Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI 8.BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ “ilgi alanı avcılık olanların kendilerini sorgulama Zamanı çoktan geldi de geçiyor diye düşünüyorum.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI 8.BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ “ilgi alanı avcılık olanların kendilerini sorgulama Zamanı çoktan geldi de geçiyor diye düşünüyorum."— Sunum transkripti:

1 T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI 8.BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ “ilgi alanı avcılık olanların kendilerini sorgulama Zamanı çoktan geldi de geçiyor diye düşünüyorum. Ya gittiğimiz pek çok yanlış yolun farkına varıp geleceğimizi kurtaracağız, ya da bugün vazgeçemediğimiz küçük keyifler için geleceğimizi yok edeceğiz…”

2 2/ AVCILIĞIN TARİHİ, FELSEFESİ, PSİKOLOJİSİ, ÖZÜ VE AVCILIKTA AHLAKİ DEĞERLER

3 3/56 AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir

4 4/56 AVCILIK Eskiden  İnsanın kendisini korumak,  Karnını doyurmak,  Giyeceklerini sağlamak,  Hayvan ehlileştirmek,  Hayatta kalabilmesi için yapılırdı. Bu insanlar yaşayabilmek için doğal olarak avcıdır. İnsanlar; yaşamak için sadece maddi ihtiyacını karşılayacak kadar avlanırlardı…

5 5/56 AVCILIK Bugün  Tabiatla kucaklaşmak,  Av hayvanını tabii ortamında görmek,  Heyecan yaşamak,  Vurduğunu göstermek, anlatmak  Dinlenmek, dinçleşmek, tazelenmek  Maddi kazanç Zevk, spor, dinlenme için yapılıyor…

6 6/  İnsanoğlu var olduğu andan itibaren doğa koşulları içerisinde var olabilmek, varlığını sağlıklı bir şekilde uzun yıllar sürdürebilmek için büyük bir yaşam mücadelesi içine girmiştir. Bu tarihsel yolculuğun başlangıç döneminde sürdürülen ayakta kalma mücadelesinin en zor aşamalarını, avcı olmasının sağladığı vasıflarla aşabilmiştir.

7 7/  Bilindiği üzere insanlar canlılar dünyasının en gelişmiş yaratığıdır.  Dolayısıyla insanlaşma sürecinde, insanların ilk tarihsel işi düşünmeye başlamadan önce maddi gereksinmelerini giderme yolunda faaliyette bulunmaya başlamış olmasıdır. Bunun doğal sonucudur ki her geçen gün artan ihtiyaçlarını gidermek için eksiklerini gidermeye yönelik avda kullanmaya yönelik aletler ve araçlar geliştirmeyi başarmışlardır.

8 8/47  AVCILIK SAYESİNDE İHTİYAÇLARINI GİDEREN İNSANOĞLU DAHA SONRADA YİĞİTLİK, GÜCÜNÜ KANITLAMA, HARBE HAZIRLIK, SPOR, TUTTKU ADI ALTINDA BU UĞRAŞINI SÜRDÜREGELMİŞTİR

9 9/  İnsanlık tarihinin kökenini oluşturan maddi araçların üretimi, alet kullanma dönemi, insanlaşmanın başlangıcı olarak alınmaktadır milyon  Kalıntı ve bulguların verilerine göre, çok hassas radyoaktif zaman saptama yöntemleri ile yapılan hesaplar neticesinde insanların günümüzden milyon yıl önce yaşadıkları tespit edilmiştir.

10 10/  Avcılığın başlangıç tarihi insanlık tarihi ile eş zamanlı olarak başlamıştır.  “İnsanlığın tarihi, avlanmanın da tarihidir” diyebiliyoruz  Bugünkü bilgilerimiz ışığı altında, insanlaşmanın Afrika ’ da başlamış olabileceği varsayılmaktadır. Bu insanlara “yetenekli insan” anlamına gelen “Homo-Habilis” denilmektedir Bu insanlar yaşayabilmek için doğal olarak avcıdırlar.

11 11/  Medeniyet tarihi içerisinde avcı insanın rolü, gerçekten önemlidir. Bu rolün üstlenilmesini sağlayan Avcı ruhu geçmişte hep vardır, şimdi de var, gelecekte de mutlaka var olacaktır. Çünkü avcı kimliğimiz genetik yapımızın elle tutulmasa da ayrılmaz bir parçasıdır.

12 12/  Bir milyon yıl kadar bir süre, önce sadece yaşamak için ihtiyacı kadar hayvanı öldüren atalarımızla hayvanlar arasında basit bir anlaşma vardı: “ Karnımız toksa ve bize bir zarar vermiyorsanız, bizde sizi rahat bırakırız.” şeklindeydi. Kısaca hayvanlara aç olmadıkları zaman müdahalesiz bir yaşantı öngörüyorlardı.

13 13/

14 14/  İnsanlık tarihi boyunca avcılık süresi içinde ortaya çıkan işbirliği, iş bölümü, topluluk içindeki bireyler arasında sorumluluk dağıtılması, verilen görevlerin zamanında yerine getirilmesi, grup dayanışmasını ve grup psikolojisini ortaya çıkaran nesnel temellerdir.Bunun sonucu olarak avcılık;  İhtiyaçtan dolayı işbirliği yapmamızı ve konuşkan olmamızı sağladı,grup dayanışması orginazasyonlara dönüşerek, yerleşik düzene geçmesini sağladı.  Uzun vadeli amaçlar üzerinde daha çok yoğunlaşarak icatlar yapmamızı,  Hayvanlardan temin edilen proteinler ile iyi beslenebilmeyi sağlayarak insana yaşam vermektedir..

15 15/  İnsanlık alemi, yaşam süreci içinde toplayıcılıktan avcılığa, avcılıktan tarım toplumuna geçerek büyük bir değişime uğramıştır.  İklimsel değişiklikler, çeşitli coğrafik ( deprem, sel vb.) olaylar beraberinde avcıların süreç içinde azalmasına, doğanın doğrudan üretim süreciyle döndürülmesi anlamına gelen hayvancılık ve tarımın geliştirilmesi başlamıştır.

16 16/  Geçmişten, bu zamana erişinceye kadar geçen binlerce yıl yaşayabilmek için doğal olarak insanların avlanması gerekiyordu.Şimdi, marketlerde bin bir çeşit ürünün tüketiciye sunulduğu bir dönemde bu sorunları anlamak güçtür. Bir zamanlar, peşinde onlarca zahmetle koştuğumuz hayvanlar artık paketlenmiş olarak raflarla hazır olarak bizlere sunulmaktadır. Kısacası günümüzde yiyecek bulmak kolaydır.

17 17/  Avcı atalarımız tarihsel süreçte küçük ama çok önemli adımlar atmışlardır.Tahıl yetiştirmeye başladılar.avcı, artık çiftçi gölgesinde kalacaktı. Medeniyet öyle bir gelişme göstermiştir ki doğanın dengesi bu kısa sürede alt üst edilmiştir. hayvan dostlarımız üzerinde, mutlak bir üstünlük sağladığımızdan beri kontrol edilemeyen tek taraflı bir dünya yarattık.  Bu tek taraflı dünyada, bize düşen görev ise;  Dünyamızı hayvan dostlarımızla paylaşmak zorunda olduğumuzu, yaşam hakkı  Hayvanların yaşam hakkına saygılı olmamız gerektiğini bilmektir.  Doğal yasalara müdahale ederken çok hassas ve titiz olmamız gerektiği,

18 18/ Hayvanlardaki kadar merhamet avcılarımızda var mı acaba

19 19/  hiç unutulmamalıdır ki her hayvan, her canlı milyonlarca yıl süren bir evrimin sonucudur.  Bu dünyada yaşayan her canlı bir diğerine yaşam zinciri ile bağlıdır.  Her yaşam zinciri kendi içindeki en zayıf halka kadar kuvvetlidir.  Bir canlı türünün yok olması, milyonlarca yıl süren bir yaşamın yok olması demektir.Bunun bedeli hiçbir şekilde ödenemez.  Her hayvan, güzelliği, sayısının az olması yada parasal değeri için değil sadece var olduğu için değerlidir.

20 20/  Sıradan serçenin biyolojik yaşam içindeki görevi, yaşam zinciri içindeki önemi günümüzde bir papağan veya goril yavrusu kadar sempati toplamıyorsa, bu serçenin kabahatli olduğundan değil olsa olsa insanların serçe hakkında bilgi sahibi olmadığı gerçeğini ortaya çıkarmaktadır.

21 21/

22 22/

23 23/ Avcılığın Özü  Tarihsel süreç içinde insanlar yaşamlarını sürdürebilmek için avlansalar da günümüzde avcılık heyecan dolu evrensel bir etkinlik, insan mutluluğuna katkı sağlayan bir eylemdir.  Fakat bizler biliyoruz ki tarihsel süreç içinde avlanmaktan beklenen nihai amaç öldürmek değildir.  Hayvanları ehlileştirmek için canlı olarak ele geçiren, insanoğlunun bu davranışı somut bir örnektir.

24 24/ •Fakat zamana bağlı olarak, silahların etkinliği arttıkça insanoğlu av hayvanlarının rakibi olarak kendine, özgür iradesi ile sınırlamalar getirmiştir. •Avlayan ve avlanan arasında doğuştan var olan eşitsizliğin, en azından artmaması için hayvanların doğal savunma mekanizmalarını aşmamaya özen göstermiştir. •Belirli bir sınırın aşılması halinde avcı-av ilişkisi, salt yok etme eylemine dönüşür ki, •İşte bu avcılığın özüne aykırıdır.

25 25/  Örneğin; balık tutmak amacı ile derelere elektrik veren veya dinamit atarak balık avlamaya çalışan balıkçının yaptığı bu eylem ona başlangıçta akıllıca gibi görünebilir. Halbuki bir veya birden fazla türün sonunu getirecek bu davranış aslında tamamen akıl ve ahlak dışıdır.  Denetim mekanizmasının, yeterince sağlıklı çalışmamasından ötürü akıl kötü yolda kullanılmış, daha çok av için sınırlar yasadışı yollarla aşılmıştır.Bu davranış türü, aynı zamanda hakkından daha çok bir paya sahip olma arzusu taşıdığı için ahlakla bağdaşmaz ve bu mantıkla bu balıkçı çok balık yakalamasına rağmen aslında AVCI değildir.

26 26/ Ayrıca;  -Bıldırcın avlamak için ses cihazı kuran,  -Geceleri ışık yardımı ile tavşan avlamaya çalışan,  -Ağır kış şartlarında yaban hayvanlarının fiziki imkansızlıklarını kendisine avantaj sayan,motorlu taşıtlarla av yapan,  -Geceleri gece görüş dürbünü kullanmak sureti ile avlanan,  -Yasaların öngördüğü avlanma metotlarının dışında avlanmayı alışkanlık haline getiren,  -Yaban hayvanlarının çiftleşme dönemlerinde tepkilerinin en düşük düzeye indiği anlarda avlanan,  -Hayvanları yeme alıştırmak sureti ile hayvanların zayıf yönünden istifade yoluna giden  Avcı kılıklı----Ahlak Yoksunu kişi gerçek avcıların, dolayısıyla insanların yüzkarasıdır.

27 27/ İnsanlığa yakışmayan ahlak dışı davranışlarda bulunan kişilerde asla avcı olamazlar

28 28/

29 29/

30 30/ Genel anlamda avcılık; •Avcılık, birinin avlayan diğerinin avlanan olduğu farklı türler arasındaki eylemdir. Avcılık yalnız insanoğluna ait bir uğraş olmayıp hayvanlar dünyasının her kademesinde vardır. •Kedilerin fareleri, kuşların sürüngenleri ve böcekleri, yırtıcıların memelileri, büyük balıkların küçük balıkları avlamaları gibi.

31 31/ •Avlanmak eyleminde karşılık yoktur.Yani, eylem tek taraflıdır. Bunu doğuran temel nitelik türler arasındaki eşitsizliktir. •Av, avcıdan çok daha hızlı veya çok daha güçlü olabilir. Ancak, sonunda avcı, her zaman avına karşı üstünlük sağlayacaktır. •Bu eylemin adına avcılık diyebilmemiz için avlanılanın kaçıp kurtulma şansının ve kural olarak kaçabilecek güçte olması gerekir.

32 32/ •Merkez av komisyonu kararlarında zaman yasakları ve yasaklanan avlanma usul ve şekilleri başlığı altında belirtilen tarihlerden, metotlardan çıkarılması gereken anlam ve arzulanan amaç budur. Yani, yeni doğan yavruların ergin hale gelip kaçabilme şansını yaratabilmektir. Bu bağlamda, başarılı sonuç avın olmazsa olmaz koşulu değildir. Eve boş dönmenin ayıbı ve yadsınacak hiçbir yanı yoktur.

33 33/

34 34/  Avcılığın en güzel yanlarından biriside her zaman mücadeleyle dolu ve sorunlu olmasıdır. Bir yerde sorun var ise, bir de çözümü var demektir. Çözüm yollarını aramak, zorlamak bir eylemi gerektirmektedir ki mutluluğa erişmenin doyurucu yolu da zoru başarmaktan geçmektedir.

35 35/  İnsanoğlu hiç kuşkusuz kendisine göre bir alt tür olan hayvanlara kaçma şansını bilerek vermelidir. İnsanoğlu sahip olduğu üstün yetenek ve olanakları sınırlayarak türlerin devamını sağlamak, avcılığın temel yaklaşımlarından biri olmalıdır. Ancak, bu sayede avcılık gelecek nesillere aktarılabilir.  Avcılığın bir etkinlik olarak yapılması ve bu nitelikle herkes tarafından anılması istenecek ise avcı kendi özgür iradesi ile insana has olan üstünlüğünden vazgeçebilmelidir.  Avlanma olayı, türler arasındaki eşitsizliği aşrı boyutlara getirmemelidir.  Unutmamalıyız ki

36 36/ “ Kartallar sinek avlamaz.”

37 37/  Yabani flora ve faunanın korunarak gelecek nesillere aktarılması doğal bir miras olarak görülmelidir.  Avcı, toplumun diğer bireylerine göre daha fazla sorumluluk taşımaktadır. Çünkü, toplumun tamamına ait doğal kaynakların önemli bir bölümünü sadece toplumun bir kısmını teşkil eden avcılar kullanmaktadır. Avlanma hakkını savunan bilinçli avcıların evrensel sorumluluklarını bilerek hareket etmeleri gerekmektedir.

38 38/  Avcılık eyleminin uygulanması sırasında, yasaların avcılara öngördüğü sınırlar avcıların evrensel sorumluluklarını yerine getirmesinde yeterli midir ? Devlet yasalarla günleri, avlanma limitlerini vb. belirlemiştir. Fakat, bilinçli bir avcı olmanın tek yolu önce insan olmanın sorumluluğunu bilerek, o an için kendisine hak tanınan limitler dahilinde de olsa yerde duran bir uçana, yavru, dişi veya damızlık için en verimli yaşında bulunan bir erkek memeliye silah doğrultmuyorsa işte gerçek avcıdan beklenen, arzulanan davranış budur.

39 39/  Bu davranış biçiminin avcı toplumu içinde yaygınlaşması, bu ve benzeri davranışların toplum içinde sık sık seslendirilmesi ve taraftar bulabilmesidir.  Kısaca, bilinçli avcı daha çok merhamet duygusu taşır. Sorumluluğunu bilir ve avcılığın ahlaklı anlayışı içinde davranarak ihtiyacı, hakkı olanı kadar tüketme yoluna gider.

40 40/  Aşırı yağışların oluştuğu mevsimlerde, şiddetli fırtınaların yaban hayvanlarının fiziki kudretlerini zaafa uğrattığı zamanlarda avlanmak yasak olmasa da ava çıkmanın uygun olmadığını bilir. Avcılık eylemi sırasında “ Önüme ne çıkarsa onu vururum “ zihniyetinde değil hakkım olanı kadar vururum der. Gerektiğinde hakkından da feragat eder.

41 41/  Buna göre; yaban hayatını ne yasaklarla, ne cezalarla durdura biliriz. Bilinçli bir avcı olarak yaban hayatını, bitkileri, suyu, havamızı korumanın tek yolu ahlaklı bir toplum olmaktan geçmektedir. Hakkımız, ihtiyacımız kadarını tüketmeliyiz. Bu dünya üzerinde yaratılmış olan var olan her şeyin insanların olduğu kadar hayvanların, bitkilerinde hakkı olduğunu bilmeliyiz. Kısaca, doğa olmadan insanlarında olmayacağını unutmamalıyız.

42 42/ den beri koruma altında • çiften fazla üreyen topluluk vardı • çift •1972 yılına kadar yumurtlamadılar • çift kalmıştı. • tane kuş Afrika’dan göçten geri döndü •1990 yılına Türkiye’de tükendiği kabul edildi Göçe giden Kelaynaklar göçten geri dönmüyordu •Günümüzde 83 Kelaynak olmakla birlikte 13 tane yavru bulunmaktadır. •2007 yılında 5 kelaynak göçe gönderilmiş. 2 tanesi Fırat ve Dicle isimli Kelaynaklar göçten dönmüştür. •Buda Kelaynakların doğada yeniden var olabileceğini gösterir.

43 43/ Saf alageyikler Dünyada sadece Antalya’ da Düzlerçamı bölgesinde hayatını sürdürmektedir.

44 44/  Hiçbir yaptırımın olmadığı yüzlerce yıl evvel avcıların davranış biçimlerinin ne kadar ahlaklı olduğunu görebiliyoruz. Örneğin, Dede Korkut Masalların’da atalarımızın avcılık konusunda Beğil oğlu Emre Destanı’ndan almış olduğumuz bir şiirde şöyle denmektedir. Üç yüz altmış altı alp ata binerse, Kanlı geyik üzerine yürümüş olsa, Beğil, ne yay kurardı, ne ok atardı, Hemen yayı bileğinden çıkarırdı, Boğanın, yabani geyiğin boynuna atardı, çekip durdururdu, Zayıf ise kulağını delerdi, avda belli olsun diye, ama semiz olsa boğazlardı. Eğer beyler geyik avlarsa, Kulağı delik olsa, Beğil sevincidir diye Beğil’e gönderirlerdi.

45 45/  Yüzlerce yıl öteden, değeri bügün bile tartışılamayacak seçkin bir örnek olan Milli destanımızda Beğil, zayıf hayvanı avlamaya değer görmüyor. Zayıf geyiği, içinde bulunduğumuz günlerdeki yaban hayvanlarının envanterinde kullanılan markalama yöntemlerine çok benzeyen bir yöntemle işaretliyor. Diğer avcı, uygun zamanda avladığı bir hayvanın kulağında bir delik görse bu av Beğil’ indir diyerek ona gönderiyor.  Bu Milli Destanımız Türk kültürünün zenginliklerini, Türk milletinin yüksek insani vasıflarını, duygularını, faziletlerini ve meziyetlerini dile getirmektedir.  Bu yüksek değer yargılarının yaygınlaştırılması, bugün avcılığın olmazsa olmaz şartıdır.

46 46/  Düzenli bir avcılığın kabul edilebilirliğinin olmazsa olmaz şartlarından biri de kendi içinde örgütlenmiş, bireylerini yasalar içinde kontrol edebilen derneklerin varlığından geçer. Bu oluşumlar farklı coğrafi bölgelerde ve farklı sosyal gruplardan meydana gelse de, hepsinin ortak olarak sergilemek zorunda oldukları payda, yükselen ahlaki değerler olmalıdır.

47 47/  Toplumun bilincinin yeterince oluşmadığı koşullarda, sınırları göreceli kavramlar üzerine belirlenmiş toplumsal yargılar başta olmak üzere yaşamı düzenlemek için yasama organları tarafından çıkarılmış kanunlar bile, son derece hassas bir denge kurulmuş ekosisteme istemeden de olsa müdahale edebilmektedir.

48 48/  Ahlak sahibi bir avcı içinde yaşadığı toplumun değer yargılarını zedelemekten uzak durur, yüksek ahlaki değerleri savunur.  Ahlak sahibi bir avcı, kanunlar uygun görse de o avcıya has duygu ile kanun ve doğa koşullarının her zaman uyum içinde olamayacağını düşünerek hakkından feragat etmeyi bilecektir.Avcı ahlakından bu anlaşılmalıdır.

49 49/  Avcı, canlarını insanlara emanet eden her türlü canlının yaşama hakkına saygı göstermelidir.Bir taraftan onların yaşam ortamlarının iyileştirilmesine faydalı olacak tutumlar sergilerken bir diğer yandan da bilinçli bir avcı toplumunun oluşması için elinden gelen her türlü katkıyı ortaya koymalıdır.

50 50/  Bizler yaşadığımız dünyanın, bu evrenin çok küçük boyutu ama önemli bir parçasıyız. Varlığımızın devamı, bizi barındıran ekosistemin varlığı ile bire bir ilintilidir. Eğer varlığımızı çok daha iyi koşullarda sürdürmek istiyorsak, eğer bu dünyanın bize sağladığı nimetleri gelecek kuşaklara çoğaltarak devretmek istiyorsak buna zorunlu olduğumuzu kabul ediyorsak o zaman her şeyden daha önemli ve mükemmel olan doğanın, kanunlarına saygı göstermeliyiz. Doğadan hakkımız, ihtiyacımız kadarını tüketmeliyiz.

51 51/ »Unutmayalım ki; “ DOĞA BİZSİZ OLABİLİR, FAKAT BİZ DOĞASIZ ASLA OLAMAYIZ.”

52 52/ AVCILIĞIN BASAMAKLARI Farklı yaş gruplarına sahip avcıların sergiledikleri davranış biçimleri genellikle değişiktir. Avcının zaman içinde giderek incelik ve tecrübe kazanması, onun daha zor avların peşine düşmesine sebep olur. Günümüz antropologlarından Carleton Coon (15) “bedensel ve akılcıl değişimin sağlanabilmesine yetecek sürenin henüz geçmemiş olduğunu” söylemektedir. Yani bizler, beden ve ruh olarak taş devri atalarımızdan farklılaşacak zamana henüz sahip olmadığımızdan onlara benzer durumdayız.

53 53/  1- ÖĞRENME BASAMAĞI  2- SINIRLARA ULA½IM BASAMAĞI  3- TROFE BASAMAĞI  4- METOT BASAMAĞI  5- SPORTMENLİK BASAMAĞI ..

54 54/56 Bu basamakları tek tek kendi içinde incelediğimizde her avcının kendisini bu basamakların herhangi birinin içinde bulabileceğinden şüphemiz yoktur. Ayrıca bu basamakların birinin içinde olmak, son derece doğaldır da. Burada göz ardı edilmemesi gereken husus, avcının bulunduğu basamağa hangi süre içinde ulaştığıdır. Örneğin, Öğrenme Basamağı'nın geçilmesi için gerekecek maksimum süre, formal eğitim almak koşulu ile en fazla 2 yıldır. Sınırlara Ulaşım Basamağı için de aynı sürenin geçmesi uygun olabilir. Avcının, Trofe Basamağı ve Metot Basamağı'nın gereklerini uygulayabilmesi için toplam 6 yıl gibi bir süreye ihtiyacı olduğunu varsayarsak, 10 yıllık bir avcı Sportmenlik Basamağı'nın sınırlarına ulaşmış demektir. Bu örneği anlatmaktan amacımız; 30 senelik avcı olmasına rağmen av sohbetlerini “hâlâ, kaç tane vurduğu üzerine” koyulaştıran avcılarımızın konuyu bir kere de bu bakış açısı ile görmelerini, bu bağlamda bir kere daha düşünmelerini sağlamaktır Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Genel Müdürlüğü

55 55/ ÖĞRENME BASAMAĞI  Bu basamakta avcının ana amacı, nişan alma ve atışla ilgili becerisinin geliş-tirilmesi ve gelişmiş durumunu başarı ile çevresine gösterebilme çabalarını kapsar. Bir avcının bu basamakta bulunduğunu, sergilediği ta-vırlardan kolayca anlayabiliriz. Birlikteliğini sürdürdüğü arkadaşları arasında sohbet konularını sürekli olarak silah, nişan alma ve atış teknikleri üzerinde yoğunlaştırması karakteristik davranış biçimlerinin başında gelir. Bir yandan temel kavramların nedenselliğini sorgulamaya çalışırken bir yandan da kendisine uzun yılların kazandırdığı bir tecrübe varmışcasına pekişmiş kanaatlerini seslendirir. Yakın bir zamana kadar, usta çırak ilişkisi içinde kendisine yeni kazanımlar sağlayan yakınlarını, zaman zaman eksiklikle suçlayabilir. Katılmış olduğu avlarda, yapmış olduğu hataları sık sık tekrarladığının farkında bile değildir. Belirli bir eğitimden veya disiplinden gelmediği için son derece önemli hayati tehlike taşıyan kazalara bu basamakta sıkça rastlanır. Bu basamaktaki avcının heves ve arzuları aklının önündedir. Avcılık etiği hakkında pekişmiş bir kanaati yoktur. Evrensel değerler ve var olan doğal kaynakların gelecek nesillere aktarılması ile ilgili ana konular ise onu hiç ilgilendirmemektedir.

56 56/ SINIRLARA ULAŞIM BASAMAĞI  Bu basamakta ana amaç, yasal kurallarla belirlenen sınıra kadar ulaşmak için fazla av yapmak ve avcılık yeteneğini kendine ve yakın çevresine ispatlamaktır. Öğrenme basamağını geçen avcı, bu basamakta müthiş bir enerji sarf eder. Onun öncelik taşıyan tek bir amacı vardır. Sınırlara ulaşmak!.. Yani, yasaların kendisine hak gördüğü tüm hayvanları bir an önce ele geçirmek, en öncelikli hedeftir. Bu basamağın içinde bulunan avcı, tabir caizse dur durak bilmez. Av gününün başlangıcından sonuna kadar av yapma tutkusu ile yanar durur. Vakit kazanmak için yiyeceğini yanında taşır. Av sonunda vurduklarını yakınlarına göstermek arzusu, her zaman ön plândadır. Başarılı bir av sonunda evine herkesin göreceği saatte gelmesi, avladığı hayvanları elinde veya kıtgasında belinde uzun süre taşıması, başlattığı her sohbetin ana konusunun bir önceki av olması tesadüfi değildir. Başarısız geçen avlar bu avcı için kelimenin tam anlamıyla ruhsal bağlamda yıkımdır. Av tutkusu, gündelik hayatında her şeyden daha fazla öncelik taşır. Rüyaları bile bu basamakta av figürleri ile doludur. Uykusundan, kaçan hayvanın sesinden sıçrayarak uyanır.  Daha çok avlanabilmek için silahlar hakkında bilgi edinme merakı bu basamakta başlar. Düne kadar ilgisini çekmeyen balistik bilgiler şimdilerde merak konusudur. Uygun çaplı şoklu silah veya uygun kalibreli bir yivli silah tercihinin kendisine getireceği kazanımların artık farkındadır. Bu bağlamda edindiği bilgileri bir evvelki basamakta bulunan avcılarla paylaşmaz. Tabir caizse konu av olursa, o biraz bencil ve kıskançtır.

57 57/ TROFE BASAMAĞI  Bu basamakta ana amaç, rastgele bir av değil, avla- nabileceğinden emin avlar arasında dikkatle seçilmiş, belirgin özelliği olan birinin avlanmasıdır. Bu özellik bazen göze çarpacak kadar fazla gelişmişlik (Büyük trofe) olabileceği gibi bazen de normal yaşama devam edemeyecek kadar güçsüzlük sergileyen bir hayvan da olabilmektedir. Bu noktada geçerli kural, belirgin olarak avcı tarafından üretilmiş değer yargılarıdır. Değer yargıları yüksek olan avcılar, yaşlı bir hayvanı avlamayı yeğlediklerinde kendilerini yaban hayatı içinde bir regülatör olarak görürler. Bu basamakta karşımızda usta ve seçici bir avcı bulunmaktadır. Geçmiş yıllara göre daha az, ama daha öz konuşmaktadır. İçinde bulunduğu av sezonunu çok daha evvelden plânlayan, uzun mesafelere ava gitmekten çekinmeyen, donanımı geçmiş yıllara göre daha mükemmel olan avcının silahlar ve avcılık hakkındaki değer yargıları hemen hemen kemikleşmiştir. O artık bir strateji uzmanıdır. Neyi, nasıl, ne zaman ve kaç tane avlayacağını çok önceden plânlamıştır. Kurguları kendisini çoğu zaman yanıltmaz.

58 58/ TROFE BASAMAĞI  Ava gittiği arkadaşları ile uzun yıllar devam eden bir beraberliği vardır. Avcılık eylemi için yeni arkadaşlıklara gönüllü değildir. Bu muhafazakâr tavrının arkasında, olası kaygılar yer alır. Kısacası bu bağlamda dışa kapalıdır. Avlamayı düşündüğü hayvanı uzun süreden beri takip etmektedir. Avlanacağı zamanı ve yeri asla ondan duyamazsınız. O, size sadece sonucu göstermek ister. Bu aşamada ava gitme sayısı azalırken rafine zevkler çoğalır. Kurulan yemek sofraları geçmiş yıllara göre belirgin bir gelişme göstermiştir. Geçmiş zaman dilimleri içirsinde her türlü koşulda yemek yiyen avcı, şimdilerde seçicidir. Av sohbetlerinde geçmişe dönük özlem dolu söylemler ağırlık kazanmaya başlar. Avcının, avlağa sürekli olarak fotoğraf makinesi götürme arzusuna bu basamakta rastlanır.

59 59/ METOT BASAMAĞI  Bu basamakta avcı, beceri gerektiren ve dolayısıyla ava daha fazla kaçıp kurtulma olanağı sağlayan avlanma metotlarına yönelmektedir. Bu basamağa ulaşmış avcılar kullandıkları silahların kalibrelerini küçültürler. Örneğin 12 çaplı bir silah yerine 16 çaplı veya çok daha küçük çaplı silahlara (20 veya 36) kendi özgür iradeleri ile yönelirler. Hatta bu silah, tek kırma veya ağızdan dolma silah bile olabilir. Bu basamakta avlanma fiili yavaş yavaş birinci plândaki yerini kaybeder. Avlanmış olmak veya av sırasında vurup vurmamak artık eskisi kadar önemli değildir. Bazı hallerde avın kaçması onu sevindirir. Çevre ile farklı boyutlardaki ilgi bu basamakta yoğunlaşır. Avlanmaya gittiği bölgenin sosyal ve ekonomik değerleri hakkında bilgi toplama ihtiyacı bu basamakta başlar. Avlanma süresi, gün içinde olduğu gibi yıl içinde de kısalmıştır. Kendisine tanınan avlanma limitlerinin altında av yapmış olması, onu artık eskisi gibi üzmemektedir. Azla da yeterince haz alınabileceği şeklindeki düşünceler yavaş yavaş kemikleşme sürecine girmeye başlamış, hatta, değerleri içinde bir yargı olarak yerine oturmaya başlamıştır.

60 60/ METOT BASAMAĞI  Doğaya bakış açısında köklü değişimler bu basamakta başlar. Avcının kafasında geçmiş yıllara göre farklı boyutta soru ve cevaplar oluşmaktadır. Neden? Niçin? Nasıl? ağırlıklı sorular gündemin yoğunluğunu teşkil eder. Bu basamakta avcı her konuda seçicidir. İsteklerinden taviz vermez. Yapılan sohbetlerde yaşanan günün olayları hakkında felsefi boyutlar içeren ve gittikçe yoğunlaşan ağdalı konuşmalar ağırlık kazanır. Her konuda ayrıntılara inilmeye başlanır. Genç avcılara verdikleri öğütlerde daha tutarlı ve ısrarcıdırlar. Geçmişi sorgulamanın başlangıcı, metot basamağının son yıllarıdır.

61 61/ SPORTMENLİK BASAMAĞI  Bu basamakta, uzun yıllar boyu yürütülen ve avlarda üretilmiş ve geliştirilmiş değer yargıları, doğa ile ilgili denge kavramları, yaşama verilen değer, yaşam armonisi, doğa ve yaşam sevgisi gibi ana öğeler etken rol oynar. Bu basamağa ulaşmış avcılar avcılığın doğru kulvarlarda gelişimi, yaban hayatının doğal sürekliliğinin korunması gibi konularda zaman ve para harcamayı seçmektedirler. Genç avcılara avlanmanın prensiplerinin öğretilmesi, habitat korunması ve geliştirilmesi için oluşan topluluklarda görev alma ve faal rol yüklenme bu basamakta gözlenmektedir. Bu basamak avcıya, uzun yılların kazandırdığı tecrübelerin nimetlerini sunmaktadır. O, pek çok konuda deneyim sahibidir. Geçmiş yılların ona verdiği kazanımlar azımsanmayacak kadar çoktur.

62 62/  Bu basamaktaki avcı, tabir caizse piramitin tepe noktasına ulaşmak üzeredir. Doğaldır ki bu konum ona, belirgin bir yalnızlığı bariz olarak yaşatacaktır. Yakın çevresindeki genç avcılar onu, savunduğu ilke ve evrensel değerlerden ötürü anlamakta güçlük çekeceklerdir. Yeni yetişen avcıların, onu anlayabilmesi için uzunca bir zamana ihtiyacı olduğunu, sadece kendisi bilir. Bu basamaktaki avcı, hemen hemen yalnızdır, duygusaldır ve alıngandır. Bu yalnızlığını aşmak, kazanımlarını gelecek nesillere aktarmak için kitap yazar. Fotoğraflardan veya kitaplardan oluşan arşivine çeki düzen verir. Bilgi birikiminin ne denli önemli olduğunu, zaman ona acımasızca öğretmiştir.  Doğa ile uzun yılları kapsayan diyalektiği, hayatın sadece kısa bir oyun olduğunu, kendisine yüklenen rolün önemini de ona öğretmiştir. Yaşamın yadsınmaz bir gerçeği olan ölümün, bir tetik düşürme süresi kadar kısa bir zaman dilimi içinde ona ulaşabileceğinin artık bilincindedir. Ardında bırakması gerekenleri, şimdilerde daha iyi algılayabiliyordur. Bu basamaktaki avcının ulaşmak istediği nihai hedef, geçmişteki kazanımlarının gelecek nesillere bir disiplin içerisinde aktarılmasını temin etmektir.

63 63/ TEŞEKKÜRLER

64 64/ AVCILIĞIN YAZILI OLMAYAN KURALLARI  Avcı yanında bulunan kişileri kırmamalı ve kırgınlığı icap ettiren ne bir kumar,bahis,iddia ve de bunlara sebep verecek menfaatlerin açılmasına sebep vermemelidir.Bilhassa dedikodu şiddetle muzur'dur.  Avcı hiçbir zaman yanındaki veya karşılaştığı kişileri gereksiz inciltici şakaları ile kırmamalıdır.  Avcı bilmelidir ki dünyada en ağır ceza azap ızdırap ve vicdan azabıdır.Tok bir avcının sırf satmak arzusu ile yenebilecek bir hayvanı avlaması bayağılığın son derecesidir.  Bir avcı ziraat' in fahri yardımcısıdır.  İlk tüfekte avını vuramıyan bir avcı dinlenmeden ve rahatlamadan diğer bir ava ateş etmemelidir.  Sizin için hayatını çürüten köpeğinizi ne dövün ne dövdürün.İnsan olduğunuzu anlayarak size itaat etsin.(kuş kaldıran köpeklere ince saçma atanlar anlar)

65 65/  40 yaşını geçmiş insanlara et muzur muş avcılara ise fayda verirmiş.Avcı olmayanlarla aradaki farka bakın.  Kuş tüyünü biriktirin.Yaşlılığınızda çok güzel bir kuştüyü yatağınız olsun.  Mütevazi olmalı Bilene,bilmeyene aşağıdan bakmalı ki;yüksekliğimiz görünsün.  Başkasının önünden kalkan ve başkasının köpeği önünde bir ava atma Bu onun elinden bir şey kapmak gibidir.  Eğer atıp vurursan avı ona ver karşılığında fişeğini alabilirsin(BUNU HANGİ ESKİ AVCIYA YAPARSAN ÇOK GÜZEL DOSTLUKLAR KURARSIN. ZATEN EĞER MİSAFİRSEN BUNU KABUL ETMEZ.)  Bir misafir avcının yanında vurduğun avı çantana koyma ona ikram et.Unutma ki onun sana şehirde yapabileceği mukabele seninkinden çok daha kıymetlidir.  Av silahı vurmak içindir atmak için değil.Bu yüzden vuramıyacağınız mesafeden ava ateş etmeyin.Ya vuramazsınız veya yaralanmasına sebep olursunuz.

66 66/  Kimseden ödünç fişek almayın ve vermeyin.Herkesin tüfeği farklı dolular atar.  100 av vurulmasına acımayın yokluğu bir senedir, fakat bir ağaçtaki kurşuna acıyın çünkü onu seneler yetiştirir.  HİÇBİR ZAMAN VURULAN BİR HAYVANI TEKMELEMEYİN.ÖLÜ BİR DOMUZ BİLE OLSA ÜZERİNE AYAKLA BASIP FOTOĞRAF ÇEKTİRMEYİN.UNUTMAYIN Kİ DOĞADA O SİZDEN ÇOK DAHA ÜSTÜNDÜR.BU DOĞAYA KARŞI ÇOK BÜYÜK BİR SAYGISIZLIKTIR.  Bir başkasının maruz kaldığı tehlikeyi önleyin,o da sizinkini önlesin.(Silah kusur yapar lakin sadık bir dost yapmaz.)  Özellikle büyük hayvan avında başka bir ava (tavşan,keklik gibi) silah atmak doğru değildir.  Zenginlere hediye,fukaralara sadaka vermeyi ihmal etmeyin ki bir gün fakirin bile lütfuna ihtiyacınız olabilir.  Bir ava arkadaşınızla aynı anda ateş ederseniz sakın avı almaya kalkmayın.Onun vurmuş olabileceğini düşünün.  Silahınızla kimsenin izinsiz oynamasına izin vermeyin.Sizde izinsiz bakmayın.

67 67/  Vurduğunuz bir ava acıyacağınız tutarsa onu ne siz yiyin nede çocuklarınıza yedirin.Onu fakir veya bir aça verin ki vicdanınızda olacak huzur kalbinizdeki ıstırabı dindirsin.  Önce köpeğini doyur sonra kendini.Kendi kendini doyuran köpek artık senin değil kendinin olur.  Av grubundur.Kuş avlarında hisseler ayrı veya ortak olur.Büyük avlarda eğer deri avcılığı ise avların derilerinin paraları ya av yapılan köye kalır veya katılımcılara göre pay edilir.  Et avlarında ise kalabalık eğer av ufaksa grupla beraber yenilir,eğer 2 kişi iseler yarı yarıya olur; ama avı vuran fazladan deri baş ve iç organları da alır.  3 kişi iseler avı vuran baş,deri but ve işkembeyi alır.Diğer hisse ikiye bölünür.  Kalabalık büyük eti yenen hayvanların taksimi ise av kişi sayısına göre bölünür. Herkes sıra ile arkasını dönerek bir hak kabul eder.Yalnız büyük av hayvanlarında taksimde kopoylar'da bir kişi kabul edilip onun hakkı köpeğin sahibine verilir.  Köpeğinizin takip ettiği bir ava başkası silah atarsa av yine sizindir.Ve vurana ya avdan bir parça verilir veya 5-6 fişek verilir

68 68/  Büyük ava acemi köpek götürülmez. Çok ayıptır.  Alabalık avına giderken yanınızda saf zeytinyağı bulundurun.Tuttuğunuz bir balığı bu yağın içine atın gün sonra ağrıyan yerlerinize çok iyi gelecek bir ilaç yapmış olursunuz.  Tavşan vurduğunuz zaman böbrek bölgesinden çıkan yağı saklayın.Özellikle dolama ve vücuda batan dikenlerin çıkarılmasında çok faydalı,yaraya bolca sürün ve bir bezle örtün.2-3 günde dolama ise patlatır,diken ise çıkartır.  Özellkle tavşan avının kapanmasına yakın üreme mevsimi olabileceğinden ; bu mevsimde köpeğin önünden kalkan tavşan muhtemelen erkektir.Ama büyük bir olasılıkla 2. Bir tavşan da o muhittedir.Genelde bu gibi durumlarda ilk avdan sonra o bölgeyi terkedip avlanmayın.  Büyük avlarda tavşan hariç sigara içilmez.Sadece sarpçılar yangına dikkat ederek içebilir.(DOMUZ AVINDA İSE KESİNLİKLE İÇİLMEZ)

69 69/


"T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI 8.BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ “ilgi alanı avcılık olanların kendilerini sorgulama Zamanı çoktan geldi de geçiyor diye düşünüyorum." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları