştirirler; “Size şu hüküm verilirse alın, o verilmezse kaçının” derler. Allah birisini fitneye düşürmek isterse, artık sen onu Allah’ın elinden kurtaramazsın. Allah onların kalplerini temizlemek istememiştir. Dünyada onlar için bir rezillik, âhirette ise büyük bir azap vardır.  Mâide, 5:41

7  Kitap Ehlinden bir kısmı da var ki, kitabı okurken dillerini eğip bükerler — tâ ki, okudukları şeyi kitaptan sanasınız. Oysa o kitaptan değildir. Bir de derler ki, “Bu Allah katındandır.” Oysa o Allah katından değildir. Böylece, bile bile Allah hakkında yalan söyleyip dururlar.  Âl-i İmrân, 3:78

8  “Onu anladıktan sonra, bile bile tahrif ederler”  Allah kelâmı olduğunu anladıktan sonra, bu gerçeği bilerek tahrif ederler  Bu fiil devam ediyor

9  Biz onları kitapta insanlara açıkladıktan sonra, indirmiş olduğumuz delilleri ve hidayeti saklayanlara gelince: Allah onları rahmetinden uzak tutar; lânet edebilecek olanlar da onlara lânet eder.  Ancak tövbe edip durumlarını düzelten ve sakladıkları şeyi açıklayanlar müstesnâdır; Ben onların tövbelerini kabul ederim. Çünkü Ben tövbeleri kabul eden sonsuz rahmet sahibiyim.  Bakara, 2:

10  Ebû Hüreyre (r.a.):  Ehl-i Kitap, Tevrat’ı İbranice okuyup Müslümanlara Arapça tefsir ederlerdi. Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki:  “Ehl-i Kitabı ne tasdik edin, ne de tekzip edin: Deyin ki: Biz Allah’a da, bize indirilene de, size indirilene de iman ettik.”  Buharî, İ’tisâm: 25

11  İbni Abbas (r.a.):  Nasıl oluyor da Ehl-i Kitaba soru soruyorsunuz? Halbuki elinizde Resulullaha (s.a.v.) indirilmiş bulunan ve okumakta olduğunuz en son, saf ve hiç bozulmamış kitabınız var! Üstelik o kitabınız size, Ehl-i Kitabın kitabullahı tebdil ve tağyir ettiğini ve kendi elleriyle kitap yazıp sonra da onunla üç beş kuruş kazanmak için “Bu Allah katındandır” dediğini anlatıyor. Size gelen bu ilim, onlara sual sormaktan sizi alıkoymuyor mu? And olsun ki biz onlardan hiçbirinin size indirilen hakkında size sual sorduğunu görmüyoruz.  Buharî, İ’tisâm: 25

12  Şimdi siz onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz?  Kendi peygamberlerine bile “Allah’ı açıkça görmedikçe sana inanacak değiliz” diyen  Kendi kitaplarını keyiflerine göre değiştiren bir topluluk

13 وَاِذَا لَقُوا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قَالُٓوا اٰمَنَّاۚ وَاِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ قَالُٓوا اَتُحَدِّثُونَهُمْ بِمَا فَتَحَ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَٓاجُّوكُمْ بِه۪ عِنْدَ رَبِّكُمْۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “Biz de inandık” derler. Baş başa kaldıklarında ise, birbirlerine, “Yoksa,” derler, “Rabbiniz katında size karşı delil olarak kullansınlar diye mi Allah’ın size açtıklarını onlara anlatıyorsunuz: Hiç akıl etmiyor musunuz?”

14  Münafıklarla ortak özellikleri:  İman edenlerle karşılaştıkları zaman “İnandık” derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise “Biz sizinleyiz,” derler. “Onlarla sadece eğleniyoruz.”  Bakara, 2:14

15  وَاِذَا وَاِذَ ا ... Karşılaştıkları zaman.... Baş başa kaldıkları zaman  Bunu hep yapıyorlar  1. Nifak  2. Hakkı gizlemek

16  Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Yine de onlardan bir zümre var ki, bile bile gerçeği gizler.  Bakara, 2:146  Allah katında hak din İslâmdır. Kendilerine kitap verilmiş olanlar ise, onlara bilgi ulaştıktan sonra, sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse bilsin ki, Allah’ın hesap görmesi pek çabuktur.  Âl-i İmrân, 3:19

17  Hiç akıl etmiyor musunuz?  Yahudilerin birbirine hitabı: “Müslümanlara kendi aleyhinizde delil verdiğinizi akıl edemiyor musunuz?”  Müslümanlara hitap: “Bütün bunları işleyen bir güruhun size inanmayacaklarını akıl etmiyor musunuz?”

18 اَوَلَا يَعْلَمُونَ اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizlediklerini de bilir, açığa vurduklarını da?

19  Allah’ın herşeyi bildiğine dair bilgi Tevrat’ta mevcut olduğu halde, yapılan tahrifatla Allah’ın ilim sıfatı noksan hale getirilmiştir  Kur’ân bu yüzden Allah’ın ilim sıfatı (aynı sebeple irade ve kudret sıfatları) üzerinde çok durur, tafsilât verir ve vurgu yapar.

20  Görmedin mi ki, göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini Allah bilir? Ne zaman üç kişi aralarında fısıldaşacak olsa, dördüncüsü mutlaka Odur; dört kişilerse beşincisi Odur. Sayıları bundan az olsun, çok olsun, nerede olsalar Allah onlarla beraberdir. Sonra da Allah onlara yaptıklarını kıyamet gününde haber verir. Çünkü Allah herşeyi hakkıyla bilir.  Mücadele, 58:7

21  Biz insanı yarattık; nefsinin ona ne fısıldadığını da biliriz. Çünkü Biz ona şahdamarından daha yakınız.  Kaf, 50:16  Ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah’tan gizli kalmaz.  Rahimlerde size dilediği gibi bir şekil veren Odur. Ondan başka tanrı yoktur; O Aziz ve Hakîmdir.  Âl-i İmrân, 3:5-6

22 وَمِنْهُمْ اُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ الْكِتَابَ اِلَّٓا اَمَانِيَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَظُنُّونَ Bir de onlardan, kitabı [okuma- yazmayı] bilmeyen ümmîler vardır ki, bütün bildikleri kuruntulardan, işleri de zan ve tahminden ibarettir.

23  Ümmî  Okuma yazma bilmeyen  Kendilerine kitap verilmemiş  Onlar seninle tartışacak olurlarsa de ki: “Ben yüzümü Allah’a döndüm ve Ona teslim oldum; bana uyanlar da böyle yaptılar.” Kendilerine kitap verilenlere de, verilmeyenlere de “Siz de teslim oldunuz mu?” diye sor. Onlar da hakka teslim olurlarsa doğru yolu bulmuş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen ancak tebliğden ibarettir. Allah ise kullarını görmektedir.  Âl-i İmrân, 3:20

24  Onlar, ellerindeki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları ümmî nebî olan Peygambere uyanlardır. Peygamber ise onlara iyiliği emreder, onları kötülükten sakındırır, temiz şeyleri onlara helâl eder, pis şeyleri haram kılar, daha önce üzerlerinde bulunan ağır yükleri ve bağları kaldırır. Ona iman eden, onu destekleyen, ona yardım eden ve onunla indirilmiş olan nura uyan kimseler, kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.  De ki: Ey insanlar! Ben sizin hepinize birden gönderilmiş Allah elçisiyim. O Allah ki, göklerin ve yerin egemenliği Onundur. Ondan başka tanrı yoktur. O diriltir, O öldürür. Siz de Allah’a ve Resulüne iman edin — ki, zaten o ümmî peygamber de Allah’a ve sözlerine iman etmiştir. Ve o peygambere uyun ki doğru yolu bulasınız.  A’râf, 7:

25  Biz ümmî bir ümmetiz; yazı yazmayı ve hesap yapmayı bilmeyiz.  Buharî, Savm: 13  ا مَانِيَّ - أمنية  Kuruntu, boş hayal, avuntu  Onlar, “Yahudilerden yahut Hıristiyanlardan başkası Cennete girmeyecek” dediler. Bu onların kuruntusudur. Sen, “Eğer doğru söylüyorsanız delilinizi getirin” de.  Bakara, 2:111

26  Şeytan onlara vaadlerde bulunur, onları kuruntularla oyalar. Lâkin şeytanın onlara vaad ettiği, bir aldatmadan başka birşey değildir.  Nisâ, 4:120  Allah’ın vaadi ne sizin kuruntularınıza tâbidir, ne de Kitap Ehlinin kuruntularına. Kötülük işleyen onun cezasını görür; kendisine Allah’tan başka bir dost veya yardımcı da bulamaz.  Nisâ, 4:123

27  Zan  inanma / sanma / bilme / yakîn / şek  Yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyacak olursan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zan peşinde gider ve uydurup dururlar.  En’âm, 6:116  Zan asla gerçeğin yerini tutmaz.  Yunus, 10:36; Necm, 53:28

28 فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْد۪يهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هٰذَا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ لِيَشْتَرُوا بِه۪ ثَمَناً قَل۪يلاًۜ فَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا كَتَبَتْ اَيْد۪يهِمْ وَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا يَكْسِبُونَ Yazıklar olsun o kimselere ki, kitabı kendi elleriyle yazarlar, sonra da, onunla az bir para elde etmek için “Bu Allah katındandır” derler. Yazıklar olsun elleriyle yazdıkları yüzünden onlara, yazıklar olsun kazandıkları yüzünden onlara!

29  Allah’ın indirdiği kitaptan birşeyi gizleyen ve onu az bir para karşılığında satan kimselere gelince, onlar ancak karınlarına ateş dolduruyorlar. Kıyamet gününde Allah ne onlarla konuşur, ne de kendilerini temize çıkarır; onların hakkı, acı bir azaptır.  Onlar doğru yolu sapıklıkla, bağışlanmayı azapla değiştirmiş olan kimselerdir. Ateşe ne kadar da dayanıklı şey bunlar!  Bu azabın sebebi, inkâr ettikleri kitabı Allah’ın hak ile indirmiş olmasıdır. Onun için, kitap hakkında anlaşmazlığa düşenler, haktan pek uzak bir ayrılık içindedir.  Bakara, 2:

30  Elinizde olanı doğrulayıcı olarak indirdiğime de iman edin; onu inkâr edenlerin ilki siz olmayın. Âyetlerimi az bir kazançla değişivermeyin. Ve yalnız Benden korkun.  Bakara, 2:41

31  Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, halkın malını haksız yere yiyor ve onları Allah’ın yolundan alıkoyuyor. Altını ve gümüşü istifleyip de Allah yolunda harcamayanları sen acı bir azapla müjdele.  Birgün bu altın ve gümüşler Cehennem ateşinde kızdırılır da onunla alınları, böğürleri ve sırtları dağlanır. “Kendiniz için biriktirdiğiniz işte bu,” denir. “Şimdi tadın biriktirdiklerinizi!”  Tevbe, 9:34-35

32  Kazandıkları yüzünden  Aldıkları paralar, edindikleri menfaatler yüzünden  Kazandıkları günahlar yüzünden  Tehdidin kapsama alanı  Kitabın mânâsını Allah’ın muradı dışındaki taraflara çekerek bununla dünya menfaati elde edenler

33  İnternet adresleri   utesav.org.tr  facebook.com/yazarumitsimsek


"Kur’ân Buluşmaları: 32 ÜMİT ŞİMŞEK. اَفَتَطْمَعُونَ اَنْ يُؤْمِنُوا لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَر۪يقٌ مِنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَامَ اللّٰهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları